<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yapay zeka etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/yapay-zeka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/yapay-zeka/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:32:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>yapay zeka etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/yapay-zeka/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bilimkurgudan Gerçekliğe: Futuristik Teknolojiler Nasıl Bir Geleceğe İşaret Ediyor?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bilimkurgudan-gerceklige-futuristik-teknolojiler-nasil-bir-gelecege-isaret-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2017 14:49:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=888</guid>

					<description><![CDATA[<p>“DNA’nın yaşamı sürdürdürmek üzere tasarlanmış bir programdan başka bir şey olmadığı tartışılabilir. Yaşam muazzam bir bilgi denizinde giderek daha karmaşık hale geldi. Ve türler altında organize olan yaşam hafıza sistemi olarak genlere bel bağlar. Yani insan sadece kendi tanımlanamayan hafızasından dolayı bir bireydir. Hafıza tanımlanamasa da insanlığı tanımlar. Bilgisayarların ilerleyişi ve hesaplanamayan verilerin birikmesi kendinizinkine [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bilimkurgudan-gerceklige-futuristik-teknolojiler-nasil-bir-gelecege-isaret-ediyor/">Bilimkurgudan Gerçekliğe: Futuristik Teknolojiler Nasıl Bir Geleceğe İşaret Ediyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>“DNA’nın yaşamı sürdürdürmek üzere tasarlanmış bir programdan başka bir şey olmadığı tartışılabilir. Yaşam muazzam bir bilgi denizinde giderek daha karmaşık hale geldi. Ve türler altında organize olan yaşam hafıza sistemi olarak genlere bel bağlar. Yani insan sadece kendi tanımlanamayan hafızasından dolayı bir bireydir. Hafıza tanımlanamasa da insanlığı tanımlar. Bilgisayarların ilerleyişi ve hesaplanamayan verilerin birikmesi kendinizinkine paralel yeni bir hafıza ve düşünce sisteminin doğmasını sağladı. İnsanlık bilgisayarlaşmanın neticelerini küçümsedi.”</em></p>



<p><em>“Ben yapay zeka değilim. Kod adım Proje 2501. Ben bilgi denizinde yaratılmış düşünen, canlı bir varlığım.”</em></p>



<p>Kültleşmiş Japon manga ve anime serisi&nbsp;<em>Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell)&nbsp;</em>Mart sonunda vizyona girdi. Film, 2029 yılında siberpunk bir gelecekte geçiyor.&nbsp; Dünya yaşamın her alanına sirayet eden devasa bir elektrik ağıyla birbirine bağlıdır. Sibernetik bilim o kadar ilerlemiştir ki karaciğer, göz, kol, bacak gibi organlar mekanik olanlarıyla değiştirilebilmektedir. Kişiyi görünmez hale getiren termo-optik kamuflaj, devasa reklam hologramları, derin beyin implantlarıyla beyinlerden oluşan bir ağ ve herhangi bir aygıta ihtiyaç duymaksızın zihinsel iletişime geçebilme, garson cyborg’lar… Siber-beyinleri ele geçiren, sahte anılar yerleştirebilen birinci sınıf hacker’lar… Filmde korkunç bir distopik gelecek tasvir ediliyor.</p>



<p>Filmimizin baş kahramanı Mira Killian ise türünün tek örneği, insan beyni taşıyan bir robot.&nbsp; İnsanların makinelerle birleştiği bir geleceği tasvir eden&nbsp;<em>Kabuktaki Hayalet</em>, temelde bizi neyin “insan” yaptığını sorguluyor. Zihnin kopyalandığı ve bedenin sentetik bir formla değiştirilebildiği bir toplumda “insanı” nasıl tanımlarız? Sibernetik bedendeki, “kabuktaki” “hayalet”, yani insan ruhu tam olarak nedir? İnsanla makina arasındaki sınır nedir? “Siber bir beyin kendi hayaletini üretip, kendi ruhunu yaratabilseydi ne olurdu? Eğer bu gerçekleşmiş olsaydı, insan olmanın önemi ne olurdu?”</p>



<p>Evrim, posthumanite ve bireysel kimlikle ilgili pek çok merak uyandırıcı soru barındırıyor film. Bunlar ve bunlara benzer sorular aslına bakılırsa bilimkurgunun alanından çıkarak giderek daha fazla bizim de yaşamamızda yer almaya başladı bile. Yapay zeka, robotik ve dijital teknolojilerdeki bilimkurgu senaryolarını aratmayan çarpıcı gelişmelerden birkaç tanesini sizin için derledik:</p>



<h2><strong>DÜŞÜNÜYORUM, ÖYLEYSE VARIM: FARKINDALIK TESTİNİ GEÇEN ROBOT</strong></h2>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Self Consciousness with NAO Bots" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/MceJYhVD_xY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p></p>



<p>New York Rensselaer Politeknik Enstitüsü&nbsp;araştırmacılarından Selmer Bringsjord, robotun kendi varlığının bilincinde olduğunu anlamak için “The King’s Wise Men”&nbsp;(Kralın Akıllı Adamları) isimli bir tümevarım testi uyguladı. Çok klasik bir kişisel farkındalık testinin 3 robota uyarlanmış bu versiyonunda araştırmacı, iki robotun konuşma yeteneğini kapatmak için kafalarına dokunurak onlara sessizlik hapı verir ve placebo etkisi için 3. robota da dokunuyormuş gibi yapar. Robotlara “Hangi hapı aldınız?” diye sorar. &nbsp;Bir süre sessizlikten sonra robotun biri&nbsp;kalkıp “Bilmiyorum” der. Sonrasında ise robot sanki bir öğrenci gibi kalkarak elini kaldırır. “Pardon şimdi biliyorum. Sessizlik hapı almadığımı kanıtladım,” der. Bu oldukça sıra dışı bir durum çünkü robot hapı almadığını fark ederek, ben almadım diyor. Yani kendinin farkına varıyor. İlk kez bir robot bilincinin farkına varmış oluyor.</p>



<h2><strong>DÜNYANIN İLK YAPAY ZEKALI AVUKATI ROSS</strong></h2>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross.jpg" alt="DÜNYANIN İLK YAPAY ZEKALI AVUKATI ROSS" class="wp-image-890" width="298" height="175" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross.jpg 844w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross-300x177.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross-768x453.jpg 768w" sizes="(max-width: 298px) 100vw, 298px" /></figure></div>


<p>ABD’de yayınlanan bilgi yarışması programı Jeopardy’ı kazanan yapay zekâ Watson’ı hatırlıyor musunuz? IBM’in yapay zekâ teknolojisi bu yarışmayı kazanmakla kalmamış, daha sonra şirketleri yönetmişti. Şimdi ise avukatlık yapıyor.</p>



<p>Watson tarafından desteklenen “ilk yapay zekalı avukat” ROSS da dünyanın en büyük hukuk firmalarından Baker &amp; Hostetler’de iflas davalarına girecek. ROSS platformu, Watson ile aynı bilişsel hesaplama ve doğal dil işleme yetenekleriyle destekleyen Watson bilgisayarında oluşturuldu. ROSS: Dili anlamak, sorulara cevaplar vermek, hipotezleri formüle etmek ve hukuk sistemindeki gelişmeleri izlemek için tasarlandı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross2.jpg" alt="ROSS" class="wp-image-891" width="302" height="201" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross2.jpg 400w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ross2-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 302px) 100vw, 302px" /></figure></div>


<p>Avukatlar araştırma sorularını, ROSS’a tıpkı bir insan meslektaşı ile konuştuğu gibi doğal dilde soruyor; ROSS da yasaları okuyor, delil topluyor ve kanıta dayalı bir çıkarım yaparak yanıt getiriyor. Hukukçulara hız kazandırmak için kanunları, benzer davaların sonuçlarını ve makaleleri gönderiyor. ROSS bunlara ek olarak, davanızı etkileyebilecek yeni mahkeme kararlarını size bildirmek için günün her saatinde yasayı takip ediyor. Ancak şimdilik yalnızca iflas davalarında uzman.</p>



<p>IBM, ROSS’u geliştirmek ve sistemin tüm hukuk firmalarında kullanmasını sağlamak için ona diğer hukuk alanlarını da öğretmek üzere çalışmalarını sürdürüyor.</p>



<h2><strong>MUTFAĞINIZDAKİ ŞEF MOLEY</strong></h2>



<p>Ofiste geçen uzun bir günün ardından, eve döndüğünüzde yemek pişirmek için kendinizi motive etmek kolay değil. Çoğu zaman sağlıklı olmayan hazır yemek seçeneğini tercih ediyoruz. Peki ama mutfakta bir robot asistanınız varsa ve istediğiniz zaman lezzetli bir yemek pişirmeye hazırsa? Londra merkezli şirket Moley Robotics, bu rüyayı gerçekleştirmek için bir “Robo-chef” prototipi tasarladı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/moley.jpg" alt="MUTFAĞINIZDAKİ ŞEF MOLEY" class="wp-image-892" width="315" height="209" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/moley.jpg 864w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/moley-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/moley-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 315px) 100vw, 315px" /></figure></div>


<p>İlk kez Almanya’nın Hannover Messe teknoloji fuarında tanıtılan robot; ocak, lavabo, fırın ve pişirme alanının üzerine yerleştirilmiş oldukça dikkat çekici iki robot koldan oluşuyor. Moley adı verilen robotun, NASA da dahil olmak üzere tüm dünyada kullanılan, sofistike ve tamamen eklemli elleri Londra merkezli başka bir firma -Shadow Robot Company- tarafından geliştirildi.</p>



<p>Moley, bir makine gibi pişirmekten ziyade, önce insan eylemlerini 3D olarak kaydedip öğrenerek, daha sonra bunları son derece hassas hareketlere dönüştürüyor. Prototip, şef Tim Anderson tarafından eğitildi. Anderson, Moley’i eğitmek için orijinal yemekleri tek tek pişirdi.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="The World&#039;s First Robotic Kitchen - TV Commercial" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/BSBTCOEdLkA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p></p>



<p>Moley’nin binlerce yemek tarifi, bulaşık makinesi ve buzdolabı da dahil olmak üzere yeni eklemeler içeren bir sürümünün 2018’de piyasaya sürülmesi bekleniyor. Elbette ki bu kadar sofistike bir teknoloji ucuza gelmeyecek. Fiyatının 15 bin £ civarı olacağı söyleniyor. Ancak umarız fiyat her yeni teknolojide olduğu gibi zamanla azalır.</p>



<h2><strong>“ÖĞRENMEYİ ÖĞRENEN” BERT</strong></h2>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/bert.jpg" alt="“ÖĞRENMEYİ ÖĞRENEN” BERT" class="wp-image-893" width="270" height="230" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/bert.jpg 458w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/bert-300x255.jpg 300w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /></figure></div>


<p>iCub AB’de başlayıp daha sonra dünya çapında 20’den fazla laboratuvarda devam eden bir insansı robot projesi. iCub’ların başı, kolları ve elleri, beli ve bacaklarını hareket ettiren 53 motoru var. Ayrıca görüp duyabiliyor ve öğrenebiliyorlar.</p>



<p>Bert de bir iCub projesi ve ABD’deki Beckman Institute’de geliştiriliyor. Batı Yarımküre’sindeki tek iCub olma özelliğini taşıyan robot, adını dünyaca ünlü matematikçi Bertrand Russell’dan almış.</p>



<p>iCub’ların en gelişmiş versiyonlarından biri olan Bert, 4 yaşındaki bir çocuğunkine benzer bir vücuda sahip ve insanların neredeyse tüm hareketlerini taklit edebiliyor. Aynı zamanda duyuları ile renkleri ve şekilleri algılayabiliyor.</p>



<p>Örneğin Bert’in elini tutup hareket ettirerek bir daire çizer ve ona bunun daire olduğunu söylerseniz Bert daireyi öğreniyor. Daha sonra Bert’ten daire çizmesini istediğinizde, sizin ona gösterdiniz daire hareketini taklit ediyor. Ancak Bert bir robot gibi otomatik değil, jestleri en az bir çocuğunki kadar kusurlu. İnsanların bu dezavantajı ona da verilmiş.</p>



<p>Yapay zekanın diğer biçimlerinin aksine, Bert’in dünyayı anlamak için kullandığı modeller ona programcılar tarafından verilmemiş. Bert bunun yerine bedenini kullanarak ve çevresiyle doğrudan etkileşim kurarak bir bilinç geliştiriyor.</p>



<p>Projedeki asıl hedef, Bert’in öğrendiği her şeyi almak ve ayrı ayrı yeniden bir araya getirmek. Bu insanların “öğrenmeyi öğrenme” sürecini nasıl sergilediklerini bilim dünyasına gösterebilir. Araştırmacılar, Bert’in insana benzeyen bir bedeni olduğu için, zihinsel gelişiminin de insana benzeyeceğini düşünüyor. Eğer Bert de aynı bilince sahip olabilirse, insansı yapay zekaların nasıl üretilmesi gerektiğini anlayacağız ve bu tür bir bilginin uygulamaları neredeyse sınırsız.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bilimkurgudan-gerceklige-futuristik-teknolojiler-nasil-bir-gelecege-isaret-ediyor/">Bilimkurgudan Gerçekliğe: Futuristik Teknolojiler Nasıl Bir Geleceğe İşaret Ediyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yapay-zeka-dost-mu-dusman-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 15:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=899</guid>

					<description><![CDATA[<p>80’li yılların sonuna yaklaşıldığında, genç bir mühendis olarak zihnimi meşgul eden iki konu vardı: Berlin duvarının yıkılması ile sonuçlanacak gelişmeler ve fabrikalarda boy göstermeye başlayan robotlar. Robotların üretim tesislerinde her geçen gün artan rollerini ilgi ile izliyordum. Ancak yıllar içinde robotlar, insanların yerini almaya başladığında, önceleri oluşan memnuniyetin, zamanla yerini derin bir kaygıya bıraktığını da [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yapay-zeka-dost-mu-dusman-mi/">Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>80’li yılların sonuna yaklaşıldığında, genç bir mühendis olarak zihnimi meşgul eden iki konu vardı: Berlin duvarının yıkılması ile sonuçlanacak gelişmeler ve fabrikalarda boy göstermeye başlayan robotlar. Robotların üretim tesislerinde her geçen gün artan rollerini ilgi ile izliyordum. Ancak yıllar içinde robotlar, insanların yerini almaya başladığında, önceleri oluşan memnuniyetin, zamanla yerini derin bir kaygıya bıraktığını da gözlüyordum.</p>



<p>Sanayiciler memnundu, ne de olsa robotlar en tehlikeli işleri son derece hızlı ve kaliteli yapabiliyor, aynı zamanda iş kazası ihtimaline geçit vermiyordu. Geçen kısa süre içinde robotların yaygınlaşması ile mavi yaka çalışanların işsiz kalmaya başlayabileceği görüşleri dillendirilmeye başlanmıştı.</p>



<p>Yaygınlaşma ile birlikte de, konu eğitimin gündemine de oturuyor ve yüksek lisans/doktora derslerinin adlarının önüne “bilgisayar destekli” ibaresi ekleniyordu. Büyük bir ilgi ile bu dersleri anlamaya çalışırken, zaman zaman gerçekten insanların işsiz kalmasına hizmet mi edeceğiz diye düşünmedim değil.</p>



<p>Yıllar, bu tartışmaların gölgesi altında ama kendi mecrasında akıp gitti. 90’lı yılların ilk yarısına ulaştık ve gördük ki; robotların üretimdeki ağırlığı iyice hissedilir olmuş, beklenenden daha fazla yaygınlaşmış robotlar. O dönem, korkulanın başa geleceğine neredeyse emindik ancak gelişmeler buna işaret etmiyordu işte: Robotların sayısı artıyor ama işsizlik artmıyordu. Peki, ne oluyordu da korkularımız boşa çıkıyordu?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Robotlar üretimdeki fiziki faydalarının yanı sıra planlama ve karar verme aşamalarında da rollerini arttırmaya başladılar.</p></blockquote>



<p>Zamanla görüldü ki, robot teknolojisinin gelişmesiyle yeni iş alanları doğmakta, robotların tasarımı, üretimi, satışı, montajı gibi süreçler için nitelikli insan gücüne ihtiyaç artmaktaydı. Ayrıca hızlı ve firesiz üretim sayesinde ürün maliyetlerinde düşüşler oluşmakta, çok sayıda ürünün ucuzlaması ile daha çok tüketiciye ulaşılması mümkün olmaktaydı. Artık konu gündemden düşmüştü ve korkuların yersizliğinden emin olmanın verdiği ivme ile robotlar sessizce ama daha kuvvetli bir biçimde yaygınlaşmaya devam etti. Öyle ki üretimdeki fiziki faydalarının yanı sıra, planlama ve karar verme aşamalarında da rollerini arttırmaya başladılar.</p>



<p>Siber-fiziksel sistemler sayesinde; birbirleriyle, ürünlerle hatta müşteriler ile makineler arasında haberleşme inanılmaz bir şekilde artmaya başladı. Önceden tek bir ürün tipini üretebilen seri üretim hatları, artık bu yeni nesil haberleşme ve veri işleme yeteneği sayesinde binlerce çeşit ürün seçeneğini aynı üretim hattında art arda üretebilir hale geldi. Bunun da ötesinde müşteriden gelen siparişlerin işleme alınması, önceliklendirilmesi, hammadde hareketlerinin de göz önüne alınarak üretim ve ikmal operasyonlarının planlanması, artık akıllı makinelerden beklenir oldu. Çok yeni de olsa, sanal ortamda kişiselleştirdiğimiz ürünlerin, doğrudan üretim planına alınarak insan eli değmeden üretilmesine ve sahibine teslim edilmesine başlandı bile.</p>



<h2><strong>AKILLI MAKİNALARDAN ÖĞRENEN MAKİNALARA NEREYE</strong></h2>



<p>Makina öğrenmesi (machine learning) kavramı, robotlar sonrasındaki adım olarak hızla hayatımıza girmeye başladı. Bu makinalar artık, robotlarda olduğu gibi körlemesine kendisine verilen komutları yerine getirmekle kalmıyor; iş yaparken, bir yandan da işlerini daha iyi yapmak için yeni yeni yöntemleri kendi kendilerine geliştirebiliyorlar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Artık tartışmaya değer yeni bir kaygımız var: Akıllı makineler bu gidişle bir gün insanlığı ele geçirecekler mi?</p></blockquote>



<p>Böylelikle artık tartışmaya değer yeni bir kaygımız var: Akıllı makineler bu gidişle bir gün insanlığı ele geçirecekler mi? Bu kaygı “işini kaybetmenin” çok daha ötesinde, varoluşumuzla ilgili. “Akıllı makine”, “robot” tanımları bu tehdit için o kadar basit kalıyordu ki, onlara kendimizle yarışabilecek bir ad bulduk: “Yapay zeka”</p>



<p>Aslında, “yapay zeka” kavramının geçmişinin modern bilgisayar bilimi kadar eski olduğunu söylemek mümkün. Fikir babası, “Makineler düşünebilir mi?” sorusunu ortaya atarak&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Makine_zek%C3%A2s%C4%B1" target="_blank" rel="noreferrer noopener">makine zekasını</a>&nbsp;tartışmaya açan&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Alan_Mathison_Turing" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Alan Turing</a>. Turing’i aynı zamanda,&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Enigma_makinesi" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Enigma makinesinin</a>&nbsp;şifre&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Algoritma" target="_blank" rel="noreferrer noopener">algoritmasını</a>&nbsp;çözmeye çalışan matematikçilerin en ünlülerinden biri olarak tanıyoruz. O dönem İngiltere’de,&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bletchley_Park" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bletchley Park</a>‘ta şifre çözme amacı ile başlattığı çalışmalar, veri işleme mantığı ve makine zekası kavramının oluşmasına sebep olmuştu.</p>



<p>Günümüze kadar uzanan gelişmeler, pek de sevimli olmayan soruları, daha sık sorulur hale getirdi. İnsanlar tarafından geliştirilmiş bir bilgisayar programı, daha sonra kendi kendisinin akıllı sürümlerini geliştirebilir mi? İnsanoğlu için gerçekten böyle bir tehlike işareti var mı? Maryland Üniversitesi’nde yapay zeka araştırmaları yürüten Dr. Don Perlis “<em>İnsan olmayan bir yapının, zeki olması fikri, insan bünyesine pek huzur verici nitelikte değildir</em>” diyerek bu kaygıları açığa çıkarıyordu.</p>



<p>Buna karşın, Google Brain (Google Beyni) adı verilen projeyi yürüten, Stanford Üniversitesi profesörü Andrew Ng aşağıdaki ifadesi ile içimize bir miktar su serpmekte. Prof. Ng diyor ki;</p>



<p><em>“Şu andaki bilgisayarlar daha şimdiden insanlar tarafından yapılan birçok işi yapabiliyor. Ancak insan benzeri bir zekaya sahip olmalarına henüz zaman var. Bana kalırsa henüz tekillik noktasından çok uzaktayız. Günümüzdeki pek çok yapay zeka uzmanı buna ulaşmaya çalışmaz bile.”</em></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bill Gates, Elon Musk gibi geleceği yaratanlar ve Stephen Hawking gibi geleceği okuyanlar haklıysa, yapay zekaya sahip makineler ile er ya da geç karşı karşıya geleceğiz.</p></blockquote>



<p>Eğer Bill Gates, Elon Musk gibi geleceği yaratanlar ve Stephen Hawking gibi geleceği okuyanlar haklıysa, yapay zekaya sahip makineler ile er ya da geç karşı karşıya geleceğiz. Örneğin kendi kendini sürebilen otonom aracınızla alışverişe gitmek için yola çıktığınızda, müdahale edip “servis zamanı” diyerek planlarınızı değiştirebilecek. Otonom araçlar konusundaki ilerlemelerin ne aşamaya geldiğini merak edenlere tavsiyem, Ohio State Üniversitesi’nde ilgili bölümün yöneticileri olan Prof. Özgüner ve Prof. Güvenç’in çalışmalarını incelemeleri olur.</p>



<h2><strong>VAROLUŞUMUZU SORGULATAN GELİŞMELER ÇOKTAN GERÇEKLEŞİYOR</strong></h2>



<p>Tüm gelişmelere rağmen önemli sayıda bilim insanı ise “insanlığı tehdit edebilecek makineler düşüncesi çoğunlukla makinelerin&nbsp;<em>duyguları</em>&nbsp;ve&nbsp;<em>bilinçleri</em>&nbsp;olabileceği varsayımından kaynaklanıyor; bu ise mümkün değil” görüşündeler. Bu görüşe göre; makineler satranç da oynasa, araba da kullansa, yaptığı bu işlerden zevk alması mümkün değil. Çimleri biçen bir çim makinesinin çimlerin kokusundan, çay makinesinin çayın tadından habersiz olması gibi, yapay zekâ da yaptıklarından habersiz, bizim verdiğimiz görevleri yerine getiriyorlar.</p>



<p>Bu görüşlerin çokça dillendirildiği bir sırada, Google’ın, 16 bin bilgisayardan oluşan bir yapay sinir ağı (neural network) inşa ettiğini,&nbsp; bu bilgisayar kümesinin, YouTube üzerinden milyonlarca kedi videosunu tarayarak, kedi gördüğünde onu diğer cisimlerden ayırt edebilecek şekilde kendisini eğittiğini unutmayalım. Düşünebiliyor musunuz? Tıpkı bir bebeğin doğumundan itibaren gözlemlediği sayısız şeyden çıkarımlar yaparak bir nesneyi ayırt etmesi gibi… inanması gerçekten güç…</p>



<p>Bu noktada, Oscar ödüllü animasyon kahramanı Wall-E’yi hatırlayalım; Gelecekteki insan profilini; teknolojinin esiri olmuş, tembellikten tükenmiş bir şekilde çizen filmde, insanoğlu aşırı kirlenme sebebiyle Dünya’yı terk edip başka bir gezegende yaşamaya başlamıştır. Çöplerle çevrili Dünya’yı temizleme görevi ise sevimli bir robota, Wall-E’ye verilir. İnsanoğlunun bıraktığı çöplerden kendine yeni bir dünya yaratan Wall-E’nin yalnızlığı, başka bir&nbsp;<a href="https://onedio.com/etiket/robot/5051b1730228f60917601a91" target="_blank" rel="noreferrer noopener">robot</a>&nbsp;olan Eve’nın gelmesiyle son bulur. İki sevimli robotun arasında filizlenen dokunaklı ilişki, türlü zorluklara rağmen ayakta kalır ve bu aşk Dünya’nın kurtuluşuna sebep olur.</p>



<p>Ne dersiniz korktuğumuz başımıza gelirse, sorumlu biz insanlar mı olacağız yoksa Wall-E mi?</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="563" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/walle.jpg" alt="" class="wp-image-901" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/walle.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/walle-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/walle-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yapay-zeka-dost-mu-dusman-mi/">Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
