20 yıldır Borusan Mannesmann Gemlik Fabrikası’nda çalışıyorum. 16 yıldır evli olduğum Yeliz ile 14 yaşında Emir ve Emre adında ikiz oğullarımız ve 3 yaşında Erva adında bir kızımız var.

3 çocuk sahibi bir baba olarak çocuklarımla doğru şekilde ilgilenemediğimin farkındaydım, aramızda bir iletişim eksikliği olduğunu ve bir süredir birbirimizi anlamakta sıkıntılar yaşadığımızı fark ediyordum.

Çocuklarımla zaman geçirmeye dikkat eden ve onlarla olabildiğince kaliteli vakit geçirmeye çalışan bir babayım çünkü beraber geçirdiğimiz her anın değerli olduğunu biliyorum. Genel olarak ders çalışmalarına destek oluyorum, geri kalan vaktimizi ise uygulamalı oyunlarla eğlenerek geçirmeye çalışıyoruz. Fakat beraber geçirdiğimiz zamanın tam anlamıyla çocukların gelişimleri için yeterli olup olmadığından emin olamıyordum.

Çocuklarımla ilgileniyordum ama bu ilginin onlara yetip yetmediğini ve gelişimlerini ne ölçüde desteklediğimi tam olarak bilmiyordum, belki de babalık konusunda eksiklerim olabileceğini düşünüyordum. Onun için fabrikalarımıza asılan “ilgili babalık” afişleri oldukça dikkatimi geçti ve eğitime katılmaya karar verdim. 11 yıl önce eşim çocuk yetiştirme programlarına katılmıştı ve o programın faydalarını çocuklarımızı yetiştirirken çok gördük, görmeye de devam ediyoruz. İş yerinde benim de benzer bir eğitimi alabilmemin ailemiz için faydalı olacağını düşünerek Önce Babayım Projesine katılmaya karar verdim.

Projenin 13 haftalık eğitimleri başladığında yarattığı değişiklik o kadar hızlı oldu ki hepimiz bir şeylerin farklılaştığını rahatça görebildik. Ailem ile daha fazla zaman geçirmeye başladım, geçirdiğimiz zaman aile içi iletişimimizi daha güçlü hale getirdi. Bu değişimle birlikte sadece çocuklarla değil eşimle olan ilişkimiz de güçlendi ve kendimizi, beklentilerimizi ve hissettiklerimizi daha iyi ifade etmeye başladık.

Birçok ebeveyn çocukların teknolojiye olan düşkünlükleri konusunda ne yapacağını bilmiyor.

Eğitimler devam ederken doğru olduğunu düşündüğüm bazı şeylerin yanlış ya da yetersiz olduğunu öğrendim. Beni şaşırtan en büyük şeylerden biriyse babaların çocuklarıyla ilişkilerinde sorunlarının çok benzer olmasıydı. Örneğin birçoğumuz çocukların teknolojiye olan düşkünlükleri konusunda ne yapacağımızı bilmiyorduk. Benzer sorunlarla başa çıkmaya çalışmak bu açıdan beni güçlendirdi ve kendimi daha az yalnız hissetmemi sağladı. Ama eğitimler sırasında en zorlandığım anı çocuklarımla cinsellik hakkında konuşurken yaşadım. Büyük ihtimalle bu eğitim olmadan o konuşmayı yapmakta çok daha zorlanırdım. Zorlukların üstünden bir danışmanla gelmek bu açıdan işleri olabildiğince kolaylaştırdı.

Proje bir ay önce tamamlandı ve sertifikalarımızı aldık. En başından bugüne baktığımda öncesinde çocuklarımla ve eşimle empati kurmakta çektiğim zorluğun azaldığını görüyorum. Empati konusundaki eksiklerim sebebiyle aile içerisinde dönem dönem agresifleşebiliyordum. Fakat şu an eğitimlerden de aldığım bilgilerle çocuklarımı daha rahat anlamaya ve daha rahat anlaşmaya başladım. Onlara vermek istediğim mesajları ve eğitimleri nasıl daha farklı yollarla verebileceğimi keşfetmeye devam ediyorum ve oyun oynamayı, bu eğitimleri kolaylaştırıcı bir araç olarak kullanıyorum. İlişkimizde değişen bir diğer şeyse çocuklarıma hitap etme şeklim oldu; daha öncesinde kullandığım “Paşam, prensesim, annem, babam” gibi hitapların doğru olmadığını ve çocuklara ekstra görev ve yük kattığını öğrendim ve bunu değiştirmeye çalışıyorum.

Paşam, prensesim, annem, babam gibi hitapların doğru olmadığını ve çocuklara ekstra görev ve yük kattığını öğrendim

Bu projeyle aile içi hoşgörü ve iletişim konusunda birbirimize karşı daha duyarlı olmaya başladık. Olumlu ve yapıcı düşünmeye, çocuklarımın düşüncelerine saygı göstermeye başladım. Uzun vadede birbirimize karşı daha fazla vakit ayıran bir aile olma yolunda ilerleyeceğimizi düşünüyorum.

Çocuklarıyla aralarında iletişim kopukluğu olan, çocukları anlama ve doğru yönlendirme konusunda sıkıntı çeken, çocukları teknolojiye aşırı bağımlı hale gelmiş olduğunu düşünen tüm babalara ilgili babalık konusunda araştırma yapmalarını ve bu eğitime katılmalarını tavsiye ederim.

Oktay Apari

Oktay Apari 20 yıllık Borusan Mannesmannlı. Kalite kontrol departmanında çalışıyor. Yeliz’in eşi, Emir – Emre ikizler ve dünya tatlısı Erva’nın babası. Futbol, deniz ve doğa düşkünü. Mottosu “Önce sağlık gerisi teferruat.”

Beğen