16 Mart tarihine kadar dışarıda olanları izleyip duruyorduk; hayatımıza direk etkisi olmayan koronavirüsü biliyorduk ama çok da ilgilenmiyorduk. 16 Mart’ta okulların tatil edilmesi ile başlayan ve ard arda alınan kararlar ve hayatımızın kısıtlanması, koronavirüsün ne kadar hayatımızın içinde olduğunu gösterdi. Birey olarak korku ve endişe ile artan sayıları izlerken, bir lider olarak çalışanlarımı korumak için neler yapabileceğimi düşünmeye başladım, diğer bir çok lider gibi, önceliğim çalışanlarımın sağlığını korumaktı.

Mart’ın ikinci yarısında şirketler uzaktan çalışmaya geçmeye ve fabrikalarını kapatmaya başladı. Biz fabrikayı kapatmadık; hem işimizi hem de çalışanımızı koruyacaktık, işte bu gerçekten zor bir görevdi! Ofis çalışanlarımızın büyük bir kısmını uzaktan çalışmak üzere evlerine gönderirken üretim çalışanlarımız için tesislerimizde birçok önlem aldık. Yani bizim için geri dönüş söz konusu değil, biz hep buradaydık.

Kriz zamanlarında hızlı karar almak çok önemli, uzağa değil daha yakın zamana hatta önümüzdeki 24 saate odaklanmamız gerekti çoğunlukla. Peki, dijital ve Ar-Ge’den sorumlu, proje bazlı çalışan ben ne yapabilirdim bu ortamda? Ben bugünü değil, geleceği konuşmaya alışık iken bu krizde ne yapacaktım?

Bugünü değil, geleceği konuşmaya alışık iseniz bu krizde ne yapabilirsiniz?

“Bimodal IT” diye bir kavram vardır; buraya gelmeden önce çalıştığım Gartner şirketinin bizlere öğrettiği bir kavram. Benim özetim; bir taraftan operasyonları devam ettirirken, geleceğe odaklanmayı unutma ve organizasyonun büyümesi, yeni iş modelleri deneyimlemesi için de çalış der.

Aslında bugünler için güzel bir pratik; bir yandan günlük kriz toplantılarına katılıp yangın söndürebilirsin, diğer yandan kriz sonrasını hayal ederek o günlere hazırlıklı olabilmek için çalışmalar yapabilirsin. Ben de böyle yapıyorum; başta günlük başlayan şu anda haftada üç kez yapılan kriz toplantılarına katılıyorum. Dijital/bilişim liderlerine kriz toplantılarına katılmalarını şiddetle tavsiye ederim, bu toplantılarda birçok kullanım senaryosu çıkıyor bizler için.

Günlük kriz toplantılarına katılıp yangın söndürebilirsin, diğer yandan kriz sonrasını hayal ederek çalışmalar yapabilirsin.

Birçok fikir var, onları hayata geçirmek için yola çıkıp mevcut süreçlerde iyileştirme/dijitalleşme bile yapabiliyorsunuz. Biz vardiya planlama konusunda birçok iyileştirme kaydettik örneğin. Yine mobil cihazlar ile çalışanımıza anında ulaşabilmek için Bi’İşler uygulamamızı her gün geliştiriyoruz. Bunun yanında ihtiyaç olabilecek yeni teknolojileri toplantılarda not alıp Ar-Ge’deki arkadaşlar ile araştırmalar yapıyoruz. COVID-19 krizi sürecinde ekibimin en öncelikli konusu haline geldi ve birçok teknolojik gelişmeyi çok yakından takip ediyoruz.

HER BİRİME EN AZ BİR VERİ ANALİSTİ

Kriz toplantıları, yangın söndürme konularının yanında kriz sonrasını da unutmadık. Çalışanlarımızın bu süreç sonrasında çalışacağımız konulara hazırlıklı olması için Microsoft ile birlikte Yapay Zeka Akademisi’ni başlattık. Her iş birimi için en az bir veri analisti yetiştiriyoruz. Onları bizim veri mühendisi ve veri bilimcileri buluşturup 15 grup yaptık ve bu 15 grup gerçek problemlerini masaya yatırıp veri analizi yöntemlerini kullanarak çözüyorlar. Bu sayede hem veri okur yazarlıkları artıyor hem de veri platformlarını nasıl kullanacaklarını öğreniyorlar.

Yine COVID-19 öncesinde başlattığımız Süreç ve Sorumluklar projemizi devam ettiriyoruz, uzaktan toplanmak daha kolay oluyor; toplantı odası bulma, bir araya gelme stresi olmadan konuya odaklanarak bütün süreçlerimizi gözden geçiriyoruz. COVID-19 sonrasında çok daha yalın ve çevik süreçlerimiz ile hayatımıza devam edeceğiz. Bu tip türbülans zamanları çalışanımıza yatırım yapıp, yeniden eğitip yeni dünyaya hazırlamak için harika bir fırsat! Eğitim ve gelişim faaliyetlerine tam gaz devam etmemiz gereken bir dönem bu!

Türbülans zamanları çalışanımıza yatırım yapıp, yeniden eğitip yeni dünyaya hazırlamak için harika bir fırsat.

Bugüne baktığımda, esnek, çevik bir ekibe sahip olmanın önemini bir kez daha anladım ve böyle bir ekibim olduğu için çok şanslıyım. Önceliklerimiz değişse de bilim ve teknoloji bizim kutup yıldızımız. Geçmişte yazılmış birçok akademik yayın bugün hayata geçmek için bizi bekliyor, kullanım senaryoları hazır, biz de onları teknoloji ile buluşturmaya hazırız.

Mustafa Ayhan

Mustafa Ayhan Borçelik Ar-Ge ve Dijital Dönüşümden sorumlu İcra Kurulu Üyesi. Beden, ruh ve zihin dengesini korumak adına Qi-Gong egzersizleri yapar ve yılda en az 50 kitap okur.

Beğen