Her insanın dünyaya gelişinin bir sebebi olduğuna inanırım. Belki bu sebebi çoktan bulduk belki de farkında bile değiliz ama yaptığımız her hareket evrende bir yerlere ulaşıyor ve sonra bizlere geri dönüyor. Ve farkında olunarak gerçekleşen her eylemin kalpte bıraktığı derin bir iz var bence. Benim kalbimde ise bir sürü pati izi var…

Çocukluğumdan bu zamana kadar; her hayvana sarılmak, yaralarını sarmak, onlara sıcak bir kucak olmak içimde gün geçtikçe büyüyen güçlü bir duygu olmuştur. Kedi, köpek, ördek, kuzu, kaplumbağa, muhabbet kuşu, güvercin, balık… Hayatıma dokunmuş, hatıra köşemde kalbimi şenlendiren nice evladı sığdırdım 26 yıllık yaşantıma.

Senelerce birçok hasta hayvanı iyileştirerek hayata dönüşlerine şahit oldum ama çalıştığım şirket olan Supsan ile çok daha farklı bir duygu deneyimledim. Çünkü, 2019 yılında Borusan Okyanus Gönüllüleri olarak EFODER ortaklığı ile yolumuz görme engelli çocuklarımız ile kesişti. Birçok küçük dostumuzu iyileştirmeye, rehabilite etmeye, yuva bulmaya çalışan insanlar ile bir araya geldik ve Supsan olarak görme engelli kedileri sahiplemeye karar verdik. İyi ki de vermişiz bu kararı…

Turuncu Blog’da yayınlanan “Supsan’ın Patileri” videomuzda kedilerimiz ile tanışma hikayemizi ve sonrasında kurduğumuz güçlü bağı anlatmıştık. Şimdi ben bu canların benim hayatımı nasıl değiştirdiğini anlatmak istedim…

Ne mutlu ki aynı hassasiyeti gösteren Genel Müdürümüz, yöneticilerimiz ve çalışma arkadaşlarımızın sayesinde Supsan’ın Patileri hiçbir şeyden eksik kalmadı, kocaman bir aile artık onların yanındaydı…

“Onların Bana Değil Benim Onlara İhtiyacım Var”

Görme engelli kedilerimiz ile karşılaştığım daha ilk anda içimde kopan fırtınanın şiddetine kapıldım. Evet, bu sefer çok farklıydı. Bu sefer onları iyileştiremeyecektim… Bu, hikâyenin en gerçek ve bir o kadar da acı veren tarafıydı. Hayatım küçük dostlarımıza en konforlu ve güvenli alanı sunmakla geçmişti ama şimdi daha fazlasını yapmam gerekliydi. İçimde yaşadığım üzüntüyü bir kenara bırakmam, bu zamana kadar ne yaptıysam daha fazlasını yapmaya odaklanmalıydım.

Hikayelerini bilmiyordum ama az çok tahmin edebiliyordum. Vücut dirençlerinin evdeki çocuklarımınki gibi olmadığının da farkındaydım. Her zaman daha sağlıklı bakım, daha çok ilgi, daha çok sevgi ve daha çok gözlem gerekiyordu. Bu süreç beni korkutmadı, en iyisini yapabileceğimi biliyordum ama yalnız yapamayacağım da gün gibi ortadaydı. Manevi kadar maddi anlamda da eksik kalmamaları gerekiyordu çünkü ve benim bunu tek başıma yapmam hiç de kolay değildi. Ne mutlu ki aynı hassasiyeti gösteren Genel Müdürümüz, yöneticilerimiz ve çalışma arkadaşlarımızın sayesinde Supsan’ın Patileri hiçbir şeyden eksik kalmadı, kocaman bir aile artık onların yanındaydı…

Görmeden güvenen, ayak sesimi tanıyıp hareketlenen, sesimi duyduğu anda o kapkaranlık dünyasının aydınlandığına şahit olduğum evlatlarım ile geçirdiğim her anın tarifini yapmak oldukça güç ama yaşamak müthiş bir deneyim. Bir hayvana annelik yapmayan birisi için anlaması zor olsa da bu müthiş deneyim belki de bana anneliği öğretti. Hasta oldukları zamanki endişem, iyileşme süreçlerindeki uzun bekleyişlerim… Bu hissettiğim annelik değil miydi? Ben artık, sorumluluğuna ve çocuklarına sıkı sıkıya bağlı, resmi tatil, yıllık izin, hafta sonu tatili dinlemeden soluğu çocuklarının yanında alan genç bir anneydim.

Bugün yaşadığım tüm bu deneyimin sonunda söylemeliyim ki artık karşılıksız ve nedensiz, görmeden beni seven Depres, Şans, Mırmır Kız, Diablo, Kaptan ve Biricik’in bana değil, benim onlara ihtiyacım var…

Yaptıklarımız dünyayı değiştirmez belki ama dünyamızı değiştirir. Ve birlik olarak değiştirdiğimiz dünyalarımız, dünyayı kökünden değiştirir!

“Hayvanlara Olan Borcumuzu Ödeme Zamanı”

Supsan olarak engelli çocuklarımıza sahip çıkarken dışarıyı da unutmadık elbette. Çünkü biz insanlar, çocuklarımızın geleceğinden, hayvanların yaşam alanlarından ve dünyadan alabileceğimiz ne varsa arkamızda dahi bakmadan almıştık. Ülkemizde yaşanana yangınlar da gösterdi ki kendimiz, çocuklarımız, yaşam alanını paylaştığımız hayvanlar için durup düşünme vakti geçmiş, eyleme geçme vakti gelmişti…

Yangınlarda hayatını kaybeden, yaralanan birçok hayvan oldu. Bizler elimizden geldiğince yardıma koşsak artık daha büyük adımlar atmanın, dünyaya, çocuklara ve hayvanlara biriken borcumuzu ödemenin tam zamanı olduğunu da görmüş olduk! Yaptıklarımız dünyayı değiştirmez belki ama dünyamızı değiştirir. Ve birlik olarak değiştirdiğimiz dünyalarımız, dünyayı kökünden değiştirir!

Canan Pakır

Supsan’ın İdari İşler departmanında görev alıyor. İnsanoğlunun hakkı olmadan hayvanların elinden aldığı yaşam ortamını yeniden inşa etmeyi düşlüyor.

Tüm hayvanların hak ettiği gibi müthiş konforlu, sağlıklı, huzurlu bir barınak en büyük hayali.5 kedi ve 2 köpek annesi olmasının yanında Supsan’daki görme engelli kedilerin de anneliğini üstlendi. Tükenmeyen yaşam enerjisini çocuklarından alıyor.

Beğen