borusan_sevgi_dili_suleyucebiyik2

Sevgi Dilini İnşa Etmek
Şule Yücebıyık
Şule Yücebıyık
•  24/02/2017

“Dil, inşası için herkesin bir tuğla koyduğu şehirdir.”

– Ralph Waldo Emerson

Bu yıl 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Borusan olarak bir yolculuğa çıktık.

Gerçek sevginin dilini keşfetmek için çıktığımız bu yolda ilk hedefimiz net:

‘Sevgi Dilde Başlar’ diyerek iş dilimize musallat olmuş, bizi bizden ayıran, ötekileştiren, etiketleyen, içten içe yaralayan kelimeleri hayatımızdan çıkarmak.

Friedrich Schiller, dille ilgili şu tespiti yapar: “Dil, bir ulusun aynasıdır, bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin en gerçek yankısını buluruz.”

Evet, iletişim bir ayna. İster koca bir ulus olsun ister büyük bir kurum ya da küçük bir ofis, durum değişmiyor. Kullandığımız dil hem bireysel olarak bizim hem de içinde bulunduğumuz topluluğun aynası oluyor. Eğer sevgiden bahsedeceksek dilimizdeki sevgiyle başlamak gerekiyor ki dilimizle yansıttığımız da sevgi olsun.

Aynı lisanı konuşan insanların aynı dili konuşamaması anlaşmazlıklarımızın ana kaynağı. Farkında olmadan ya da olarak, kullandığımız kelimelerin işaret ettiği anlamlarla da birbirimizden ayrışıyor, anlaşmazlığa düşüyoruz.

Aynı lisanı konuşan insanların aynı dili konuşamaması anlaşmazlıklarımızın ana kaynağı.

Ayrımcı ve ayrıştırıcı bir dil, çalışanların birbirine olan güvenini zedeliyor, işbirliğini baştan yok ediyor, ortak bir iş kültürünü inşa etmemize engel oluyor, eşitsizlik yaratıyor.

Kolektif başarıyı, mutluluğu gölgeliyor.

Peki neye dikkat etmemiz gerekiyor? Ne yapmalıyız?

Değişim Zihniyette Başlar

Toplumsal cinsiyet eşitliği platformumuz, Borusan Eşittir’te cevabını bulmaya çalıştığımız sorulardan biri de buydu.  Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi danışmanlığında bir envanter çalışması gerçekleştirdik.

Ayrımcı dil ve önyargılardan arınmış, gücünü sevgi ve saygıdan alan bir kurum kültürünün yerleşmesi için ilk adımın zihniyet değiştirmek olduğunu düşünüyoruz.

Ayrımcı dil ve önyargılardan arınmış, gücünü sevgi ve saygıdan alan bir kurum kültürünün yerleşmesi için ilk adım, zihniyet değiştirmek.

Borusan Sevgi Dili rehberine linkten ulaşabilirsiniz.

Zihniyet değişirse, dil de değişir; dil değişirse çalışma ortamlarımız herkesin kendini eşit ve özgür hissedebildiği, bir parçası olmaktan mutluluk duyduğu sevgi ve saygı dolu mekanlara dönüşür. Çıktılarımızı hepimize yardımcı olabilecek, farkındalığımızı güçlendirecek küçük bir rehbere dönüştürdük. Bu rehberle, iş yaşamında kullandığımız kelimeleri, bilinçaltımıza yerleşmiş ifadeleri ve davranışlarımızı düşündürmeyi, kelimelere yüklenmiş ifadeleri daha eşitlikçi bir çerçeveden tartmayı amaçlıyoruz.

Örneğin, “söz” kelimesini ele alalım. “Sözünün eri” ve “erkek sözü” ifadelerini özellikle iş yaşamında çok duymuşuzdur. Nedense bu, karşı tarafta bir güven yaratmak için kullanılır. Oysa, bu ifadenin kadının sözünü erkeğin sözünden farklı bir konuma koyduğu bariz. Yine aynı mantıkla; ‘İşini adam gibi yapmak, adamakıllı, adamın dibi, adam yerine konmak ya da konmamak, kadın işi, erkek işi, kadın gibi kıvırtmamak…’

Kadınları rencide eden, erkek rolünü abartıp, gerçekdışı beklentilerle yükleyen bu cinsiyetçi deyimlere meydan okumamız gerekmiyor mu?

Bir başka önyargımız da yaş algılarımız üzerine… Özellikle deneyimli çalışanların, iş hayatına yeni atılmış gençleri, ‘acemi çaylak, yeni yetme’ gibi sözlerle etiketlemeleri, genç çalışanların ise deneyimli ya da yaşça büyük kişilere ‘eski kafa, yaşlı, dinozor’  muamelesi yapması, farklı jenerasyonların birbirlerinden öğrenerek bilgiyi çoğaltmalarının önünde büyük bir engel oluşturuyor.

Söz konusun sevgisiz ve hoşgörüsüz dil olduğunda sayısız örnek var. Cinsiyet, cinsel tercih, ırk, doğum yeri, inanç, yaş, deneyim, unvan, fiziksel özellikler, yaşam tarzı ve akla gelen her farklılığımızda bizi bölen, ayıran ve üzen bir kelime mevcut elbirliği ile yarattığımız dilde.

Ha bir de ‘canım, hayatım, güzelim, şekerim’ler gibi sahte ifadeler var ki gerçek sevginin içini boşaltarak daha da zarar veriyor ilişkilerimize.

İnanıyoruz ki sadece kullandığımız kelimelere dikkat etmek bile hem kendimizi hem de içinde bulunduğumuz iş ortamını daha güzel ve sevgi dolu bir yer yapabilir.

Değişim kendimizde başlar, sonra etrafımıza, ulusumuza ve tüm dünyaya yansır.

Bir lisan bir insan derler… Ben bir adım ileri götürüyorum bu sözü. Tek bir kelime bile bir insandır, insanlığın sevgi kulesinin inşasında bir tuğladır.

20.yüzyılın en büyük dil filozofu Ludwig Wittgenstein, ‘Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır’ diyor.

Dilimizi değiştirelim, sevgiye izin verelim, dünya değişsin.

Paylaş Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedIn


Şule Yücebıyık
Şule Yücebıyık


Şule Yücebıyık. Borusan Holding Kurumsal İletişim Direktörü. Anne. Gazeteci. İletişimci. ICF Liderlik & İletişim Koçu. Özgürlük ve bilgiyle hiç bitmeyen bir aşk yaşıyor.





Like
31




Etiketler