<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sanat etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/sanat/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 08:19:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>sanat etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/sanat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>2 Sergi, 3 İş: Kişisel Bir Bakış</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/2-sergi-3-is-kisisel-bir-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Çiloğlugil]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2018 05:13:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül ayından itibaren birbiri ardında müze ve galerilerde açılan sergilerle sanat piyasasındaki hareket hız kesmeden devam ediyor. Mutlaka gezilmesi gereken sergilere başka bir yazıda değinmek iyi olabilir ancak şu ana kadar gördüklerim arasında öne çıkan iki sergi var. İlki Borusan Contemporary’deki&#160;Universal Everything: Akışkan Bedenler, diğeri ise ÖktemAykut galeride görülebilecek Melis Ağazat’ın kişisel sergisi&#160;Sen Yalnızca Bir [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/2-sergi-3-is-kisisel-bir-bakis/">2 Sergi, 3 İş: Kişisel Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eylül ayından itibaren birbiri ardında müze ve galerilerde açılan sergilerle sanat piyasasındaki hareket hız kesmeden devam ediyor. Mutlaka gezilmesi gereken sergilere başka bir yazıda değinmek iyi olabilir ancak şu ana kadar gördüklerim arasında öne çıkan iki sergi var. İlki Borusan Contemporary’deki&nbsp;<em>Universal Everything: Akışkan Bedenler</em>, diğeri ise ÖktemAykut galeride görülebilecek Melis Ağazat’ın kişisel sergisi&nbsp;<em>Sen Yalnızca Bir Hatırasın</em>.</p>



<p>Bir sanat eseri ile kurabildiğimiz ilişki kişisel deneyimlerimiz ve tecrübelerimiz ile doğru orantılı. Dolayısıyla bir eseri beğenmek veya beğenmemek de öznel bir karar veya deneyim. Her iki sergide de öne çıkan işler beni geçmişe, özellikle üniversite döneminde İstanbul’un tadını doyasıya çıkardığım döneme götürürken bugünkü bene ulaşmak için geride bıraktıklarıma bakmaya yönlendirdi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sanat eseri ile kurduğumuz ilişki kişisel deneyim ve tecrübelerimiz ile orantılı.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>AKIŞKAN BEDENLERİN MEDİTATİF ETKİSİ</strong></h2>



<p><em>Akışkan Bedenler</em>&nbsp;sergisinde yer alan&nbsp;<em>Yüce İnananlar II [Supreme Believers II],&nbsp;</em>2013 yılında Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’na dahil edilen&nbsp;<em>Yüce İnananlar</em>&nbsp;isimli çalışmanın bir devamı niteliğinde. İlk versiyonundan farklı bir şekilde iki kanallı olarak projeksiyon cihazlarıyla duvara yansıtılan çalışma, videoda yer alan figürün gerçek insan boyutuna yakın bir orana ulaşmasıyla izleyicinin iş ile direkt bir ilişki kurmasını sağlıyor. Bilgisayar Üretimli İmgeleme (CGI) tekniği ile parçalarına ayrılan bir dansçıyı izlerken farklı duygulara girmek oldukça olağan.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="960" height="612" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers.jpg" alt="Universal Everything, Supreme Believers II, 2018" class="wp-image-1053" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers-300x191.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers-768x490.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>Universal Everything, Supreme Believers II, 2018</em></figcaption></figure>



<p></p>



<p>Bu çalışmayı ilk gördüğümden beri üzerimdeki meditatif etkisini yadsımam mümkün değil. Bazen çözünen parçalarla birlikte sıkıntılarımı bırakıyor, bazen de bugüne kadar getirdiğim, yaşadığım, deneyimlediğim her şeyin çözünüp benden ayrılmasının üzerimde yarattığı gerginliği hissediyorum. Videodaki dansçı görünmeyen bir öğeyle mücadele ederken hayallerimi gerçekleştirmek için çabalarken karşılaştığım güçlükleri anımsıyorum. Şu birçoğumuzun sıklıkla duyduğu yapamazsın, başaramazsın lafları dolanıyor zihnimde. Ne zamanki bu tenkitler boşluğa bırakılıyor o zaman işte gerçek özgürlük ve başarı geliyor. Yani bir şeyleri bırakmadan daha iyisini koymak pek mümkün olmuyor. Sonra hayatıma giren, önemli bir süre birlikte yaşamın çeşitli alanlarını paylaştığım, ardından görevlerini tamamlamışlarçasına yok olup giden arkadaşlarımı anımsıyorum. Bu insanların yerine daha iyisin koyabildim mi?</p>



<h2><strong>ZAMANIN FİLTRESİ: ESKİ GÜZEL GÜNLER</strong></h2>



<p>İnsanın önündeki belki de en önemli engel kendisi. Bugüne kadar başardıkları ve başaramadıklarıyla, özlemleri ve arzularıyla, hayalleri ve hedefleriyle inşa ettiği kendisi. Neye inandığımızın evrensel akışta önemli bir yeri var. Yeni bir karar alırken cesarete mi yoksa endişe veya korkuya mı inanıyoruz? Pozitif düşün pozitif olsun cümlesini bir mantra gibi her gün kendimize ve sohbetlerimiz esnasında birbirimize tekrarlıyoruz ancak geçmişimiz gerçekten de bu kadar pozitif mi? &nbsp;Veya soruyu şöyle soralım, bugüne kadar getirdiğimiz biz, püripak olumlu bir inançlar bütünü mü?</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis-agazat_you_re_just_a_memory_video_installation.mp4"></video></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Geriye dönüp bakınca iyi günler, kötü günler, mutluluklar ve hüzünler kronolojik bir sıra takip etmeden üşüşüyor zihnime. İnsan iyi olanı hatırlamaya daha yatkın. Daha doğrusu üzerinden zaman geçen her şeyin üzerine “ne güzel günlerdi” filtresi atılıyor gibi hissettiriyor. Kötü günler bile en tatlı anılara dönüşüyor. Bu filtre metaforu etrafında düşünürken Melis Ağazat’ın sergisini görmek ilaç gibi geldi.</p>



<p><em>Sen Yalnızca Bir Hatırasın’</em>da benim için öne çıkan iş sanatçının çocukluğundan kalan video görüntülerinden oluşturduğu çalışma.Videoda Büyükada’dan ve sanatçının ailesine ait adadaki evden manzaralar, doğum gününden bir kesit, parkta oynarken çekilen kısa bir video gibi çeşitli parçalar izliyoruz. Videoya ise 80’lerin meşhur şarkılarından biri eşlik ediyor. Kata hakim olan ve adaya mahsus hanımeli kokusu ile birlikte oturup tanımadığım birinin çocukluğuna ait doğum günü partisini saatlerce izleyebilirdim çünkü oradaki mutluluk ve saflık çok tanıdıktı. Videoyu izlerken kendime yönelttiğim soruları bir de bu tanımadığım ama videoda izlediğim çocuk Melis’e yönelttim ondan sonra büyüyüp sanatçı kimliğiyle var olan Melis’e. Yaşam tecrübelerimiz birbirine benzemese de muhakkak bir kesişim noktamız hatta noktalarımız var. Hepimizin geri bıraktığı aile bireyleri, arkadaşlar, o hiç bitmeyecek dostluklar veya aşklar, mekanlar, cafeler ve barlar var. Her bir düşünce içinde bulunduğum bu on metrekarelik alanı saran hanımeli kokusunda gizliymiş.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis_agazat_your_re_just_a_memory_ceramic_installation.mp4"></video></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu yazıyı hazırlarken ise bundan on sene önce Asmalı Mescit’in o daracık sokaklarını hınca hınç dolduran o kalabalığın nereye gittiğini ve o insanların şu an ne yaptıklarını düşünüyorum. Hepsi bir olup bir insana dönüşerek&nbsp;<em>Akışkan Bedenler</em>&nbsp;sergisinde gösterilen&nbsp;<em>Yürüyen Şehir</em>&nbsp;işindeki gibi topluca bir yere mi göçtü? Bir ara bu göç oldukça görünürdü. Asmalı Mescit’ten dağılan grup Galata Kulesi’ne oradan da dağılan grup Karaköy’ün dehlizlerine taşındı. Ya sonrası? Şimdi neredeler?</p>



<p class="has-text-align-left" style="font-size:14px"><em>Not: Borusan Contemporary’nin geçici sergi alanları 17 Şubat 2019’a kadar Universal Everything: Akışkan Bedenler sergisini ağırlıyor. Melis Ağazat’ın Sen Yalnızca Bir Hatırasın isimli sergisi ise 1 Aralık 2018 tarihine kadar ÖktemAykut galeride görülebilir. Bu iki sergide yer alan çalışmalar anı, bellek ve kentsel hafıza etrafında şekillenirken izleyenleri geçmişe götüren bir yolculuğa davet ediyor. </em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/2-sergi-3-is-kisisel-bir-bakis/">2 Sergi, 3 İş: Kişisel Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis-agazat_you_re_just_a_memory_video_installation.mp4" length="1713139" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis_agazat_your_re_just_a_memory_ceramic_installation.mp4" length="1632077" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erenli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 23:48:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=1009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leyla Gencer’le ilk tanışmam İngiltere’de oldu. Bu tanışma elbette şahsen değildi. Londra’nın Tower Records plakçısında bir plağını almıştım. Gencer bu plakta Verdi’nin&#160;Rigoletto&#160;operasında soprano partisini yorumluyordu. 1961 yılında Buenos Aires’te canlı olarak kaydedilen bu opera, hâlâ en sevdiğim kayıtlardan biridir. Gencer’le şahsen tanışmam ise 1990’ların başında, çalışmakta olduğum İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelli Kurulu Başkanı olduğunda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/">Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Leyla Gencer’le ilk tanışmam İngiltere’de oldu. Bu tanışma elbette şahsen değildi. Londra’nın Tower Records plakçısında bir plağını almıştım. Gencer bu plakta Verdi’nin&nbsp;<em>Rigoletto</em>&nbsp;operasında soprano partisini yorumluyordu. 1961 yılında Buenos Aires’te canlı olarak kaydedilen bu opera, hâlâ en sevdiğim kayıtlardan biridir.</p>



<p>Gencer’le şahsen tanışmam ise 1990’ların başında, çalışmakta olduğum İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelli Kurulu Başkanı olduğunda gerçekleşti. Birkaç yıl içinde özellikle kendisinin kayıtlarını iyi bilmemin de yardımıyla çok yakınlaştık. Bu yakınlığımız da vefatına kadar devam etti. Hemen her gün Milano-İstanbul telefon görüşmesi yapar ve daha çok kendisinin LP’den CD’ye aktarılan kayıtları üzerine konuşurduk.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="643" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee.jpg" alt="Leyla Gencer ve Ahmet Erenli" class="wp-image-1011" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee-300x201.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee-768x514.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>

Opera sanatında 20. yüzyılın farklı divalarından biri olarak özel bir konuma sahip olan Leyla Gencer repertuvarındaki 74 operayı 66 farklı tiyatroda seslendirdi. Gencer 800’ü aşkın performansı ile sadece döneminin en aktif sanatçılarından biri değil, aynı zamanda yeniden gün ışığına çıkardığı ve günümüz repertuvarına kazandırdığı eserlerle de öne çıkan bir sanatçıydı. Operaya getirdiği ve “Gencerate” olarak tanımlanan yorumları bugün kendi döneminden çok daha fazla takdir görmektedir.

</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer opera sanatında 20. yüzyılın farklı divalarından biri olarak özel bir konuma sahipti. Operaya “Gencerate” yorumunu getirdi. </p></blockquote>



<p>Gencer, şarkıcılığının yanı sıra aynı zamanda rolün gerektirdiği oyun gücüne de sahipti. Bu sahne gücüyle sesini ve yorumunu birleştirince “acting singer” denilen ve 20. yüzyılda Maria Callas’la birlikte gündeme gelen bu sıfatı da almış oldu.</p>



<h2><strong>LEYLA GENCER’İN UNUTULMAZ BAŞARILARI</strong></h2>



<p>Esasında unutulan operaları gün ışığına çıkarma “trendi” Maria Callas’ın 1957’de La Scala’da söylediği&nbsp;<em>Anna Bolena</em>&nbsp;operasındaki sansasyonel başarısıyla başladı. Gencer bir konuşmasında “Bu bir trenddi ve ben de buna uydum” demişti. Gencer bu trendi büyük başarıyla sürdüren kişi oldu. Her ne kadar Callas&nbsp;<em>Anna Bolena</em>’yı La Scala’da yeniden yarattıysa da eseri daha geniş kitlelere duyuran Gencer oldu.&nbsp;<em>Anna Bolena</em>&nbsp;ile başlayan ve “Donizetti Rönesansı” denilen bu dönemde Gencer&nbsp;<em>Anna Bolena</em>’ya ek olarak bestecinin&nbsp;<em>Maria Stuarda, Poliuto, Les Martyrs, Lucrezia Borgia, Belisario, Roberto Devereux, Caterina Cornaro</em>&nbsp;gibi repertuvarlarda yer almayan eserlerini çeşitli opera evlerinde söyleyerek&nbsp;<em>bel canto&nbsp;</em>repertuvarının tartışmasız kraliçesi olduğunu kanıtladı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bel canto&nbsp;repertuvarının tartışmasız <br>kraliçesi olduğunu kanıtladı. </p></blockquote>



<p>

Gencer kariyerinin doruk noktasında olduğu 1960’lı yıllarda,&nbsp;<em>Norma, Macbeth, I Puritani, Gerusalemme, Roberto Devereux, Lucrezia Borgia, Alceste, Maria Stuarda, Un ballo in maschera, Le nozze di Figaro, Beatrice di Tenda, Medea, Belisario, La Vestale, La Gioconda&nbsp;</em>ve&nbsp;<em>I vespri Sicilianni</em>&nbsp;gibi birbirinden güç partileri içeren eserleri seslendirmeye başladı.

</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube">
<iframe loading="lazy" title="Leyla Gencer sings Norma: finale &quot;Deh, non volerli vittime&quot; (Bellini) - Live 1965" width="500" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/3bC4QUN6Hco?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</figure>



<p></p>



<p>

Burada Gencer’in kariyerinde önemli yer tutan&nbsp;<em>Macbeth</em>&nbsp;operasından da bahsetmemiz gerekiyor elbette. Callas sonrası tartışmasız en etkileyici&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;olan Gencer, bu eseri ilk kez 1960 yılında Palermo’da büyük başarıyla seslendirdi; bunu La Scala, Venedik, Floransa, Roma, Cagliari, Treviso, Montova, Como, Livorno’da ve Maggio Musicale di Fiorentino Festivali kapsamında Riccardo Muti yönetiminde gerçekleştirdiği muhteşem performans takip etti. Gencer’in&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;yorumunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen gölgeleyebilen başka bir soprano yetişmemiştir. Ne yazık ki Gencer bu operayı sadece İtalya’da seslendirmiş Avrupa ve Amerika bu eşsiz yorumları canlı olarak dinleyememiştir.

</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gencer’in&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;yorumunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen gölgeleyebilen başka bir soprano yetişmemiştir. </p></blockquote>



<p>Gencer’in belki de en sevilen ve ses getiren Donizetti yorumu&nbsp;<em>Lucrezia Borgia’</em>dır. Gencer ilk kez 1966 yılında Napoli’de seslendirdiği bu eseri daha sonra Roma (1967), La Scala (1970), Bergamo (1971), Dallas (1974) ve Floransa’da (1979) söyleyerek yine çok az bilinen eseri müzik dünyasına tanıtmış oldu.</p>



<p>Bu başarısından sonra Gencer, Maggio Musicale di Fiorentino Festivali’nin açılış gecesi olan 2 Mayıs 1967’de&nbsp;<em>Maria Stuarda</em>&nbsp;ile sansasyonel bir başarı elde edecekti. Öyle ki, ünlü&nbsp;<em>Figlia impura di Bolena</em>&nbsp;sözleri salonda adeta şok etkisi yaratacak ve tüm salon daha ikinci perde finalinde sanatçıyı ayakta alkışlayacaktı. &nbsp;<em>Maria Stuarda</em>&nbsp;başarısından sonra yine bir bilinmeyen opera Gencer’in gündemindeydi. Donizetti’nin&nbsp;<em>Belisario</em>&nbsp;operası. Hemen hiç seslendirilmemiş ve Bizans’ta geçen bu operada üstlendiği Antonia rolü ile başarılarına bir yenisini ekledi Gencer.</p>



<p>Bugün Gencer’e ait 200’ün üzerinde opera, konser ve resital kaydı piyasalarda LP, CD ve DVD olarak bulunuyor. Bu yüksek rakamlar kendisine “Queen of Pirates” (Korsanların Kraliçesi) unvanını da beraberinde getirdi.</p>



<p>Gencer, 1957 yılında, sonradan “evim” diyeceği La Scala ile olan 50 yılı aşkın beraberliğe adımını atmış; bu 50 yılın yarısını fiilen sahne üstünde geçirmiş ve La Scala’da 10 Mayıs 2008 tarihinde ölene kadar hiç kopmadan çalışmıştır. Sanatçı, opera sahnelerine 1985’te Francesco Gnecco&#8217;nun&nbsp;<em>La Prova di un&#8217;Opera Seria</em>&nbsp;adlı operası ile Venedik La Fenice Tiyatrosu’nda veda etti; resitallerini ise 1992 yılına kadar sürdürdü.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gencer’e ait 200’ün üzerinde opera, konser ve resital kaydı piyasalarda LP, CD ve DVD olarak bulunuyor. </p></blockquote>



<p>1982 yılında daha çok eğitimciliğe ağırlık veren Gencer 1983-1989 yılları arasında As.Li.Co.’nun direktörü oldu. 1997 yılında ise ünlü şef Riccado Muti tarafından La Scala Akademisi direktörlüğüne getirildi ve bu görevine ölene dek devam etti.</p>



<p>Gencer As.Li.Co. ve La Scala’da çalıştığı dönemlerde yine bilinmeyeni araştırdı. Vivaldi’nin&nbsp;<em>Il Giustino</em>&nbsp;operası uzun yıllar sonra ilk kez onun çalışmaları sayesinde gün ışığına çıktı. La Scala Akademisi’nde bilinmeyen veya az sahnelenen operalar üzerine çalıştı ve öğrenciler yetiştirdi. Mütevelli Kurulu Başkanı olduğu İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen Claudio Schimone tarafından yönetilen ve Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen Bertoni’nin&nbsp;<em>Orfeo</em>&nbsp;(1977) operası ile uzun yıllar sonra ilk defa sahnelenen Fabio Biondi tarafından yönetilen ve yine Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen Vivaldi’nin&nbsp;<em>Bajazet</em>&nbsp;(1999) operalarının danışmanlığını ve koordinatörlüğünü yaptı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer yeniden gün ışığına çıkardığı ve<br> günümüz repertuvarına kazandırdığı eserlerle <br>öne çıkan bir sanatçıydı. </p></blockquote>



<p>

Gencer kariyeri süresince birçok seminer de verdi. Bunlar arasında 1976 Gerssan, Aosta&nbsp;<em>Seminar on Il Trovatore</em>, Venezia&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>,1982 Trieste&nbsp;<em>Donizetti Seminar</em>,&nbsp;<strong>1985 Montpellier Singing Academy&nbsp;<em>Seminar on Rossini, Bellini and Donizetti</em>, 1985 Savona&nbsp;<em>Donizetti Conference</em>, 1987 Teatro La Fenice Venezia&nbsp;<em>Seminar on Italian Opera</em>,&nbsp;</strong>1989 Istanbul&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>, 1989 Arenzano&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>, 1990 Istanbul&nbsp;<em>Seminar on Rossini’</em>yi sayabiliriz.

</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson.jpg" alt="Leyla Gencer" class="wp-image-1016" width="317" height="456" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-208x300.jpg 208w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-712x1024.jpg 712w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-768x1105.jpg 768w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure></div>


<p>1995 Yılında Leyla Gencer’in yakın arkadaşı ve Yapı Kredi Festivali Sanat Direktörü Aydın Gün’ün girişimi ve çalışmalarıyla ilk Leyla Gencer Şan Yarışması İstanbul’da gerçekleştirildi. İki senede bir yapılması planlanan yarışmanın üçüncüsü 1999’da Türkiye’de yaşanan deprem nedeniyle ertelendi ve 2000 yılında yapıldı. Yapı Kredi Bankası’nın yarışmadan desteğini çekmesiyle birlikte, yarışma 2006 yılına kadar yapılamadı. 2006 yılından itibaren İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve La Scala Tiyatrosu Akademisi ile ortak olarak düzenlenmeye başladı. Bu yıldan itibaren Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası yarışmanın yerleşik orkestrası oldu. 2018’de İKSV, La Scala Akademisi ve Borusan Sanat tarafından düzenlenmeye başladı. Yarışmada yer alan Pretty Yende, Anita Rachvelishvili, Nino Machaidze, George Gagnidze, Enkelejda Shkosa ve Marcello Álvarez gibi isimler bugün dünya opera sahnelerinin aranan isimlerinden olmuşlardır.</p>



<h2><strong>LEYLA GENCER’İN ARDINDAN</strong></h2>



<p>Leyla Gencer 10 Mayıs 2008 yılında hayatını kaybettikten sonra her yıl Borusan Sanat tarafından düzenlenen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) sezon konserlerinde anıldı. Bu dönemde BİFO,&nbsp;<em>La Traviata, Carmen, Salome, Tosca, Aida, Der Rosenkavalier (Güllü Şövalye), Norma</em>&nbsp;ve&nbsp;<em>Gianni Schicchi</em>&nbsp;gibi operaları sahnelemenin yanı sıra, Leyla Gencer Şan Yarışması’nda derece alan sanatçılarla konserler verdi. Bunların yanı sıra, Borusan Sanat sanatçının ölümün 10. yılı olan 2018’de yayımlanmak üzere İngilizce ve Türkçe iki kitap siparişi verdi. Her iki kitap da 2018 Ekim ayında piyasaya çıkacak. Ayrıca, Borusan Müzik Evi’nde İKSV ile ortak olarak 11 Eylül-10 Ekim tarihleri arasında, Yekta Kara küratörlüğünde “Primadonna ve Yalnızlık” başlıklı bir sergi de gerçekleştirildi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer 2008 yılında hayatını kaybettikten sonra her yıl Borusan Sanat tarafından düzenlenen BİFO sezon konserlerinde anılıyor. </p></blockquote>



<p>Leyla Gencer için bugüne kadar yayınlanan pek çok kitap bulunuyor:&nbsp;<em>Romanzo vero di una primadonna</em>&nbsp;(Franca Cella, 1986; İngilizce, 2018),&nbsp;<em>Leyla Gencer’e Armağan</em>&nbsp;(Zeynep Oral, 1995),&nbsp;<em>Leyla Gencer: Tutkunun Romanı</em>&nbsp;(Zeynep Oral, 1995; İngilizce, 2008; İtalyanca, 2011),&nbsp;<em>Leyla Gencer ve Opera Dünyası</em>&nbsp;(Ünal Öziş, 2006),&nbsp;<em>Leyla Gencer 50 Anni alla Scala</em>&nbsp;(Franca Cella, 2008).</p>



<p>Leyla Gencer’le ilgili detaylı bilgilere hazırladığım&nbsp;<a href="http://leylagencer.blogspot.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">http://leylagencer.blogspot.com/</a>&nbsp;blogundan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/">Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
