Bir Günlüğüne CEO – BORUSAN TURUNCU
bir_gun_ceo_cover

Bir Günlüğüne CEO
Zeki Berkay Saygın
Zeki Berkay Saygın
•  27/04/2018

Güneş doğmuş. Nasıl parlıyor. Her yer aydınlık. Perili Köşk’ün önündeyim. Köşk de köşk hani. Mavilikler içinde güzide sanat eserlerine ve bir o kadar nadide insanlara ev olmuş. Ofis desen değil. Ev desen hiç değil… Hafta sonları müzeyken ayrı bir güzel. Perili Köşk’ün ismini ilk Türk kadın ressamımız Hale Asaf’tan alan sevimli kedisi Halo ortalarda dolaşıyor, muhtemelen ofisin tadını en çok çıkaran o. Harika bir yer!

İşte böyle güneşli bir Perşembe sabahında, Borusan Holding’in CEO’su Agah Uğur ile bir yönetici seçme, değerlendirme şirketi olan Odgers Berndston’ın CEO for a Day programı kapsamında buluştuk. Programa bine yakın öğrencinin başvurduğunu söylediler. Ne kadar şanslıydım da sonunda 15 CEO’yla eşleşen öğrenciden bir oldum. Programın adı çok büyük: CEO for a Day! Bir Günlüğüne CEO yani. Ama CEO ile Bir Gün demek daha doğru olur. İnsan duyunca bir çekiniyor böyle kolayca CEO lafını kullanmak doğru mu diye. Ama her şey çok hızlı değişiyor. Ben yaşında gençler yönetim kurullarına giriyor. Ben de bu program sayesinde 23 yaşında bir öğrenci olarak CEO’nun bir gününe tanıklık ettim.

15 CEO’yla eşleşen öğrenciden bir oldum. 23 yaşında bir öğrenci olarak CEO’nun bir gününe tanıklık ettim.

BORUSAN CEO’SU GÜN İÇİNDE NELER YAPIYOR?

Agah Uğur muhteşem bir enerjiyle başlıyor güne. Sabah yarım saat tempolu yürüyüş. Ekspres bir kahvaltı. Daima yarını düşünen bir bakış açısıyla, insanın ruhunu besleyen bilgiler ve eserlere dair pek çok sır aldım kendisinden. Birlikte pek çok seminere ve atölyeye katıldık ve yarının iş ekosistemiyle ilgili fikir tasarımlarında bulunduk. Yine de Agah Bey’i gün içinde izledikçe, olaylara onunla birlikte yorum yaptıkça insan görüyor, bahsedildiği kadar kolay değil bu lafı telaffuz etmek. Çok değerli öğütler verdi o yine. Öyle öğüt verir gibi değil ama. Hani insana gösterirler de evet işte tam da böyle dersin ya. Onun gibi. En çok da bu yüzden bu program çok değerliydi.

Sabah ilk iş Kurumsal İletişim Direktörü Şule Yücebıyık ile “Annemin İşi, Benim Geleceğim” projesini konuştuk. Güne böyle güzel projelerle başlamak ayrı bir dinamizm katıyor insana. Çalışma isteği veriyor. Ardından İnovasyon Direktörü Nihan Yolga ile Borusan Holding bünyesindeki start-up’ları konuştuk. Dedim ki işte “inovasyon” böyle bir şey. Buraya kolayca “inovasyon” yazdığıma bakmayın. Agah Bey inovasyona o kadar önem veriyor ki, öyle her şeye inovasyon denmesini yasaklamış. İş bu olunca da, inovasyon diye konuştuğumuz projeler ilgili sektörde herkesi derinden etkileyen, var olan yapıyı ilmik ilmik yeni baştan yazan fikirlerden doğuyor. Sonra Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Hanım ile Borusan Otomotiv’in stratejisi üzerine konuştuk. Ellerimi direksiyonun üzerinde gezdirir kadar gerçek geldi konuştuklarımız.

Agah Bey inovasyona o kadar önem veriyor ki, öyle her şeye inovasyon denmesini yasaklamış.

Yemek vakti geldi, misafirlerimiz vardı. Grup CFO Barış Kökoğlu ve Agah Bey’in misafiri olan başka bir CEO ile çok lezzetli ve keyifli bir öğle yemeği yedik. Konuşmalar derinleştikçe fark ettim ki sohbetin yanında hiçbir şeymiş tabaklardakiler. Sonrasında Borusan’ın diğer bazı şirket ofislerinin yer aldığı Salıpazarı’na gitmek gerekiyordu. Hemen Altı Sigma isimli tekneye atladık. Ben kısa bir video çektim, bir mail okudum derken bir anda oradayız.  Ardından kentin bugün ve gelecekte karşılaşacağı sorunları tanımlamayı ve çözüm olarak yeni düşünce biçimleri üretmeyi hedefleyen ve Columbia Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin bir girişimi olarak kurulan Studio X’e gittik. Borusan Mannesman binasının alt katında yer alan Studio X Türkiye’de bu senenin mimarisinden seçme projeler sergiliyordu.

Studio X’in hemen üst katında ise CIO Tayfun Özçay ile sohbet ettik. Sabahtan beri konuştuğumuz bu dijitale nasıl ulaşacağız sorumun cevabını taze taze, teker teker yanıtladı kendisi. Borusan Mannesmann’ın Genel Müdürü Zafer Atabey ile de orada tanıştım. İşte adetlerin, sayıların, kilogramların hayal etmesi zor bir hal aldığı anlar da o zaman zirveye ulaştı. Ancak kendisini bu kadar rahat ve keyifle dinlememin en büyük sebebi de sanırım işlerin kontrol altında olduğunu açıkça görmemdi.

Altı Sigma’yla boğaz şeridi üzerinden hızlı bir transferle tekrar Perili Köşk’e, ardından da Jaguar’ın yeni elektrikli “iPace”ini görmek için Vadİstanbul’da yeni açılan Jaguar ve Land Rover bayilerine ulaştık. “iPace”i incelerken hayal etmekte zorlandığım büyük sayılar şaşırtıcı bir şekilde küçüldü. Gerçi, “iPace”in tamamen elektrikle saatte 100 kilometreye 4.8 saniyede ulaştığını duyunca hayal etmek tekrar zorlaştı. Vadİstanbul’da Capital dergisine verdiğimiz röportajla yoğun geçen CEO ajandamızı tamamlamış olduk.

BİR HAYAT TARZI OLARAK FIRSATLARI DEĞERLENDİRMEK

Gördüm ki, ancak fırsatları değerlendirmek bir hayat tarzı olduğunda büyük işler büyük olmaya devam ediyor. Biz toplantılara girdikçe, operasyonların adetlerini, nakliye edilen kütleleri, hatta her biri düğüm düğüm örülen stratejilerin etki alanlarını hayal etmekten bir an olsun kendi işlerimi, ödevlerimi ve projelerimi düşünemez oldum. Oysa Borusan için her seferinde bir öncekinden daha güzel projeler her an Agah Bey’in aklındaydı. Nasıl burası daha güzel bir yer olur, dijital gelişimi nasıl yaratırız, paydaşlara nasıl daha büyük değerler sağlarız benim için de varsayılan sorular haline dönüştü.

Fırsatları değerlendirmek bir hayat tarzı olduğunda büyük işler büyük oluyor.

Ben eve gelip uzun bir süre yaşadığım bu benzersiz günün detaylarını düşünmeye başladım. Bir yandan aklımda yankılanansa Agah Bey’in meşhur, “Ya dijitalleşeceğiz, ya da eve gideceğiz”i oldu.

Paylaş Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedIn


Zeki Berkay Saygın
Zeki Berkay Saygın


Zeki Berkay Saygın, Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi öğrencisidir. Bir Gün CEO programında Agah Uğur’la eşleşti. Borusan ailesini çok sevdi. 2019’da mezun olacak. Kendisini insan-bilgisayar etkileşimi alanında geliştirmek istiyor.





Like
9




Etiketler