736 milyon. Dünyada hayatlarında en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz bırakılan kadınların ve kız çocuklarının sayısı. 2021 yılında, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın tamamlanmasına sadece dokuz yıl kala kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet temel bir hak ihlali ve sorun olarak ciddiyetini koruyor. Üstelik COVID-19 salgını ile birlikte özellikle ev içi şiddetin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres tarafından “gölge salgın” olarak nitelendirilebilecek kadar ciddi bir boyuta ulaştığı düşünülüyor.

Kadınlara yönelik şiddet, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) başta olmak üzere birçok uluslararası ve ulusal sözleşme tarafından kadınlara karşı ayrımcılık ve bir insan hakları ihlali olarak tanımlanıyor. Kadınların, sadece kadın olmalarından dolayı maruz bırakıldıkları bir şiddet türü olan kadınlara yönelik şiddet köklerini toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikler ve ayrımcılıktan alıyor ve bu eşitsizlikleri ve ayrımcılığı yeniden üretiyor.

Fiziksel ve cinsel şiddetin yanı sıra kadınlar ısrarlı takip, psikolojik, ekonomik ve siber şiddete maruz bırakılıyor. Üstelik şiddet sadece ev içinde değil kamusal alanlarda, iş yerinde, medyada, sosyal medyada ve siyasette de karşımıza çıkıyor. Şiddet kadınlar için fiziksel, ekonomik ve psikolojik anlamda olumsuz sonuçlar doğuruyor.

İş verenlerin “şiddete sıfır tolerans politikasını” benimsemeleri ve hem çalışanlarının güvenliğine yönelik hem de iş ekosistemini dönüştürecek uygulamalar gerçekleştirmeleri oldukça önemli.

Tüm bunlar düşünüldüğünde devletin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve yasa yapıcıların kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesindeki rolleri yadsınamaz. Ancak iş yerlerinde, tedarik zincirlerinde, iş ekosisteminde ve toplumda büyük etki alanına sahip özel sektör şirketlerinin payına da eyleme geçmek düşüyor. Çünkü şiddete maruz bırakıldıklarında kadınların istihdama katılımları, performansları, karar alma mekanizmalarına katılımları yani tüm kariyerleri olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla iş verenlerin “şiddete sıfır tolerans politikasını” benimsemeleri ve hem çalışanlarının güvenliğine yönelik hem de iş ekosistemini dönüştürecek uygulamalar gerçekleştirmeleri oldukça önemli.

Peki özel sektör şirketleri kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için neler yapabilir? En önemli beş aksiyonu sıralarsak;

-Hem iş yerinde yaşanan cinsel tacize ve saldırıya hem de ev içi şiddete yönelik politikalar geliştirebilir.
-Çalışanlara şiddet başvuru mekanizmalarına yönelik olarak düzenli bilgilendirme yapabilir ve iş yerinde çalışanların mevcut başvuru mekanizmalarına erişebilecekleri güvenli ve özel alanlar yaratabilir.
-Toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargıları kırmak amacıyla toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik bilgilendirme oturumları düzenleyebilir.
-Alanda çalışan sivil toplum kurumları ile iş birliği yapıp onları destekleyebilir.
-Toplumdaki farkındalığı artıracak programlar yürütebilir.

Şiddete maruz bırakılana yardım ve destek teklif etmek diğer bütün önlemlerden daha fazla fark yaratıyor.

Kurumsal aksiyonlar kadar bireysel olarak kadınlara yönelik şiddete karşı yapabileceklerimiz de değerli. Çünkü kadınlara yönelik şiddet bütüncül bir müdahale gerektiriyor. Çalışanlar olarak iş yerinde şiddete maruz bırakılan iş arkadaşımıza yönelik neler yapabileceğimiz “Borusan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Hane İçi Şiddet Rehberi” ve özellikle “İş Yeri Güvenlik Planında” kapsamlı bir şekilde anlatılmış. Rehberde de belirtildiği gibi şiddete maruz bırakılana “yardım ve destek teklif etmek diğer bütün önlemlerden daha fazla fark yaratıyor.”

Tam da bu noktada başvuru mekanizmalarını hatırlamakta fayda var.

Şiddete maruz kaldığında /tanık olduğunda arayabileceğin acil telefon hatları:

112 Acil Çağrı Merkezi
155 Polis
Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Engelli Sosyal Hizmet Danışma Hattı
0212 656 96 96 / 0549 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı
Farklı bir dil konuşuyorsan 157 Yabancılar İletişim Merkezi
444 80 86 – İBB Destek Hattı (Türkçe, Kürtçe, İngilizce ve Arapça)

Telefonla konuşulamayacak acil durumlarda yardım çağırabilmek amacıyla kullanılabilecek mobil uygulamalar:

Doğrudan başvuru yapılabilecek yerler: 

Polis Merkezleri, Jandarma Karakolları
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM)
Sağlık kuruluşları
Adli Makamlar (Cumhuriyet Başsavcılığı, Aile Mahkemeleri)
Kadın Da(ya)nışma Merkezleri
Baroların Adli Yardım Büroları-Kadın Danışma Merkezleri/Komisyonları

Şiddet ancak sessiz kalmadığımız sürece önlenebilir.

Bu sene Borusan Holding’in #gözünüaç çağrısına ve yürüttüğü kampanyaya benzer olarak UN Women Türkiye Ofisi 16 Günlük Aktivizm kampanyası kapsamında #kayıtsızkalmayın hashtagi ile herkesi kadınlara yönelik şiddete karşı eyleme geçmeye davet ediyor. 16 Günlük Aktivizm Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası; Birleşmiş Milletler tarafından küresel ölçekte düzenlenen ve her yıl 25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde başlayıp 10 Aralık İnsan Hakları Gününe kadar devam eden bir kampanyadır. Kampanya kapsamında her sene, BM Genel Sekreterinin “Dünyayı Turuncuya Boya” çağrısına cevap veren kişi ve kurumlar ışığı ve umudu simgeleyen turuncu rengini kullanarak kadınlara yönelik şiddete dikkat çekiyor.

UN Women Türkiye Ofisi, 2018’den bu yana gerçekleştirdiği 16 Günlük Aktivizm kampanyalarında ateş böceklerini kullanıyor. Çünkü ateş böcekleri, yanıp sönen ışıkları sayesinde birbirleriyle iletişim sağlıyor, dayanışma ağı kuruyor ve karanlığı aydınlatıyorlar.

UN Women Türkiye Ofisi’nin bu seneki kampanyasına siz de www.atesbocekleri.info web sitesi üzerinden erişebilir ve “Ben de kayıtsız kalmıyorum!” diyerek kampanyaya sesinizle katılabilir, ses kaydınızı indirebilir ve çevrenizdekileri kadınlara yönelik şiddete karşı dayanışmaya davet edebilirsiniz. Ayrıca ev, sokak, arkadaş grubu, sosyal medya, iş yeri, spor kulübü gibi farklı mekanlarda şiddet içeren durumlara tanık olduğunuzda nasıl müdahale edebileceğinize dair bilgi sahibi olabilirsiniz.

Kadınlara yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir ve suçtur. Şiddet ancak sessiz kalmadığımız sürece önlenebilir. Kadınlara yönelik şiddete son vermek için #gözünüaç ve #kayıtsızkalma.

UN Women Türkiye Ofisi’nde 2013 yılından beri Proje Analisti olarak görev yapıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği için büyük bir adanmışlıkla çalışıyor ve eşitliğin sağlanacağı günün umuduyla yaşıyor.

Minnettar
1