Borusan CAT 25 yaşında. Arkamızda 25 yıllık bir yolculuk var. Önümüzde ise uzun bir yol uzanıyor. Ben kendi hayatımda 50 yaşındayım ve bunun 25 yılını Borusan’da geçirdim. Bu yolculukta Borusan CAT’te ödüller alındı, madalyalar takıldı, güzel sonuçlar alındı. Ama bu yazının konusu bunlar değil. Çünkü aslolan sonuç değil, yolculuğun ta kendisi.

Bu yolculukta neler öğrendim?

LEVENT MARO

Bu hafta çok sevdiğim bir ağabeyimin, Levent Maro’nun cenazesindeydim. Zincirlikuyu’da o cenaze namazında, o 25 yıllık yolculuğun içindeki tüm Borusan CAT insanlarını hatta onun yapmış olduğu 30 küsur yıllık Borusan yolculuğundaki Borusanlıları gördüm. Çok duygulandım.

Bir merkezdi Levent Maro, herkesi birleştiriyordu. Hak etmişti böyle bir vedayı çünkü çok güzel hatıralar ve çok güzel tecrübeler bırakmıştı o yolculukta herkese dokunarak.

Levent Maro ile birlikte.

Dostlarınızı biriktirin diye bir laf vardır bilirsiniz. Biriktireceğiniz dostları yolculuktaki tecrübelerle tanıyorsunuz. Tabi her zaman iyi olmak anlamında değil, çünkü dostluk net olmak, doğru olmak, düzeltmek anlamına geliyor, hep pozitif olmak değil. Gerektiğinde kötüyü söyleyebilmek gerekiyor. Atasözümüzün dediği gibi dost acı söyler. Bu da bir tecrübedir. Tecrübe sadece tek başına senin yaşadığın en iyi şeyler değildir.

İNSANLARA DOKUNUN

Tecrübe senin yaşadığın ve öğrendiğin şeylerin toplamıdır aslında; öğrenmişliklerle devam eden bir süreçtir. Ben kendi hayatımda bu öğrenmişlikleri çok yaşadım, onun için insanlara dokunmaya çok özen gösteriyorum. Çok dokunan bir insan olduğumu arkadaşlarım, çalışma arkadaşlarım herkes söylüyor ama her geçen gün bunun önemini daha iyi görüyorum.

Dört tane yeni mezun genç arkadaşım var şirketimizde çalışan. Yaşları 25 ila 30 arasında. Bana tersine mentorluk yapıyorlar. Onlara neyi durdurayım, neye devam edeyim, neyi başlatayım diye sorular soruyorum. Kurumumuzla, Borusan CAT ailemizle ilgili hayallerimi anlatıyorum, paylaşıyorum onlarla. Bu fırtınalarda hiçbir zaman yıkılmayacak, her zaman çok güçlü çıkacak bir kurum olalım istiyorum. 

Zaten bu hedefe doğru ilerlediğimizi gösteren sinyaller çok güçlü. Şu an ekonomide genel olarak yaşanan çok derin sıkıntılar var. Biz bu durumu etrafımızdakilere göre aslında daha az zararlarla atlatıyoruz, o sıkıntıları aşıyoruz diye anlattım. Sonra onlara sordum, “Hangi iletişim yöntemi doğru? E-mail, yazı, newsletter tarzı şeyler, video?” Bana yanıtları şu oldu: “Hiçbiri. Böyle gelip anlatmanız lazım. Gelip sizinle her şeyi konuşabileceğimizi görüyoruz. Hayallerinize inanıyoruz çünkü karşımızda onları anlatıyorsunuz. Ama bunları okusaydık ya da videoda izleseydik bu kadar etkili olmazdı.” Sonra her biri kendi tecrübesini, kendi yolculuğunu anlattı bana.

Dolayısıyla yolculuk aslında dokunmaktır. Onun için bir karar aldım kamp ateşi toplantıları planlıyorum. Yolculuk sadece bir yerden bir yere gitmek değil. Sadece bir uçağa veya trene binip bir yerlere gitmek de yolculuk değil. Örneğin ben tren yolculuklarında her zaman gider restorana otururum, öğrenciliğimden beri yaparım bunu. Oradaki, etraftaki insanlarla sohbet ederim. Yoksa kompartımanda uyur gidersiniz, ama bence o yolculuk değildir. O dokunuşa zaman ayırmak lazım.

Borusan Macera Kulübü ile birlikte

Her şey bir yolculuk aslında hayatta. Özel hayat, çalışma hayatı, öğrencilik, ilişkiler, evlilik, ebeveyn olmak, arkadaşlıklar… Bunların tadı da yolculuğun sonuna vardığınızda bitiyor ve bitişler hiç güzel değil; anları yaşamak gerekiyor. Onun için aslında belki de hiç varmadan, duraklar boyunca yürümek en doğrusu. Benim en keyif aldığım seyahatler bir yere gidip orada kalmak şeklinde değil. Gidiyorum bir yerde birkaç gün zaman geçiriyorum, sonra başka yere gidiyorum ve o yolculuk çok daha etkili oluyor.

Ben planlayan bir adamım, planladığım zaman da o süreç beni çok heyecanlandırıyor. Bizim tatillerimizin planlamalarını da hep ben yaparım ailede veya arkadaş çevremde. O planlamalar bana çok büyük zevk veriyor. Nereye gideceğiz, nerede kalacağız, ne yiyeceğiz, neyi göreceğiz gibi konuları önceden tasarlıyorum. Bunun için de benden öncekilerin yolculuk tecrübelerini, onların görüşlerini kaynak alıyorum. Verilen yıldızlara değil, yaşanan deneyimlere, tecrübelerine, önerilerine bakarım bir seyahati planlarken.

Yolculuğun tadı vardığınızda bitiyor ve bitişler hiç güzel değil, anları yaşayın.

İş hayatı da buna çok benziyor bana göre. İş hayatında planlama, stratejik planlama dediğimiz işi yapıyoruz. Yıllık planlar, bütçeler, inisiyatifler bunların tümü bir planlama gerektiriyor. Borusan CAT’de hayatımızda dijital inisiyatifler, stratejik inisiyatifler var. Dijital inisiyatifler de bir planlama bizim için ve bir yolculuğa giriyoruz. Yolculuğa baktığım zaman bir kısa dönemli, bir de uzun dönemli yolculuklar görüyorum.

YOLCULUK UZUN MU? İYİ BİR HİKAYE ANLATICISI OLMALISINIZ

Şirketlerin yolculuğu uzun dönemli. Onların yolculuğunda da sürecin önünde giden bir şey var. Biz bu konuda sürekli daha iyiye gidiyoruz ama hiçbir şeyi ilk gün, hemen olur diye beklememek lazım. Kurumlarda şu soruları sormak gerekiyor: O yolculuğun içinde rol alan arkadaşlar bunu içselleştiriyorlar mı? Yaşadıkları anda varlar mı? Oraya hakikatten katkı sağlıyorlar mı? Bu sağladıkları katkıyla bir şeyler öğreniyorlar mı? Öğrendiklerini kullanıyorlar mı?

Ben 50 yaşında hâlâ öğrenmeye devam ediyorum. Şunu öğrendim: Bu yolculukları iyi yapmak için, iyi anlatmak lazım, insanlara dokunmak lazım. Onun için de çok iyi bir hikâye anlatıcısı olmak gerekiyor. Önümdeki dönemde bunu yapmaya çalışıyorum. Mesela şimdiye dek hiç okumadığım kadar okuyorum, aynı anda üç kitabı okuyorum şu anda. Çünkü şirketlerin hedefleri finansal sonuçlar yaratmak değil, ortak değer ve fayda yaratmak olmalı. Yaratılan ortak değer ve faydayı hikâyeleştirmek ve sonunda bunu gösterebilmek, katkısı olanın da faydasını netleştirmek gerekiyor.

Önemli olan varmak değil, önemli olan o yolculuk, o yolculuğun tadını çıkarmak, o yolculukta öğrenmek, o yolculukta tecrübe etmek ve yolculuğun kenarında değil içinde olmaktır. Bırak kimse seni taşımasın sen o yolculuğun içine adım adım yürü, koşa koşa git, emek ver, sonuç al. İyi kötü öğren, hiç bırakma, açık yollar varsa tecrübe et, açılmayan yollar varsa aç. Herkesin gittiği yoldan gitmek zorunda değilsin, daha çok kendi yolculuğunu yapmalısın ve kendi alanlarını açmalısın. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum hem özel, hem de iş hayatımda.

Şirketlerin hedefleri finansal sonuçlar yaratmak değil, ortak değer ve fayda yaratmak olmalı.

Son yıllarda ciddi yatırım yaptığımız bir alan var: Dijitalleşme. Ancak unutmayalım ki dijital teknoloji bir araçtır. Dijital bugün çok önemli, çok kritik çünkü her anlamda işimizi ve hayatımızı kolaylaştırıyor. Ama bu durum değişebilir. Bu yolculukta değişmeyen tek şey insandır. Dijitali de insan yaptı, gelecekte başka bir şey de yapabilir. Bundan 10 yıl önce bu kadar hayatımızda yoktu. Bugün bu şirkette robotlardan konuştuğun zaman artık kimse şaşırmıyor, bundan 6 ay önce şaşırıyorlardı.

Dijital bir araç. Değişmeyecek tek şey insan.

YOLCULUĞUNUZ HİÇ BİTMESİN

Her zamanki gibi yolda

Şirkette bir departmanın nereye gideceğini belirlemek için de yolculuk yapman gerekiyor. İçinde olman gerekiyor. Yönetici olarak tepeden de izleyebilirsin ama aslında işin içine girmelisin. Yolculukta yoldan çıkarttığım çok kişi var. Beni yoldan sen çıkarttın diyen insanlar var. Yeni bir yoldan gitmek için benimle yolculuk etmeye teşvik ettiğim insanlar da var. Onlar şimdi hayatlarında güzel tecrübeler yaşıyorlar ve bana teşekkür ediyorlar; “İyi ki beni yoldan çıkardın” diyorlar. Yeni bir yol sunup benimle gelen de var, gelmeyen de var tabi. Her şey yolda yürürken yanına kimi aldığınla, kimi almak istediğinle ilgili. Tabi her yoldan çıkardığın insan da seninle devam etmiyor ve bazıları da farklı yerlere gidiyor ama o da tecrübe.

Ben yolculuğun bitmemesi gerektiğine inanıyorum. Özel hayatımda da yolları içgüdüsel olarak çekiyorum, anı da yaşıyorum, keyfini de alıyorum ama paylaşmak istiyorum. Yaptığın yolculuğu paylaşmak ve hikâyeleriyle anlatmak da çok önemli.

Yolculuğun sırrı onu beraber yaşamak ve iyisiyle kötüsüyle paylaşmaktır.

 Önemli olan yolculuğu paylaşmak ve yolculukta yanınızda olan arkadaşlardır.

 Bu yolculukta benimle birlikte yürüyen herkese ayrıca teşekkür ederim.

Özgür Günaydın

Özgür Günaydın, Borusan CAT İcra Kurulu Başkanıdır. Ezber bozan bakış açısıyla ilham veren, yüksek enerjisiyle harekete geçiren, seyahatlerinde alışılmışın dışında yerleri seçen, işe, insana ve gökyüzüne aşık bir adamdır.

Muhteşem
1