<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Caner Aksel, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/author/caneraksel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/author/caneraksel/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 08:03:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Caner Aksel, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/author/caneraksel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tek Başına Yolda &#8211; I</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Aksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 10:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğada tek başına mı yoksa grup halinde yürüyüş yapmak mı? Ben şahsen doğada tek başına vakit geçirmeyi kendine kültür haline getirmiş kişilerdenim.&#160; Çok sık olmamakla beraber sevdiğim insanlarla ve dostlarımla bir gruba dahil olup yürümek veya kamp atmak da bana keyif verir ama seçimim çoğunlukla yalnız yola çıkmaktır. Neden mi? Bunun üzerine sayfalarca yazı yazabilirim [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-i/">Tek Başına Yolda &#8211; I</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğada tek başına mı yoksa grup halinde yürüyüş yapmak mı? Ben şahsen doğada tek başına vakit geçirmeyi kendine kültür haline getirmiş kişilerdenim.&nbsp; Çok sık olmamakla beraber sevdiğim insanlarla ve dostlarımla bir gruba dahil olup yürümek veya kamp atmak da bana keyif verir ama seçimim çoğunlukla yalnız yola çıkmaktır. Neden mi?</p>



<p>Bunun üzerine sayfalarca yazı yazabilirim ama meraklısı için tek başına ve grup halinde yürümenin artıları ve eksileri üzerine iki seriden oluşan bir yazı hazırladım. İlk önce bana göre en önemli olanını yazarak başlıyayım.&nbsp; Tek başına doğa yürüyüşünün güvenlik açısından&nbsp;sağlam&nbsp;bir temele oturan tek sakıncası yardım alma zorluğudur. Eğer herhangi bir nedenle yaralanırsanız, size yardım elini uzatacak hiç kimse olmaz. Çok basit bir yaralanmadan çok trajik sonuçlar doğabilir. Oysa grup yürüyüşlerinde bir&nbsp;arkadaşınız&nbsp;gidip yardım getirebilir, ilk yardımı yapabilir. Solo yürüyüşün bu sakıncasından kurtulmanın tek yolu ise, yeterli beceri ve deneyime sahip olmak ve&nbsp;sınırlarını bilip gereksiz risk almamaktır.</p>



<p>Grup yürüyüşünde yükü paylaşma şansınız vardır. Siz çadırı almışsanız, arkadaşınız mutfak malzemelerini alabilir. Diğer bir arkadaşınız ise ilk yardım çantasını taşıyabilir. Bunun gibi bir sürü görev dağılımı yapabilirsiniz. &nbsp;Solo yürüyüşte ise, ihtiyacınız olan malzemeleri taşıyacak sizden başka hiç kimse yoktur. Her şeyi tek başınıza taşırsınız. Zaten Ultralight Backpacking akımı bu soruna bir çare olarak ortaya çıkmıştır. Ben de Likya Yolu yürüyüşüm için bu akımdan fazlasıyla yararlandığı söyleyebilirim.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="454" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-1024x454.jpg" alt="Tek Başına Yolda - I" class="wp-image-1558" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-1024x454.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-300x133.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-768x340.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-1536x681.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1.jpg 1902w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hem hayvanların hem insanların kalabalık gruplara saldırdıkları&nbsp;pek görülmez. Her ikisi de genelde yalnız insanlara ya da çok küçük guruplara saldırır. Yanlış anlaşılmak istemem fakat bu bağlamdan insanı ve hayvanı birbirinden ayıramayacağımı hoşgörünüze sığınarak belirtmek isterim. Burada hatırlatmak istediğim bir diğer konu ise, bunlar çok ender görülen saldırılardır ve başınıza gelme ihtimali yok denecek kadar azdır. Bunun birinci nedeni, yırtıcıların sadece kendilerini tehlike altında hissetmeleri durumunda insanlara saldırmaları, onun dışında insanlardan uzak durmak için ellerinden geleni yaparlar. İkincisi ise, maalesef ülkemizde belirli birkaç bölge dışında neredeyse hiç büyük yırtıcı kalmamasıdır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ülkemizde birkaç bölge dışında neredeyse hiç yırtıcı kalmadı.</p></blockquote>



<p>İnsan saldırılarına gelince, doğa yürüyüşleri, suç oranının neredeyse sıfır olduğu kırsal kesimlerde yapılır ve bu nedenle başa gelme ihtimali yok denecek kadar azdır.&nbsp;Örnek vermek gerekirse Likya Yolu neredeyse 20 yıllık ve her yıl ortalama 30 bin yerli yabancı insan bu yolu yürüyor. Bugüne kadar hiçbir hayvan saldırısı görülmemiş. İnsanların yaptığı saldırı türleri&nbsp;ise&nbsp;ya kadınlara sözlü taciz şeklinde olmuş ya da para gasp etmek suretiyle gerçekleşmiş. Onların sayısı da son derece az.</p>



<p>Sizlere biraz da psikolojik olan yalnızlık konusundan bahsedeceğim. İnsan sosyal bir varlıktır ve&nbsp;yalnızlık onun doğasına aykırıdır. Bu nedenle diğer insanlardan izole olmak, özellikle uzun süreli yürüyüşlerde büyük baskı oluşturur. Bir yazıda okumuştum 3518 kilometrelik&nbsp;<a href="http://www.appalachiantrail.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Sizlere biraz da psikolojik olan yalnızlık konusundan bahsedeceğim. İnsan sosyal bir varlıktır ve&nbsp;yalnızlık onun doğasına aykırıdır. Bu nedenle diğer insanlardan izole olmak, özellikle uzun süreli yürüyüşlerde büyük baskı oluşturur. Bir yazıda okumuştum 3518 kilometrelik&nbsp;Appalachian Trail’i solo olarak yürümek için yola çıkıp yarıda bırakanlar, ezici bir çoğunlukla bunun nedenini “yalnızlığın getirdiği baskıya dayanamamak”&nbsp;olarak ifade etmişlerdir. Solo yürüyüşlerde ve özellikle Likya Yolu yürüyüşünde benim de açıkçası fiziksel zorlanmadan çok en fazla zorlandığım&nbsp;ve baskı altında kaldığım konu bu olmuştu. &nbsp;Bir müddet sonra, yalnızlık çok ciddi bir baskı unsuru olabiliyor. Adeta gelip geçen bir sara nöbeti gibi… Bir an geliyor her şey anlamsızlaşıyor.&nbsp;“Benim ne işim var&nbsp;burada? Dön git evine”&nbsp;duygusuna kapıldığımı hiç unutmuyorum. Özellikle o gün kötü bir yürüyüş olduysa.&nbsp;Mesela üşümüşsem, ıslanmışsam, yanlış yola girip kilometrelerce yolu tekrar geri yürümek zorunda kalmışsam ciddi psikolojik bir baskı altın girdiğimi, moralimin çok bozulduğunu iyi hatırlıyorum. Bu nöbetler, yürüyüş süresi uzadıkça sıklaşıyor ve bu nöbet hallerini tek başınıza atlatmak zorunda kalıyorsunuz. Oysa grup yürüyüşlerinde&nbsp;çevrenizde “Hadi aslanım, hadi koçum, sen yaparsın bunu”&nbsp;diyerek size moral verecek arkadaşlarınız oluyor. (opens in a new tab)">Appalachian Trail’i</a> solo olarak yürümek için yola çıkıp yarıda bırakanlar, ezici bir çoğunlukla bunun nedenini “yalnızlığın getirdiği baskıya dayanamamak”&nbsp;olarak ifade etmişlerdir. Solo yürüyüşlerde ve özellikle Likya Yolu yürüyüşünde benim de açıkçası fiziksel zorlanmadan çok en fazla zorlandığım&nbsp;ve baskı altında kaldığım konu bu olmuştu. &nbsp;Bir müddet sonra, yalnızlık çok ciddi bir baskı unsuru olabiliyor. Adeta gelip geçen bir sara nöbeti gibi… Bir an geliyor her şey anlamsızlaşıyor.&nbsp;“Benim ne işim var&nbsp;burada? Dön git evine”&nbsp;duygusuna kapıldığımı hiç unutmuyorum. Özellikle o gün kötü bir yürüyüş olduysa.&nbsp;Mesela üşümüşsem, ıslanmışsam, yanlış yola girip kilometrelerce yolu tekrar geri yürümek zorunda kalmışsam ciddi psikolojik bir baskı altın girdiğimi, moralimin çok bozulduğunu iyi hatırlıyorum. Bu nöbetler, yürüyüş süresi uzadıkça sıklaşıyor ve bu nöbet hallerini tek başınıza atlatmak zorunda kalıyorsunuz. Oysa grup yürüyüşlerinde&nbsp;çevrenizde “Hadi aslanım, hadi koçum, sen yaparsın bunu”&nbsp;diyerek size moral verecek arkadaşlarınız oluyor.</p>



<p>İşin özü bana göre, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="İşin özü bana göre, ilk yazımda anlatmaya çalıştığım solo yürüyüşün artıları eksilerinden daha fazla. Tek başına yürüyüş ile alakalı olarak güvenlik kaygıları genelde sağlam temellere dayanmaz ancak bunun yanında size muhteşem bir özgürlük ve bağımsızlık alanı sağlar. Kötü geçen bir günün ardından, sabah erkenden kuş sesleri ile gözünüzü açıp, çadırın fermuarını aralayıp kafanızı dışarı çıkarttıktan sonra, ciğerlerinize çektiğiniz o havanın her şeyi bir anda önemsizleştirdiğini ve tamamen yenilendiğinizi hissediyor olmanız bir gün önce vermiş olduğunuz o psikolojik savaşı sizin kazandığınızın en büyük göstergesidir. (opens in a new tab)" href="https://borusanturuncu.com/3000-yillik-bir-medeniyetin-izinden-likya-yolu/" target="_blank">ilk yazımda</a> anlatmaya çalıştığım solo yürüyüşün artıları eksilerinden daha fazla. Tek başına yürüyüş ile alakalı olarak güvenlik kaygıları genelde sağlam temellere dayanmaz ancak bunun yanında size muhteşem bir özgürlük ve bağımsızlık alanı sağlar. Kötü geçen bir günün ardından, sabah erkenden kuş sesleri ile gözünüzü açıp, çadırın fermuarını aralayıp kafanızı dışarı çıkarttıktan sonra, ciğerlerinize çektiğiniz o havanın her şeyi bir anda önemsizleştirdiğini ve tamamen yenilendiğinizi hissediyor olmanız bir gün önce vermiş olduğunuz o psikolojik savaşı sizin kazandığınızın en büyük göstergesidir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Her solo yürüyüşte  güney kutbunu keşfe giden bir kaşif ya da okyanusa açılmış bir Kristof Kolomb olursunuz.</p></blockquote>



<p>Son olarak her insanın içinde maceracı bir yön&nbsp;vardır. Bilinmeyenin cazibesine kapılır, merak eder, öğrenmek ister. Çünkü insan olmanın gereğidir bu. Bu maceracı ruh sayesinde yeni kıtalar keşfedildiğine inananlardanım ben de.&nbsp;Uzaya gittik ve okyanusların derinliklerine daldık. Her solo yürüyüş de büyük bir maceradır bence çünkü pek çok bilinmezlik içerir. Bu nedenle de heyecan vericidir. Kısacası her solo yürüyüşte siz de, güney kutbunu keşfe giden bir kaşif ya da&nbsp;okyanusa açılmış bir Kristof Kolomb&nbsp;olursunuz. Kendi kutbunuzu, kendi kıtalarınızı keşfedersiniz. Ve inanım bu size yaşadığınızı ve insan olduğunuzu hissettiren en güçlü duygudur… Tüm bunları yaparken doğanın bir parçası olduğumuzu, bu yollardan gelip geçen bir gezgin olduğumuzu, arkamızda bıraktıklarımızın bizden başka kimseye ait olmadığını lütfen unutmayalım.&nbsp;</p>



<p><em><a href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/">Serinin diğer yazısı için  tıklayın.</a></em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-i/">Tek Başına Yolda &#8211; I</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Başına Yolda &#8211; II</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Aksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 10:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solo yürüyüş; diğer insanların sizin hakkınızdaki izlenimlerinden ve her türlü sosyal ve modern hayat karmaşasından uzakta, kendinizi dinlemenize, anlamanıza ve dürüstçe bir iç muhasebe yapmanıza imkan verir.&#160; Ruh sağlığı açısından adeta bir meditasyondur.&#160; Grup yürüyüşlerinde ise&#160;doğanın içine daha az girersiniz! O ne demek şimdi? Zaten doğada yürümüyor muyuz? Nasıl doğanın dışında oluruz dediğinizi duyar gibiyim. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/">Tek Başına Yolda &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Solo yürüyüş; diğer insanların sizin hakkınızdaki izlenimlerinden ve her türlü sosyal ve modern hayat karmaşasından uzakta, kendinizi dinlemenize, anlamanıza ve dürüstçe bir iç muhasebe yapmanıza imkan verir.&nbsp; Ruh sağlığı açısından adeta bir meditasyondur.&nbsp;</p>



<p>Grup yürüyüşlerinde ise&nbsp;doğanın içine daha az girersiniz! O ne demek şimdi? Zaten doğada yürümüyor muyuz? Nasıl doğanın dışında oluruz dediğinizi duyar gibiyim. Hele bir de kalabalık bir grupsa&#8230; Telefon ile konuşanlar, cep telefonundan bangır bangır müzik çalanlar, yüksek sesle futbol muhabbeti yapanlar, şarkı söyleyenler, bu kulaklar yürürken karınları acıkıp birbirlerine yemek tarifi verenleri bile duydu… İşte bu durumlar size doğanın içine girme&nbsp;şansı tanımaz. Ne kuş sesi ne rüzgâr sesi duyabilirsiniz.&nbsp;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Tek başınıza olduğunuzda, kuş seslerini, tepelere çarpan rüzgârın o büyüleyici müziğini dinlersiniz.</p></blockquote>



<p>Tüm yaban&nbsp;hayat, siz gelmeden önce yolunuzdan&nbsp;kaçar. Doğal ortamında bir canlı görme şansınız olmaz. Gece çadıra girdiğinizde de dışarıdaki arkadaşlarınızın kahkahalarını duyarak uykuya dalarsınız. Oysa tek başınıza olduğunuzda, kuş seslerini duyarsınız. Mola verdiğinizde, sırtınızı bir ağaca yaslayıp karşınızda ki tepelere çarpan rüzgârın o büyüleyici müziğini dinlersiniz. Gece çadırınızda&nbsp;baykuşların ötüşünü, çakalların ulumasını&nbsp;duyarak uykuya dalarsınız. Eğer şansınız yaver giderse, doğal ortamında bir yaban domuzu, bir tilki veya çakal ya da benim gibi ayı veya kurt bile görebilirsiniz. Doğanın içine girer, onun bir parçası olduğunuzu hissedersiniz.</p>



<p>Bizler sürekli dünyamızı geliştirmeye çalışıyoruz ancak geliştirdikçe küçüldüğünü fark etmiyoruz. Gün geçtikçe doğadan, yaban hayattan uzaklaşarak yaşamaya bu kültürden uzaklaşmaya devam ediyoruz. Artık harekete geçmemin konfor alanımızdan çıkıp çocuklarımıza ve gelecek nesillere doğanın ve doğada vakit geçirmenin ne kadar anlamlı olduğunu, insana değer kattığını, doğayı korumanın en temel olgusunun yine doğa ile iç içe olmaktan geçtiğini ve bence en önemlisi bunu bir toplum kültürü haline getirmemiz gerektiğini anlatmalıyız.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KİŞİSEL BİR MEYDAN OKUMA</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="993" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-993x1024.jpg" alt="KİŞİSEL BİR MEYDAN OKUMA" class="wp-image-1565" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-993x1024.jpg 993w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-291x300.jpg 291w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-768x792.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_.jpg 1231w" sizes="(max-width: 993px) 100vw, 993px" /></figure>



<p>Bir grubun parçası olduğunuzda pek çok beceriniz gelişmez. Diğer grup üyelerinin farklı&nbsp;becerilerinin toplamı, herkes için yeterli olur. Kimisi yolu bilir, rehberlik yapar, kimisi ateş yakar, kimisi çadır kurar, kimisi yemek yapar. Grup halindeyken karar verme beceriniz de gelişmez. Grupta ya kararlar ortak alınır ya da biri sizin adınıza karar verir.&nbsp;Oysa tek başınızayken bunları sizin için yapacak kimse yoktur. Tek başınıza kaldığınızda becerileriniz gelişecektir.</p>



<p>Gruptaki üyelerin, yaşları, kiloları, boyları, atletik özellikleri, sağlık durumları, sportif geçmişleri ve tüm bunlara bağlı olarak yürüyüş hızları farklıdır. Grup yürüyüşü için şöyle bir söz vardır; “Doğa yürüyüşü yapan bir grup ancak en yavaş üyesi kadar hızlıdır.” Bu nedenle grup&nbsp;halinde&nbsp;yürürken ya yavaş yürümek mecburiyetinde kalırsınız ya da grubu çok yavaşlatmamak için kendi kapasiteniz üstünde bir hızla… Her ikisi de inanın acı vericidir. Solo yürüyüşte ise tam olarak kendi hızınızda yürüme imkanınız olur.&nbsp;</p>



<p>Grup yürüyüşlerinde; sabah başlama&nbsp;saati, molaların zamanı ve süresi, kamp zamanı ve kamp yeri seçimi,&nbsp;gerektiğinde yürüyüşü sonlandırma ya da uzatma kararı gibi konularda, sizin isteklerinizin&nbsp;tek başına&nbsp;bir önemi yoktur. Bu kararlar ortaklaşa alınır. Hatta bazen grubun tüm kararları, sizin isteğinizin dışında olabilir. Bu takdirde yürüyüş sizin için, bir an önce sona ermesini istediğiniz bir stres kaynağına dönüşebilir.&nbsp;</p>



<p>Solo yürüyüşte ise tüm bu kararlar size aittir. İstediğiniz zaman yürür, istediğiniz zaman mola verirsiniz. İstediğiniz yerde, istediğiniz kadar kamp yapabilirsiniz. Aklınıza estiğinde yürüyüşü sonlandırabilir ya da uzatabilirsiniz. Bu da size yaptığınız planlamada esneklik ve tam bir özgürlük sağlar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Solo yürüyüşte istediğiniz zaman yürür, istediğiniz zaman mola verir, istediğiniz yerde, istediğiniz kadar kamp yapabilirsiniz.</p></blockquote>



<p>Grup yürüyüşünde sınırlarınızı anlama şansınız olmaz. Çünkü her konuda grubun hareketi, en düşük sınırları olan üyeye göre ayarlanacaktır. Oysa tek başınıza olduğunuzda, daha hızlı ve daha uzun yürüyebilir, yetenekleriniz ve becerileriniz geliştikçe daha zor parkurları deneyebilir, kötü hava şartlarında doğaya çıkabilirsiniz.&nbsp;</p>



<p>Bir çoğumuzun, çok da sağlam&nbsp;temellere bağlı olmayan pek çok korkusu vardır. Karanlık, yalnızlık, yırtıcı hayvanlar, fırtınalar, böcekler, yılanlar gibi bir sürü sayabilirim. Solo yürüyüş size, bu korkularınızla yüzleşme ve onları alt etme şansını verir. Bana göre insan korkmadan cesaretli olmayı öğrenemez.</p>



<p>Solo yürüyüşte, kendi güvenliğinizi ilgilendiren kararlar da dahil olmak üzere tüm kararları tek başınıza alırsınız. Bu&nbsp;aynı zamanda size büyük bir sorumluluk yükler ve sorumluluk duygunuzu geliştirir. Art arda alınan kararlar ve bunların sonucunda hedefe sağ salim ulaşmak, öz güveninizi de fena halde patlatır.&nbsp;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>İnsan korkmadan cesaretli olmayı öğrenemez.</p></blockquote>



<p>Grup yürüyüşlerinin, insanlara sınırlarını aşan riskler aldırma gibi bir özelliği vardır. Bu gereksiz risk alma bana göre iki şekilde ortaya çıkabilir. Ya kişi&nbsp;kendini grup içinde gösterme, kabul ettirme gibi nedenlere&nbsp;yeteneklerini aşan&nbsp;riskler alır, ya da grubun diğer üyeleri kişiyi yetenekleri dışında işlere zorlar. Diyelim ki on kilometrelik bir yürüyüşün ortasında, uçurum kenarında daracık bir patikaya geldiniz. &nbsp;Herkes geçti, ancak sizin yükseklik korkunuz&nbsp;var ve delicesine korkuyorsunuz. Olacak olanları söyleyeyim… Ya “Herkes geçti, bu kadar insan benim yüzümden geri mi dönecek?”&nbsp;deyip geçmeye çalışacaksınız. Ya da “Herkes geçti, sen de geçersin, korkma”&nbsp;diyen grup üyelerinin baskısına maruz kalacaksınız. Oysa solo yürüyüşte riskleri alıp almama kararı tamamen size aittir ve üzerinizde hiçbir harici baskı unsuru olmaz. Rahatlıkla geri dönüp yürüyebilirsiniz. Ya da yeni bir yol bulmaya çalışırsınız. Eğer geçebileceğinize inanırsanız da geçersiniz.&nbsp;Diğer insanların baskısı üzerinizde olmadığı için de muhtemelen en doğru kararı verirsiniz.</p>



<p>Şimdi size yok artık diyeceğiniz bir diğer unsurdan söz edeyim. Belki çok uç olacak ama yine de yazmak istedim. Ne yazık ki insanlar genellikle, kişisel sorunlarını ve ihtiraslarını da yürüyüş guruplarına taşıyorlar. Gurup içinde kısa zamanda majörler tükendi, minörlere yolculuk diyerek mikro guruplar oluşuyor, gizli bir liderlik, bir kendini kabul ettirme çatışması&nbsp;başlıyor. Karşılıklı laf sokmalar, imalı konuşmalar alıp başını gidiyor. Hatta bu çatışmalar zaman zaman bağırış çağırış bir hale bile dönebiliyor. Öyle&nbsp;ki masaya yumruğunu vurup,&nbsp;“Burada patron benim, ben ne dersem o olur”&nbsp;diyen&nbsp;yürüyüş lideri&nbsp;bile görmüşlüğüm vardır. Çatışma iyice büyüyünce gruplar bölünüyor, yeni guruplar oluşuyor. Falan, filan… Yani kısacası çekilecek dert değil.&nbsp;</p>



<p>İyisi mi siz yalnız yürüyün daha iyi! …&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/">Tek Başına Yolda &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3000 Yıllık Bir Medeniyetin İzinden: Likya Yolu</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/3000-yillik-bir-medeniyetin-izinden-likya-yolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Aksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Mar 2019 16:21:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Likya Yolu kapısının altında fotoğraf çekindiğim zamanki heyecanımı asla unutamayacağım. Yolda beni nelerin beklediğini, nasıl insanlarla karşılaşacağımı, hangi hayvanları göreceğimi, hangi gün nereye varıp, ne yiyip, nerede uyuyacağımı çok merak ediyordum. Bunların hepsini yaklaşık bir yıldır planlayıp, Youtube’da üç yüzden fazla video izleyip, Wikiloc’da GPS rotalarına defalarca bakarak hazırlanmama rağmen, sürprizlerle dolu bir macera olacağını [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/3000-yillik-bir-medeniyetin-izinden-likya-yolu/">3000 Yıllık Bir Medeniyetin İzinden: Likya Yolu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Likya Yolu kapısının altında fotoğraf çekindiğim zamanki heyecanımı asla unutamayacağım. Yolda beni nelerin beklediğini, nasıl insanlarla karşılaşacağımı, hangi hayvanları göreceğimi, hangi gün nereye varıp, ne yiyip, nerede uyuyacağımı çok merak ediyordum. Bunların hepsini yaklaşık bir yıldır planlayıp, Youtube’da üç yüzden fazla video izleyip, Wikiloc’da GPS rotalarına defalarca bakarak hazırlanmama rağmen, sürprizlerle dolu bir macera olacağını ve aslında en çok sevdiğim şeyin işte tam da bu sürprizler olduğunu biliyordum. Bu yolculuğun bana, insanın hayalinin peşinden gitmesinin o insana verdiği özgürlüğü ve hazzı çok daha iyi anlamamı sağlayacağını ilerleyen günlerde yaşayarak görecektim.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="744" height="606" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto1b.jpg" alt="3000 Yıllık Bir Medeniyetin İzinden: Likya Yolu" class="wp-image-1314" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto1b.jpg 744w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto1b-300x244.jpg 300w" sizes="(max-width: 744px) 100vw, 744px" /></figure></div>


<p>Buraya gelirken kendimi baya bir zorlayacağımı biliyor ve&nbsp;bu yüzden Işık Ülkesi Likya Yolu’nu yürümeyi çok istiyordum. Yapamazsam, keyif alamazsam diye endişelerle başladığım yürüyüşümün ikinci günü, o endişeleri yirmi bir kilo gelen sırt çantamda artık bulamıyordum.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>LİKYA YOLU</strong></h2>



<p>Likya Yolu,&nbsp;antik Likya medeniyetinin sınırları içinde bulunan ve site devletlerini birbirine bağlayan patikaların oluşturduğu bir ulaşım sistemi aslında. Likya yani Işık Ülkesi’nin tarihi 3000 yıl öncesine dayanıyor. Likya Yolu, pek çok farklı kaynak tarafından dünyanın en iyi 10 yürüyüş rotasından biri olarak gösterilen, Teke yarımadasında Fethiye’den Antalya’ya kadar uzanan 540 kilometrelik bir parkur. Türkiye’nin ilk uzun mesafe yürüyüş rotası olan Likya Yolu’nda 1992 yılında İngiliz Kate Clow tarafından başlatılan çalışmalar, 1999 yılında sona ermiş. Yedi yıl süren bu çalışmalar boyunca,&nbsp;Teke Yarımadası’ndaki patikalar işaretlenip, haritalandırılmış. Bir tarafı masmavi Akdeniz, bir tarafı denize paralel uzanan Toroslar olan Likya Yolu yürüyüş tutkunlarına eşsiz manzaralar sunuyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p><strong><em>Likya Yolu dünyanın en iyi 10 yürüyüş rotasından biri olarak gösteriliyor.</em></strong></p></blockquote>



<p>Fethiye’den Antalya’ya uzanan, 540 km’lik patikalardan oluşan bu yolu yürümek ortalama 30 gün sürüyor. Tabi ki günlük yürüyeceğiniz mesafe bu süreyi kısaltıp, uzatabiliyor. İsteyen yürüyüşçüler benim yaptığım gibi parkurları bölerek, Fethiye’den başlayıp Kaş’da sonlandırıp, başka bir zaman da Kaş’tan başlatıp Antalya’da sonlandırarak bu yolu yürüyebiliyorlar.<br></p>



<p>Parkur, üzerinde bulunan çeşitli kaya ve taşlar üzerine kırmızı beyaz boyalar ile işaretlenmiş olup, gönüllüler tarafından her yıl düzenli olarak bakımı yapılıyor ve sponsor kuruluşlar da belirlenen kritik noktalara tabelalar koyarak yürüyüşçülere yol gösteriyor. Her yıl 30 bin yerli ve yabancı yürüyüş tutkunu bu antik Işık Ülkesi patikalarını yürüyor. Yol pek çok noktada köylerden ve yerleşim yerlerinden geçiyor yerli halk tarafından işletilen küçük çaplı işletmelerde yürüyüşçülere yemek, su, dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılamaları için olanaklar sunuyor.</p>



<p>Aynı zamanda Likya Yolu, Likya uygarlığından kalma pek çok antik kentin içinden de geçiyor. Parkur üzerinde Pınara, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xsantos, Patara Phellos, Antiphellos, Apollonia, Aperlai, Theimussa, Simena, Myra, Sura, Belos&nbsp;, Limyra, Gagae, Olympos, Phaselis, İdyros kentlerinin antik kalıntılarını görmek hâlâ mümkün. Likya bölgesinin dini başkenti aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi&#8217;nde yer alan Letoon Antik Kenti, liman başkenti ise Türkiye’nin en uzun plajına sahip olan Patara.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>LİKYA SERÜVENİM</strong></h2>



<p>Benim Likya Yolu serüvenim 1 Eylül 2018 tarihinde Fethiye Ovacık’ta başladı ve 6 Eylül 2018 tarihinde altı gün sonra Kaş’ta son buldu. Her şey tam planladığım gibi gitmese de çok büyük keyif aldığım bu serüvende tam 170 km yol yürüdüm.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" width="475" height="296" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/Foto3.jpg" alt="3000 Yıllık Bir Medeniyetin İzinden: Likya Yolu" class="wp-image-1312" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/Foto3.jpg 475w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/Foto3-300x187.jpg 300w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" /></figure></div>


<figure class="wp-block-table aligncenter is-style-stripes"><table><tbody><tr><td>&nbsp;1.Gün 1.Eylül 2018 Ctesi</td></tr><tr><td>Ölüdeniz( ovacık) -&gt; Kirme -&gt; Faralya -&gt; Kelebekler Vadisi -&gt; Kabak Koyu (24 km)</td></tr><tr><td>&nbsp;2.Gün 2 Eylül 2018 Pazar</td></tr><tr><td>Kabak Koyu -&gt; Cennet koyu -&gt; Kalabantia (Korsan koyu) -&gt; Yediburunlar (Gey) (25 km)</td></tr><tr><td>&nbsp;3.Gün 3 Eylül 2018 Ptesi</td></tr><tr><td>Yediburunlar –&gt; Bel -&gt;&nbsp;&nbsp;(Belceğiz) Gavurağalı&nbsp;-&gt; Pydnai -&gt;Patara&nbsp;(27km)</td></tr><tr><td>&nbsp;4.Gün 4 Eylül 2018 Salı</td></tr><tr><td>Kınık&nbsp;-&gt; Xanthos -&gt; Çavdır -&gt; Çayköy -&gt; Üzümlü-&gt; Akbel –&gt; Kalkan (23km)</td></tr><tr><td>5.Gün (5 Eylül 2018 Çarşamba)</td></tr><tr><td>Kalkan –&gt; Bezirgan -&gt; Sarıbelen&nbsp;&nbsp;(38km)</td></tr><tr><td>6.Gün (6 Eylül 2018 Perşembe)</td></tr><tr><td>Sarıbelen -&gt; Gökçeören -&gt; Phellos –&gt; Çukurbağ –&gt; Kaş&nbsp;&nbsp;(33km)</td></tr></tbody></table></figure>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Başlamasını çok istediğim ama bitmesini hiç istemediğim bu yolculukta yeni insanlar tanıdım. O güzel insanların hikayelerini dinledim. Biriktirdiğim güzel anılarla, yaşadığım türlü maceraları ve gördüğüm onca gün doğumunu ve gün batımını, çadırımdan yıldızlara bakarak uyuyakaldığım o güzel geceleri asla unutmayacağım.</p>



<p>Doğa yürüyüşleri ile ilgili okuduğum bir yazıda yürümeyi “bedenimizin ihtiyaç duyduğu en ilkel eylem” olarak tanımlamıştı yazar. Bana göre ise farklı bir düşünme ve gözlem biçimidir doğa yürüyüşleri. Özellikle de benim gibi kalabalık gruplar yerine, tek başınıza doğa yürüyüşlerini tercih ediyorsanız. Diğer insanların sizin hakkınızdaki izlenimlerinden, her türlü sosyal ve modern hayat karmaşasından uzakta, kendinizi dinlemenize, düşünmenize anlamanıza ve dürüstçe bir iç muhasebe yapmanıza imkan verir.&nbsp;&nbsp;Ruh sağlığı açısından adeta bir meditasyon gibidir.</p>



<p>Likya Yolu’nu solo yürümeyi ben seçmiştim. En başından beri tüm yürüyüş planlarımı bu doğrultuda kendime göre ve tek kişi üzerine yaptım. Likya Yolu’nu solo yürüme kararımı, ön hazırlıktan sonra ailem ve arkadaşlarıma açıklayacak, gelecek olan yorumları, o çılgınca karşı çıkmaları, olumlu-olumsuz tepkileri dinleyecek sonra artık son aşaması olarak gördüğüm psikolojik hazırlığımı da tamamlayıp yürüyüş planımı bitirmiş olacaktım. “Tek başına yürüyen trekkingci olmaz”&nbsp;diyen mi istersiniz,&nbsp;“Yaptığın birinci yanlış tek başına yürümek… asla tek başına doğaya çıkılmaz”&nbsp;deyip fırça atanları mı&nbsp;istersiniz, ilk başta istisnasız herkes olumsuz yaklaştı. Herkesi sabırla dinleyip dilim döndüğünce amacımı anlatmaya çalıştım.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>TEK BAŞINA YOLDA</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="573" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto5b-1024x573.jpg" alt="TEK BAŞINA YOLDA" class="wp-image-1313" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto5b-1024x573.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto5b-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto5b-768x430.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/03/foto5b.jpg 1186w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Peki ben neden bu yolu solo yürümeyi seçmiştim? Bununla ilgili ayrı bir yazı hazırlıyorum, ama kısaca değinmek istedim. Tek başına doğa yürüyüşünün bana göre çok pragmatik bir nedeni var aslında. &nbsp;O da kafa dengi bir yürüyüş arkadaşı bulmanın zorluğu. Hele bir de uzun yürüyüşler yapmak istiyorsanız. Çevremde pek çok arkadaşım, yapmayı istedikleri günübirlik bir yürüyüşü bile, arkadaş bulamadıkları için yapamıyor. İşte bu benim asla kabul edebileceğim bir şey değil.</p>



<p>Eğer istiyorsam yapmalıyım, yapabilmeliyim. İşte tam da bu nedenle solo yürüyüş,&nbsp;özgürlük ve bağımsızlık demek benim için. Bir an için gözlerinizi kapatıp kendinizi yirmi kişilik bir grupla birlikte ıssız ama bir o kadar da yeşillikler ve kuş sesleri içinde bir ormanda yürüyüş yaptığınızı ve daha yürümeniz gereken 15 km olduğunu hayal edin. Sol tarafınızda ince bir dere akıyor, sağ tarafınızda olabildiğine uzanan dağlar tepeler, bu sizi heyecanlandır mı? Peki, şimdi de aynı ormanda aynı güzellikler içinde tek başınıza yürüdüğünüzü hayal edin. Sizce hangisi daha heyecan verici? Tabi ki birincisi dediğinizi duyar gibiyim. Bekli haklı olabilirsiniz, insanlar sosyal bireylerdir, tecrübelerini, duygu ve bilgilerini diğer insanlarla paylaşmaktan, bir grup içinde olmaktan, yardımlaşmaktan zevk alırlar. Kendilerini güvende hissederler. Ama aynı sosyal insanlar zaman zaman yalnız kalmayı ve kendilerini dinlemeyi isterler ve bundan keyif alırlar.&nbsp;Kimi insanlar&nbsp;ise&nbsp;dünyayı tek başına keşfetmek, anlamak, tecrübe etmek ister. Nelerle karşılaşacağını bilememenin büyüsü onları çeker, işte onların ruhlarını besleyen macera duygusu tam da budur.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p><strong><em>Solo yürüyüş,&nbsp;özgürlük ve bağımsızlık demek benim için.</em></strong></p></blockquote>



<p>Siz ister tek başınıza, isterseniz bir grupla, isterseniz aileniz veya çocuğunuzla ama mutlaka kısa da olsa hayatınızda bir kez doğa yürüyüşü yapın. Sırtınızı bir ağaca yaslayıp, gözlerinizi kapatın. Gözleriniz kapalıyken kulaklarınızla neler gördüğünüze inanamayacaksınız. Zaten bir kez bu hazzı yaşadığınızda devamı için fazla çaba sarf etmeyeceksiniz. Emin olun doğa sizi tekrar çağıracaktır.</p>



<p>Sizin için de doğada keşfedilmeyi bekleyen yeni maceralar vardır her zaman. Ve unutmayın, şehirlere çıkan yollarda değil, dağlara çıkan yollardadır bütün güzellikler.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/3000-yillik-bir-medeniyetin-izinden-likya-yolu/">3000 Yıllık Bir Medeniyetin İzinden: Likya Yolu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
