Rutin bir iş günümde, öğle yemeğimi yedikten sonra ellerimi yıkamak için lavaboya girdim. Ellerimi yıkadıktan sonra, dikkat etmem gereken bir şeyi yapmamış olduğuma dair bir tedirginlik uyandı içimde. Tam bunu düşünürken bir yandan da ellerimi kurulamak için peçete basma komutu vermiştim makineye.

Eyvah dedim sonra, unuttuğum şeyi hatırlayınca. Ellerimi iyice temizlenmesi için iki defa yıkamış ve bu yüzden fazladan su kullanmıştım! Suyu boşa harcamıştım. Peçete ile ellerimi durularken, birden fazla peçetenin ağaç katliamı olduğu her an kafamın içinde şimşek gibi çakabiliyorken, su için nasıl böyle bir ihmalkarlık söz konusu oluyordu? Ağaç önemliydi, yok oluyordu ve doğamız tehlikedeydi. Peki ya su çok mu iyi bir durumdaydı? Yakın gelecekte su savaşlarının olacağı, tasarruflarımızı ülkelerce değil, bireysel olarak her birimizin itinayla yapması gerekirken normal miydi bu davranış?

Peçetenin ağaç katliamı olduğu her an kafamda iken, su için nasıl ihmalkarlık söz konusu oluyor?

Ardından başka düşünceler devam etti kafamda. Günde 2,5-3 lt su içtiğim geldi aklıma. Ortalama bir insanın yaş ve egzersiz durumuna göre ufak değişkenlikler gösterse de içmesi gereken su miktarı 1,5 litredir. Fazlası 4-5 litreye kadar daha sağlıklıdır ama artık iklimimiz ve dünya bu haldeyken 1,5 litreden fazla su içmek israftan başka bir şey olamaz!

Alışkanlıklarımızı değiştirmeli, uzun saçlarımızı dahi kestirmeliyiz aslında. Fazla saç; temizleme ve durulama için daha fazla su tüketir. Şimdi bunlara kadar derinlemesine düşünmeye başlamışken, günde 7 kere duş alan, tokalaştıktan sonra ellerini yıkamadan nefes alamayan obsesifleri ne yapmalı? Onların ise derhal tedavi edilmesi gerekir. Aşırı titizlik kaynaklı ve ihtiyaç fazlası kullanılan sadece su olsa keşke. Şirketlerde bilerek (bak ama bilerek, keyfi) veya dikkatsizlik sonucu tomarla çöpe giden kağıtlar, sene 2019 olmasına rağmen e-fatura ve e-rapor standartlarını benimseyememiş onlarca firma mevcut piyasada. Gel bir de üstüne yaz-kış saat uygulamasının doğaya düşman şekilde uyarlanışını da ekleyelim. O bilinçsizce tomar kağıtları basan şirketlerin de, diğer şirketlerin de kullandığı elektriği ve harcadığı enerjiyi bir hayal edelim.

“Sene 2019 olmasına rağmen e-fatura ve e-rapor standartlarını benimseyememiş onlarca firma mevcut piyasada.”

Utanmıyor muyuz gerçekten? Bu yoğurdun bolluğu nereden? Gelecek nesilleri düşünelim demiyorum bile, zira onları çok daha hazin bir süreç bekliyor. Kapımıza dayanmış durumda iklim ve su sorunları. Bangır bangır bağırılıyor her yerde, fosil yakıtları şimdi bile bıraksak 100 yıl içinde dünyanın 3-4 derece ısınacağını duyuyoruz.

Siz, Paris İklim Anlaşması’na mı güveniyorsunuz yoksa? Üzgünüm, o anlaşmada imzası bulunan ülkeleri denetleyecek bir mercii yok henüz. Tamamen insaniyet ve iyi niyete bağlı kalmış bir süreç yönetimi söz konusu.  Kocaman bir kıtaya sahip Amerika’nın anlaşmadan çekildiğini de ekleyeyim. Ülkelerce birleşip, bu soruna bireylerce kafa patlatmamız gerekirken en önemli süreçte hem de. Geçmiş olsun hepimize, yerse.

Merve Şahmaran

Merve Şahmaran, Borusan Lojistik’te Yazılım Geliştirme Uzmanı. Hayatı dışında her şeyi kodlayabilen, ütopya gezgini, hamak sever bir doğa insanı.

Beğen