<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmail Terzi, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/author/ismailterzi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/author/ismailterzi/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:00:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>İsmail Terzi, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/author/ismailterzi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Baş Üstünde Yeri Var: Öğrenme ve Gelişim</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bas-ustunde-yeri-var-ogrenme-ve-gelisim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2020 11:25:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Boyu Öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[dijital eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[salgın hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[tedx]]></category>
		<category><![CDATA[veri bazlı analiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2356</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatıralarımızdaki yerini uzun yıllar boyunca koruyacak bir dönemden geçiyoruz. Salgın hastalık gezegeni etkisi altına aldı, ofisler kısa süre içinde evlere taşındı, pandemi grafikleri döviz grafikleri kadar popüler oldu ve hatta nişan törenleri dokunmatik ekranları şenlendirdi. Sanırım bu noktadan sonra ancak terminatörün geri dönmesine şaşırırız. İş yapış yöntemlerimize ve işin doğrusuna dair sınırları hayli bulanıklaştıran pandemi [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bas-ustunde-yeri-var-ogrenme-ve-gelisim/">Baş Üstünde Yeri Var: Öğrenme ve Gelişim</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hatıralarımızdaki yerini uzun yıllar boyunca koruyacak bir dönemden geçiyoruz. Salgın hastalık gezegeni etkisi altına aldı, ofisler kısa süre içinde evlere taşındı, pandemi grafikleri döviz grafikleri kadar popüler oldu ve hatta nişan törenleri dokunmatik ekranları şenlendirdi. Sanırım bu noktadan sonra ancak terminatörün geri dönmesine şaşırırız.</p>



<p>İş yapış yöntemlerimize ve işin doğrusuna dair sınırları hayli bulanıklaştıran pandemi kaynaklı mevcut durum, aynı zamanda dramatik bir değişimi tetiklemekle birlikte uyum sağlama becerimizi sınıyor. Bununla beraber, değişim ve uyum sağlama gibi dinamikler son dönemde kayda değer ölçüde yükselmiş olsalar da elbette bütünüyle yeni ve yabancı değiller. BMW Grup markalarının ülkemizdeki satış eğitimlerinden sorumlu eğitmeni ve bir otomobil tutkunu olarak, bu yazıda süregelen değişimin otomotiv sektöründe iş yeri öğrenimi üzerindeki etkilerinden ve değişime ayak uydurmakla kalmayarak kendi kendini rafine eden bir kurum içi eğitim döngüsü yaratmak adına aldığımız aksiyonlardan söz edeceğim.</p>



<p><strong>DİJİTAL EĞİTİM VS. YÜZ YÜZE EĞİTİM </strong></p>



<p>Fütüristler dijital dünyada yaşadığımızı söylüyorlar. Oysa dijital dünyaya efektif biçimde entegre olmuş analog bir dünyamız var. Son dönemde konu iş yeri öğrenimine geldiğinde bu iki kavramın kıyasıya yarıştırıldığını gözlemliyorum. Dijital eğitimin öğrenme ve gelişimi geleceğe taşıyacağına inananlar bir yanda, yüz yüze eğitimin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını düşünenler bir yanda. The Revenge of Analog: Real Things and Why They Matter isimli kitabında, Kanadalı gazeteci David Sax analog ile dijitalin bu tarz yüzeysel kıyaslamalara tabi tutulmasını şöyle yorumluyor: Basite indirgenmiş bu ikiliği dijital dünyadan öğrendik. Bir, sıfır. Siyah, beyaz. Apple, Samsung. Ne var ki gerçek dünya siyah ya da beyaz değildir. Gri hiç değildir. Gerçek dünya alacadır, dokuludur. Gerçek dünyanın ilginç bir kokusu, kekremsi bir tadı vardır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gerçek dünya siyah ya da beyaz değildir. Gri hiç değildir. Gerçek dünya alacadır.</p></blockquote>



<p>Yazarın vurgusuna paralel olarak, iş yeri öğreniminin bugününde en verimli, en faydalı yaklaşımın yüz yüze eğitim ile dijital eğitimi harmanlamak olduğuna inanıyorum. Kulağa çok basit gelse de buradaki doğru denge müfredata, hedef kitleye ve hatta eğitim grubundaki kişi sayısına göre değişkenlik gösteriyor. Dolayısıyla eğitimcinin burada kolektif bir yaklaşım benimsemesi ve aynı müfredatın üzerinden geçtiği her yeni eğitim grubunda doğru dengeyi rafine etmeye çabalaması gerekiyor.</p>



<p>Doğru denge faktörünü önemli bulduğumdan, bu başlığı kapatmadan önce konuyu biraz daha açmak ve örneklendirmek istiyorum. Yukarıda doğru dengenin müfredat ve hedef kitle gibi unsurlara bağlı olduğunu paylaşmıştım. Deutsche Telekom’un şirket belgelerinden uyarlanarak, Harvard Business Review’da yayımlanan bir tablo konuyu harika biçimde anlaşılır kılıyor. Şirket dijital formatlı eğitimleri hard becerilere dayanan, tekrar kullanılabilen, basit konular içeren ve kalabalık gruplara sunulan eğitimler için tercih ediyor. Yüz yüze eğitimin ağırlık kazandığı durumlarda ise soft becerilerin, belirli bir amaca yönelik içeriklerin, karmaşık konuların ve sıkça güncellenen dinamiklerin ön plana çıktığı görülüyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yüz yüze eğitimlerde soft becerilerin, karmaşık konuların ve sıkça güncellenen dinamiklerin ön plana çıktığı görülüyor.</p></blockquote>



<p>Kendi işimi yaparken “dengeyi” Deutsche Telekom yaklaşımıyla bulmaya çalışıyorum. Örneğin BMW Satış Danışmanları için sunduğum ilk sertifika eğitiminin amaçlarından bir tanesi çalışanın temel satış ve ürün bilgileri/becerileriyle donatılması. Eğitimin müşteri süreçleriyle alakalı soft beceriler bölümünün tamamını yüz yüze işliyorum. Bu tercihin diğer sebepleri arasında otomobil satışı ortamının agresif biçimde değişkenlik gösterebilen dinamiklere sahip olması ve söz konusu müfredatın görece küçük gruplarla işlenmesi gibi etkenler var. Dijital eğitim tarafında ise ürün bilgisi gibi kısa ve tekrar kullanılabilen içeriklere odaklanıyorum. Hatta bu tarz içeriklerin kalabalık hedef kitlelere transferinde BMW Genius isimli ürün uzmanlarını mikro eğitmenler olarak görevlendiriyor ve “peer teaching” yönteminden faydalanıyorum. Öğrenme ve gelişim çarklarını döndüren ekibin eğitmenlerle sınırlı kalmaması adına başvurduğum ve olumlu geri bildirimler aldığım bir yöntem.</p>



<p><strong>HİKAYELERİN GÜCÜNDEN FAYDALANMAK</strong></p>



<p>Satış ve pazarlamanın büyük ustalarından düzenli olarak hikayelerin gücüne dair yazılar okuyor, sunumlar dinliyoruz. Hikaye anlatıcılığını bu yönüyle medyatik diyetisyenlerin tavsiyelerinden düşmeyen ilginç gıdalara benzetiyorum. Gerçekten de konu satışa geldiğinde hikayelerin satıcı ile alıcı arasındaki bağı güçlendirmek ve güven duygusu yaratmak gibi birçok faydası mevcut. Özellikle sunulan ürün ya da hizmet “premium” sınıfta yer alıyorsa, yani yalnızca rasyonel ihtiyaçları değil duygusal ihtiyaçları da besliyorsa, örneğin bir BMW otomobiliyse, tüketiciye sunulan değerin ifadesi açısından hikayeler harikulade sonuçlar veriyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Konu satışa geldiğinde hikayelerin satıcı ile alıcı arasındaki bağı güçlendirmek ve güven duygusu yaratmak gibi birçok faydası var.</p></blockquote>



<p>Peki bir eğitmen olarak hikayenin gücünden nasıl istifade ediyorum? Bu noktada akla ilk olarak eğitimdeki mesajların hikayelere dönüştürülerek anlatılması gelse de konuyu bundan biraz daha geniş biçimde ele almak gerekiyor. Dilerseniz parça parça ilerleyelim;</p>



<p>Her şeyden önce eğitim gruplarını hikayeler yaratmaya elverişli biçimde tasarlamak gerektiğini düşünüyorum. Kendimden örnek vermem gerekirse, yazının başında sözünü ettiğim ve BMW Satış Danışmanları’na sunduğum ilk sertifika eğitiminde yeni otomobil, kullanılmış otomobil ve kiralık otomobil gibi farklı fonksiyonlar yürüten çalışanları bir araya getirmeye gayret ediyorum. Bununla birlikte katılımcının görev yaptığı şehirden kıdemine kadar mümkün mertebe çeşitliliği amaçlıyorum. Böylece ortaya çıkan çok kültürlü ve çok fonksiyonlu öğrenme grubunun birbiriyle hikayeler paylaşma ve birbirinden öğrenme eğilimi güçleniyor.</p>



<p>Eğiticinin düzenli olarak farklı gruplarla tekrarladığı eğitimlerde paylaşılan hikayeleri, müfredatın mesajlarına entegre etmesini hayli kıymetli buluyor ve bu tekniğin sıkça faydasını görüyorum. Bu sayede mesajlar daha samimi, daha yalın ve daha bizden hale geliyor. Bir satış danışmanı, ofisindeki komşu masada görev yapan takım arkadaşının yıllar önce yaşadığı bir deneyimi eğitimde öğrendiğinde, eğiticinin mesajını “satın alma” ve uygulamaya geçirme verimi dramatik ölçüde yükseliyor. Hatta yine katılımcıların anlattığı kimi sarkastik korku hikayelerini “nasıl yapılmaz” formatlı olarak eğitimin bir parçasına dönüştürmek ve eğlence faktörünü güçlendirmek mümkün. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sarkastik korku hikayelerini ‘nasıl yapılmaz’ formatlı olarak eğitimin bir parçasına dönüştürmek ve eğlence faktörünü güçlendirmek mümkün.</p></blockquote>



<p>Üretici tarafından tanımlanmış resmi talimatları esneterek müfredata dış kaynaklardan derlenmiş hikayeler entegre etmek, bu başlıkta vurgulamak istediğim son konu. Gündelik işleyiş açısından eğitim biriminden bağımsız olmalarına karşın pazarlama, ürün ve satış gibi farklı departmanların eğitim müfredatına iştirak etmesi için aksiyonlar alıyorum. İlgili departmanlardan bir misafir konuşmacı yahut ilgili departmanlara ait bir doküman çoğu zaman öğrenme ortamındaki havayı tazeliyor ve katılımcının bakış açısını zenginleştiriyor. Ayrıca eğitim mesajlarını güçlendirmek adına, özellikle molalardan sonra dikkatleri yeniden toplamaya ihtiyaç duyduğum anlarda, TEDx kayıtlarındaki hikayelerden faydalandığımı da eklemek isterim. </p>



<p><strong>EĞİTİMİN ETKİSİNİ ÖLÇMEK VE ÖĞRENMEYİ BİR KÜLTÜRE DÖNÜŞTÜRMEK</strong></p>



<p>İş yerinde öğrenimin yalnızca eğitmenin sorumluluğu olmaktan çıkması ve hızla değişen iş ortamında, iş yapma kültürünün ve performansı artırmanın bir parçasına dönüşmesi en büyük arzum. Bunun için hedef kitlemde yer alan satış danışmanlarının yöneticileriyle ara ara görüşmeye ve eğitim özelinde “before &amp; after” enstantaneleri yakalamaya gayret ediyorum. Satış eğitimi gibi soft becerilere dayalı eğitimlerin çıktılarını veri bazlı analiz etmek zor olsa da katılımcının eğitim sonrasında takım içindeki performansı çoğu zaman net bir tablo ortaya koyuyor. Her tablonun Mona Lisa olmaması kadar doğal bir şey yok. Bu yüzden, ihtiyaç duyulması halinde katılımcı, yönetici ve eğitmen üçgeninde mikro öğrenme aksiyonları alıyor ve tam olarak ihtiyaca odaklı “destekleyici gıdalar” sunuyorum. Böylece eğitim üretici tarafından tanımlanmış bir formalite olmaktan uzaklaşıp, gündelik hayata dokunan ve çalışma verimini/performansını artıran bir araç olmaya yaklaşıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Veri bazlı analiz yapmak zor olsa da katılımcının eğitim sonrasında takım içindeki performansı çoğu zaman net bir tablo ortaya koyuyor.</p></blockquote>



<p>Ölçme ve değerlendirme yaklaşımında da müfredat türü ve hedef kitle oldukça belirleyici. Satış eğitimlerinin resmi değerlendirmesinde yazılı sınav, mülakat ve “role play” adımları gerekli olurken; ürün eğitimi gibi daha “hard” formatlarda ise çoktan seçmeli sınavlar hatta online değerlendirmeler yeterli olabiliyor.</p>



<p>Hemen her eğitimimin sonunda olduğu gibi, bu yazının sonunda da iki büyük ustayı anmak istiyorum. Sayısız sözünden ve kitaplarından ilham aldığımız Jim Rohn bireysel motivasyona dayalı öğrenmeyle alakalı olarak şöyle demişti: “Resmi eğitimle geçinirsiniz, kendi kendinizi eğiterek servet sahibi olursunuz.” Bunu nasıl yapabileceğimiz ve nerede bulabileceğimize içinse Mahmut Hoca’ya kulak vermemiz gerekiyor;</p>



<p><em><strong>Mahmut Hoca</strong>: Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur.</em></p>



<p><em><strong>Tulum Hayri:</strong> Allah aşkına hocam, bu okulda insan ne öğrenir?</em></p>



<p><strong><em>Mahmut Hoca:</em></strong><em> Yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. Bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı öğrenirsiniz. Bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa, orada sadece bir taş yığını vardır.</em></p>



<p>Bilginin ve öğrenmenin baş üstünde tutulduğu sağlıklı günlere.   </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bas-ustunde-yeri-var-ogrenme-ve-gelisim/">Baş Üstünde Yeri Var: Öğrenme ve Gelişim</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/otomobilinizi-corona-virusunden-koruyun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 13:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salonlarımızın ofislere dönüştüğü bugünlerde hijyen konusu gündemimizin en önemli maddelerinden biri oldu. Son dönemde özellikle sosyal medyada artan farkındalıkla birlikte evde kalmanın öneminden, ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğine kadar birçok faydalı dijital içeriği tüketiyoruz. Konuyla ilgili bilincimiz o denli arttı ki dezenfektan kullanımına bağlı olarak nem dengesi altüst olmuş ellerimizin kapı kollarına uzanırken titrediğini görüyorum. Ne [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/otomobilinizi-corona-virusunden-koruyun/">Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Salonlarımızın ofislere dönüştüğü bugünlerde hijyen konusu gündemimizin en önemli maddelerinden biri oldu. Son dönemde özellikle sosyal medyada artan farkındalıkla birlikte evde kalmanın öneminden, ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğine kadar birçok faydalı dijital içeriği tüketiyoruz. Konuyla ilgili bilincimiz o denli arttı ki dezenfektan kullanımına bağlı olarak nem dengesi altüst olmuş ellerimizin kapı kollarına uzanırken titrediğini görüyorum. Ne mutlu!</p>



<p>Ne var ki hijyenle alakalı farkındalığımız artarken, otomobilin bir şekilde gözden kaçtığını gözlemliyorum. Oysa en çok dokunduğumuz özel eşyalarımızdan birisi olan otomobil pek de temiz sayılmaz. Kısa bir sürüşte bile ne kadar çok yüzeye temas ettiğimizi bir hatırlayalım: Kapı kolları, direksiyon, start butonu, vites kumandası, klima paneli, multimedya kontrolleri, dokunmatik ekran… Örnekleri çoğaltmak mümkün. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>En çok dokunduğumuz özel eşyalarımızdan birisi olan otomobiller pek temiz değil</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-1024x683.jpg" alt="Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun" class="wp-image-2205" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dezenfektanlı ellerimizden düşmeyen akıllı telefonlarımızın ekranlarında bir santimetrekarelik alanda ölçülen bakteri miktarı ortalama 100 CFU (colony-forming units). Aynı değer ortak kullanılan tuvaletlerde 172 CFU iken otomobil direksiyonlarında ise 629 CFU. Ürkütücü veriler içinde 313 CFU’luk asansör tuşları ve 506 CFU’luk otomobil bardak tutucuları dikkat çekiyor. Hatta otomobilde yaşam süren bazı bakteri formlarının zehirlenmeye ve cilt hastalıklarına neden olabilecek kadar güçlü olduğu öne sürülüyor. Dolayısıyla otomobillerimizin COVID-19 için oldukça elverişli bir yaşam alanı olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p>Bu noktada bazılarınızın %70 oranında alkol içeren el dezenfektanıyla otomobil temizliğine kalkışmasından korkuyorum. Lütfen yapmayın çünkü bu durumda deri ve plastik yüzeylerde kalıcı hasar bırakabilirsiniz. Otomobil temizlik ürünleri üretiminde uzmanlaşmış global markaların yine bu amaçla üretilmiş dezenfektanları kabindeki bakterilerin %99’unu öldürmek için yeterli olacaktır. Bir çift eldiven ile bir mikrofiber bez ise ihtiyaç listenizin diğer kalemleri. Şahsi tercihimi soracak olursanız, kokusunu çok beğendiğim için, BMW’nin ürettiği ve yetkili servislerinde satışa sunduğu iç mekan temizleyiciyi kullandığımı paylaşayım. Hatta aynı ürünü kumaş kanepelerin temizliği için suyla seyrelterek de kullanabilirsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Eldiven, mikrofiber bez ve özel dezenfektan bakterilerin %99’unu öldürüyor.</p></blockquote>



<p>Peki otomobilimizi nasıl temizleyeceğiz? Konu kabinin bakterilerden arındırılması olduğunda söylenebilecek en önemli şey yüzeylerin üzerinden birkaç kez geçmek gerektiği. Temizlik ürününü ılık suyla nemlendirilmiş beze spreyledikten sonra sürüş sırasında kullandığınız her noktanın üzerinden birkaç kez geçmeniz yeterli olacaktır. Bunun için daha fazla zaman ayırmak isterseniz işlemi kabinin tüm yüzeylerine uygulayabilirsiniz. </p>



<p>Bakterilerden arındırılmış otomobilinizle güvenli ve sağlıklı sürüşler dilerim. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/otomobilinizi-corona-virusunden-koruyun/">Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep&#8217;te 24 Saat</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gaziantepte-24-saat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 19:31:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Size karşı dürüst olacağım: Hatırı sayılır bir süredir yemek yemedim. Günlerden Cumartesi, sabahın erken sayılacak saatleri. Direksiyon başında, Adana-Gaziantep otoyolunun orta şeridinde, 120 km/s sabit hızla ilerliyorum. Uzun yol mahmurluğu açlığımla karışmış durumda. Ötede gördüğüm ve kim bilir ne tür bir yakıtla yol alan kamyondan birkaç seçim çalışmasına yetecek kadar duman yükseliyor. Kamyonu o haliyle [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gaziantepte-24-saat/">Gaziantep&#8217;te 24 Saat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Size karşı dürüst olacağım: Hatırı sayılır bir süredir yemek yemedim. Günlerden Cumartesi, sabahın erken sayılacak saatleri. Direksiyon başında, Adana-Gaziantep otoyolunun orta şeridinde, 120 km/s sabit hızla ilerliyorum. Uzun yol mahmurluğu açlığımla karışmış durumda. Ötede gördüğüm ve kim bilir ne tür bir yakıtla yol alan kamyondan birkaç seçim çalışmasına yetecek kadar duman yükseliyor. Kamyonu o haliyle dev bir mangala benzetiyorum, dev bir tekerlekli mangala…</p>



<p>Ülkemizin en önemli ulaştırma yapılarından birisi olan ve Nurdağı ilçesinde bulunan Atatürk Viyadüğü her zamanki esintisinden bir şey kaybetmemiş gibi görünüyor. Camlardan birini açıyor, BMW X1 model otomobilimin kabinini dolduran yol şarkılarını yükseklerin tertemiz esintisiyle havalandırıyor ve Gaziantep’e varmadan önce enerjimi son bir kez tazeliyorum. Sürüşle, keşifle ve bolca “ara” öğünle değerlendirmeyi planladığım 24 saatlik Gaziantep kaçamağı başlasın!</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="469" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-1024x469.jpg" alt="KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK" class="wp-image-1544" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-1024x469.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-300x137.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-768x352.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-1536x703.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Şehir merkezine ulaştığımda kaçınılmaz bir acelecilikle otomobili park ediyor ve soluğu 20 metrekarelik küçücük bir dükkanda alıyorum. Ocağın gerisinde iki usta, onlara yardım eden ve daracık mekanda akrobatik hareketlerle oradan oraya koşuşturan iki çırak ve geriye kalan kıymetli metrekareleri dolduran müşteriler… Spor motosikletlerde bulabileceğiniz artçı selelerini andıran daracık ve yüksek bir taburede rahat etmeye çalışarak ilk ısırığı alıyorum. Böylece dünya yeniden renkli bir yere dönüşüyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Beslenme eylemine gösterilen özen ve saygı, Gaziantep’te deneyimlenmesi gereken en kıymetli şeylerden biri</p></blockquote>



<p>Burayı lezzetli yemeklerden ibaret, tek boyutlu bir kent olarak düşünmeyin. En azından karnınız tokken… Zira Gaziantep’te deneyimlenmesi gereken en kıymetli şeylerden birisi, beslenme eylemine gösterilen özen ve saygı. Gıdanın niteliğinden ve ücretinden bağımsız olarak, yemek yemek çok kıymetli bir ritüel bu topraklarda. Dolayısıyla tabana yayılmış, zengin yemek kültürü yaşamaya devam ediyor. Şehri ziyaret etme fırsatınız olduğunda, herhangi bir esnafa selam verip yemek konusunda tavsiye isteyebilir ve konunun ne kadar ciddiye alındığını görünce beni anabilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="454" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-1024x454.jpg" alt="KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK" class="wp-image-1545" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-1024x454.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-300x133.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-768x340.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-1536x681.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2.jpg 1902w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dürüm formundaki ilk “ara” öğünümün ardından, sırada meşhur Elmacı Pazarı’nda alışveriş yapmak var. Tarihi bir çarşı olan Elmacı Pazarı bölgenin yemek kültürünü yaratan hemen her türden hammaddeye erişim sağlıyor. Çeşit çeşit salça, baharatlar, kurutulmuş sebzeler, soslar, şekerlemeler… Mutfakta zaman geçirmekten hoşlanıyorsanız, bu çarşıda yapacağınız alışveriş için birkaç saat ayırmanızı öneririm. Ayrıca Elmacı Pazarı’na komşu Bakırcılar Çarşısı’nda çoğu elde işlenmiş hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Nitekim, alışveriş sona erdiğinde BMW X1’in 505 litrelik bagajındaki litrelerin birçoğu lokal lezzetler ile yer değiştirmiş oluyor. Yola devam etmeden önce, 500 yıllık bir hanın avlusuna “kurulmuş” otoparkın çevresindeki tarihi kalıntıları bir süre incelemeyi ihmal etmiyorum.</p>



<p>Akşam yemeği için şehrin ünlü restoranlarından birindeyim. Yemeğin kendisine olduğu kadar, tüketildiği ortamın ambiyansına da önem veren biri olarak buradaki zamanımı kısıtlı tutmak zorunda kaldığımı itiraf etmeliyim. Şöyle ki yöresel bir yemeği tadarken, uçaktan iner inmez soluğu meşhur restoranlarda almış “gurme seyyahlar” ile çevrelenince konunun yöreselliği ve keyfi bir ölçüde zedeleniyor. Bu yüzden yemekten sonra Gaziantep Kalesi’nin yakınlarında bulunan çaycılardan birine oturuyor ve biraz soluklanıyor, biraz da ertesi günkü kahvaltım için çaycıdan öneriler dinliyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="340" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-1024x340.jpg" alt="KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK" class="wp-image-1546" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-1024x340.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-300x99.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-768x255.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-1536x509.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Pazar sabahı güneşten önce davranarak, gurme seyyahlar henüz uykudayken, tarihi semte doğru sürüşe başlıyorum. İstanbul gibi bir metropolün dahi büyük ölçüde boş olduğu bu saatlerde, Gaziantep Kalesi civarındaki ciğercilerin hemen hepsini açık buluyorum. Dahası, geniş kaldırımlara kurulmuş dev mangalların başında yirmili otuzlu gruplar, ellerinde ciğer şişleriyle kendi sıralarının gelmesini bekliyor. Alacakaranlıkta parıldayan şişler ve güneşin henüz aydınlatmadığı yüzler bu insanların bir çeşit süper kahramanlık okuluna geldiğini düşündürüyor. İşte tabana yayılmış çok yönlü yemek kültüründen kastım tam olarak buydu ki söz konusu enerjiyi ünlü ve kalabalık restoranlarda bulmak bir hayli zor. Kendilerine katılmak için can attıysam da bu sabah kahvaltıda nohut dürüm yemek istiyorum. Şehrin dürüm kültürünün doyurucu, besleyici ve uygun fiyatlı tarafını temsil eden nohut dürüm, günün her saatinde tüketilebilir. Dahası vegan veya vejetaryen beslenmeyi benimseyen ziyaretçiler için nohut dürüm lezzetli bir çözüm olacaktır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Nohut dürüm şehrin doyurucu, besleyici ve uygun fiyatlı tarafını temsil ediyor.</p></blockquote>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>MAHZUN BAKIŞLI ÇİNGENE KIZI</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="454" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-1024x454.jpg" alt="MAHZUN BAKIŞLI ÇİNGENE KIZI" class="wp-image-1547" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-1024x454.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-300x133.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-768x340.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-1536x681.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4.jpg 1902w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Zeugma Mozaik Müzesi öğleden önce büyük ölçüde sakin görünüyor. İki bin yıllık sanat eserleriyle süslenmiş yapının iç mekan tasarımı kendinizi o dönemde hissetmeniz, o dönemi anlamanız için incelikle hazırlanmış. Öte yandan, karanlık bir odada bir çift mahzun gözle bakışırken patlayan flaşlar ve sonu gelmez selfie’ler bir noktadan sonra yorucu olabiliyor. Müzeye yolunuz düşerse gezi için iki saat ayırmanızı ve Çingene Kızı’na iyi bakmanızı tavsiye ederim. Mona Lisa Paris’te, İnci Küpeli Kız Amsterdam’da nasıl ağırlanıyorsa, mahzun bakışlı Çingene Kızı da Gaziantep’te öyle ağırlanmayı hak ediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Mona Lisa Paris’te, İnci Küpeli Kız Amsterdam’da nasıl ağırlanıyorsa, mahzun bakışlı Çingene Kızı da Gaziantep’te öyle ağırlanmayı hak ediyor.</p></blockquote>



<p>Müze gezisinin ardından şehir merkezine dönerek tarihi Tahmis Kahvesi’ne ulaşıyor ve dönüş yoluna koyulmadan önce son hazırlıklarımı yapıyorum. Gaziantep gibi bir şehri 24 saat içerisinde her yönüyle deneyimlemek mümkün değilse de Akdeniz Mavisi renkli yol arkadaşım BMW X1 ile iyi bir performans gösterdiğimize inanıyorum. Yazının başlangıcında da dediğim gibi, bu şehri güzel yemeklerin servis edildiği dev bir restoran olarak değerlendirmeyin. Yola çıkın ve bir çaycı taburesinde, Elmacı Pazarı’nın baharat kokusunda, bir dürümcü tezgahında, Çingene Kızı’nın gözlerinde veya Pazar sabahı süper kahramanlarının yüzlerinde beni hatırlayın!</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-1024x683.jpg" alt="BMW X1 model" class="wp-image-1548" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-768x513.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-1536x1025.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gaziantepte-24-saat/">Gaziantep&#8217;te 24 Saat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’dan Kaçış</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/istanbuldan-kacis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jul 2018 23:38:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir otomobil meraklısı İstanbul içerisinde unutulmaz sürüş maceraları yaşadığı favori rotasını anlatıyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/istanbuldan-kacis/">İstanbul’dan Kaçış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün İstanbul’dan kaçacağım.</p>



<p>Evden hevesle çıkıp otoparka doğru adımlamaya başladığım anlarda, henüz uykuya doyamamış şehrin sessizliğinden dolayı nefeslerimi duyuyorum. Otomobilin sürücü kapısını içeriden kapattığımda, yan odada uyuyan bebek muamelesi yaptığım metropolü uyandırmak çekincesiyle, motoru çalıştırıyorum. Bugün İstanbul’dan kaçacağım. Bugün İstanbul’da yaşamak sanrısıyla geçirdiğimiz fakat gerçekte şehrin göze çarpmayan bir yerinde unutulduğumuz sıradan günlerden farklı olsun diye, İstanbul’dan kaçacağım. Fakat bu kaçış gazetelerin hafta sonu eklerine yakışacak birkaç yüz kilometrelik bir uzaklaşma değil, aksine, şehrin özüne yakınlaşma niteliğinde olacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bu kaçış bir uzaklaşma değil, <br>aksine şehre yakınlaşma niteliğinde olacak.</p></blockquote>



<p>Günlerini buzdolabı renkli filo otomobillerinin, ticari araçların ve metrobüslerin altında kalarak geçiren E5 karayolu bu saatlerde bambaşka görünüyor. Her bir sokak aydınlatması, bugünkü yol arkadaşım olan BMW X2’nin galvanik sarı renkli gövdesinde ışık şovları yapıp sahneyi komşu sokak aydınlatmasına bırakırken, kendimi şimdiden çok özgür hissediyorum.</p>



<p>Bugün sigorta şirketlerinin muhtemel dolu yağışı hakkında uyarı SMS’leri yolladığı, mahalle sakinlerininse otomobillerini kilimlerle korumaya çalıştığı ‘o gün’. Havadaki ağırlık kabine kadar girmeyi başarıyor ancak çok sevgili bir arkadaşla kahvaltıda buluşacak olmanın hafifliği içimi renklendiriyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yalcin_arsan.jpg" alt="Yalçın Arsan" class="wp-image-455" width="299" height="358" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yalcin_arsan.jpg 640w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yalcin_arsan-250x300.jpg 250w" sizes="(max-width: 299px) 100vw, 299px" /></figure></div>


<p>Arkadaşımla tanışın: Yalçın Arsan. Kendisi eski otomotiv profesyoneli, yeni köylü. Ege kıyılarının sivri bir köşesinde inşa ettiği evi için ayırdığı zamanların dışında, günlerini İstanbul’da geçiriyor. Adını hepimizin çok iyi bildiği bir kahvecide oturmadan evvel kısa bir otomobil yolculuğu yapıyor ve uzun zamandır görüşmemiş olmanın verdiği plansızlıkla, her şeyden konuşmaya başlıyoruz.</p>



<p>Modern zamanların yerleşik değerlerimizi tüketme hızından, otomotiv sektörünün bugününden ve hatta Moda semtinin kira fiyatlarından dem vurduktan sonra konu kültür ve değerlere geliyor. Koca koca organizasyonlara danışmanlık hizmeti veren Yalçın abiye kültür kavramını bireyler ve bireylerden oluşan kurumlar için ne kadar önemli bulduğunu soruyorum. Bir saniye bile duraksamadan, beklediğimden daha kısa, net bir cevap veriyor: Kritik.</p>



<p>Kültür kavramının bireyler için olduğu kadar ürünler için de kritik olduğunu savunduktan sonra eğitmen gömleğimi istemsizce giyiyor ve arkadaşıma BMW X2’yi anlatmaya başlıyorum: 2016 yılının Paris Otomobil Fuarı’nda konsept olarak tanıtılan bu otomobilin en kayda değer yanı, tasarımcıların konsept hazırlarken sahip oldukları oyun alanını daraltmaksızın seri üretime geçmiş olması. Bir diğer deyişle, BMW X2 tasarımıyla sivrilmekten ve geldiği yeri vurgulamaktan çekinmeyen, cesur bir ürün. Markanın yetmişli yıllarda ürettiği coupe otomobillerinde kullanılmış ‘C direği logosu’nun onca sene sonra X2 ile geri dönmüş olmasında önemli bir mesaj gizli. Dahası, tasarımsal cesaretin ve BMW geleneklerinin sürüş özelliklerine yansıtılmış olduğunu da söylemeliyim (yazar arkadaşınız burada konuşur, konuşur ve konuşur…)</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="720" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2.jpg" alt="BMW X2" class="wp-image-456" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p>Konudan konuya atlıyor, masamızdaki kahveleri fikirlere dönüştürüyor ve hiç acele etmeden üç saat geçirdikten sonra ayrılıyoruz. Gündelik hayatımızda yer alan fakat rutinin baskısından dolayı durup iki dakika sohbet edemediğimiz nice kıymetlilerin hakkını veremeden geçen zamana gönül koyuyor ve Moda sokaklarını X2 ile keşfe çıkıyorum. Bu sürede bir kediyle, bir kitapçıyla ve emekli bir hanımefendi ile sohbet ediyor ve İstanbul’un ortasında, alıştığım İstanbul’dan arınarak dakikalar geçiriyorum.</p>



<p>Bilginin güncelliği bir bağımlılık mı yoksa ihtiyaç mı açıkçası bilmiyorum. Fakat öğle yemeği sonrasında kendimi Yeniköy kahvelerinden birinde eposta okurken bulduğum için asla şikayetçi değilim. Yeniköy günün bu saatlerinde sessizliği ve huzuruyla Cumhuriyet dönemi edebiyatında anlatıldığı gibi hissettiriyor. İşlerimi Yeniköy huzuruyla tamamlıyor ve sahil yolu boyunca kuzeye doğru ilerlemeye koyuluyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="610" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy.jpg" alt="BMW X2, Yeniköy" class="wp-image-457" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy-300x191.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy-768x488.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Yazımın daha önceki bölümlerinde BMW X2’nin sadece tasarımıyla değil, sürüş özellikleriyle de markanın geleneklerine bağlı kaldığını ifade etmiştim. Günümün bir sonraki bölümünde bu durumun tadını çıkarmak ve otomobili çok sevdiğim Bahçeköy-Kemerburgaz orman yolunda deneyimlemek istiyorum. Unutulmaz sürüş maceralarımın birçoğuna zemin olan bu rota, gökyüzünden ormanın derinliklerine bırakmış dev bir çubuk makarna gibi yorulmaksınız kıvrılır ve böylece, benim gibi sürüş düşkünlerine oyun alanı olur. BMW X2’nin direksiyon, süspansiyon ve gaz pedalı gibi sürüşe dair bütün değişkenlerini Sport moduna alıyor ve her karışını ezbere bildiğim rotayı hızla geride bırakıyorum. Sürüş keyfinin artık önemsenmediğini düşünen gelenekçi otomobil severler bu deneyime eşlik etsin isterdim zira X2 yüksek gövdesini ustaca yönlendirirken fizik kurallarını manipüle ediyor ve göründüğünden çok daha sportif hissettiriyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bahçeköy- Kemerburgaz orman yolu <br>unutulmaz sürüş maceralarına zemin olan bir rota.</p></blockquote>



<p>Kaliteli bir sürüş deneyimi çok boyutlu ve yorucudur. Bu yüzden, ekranınızı süsleyen fotoğrafların hazırlığı için Karaköy’ün yolunu tuttuğumda, yorgunluğum ile fotoğrafların neye benzeyeceğine dair tahminler yürütmenin heyecanı çarpışıyor. Fotoğraf hazırlığı demişken, açıklayayım: Bu hikayede gördüğünüz tüm fotoğrafları 35mm film ile kaydettim. Bir diğer deyişle gördüğünüz fotoğraflar analog bir kamerayla çekildi ve eski günlerdeki gibi, kimyasalların içinde banyo edildikten sonra dijital dünyaya aktarıldı. BMW X2 gibi cesur bir otomobili riskli bir teknikle fotoğraflama düşüncesinin cazibesine kapılmam umarım gözlerinize iyi gelmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="640" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir.jpg" alt="Karaköy" class="wp-image-458" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Karaköy’deki tarihi bir kiliseye kurulmuş çorbacıda hafif bir akşam yemeği için mola verdikten sonra, ağır bir trafiğin içine dalıyor ve evimin yolunu tutuyorum. Yolda, onlarca arka farın ardında hareketsiz beklerken, gündelik telaşelerimize kapılıp hızla geride bıraktığımız zamanda açılacak tek günlük bir paranteze ne çok şey sığabileceğini düşünüyorum. Dahası İstanbul’dan kaçmanın şehre sırt çevirmek anlamına gelmediğini doğrulamanın ve şehrin tam içinde zamanı yavaşlatabilmenin huzurunu duyuyorum.</p>



<p>Güne klasik müzikle başlayan kitapçılar, eski mahallelerin saygıdeğer emeklileri, sokak hayvanları, boş park yerleri, orman yolları, analog fotoğraf stüdyoları, tarihi yapılar ve en önemlisi kıymetli dostlarınız şehirde sizi bekliyor. Şehirden kaçın. Bulun onları!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/istanbuldan-kacis/">İstanbul’dan Kaçış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusanlılar Bu Yaz Ne Okuyor?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusanlilar-bu-yaz-ne-okuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jun 2018 16:53:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sıcak yaz günlerinde tatil planları ve bavula konulacaklar listeleri yaparken, yolculukların, plajların, havuzların ve parkların vazgeçilmezleri kitapları es geçmek olmaz. Borusanlılar’a okumaktan zevk duydukları ve tavsiye edecekleri kitapları sorduk. Gelen birbirinden ilginç öneriler arasında, kişisel gelişimden polisiyeye, fantastik edebiyattan felsefeye ve klasiklere kadar çeşitli zevklere hitap eden kitaplardan bir okuma listesi derledik. Güneş kreminiz, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanlilar-bu-yaz-ne-okuyor/">Borusanlılar Bu Yaz Ne Okuyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sıcak yaz günlerinde tatil planları ve bavula konulacaklar listeleri yaparken, yolculukların, plajların, havuzların ve parkların vazgeçilmezleri kitapları es geçmek olmaz. Borusanlılar’a okumaktan zevk duydukları ve tavsiye edecekleri kitapları sorduk. Gelen birbirinden ilginç öneriler arasında, kişisel gelişimden polisiyeye, fantastik edebiyattan felsefeye ve klasiklere kadar çeşitli zevklere hitap eden kitaplardan bir okuma listesi derledik. Güneş kreminiz, mayonuz ve buzlu kahvenizin yanında hangi kitabı yanıma alsam diye düşünüyorsunuz, listemize göz atmadan geçmeyin.</p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>İnsan Ne ile Yaşar?</em></strong><strong>&nbsp;Tolstoy</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="208" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/tolstoy3-e1528722542186-208x300-1.png" alt="İnsan Ne ile Yaşar? Tolstoy" class="wp-image-543"/></figure></div>


<p>

Bu eserin en çok etkilendiğim tarafı felsefesinin ve yaşam şeklinin bir Mevlana’dan, bir Hacı Bektaşi Veli’den, bir Yunus Emre; hatta bir Şems’ten hiçbir farkı olmaması. Tolstoy söylem ve eylem birliği yaşayan bir filozoftur aslında. Benim için bu kitap ve Tolstoy’un yaşamı, Hristiyan bir Ortodoks’un gözünden sade bir anlatımla tasavvufun dile gelmiş halidir. Onlarca arkadaşıma hediye ettiğim bu kitap, orta okulların son sınıfında müfredatın olmazsa olmazı olmalı; hatta bunun için mücadele bile verilmeli diye düşünüyorum.&nbsp;<em>İnsan Ne ile Yaşar?&nbsp;</em>çantada, başucunda, görülebilir bir yerde her daim olması gereken bir başyapıt.

</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/authors/#38"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/tolgakandilli/">Tolga Kandilli, Borusan Lojistik</a><a href="http://borusanturuncu.com/authors/#38"> </a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Damızlık Kızın Öyküsü</em></strong><strong>&nbsp;Margaret Atwood</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="208" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Damizlik-Kizin-Oykusu-e1528722620297-208x300-1.jpg" alt="Damızlık Kızın Öyküsü Margaret Atwood" class="wp-image-558"/></figure></div>


<p>Feminist bir distopya türünde sınıflandırılabilecek romanın geçtiği Amerika’da hastalıklar ve radyasyon sebebiyle nüfus azalır. Doğurganlık özelliğine sahip kadınlar, isimleri dahil tüm sosyal kimlik ve hakları ellerinden alınarak askeri yönetimin hakim olduğu rejimde yüksek rütbeli askerlerin emrine sunulur. Okuma, yazma dahil dış dünya ile tüm bağlantısı kesilen kadınlar arasında da damızlık kadınların kırmızı, eşi olanların mavi, henüz evlenmemiş olanların beyaz giysiler giydiği bir sınıf sistemi bulunuyor. Oldukça depresif bir havada seyreden kitabı diğer bilinen distopyalardan (1984, Fahrenheit 451 vs.) ayıran özellik ise kadınların var olan düzene doğmuş ve kanıksamış olmamalarını, bir geçiş dönemini anlatıyor olması.</p>



<p>Beni bu romana çeken;&nbsp;kadın olmaya farklı bir açıdan bakmama imkan vermesi ve&nbsp;böylesine karanlık bir ortamda dahi güçlü bir hayatta kalma dürtüsünün sürdürülebilmesi oldu.</p>



<p>Kitap aynı zamanda The Handmaid’s Tale isimli dizi uyarlaması ile 2017 yılında Emmy ödülüne layık görüldü.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/gulcincelayer/">Gülçin Celayer, Borusan Otomotiv</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> </a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Günden Kalanlar&nbsp;</em></strong><strong>Kazuo Ishiguro</strong></p>



<p><strong></strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="193" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Gunden-Kalanlar-e1528722747417-193x300-1.jpg" alt="Günden Kalanlar Kazuo Ishiguro" class="wp-image-568"/></figure></div>


<p>Kazuo Ishiguro’nun çok sevdiğim eseri&nbsp;<em>Günden Kalanlar</em>&nbsp;bir yol hikayesidir. Bu hikayenin baş kahramanı Bay Stevens, profesyonelliğinden ve işine duyduğu inançtan taviz vermeksizin geçirdiği otuz yılın ardından, eski ve lüks bir Ford’un direksiyonunda yolculuğa çıkar. İş yaşamında zirveyi görmüş bir adamın anıları, İkinci Dünya Savaşı’nı henüz geride bırakmış İngiltere’nin köy yollarında canlanacak ve Bay Stevens’ın şaşmaz inançlarını sorgulamasına neden olacaktır.</p>



<p>Yaz aylarında çıkmak istediğim uzun yol sürüşlerinden önce, kitaba dördüncü başlangıcımı yapmak niyetindeyim. Böylece Kazuo Ishiguro’nun ustalığından daha fazla ilham alabilirim.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/authors/#38"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/ismailterzi/">İsmail Terzi, Borusan Otomotiv</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Nar Ağacı&nbsp;</em></strong><strong>Nazan Bekiroğlu</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="193" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/nar-agaci-e1528722816460-193x300-1.jpg" alt="Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu" class="wp-image-571"/></figure></div>


<p>Kitap yazarın İstanbul’a gitmek için Tebriz’den yola çıkan fakat Trabzon’a yerleşen dedesinin hayat hikayesini ve Balkan savaşından başlayıp 1. Dünya savaşına kadar uzanan süreçteki hayatları anlatıyor. Roman İstanbul’a gitmek için Tebriz’den yola çıkan Settarhan’ın Zehra’yı gördükten sonra Trabzon’da yaşamaya karar vermesini anlatmakla başlar ve diğer yandan da iki büyük savaşın insanların hayatlarında yaşattığı kaoslara değinir.</p>



<p>Kitapta savaşta hayatını kaybeden İsmail’in, ailesinin araştırması sonucu yıllar sonra bulunan günlüğünde iki büyük savaşın içinde yaşanan, dopdolu üç aşkın, bambaşka hayatların, açlığın, sefaletin, hayatta kalma mücadelesinin, vatanı kurtarma çabasının ortasında yitip giden yaşamlar ve savaşın ne olduğunu bittiğinde anlayan insanlar betimlenmektedir.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/authors/#38"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/esinalgul/">Esin Algül, Borusan Oto</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Serenad&nbsp;</em></strong><strong>Zülfü Livaneli</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="205" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Serenad2-e1528722844870-205x300-1.jpg" alt="Serenad Zülfü Livaneli" class="wp-image-573"/></figure></div>


<p>Kitap Maximilian’ın gizemli hikayesini öğrenmek için çabalayan, ipuçları toplayan Maya isimli genç bir kadının hikayesini anlatıyor. Bunların ötesinde insanların hayatlarına dokunan bir aşk hikayesi çıkıyor karşımıza: Maximilian ve Nadia. Maximilian, yıllar önce sevgilisinin yavaş yavaş ölümünü izlediği uçurumun kenarında, yaşlanmış vücuduna yağan yağmura ve buz gibi havaya aldırmadan Nadia için bestelediği “Serenade” isimli bestesini çalıyor. Elindeki kemanı zar zor tutmasına rağmen, o an orada ölene kadar keman çalmak istiyor. Ama zaman çok acımasız. Ses kesiliyor. Unutuyor bazı notaları. Yeniden başlıyor çalmaya. Her seferinde yeniden…</p>



<p>Zihnimde canlandırdım kemanın sesini ve bölüm biter bitmez interneti açıp besteyi dinledim. Zihnimde canlanan müziğe o kadar benziyordu ki. O an Zülfü Livaneli’nin kalemine bir kez daha hayran kaldım. Yarım kalmış bu aşkın, bu şekilde sonsuzluğa ulaşmasına isyan ettim. Gerçekten yaşanmış bir hikayeden bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmemiştim.&nbsp; Hâlâ çok sevdiğim kitaplar arasında&nbsp;birinci sırayı kimseye kaptırmıyor.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/serapcakmakci/">Serap Çakmakçı, Borusan Mannessmann</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Kuyucaklı Yusuf</em></strong><strong>&nbsp;Sabahattin Ali</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="199" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Kuyucakli-Yusuf2-e1528722870357-199x300-1.jpg" alt="Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali" class="wp-image-575"/></figure></div>


<p>Aydın’ın Kuyucak köyünde yaşayan ve 10 yaşında yetim kalan Yusuf’un hikayesi bu. 1930’lu yılların taşrasında zorbalık ve adaletsizliğin gözler önüne serildiği, cahilliğin bu topraklarda nasıl büyütülüp çoğaltıldığını toplumsal eleştiri olarak ele alan&nbsp;<em>Kuyucaklı Yusuf</em>, aynı zamanda en romantik roman kahramanlarından biri kabul edilen Kuyucaklı Yusuf’u da sayfalarında barındırıyor. Yusuf’un Muazzez ile yaşadığı aşktan, Yusuf’ un hayat karşısındaki saf ve acemice duruşunun trajik bir sona doğru ilerlediği hikayeden etkilenmemek mümkün değil.</p>



<p>Bu kitabı sevmemin ve tavsiye etmemin en büyük sebebi, bir insanın dıştan gözlemlenmesi mümkün olmayan iç dünyasının yazar tarafından oldukça başarılı bir şekilde anlatılmış olması. Öyle ki kitabı bitirdiğimde sanki Kuyucaklı Yusuf’u tanıyordum ve hikayenin bittiği yerden sonra Yusuf’ un hayatı bundan sonra nasıl olur diye düşünürken buldum kendimi.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/authors/#38"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/ecepercin/">Ece Perçin, Borusan Oto</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Kırlangıç Çığlığı</em></strong><strong>Ahmet Ümit</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="176" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Kirlangic-Cigligi-e1528722897645-176x300-1.jpg" alt="Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit" class="wp-image-577"/></figure></div>


<p>Betimlemelerin ve kişisel analizlerin sık sık yer aldığı&nbsp;<em>Kırlangıç Çığlığı</em>&nbsp;kod adı “Körebe” olan bir seri katil cinayetlerinin perdesi aralanırken özellikle çocuk istismarı, kalıcı psikolojik etkisi ve organ kaçakçılığı ele alınıyor. 12 yaşında iken üvey babası tarafından senelerce taciz edilen bir çocuğun ileriki yaşlarda hâlâ atlatamadığı psikolojik sorununu aşabilmek için kendine bulduğu çözüm: Çocuk tacizcisi olarak ceza alıp yargılanan 12 suçluyu kendi belirlemiş olduğu standart cinayet teknikleri ile 2012 yılında öldürmek. Bu cinayet teknikleri 2017 yılında organ kaçakçılarının hedefi olur ve içinden çıkılamaz bir hale döndüğünde 2012 yılından bu yana cinayet işlemeyen Körebe yeniden ortaya çıkar.</p>



<p>Son zamanlarda günümüz Türkiye’sinde sürekli duyduğumuz çocuk istismarı haberlerinin hikaye edilmiş haliydi kitap. Gerçekten çok daha bilinçli bireyler olmak zorunda olduğumuzu hatırlattı ve farkındalık oluşturdu.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/edagezmis/">Eda Gezmiş, Borusan Oto</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Elon Musk – Tesla, Spacex ve Muhteşem Geleceğin Peşinde&nbsp;</em></strong><strong>Ashlee Vance</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="193" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Elon-Musk-e1528722930301-193x300-1.jpg" alt="Elon Musk – Tesla, Spacex ve Muhteşem Geleceğin Peşinde Ashlee Vance" class="wp-image-579"/></figure></div>


<p>Kitap genç girişimci Elon Musk’ın yaşamının başlangıcından itibaren aldığı yolda psikolojisi, yaşadıkları, duruşu ve hayatındaki dönüm noktalarını; yerleşik düzene meydan okuyan Zip2, Spacex, Tesla, Solar System şirketleri hayata geçerken yaşanan problemleri, azmi ve birden fazla sıradışı başarı hikayesini konu alıyor.</p>



<p>Okuduğum süreçte uykumda dahi orada yaşanan heyecanı hissetmeye devam edecek kadar etkileyici bulduğum bir hikaye. Tüm projeleri için aldığı tepkiler imkansız olduğu yönündeydi, Elon Musk ise yine de inanmaktan vazgeçmedi, gece gündüz ve yıllarca inanarak çalıştı. Zeka, azim, istikrar ve inançla birleşince ortaya mucizeler çıkacağına bu hikayeyle şahit olunabilir.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/elifcicek/">Elif Çiçek, Borusan Lojistik</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> <br></a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Araf Annesi</em></strong><strong>&nbsp;Burcu Karataş Metin</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="192" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Araf-Annesi-e1528722956771-192x300-1.jpg" alt="Araf Annesi Burcu Karataş Metin" class="wp-image-581"/></figure></div>


<p>Annelik müessesindeki ilk zamanlarında çok zorlanmış biri olarak aslında hiç zannettiğim gibi kolay olmadığını ve yalnız olmadığımı anladığım bir kitap benim için.</p>



<p>Annelik ne kadar kolay? Uykusuz gecelerle ne derece mücadele edebilirsiniz? Çocuk büyütmek aynı zamanda sabır dağında Nirvana yapmak demekse ne derece hazırsın? Sosyal medyada paylaşılan mükemmel makyajlı bakımlı anne olmak herkese nasip olur mu olmaz mı?</p>



<p>Bütün bu süreçte nelere ihtiyacınız var ve herkesin kolaylıkla dile getiremeyecekleri şeyleri dile getiren ve çoğu kimsenin aslında duymaktan korkacağı şeyleri ama aslında gerçekte birçok kişinin yaşadığı aslolanı anlatan kitap.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/nazliakkaskaya/">Nazlı Akkaş Kaya, Borusan Otomotiv</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> <br></a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Mezeleri Güzel&nbsp;</em></strong><strong>Erdem Aksakal</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="201" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Mezeleri-Guzel-e1528722981382-201x300-1.jpg" alt="Mezeleri Güzel Erdem Aksakal" class="wp-image-583"/></figure></div>


<p>Kitap Anadolu’nun bağrından kopup gelen beyaz yakalının hikayesini anlatıyor. Aldığı eğitim, çektiği çile, gördüğü yaşantılar beyaz yakalı diye tabir edilen kesime bir üst sınıfa ait bir yaşamı hak ettiğini düşündürse de eline geçen maaş ve kendine kalan boş zaman sadece o üst sınıfa ait olmanın hoş bir hayal olarak kaldığı gerçeğini suratına vuruyor. Kitapta aslında bunu kabul edemeyen grubun dışardan bakıldığında ne kadar komik durduğunu anlatılıyor.</p>



<p>İnsanların sınıf atlamak için nelere katlandığını ama aslında bir yere atlayamayıp basamaklarda nasıl eğreti duruğunu çok güzel tespitlerle göstermiş. Samimi ve içten bir dille içinde bulunduğumuz dünyayı dışardan izlememize fırsat veriyor.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/selimyilmaz/">Selim Yılmaz, Borusan Otomotiv</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> <br></a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı&nbsp;</em></strong><strong>Mark Manson</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="190" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Ustalik-Gerektiren-Kafaya-Takmama-Sanati-e1528723007500-190x300-1.jpg" alt="Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı Mark Manson" class="wp-image-585"/></figure></div>


<p>Kafaya takmamak diye bir şey yok. Asıl soru neyi kafaya takacağımızdır. Ve aslında en önemlisi önemsiz bir şeyi kafayı takmamayı nasıl becereceğimizi bulmaktır. Kafaya takmama fikri, hayattan beklentilerimizi yeniden yönlendirmenin ve neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu tespit etmenin basit bir yolu. Kitap bize hayatımızın envanterini çıkarmayı ve önemli maddeler dışındakilerin üzerine çizmeyi öğretiyor.</p>



<p>Kitabı sevme nedenim ise, yazar okuyucuya sadece ipuçları vererek çıkış noktasını kendisinin bulmasına yardımcı oluyor. Anlatım dili akıcı ve verdiği örnekler ile zenginleştirilmiş.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/gamzesenkal/">Gamze Şenkal, Supsan</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>İkigai: Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı&nbsp;</em></strong><strong>Hector Garcia, Frances Miralles</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="212" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/ikigai-e1528723036331-212x300-1.jpg" alt="İkigai: Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı Hector Garcia, Frances Miralles" class="wp-image-587"/></figure></div>


<p>Her sabah yataktan müthiş bir enerjiyle kalkıyor, gideceğiniz her yere, elinizin değdiği her işe bu enerjiyi bulaştırıyorsanız bunun bir sebebi olmalı. Japonlar bu enerjiye&nbsp;<em>ikigai</em>&nbsp;demiş. Kitap kendinizi ve&nbsp;<em>ikigainizi</em>&nbsp;keşfe çıkmak istiyorsanız, keyifle okuyabileceğiniz bir kitap.Temelde kendini fark et ve kendini sev mesajını aşılıyor.</p>



<div style="height:136px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/gamzegokduman/">Gamze Gökduman, Borusan Makina</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> <br></a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Yürümenin Felsefesi</em></strong><strong>&nbsp;Frederic Gros</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="208" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Yurumenin-Felsefesi-e1528723060738-208x300-1.jpg" alt="Yürümenin Felsefesi Frederic Gros" class="wp-image-591"/></figure></div>


<p>Kitap Nietzsche, Rimbaud, Rousseau ve Thoreau gibi ünlü düşünür, yazar ve felsefecilerin hayatında aslında yürümenin, yalnız yürümemin onları nasıl geliştirdiğini, fikirlerini ve düşüncelerini nasıl içlerinden geldiği gibi, doğal bir şekilde anlatmalarına yardımcı olduğunu anlatıyor. Aslında hepimiz onlar gibi yapıyoruz ama bunun farkında değiliz, bunu gördüm. Bir çoğumuz yalnız yürümeye cesaret edemiyoruz.</p>



<div style="height:102px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/gulcincelayer/">Gülçin Celayer, Borusan Otomotiv</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> </a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Uygarlıkların Grameri</em></strong><strong>&nbsp;Fernand Braudel</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="210" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/uygarliklarin-grameri-e1528723088344-210x300-1.jpg" alt="Uygarlıkların Grameri Fernand Braudel" class="wp-image-596"/></figure></div>


<p><em>Uygarlıkların Grameri</em>&nbsp;bulunduğumuz şuanki dönemin sadece eski dönemlerin bir devamı, bir mirası olduğunu vurguluyor. Kitabı sevmemdeki en önemli sebeplerden biri, biz insanlar yeniliğe, farklı kültüre, farklı uygarlıklara açık olmazsak kendi mevcut olduğumuz medeniyeti bir adım öteye götürmeyi bırakın, mevcut seviyemizin de çok çok aşağısında kalacağımız mesajını vermesi. Medeniyet herhangi bir milletin ya da herhangi bir coğrafyanın bir malı değildir. Medeniyeti bir nehir gibi düşünürsek; her toplum ve millet o nehri beslemiştir ama o nehir dönem dönem yönünü değiştirir. Kitap özellikle uygarlığın ortak bir miras olduğunu bizlere vurgulamakla, bizlerin uygarlık nehrine her daim birer katkı yapmamızı ve o engin nehirlerden su içmemizi vurguladığı için zevkle okudum.</p>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/huseyintekkol/">Hüseyin Tekkol, Borusan EnBW Enerji</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> <br></a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong><em>Bülbülü Öldürmek</em></strong><strong>&nbsp;Harper Lee</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><img loading="lazy" width="203" height="300" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Bulbulu-Oldurmek-e1528723111813-203x300-1.jpg" alt="Bülbülü Öldürmek Harper Lee" class="wp-image-597"/></figure></div>


<p>Kitap 1950’lerde Amerika’da yaşanan ırkçılığı ve tüm baskılara, yargılamalara rağmen beyaz bir avukat olan Atticus’un işlenen bir suç karşısında siyahi Tom Robinson’u savunmasını konu alıyor. Yaşanan bu süreçte konu Atticus’un çocuğu Scout’un dilinden anlatılıyor ve kitapta ön yargılar, adalet arayışı, sosyal hiyerarşi, ebeveyn ilişkileri ve ırkçılık yoğun olarak işleniyor. Bülbül, adalet ve masumiyeti temsil ediyor.</p>



<div style="height:100px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p class="has-text-align-right"><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"><br>—</a><a href="https://borusanturuncu.com/author/uguralkan/">Uğur Alkan, Sitech Eurasia</a><a href="http://borusanturuncu.com/?author=22"> <br></a></p>



<hr class="wp-block-separator has-css-opacity"/>



<div style="height:40px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>[simple-author-box ids=&#8221;22,23,15,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34&#8243;] </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanlilar-bu-yaz-ne-okuyor/">Borusanlılar Bu Yaz Ne Okuyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
