Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz. Bu özel gün hepimize kadınların yaşamın ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarında karşılaştıkları eşitsizlikleri, haksızlıkları nasıl aşabileceğimizi bir kez daha düşünme fırsatı veriyor.

Ben meselenin temelinde kadınların, çocukluk yaşlarından itibaren eğitim, sağlık, finansal kaynaklara eşit erişim problemi olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerine kadına yönelik toplumsal cinsiyet kalıplarının getirdiği ön yargılar da eklendiğinde, eğitim seviyesi yüksek kadınlarda dahi kariyer gelişiminde camdan tavanlar kadınların gelişimini sınırlandırıyor.

Camdan tavanlar kadınların gelişimini sınırlandırıyor.

Bugün Endüstri 4.0 diye adlandırdığımız dördüncü sanayi devriminin temelini oluşturan dijital teknolojiler aslında bu konuda kadınlara önemli fırsatlar sunuyor. Gelişen dijital teknolojilerin kadınları profesyonel kariyerlerinde ve girişimcilik faaliyetlerinde daha güçlü kılma potansiyeli var. Önümüzdeki yıllarda istihdam alanında yaratılacak yeni pozisyonların büyük çoğunluğu teknolojik bir boyuta sahip olacak. Süreçlerin yalınlaştırılması ve otomatize edilmesi için teknoloji kullanımı öne çıkıyor.

Dördüncü sanayi devriminin temelini oluşturan dijital teknolojiler kadınlara önemli fırsatlar sunuyor.

Yapay Zeka, Nesnelerin İnterneti, Siber Güvenlik, Robotlar ve diğer ileri teknolojilerdeki uzmanlıkları barındıran yeni meslekler şimdiden ortaya çıkmaya başladı bile. Özetle, dijital çağdaki yeni nesil işler, kas gücüne değil, beyin gücüne dayalı fırsatları içinde barındırıyor diyebiliriz. Özellikle beynimizin sağ tarafını ve anaç enerjimizi aktive ettiğimizde güçlü bir şekilde ortaya çıkan iş birliği, empati, yaratıcılık, etkin dinleme kadınların güçlü kasları ve yeni dünyanın aranılan yetkinlikleri.

Yeni nesil işler, kas gücüne değil, beyin gücüne dayalı fırsatları içinde barındırıyor.

Bu bağlamda bize hem kurumsal hem de bireysel olarak düşen en önemli sorumluluk, bu yeni dünyaya kendimizi hazırlamak adına sürekli öğrenmek, yaşam boyu öğrenmek ve dijital yetkinliklerimizi arttırmak. Yaşam süresinin arttığı ve bir ömre birden fazla mesleki kariyerin sığacağı gelecek döneme çevik bir şekilde kendimizi hazırlamalıyız.

Borusan Grubu, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarıyla olduğu kadar, kurum içi İK politikalarıyla da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesine katkı sunan, bu konuda iş dünyamızda öncülük yapan bir kuruluş. Bu alandaki deneyimimiz konunun sadece bir takım politikaların hayata geçirilmesiyle çözülemeyecek kadar derin kökleri olduğunu gösteriyor. Yıkmak zorunda olduğumuz erkek egemen bir toplumsal kültür var. Bu kültür cinsiyet eşitsizliğini meşrulaştırıyor ve kadının hayatını aile içinde de iş yerinde de çok büyük ölçülerde zorlaştırıyor. Bu nedenle konunun kültürel boyutunu unutmamak, bilinç ve farkındalık yaratan kampanya ve çalışmaları aksatmamak gerekiyor.

Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız. Haydi Kızlar Kodlamayaİş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma RehberiSevgi Dilde BaşlarCinsiyetçiliğin Adını KoyKadına Güç İş Yok gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek.

8 Mart, kadın – erkek eşitliğinin geleceğimiz için ne kadar önemli olduğunu bilen herkese kutlu olsun.  

Nursel Ölmez Ateş

Nursel Ölmez Ateş, Borusan Holding’de İnsan Kaynakları Grup Başkanı. Hayatın farkındalıktan ibaret olduğuna inanıyor.

Beğen