Volkswagen Beetle olarak bilinen araç, Türkiye’de Vosvos veya Kaplumbağa, Fransa’da uğur böceği anlamına gelen Coccinelle, İtalya’da ve Brezilya’da böcek anlamına gelen Maggiolino ve Fusca, Bolivya’da kaplumbağa anlamına gelen Peta, Endonezya’da da kurbağa anlamına gelen Kodok isimleriyle anılıyor. 1938 yılında üretimine başlanan bu araçtan toplamda 21 milyon 529 bin 464 adet üretildi, otomobil üretiminde en fazla adet ve en uzun süre üretilen araç olarak rekor hâlâ kendisinde. 1938 yılında Almanya’da başlayan bu hikaye, 2003 yılında Brezilya’da bitti. Eksi 30 derecede bile tek marşta çalışabilen hava soğutmalı motoru, klima etkisi yapan kelebek camı, motorun şu anki standartlara uygun olmayacak şekilde arkada olması, görüntüsü ile veya çok talep görmesi sonucu herkesin hayatına bir köşeden dokunan bu Vosvoslar benim hayatıma sanırım fazlasıyla dokundu.

SHREK VE BEDRİ


Shrek ve Bedri

Ben Kocaeli’de yaşıyorum ve üniversiteyi Sakarya’da ikinci öğretim olarak okudum. Sabah çalışıp akşam okula gitmekle meşgul bir öğrenciydim. Bunu yapabilmek için ilk senemde babamın arabasıyla yolları arşınladım fakat her aile gibi bir süre sonra bizimkilerin akşamları hiçbir yere gidememesinden ve benim çocukluktan beri gelen araba merakımdan dolayı araba almaya karar verdim. Krediyi başkası çekecek, ben ödeyecektim. Ödeyebileceğim tutara göre araç baktığımda önüme hep Vosvoslar çıkıyordu. Birkaç araç gördükten sonra Körfez ilçesinde öğretmende olan, benim taktığım ismiyle Shrek’i aldım. O zamanın parası 4 milyar 50 milyona aracı alan öğretmen bir lira bile düşmeden bana aynı paraya sattı aracı.

“Ne motorundan ne de herhangi bir parçasından anlamadığım 1974 model bir araba aldım.”

Aracı aldıktan sonra ilk işim yıkamacıya gitmek oldu, ben şoför koltuğunda, babam yan koltuktaydı. Aracı basınçlı su ile yıkamaya başlayan petrol çalışanı kelebek cama geldiğinde bütün suyun içeri girmesiyle yıkama maceramız çabuk bitti. Aracın sol tarafı temiz, sağ tarafı pis şekilde eve vardık. Bir gün sonra o zamanki sevgilim şimdiki eşime arabayı aldığımıza inandırmak için çok uğraştım. Çünkü ne motorundan ne de herhangi bir parçasından anlamadığım bir 1974 model araba almıştım. Yolda kalırsam ben de ne yapacağımı bilmiyordum fakat tek bir şey biliyordum, o da bu aracı çiçek gibi yapacaktım!

Aslında aldığımız sadece bir araçtı o zamanlar bizim için. Ama sonradan anladık ki sadece bir araç değilmiş bu Vosvoslar, adları oluyormuş, kimine göre ruhları oluyormuş. Ben buna yaşanmışlığı var diyorum. Baktık ki birbirini gören her Vosvosçu selam veriyor, yolda kalan hiç tanımadığı halde durup birbirine yardım ediyor, neredeyse her şehirde grupları, şehirleri aşan dernekleri varmış, bu tutku için kitaplar yazılmış.

“Sadece bir araç değilmiş Vosvoslar, adları oluyormuş, kimine göre ruhları oluyormuş.”

Ben de aracı aldıktan sonra yolda Vosvosçuların birbirine selam verdiğini fark ettim, sonra derneklere ulaşmaya başladım. İlk ulaştığım ve hayran kaldığım dernek Anatolia Vosvos Derneğiydi. Kocaeli’de her gördüğüm Vosvos’un önüne kırıp iletişim bilgilerini toplamaya başladım. Bir yandan da aracı toplamak için para biriktirmeye başlamıştım. Tabi biz de kendimizce ufak dokunuşlar yapmaya çalışıyorduk fakat çok da başarılı olamıyorduk. Araca neredeyse hiçbir masraf etmeden yağ akıta akıta her gün Sakarya’ya gidip geldim. İzmirli olduğum için dört senede toplam yedi kere İzmir’e gittim geldim, hiç yolda kalmadım. Tabi araca hiç masraf etmeden bir kere İzmir’e cesaret edebildim çünkü her duruşumda yarım litre yağ ekliyordum Shrek’e. 

Motor yapıldıktan sonra geri kalan kamp, kermes, organizasyon, gezi turlarına gittim. Sadece İzmit merkezde yolda kaldım, onu daha sonra anlatacağım. Kocaeli’de gördüğüm Vosvosçulardan iletişim bilgileri telefonumda birikmeye başlamıştı. Artık yavaş yavaş grup kurma hayallerim oluşmuştu. O zamanların popüler sosyal medyası Facebook’ta eşimin bulduğu VosKocaeli ismiyle grubumuzu kurduk. Üniversitenin ikinci yılında eşim de 74 model bir Vosvos aldı ve düşüncemiz şuydu: “En fazla ne olabilir ki etkinliklere Bedri ve Shrek olarak iki araç gideriz” dedik. Fakat hiç de düşündüğümüz gibi olmadı. 

VOSVOS KOMÜNİTESİ


23 Nisan Konvoyu, 2011

Telefonumda biriken tüm Vosvosçuların iletişim bilgilerine bir mesaj attım ve VosKocaeli serüveni böylece bir 23 Nisan konvoyuyla başladı. Hiçbir beklenti olmadan acaba kimler katılacak diye düşünüyorduk. Bedri ve Shrek haricinde üç kişi katılmıştı bu konvoya. Olsun dedik yavaş yavaş olacak. Sonrasında 29 Ekim konvoyu yaptık. Katılım artmıştı, toplamda 8 araba olmuştuk! Sanki bir şeyler olacak gibiydi.

Başka illerin Vosvos tutkunları yok muydu? Tabi ki vardı. Ortak kamplarda tanışmalardan sonra Adapazarı ilinin Vosvos grubu Adawos ile tanıştık ve geleneksel iftarlarına gittik. Gittikçe genişleyen bir aile olmuştuk, herkes farklı yerlerdendi. Kimi esnaf, kimi fabrikada işçi, kimi bar veya kafe işletmecisi, kimi benim gibi öğrenci…

O zaman tanıştığım herkesle şu anda aktif olarak Vosvos’um olmasa da hâlâ daha görüşüyorum. Bazılarıyla senelerce altlı üstlü komşu olduk, bazılarıyla ailecek çoluk çocuk görüşmeye devam ediyoruz. Kısacası Vosvos bir araçsa eğer, kesinlikle insanları aile yapmaya yarayan bir araç. Koparmaya ayrıştırmaya yarayan bir araç değil.

“Vosvos bir araçsa eğer, kesinlikle insanları aile yapmaya yarayan bir araç.”

Artık büyük etkinlikler yapmanın zamanı gelmişti. Çevre illerde Facebook sayesinde duyulmuştuk. Dostlarımız, kardeş gruplarımız olmuştu, tabi bir de büyüklerimiz olmuştu yıllardır bu işin içinde olan. Sonunda karar verdik ve Koruncuk Vakfı için bir kamp ve kermes düzenlemeye karar verdik. Daha önce kamp düzenleyen çok olmuştu veya sadece kermes düzenleyen de fakat ikisini de aynı yerde ve aynı anda yapan olmamıştı. Kışın ortasında çalışmalara başladığımız kermeste satılacak ürünler için tüm üyeler canla başla çalıştı. Türk bayrağı, kot pantolon, oyuncaklar, boyama kitapları, kara kalem ve renkli çizimler, satılabilecek ne kadar ürün varsa İzmit esnafını dolaşıp topluyorduk. O zamanki il özel idare başkanının katkısıyla yasal izinler, kamp alanı, masa ve sandalyeler belediye tarafından karşılanmıştı. Kamp alanı Kandıra’nın Cebeci sahili olacaktı. Biz VosKocaeli olarak Cuma akşamı kamp alanına yerleştik, Cumartesi günü Adawos ve İstanbul’dan büyüğümüz olarak saydığımız Anatolia Vosvos Derneği’nden sürpriz ziyaretçilerimiz oldu. İki günde toplamda 20 bin TL’ye yakın hem maddi hem de ürün olarak Koruncuk Vakfı’na bağışımızı yaptık. Çok güzel bir etkinlik olmuştu. Hem dostlarımızla zaman geçirmiş hem de Korunmaya Muhtaç Çocuklarımıza katkıda bulunmuştuk.


Adawos İftarı

Bu etkinlikten sonra artık bir şeyler yapabildiğimizin güzel ve kocaman bir aile olduğumuzun farkındaydık ve LÖSEV için de bir şeyler yapmak istedik. Karşımızda daha kurumsal bir vakıf vardı, ürün satma veya para yardımını onların adına yapılmasını istemiyorlardı çünkü etraf maalesef dolandırıcı dolmuştu. Lösemili çocukların annelerin yaptığı ürünleri satmamız istendi. Böylece annelere moral, çocuklarımıza umut olabilecektik. Ürünler en kalabalık alışveriş merkezlerinde bile bir hafta sonu standında maksimum 300-400 lira bandında satılırken, biz bir akşamda Kocaeli fuarında 540 liralık ürün satmıştık. Mutluyduk yine, yeni ve yeniden.

YOLDA OLMAK DA GÜZEL, YOLDA KALMAK DA!


Hödö’nün şimdiki ve hayalimizdeki hali.

Hep güzel etkinlikler mi yaptık? Hiç yolda kalmadık mı? Evet güzel etkinlikler yaptık, çok güzel konvoylar yaptık, insanların hayranlık dolu bakışları içinde şehir merkezinde turladık.  Ama yolda da kaldık. Adawos ekibiyle toplam dört araba İzmir’e 17 saatte vardık, gerçekten zor bir yolculuktu! Yolda kalan arkadaşımın arabasını tam iftar saati çarşının göbeğinden çekip arkadaşımın ihmalkarlığına kızdıktan tam bir gün sonra, aynı sebepten neredeyse aynı yerde benim kalmam hem komik, hem de ironik olmuştu! Her Vosvosçunun dediği gibi “Yolda olmak da güzel, yolda kalmak da.”

Tüm hayatım araçlarla geçip gidiyormuş gibi hissediyorum.

Şimdi ise yeni bir serüvenin peşindeyim. Onun ismi de Hödö. Artık hayat benim için çok farklı. Borusan Lojistik’te beş seneyi aşkın bir süredir ne hikmetse Araç Lojistik ekibindeyim. Tüm hayatım sanki araçlarla geçip gidiyormuş gibi hissediyorum. Bedri’nin sahibiyle evliyim, 2 yaşında bir erkek çocuğum var. Topladığımız aracın ismi de oğlumuzun ilk çıkardığı ses olan Hödö’den geliyor! Hödö bir Vosvos değil bir “bus” yani Vosvos diye bildiğiniz ufak araçların minibüslerinden.  Şu anda toplama sürecindeyim, çok uzun sürecek gibi duran bu yolculuğun daha başındayım. İnstagram’da @hodo_vw_t2’den veya www.t2toplama.blogspot.com adresinden bu maceramızı takip edebilirsiniz. Bittiğinde ne hayal ettiğimiz ve şu anki halinin fotoğrafını yukarıda görüyorsunuz. Umarım başarırım!

Kerim Göktepe

Kerim Göktepe, Borusan Lojistik’te idari işler uzmanı olarak görev yapıyor. Her gün bir yenisi çıkan sıfır araçların içerisinde görev yapsa da kendisi antika araç tutkunudur. Bu dikkat çeken araçları yararlı yardım etkinliklerinde kullanmayı ve arkadaşlıklarla başlayıp aileye dönüşen dostluk serüvenlerini sever. Kitap okur, film sever, ucu iyiliğe ve farkındalığa uzanan her yolu gönüllüsüdür.

Beğen