Yeni normale adım adım ilerliyoruz. Her gün açıklanan rakamlarda umut verici gelişmeleri takip ederken, tedbiri elden bırakmamak gerektiği de aşikar. Öyle ki ofislere dönüşler kademe kademe başlamadan şirketlerde yoğun planlamalar yapıldı. Çalışma masaları, servisler, yemekhaneler mesafe kurallarına göre yeniden düzenlendi.

Bu yeni normal iş yapış biçimlerimize, kültürümüze ve alışkanlıklarımıza daha uzunca bir süre meydan okuyacak gibi görünüyor. McKinsey’nin son zamanlarda yayınladığı bir raporuna göre ikinci dalga en büyük endişe olurken, 2023’e kadar tam iyileşme beklenmiyor. Avrupa genelinde 60 milyon istihdamın yok olabileceği öngörülüyor. Bu durumda akıllara bariz soru düşüyor: İşlerimize ne olacak? Sağlığımızı korumak için işimizi, işimizi korumak için sağlığımızı riske atmadan çözümler bulabilir miyiz? Bu yeni düzende sağlığımızı korurken, iş sürekliliğimizi sağlamak için ne yapabiliriz?

Yeni normal iş yapış biçimlerimize, kültürümüze ve alışkanlıklarımıza daha uzunca bir süre meydan okuyacak.

Şimdiye kadar yaşadığımız deneyimden öğrendiğimiz bir şey varsa o da enfekte olmuş kişileri seri bir şekilde tespit etmek ve izole etmek, salgını kontrol altında tutmanın anahtarı.

Mesela ofise/tesise gelmeden önce risk potansiyellerini tespit edebilseydik neler olurdu? Ya evlerindeki çalışanlarımızla temasa geçip sonraki adımlar için destek ve tavsiye verebilseydik? Peki ya bazı kritik soruların cevaplarını baz alarak, tıbbi personelimiz aktif hale geçseydi, nasıl olurdu? Bu durumda insanların henüz daha semptom geliştirdiği sırada hastalığın yayılmasını önleyebilir miydik?

Salgını kontrol altında tutmanın anahtarı, enfekte kişileri tespit etmek ve izole etmek

ÇEVİK YAKLAŞIM

Bu soruları tartıştığımız kriz yönetim grubu toplantımız sırasında bir mobil uygulama yapma fikri ortaya çıktı. Yüksek ateşi tespit etmek üzere termal kameralar kurmaya daha yeni karar vermiştik ve virüsün yayılmasını önlemek için başka etkili bir yöntem daha olabileceğini fark ettik.

Doktorlarımızla da bir beyin fırtınası gerçekleştirdikten sonra bunun etkili bir yol olacağına dair kendilerinden teyit aldık. Çalışma arkadaşlarımızla da görüşmeler yaptık ve bir uygulama yaparsak, virüse karşı mücadelede hangi alanlarda daha etkili olabileceğimizi anladık. Özellikle şu konular bizim üretim alanlarımızda aşmamız gereken zorlukları oluşturuyor:

  • Covid-19 teyitli bir vakada, bu kişinin şirket içindeki yakın temasta bulunduğu kişileri tanımlamak çok zor.

  • Zorunlu maske takma, oturma alanlarının yeniden düzenlenmesi, yüzde 50 kapasitede çalışma, servis otobüsünün güvenli kullanımını sağlamak için genişletilmiş tedbirler uygulasak bile yine de 1,5 metrelik bir çalışan çemberini izole ediyoruz. Bu yüzden, bu kişileri de tanımlamak durumundayız.

  • Her çalışan için özel bir servis otobüsü ve koltuk belirlemek mümkün değil. Özellikle de ana üretim tesisimizin bulunduğu Gemlik’te kiralamak üzere yeterli araç bulunmuyor. Vardiya planındaki anlık değişiklikler koltuk belirleme işini daha da zorlaştırıyor.

  • Servis otobüsü destinasyonlarından bazıları yoğun olarak kullanılıyor; bu nedenle, bu güzergahlarda birden fazla otobüsün çalışması gerekli oluyor ve çalışanlar araçları rastgele değiştiriyor. Bir Covid-19 pozitif vakası durumunda birkaç kişinin izolasyonu gerekli olabiliyor.

Bu bilgileri de göz önüne alarak, çalışmalarımıza başladık ve hızlı sonuçlar elde etmek için Agile (Çevik) çerçevesini kullanmaya karar verdik. Amacımız, aşağıdaki üç alanı kapsayacak şekilde bir cep telefonu uygulaması geliştirmekti:

  1. Evde erken semptom tespiti

  2. Servis Otobüsü yönetimive koltuk takibi

  3. Ofiste/tesiste yakın temas kurulan kişilerin takibi

SEMPTOMLARI EVDE TESPİT

Covid-19’un bilinen en yaygın semptomları ateş, kuru öksürük ve yorgunluk. Bazılarında ağrı ve sızı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı veya ishal görülebiliyor. Bu semptomlar genellikle hafif semptomlar ve yavaş yavaş görülmeye başlar. COVID-19 semptomları çok hafif olan insanlar bile virüsü bulaştırabiliyor. Bu nedenle, ateş, öksürük gözlenen ve nefes almada zorluk çeken insanlar tıbbi yardım almalı. Uygulama birkaç kritik soru sorarak erken belirtileri tespit etmek için bize yardımcı oluyor. Her çalışan bu soruları günlük olarak cevaplamalı. Sağlık personelimiz ufak belirtilerde bile bilgilendirilir ve daha fazla bilgi almak ve sonraki adımlar için tavsiyelerde bulunmak üzere ilgili çalışanla iletişime geçer.

İnsanlar ufak belirtilerde bile iyileşene kadar evde kalmalı ve kendilerini izole etmeli. Dolayısıyla da, doktorlarımız uygulama aracılığıyla iyileştiklerini onaylayana kadar bu tip çalışanlarımızın servis otobüsü kullanımına ve ofise/tesise girişine izin verilmiyor. Tesislerimize yapılan tüm girişler söz konusu çözüm ile bağlantılı.

SERVİS YÖNETİMİ VE KOLTUK TAKİBİ

Bizim için çalışmakta olan servis otobüslerinde bir barkod yer alıyor. Herkes araca girerken bu kodu uygulama aracılığıyla okutması gerekiyor. Giriş izni olmayanlar için bir bildirim görüntülenir ve Barkodun taranması önlenir. Giriş onaylandığı taktirde, ekranda bir koltuk numarası belirir ve sürücü tarafından kontrol edilecek bir yeşil ışık görünür.

Çalışanlar servisi rastgele kullandıklarından ve bazen kendi araçları ile ofise/tesise geldiklerinden, uygulama ertesi gün için servis kullanmalarının gerekip gerekmediğini sorar. Böylece algoritma, aynı arabada ve koltukta 1,5 m’lik bir çalışan çemberi belirleyebilmek amacıyla araç kullanımını ve koltuk tahsisini optimize eder (en az beş gün boyunca).

OFİSTE/TESİSTE YAKIN TEMASLILARIN TESPİTİ

Salgının yayılmasını önlemek için herkesle en az 1,5 metrelik bir fiziksel mesafeyi korumak zorunlud. Bununla birlikte, bu kural yakın alanlarda hızlı bir şekilde ihlal edilebilir. Tüm çalışma arkadaşlarımızı eğitmek ve uyarmak için uygulamaya yerleştirilecek bir Bluetooth çözümü üzerinde çalışıyoruz. Süre de dâhil olmak üzere bu kuralın tüm ihlalleri izlenecek ve kaydedilecek.

“Sağlık Olsun” ismini verdiğimiz mobil uygulamamızı hayata geçirmiş olmakla beraber, bluetooth çözümü ise henüz yapım aşamasında ve Mayıs ayında tamamlanmasını planlanlıyoruz.

Covid-19’un yayılmasının izlenmesinde teknolojinin taşıdığı rol gittikçe artmaya devam ediyor. Bütünsel bir yaklaşımla hareket ederek, yeni çözümler icat ederek bu dönemi hep beraber aşacağız.

Muammer Kızılaslan

Muammer Kızılaslan Borusan Mannesmann Dijital Teknolojilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı. O; 0 km bir Borusan’lı, girişimçi ruha sahip bir agile fanı ve spor aşığı. Yapay Zeka ve Blockchain konularıyla çok yakından ilgilenen Muammer, 2030’da belki şu an hayal edemeyeceğimiz bir dünyada yaşayacağımızı öngörüyor. Şu aralar işteki en büyük motivasyonu başlattığı dönüşümün geri dönüşlerini toplamak.

Beğen