<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>müzik etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/muzik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/muzik/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:35:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>müzik etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/muzik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erenli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 23:48:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=1009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leyla Gencer’le ilk tanışmam İngiltere’de oldu. Bu tanışma elbette şahsen değildi. Londra’nın Tower Records plakçısında bir plağını almıştım. Gencer bu plakta Verdi’nin&#160;Rigoletto&#160;operasında soprano partisini yorumluyordu. 1961 yılında Buenos Aires’te canlı olarak kaydedilen bu opera, hâlâ en sevdiğim kayıtlardan biridir. Gencer’le şahsen tanışmam ise 1990’ların başında, çalışmakta olduğum İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelli Kurulu Başkanı olduğunda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/">Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Leyla Gencer’le ilk tanışmam İngiltere’de oldu. Bu tanışma elbette şahsen değildi. Londra’nın Tower Records plakçısında bir plağını almıştım. Gencer bu plakta Verdi’nin&nbsp;<em>Rigoletto</em>&nbsp;operasında soprano partisini yorumluyordu. 1961 yılında Buenos Aires’te canlı olarak kaydedilen bu opera, hâlâ en sevdiğim kayıtlardan biridir.</p>



<p>Gencer’le şahsen tanışmam ise 1990’ların başında, çalışmakta olduğum İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelli Kurulu Başkanı olduğunda gerçekleşti. Birkaç yıl içinde özellikle kendisinin kayıtlarını iyi bilmemin de yardımıyla çok yakınlaştık. Bu yakınlığımız da vefatına kadar devam etti. Hemen her gün Milano-İstanbul telefon görüşmesi yapar ve daha çok kendisinin LP’den CD’ye aktarılan kayıtları üzerine konuşurduk.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="643" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee.jpg" alt="Leyla Gencer ve Ahmet Erenli" class="wp-image-1011" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee-300x201.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee-768x514.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>

Opera sanatında 20. yüzyılın farklı divalarından biri olarak özel bir konuma sahip olan Leyla Gencer repertuvarındaki 74 operayı 66 farklı tiyatroda seslendirdi. Gencer 800’ü aşkın performansı ile sadece döneminin en aktif sanatçılarından biri değil, aynı zamanda yeniden gün ışığına çıkardığı ve günümüz repertuvarına kazandırdığı eserlerle de öne çıkan bir sanatçıydı. Operaya getirdiği ve “Gencerate” olarak tanımlanan yorumları bugün kendi döneminden çok daha fazla takdir görmektedir.

</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer opera sanatında 20. yüzyılın farklı divalarından biri olarak özel bir konuma sahipti. Operaya “Gencerate” yorumunu getirdi. </p></blockquote>



<p>Gencer, şarkıcılığının yanı sıra aynı zamanda rolün gerektirdiği oyun gücüne de sahipti. Bu sahne gücüyle sesini ve yorumunu birleştirince “acting singer” denilen ve 20. yüzyılda Maria Callas’la birlikte gündeme gelen bu sıfatı da almış oldu.</p>



<h2><strong>LEYLA GENCER’İN UNUTULMAZ BAŞARILARI</strong></h2>



<p>Esasında unutulan operaları gün ışığına çıkarma “trendi” Maria Callas’ın 1957’de La Scala’da söylediği&nbsp;<em>Anna Bolena</em>&nbsp;operasındaki sansasyonel başarısıyla başladı. Gencer bir konuşmasında “Bu bir trenddi ve ben de buna uydum” demişti. Gencer bu trendi büyük başarıyla sürdüren kişi oldu. Her ne kadar Callas&nbsp;<em>Anna Bolena</em>’yı La Scala’da yeniden yarattıysa da eseri daha geniş kitlelere duyuran Gencer oldu.&nbsp;<em>Anna Bolena</em>&nbsp;ile başlayan ve “Donizetti Rönesansı” denilen bu dönemde Gencer&nbsp;<em>Anna Bolena</em>’ya ek olarak bestecinin&nbsp;<em>Maria Stuarda, Poliuto, Les Martyrs, Lucrezia Borgia, Belisario, Roberto Devereux, Caterina Cornaro</em>&nbsp;gibi repertuvarlarda yer almayan eserlerini çeşitli opera evlerinde söyleyerek&nbsp;<em>bel canto&nbsp;</em>repertuvarının tartışmasız kraliçesi olduğunu kanıtladı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bel canto&nbsp;repertuvarının tartışmasız <br>kraliçesi olduğunu kanıtladı. </p></blockquote>



<p>

Gencer kariyerinin doruk noktasında olduğu 1960’lı yıllarda,&nbsp;<em>Norma, Macbeth, I Puritani, Gerusalemme, Roberto Devereux, Lucrezia Borgia, Alceste, Maria Stuarda, Un ballo in maschera, Le nozze di Figaro, Beatrice di Tenda, Medea, Belisario, La Vestale, La Gioconda&nbsp;</em>ve&nbsp;<em>I vespri Sicilianni</em>&nbsp;gibi birbirinden güç partileri içeren eserleri seslendirmeye başladı.

</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube">
<iframe loading="lazy" title="Leyla Gencer sings Norma: finale &quot;Deh, non volerli vittime&quot; (Bellini) - Live 1965" width="500" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/3bC4QUN6Hco?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</figure>



<p></p>



<p>

Burada Gencer’in kariyerinde önemli yer tutan&nbsp;<em>Macbeth</em>&nbsp;operasından da bahsetmemiz gerekiyor elbette. Callas sonrası tartışmasız en etkileyici&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;olan Gencer, bu eseri ilk kez 1960 yılında Palermo’da büyük başarıyla seslendirdi; bunu La Scala, Venedik, Floransa, Roma, Cagliari, Treviso, Montova, Como, Livorno’da ve Maggio Musicale di Fiorentino Festivali kapsamında Riccardo Muti yönetiminde gerçekleştirdiği muhteşem performans takip etti. Gencer’in&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;yorumunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen gölgeleyebilen başka bir soprano yetişmemiştir. Ne yazık ki Gencer bu operayı sadece İtalya’da seslendirmiş Avrupa ve Amerika bu eşsiz yorumları canlı olarak dinleyememiştir.

</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gencer’in&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;yorumunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen gölgeleyebilen başka bir soprano yetişmemiştir. </p></blockquote>



<p>Gencer’in belki de en sevilen ve ses getiren Donizetti yorumu&nbsp;<em>Lucrezia Borgia’</em>dır. Gencer ilk kez 1966 yılında Napoli’de seslendirdiği bu eseri daha sonra Roma (1967), La Scala (1970), Bergamo (1971), Dallas (1974) ve Floransa’da (1979) söyleyerek yine çok az bilinen eseri müzik dünyasına tanıtmış oldu.</p>



<p>Bu başarısından sonra Gencer, Maggio Musicale di Fiorentino Festivali’nin açılış gecesi olan 2 Mayıs 1967’de&nbsp;<em>Maria Stuarda</em>&nbsp;ile sansasyonel bir başarı elde edecekti. Öyle ki, ünlü&nbsp;<em>Figlia impura di Bolena</em>&nbsp;sözleri salonda adeta şok etkisi yaratacak ve tüm salon daha ikinci perde finalinde sanatçıyı ayakta alkışlayacaktı. &nbsp;<em>Maria Stuarda</em>&nbsp;başarısından sonra yine bir bilinmeyen opera Gencer’in gündemindeydi. Donizetti’nin&nbsp;<em>Belisario</em>&nbsp;operası. Hemen hiç seslendirilmemiş ve Bizans’ta geçen bu operada üstlendiği Antonia rolü ile başarılarına bir yenisini ekledi Gencer.</p>



<p>Bugün Gencer’e ait 200’ün üzerinde opera, konser ve resital kaydı piyasalarda LP, CD ve DVD olarak bulunuyor. Bu yüksek rakamlar kendisine “Queen of Pirates” (Korsanların Kraliçesi) unvanını da beraberinde getirdi.</p>



<p>Gencer, 1957 yılında, sonradan “evim” diyeceği La Scala ile olan 50 yılı aşkın beraberliğe adımını atmış; bu 50 yılın yarısını fiilen sahne üstünde geçirmiş ve La Scala’da 10 Mayıs 2008 tarihinde ölene kadar hiç kopmadan çalışmıştır. Sanatçı, opera sahnelerine 1985’te Francesco Gnecco&#8217;nun&nbsp;<em>La Prova di un&#8217;Opera Seria</em>&nbsp;adlı operası ile Venedik La Fenice Tiyatrosu’nda veda etti; resitallerini ise 1992 yılına kadar sürdürdü.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gencer’e ait 200’ün üzerinde opera, konser ve resital kaydı piyasalarda LP, CD ve DVD olarak bulunuyor. </p></blockquote>



<p>1982 yılında daha çok eğitimciliğe ağırlık veren Gencer 1983-1989 yılları arasında As.Li.Co.’nun direktörü oldu. 1997 yılında ise ünlü şef Riccado Muti tarafından La Scala Akademisi direktörlüğüne getirildi ve bu görevine ölene dek devam etti.</p>



<p>Gencer As.Li.Co. ve La Scala’da çalıştığı dönemlerde yine bilinmeyeni araştırdı. Vivaldi’nin&nbsp;<em>Il Giustino</em>&nbsp;operası uzun yıllar sonra ilk kez onun çalışmaları sayesinde gün ışığına çıktı. La Scala Akademisi’nde bilinmeyen veya az sahnelenen operalar üzerine çalıştı ve öğrenciler yetiştirdi. Mütevelli Kurulu Başkanı olduğu İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen Claudio Schimone tarafından yönetilen ve Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen Bertoni’nin&nbsp;<em>Orfeo</em>&nbsp;(1977) operası ile uzun yıllar sonra ilk defa sahnelenen Fabio Biondi tarafından yönetilen ve yine Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen Vivaldi’nin&nbsp;<em>Bajazet</em>&nbsp;(1999) operalarının danışmanlığını ve koordinatörlüğünü yaptı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer yeniden gün ışığına çıkardığı ve<br> günümüz repertuvarına kazandırdığı eserlerle <br>öne çıkan bir sanatçıydı. </p></blockquote>



<p>

Gencer kariyeri süresince birçok seminer de verdi. Bunlar arasında 1976 Gerssan, Aosta&nbsp;<em>Seminar on Il Trovatore</em>, Venezia&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>,1982 Trieste&nbsp;<em>Donizetti Seminar</em>,&nbsp;<strong>1985 Montpellier Singing Academy&nbsp;<em>Seminar on Rossini, Bellini and Donizetti</em>, 1985 Savona&nbsp;<em>Donizetti Conference</em>, 1987 Teatro La Fenice Venezia&nbsp;<em>Seminar on Italian Opera</em>,&nbsp;</strong>1989 Istanbul&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>, 1989 Arenzano&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>, 1990 Istanbul&nbsp;<em>Seminar on Rossini’</em>yi sayabiliriz.

</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson.jpg" alt="Leyla Gencer" class="wp-image-1016" width="317" height="456" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-208x300.jpg 208w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-712x1024.jpg 712w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-768x1105.jpg 768w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure></div>


<p>1995 Yılında Leyla Gencer’in yakın arkadaşı ve Yapı Kredi Festivali Sanat Direktörü Aydın Gün’ün girişimi ve çalışmalarıyla ilk Leyla Gencer Şan Yarışması İstanbul’da gerçekleştirildi. İki senede bir yapılması planlanan yarışmanın üçüncüsü 1999’da Türkiye’de yaşanan deprem nedeniyle ertelendi ve 2000 yılında yapıldı. Yapı Kredi Bankası’nın yarışmadan desteğini çekmesiyle birlikte, yarışma 2006 yılına kadar yapılamadı. 2006 yılından itibaren İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve La Scala Tiyatrosu Akademisi ile ortak olarak düzenlenmeye başladı. Bu yıldan itibaren Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası yarışmanın yerleşik orkestrası oldu. 2018’de İKSV, La Scala Akademisi ve Borusan Sanat tarafından düzenlenmeye başladı. Yarışmada yer alan Pretty Yende, Anita Rachvelishvili, Nino Machaidze, George Gagnidze, Enkelejda Shkosa ve Marcello Álvarez gibi isimler bugün dünya opera sahnelerinin aranan isimlerinden olmuşlardır.</p>



<h2><strong>LEYLA GENCER’İN ARDINDAN</strong></h2>



<p>Leyla Gencer 10 Mayıs 2008 yılında hayatını kaybettikten sonra her yıl Borusan Sanat tarafından düzenlenen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) sezon konserlerinde anıldı. Bu dönemde BİFO,&nbsp;<em>La Traviata, Carmen, Salome, Tosca, Aida, Der Rosenkavalier (Güllü Şövalye), Norma</em>&nbsp;ve&nbsp;<em>Gianni Schicchi</em>&nbsp;gibi operaları sahnelemenin yanı sıra, Leyla Gencer Şan Yarışması’nda derece alan sanatçılarla konserler verdi. Bunların yanı sıra, Borusan Sanat sanatçının ölümün 10. yılı olan 2018’de yayımlanmak üzere İngilizce ve Türkçe iki kitap siparişi verdi. Her iki kitap da 2018 Ekim ayında piyasaya çıkacak. Ayrıca, Borusan Müzik Evi’nde İKSV ile ortak olarak 11 Eylül-10 Ekim tarihleri arasında, Yekta Kara küratörlüğünde “Primadonna ve Yalnızlık” başlıklı bir sergi de gerçekleştirildi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer 2008 yılında hayatını kaybettikten sonra her yıl Borusan Sanat tarafından düzenlenen BİFO sezon konserlerinde anılıyor. </p></blockquote>



<p>Leyla Gencer için bugüne kadar yayınlanan pek çok kitap bulunuyor:&nbsp;<em>Romanzo vero di una primadonna</em>&nbsp;(Franca Cella, 1986; İngilizce, 2018),&nbsp;<em>Leyla Gencer’e Armağan</em>&nbsp;(Zeynep Oral, 1995),&nbsp;<em>Leyla Gencer: Tutkunun Romanı</em>&nbsp;(Zeynep Oral, 1995; İngilizce, 2008; İtalyanca, 2011),&nbsp;<em>Leyla Gencer ve Opera Dünyası</em>&nbsp;(Ünal Öziş, 2006),&nbsp;<em>Leyla Gencer 50 Anni alla Scala</em>&nbsp;(Franca Cella, 2008).</p>



<p>Leyla Gencer’le ilgili detaylı bilgilere hazırladığım&nbsp;<a href="http://leylagencer.blogspot.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">http://leylagencer.blogspot.com/</a>&nbsp;blogundan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/">Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğanın Müziği</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/doganin-muzigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdi Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Dec 2017 22:25:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=739</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğayla aramda çoğu zaman tarif etmekte, başkalarına anlatmakta güçlük yaşadığım güçlü bir bağ var. Çocukluğumdan bu yana gittiğimiz yazlık evimizde başladı doğayla baş başa kalmalarım. Yıllarca hep kaçış noktam oldu. Ne zaman sakinleşmek, dinginleşmek istesem kendimi doğaya attım. Kendimle baş başa kaldığım her an doğadaki sesleri dinledim, onların bana verdiği huzura odaklandım. Enstrümanların birbiriyle mükemmel [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/doganin-muzigi/">Doğanın Müziği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğayla aramda çoğu zaman tarif etmekte, başkalarına anlatmakta güçlük yaşadığım güçlü bir bağ var. Çocukluğumdan bu yana gittiğimiz yazlık evimizde başladı doğayla baş başa kalmalarım. Yıllarca hep kaçış noktam oldu. Ne zaman sakinleşmek, dinginleşmek istesem kendimi doğaya attım. Kendimle baş başa kaldığım her an doğadaki sesleri dinledim, onların bana verdiği huzura odaklandım.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Enstrümanların birbiriyle mükemmel uyumu aynı doğadaki müthiş uyum gibi.</p></blockquote>



<p>Kulağımda müzik olurdu başlarda ama sonra en güzel müziğin dalga sesleri, yaprak hışırtısı olduğunu fark ettim. Doğaya en çok yakışanın da klasik müzik olduğunu sonraları -sanıyorum üniversite yıllarımda-keşfettim. &nbsp;Aslında bir arkadaşımın ön ayak olması ila bir klasik müzik konserine katıldım, sonra baktım ki ben bu sesleri çok önceden biliyorum. Dinlerken ilişkilendirdim ve sonraları tutkunu oldum.</p>



<p>O huzuru, dinginliği, sakinliği tanıyordum. Enstrümanların birbiriyle mükemmel uyumu aynı doğadaki müthiş uyum gibiydi.</p>



<p>Yıllar geçtikçe evde, ofiste kendimi biraz daha doğaya yakın hissetmek istediğim her yerde kendimi klasik müzikle buldum. Konserlere katıldım, hatta bir parçası olmak istedim, hâlâ da istiyorum.</p>



<p>Doğayla aramdaki bağ bana yepyeni dünyalar keşfetmemi sağladı.</p>



<p>Mesela şu aralar yapmaktan en çok keyif aldığım şey “çıt” sesinin bile çıkmadığı, ışıksız bir deniz kenarında fonda klasik müzik ile büyük şehirlerde göremediğimiz harika yıldızları izlemek. Bana göre doğanın en çok ihtiyacı olan müziği ona veriyorum, onlar da bana en çok ihtiyacım olan huzuru veriyor.</p>



<p>Yükselen, alçalan; bazen coşan, bazen dinginleşen harika tınılar var, dinlemeyi bilenlere. Nasıl ki klasik müzik dinlerken kendinizi müziğe bıraktığınızda bambaşka dünyalara gidip geliyorsanız aynısını hissedip yaşıyorum.</p>



<p>Evet klasik müzik severlere yepyeni dünyalar açan bu mükemmel uyum ile her geçen gün birlikteliğimiz artarak devam ediyor.</p>



<p>Her konser yeni dünyalar açarken bu güzel zamanlara bir yenisini daha ekledim.</p>



<h2><strong>VİYANA BU KEZ BAŞKA</strong></h2>



<p>Borusan Grubu ile gittiğim BİFO Viyana konseri bana daha önce görmediğim bir Viyana’yı gösterdi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Daha önce gittiğim müzelerdeki klasik müzik üstadlarının hikayelerini bu kez başka bir heyecanla okudum.</p></blockquote>



<p>Viyana bana bu kez başka gözüktü, daha önce de gittiğim müzelerdeki klasik müzik üstadlarının hikayelerini bu kez başka bir heyecanla dinledim, okudum. Hem gezinin muhteşem olması hem de Borusan ailesinin bir üyesi olarak katıldığım müthiş konser salonundaki anlar bağlarımı daha da güçlendirdi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="720" height="430" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana14_1b.jpg" alt="BİFO Viyana konseri" class="wp-image-741" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana14_1b.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana14_1b-300x179.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p></p>



<p>Konser öncesinde görme şansını elde ettiğimiz prova sırasında&nbsp; o muhteşem uyumu yaratmak için ne kadar büyük bir çabanın olduğunu gördük, bunun ancak müthiş bir tutkuyla yapılabileceğine çok yakından tanık olduk, gerçekten inanılmaz bir deneyimdi.</p>



<p>Konserden sonra hep yapmayı istediğim enstrüman çalma isteğim daha da arttı. Ben de o müziğin bir parçası olmak, ben de notalarda kendimi bulmak istedim güçlü bir şekilde.</p>



<p>Musikverein konser salonu bir anda derin bir orman ya da bir su kenarı oldu benim için. Dinleyenlerin yüzündeki o müthiş duygu geçişlerini gördüm ve gerçekten çok etkileyiciydi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="720" height="553" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Erdi-Tosun-Zeynep-Hamedi-Fatma-Adiguzel-Viyana-23102017_1b.jpg" alt="VİYANA BU KEZ BAŞKA" class="wp-image-742" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Erdi-Tosun-Zeynep-Hamedi-Fatma-Adiguzel-Viyana-23102017_1b.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Erdi-Tosun-Zeynep-Hamedi-Fatma-Adiguzel-Viyana-23102017_1b-300x230.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p></p>



<p>

Hem gezinin hem de müthiş konserin bende yarattığı coşku, huzur ve dinginlik tarif edilemez…

</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/doganin-muzigi/">Doğanın Müziği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müzik Motivasyonuma Nasıl Ritim Kazandırdı ve Hayatıma Anlam Kattı?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/muzik-motivasyonuma-nasil-ritim-kazandirdi-ve-hayatima-anlam-katti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zafer Atabey]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Feb 2017 18:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=922</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş hayatında her gün onlarca sorunla boğuşuyoruz ve fırsatların peşinde koşuyoruz. Kendimizi sürekli yenilememiz, yüksek motivasyonda tutmamız için hayatımıza anlam katan bir şeyler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Bu kimisi için topluma katkı sağlayacak bir etkinlik olur, kimisi için de spor olur ya da sanatın herhangi bir türü olur. Benim hayatıma anlama katan şey ise müzik… Müzik [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/muzik-motivasyonuma-nasil-ritim-kazandirdi-ve-hayatima-anlam-katti/">Müzik Motivasyonuma Nasıl Ritim Kazandırdı ve Hayatıma Anlam Kattı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İş hayatında her gün onlarca sorunla boğuşuyoruz ve fırsatların peşinde koşuyoruz. Kendimizi sürekli yenilememiz, yüksek motivasyonda tutmamız için hayatımıza anlam katan bir şeyler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Bu kimisi için topluma katkı sağlayacak bir etkinlik olur, kimisi için de spor olur ya da sanatın herhangi bir türü olur. Benim hayatıma anlama katan şey ise müzik…</p>



<p>Müzik ruhun gıdasıdır derler ya benim için gıdanın da çok ötesinde. Bir büyüğümüz var, sık sık söyler “kâr bir şirketin oksijenidir” diye. Müziği de bu anlamda oksijen olarak tanımlıyorum kendim için.</p>



<p>80’lerde Heavy Metal, Hard Rock tutkunluğum, 90’ları yakıp geçen Brit Pop ve Indie ile devam etti. 95-96’da Radyo Boğaziçi’nde haftada bir saat program yapardım. Araya İtalya macerası girince uzunca bir süre ara verdim müziğe. 2012’de baktım ki ruhumu ayakta tutacak bir şeye ihtiyacım var. Bunu da elektronik müzikte buldum. Önce sanal ortamda bir yazılım üzerinde birer saatlik çeşitli şarkıların altyapılarının kullanılmasıyla hazırlanan müzikler, yani “mixtape’ler” yapmaya başladım. Soundcloud’da bir hesap açtım ve setlerimi yayınlamaya başladım. 2016’da dedim ki, “bu işi yapacaksan al bir DJ Controller, gerçekten yap”. İlk canlı performansım Borusan Mannesmann’ın 2016 Şubat’ındaki Recharge partisinde oldu. Sonrasında hafta sonlarımı ciddi olarak bu işe ayırmaya başladım. Baktım ki elektronik müzik dipsiz bir kuyu. Deep House, Melodic Techno, Progressive House tarzında binlerce prodüktör on binlerce parça yayınlıyor her ay. Neredeyse her hafta sonu bir önceki hafta yayınlanmış parçaları derinlemesine araştırıyorum ve beğendiklerimi satın alıyorum. Şu ana kadar yayınlanmış 60’ın üzerinde setim var, arşivimde binlerce parça var. &nbsp;Soundcloud’da dünyanın her yerinden beni sürekli dinleyen 2000’in üzerinde takipçiye sahibim.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>İlk canlı performansım Borusan Mannesmann’ın 2016 Şubat’ındaki Recharge partisinde oldu.</p></blockquote>



<p>2000 takipçi ne anlama gelir diyorsanız şöyle anlatabilirim. Kullandığım sound’lar “underground” denilen türden. Kesinlikle popüler değil. Örneğin Rihanna’nın Soundcloud’da 1,6 milyon takipçisi varken, bu işin büyük ustalarından hem prodüktör, hem plak şirketi sahibi hem de DJ olan Soul Button’ın sadece 27 bin takipçisi olduğunu söylersem biraz daha net anlaşılabilir. Ancak bu takipçiler de genelde bu müziğe tutku ile bağlanmış kişiler oluyor. Bana da her yeni setimi yayınladıktan sonra takipçilerden onlarca beğeni, övgü mesajı geliyor, bu da önemli bir motivasyon sağlıyor.</p>



<p>Son dönemde pek çok yerden “guestmix” talepleri, yani diğer DJ’lerin çalışmaları üzerinden müzik hazırlamam için talepler gelmeye başladı. Okulum Boğaziçi’nin radyosunun yanı sıra, Kanada’da iki radyoda hazırladığım setler yayınlandı. Şubat’ta yayınlanmak üzere de Romanya’da bir radyo programına bir saatlik bir set hazırladım. Bazı önemli Souncloud hesapları da sürekli “guestmix” istiyor benden. Dünyanın çok alakasız yerlerinden takipçilerim arada bana direkt mesaj atarak “ülkemize ne zaman gelip çalacaksın, lütfen bilgi ver” diye yazıyor. Bu da beni güldürüyor ama hoşuma da gitmiyor değil. Bu işi profesyonel olarak yapan binlerce yetenek varken, amatör birisinin beğenilmesi güzel bir duygu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="684" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer3.jpg" alt="Borusan Mannesmann’ın 2016 Şubat’ındaki Recharge partisi" class="wp-image-923" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer3.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer3-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer3-768x513.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Peki elektronik müzik DJ’liği ne demek?</p>



<p>DJ’lik kurslarında ilk başta öğretilen “beatmatching” yapmak, yani geçiş yapılan şarkı ile öncekinin vuruş sayılarını eşitlemek veya drop’lardan önce filtreye yüklenerek şarkının enerjisini yükseltmek filan değildir bence işin özü. &nbsp;DJ’liği temelde “doğru parçaları bir araya getirip, düzgün bir playlist ve akış oluşturmak” olarak tanımlıyorum. Hazırladığınız setin genel bir dokusu ve hikayesi olmalı. Arada insanın kendi doğasında da olan çok hafif enerji iniş ve çıkışları olsa da temel duygu değişmemeli. Benim tutku duyduğum tarzın, karanlık, depresif ama bir tarafında da anlamsız bir coşkuyu da eksik etmeyen bir yapısı var. Şuna benzetebilirim belki: Mesela çoğu insan stresle yaşar, depresyondadır, iç sıkıntısı vardır ama bir bakıma farkında olmadan bu onun yaşam biçimi olmuştur, bunsuz yapamaz ve fark etmeden tutkulu bir heyecan yaşar. Bununla mücadele etmek onun yaşam kaynağıdır. Elektronik müziğin aynı zamanda şiirsel bir doğası olduğunu, hayal gücünü ve zihni genişlettiğine inanıyorum. “Bırak yahu, alt tarafı bir elektronik müzik mixtape’inden bahsediyoruz, hep aynı şeyi tekrar edip duruyor” diyenleri duyar gibiyim ama modern sanatta “ne alaka” dediğiniz o kadar şey varken, 1 saatlik bir mixtape’in de bir şeyler anlatmaya çalışması pek de garip karşılanmamalı. Goethe’nin dediği gibi “insan ancak anladığı şeyi duyar”. Bu müziği duymak için de önce anlamak gerek.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>DJ’liği temelde “doğru parçaları bir araya getirip, düzgün bir playlist ve akış oluşturmak” olarak tanımlıyorum.</p></blockquote>



<p>Peki bundan sonrası nedir diye sorabilirsiniz. Hedefsiz yaşanmaz. Borusanlı olarak hep bir adım önde, hep daha ileriye gitmek ruhumuza işlemiş…. Benim de kendime koyduğum bir hedef var. Şu an “Abbleton” programını öğreniyorum ve amacım 2017 sonuna kadar kendi özgün parçamı bestelemek ve bir müzik şirketi ile anlaşıp piyasaya sürmek. Belli mi olur belki elektronik müzik listelerine filan da girerim diyeceğim ama “biraz yavaş ol” diyorum kendi kendime.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Elektronik müziğin aynı zamanda şiirsel bir doğası olduğunu, hayal gücünü ve zihni genişlettiğine inanıyorum.</p></blockquote>



<p>Siz de hayatınıza anlam katacak bir şeyler yapın ki bir gün geri dönüp baktığınızda yüzünüzde bir gülümseme olsun.</p>



<p><em>Beni takip etmek isteyenler için Soundcloud hesabım:&nbsp;</em><a href="https://soundcloud.com/primus-tubes"><em>https://soundcloud.com/primus-tubes</em></a></p>



<p><a href="https://soundcloud.com/primus-tubes"><em></em></a></p>



<iframe loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed?uri=spotify%3Auser%3Amyprimusradio%3Aplaylist%3A4RZ9YI6mGp6cVYztiYPMyJ" width="100%" height="580" frameborder="0" allowtransparency="true" allow="encrypted-media"></iframe>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/muzik-motivasyonuma-nasil-ritim-kazandirdi-ve-hayatima-anlam-katti/">Müzik Motivasyonuma Nasıl Ritim Kazandırdı ve Hayatıma Anlam Kattı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
