<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilim konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/inovasyon-teknoloji/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/inovasyon-teknoloji/bilim/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:31:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Bilim konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/inovasyon-teknoloji/bilim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kara Deliğin Gizemi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 08:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teleskop]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1414</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Event Horizon Telescope” (Olay Ufku Teleskobu &#8211; EHT) projesi tarafından, 53 milyon ışık yılı uzaklıktan çekilen kara delik fotoğrafını ve fotoğrafın arkasındaki hikayeyi günlerdir şaşkınlık, hayranlık ve merakla takip ediyoruz.&#160; İlk bakışta bulanık ve belirsiz görünen bir fotoğrafı bu kadar önemli ve muazzam kılan nedir? Bu fotoğraf insanlığın gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Bu yazıda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/">Kara Deliğin Gizemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<a href="https://eventhorizontelescope.org/">Event Horizon Telescope</a>” (Olay Ufku Teleskobu &#8211; EHT) projesi tarafından, 53 milyon ışık yılı uzaklıktan çekilen kara delik fotoğrafını ve fotoğrafın arkasındaki hikayeyi günlerdir şaşkınlık, hayranlık ve merakla takip ediyoruz.&nbsp;</p>



<p>İlk bakışta bulanık ve belirsiz görünen bir fotoğrafı bu kadar önemli ve muazzam kılan nedir? Bu fotoğraf insanlığın gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Bu yazıda bunları derlemeye çalıştık.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>ÇILGIN BİR TEORİDEN GERÇEKLİĞE</h2>



<figure class="wp-block-image"><img width="750" height="422" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto.jpg" alt="Albert Einstein" class="wp-image-1416" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto.jpg 750w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p><a href="https://www.history.com/news/black-holes-albert-einstein-theory-relativity-space-time">Albert Einstein</a> evreni genel görelilik teorisiyle açıkladığında, sadece uzay, zaman, yerçekimi ve madde arasındaki ilişkiyi açıklamakla kalmamış, daha sonra kara delik olarak anılacak idrak sınırlarını zorlayan bir olgunun teorik olarak mümkün olmasına kapıları aralamıştı. Elbette o dönemde gözlemlenmesi zamanın teknolojisiyle imkansızdı. Ne var ki keşfinden 100 yıl sonra Einstein’in zamanın ötesindeki fikirlerini, teorilerini test edebilir hale geldik. EHT tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda illüstrasyon olmayan, gerçek bir kara delik fotoğrafı çekildi. Böylece fizik biliminin en sıradışı teorilerinden biri, astrofizik biliminin en sıradışı gök cisimlerinden biri tarafından ispatlandı. O zamanlar için kavram o kadar radikaldi ki, Einstein kendisi bile güçlü kuşkular besliyordu. 1939 tarihli <em>Annals of Mathematics</em> dergisinde yayınlanan makalesinde fikrin “ikna edici olmadığını” ve olgunun “gerçek dünyada” var olmadığı sonucuna varmıştı.&nbsp;</p>



<p>Einstein 100 yıl sonrasını görseydi muhtemelen şaşkınlık ve huşu içinde seyrederdi bu imgeyi. En çılgın teoriler bile demek ki gerçek olabiliyor!&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>DÜNYA KADAR BÜYÜK BİR TELESKOP</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1016" height="661" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya.jpg" alt="Projede kullanılan teleskopların dünya üzerindeki yerleşimleri" class="wp-image-1419" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya.jpg 1016w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya-300x195.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya-768x500.jpg 768w" sizes="(max-width: 1016px) 100vw, 1016px" /><figcaption><br>Projede kullanılan teleskopların dünya üzerindeki yerleşimleri<br><em>Kaynak: <a href="https://twitter.com/umutayildiz/status/1116000928409243648/photo/1">@umutayildiz</a></em></figcaption></figure>



<p>Kara deliklerin fotoğraflanmasında yaşanan en büyük sorun devasa ağırlıkta olmalarına rağmen galaksilerle karşılaştırıldıklarında neredeyse mikroskobik ölçülerde kalmaları. Bu kadar uzaktaki bir objeyi görüntüleyebilmek için teleskopların da büyük olması gerekiyor. EHT tarafından yapılan araştırmaya göre M87 galaksisinin merkezinde bulunan bu kara deliği görüntüleyebilmek için dünya büyüklüğünde bir teleskoba ihtiyaç vardı.</p>



<p>Yazılım mühendisliği kullanılarak dünyanın farklı yerlerindeki 8 teleskop sanki tek bir dünya büyüklüğündeki teleskopmuş gibi ayarlandı. Bu teleskopların bazılarında çalışmış astrofizikçi Umut Yıldız hepimizin anlayabileceği bir dille bu muazzam çalışmayı kısaca <a href="https://twitter.com/umutayildiz/status/1116000678663655426" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Yazılım mühendisliği kullanılarak dünyanın farklı yerlerindeki 8 teleskop sanki tek bir dünya büyüklüğündeki teleskopmuş gibi ayarlandı. Bu teleskopların bazılarında çalışmış astrofizikçi Umut Yıldız hepimizin anlayabileceği bir dille bu muazzam çalışmayı kısaca şöyle aktarıyor: Bu 8 radyoteleskop aynı anda, aynı noktaya yani M87 galaksisinin merkezine baktı ve böylece 12000 km çaplı bir teleskop elde edildi. 2 sene boyunca gözlemler yapıldı ve 5 petabyte veri alındı. Verilerin birleştirilmesiyle gördüğümüz fotoğraf elde edildi.&nbsp; (opens in a new tab)">şöyle</a> aktarıyor: Bu 8 radyoteleskop aynı anda, aynı noktaya yani M87 galaksisinin merkezine baktı ve böylece 12000 km çaplı bir teleskop elde edildi. 2 sene boyunca gözlemler yapıldı ve 5 petabyte veri alındı. Verilerin birleştirilmesiyle gördüğümüz fotoğraf elde edildi.&nbsp;</p>



<p>Işığın dahi kaçamadığı bu gizemli gök cisimlerini fotoğraflayan Event Horizon Telescope projesinin direktörü Sheperd S. Doeleman, canlı yayın sırasında bu olayı, “Washington’daki bir kişinin, Los Angeles’taki bir bozuk paranın üzerinde yazan tarihi görebilmesi” şeklinde açıkladı.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL</h2>



<p>Bu proje pek çok kurumun ve bilim insanının olağanüstü bir iş birliği yapmasıyla mümkün oldu. Event Horizon Telescope projesinin direktörü Sheperd S. Doeleman bu başarıyı şu sözlerle tanımlıyor: “Bu, 200’den fazla araştırmacıdan oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirilen olağanüstü bir bilimsel başarıdır.”</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="780" height="438" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman.jpg" alt="KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL" class="wp-image-1420" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman.jpg 780w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman-768x431.jpg 768w" sizes="(max-width: 780px) 100vw, 780px" /></figure>



<p>Bununla beraber, kadın bilim insanları ve araştırmacıların katkıları çoğu zaman tarihin kara deliğinde kaybolduğu için özellikle iki bilim insanının ismini vurgulamak istiyoruz.&nbsp;</p>



<p>Süper masif kara deliğin fotoğrafının elde edilmesini sağlayan algoritmanın arkasında önemli rol oynayan bilim insanlarından biri de 29 yaşındaki Katie Bouman. Bouman 6 yıl önce yeni mezun bir araştırmacı olarak projeye katıldığında, teleskobun topladığı tonlarca astronomik veriyi tek bir tutarlı görselde birleştirerek bir algoritma oluşturulmasına yardım etmekle sorumluydu.&nbsp;</p>



<p>Bouman her ne kadar astrofizik değil, bilgisayar bilimi ve elektrik mühendisliği eğitimi aldıysa da o ve ekibi üç yıl boyunca görüntüleme kodunu yapmakla uğraştı. Algoritma oluşturulduktan sonra, Bouman onlarca EHT araştırmacısıyla çalışarak iki yıl boyunca da görselin testlerini yaptı.</p>



<p>Geçen yıl tüm teleskop verileri ulaştığında o ve ekibi Harvard’daki odalarında algoritmayı test etmeye oturduklarında, Bouman’ın bilgisasayara ekranında bulanık turuncu bir halka belirdi.&nbsp; Böylece dünya gözüyle ilk süper masif kara deliği gördük ve astronomide tarih yazıldı.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="670" height="371" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel.jpg" alt="KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL" class="wp-image-1421" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel.jpg 670w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<p>EHT ekibinde göğsümüzü kabartan bir de Türk bilim insanı bulunuyordu. Prof. Dr. Feryal Özel, NASA tarafından verilen Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk bilim insanı. EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olan <a rel="noreferrer noopener" aria-label="EHT ekibinde göğsümüzü kabartan bir de Türk bilim insanı bulunuyordu. Prof. Dr. Feryal Özel, NASA tarafından verilen Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk bilim insanı. EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Özel, karadeliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein'in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu'nun başındaki kişi. Feryal Özel, basına yaptığı açıklamada kara delik fotoğrafını kariyerinin en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi. (opens in a new tab)" href="https://bianet.org/bianet/kadin/207377-kara-delik-ekibindeki-turkiyeli-feryal-ozel" target="_blank">Özel</a>, kara deliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein&#8217;in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu&#8217;nun başındaki kişi. Feryal Özel, basına yaptığı açıklamada kara delik fotoğrafını kariyerinin en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi.</p>



<p>Özel, &#8220;evrende, bir nesneyi daha, imkânsız gibi düşünülse de insanlığın kaşif ruhu sayesinde görüntülemeyi başardıklarını&#8221; söyledi.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>İNSANLIĞI BÜYÜLEYEN EVREN</h2>



<p>Kara deliğin gerçek fotoğrafını çekme serüveni sadece 100 yıl önce ortaya atılmış teorileri ispatlamakla kalmıyor, yeni teknolojilerin de gelişmesini sağlayarak ekstradan teknoloji yaratıyor. Tıpkı elektrikli süpürgelerin, güneş enerji panellerinin, kulak protezlerinin ve daha nice günlük hayata girmiş teknolojinin NASA tarafından uzay çalışmaları esnasında keşfedilmesi gibi.</p>



<p>Olay ufku teleskobu daha keskin fotoğraflar almak için geliştirilmeye devam ediyor. Bu esnada ortaya çıkan yeni görüntü işleme yazılımları sayesinde yapay zeka teknolojisi daha inovatif alanlarda kullanılmaya başlanıyor. Kim bilir, belki gelecekte kara delikler hakkında daha fazla bilgi edindikçe ve teknolojimiz geliştikçe <em>Interstellar</em> gerçek olur, bir kara deliğin uzay-zamanı büken kütle çekim alanının yakınından geçerek zamanda yolculuğunu keşfederiz.</p>



<p>Gelecek bize ne getirirse getirsin; insanlık olarak her an zamanda yolculuk ediyoruz. Bu bazen belki de artık orda bile olmayan bir kara deliğin 53 milyon yıl önceki fotoğrafını çekmek, bazen de 53 milyon yıl önceden gelen bir karenin çekilmesi için birkaç yılda yüzlerce yıl öteye, geleceğe gitmek olur. Bize düşen, zaman yolcularına yakışır yaşamak, bu gelişimi gözlemlemek ve takdir etmek.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/">Kara Deliğin Gizemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilimi “Cool” Yapan Girişimci: Şule Yücebıyık</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bilimi-cool-yapan-girisimci-sule-yucebiyik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2018 19:09:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıpları Kıranlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda teknolojinin ve iş modellerinin olağanüstü değişimiyle beraber ortaya çok net bir fotoğraf çıktı. Mevcut eğitim sistemi yeni dünyanın dinamiklerine ayak uyduramıyor, bizi geleceğe taşımıyor. Bu hem özel okullar, hem devlet okulları hem de tüm eğitim dünyası için geçerli. Öğretmenin rolünü salt sonuç ve başarı odaklı bir yaklaşımla ders vermek ve not vermekle sınırlayan [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bilimi-cool-yapan-girisimci-sule-yucebiyik/">Bilimi “Cool” Yapan Girişimci: Şule Yücebıyık</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda teknolojinin ve iş modellerinin olağanüstü değişimiyle beraber ortaya çok net bir fotoğraf çıktı. Mevcut eğitim sistemi yeni dünyanın dinamiklerine ayak uyduramıyor, bizi geleceğe taşımıyor. Bu hem özel okullar, hem devlet okulları hem de tüm eğitim dünyası için geçerli. Öğretmenin rolünü salt sonuç ve başarı odaklı bir yaklaşımla ders vermek ve not vermekle sınırlayan ezbere dayalı bir eğitim sistemimiz var. Dersi dersten ibaret gören bu sistemde, çocuklar bireysel başarılarıyla değerlendiriliyor; birlikte üretmelerine fırsat verilmiyor. Gün sonunda çocuklara ilham vermeyen, onların yüreklerinde heyecan uyandırmayan, geleceği şekillendirmelerinde onlara esin kaynağı olmayan bir eğitim yapımız var.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Çocukların yüreklerinde heyecan uyandırmayan bir eğitim yapımız var.</p></blockquote>



<p>Nitekim Türkiye’nin uluslararası eğitim değerlendirme testi PISA’da gösterdiği performans da bu durumu gözler önüne seriyor.&nbsp; En son gerçekleştirilen değerlendirme testinde Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer aldı. Fen bilimleri, matematik ve okuduğunu anlama açısından vahim bir tablo ortaya koyan bu sonuçlar, aslında vahim bir geleceğe işaret ediyor. Günümüz dünyasında artık ne bildiğimiz değil, mevcut bilgileri nasıl hayata geçirebildiğimiz önemli. Tek başına formül ezberlemek bir işe yaramıyor.</p>



<p>Borusan Holding Kurumsal İletişim Direktörü Şule Yücebıyık, tüm bunlar karşısında ben ne yapabilirim diye düşünmeye başlıyor. Yıllar boyu edindiği iletişim ve ikna becerilerini, networkünü bilim için seferber ediyor; liseli öğrencilerde öğrenme ve merak aşkını körüklemek amacıyla Bilim Virüsü platformunu kuruyor.</p>



<p>Tüm bunların yanı sıra teknolojik gelişmeler baş döndürücü hızda gerçekleşirken, eğitim sistemi aynı hızda adapte olamıyor. Dünyanın genel gidişatında da makule olan talep azalıyor. Sosyal medyayla hakikat sonrası çağ yaşanıyor. Çok fazla manipüle edilmiş bilgiyle karşılaşıyoruz. Hakikat, kişisel amaçlar ve çıkarlar doğrultusunda çarpıtılıyor. Ama aslında bir hakikat var. O da bilimin ışığı!</p>



<h4><strong>TEK YOL BİLİM</strong></h4>



<p>Bilimsel düşünce bizi her daim hakikate taşıyacak olan tek yol. Tüm düşüncelerim birleştiğinde, benim çağrımın aslında bilimi yaymak olduğunu gördüm. Aynı zamanda bilimin dünyada da yükselen bir trend olduğunu, evrensel bir bilincin oluştuğunu da belirtmeliyim. Dünyanın çeşitli yerlerinde bu hakikat sonrası çağa karşı en büyük panzehir olarak bilimin kullanıldığını, bilimin tekrar uyanışta olduğunu görüyoruz.</p>



<p>Gençlere nasıl objektif yaklaşım göstermelerini, doğru gözlem yapmalarını sağlayacak, içlerindeki merak duygusu ve keşif arzusuyla birlikte üretmelerini sağlayacak bir sistem kurabilirim? Sorunun en bariz cevabı bilim eğitimi.</p>



<h4><strong>BİLİM VİRÜSÜNÜ BULAŞTIRMAK</strong></h4>



<p>Bu fikirlerimi benim gibi düşünen ve bu durumdan rahatsızlık duyan arkadaşlarıma açtım. Eğitimciler, akademisyenler, bilim insanları, sosyologlar, psikologlar…. Hemen hemen konuştuğum herkes adına eğitim demediğimiz bir öğrenme platformunun içinde olabileceklerini ifade etti. Ulaşabildiğim kişilerin desteğini aldıktan sonra, bunun bana verdiği cesaretle, sözünü ettiğimiz öğrenme platformu için bir program tasarladım.</p>



<p>Okullarda öğretilen fizik, matematik, kimya gibi derslerin ders formatlarından çıkarılıp hayatla buluştuğu, ilham verdiği, merak tetiklediği bir noktada durmayı amaçladık. Bilimi sanat, felsefe, psikolojiyle harmanlayarak öğrencilere farklı bir öğrenme metodu sunmayı amaçladık. Malzeme bilimi, kimya, oyunlaştırma robotik, kodlama, 3D, bitki genetiği gibi alanlarda atölye çalışmaları gerçekleştireceğiz. İnteraktif çalışmalarla gerçekleşecek bu atölyelerde, hedefimiz gençlerin merak duygularını tetiklemenin yanı sıra onlara yapabilirim ve sorgulayabilirim duygusunu vermek. Öğretmene soru soruma korkusu, not korkusu ve baskısı olmaksızın daha derin bir öğrenme amaçlıyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Dersi ders formatın çıkarıp, <br>hayatla buluşturmayı amaçladık.</p></blockquote>



<p>Diğer önemli bir hedefimiz de aslında onlardan öğrenmek. Çünkü gençlerin bambaşka bir dünyaları, bambaşka sorgulama teknikleri var. Onların birbirileriyle çalışmalarını sağlamak istiyoruz. Bizim kuşağın en büyük sorunu, birbirimizle çalışmayı başaramıyoruz. Birlikte çalışabilmek önemli yetkinlikler gerektiriyor: Dinlemek, bazen bildiklerini unutmak, bildiklerinden vazgeçmek, yeni şeyler öğrenmeye açık olmak ve birbirinden öğrenmek gibi. Bu programda gençlerin özgürce soru sormalarını ve bu tür yetkinlikler geliştirmelerini istiyoruz.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="801" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/gorselbv.jpg" alt="Bilim Virüsü bir öğrenme platformu" class="wp-image-197" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/gorselbv.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/gorselbv-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/gorselbv-1024x684.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/gorselbv-768x513.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p></p>



<h4><strong>EĞİTİM DEĞİL, ÖĞRENME PLATFORMU</strong></h4>



<p>Bilim Virüsü bir öğrenme platformu. Eğitim ile öğrenmeyi birbirinden ayırmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü eğitim daha tek taraflı iken, öğrenme çok boyutlu işliyor. Örneğin Bilim Virüsü’nde müfredat ve eğitime dair hiçbir söz kullanmıyoruz. Burada öğretmenler değil, atölye liderleri var.</p>



<p>Katılımcıları doğru rol modellerle buluşturmak amaçlarımızdan biri. Bu sebeple işini tutkuyla yapan ve bildiklerini yaymak isteyen, yeni bilgi ve fikirlere açık, gönüllü çalışan atölye liderleri bulduk. Kendi içeriklerini hazırlamaları için serbest bıraktık. Çocukların dünyalarını ve perspektiflerini genişletmek çok önemli olduğu için, atölye liderlerimiz de kendi ders müfredatlarının dışına çıkarak, verdikleri bilgilerin hayatla nasıl buluştuğunu gösterecekler. Örneğin gençler biomimikri ile doğadan nasıl öğrenebileceklerini, matematiğin nasıl evrenin dili olduğunu, tüm yaşamın aslında kimya üzerine kurulu olduğunu öğrenecekler. Psikolojiyle kendimizi anlamayı, yapabilirim meclisiyle özgüvenimizi yeniden inşa etmeyi, sorgulamanın ne kadar önemli olduğunu, birlikte çalışmanın bilgi ve inovasyon üretmede nasıl bir rol oynadığını öğrenecekler.</p>



<h4><strong>BİREYSEL İNİSİYATİFLERİ HAYATA GEÇİRMEK</strong></h4>



<p>Bir davanız olmalı. Çünkü bir davanız olursa içinizden gelen sese kulak verdiğinizde, o çağrıyı duyunca harekete geçmeniz an meselesi. Harekete geçtikten sonra, ben bunun altından kalkabilir miyim düşüncesine kapılabiliyorsunuz. Ben çocuklara nasıl ulaşacağım? Bu içerikleri kim hazırlayacak? Ben bunun altından nasıl kalkacağım? Vaktim nasıl yetecek?</p>



<p>Bu noktada kendinize güveniniz kırılabilir, inancınız çok önemli. Çok zorlandığım zamanlar oldu.&nbsp; İlerde de olacak, bunu görüyorum. Ama yardıma açık olmak, işbirliği yapmak, işbirliği için doğru insanlara ulaşmak, çok önemli. Güvenme ve delege etme sonrasında her şey takım çalışması. Başka hiçbir şekilde olmaz.</p>



<p>Ben Bilim Virüsü platformunun kurucusu olarak sadece fikrimi hayata geçirdim diyebilirim ama geriye kalan her şeyi gerçekten büyük ve tutkulu bir ekip yapıyor. Kendiniz gibi düşünen kişileri bir şekilde yanınıza çekiyorsunuz.</p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<p class="has-small-font-size"><em>#KalıplarıKıranlar Özel Yazı Serisinde yer alan tüm blog yazıları, Borusan 2017 Faaliyet Raporu kapsamında kaleme alındı. #KalıplarıKıranlar temalı Borusan 2017 Faaliyet Raporu, daha iyiye ulaşmak için sorgulayan, eskiye ve alışılmışa kafa tutan, geleneği bozma ve yeni adımlar atma cesaretini gösteren Borusanlı girişimci, hacker ve maker’ların hikayelerine odaklandı. Faaliyet raporunun tamamına şu linkten ulaşabilirsiniz:&nbsp;<a href="http://faaliyetraporu2017.borusanyatirim.com/home" target="_blank" rel="noreferrer noopener">http://faaliyetraporu2017.borusanyatirim.com/home</a></em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bilimi-cool-yapan-girisimci-sule-yucebiyik/">Bilimi “Cool” Yapan Girişimci: Şule Yücebıyık</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihe Damgasını Vurmuş Bilim Teorileri</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/tarihe-damgasini-vurmus-bilim-teorileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 May 2018 18:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim her yerde. Dalından düşen bir elmada, bir kelebeğin kanadında, okyanusta bir su molekülünde, borsada bir hisse senedinde… Evrenin akışını yönlendirir ve dünyaya dair anlayışımızı sayısız yolla şekillendirir. Tarihin en parlak zihinleri, evreni ölçmek ve anlamak için bilimin dilini kullandı. Yüzlerce yetenekli bilim insanı, dünyamızın soyut gizemini, okunabilir bir forma dönüştürdü. Newton olmasaydı Ay’a gidilemez, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tarihe-damgasini-vurmus-bilim-teorileri/">Tarihe Damgasını Vurmuş Bilim Teorileri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bilim her yerde. Dalından düşen bir elmada, bir kelebeğin kanadında, okyanusta bir su molekülünde, borsada bir hisse senedinde… Evrenin akışını yönlendirir ve dünyaya dair anlayışımızı sayısız yolla şekillendirir.</p>



<p>Tarihin en parlak zihinleri, evreni ölçmek ve anlamak için bilimin dilini kullandı. Yüzlerce yetenekli bilim insanı, dünyamızın soyut gizemini, okunabilir bir forma dönüştürdü. Newton olmasaydı Ay’a gidilemez, Shannon olmasaydı dijital iletişim mümkün olmazdı. Kuantum bilgisayarlar, Schrödinger’siz hayal edilemezdi.</p>



<p>İnsanlık tarihini biçimlendiren yüzlerce denklem ve teori var. Gelin tarihe damga vuran teorilerden bazılarına göz atalım:</p>



<h2><strong>BÜYÜK PATLAMA</strong></h2>



<div style="width:100%;height:0;padding-bottom:56%;position:relative;"><iframe loading="lazy" src="https://giphy.com/embed/bq6zzcjtVRwB47O81G" width="100%" height="100%" style="position:absolute" frameBorder="0" class="giphy-embed" allowFullScreen></iframe></div><p><a href="https://giphy.com/gifs/bq6zzcjtVRwB47O81G">via GIPHY</a></p>



<p>Yüzyıllar boyunca bilim insanları, evrenin sabit olduğunu düşündü. Ancak Belçikalı astronom George Lemaitre’nin başka bir fikri vardı. Zamanı geriye alırsak Evren’in gittikçe küçüleceğini ve her şeyin tek bir noktaya sığabileceğini söyledi. Bu noktaya da ilk atom adını verdi. Ancak Lemaitre’nin fikri üzerinde pek durulmadı.</p>



<p>İki yıl sonra astronom Edwin Hubble, diğer galaksilerin bizden uzaklaştığını fark etti. Üstelik en uzaktaki galaksiler bize yakın olanlardan daha hızlı uzaklaşıyordu. Yani Lematire’nin düşündüğü gibi evren hâlâ genişliyordu. Sürekli bir uzaklaşma varsa, demek ki her şey birbirine yakındı.</p>



<p>Evrenin başlangıcında, ışık ve enerji karışımı sıcak minik toz parçaları vardı. Her şey genişleyip, büyüdükçe, soğudu. Minik toz parçaları bir araya geldi. Atomlar birleşti, yıldızları ve galaksileri oluşturdu. Yeni yıldızlar doğdukça ve yok oldukça asteroidler, kuyruklu yıldızlar, gezegenler ve kara delikler oluştu.</p>



<p>Tüm bunlar ne zaman başladı? Çok çok uzun zaman önce. Bildiğimiz kadarıyla evren 13,8 milyar yaşında.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Evren 13,8 milyar yaşında</p></blockquote>



<h2><strong>YERÇEKİMİ</strong></h2>



<div style="width:100%;height:0;padding-bottom:52%;position:relative;"><iframe loading="lazy" src="https://giphy.com/embed/A7eRyKtVD3HEI" width="100%" height="100%" style="position:absolute" frameBorder="0" class="giphy-embed" allowFullScreen></iframe></div><p><a href="https://giphy.com/gifs/dog-gravity-A7eRyKtVD3HEI">via GIPHY</a></p>



<p>Dalından kopan bir elma niçin yukarıya doğru değil de, yere doğru düşer? Daldan kopan elma, pencereden atılan bir şey yere düşüyor ama ay ve gökyüzündeki yıldızlar niçin düşmüyor? Rivayete göre fizikçi Isaac Newton, yere düşen bir elmaya bakarak yerçekimi kuvvetini keşfetmesini sağlayan aydınlanma anını yaşadı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Dalından kopan bir elma niçin yukarıya doğru değil de, yere doğru düşer?</p></blockquote>



<p>Yüzyıllardır ayaklarımızın yerde durduğunu ve gezegenlerin güneş yörüngesinde durduğu biliniyordu. Ama Newton’un bu kuvvetin davranışını açıklaması bir devrim niteliğindeydi. Yasaya göre, tüm nesneler birbirine bir çekim gücü uyguluyor. Bir nesnenin kütlesi ne kadar büyükse, çekim gücü de o kadar büyük. Bununla beraber, nesneler birbirinden ne kadar uzaksa, çekim gücü de o kadar düşük. Newton’un elmasından yola çıkarsak, Dünya elmayı kendisine çekerken, elma da Dünyayı kendisine çeker ama Dünya’nın kültesi çok daha büyük olduğu için elma yere düşerken, Dünya hareketsiz kalır.</p>



<p>Daha geniş bir perspektiften bakacak olursak, evrendeki her nesne de diğer nesnelere çekim gücü uygular. Daha yakın ve daha büyük nesnenin çekim gücü daha fazladır. Güneş Dünyayı, Dünya ayı yörüngesinde bu sayede tutar. Dünya’nın&nbsp;çekim kuvveti&nbsp;bizleri, uçabilen canlıları, atmosfer içinde yer alan cisimleri&nbsp;ve&nbsp;hatta atmosferi uzay boşluğunda kaybolmaktan alıkoyar. Ayın da dünyaya uyguladığı bir çekim kuvveti bulunur. Ancak kütlesi ve enerjisi Dünya’dan az olduğu için Dünya’nın&nbsp;çekim gücünün&nbsp;etkisindedir. Ama yine de&nbsp;çekim gücünü&nbsp;yaşanan denizlerde yaşanan gel-gitlerde görürüz.</p>



<h2><strong>GÖRECELİLİK</strong></h2>



<div style="width:100%;height:0;padding-bottom:75%;position:relative;"><iframe loading="lazy" src="https://giphy.com/embed/AiNKmMl4hcbe" width="100%" height="100%" style="position:absolute" frameBorder="0" class="giphy-embed" allowFullScreen></iframe></div><p><a href="https://giphy.com/gifs/vhs-tumblr-featured-positive-AiNKmMl4hcbe">via GIPHY</a></p>



<p>Einstein’in görecelilik kuramı 20. yüzyılın en meşhur bilimsel teorilerinden biri. Einstein yeryüzünün geçmişini, bugününü ve geleceğini anlamamıza yardımcı oldu. Zamanın bile farklı referans noktaları için farklı değerlere sahip olabileceğini, hiçbir şeyin mutlak olarak ölçülemeyeceğini ispatladı.</p>



<p>Üç temel ilkeye dayanan teori aldatıcı bir şekilde basit görünüyor. Birincisi, “mutlak” bir referans çerçevesinden söz edemeyiz. Bir nesnenin ivmesini, hızını veya zamanı nasıl deneyimlediğini ölçtüğünüzde bu daima başka bir şeye göre gerçekleşir. İkincisi, kim ölçerse ölçsün, ölçümü yapan kişi ne kadar hızlı olursa olsun, ışık hızı aynıdır. Üçüncüsü hiçbir şey ışıktan hızlı olamaz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="800" height="450" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/hour_interstellar.jpg" alt="" class="wp-image-632" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/hour_interstellar.jpg 800w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/hour_interstellar-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/hour_interstellar-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Günlük yaşamımızda elektromanyetikten GPS sistemlerine kullandığımız birçok teknolojide görecelilik teorisi ve hesaplamaları kullanılıyor. Bir örnek vermek gerekirse, ışık hızı her zaman aynı ise, Dünyaya göre çok hızlı giden bir astronot, dünyadaki bir gözlemciye göre saniyeleri çok daha yavaş geçecektir. Yakın bir yıldıza ışık hızında gidip Dünya’ya dönerseniz, ne kadar hızlı gittiğinize ve yıldızın ne kadar uzakta olduğuna bağlı olarak, Dünya’da birkaç yıl geçerken, sizin için birkaç hafta veya ay geçmiş olacaktır.</p>



<h2><strong>KUANTUM</strong></h2>



<div style="width:100%;height:0;padding-bottom:56%;position:relative;"><iframe loading="lazy" src="https://giphy.com/embed/1uoCqJLj04oZq" width="100%" height="100%" style="position:absolute" frameBorder="0" class="giphy-embed" allowFullScreen></iframe></div><p><a href="https://giphy.com/gifs/physics-particles-1uoCqJLj04oZq">via GIPHY</a></p>



<p>1900’lerin başında bir top ya da insanın hareketini anlamak için kullanılan Newton yasalarının, bir elektron ya da atomun nasıl çalıştığını açıklamaya yetmediği ortaya çıktı. Einstein’in genel görecelilik teorisi ve Newton’ın yasaları gezegenlerin yörüngede kalması, galaksilerin çarpışması ve genişleyen evrenin dinamikleri gibi gözlemleyebildiğiniz büyük çaplı olguları yerçekimiyle açıklayabilse de çok ufak ölçekli atom ve fotonlar, elektronlar gibi atomdan küçük parçacıkların davranışlarını açıklayamıyordu. Bu ufak parçacıkların çok farklı ve “garip” olarak nitelenen davranışlarını kuantum teorisi açıklamaya çalışır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ufak ölçekli atom ve fotonlar, elektronlar gibi atomdan küçük parçacıkların davranışlarını kuantum teorisi açıklamaya çalışır.</p></blockquote>



<p>Nobel ödüllü fizikçi Max Plank’ın fikirlerinden ortaya çıkan kuantum teorisi, enerjinin aynı anda hem dalga hem de parçacık olarak davrandığını gösterir. Kuantum teorisini anlamanın akıllara ziyan bir zorluğu olsa da geliştirilmiş en doğru bilimsel teorilerden biridir. Bilim insanları kuantum teorisi sayesinde atomların, moleküllerin ve malzemelerin özelliklerini tam isabetli hesaplayabiliyor. Kuantum teorisi elektronik bileşenler, yeni malzemeler, ilaçlar tasarlamak için kullanıldı. Teori olmasaydı bilgisayarlarımız, cep telefonlarımız ve diğer pek çok modern çağ buluşu olmayacaktı. Borsayı ve GPS sistemlerini sürdürülebilir kılan ultra hassas saatler, ultra güvenli kırılmaz kodlar, süper güçlü bilgisayarlar ve gelişmiş mikroskoplar da kuantum teorisiyle mümkün oluyor.</p>



<h2><strong>EVRİM</strong></h2>



<div style="width:100%;height:0;padding-bottom:67%;position:relative;"><iframe loading="lazy" src="https://giphy.com/embed/qWjNXQAb3oA5G" width="100%" height="100%" style="position:absolute" frameBorder="0" class="giphy-embed" allowFullScreen></iframe></div><p><a href="https://giphy.com/gifs/human-evolution-qWjNXQAb3oA5G">via GIPHY</a></p>



<p>Darwin, 150 yıl önce bilimsel tarihin en çığır açan teorilerinden birini ortaya çıkardı. Doğal Seleksiyonla Evrim teorisi ilk olarak Darwin’in&nbsp;<em>Türlerin Kökeni</em>&nbsp;kitabında öne sürüldü. Kitapta evrim, organizmaların zamanla kalıtsal fiziksel veya davranış özelliklerinin değişmesiyle, onların da modifikasyon süreci olarak tanımlanıyor. Bu değişimler organizmanın çevresine uyum sağlamasını, dolayısıyla hayatta kalmasını ve üremesini sağlıyor.</p>



<p>Teorinin başlıca iki noktası bulunuyor. Birincisi dünyadaki tüm yaşamlar birbiriyle bağlantılı. İkincisi canlı çeşitliliği, doğal seleksiyon sonucu çevrenin bazı özellikleri diğerlerine oranla daha fazla tercih etmesi sayesinde popülasyonların değişime uğramasının bir ürünü. Evrim teorisine göre tüm farklı türler, 3 milyar yıldan uzun zaman önce daha basit yaşam formlarından evrildi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Tüm farklı türler, 3 milyar yıldan uzun zaman önce daha basit yaşam formlarından evrildi.</p></blockquote>



<p>Doğal seleksiyon ve evrim teorisi bilim tarihinde en iyi kanıtlanan teorilerden biridir.&nbsp; Paleontoloji, jeoloji, genetik, gelişimsel biyolojinin de dahil olduğu çok çeşitli bilimsel disiplinlerden elde edilen kanıtlar da evrimi destekliyor.</p>



<p>Darwin, yaşamın ve yaşam formları arasındaki karmaşık ilişkilerin, bir tasarımcıya ya da onları dünyaya getiren bir taşıyıcıya ihtiyaç duymadan; doğal süreçlerden ortaya çıkabileceğini gösterdi. Doğa ve genetik biliminin önünü açtı.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tarihe-damgasini-vurmus-bilim-teorileri/">Tarihe Damgasını Vurmuş Bilim Teorileri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Hazinemiz Beynimiz</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gizli-hazinemiz-beynimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ümit Aydın Bostancı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 15:47:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=904</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Homines quod volunt credunt”; yani insanlar neye inanmak isterse ona inanır. Bu deyiş oldum olası bana insanlığın büyük ve yalan egosunun bir yansıması gibi gelir. İnsan dünyamızda yaşayan kendi algı sınırlarımız dahilindeki en gelişmiş canlı olduğu için evrende ne kadar küçük bir nokta olduğunu çoğu zaman unutur ve her şeyi kontrol edip planlayabilen bir güce [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gizli-hazinemiz-beynimiz/">Gizli Hazinemiz Beynimiz</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Homines quod volunt credunt”; yani insanlar neye inanmak isterse ona inanır. Bu deyiş oldum olası bana insanlığın büyük ve yalan egosunun bir yansıması gibi gelir. İnsan dünyamızda yaşayan kendi algı sınırlarımız dahilindeki en gelişmiş canlı olduğu için evrende ne kadar küçük bir nokta olduğunu çoğu zaman unutur ve her şeyi kontrol edip planlayabilen bir güce sahip olduğunu düşünür. Acaba bu ne kadar doğru?</p>



<p>Bunun ne kadar gerçek olduğunu anlamak için öncelikle beynin nasıl çalıştığını ve “özgür irademizle” her gün verdiğimiz milyonlarca kararın arkasında nasıl bir mekanizma yattığını basitçe anlamak gerektiği kanısındayım. Konunun eğitimli bir uzmanı olmadığım için ulaşabildiğim kısıtlı bilgi ve bu bilgi üzerine kurguladığım yorumlarımla yazacağım bu yazıyı, akademik bir içerik değil, dünyasını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir gencin kendisiyle sohbeti gibi düşünülebilirsiniz.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/kitapincognito_kapak.jpg" alt="Incognito" class="wp-image-906" width="215" height="330" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/kitapincognito_kapak.jpg 665w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/kitapincognito_kapak-195x300.jpg 195w" sizes="(max-width: 215px) 100vw, 215px" /></figure></div>


<p>

İnsan beyninin, nispeten büyükçe, alnın ön tarafına çıkıntı yapan ön lob diye bir bölümü olduğunu hatırlayacaksınızdır lise yıllarından. Bu kısım temelde verdiğimiz kararların bir kısmında devreye girerek bilinç seviyesinde doğru yanlış ayrımını yaptıran, soyut düşünüp insan olmamızı sağlayabilen, çoğu yeni yeteneği öğrenen, bir nevi insanın evriminde beynin kendini geliştirmesini sağlayan çok önemli bir parça. İnsanın, karar ve hareketlerinde bu bölümün baş rol oynadığını düşünebiliriz. Fakat, klinik araştırmalar gösteriyor ki farklı ön lob rahatsızlıkları olan kişiler neredeyse bunun farkında olmadan yıllarca yaşayabiliyor, hayatlarını idame ettirebiliyorlar. Bununla beraber, yeni bilgiler edinebilme konusunda çok yetenekli olamıyorlar (Incognito isimli kitaptan detaylarına bakabilirsiniz). Peki bu üstün ırk, nasıl olur da karar verirken beynin hayvanlardan farklılaşan ve onları üstün konumlandıran en yegane kısmının yokluğunda doğru karar verebiliyor?

</p>



<p>İşte burada bundan sonra gizli hazine diyeceğim yepyeni bir dünyanın kapıları bizlere açılıyor. İnsan bir konuyu öğrenene kadar aktif olan beynin ön lobunun dışında çok daha içgüdüsel, bilinçaltı diye de tabir edilen bir mekanizma. Nice bilim adamlarının anlamaya çalıştığı, bugünkü teknoloji ile bile hâlâ 100% açıklanamayan bir gizem.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bilim insanları, insanın karar mekanizmalarında en ilkel kodlamalarla nasıl bir sistem işlediğini anlamak için ciddi çaba harcıyorlar.</p></blockquote>



<p>İnsanın günlük karar ve davranışlarının çok hatırı sayılabilir kısmı amigdala ve omurilikteki, onbinlerce yıl boyunca kodlanmış ve bizim ön lobumuzla üstüne ekleme yapılmış bir depodan geliyor aslında. Türkçesi ile eşimizi seçerken bir panter kadar, tehlikeli anlarda bir balık kadar, heyecanlanınca bir martı kadar içgüdüsel oluyoruz. Özellikle günlük rutinimizin parçası olan işlerde, beynin kapısı olan ön lobdan bilgi, bu gizli hazine kayıtlarına geçtikten sonra her sürecimiz otomatiğe bağlanıyor. Hayatımızın büyük kısmını da dünyayı paylaştığımız diğer canlılardan belki de çok farkımız olmadan omuriliğimizle geçiriyoruz. İnsan gibi kendini tepelerde görmeye alışmış bir fenomen için ne kadar acı bir gerçeklik değil mi?</p>



<h2><strong>NÖROBİLİMLE HAYATIMIZI VE İŞİMİZİ NASIL DAHA İYİ ANLARIZ?</strong></h2>



<p>Bilim insanları, insanın karar mekanizmalarında en ilkel kodlamalarla nasıl bir sistem işlediğini anlamak için ciddi çaba harcıyorlar. NöroBilim adı verilen bu nispeten yeni disiplin, insanın dünyaya olan bakış açısını ve gizemli düşünme mekanizmalarının üzerindeki örtüyü zamanla çok daha fazla aralayacak. Böylece, insanın neyin güzel olduğuna kendisinin karar vermediğini, ortak bir güzel algısının beyninde zaten kodlu olduğunu, kendisinin ise sadece bir mecra olarak yüzbinlerce yıllık mirası dile getirdiğini anlayacak. Bunun güzel bir örneği yeni bir çalışmada ortaya çıktı. Deneklere karşı cinsten kişileri gösterdikleri çalışmada deneklerin beraber olmak isteyerek seçtikleri karşı cinsin tek bir ortak özelliği vardı. Bu da gözbebeklerinin mikroskobik olarak büyümüş olması, yani karşı cinsten deneği arzulamış oldukları gerçeğiydi. Peki denekler bu nanometrelik büyüme ve milisaniyelik kontakt süresini düşününce bunu nasıl anladı? Çok basit aslında ırkımız bugün dünyada ise nasıl çoğalması gerektiğine ilişkin doğru bilgileri çoktan bize kodladı ve biz bu mirasın sözcüsü olarak doğru kişiyi seçtik. Bu bilgiyi almış olmak umarım ilişki ve karşı cins etkilenmelerinizde sorun yaratmaz; zira ben öğrendikten sonra acaba benden hoşlandı mı diye rahatsız edici şekilde gözlerin içine içine bakmaya başladım. Öncelikle nörobilimi takip etmek ve güncel bilgileri edinmek özellikle benim gibi pazarlama dünyasında olan kişiler için bence çok değer yaratacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Nörobilimi takip etmek ve güncel bilgileri edinmek özellikle pazarlama dünyasında olan kişiler için değer yaratıyor.</p></blockquote>



<p>İkincisi ise, bu otomatik mekanizmanın insanı rutin karar ve yaşam döngülerine meyil ettirmesi. Unutmamak gerekiyor ki, beyin için en önemli olan şey yaşamı idame ettirmek. Siz beyin olsanız sürekli yeni şeyler öğrenip risk almayı mı tercih ederdiniz, yoksa bildiğiniz güvenli işleri tekrar tekrar yaparak hayat sürenizi maksimize etmeyi mi? Cevap net olmalı: Otomatik yapılan, yüzyıllardır kodlanmış bir davranış biçimi insanının dünyadaki varlık süresini maksimize ediyorsa rutin döngülerde yaşamayı tercih ederiz. Hep aynı lokantada yemek yemek, araç sürüşünüzün aynı özellikte olması, aynı durumlarda benzer tepkiler vermek, korkunca kaçmak veya saldırmak… Örnekler çoğaltılabilir. Peki, ya yenilik?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>İnovasyonun önündeki en büyük engel, o inovasyon fikrini yaratan beynin kendisi.</p></blockquote>



<p>Ön lob sınırsız bir geçiş sağlayabilen bir kapı iken, biz yeni şeyleri öğrenmemeye de tam tersi bir dirençle kodlanmış olabilir miyiz? Bu sorunun cevabını bilmiyorum; ama eğer beyin bu şekilde çalışıyorsa, bir organizasyonu yöneten ve yürüten onlarca değerli beyinden çıkacak ortak aklın da bu şekilde çalışma meyili olması kaçınılmaz geliyor bana. Bu durumda inovasyon ve yeniliğin peşinde koşan benim gibi büyüme avcıları (growthhacker) ister istemez bu ırmaktan kafayı kaldırıp akıntıya karşı yüzmek zorunda kalıyor ki bu yüzden genelde aykırı tipler oluyoruz. Statükoyu içgüdüsel olarak korumak isteyecek, risk almayı tercih etme eğilimi düşük olacak. Bu girdaba girmemek için çok çabalamamız gerekiyor. Yani inovasyonun önündeki en büyük engel, o inovasyon fikrini yaratan beynin kendisi. Buyurun bu tezata gelin.</p>



<p>Sonuç olarak, dünyanın en büyük hazinesi olan beynimizin hiç keşfedilmemiş karanlık odalarında bir o kadar değerli bir miras var ve bunu anlamaya çalışarak karar mekanizmalarını içselleştirmek mümkün. Özellikle inovasyon işlerinde de bu karanlık odanın farkında olarak hızlı, riskli ve biraz da korkusuz olmak gerekiyor sanırım. Neticede insan neyi beğeneceğine kendi karar verdiğini düşünecek kadar saf ve egosu yüksek olmasına rağmen, birçok noktada onbinlerce yıllık mirası dile getirdiği gerçeğini de bir gün belki kabul edecek. Ama beyin doğru çalıştırılıp bir çaba ile yönlendirilebilirse, hayatta hayal bile edemeyeceğimiz bir çok kapı bizlere açılacak.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gizli-hazinemiz-beynimiz/">Gizli Hazinemiz Beynimiz</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
