Napolyon’un meşhur “Para, para, para” cümlesinin bugünlerde “kripto para, kripto para, kripto para” olarak dönüştüğünü gözlemliyoruz hepimiz. Nereye gidersem gideyim en çok konuşulan konuların başında kripto para geliyor. Farklı yaş ve meslek gruplarından birçok insanın gündeminde bu konu yer alırken, en çok dikkatimi çeken araştırma ya da finansal okuryazarlık yerine yatırımların genellikle farklı kişilerden alınmış tavsiyelere göre şekillendiği ve bu tavsiyelere karşı beslenen adanmışlık oldu. Ümit ederim kripto para herkes için bol kazançlı günler getirir. Ancak tabii ki bu süreç hep zaferle bitmiyor. Genellikle de yaşanılan hüsranlar paylaşılmıyor.

Değişmeyen tek şey değişimdir: Blockchain & kripto para Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ın deyimiyle bir devrimdir!

Benim blockchain & kripto para ilk tanışmam eşimle birlikte 5 sene önce pandeminin henüz günlük hayatımızı alt üst etmediği, sağlıklı günlerde özgürce yaptığımız bir Amsterdam seyahatinde oldu. Harika bir Amsterdam sabahında kahvaltıda buluştuğumuz lise arkadaşım ile konu konuyu açtı ve blockchain, internet of things ve coin kelimelerinin bir arada kullanılması oldukça ilgimi çekti

İstanbul’a döndükten sonra konuyu araştırmaya başladım. O zamanlar kripto para ile ilgili bugünkü kadar kaynak yoktu. Önce internetten, sonrasında kitaplar ve aldığım belli eğitimlerde faydalanarak bilgi dağarcığımı geliştirmeye başladım. Kripto para ve ne işe yaradıklarını belirten white paper’ları, oradan da blockchain ile entegrasyonları hakkında birçok araştırma yaptım. Konu hakkında bilgi edinmeye başladıkça da değişimin bu mecralarda çoktan başlamış olduğunu fark ettim. Şeffaf, yapılan işlemlerin kayıt altına alındığı, merkeziyeti olmayan ve aracısız bir gelecek beni oldukça heyecanlandırdı. Bu süre zarfında da çeşitli platformları deneyimleme fırsatım oldu. 2018 yılında Kadir Has Üniversitesi’nde kripto para ve blockchain eğitiminin açılacağını duyduğum anda bu programa zaman kaybetmeden kaydımı yaptırdım, bu konunun önemli savunucularından, bu sistemi kazançtan öte önemli bir sistem değişikliği olarak yorumlayan değerli öğretim üyesi İsmail Hakkı Polat’ın liderliğindeki derslere katıldım ve eğitimin sonunda mezun sertifikamı aldım.

Kripto para yatırımını bir okyanusa benzetiyorum. Bu okyanusun hakimi, okyanusa yön veren canlısı Bitcoin. Bitcoin ile birlikte yaşayan birçok farklı balık türü var. Bu türlerin kimisi hız sunan, kimisi farklı platformlar sunan, kimisi ise özellikle iş dünyası için çok önemli bulduğum akıllı sözleşmeleri içeren türler. Bu balıkların bazıları dışarıdan çok renkli gözüken fakat belki de projelerinin devamının olmaması ihtimali olan ya da aslında herhangi bir çözüm ortaklığı sunmayan balıklar. Bunlara balon balıkları adını veriyorum. Her geçen gün farklı türler ortaya çıktığı için dikkat etmekte fayda var. Bu okyanus yüksek dalgaların ardı ardına vurabildiği, dik kayalıkların olduğu, zirveye çıkarken aşağıya inmeyeceksiniz hissi veren ancak tam bu his sırasında bir anda çarparak sert biçimde sörfçüyü al aşağı edebilecek türden. Yani büyük dalga sörfçüsü Laird Hamilton’un belgeselindeki Hawai’deki Jaws dalgaları gibi. Buradan çıkaracağımız en önemli öğreti ise bu dalgaların sürekli yükselmemesi, bir yerden sonra ciddi anlamda düşme ihtimali olması.

Geçmişe baktığımızda Aralık 2017’de 20.000$ seviyesini gören Bitcoin’in 2019 yılında 3400$ seviyesine düşmesi ya da daha da dramatik bir örnek vermem gerekirse 2016 yılı sonlarında 3000$ seviyesinde olan bir alt coinin güncel fiyatının 100$ seviyesine düşmesi… Bu platformda kazananlar olduğu kadar kaybedenler de mevcut. Hatta ne yazık ki bu aralar gözlemlerim kaybedenlerin çok daha fazla olduğu yönünde.

Kişisel Gelişim İçin Bir Fırsat mı?

Okyanus, 2021 yılında özellikle kurumsal yatırımcılarında dahil olması ile işlem hacmi 2 Milyar$’ı bulan, 9000 alt coin’i ile devasa bir hal aldı. Geçmişte bu konu ile ilgili ciddi eleştirileri olan kişiler bile kripto paraları yatırım amacı ile mercek altına almaya başladı. Önemli bir yatırım aracı olmasının yanı sıra finansal sistem üzerinde önemli değişim potansiyelleri sunan bu sistemin üzerine pek konuşulmayan faydaları olduğunu düşünüyorum. İlginç gelebilir ama kripto paranın kişisel gelişime sağladığı önemli katkılara gelin birlikte bakalım:

• Finansal okur yazarlığın artmasını sağlayabilir. Bu sayede genel konjonktürleri de takip ederek kurlar, diğer yatırım gereçleri hakkında bilgi sahibi olmaya başlayabilirsiniz.
• Entelektüel birikiminizi arttırabilirsiniz. Özellikle kripto paraların white paper’larını okuyarak ya da kurumsal sitelerini araştırarak teknolojik gelişmeler hakkında güncel bilgileri edinebilirsiniz. Bunu yaparken de tabii ki herhangi bir sorunu çözüp çözmediğini de görme şansınız olacaktır.
• Blockchain sayesinde dünyanın nereye doğru evrildiği ile ilgili daha farklı bir bakış açısı geliştirebilirsiniz ve bu platformun nerelerde kullanabileceği konusunda çalışmalara dahil olabilirsiniz.
• Şayet henüz öğrenciyseniz ya da kariyerinize yeni bir yön vermek istiyorsanız özellikle yazılım ya da girişimcilik anlamında bu platformların gelişimi ile ilgilenerek önemli fırsatlar ile tanışabilirsiniz.

Bu platformda kazananlar olduğu kadar kaybedenler de mevcut. Hatta ne yazık ki bu aralar gözlemlerim kaybedenlerin çok daha fazla olduğu yönünde.

Kişisel gelişime bu kadar katkısı olan kripto para ile ilgilenmenin dezavantaj yaratabileceği birkaç noktaya da değinmemek olmaz. İstanbul Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Haluk Zülfikar’ın gerçekleştirdiği araştırmaya göre Türkiye’de 14 milyon kişi kripto para ile ilgileniyor. Bu da birçok kişinin gün içinde kripto para piyasasına göz attığı gerçeğini ortaya koyuyor. Doğası itibariyle güncel olarak da takip edebilmekte olduğunuz bu sistem ne yazık ki çalışanlar açısından önemli bir sorun doğuruyor: Odaklanma

Daniel Goleman, “Odak” isimli kitabında en odaklı kişilerin bile karşılaştıkları en büyük zorluğun kaynağının yaşamlarındaki duygusal karmaşa olduğunu belirtiyor. Dalgaların bu kadar keskin olabildiği bir piyasada her an “Acaba ne oldu? Düştü mü? Çıktı mı? Ne yapsam?” gibi sorular bu süreçte ciddi anlamda dikkat dağıtıcı ve duyguları yönetme açısından zorlayıcı olabilir. Piyasaların sunduğu fırsatların yanı sıra risk içermesi sürekli takip etmeyi zorunlu hale getirirken bir yandan stres yaratıyor bir yandan da zaman yönetimini olumsuz etkileyebiliyor. Bu gibi olumsuz durumları en aza indirebilmek için en doğrusu bir denge kurabilmek. Sorumluluklarımızın ve önceliklerimizin bilinciyle zamanımızı etkin bir biçimde kullanarak farkındalıkla adım atmak önemli. Bu farkındalıkla hareket edildiğinde fırsatlarının yanı sıra risklerine rağmen bu işlemlerden keyif almamanız kaçınılmaz. Herkese minimum riskli, bol kazançlı işlemler dilerim…

Supsan Otomotiv Parçaları’nda 2003 yılından beri farklı pozisyonlarda görev yapan Mert Altuğ, kariyerine Ticari Birimler Müdürü olarak devam ediyor. Çalışan bağlılığı, duygusal zeka, liderlik modelleri, iletişim, ikna ve müzakere teknikleri gibi konularda çalışmalarını sürdüren Altuğ, savunma sanatları ve blockchain teknolojilerine ilgi duyuyor.

Beğen