Sabah gözünüzü açtınız… Kiminiz önce Twitter gündeminde yazılanlara göz gezdiriyor, kiminiz Instagram’da takip ettiklerinizin ‘hikaye’lerine göz atıyor, kiminiz Facebook’tan gelen mesajı yanıtlıyor… Gelgelelim, bu tablo değişimin arifesinde olabilir. Şu sıralar bu uygulamalar mekana giren yeni bir kovboy için kafalarını çevirip bakar vaziyetteler. Cep telefonlarımızdaki en popüler sosyal medya uygulamalarını, hadi ıskartaya çıkartacak demeyelim, daha geri plana atabilecek yeni bir sosyal medya mecrasıyla karşı karşıyayız: Clubhouse…
Sosyal medyanın son yıllarda ‘sosyal’ olmaktan çıktığı ve bir ‘ruh karartıcı’ya dönüştüğü pek çok kişi tarafından dillendiriliyor. Clubhouse sosyal medyayı yeniden ‘sosyal’ yapabilir mi, şu an bu konuşuluyor. Açıkçası, ufukta bir umut görünüyor.

Aşk çocuğu Clubhouse!

Clubhouse ilk kez 2020 ilkbaharında kullanıcılara sunuldu. Yaratıcıları yolları Google’dan da geçmiş Paul Davison ve Rohan Seth. İnsanlığın mevcut sosyal medya mecralarında tutturduğu yolun yol olmadığını onlar da görmüş olacaklar ki, Clubhouse’u çıkartırken kafalarında şu varmış: Öyle bir mecra yaratalım ki, odakta beğeni ve takipçiler değil, diyalog ve iletişim olsun. İnsanlar uygulamayı kapatırken, açtıkları zamana göre daha iyi hissetsinler. İnsanlarla tanışıp merak ettikleri konularda sohbet edebilsin veya bilgi edinebilsinler.


Yine sabaha dönelim… Çok daha eskiden nasıldı? Gözünüzü açtınız… Bir radyo çalmaya başlardı… Bir şarkı veya bir DJ hemen kulağınıza hitap etmeye başlardı. Clubhouse biraz buna benziyor sanki. Sadece daha interaktif ve tamamen kulağa (ve elbette beyne) hitap ediyor. Görsellikle kafayı bozmuş son dönemdeki yaygın uygulamaların tersine, ses her şeyin merkezinde. Canlı interaktivite de onu podcast’ten ayıran başlıca unsur.

Yurtdışında şöyle bir tanımlama var: Ted Talks konuşmaları, Soho House muhabbetleri ve en sevdiğiniz podcast’in bir aşk çocuğu doğurduğunu düşünün. İşte Clubhouse bu!

Pandemi sürecinde mahrum kaldığımız şeylerden biri de bir mekana gitmek ve yeni insanlarla tanışıp sohbet etmek oldu. Clubhouse burada da imdadımıza yetişebilir gibi duruyor

Yaptığınız besteyi Metallica dinlese hoş olmaz mı?

Daha başka? Şu an için ortam ‘biraz daha’ demokratik. Diğer sosyal medya mecralarında şöhretler, CEO’lar, girişimciler, müzisyenler, film yıldızları bir tıkla ulaşılabilir vaziyetteyse de interaktivite yine de çok yoğun değil. Clubhouse’da ise bu insanlarla aynı anda aynı ortamda bulunup dilerseniz karşılıklı fikir alışverişinde bulunabiliyorsunuz. Son yaptığınız besteyi Metallica’nın solistine canlı canlı dinletseydiniz hoş olmaz mıydı?

Bir iki ay önce komedyen Kevin Hart burada bir sohbet odasına katıldı. Sohbet odasının konusu “Kevin Hart komik mi?” idi. Hayli renkli bir sohbetten sonra Hart, Twitter hesabından şunları yazdı: “Clubhouse uygulamasında bugün harika bir sohbete katıldım. Gerçek insanlarla gerçek muhabbet… Şu an sosyal medyanın tutturduğu yol bu. Epey kafa açıcı!”

Bir odaya katıldınız, konu sarmadı mı? Sessizce çıkıp yeni bir sohbet konusuna yelken açabilirsiniz. Önünüzde sonsuz bir muhabbet olasılığı var. Yeter ki, açık fikirli ve saygılı olun. Tabii bir de şöhretli birileriyle karşılaşınca tepkinizin dozunu kaçırmayın!

Clubhouse’a davetiyeyle katılmak gerektiğini çoktan duymuş olmalısınız. Her kişinin yalnızca üçü kişiyi davet hakkı var. Buna rağmen üye sayısı şu sıralar katlanarak yüz bin yüz bin artıyor. Merakın da etkisi var tabii bunda. Eşinizden dostunuzdan davetiyeye kolayca ulaşabilmenize rağmen yakında bu davetiye meselesi biraz daha gevşer mi, göreceğiz.

Aranan kan bulunmuş olabilir mi?

Pandemi sürecinde mahrum kaldığımız şeylerden biri de bir mekana gitmek ve yeni insanlarla tanışıp sohbet etmek oldu. Clubhouse burada da imdadımıza yetişebilir gibi duruyor.

Şimdilik Clubhouse’un gördüğü müthiş ilgiyi düşünecek olursak, insanlık için aranan kan bulunmuş olabilir. Belki geçici, belki değil ama şu an için yeni bir meşguliyetimiz var.

Öte yandan, Netflix’te yayınlanan “The Social Dilemma” belgeselini izleyenler hatırlayacaktır: Like’lamak da dahil sosyal medya mecralarındaki her buton öncelikle iyi niyetle, insanları mutlu etme umuduyla yaratılmışlardı. Ne var ki, geldiğimiz noktada sosyal medyada ilgiden yoksun kalmak büyük bir mutsuzluk sebebine dönüşmüş durumda. Clubhouse buna merhem olabilecek mi, hep birlikte tanık olacağız.

Yeni insanlar tanışmak, farklı bakış açılarını öğrenmek, veri analitiğinden yapay zekaya, spordan müziğe kadar gibi birçok konuda farklı insanların neler düşündüğünü merak ediyorsan ve öğrenme tutkun varsa bir odadan bir odaya geçerek mecrayı keşfedebilirsin. Hem belki odalardan birinde turuncu bloggerlar ile karşılaşırsın😊

Borusan Turuncu, Borusan’ın editöryel dinamosudur. Borusan hikayelerinin küratörlüğünü yapar.

Beğen