X-men, Demir Adam, Örümcek Adam… Çocukların süper kahramanları! Hayatımızda her zaman süper kahramanlara yer vardı, neden? Bilmiyorum, belki de günün birinde birilerine karşı kahramanlık yapıp birilerinin hayatını kurtarmak ya da en azından bir iyilik yapmak düşüncesi bizi süper kahramanlara karşı hep ilgili kılmıştır.

Tabi bizim gibi 80’lerde çocuk olanların kahramanları daha gerçekçi, daha elle tutulur kişilerdi. Bruce Lee gibi efsaneler, Jean Claude Van Damme gibi ya da Steven Seagal gibi yıldızlardı. Bunların filmlerini izleyip de etkilenmeyen bir tane çocuk gösteremezdiniz. Tabi ki ben de ziyadesiyle etkilendim ve spor hayatıma ortaokul ikinci sınıfta Teakwondo ile başladım.

Lise yıllarına kadar severek isteyerek yaptığım sporu üniversite hazırlık yıllarında ister istemez bırakmak zorunda kaldım ve uzun yıllar spor salonuna adım atmadım. Ama aklımda bir kıymık gibi ya da yüreğimde bir sızı gibi kaldı. Hani akşam eve gelince, “Ben bugün bir şey yapacaktım” diye düşünürsün ama ne olduğunu bulamazsın ya onun gibi bir şey işte.

“Lise yıllarında yaptığım Taekwando aklımda bir kıymık, yüreğimde bir sızı gibi kaldı.”

İş hayatı, evlilik, çocuklar derken, yıllar hızla akıp gitti ama ben içimdeki o boşluğu bir türlü dolduramadım. Ta ki bir arkadaşım “eski bir dostum spor salonu açmış gidelim mi?” diye sorana kadar. Sanki yıllardır bu soruyu sormasını bekliyordum. Sorusunu tekrarlamasına izin vermeden, “tamam yarın gidip başlıyoruz” deyip ertesi gün Kickboks derslerine kayıt yaptırdık ama arkadaşım iki ders sonra bıraktı.

AZİM, KARARLILIK VE FEDAKARLIK

Özlemini duyduğum spor hayatıma geri dönmüştüm. Artık günde sekiz saat iş yerinde çalışmanın üzerine haftada üç gün koşa koşa salona gitmeye başladım. Akşam eve saat 10, 11 gibi gelebiliyordum ama hiç yorulmuyor aksine daha dinamik, daha güçlü hissediyordum kendimi. Salonun başka bir enerjisi vardı sanki. Yılların açığını kapatmaya çalışıyordum adeta. Tabi bu gayretim hocamın gözümden kaçmamıştı, beni kuşak sınavlarına girmem konusunda yüreklendirdi. Ben de kabul edip tüm kuşak sınavlarına girdim, sonunda kuşak sınavlarını tamamlayıp 1. Dan siyah kuşağımı aldım. Bir senenin ardından 2. Dan kuşağımı da almıştım. Bundan sonra gözüm artık antrenörlükte idi; kickboks antrenörü olmam için hiçbir engel kalmamıştı önümde. 

Beklediğim haber kickboks federasyonunda yayınlanınca hem sevindim hem hayal kırıklığına uğradım. Antrenörlük semineri tarihi bana uymuyordu çünkü Borusan Oto’ya başlayalı on bir gün olmuştu. Ben yıllık iznimi henüz hak edememiştim ve benim on iki gün izin almam gerekiyordu. Bu isteğimi servis müdürümle paylaşınca hiç tereddüt etmeden, şirketimizin bu gibi faaliyetlere her zaman destek verdiğini ve bana da bu konuda destek vereceklerini söylediklerinde nasıl mutlu olduğumu anlatamam! Servis müdürüm ve şube müdürüm sayesinde Borusan Oto gibi bir şirkette çalışmanın gururunu ve avantajını yaşamış oldum.

İki haftalık seminerimi başarı ile tamamlayıp sonunda antrenörlük hedefimi gerçekleştirmiş oldum. Yıllar sonra başladığım spor hayatımda böyle bir noktaya geldiğim için çok gururluyum! Gerçekten isteyince azim edince insanlar için bu hayatta olmayacak bir şeyin olduğuna ben inanmıyorum. Yeter ki gerekli olan azmi, kararlılığı ve fedakarlığı gösterelim. 

Mustafa Kılıç

Mustafa Kılıç, Borusan Oto Balgat’ta Diagnoz takım lideri.  Motorla gezmeyi seven bir spor aşığı.

Beğen