Gergin, stresli, aceleci, sürekli meşgul bir zihin… Hayatımız o denli otomatik pilotta ki ne okuduğumuzu algılamaya ne yediğimizi tatmaya, ne duygularımızın farkına varmaya ne de etrafımızdaki güzelliklere minnet duymaya dikkatimizi vermiyoruz. Yaşıyoruz ama gerçekten yaşıyor muyuz? 

Hareketsizlikten hantallaşmış, bilgisayar başında kamburlaşmış, öfkeli, huysuz ve huzursuz insanlarla dolu ofisler. Oysaki hareketten doğar enerji, koşmak gerekir sevdiklerimize, sevinçten zıp zıp zıplamak, dolu dolu nefes almak, terlerken içimizde biriken toksik enerjiyi atmak, düştükten sonra kalkmayı öğrenmek, kalbin hızlı hızlı atması, nabzın yükselmesi, yorulup bitkin düştükten sonra bir oh demek gerekir harbiden yaşadığını hissetmek için.

Borusan’da spor kulübünün #hareketegeç çağrıları yaptığı bir sırada yolumuz Gül’ün hikayesi ile kesişti. Borusan Mannesman’ın insan kaynaklarında çalışan Gül de boyun ağrılarıyla mücadele ettiği bir dönemde yoga ile tanıştı. Yoganın onun hayatındaki etkisini video’da anlattı.

Borusan Turuncu, Borusan’ın editöryel dinamosudur. Borusan hikayelerinin küratörlüğünü yapar.

Beğen