Tarih 2015 yılının ortaları… Binlerce ortaokul öğrencisi gibi ben de geleceğim üzerinde büyük bir etkisi olacağına inandığım lise sınavına hazırlanıyorum. Günler hızla ilerlerken kafam, cevabını bulmaya çabaladığım pek çok soru ile dolu. Nasıl hareket etmeliyim? Sınavdan alabileceğim en iyi puanı alıp Edirne’de, kendi şehrimde bulunan bir liseye mi yerleşmeliyim? Her biri bir öncekine benzeyen yıllar eşliğinde okumalı, sonrasında da “başarılı” olarak nitelendirilen bir üniversiteyi mi kazanmalıyım? Hayır, benim istediğim kesinlikle bu değildi. Ben sadece bir şey üretmeyi değil, ürettiğim şey ile var olan imkanlar doğrultusunda insan hayatına dokunabilmeyi arzuluyordum. İşte zihnimin bu sorularla çalkalandığı günlerden birinde, bir internet sitesinde Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi adlı bir okul gördüm. Okulun dikkatimi çeken yönü ne kampüsü ne de üniversite başarısıydı… Yüreğimi ısıtan, Integra adlı bir robotik takımının mühendislik kabiliyeti gerektiren ve oldukça kompleks şekilde inşa edilen bir robot üretmesinin yanı sıra içinde çeşitli deney istasyonları bulunduran devasa bir Bilim Tırı ile Anadolu’nun şehirlerini dolaşması ve buradaki çocuklara bilim sevgisi aşılamak için çabalamasıydı. Sitedeki yazının satırlarını okudukça içimden tekrarladığım cümle gittikçe daha berrak bir hal alıyordu: “Ben burada okumalı, bu takım içinde olmalıyım!”

ROBOTİK MACERAM

Tarih Aralık 2018 ve ben Bahçeşehir Integra takımının tutkulu 18 üyesinden biriyim. Birazdan bahsedeceğim tüm projelerin içinde yer almış ve alacak olmaktan gurur ve mutluluk duyan bir halde elimden geldiğince çalışıyor, çaba sarf ediyorum. Bu güzel topluluğun ilginç hikayesinin kökleri 2011 yılına dayanıyor aslına bakacak olursak. Yaklaşık 10 sene önce “robot” takımı olarak kurulmasına ve içinde hiç kız bulundurmamasına rağmen seneler geçtikçe birçok değişikliğe uğradı takımımız. Örneğin kız öğrenci sayısı sıfırdan on üçe yükseldi, robotu üreten gruba kadın eli değmeye başladı yavaş yavaş. Süreç içerisinde çok daha tecrübeli, azimli ve başarılı bir takım haline geldi.

Bahçeşehir Integra Robotik Takımı

Takımımızın öncelikli amacı bilim ve STEM+A değerlerini Türkiye’deki hatta dünyadaki her yaştan insan ile tanıştırmak, bu kavramları kavrayıp benimsemelerini sağlamak. 21. Yüzyıl becerilerine sahip ve içinde bulunduğu topluma gerçek yararlar sağlamayı arzulayan bireylerin yetişmesine katkıda bulunmak, takımdaki her üye için çok önemli ve değerli. Bizimle aynı amacı güden ve katıldığımız FRC (FIRST Robotics Competition) adlı turnuvayı da organize eden FIRST Vakfı hepimiz için büyük bir ilham kaynağı. Süreç içerisinde bu ilhamı icraata çevirdiğimiz birçok faaliyet gerçekleştirdik ve bugün de gerçekleştirmeye devam ediyoruz.

Okul ve takım olarak eğitimde fırsat eşitliğinin fazlasıyla önemli bir kavram olduğuna inanıyoruz. Bizce tüm öğrenciler teknolojinin, yeniliklerin sunduğu imkanlardan yararlanmalı; üstüne düşünmeli, yaratmalı ve üretmeli. İşte bu sebeple İHA (İnsansız Hava Araçları) ve STEM+A temelli bir müfredat yazdık. Bu müfredatı oluşturmanın hemen ardından Talim Terbiye Kuruluna onaylattık ve binlerce okulda ders olarak okutulmasını sağladık. Öğretmen ve öğrencilerin müfredattan maksimum verimle yararlanması amacıyla bu dersler için çeşitli videolar çekip “Uçan Robotlara Giriş” adlı bir kitap yazarak içeriğin oluşturulmasına da katkıda bulunduk. Gerçekleştirdiğimiz çalışmaların bu binlerce okulda okuyan binlerce öğrencinin sadece birkaçının bakış açısını değiştirmiş olması dahi başlattığımız seferberliğin sürdürülebilirliği için inanılmaz bir motivasyon kaynağı. 

KUYU KÖPEK İÇİN ROBOT KOL

Daha önce de bahsettiğim üzere takımımın en sevdiğim ve takdir ettiğim hedefi canlı hayatına dokunmak üzerine. Bize göre teknoloji, canlı hayatına dokunduğu kadar fayda sağlıyor. Bunun en özel örneklerinden biri de Kuyu Köpek olayımız bana kalırsa. Yaklaşık bir sene önce Şubat ayının soğuk bir günüydü. Integra’nın bir kısmı CNC laboratuvarında, bir kısmı robotun etrafında, diğer kısmı da kütüphanedeki masaların etrafında koşuşturuyordu. Okul dersleri çoktan bitmişti ve herkesin kendi meşguliyeti ile ilgileniyordu.

Teknoloji, canlı hayatına dokunduğu kadar fayda sağlıyor.

Takım üyelerinden biri heyecanlı bir şekilde içeri girdi ve haberlerden duyduğu olayı anlattı: İstanbul’da bir köpek sondaj kuyusuna düşmüş ve orada mahsur kalmıştı. Yetkililer birkaç kez kurtarmaya çalışmış fakat çeşitli aksilikler nedeniyle köpek bir türlü kurtarılamamıştı. Bir grup lise öğrencisi olarak nasıl katkı sağlayabileceğimizi düşündük. Sadece birkaç dakika süren takım toplantısı sonrasında herkes organize oldu ve sadece üç saat içerisinde ortaya robotik bir kol çıkartıldı.


Kaynak: Birgün Gazetesi

Gecenin ilerleyen saatlerinde takımca olay mahalline gittik ve yetkili kişilere kolumuzu kullanabileceklerini söyledik. Köpeğin boyutları nedeniyle robot kolumuz köpeği tam kavrayamıyor, yakalayamıyordu. Fakat itfaiyeciler oluşturduğumuz mekanik koldan oldukça etkilendiler ve birkaç gün sonra çok benzer bir kol aracılığı ile Kuyu Köpeği kurtarmayı başardılar. Takım olarak bir canın kurtarılmasına, hayata geri kazandırılmasına yardımcı olmak bizim için gerçekten paha biçilmezdi. Bu hikaye bizi etkilediği kadar başka insanların da ilgisini çekti; ürettiğimiz bu kolu ilerleyen zamanlarda Stanford Üniversitesi eşliğinde geliştirerek çok daha çeşitli kurtarma faaliyetlerinde kullanma fırsatı elde ettik.

VER ELİNİ NASA

Katıldığımız yurt dışı turnuvaları sırasında NASA’yı ziyaret etme şansını bulduk. Hayalini kurduğumuz mekanı ve burada çalışan kişileri görmek, tecrübe etmek bir lise öğrenci için gerçekten unutulmazdı. Oradan ayrıldığımızda kimimiz kendine yürüyecek yepyeni yollar belirlemiş, kimimiz ise birçok soru yaratmıştı kendi zihninde. Eminim ki hepimizi buluşturan ortak düşünce ise ileride bir gün bu binaların birinde, insan yararını gözeten birtakım işler yapmaktı. Bu büyüleyici kampüsü ziyaret etmenin yanı sıra turnuvadan ülkemize prestijli bir robot ödülü ile dönmek ve dünyanın en iyi 24 takımı arasına girmek tüm üyeler için inanılmaz bir inanç kaynağı oldu. İşte bu inanç kaynağı yardımıyla bir sene içine çokça şey sığdırmayı hedefledik hep, hâlâ da hedefliyoruz.

Gerek okulumuzda bulunan CNC makinelerinden çıkardığımız bilim kitlerini gerekse sahip olduğumuz 3D yazıcıları dezavantajlı bölgelere gönderiyor, onların da deneyler aracılığıyla tecrübe ederek öğrenmesini sağlamaya çalışıyoruz. FIRST değerlerini çeşitli kitlelerle tanıştırmak, onları da bu eğlenceli komüniteye dahil etmek amacıyla sadece ülkemizin farklı şehirlerinde değil aynı zamanda Güney Afrika, Japonya, Kanada gibi ülkelerde de yeni robotik takımları oluşturulmasına katkıda bulunuyoruz.

Bu sene bir kız takımıyız ve kızların her alanda seslerini duyurabilmeleri bizim için oldukça önemli. Kadın erkek eşitliğinin yanı sıra bilimde, fende, mühendislikte sivrilmiş bilinçli kızlar yetiştirilmesi konularına dikkat çekmek için #Girls1stTürkiye olarak adlandırdığımız bir kampanya eşliğinde her yıl bu konulara yoğunlaştığımız konferanslar düzenliyoruz. Çünkü kızlar sadece çiçekten, marmelattan değil aynı zamanda demirden, tutkudan ve azimden yaratılmıştır.

Kızlar sadece çiçekten, marmelattan değil; aynı zamanda demirden, tutkudan ve azimden yaratılmıştır.

Farklı şehirlerden gelen ve yurtta kalan bir grup lise öğrencisi olarak Türkiye’nin ilk uzay taşımacılığı yapan şirketiyiz aynı zamanda. Meteoroloji balonlarını kullanarak çeşitli objeleri yakın uzay olarak adlandırılan 35 km yukarı göndererek tanıtım amaçlı projeler yürütüyoruz. Space-Ğ adını verdiğimiz küçük şirketimizin temel gayesi yine benimsediğimiz, olabilecek en iyi şekilde uygulamaya çalıştığımız ve başkalarına da benimsetmeyi amaçladığımız değerlerin, kavramların yayılmasını sağlamak.

İşte yolum böyle kesişti Bahçeşehir Integra ile… Her seferinde iyi ki kesişmiş, iyi ki bu takımın içerisindeyim, iyi ki böyle güzel işler yapıyoruz diyorum kendi kendime. Yeterli imkanlar sağlandığı sürece gençler her zaman en iyisi için çabalayacak hiç şüphesiz. Amacımız ne turnuvada puan kazanmak ne de ödül almak; asıl hedeflediğimiz yaşayarak öğrenmek, lise çağında endüstriyel bir robot tasarlamak ve en önemlisi de canlı hayatına dokunmak.

Rana Özer

Rana Özer 17 yaşında, Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi’nde 10. sınıfta okuyor. Bilimi ve STEM+A değerlerini farklı kitlelere yaymak, aynı zamanda birçok sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirerek kızların her alanda başarılı olabileceğini gösterme amacı taşıyan okul robotik takımı, Bahçehir Integra’nın üyesi. Teknolojiyi insan yararına kullanmaya ve her yaştan insana yardım etmeye çalışıyor.

Beğen