Pandeminin hepimize en iyi hatırlattığı şeylerden biri “özgürlük” oldu. Özgürce ve rahatça gezmek, dolaşmak, arkadaşlarımızla buluşmak, alışveriş yapmak, sağlık ihtiyaçlarımızı karşılamak, sinemaya ya da eğlenmeye gitmek, okulda-kursta öğrenmek, yolculuk yapmak… Hepsini ne kadar çok özledik ve bizim için ne kadar da değerli olduğunu fark ettik.

Peki, özgürlüğünüzün daha da yakından kısıtlandığını hayal edebiliyor musunuz? Hiç düşündünüz mü mesela evinizin içinde de yüzde yüz özgür olamasaydınız ne olurdu? Despot bir babanız olsaydı mesela, her işinize burnunu soksaydı? Ya da aile içinde şiddete maruz kalsaydınz? Hatta belki de kaldınız ve bu satırları en iyi anlayanlardan biri sizsiniz.

Pandemi bize özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı.

Veya bir kazaya uğradığınız, hastalığa yakalandığınız, gerekli tedavilere ulaşamadığınız, gerekli teçhizatlar size sağlanamadığı için vücudunuzun özgürlüğü kısıtlanmış olsaydı? Kahve yapmak, üzerinizi değiştirmek veya duşa girmek için birilerinin yardımına ihtiyacınız olsaydı?

Kontrolü kendinde olmayan bir şeyin içinde yaşamaktır engelli olmak. Ve kılıf, kap, vücut değiştirmeniz mümkün değildir. Aynı pandemide mekan değiştiremediğimiz gibi, ama onun çok daha uzun süreninden. Aldığınız destekler ve çabalarınızla, özgürlük kısıtlarını yavaş yavaş genişletebilirsiniz. Bunun için kaya gibi sağlam bir iradeniz ve her düştüğünüzde geri kalkacak içsel motivasyonunuz olmalıdır.

Ben bunları bir Cerebral Palsy’li olarak bizim açımızdan yazdım ama diğer engel gruplarının tamamımda da durum aynı kapılara çıkıyor aslında. Engelliler bedensel kısıtlılıklarının yanında toplumun koyduğu özgürlük kısıtlayıcılarla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Erişilebilir olmayan mimari yapılar, sınıfta dışlanan, okuldan atılmaya kalkılan engelli çocuklar, engelli olmayanın tercih edildiği çalışan adayları vs. vs. Hepsi engellilerin özgürlüklerini kısıtlıyor. Okuma, çalışma, eğlenme, hayata karışma özgürlüklerini…

Engelliler bedensel kısıtların yanı sıra, toplumun koyduğu özgürlük kısıtlarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

Özgürlüğün kıymetini çok daha iyi anladığımız şu günlerde gelin hep birlikte STEPtember Projesi’ne katılalım. En azından Cerebral Palsy’li çocukların kendi özgürlük alanlarını genişletebilmeleri için yeni fırsatlar oluşturalım.

STEPTEMBER SENİ BEKLİYOR

Steptember, 2011 yılından beri 5 ülkede Eylül ayında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen uluslararası bir gönüllülük projesi. Amacımız 1-30 Eylül tarihleri arasında günde 10.000 adım atarak bireysel sağlığımızı korumaya ve yapacağımız bağış çağrıları ve düzenleyeceğimiz bağış aktiviteleriyle Cerebral Palsy’li çocukların yaşam boyu ihtiyaç duydukları özel eğitim, hidroterapi ve fizyoterapi masraflarına destek olmak.

Cerebral Palsy, Türkçe’de serebral palsi olarak anılır ve beyin felci anlamına gelir. Halk dilinde spastik kelimesinin kullanıldığını da duymuşsunuzdur. Doğum öncesi ile 3 yaş arasında herhangi bir nedenle beynin ya da beyinciğin zarar görmesi sonucu oluşur. Çocukluk döneminde görülen en yaygın görülen fiziksel engellilik durumudur. Hamilelikte kullanılan ilaçlar, kan uyuşmazlığı, düşmek, erken doğum, kordon dolanması, trafik kazası, havale geçirmek, bebeğin kafasına alabileceği bir darbe, bir şey yutmak sonucu nefessiz kalmak gibi çok çeşitli sebeplerle meydana gelebiliyor.

Cerebral Palsy, çocukluk döneminde en yaygın görülen engellililik durumudur

Bu olaylar sonucunda beyinde zarar gören hücreler; kasların olması gerektiği gibi kasılıp gevşeme işlevini yerine getiremiyor, fiziksel dengeyi sağlayamaz oluyor. Bu durum yürüme, zıplama, tutma, kaldırma, yemek yeme, konuşma gibi günlük hayatta yaptığımız hareketlerde kısıtlılık meydana getiriyor. Konuşma zorluğu yaşamaları CP’lilerin zihinsel engelli zannedilmelerine sebep oluyor; oysa ki konuşmayı sağlayan organlarımız da bir kas bütünü…

Borusan olarak bu yıl 6.kez Steptember’a katılıyoruz. 5 yılda toplamda 336.253 TL Bağış topladık. Geçen yıl ülke çapında en çok bağış toplayan 3. kurum olduk. Topladığımız bağışlarla Cerebral Palsy’li çocukların alacakları fizik tedavi, rehabilitasyon ve özel eğitim desteği ile özgürlüklerine destek olduk. Bu yıl da projede yeni başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum.

Bana gelecek olursak; son 2,5 yıldır Dünya Cerebral Palsy Günü Türkiye Temsilcisi’yim. Pandemiden önce okullara, üniversitelere, kamu ve özel kurumlara gidip Cerebral Palsy’nin ne olduğunu anlatıyor, bilinirliğinin artması için çeşitli çalışmalar yapıyordum. Hatta TEDxReset’te bile anlattım. Pandemi sürecinde ise Instagram canlı yayınlarıyla devam ediyoruz. (Laf aramızda kalsın, pandemide en çok sahneyi özledim.)

Tüm Borusanlıları takım kurarak, sosyal medya paylaşımlarıyla ya da bağış toplama aktiviteleri ile yapacakları ve toplayacakları bağışlarla projemize destek vermeye bekliyor, Borusan olarak Steptember’da ipi göğüslemeyi hedefliyoruz!

Tuğba Erbilen

Tuğba Erbilen, Borusan Otomotiv Grubu’nda İnsan Kaynakları Uzmanı. Engelleri birlikte aşma konusunda çevresindekilerin önyargılarını kırmayı ve toplumu bilinçlendirmeyi amaçlayan bir gönüllü, genel geçer bakış açılarını değiştirerek, fark yaratmaya çalışan bir savaşçıdır.

Beğen