Çin’de başlayan ve kısa sürede Dünya’ya yayılan COVID-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi ne yazık ki ülkemizi de etkisi altına aldı. Koronavirüsünün gündemimize ve hayatlarımıza girmesiyle birlikte bizler de daha önce benzerini yaşamadığımız yeni bir döneme girdik ve daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir krizle karşı karşıya kaldık. Bu dönem hem kişisel hayatlarımızda hem de iş yapış şekillerimizde birçok değişikliği de beraberinde getirdi. Sürekli gelişmeleri takip etmeye, elimizden geldiğince önlem almaya, kendimizi ve sevdiklerimizi korumaya çalışıyor, tüm bunları yaparken de psikolojimizi güçlü tutarak sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ediyoruz. Bu süreci yönetmenin hiç de kolay olmadığını söylesem sanıyorum birçoğunuz bana hak verirsiniz. Dünya değişiyor. Dünyada her şey hızlı bir şekilde değişiyor. Yeni dünya tüm düzenleri değiştirerek yeni bir düzen oluşturuyor.

Son yıllarda hayatımıza giren “VUCA Dünyası” terimini hepimiz bolca duyduk, hakkında konuşmalar dinledik, kitaplar okuduk. Bu belirsiz dünyada ayakta sağlam kalabilmek için çevikliğin ve dayanıklılığın önemini iyice kavradık ve karşılaştığımız zor koşulların bu şekilde üstesinden geldik. İş yapış şeklimizi “Agile” (çevik), yetkinliklerimizi “Resilience”(dayanıklılık) kavramları çerçevesinde değerlendirdik. Ama sanıyorum daha önce hiçbirimiz şu anda içinde bulunduğumuz dönem kadar bilinmez ve zorlayıcı bir süreçte sağlam durabilmeyi deneyimlemedik. Tüm dünya alışılagelmişin dışında bir belirsizliğin içindeyken hepimizi de yeni bir sınav bekliyor.

Her gün beklenmedik haberler almaya devam ederken; şirketler sadece onları etkileyen değil dünyada olan olayları anlamaya, bunlara doğru tepkiler vermeye çalışırken her birinden dersler çıkarmaya da gayret ediyor. Bilinmezliğin ve endişenin yaygın olduğu bu günlerde, en büyük görevlerden biri ise liderlere düşüyor. Liderlerin bu süreçte işin sürdürülebilirliğini sağlamakla birlikte, harekete geçmek ve geçirmek, güven vermek, belirsizlikleri ve korkuları hafifletmek gibi önemli sorumlulukları var. Bu sorumluluklarımızı yerine getirirken bizi “lider” yapan en önemli güç ise sergilediğimiz yetkinliklerimiz. İçinde olduğumuz süreçte özellikle yetkinliklerimiz üzerine odaklı çalışma fırsatı bulabileceğimize, güçlü ve yatırım yapmamız gereken yetkinliklerimizin daha çok farkına varacağımıza inanıyorum. İçinde bulunduğumuz bu kriz dönemini, liderliğimiz hakkında farkındalığımızın arttığı ve belki de en büyük sınavlarımızı verdiğimiz zorlayıcı zamanlar olarak nitelendiriyorum. Tabiri caizse doğal değerlendirme merkezindeyiz diyebilirim.

Bizi ‘lider’ yapan en önemli güç, sergilediğimiz yetkinliklerimiz.

FARKINDALIK VE DUYGUSAL ZEKA

Borusan Grubu’nda tüm insan odaklı süreçlerimizin bazını oluşturan Borusan Grubu Liderlik Modeli’nde yer alan yetkinliklerimize baktığımızda, ister işinizin lideri, ister bir ekibinizin, ister bir şirketin lideri olun; mutlaka güçlü olduğunuz ya da üzerine yatırım yapacağınız yetkinlikler vardır. Özellikle bunun gibi belirsiz ve zor dönemlerde mutlaka öne çıkartmamız ve sıklıkla kullanmamız gereken belli başlı yetkinlikler çok daha kritik bir hale geliyor. Ama önce “insan” diyoruz, bu sebeple her lider “Farkındalık ve Duygusal Zeka” yetkinliğini kullanarak hem kendi özünü fark etmeli hem ekiplerini desteklemeli hem de çevresini anlayarak herkese gerekli desteği sağlayabilmeli. Bütünsel resmi doğru okuyarak nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini belirlemeli, geleceği düşünerek bugünün adımlarını atmalı, ekiplerini de bu vizyon doğrultusunda doğru bir şekilde yönlendirmeli ve koordine edebilmelidir.

Öğrenmeye olan devingen yaklaşımıyla bilinen ve sayısız liderlik konulu kitaba imza atan Brian Tracy, “Gerçek liderlik sınavı kriz anlarında nasıl davrandığınızla ilgilidir” diyor. Ben de içinde bulunduğumuz süreci hepimiz için hem bir sınav hem de bir fırsat olarak görüyorum. Bu günler hepimiz için “zor zamanlarda sağlam durma” sınavı. Bugüne kadar küçük büyük birçok pratik yapma fırsatımız oldu, şimdi ise elimizde uygulamak için eşsiz bir fırsat var. Eğer bu süreci doğru değerlendirirsek çıkarılacak çok fazla ders olduğunu göreceğiz.

Gerçek liderlik sınavı kriz anlarında nasıl davrandığınızla ilgili.

Bu süreçte her birimizin koşulları ve ihtiyaçları farklı. Kimimiz evinde tek başına, kimimiz evinde hem çocuklarına bakmak hem de çalışmak durumunda. Kimimiz sevdikleri için endişeleniyor, kimimizin kaygıları ise kendisiyle ilgili. Hayat her zaman olduğu gibi şimdi de herkes için farklı yerden akıyor. Bu sebeple hepimizin sınavının farklı konulardan olacağını düşünüyorum.

Bu sınavları verebilmek için ise özümüze dönüp kendimizle derinden bir bağ kurmamız gerekiyor. Kendimize bugüne kadar hiç sormadığımız soruları soracağız belki ve daha önce farkına varmadığımız cevaplar bulacağız. İçinde bulunduğumuz bu dönem hangi şekilde ve ne tempoda çalışırsak çalışalım kendimize ayna tutmak için fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları ıskalamayalım, bu zor günlerden gelişerek çıkmanın yolunu bulacağımıza inanıyorum.

Belki de daha önce hiç karşılaşmadığımız bu süreçten güçlenerek çıkabilmek için olumlu tutumuzu korumamız, birbirimize destek olmamız ve iyimser bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. İyilik yapmak hepimizi iyileştirecek.

Bugünler geçecek ve hep birlikte yeni normal düzenimize geçiş yapacağız ve sevdiklerimize doya doya sarılacağız. #BeraberAşacağız

Nursel Ölmez Ateş

Nursel Ölmez Ateş, Borusan Holding’de İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim Başkanı. Hayatın farkındalıktan ibaret olduğuna inanıyor.

Minnettar
1