<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şule Yücebıyık, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/author/suleyucebiyik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/author/suleyucebiyik/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:37:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Şule Yücebıyık, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/author/suleyucebiyik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 23:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. Geçen hafta ikinci kez katıldığım BrandMinds, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/">21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/zfGkA8" target="_blank">Robert Cialdini</a>, <a href="https://g.co/kgs/8rcBrq" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)">Guy Kawasaki</a>, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/fAmGft" target="_blank">Yuval Noah Harari</a>’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var.</p>



<p>Geçen hafta ikinci kez katıldığım <a href="https://brandminds.ro/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen hafta ikinci kez katıldığım BrandMinds, beş yıldır Avrupa’nın en iyi liderlik konferansını gerçekleştiriyor.&nbsp; (opens in a new tab)">BrandMinds</a>, beş yıldır Avrupa’nın en iyi liderlik konferansını gerçekleştiriyor.&nbsp;</p>



<p>Geçen yıl <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/dZowpp" target="_blank">Robin Sharma</a>, <a href="https://g.co/kgs/8bbWy8" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)">Helen Fisher</a> ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/DhcYgt" target="_blank">Seth Godin’i</a> dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp;</p>



<p>Yıldız konuşmacıları farklı yapan, karmaşık konuları sadeleştirmekteki ustalıkları.&nbsp;</p>



<p>Konuşma içerikleri herkese hitap ediyor. İster iş dünyasına yeni girmiş bir profesyonel ister deneyimli bir CEO olsun, herkesin anlayıp ilham alacağı sadelikte konuşmalar. Zaten Guy Kawasaki, konuşmasında iyi sunumun formülünü de verdi: 20 dakika uzunlukta, mutlaka siyah fon kullanılmış 10 slayt.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>NASIL DAHA ÇOK İNSAN OLUNUR?</h2>



<p>BrandMinds 2019’da şu soruya yanıt arandı.</p>



<p>Bilim ve teknolojinin üssel ve kontrolsüz bir hızla ilerlediği, belirsiz bir geleceğin içine çekildiğimiz, değişimin sınırlarımızı zorladığı 21’inci yüzyılda nasıl hayatta kalacak, nasıl daha iyi bir yarın yaratacağız?&nbsp;</p>



<p>Ortak yanıt şu;<br>“Daha çok insan olarak.”</p>



<p>Nasıl mı?</p>



<h2>ETKİ GÜCÜNÜ ARTIRMAK</h2>



<p>Önce dünyanın en çok satılan iş kitaplarından <a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/iknanin-psikolojisi/32697.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Önce dünyanın en çok satılan iş kitaplarından İknanın Psikolojisi kitabının yazarı Roberto Cialdini’ye kulak verelim.&nbsp; (opens in a new tab)">İknanın Psikolojisi</a> kitabının yazarı Roberto Cialdini’ye kulak verelim.&nbsp;</p>



<p>Cialdini, “dikkat dağınıklığı” çağında liderlerin insanların dikkatini çekebilmek için etki güçlerini artırmak zorunda olduklarına işaret etti. Bunun için şu tüyoları verdi: “Karşılıksız verme kültürünü harekete geçirin. İnsanlara ne kazanacağını değil, ne kaçıracağını söyleyin. Otoriteniz, bilgiye, uzmanlığa, güvenilirliğe dayansın. İnsanları takdir edin, onları sahiden önemseyin ve bunu hissettirin. Ve ölümüne tutarlı olun.”</p>



<p>Cialdini’ye göre, insanların tek özlemi “anlaşılmak.”&nbsp; Davranışların ardındaki duyguyu anlayarak size karşı olanları bile müttefikiniz haline getirmeniz işten bile değil.</p>



<h2>YARATICILIĞI ÖZGÜR BIRAKMAK</h2>



<p>21’inci yüzyılın en önemli yetkinliği yaratıcılık. Yaratıcılığın önündeki en önemli engel ise insanın bizzat kendisi. Yaratıcılık koçu <a href="https://denisejacobs.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="21’inci yüzyılın en önemli yetkinliği yaratıcılık. Yaratıcılığın önündeki en önemli engel ise insanın bizzat kendisi. Yaratıcılık koçu Denise Jacobs, her insanda bulunan yaratıcı gücü özgür bırakmak için zihnimizdeki engelleyici düşünceleri, acımasız sesleri ve eleştirel konuşmaları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyledi. (opens in a new tab)">Denise Jacobs</a>, her insanda bulunan yaratıcı gücü özgür bırakmak için zihnimizdeki engelleyici düşünceleri, acımasız sesleri ve eleştirel konuşmaları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyledi.</p>



<p>Farkındalık ve odaklanma pratikleri bunun için en sık yararlanacağımız araçlar.</p>



<p>Columbia profesörü <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Columbia profesörü Hitendra Wadhwa, insan potansiyelini “yaptıkların ve yapabileceklerin arasındaki fark” olarak tarifledi ve ekledi: Bu fark, dünyanın tüm sorunlarını çözmeye yeter! (opens in a new tab)" href="https://twitter.com/hitendraw" target="_blank">Hitendra Wadhwa</a>, insan potansiyelini “yaptıkların ve yapabileceklerin arasındaki fark” olarak tarifledi ve ekledi: Bu fark, dünyanın tüm sorunlarını çözmeye yeter!</p>



<h2>ÖZÜNDEN BESLENEN LİDERLİK</h2>



<p>Liderlerin özgün ve “özünden beslenen” bir liderlik modeli geliştirmeleri gerektiğini anlatan Wadhwa, bunun için 5 aşamalı bir yol tarif etti.&nbsp;</p>



<p>1-&nbsp;Amacını bul! Çünkü en büyük liderler, kendini arayan insanlardan çıkar. Amacınızı bulmak için işe kendinize zor soruları sormakla başlayın.&nbsp;</p>



<p>2- Bilgeliğini geliştir! Bilgelik duygu, düşünce ve inançları uyum içinde yönetebilme becerisidir ve geliştirilebilir.</p>



<p>3-&nbsp;Sev ve bağlantı kur! Başkalarının acısıyla acı çekin, neşesiyle neşe bulun.</p>



<p>4-&nbsp;Gelişim odaklı ol! Zorlukları ve tehditleri bir gelişme fırsatı olarak kabul edin.</p>



<p>5-&nbsp;Kendini gerçekleştir! Kendi saf özünden gelen güçle hareket edin, hakikatinizi bulun ve insanlara bunu hissettirin.</p>



<h2>İŞİNİ YENİDEN TANIMLA</h2>



<p>Steve Jobs’un beyin takımında yıllarca çalışmış Guy Kawasaki, iş liderlerine yenilikçilik yönünde çok değerli tavsiyeler verdi. Geleceğin dünyasında ayakta kalabilmek için “eşsiz ve değerli” olmanın önemine değinen Kawasaki, bunun için hata yapmaktan korkmamak gerektiğine ve herkesin beğenisini kazanmaya çalışmanın gereksiz olduğundan bahsetti. Her liderin işini insanlığa yarattığı fayda üzerinden yeniden tanımlaması gerektiğini söyledi.&nbsp;</p>



<p>Yuval Noah Harari’nin, teknolojinin insanın zihni ve bedeni üzerinde büyük değişiklikler yapmasına imkan verecek bir çağa girdiğimizi vurguladı. Harari, insanın gelecekte organik ve biyonik olmak üzere iki beyni olabileceğine işaret ederek “Duyguları bir kenara bırakan biyonik beyin büyük veri ve algoritmayla çalışacak ve en rasyonel kararı alacak. Zamanla eski moda beynimizi tamamen devre dışı da bırakabiliriz” dedi.&nbsp;</p>



<p>Harari, yapay zeka geliştirmeye harcanan kaynakların, insan zihnini geliştirmeye de harcanması gerektiğini söyledi.</p>



<p>Brand Minds Konferansı’nda dinlediklerim bana, geleceğe hazır olmanın yolunun insanın kendisini tanımaktan geçtiğini anlatıyor. Kendini keşfetmek, tüm dinlerin ve öğretilerin de işaret ettiği gibi insanın asli vazifesi. Keşfettiği kendini, kendi haline bırakmayı geliştirmek ve potansiyelini en üst seviyeye çıkarmaksa bugünün dünyasında hayatta kalmanın sırrı.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/">21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duruyorum, Öyleyse Varım</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/duruyorum-oyleyse-varim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 01:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=71</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’nın ilk ve tek Budist manastırı Plum Village’da bir yaşam biçimi olarak “mindfulness” öğrenme deneyimi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/duruyorum-oyleyse-varim/">Duruyorum, Öyleyse Varım</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bordeaux Tren Garı’ndan saat 12.30’da kalkacak olan trenimi yakalamak için koşuyorum. Trenin kalkmasına en az 10 dakika olması içimdeki “yetişememe telaşına” engel değil.</p>



<p>Nefes nefese trene binip kendimi cam kenarında bir koltuğa atıyorum.</p>



<p>Avrupa’nın en güzel bağlarının arasından geçen rotada süren iki saatlik yolculuk boyunca, Whatsapp’ta biriken mesajlarımı yanıtlıyorum, e-postalarımı kontrol ediyorum. Tren, el değmemiş Ortaçağ kasabalarından geçerken, ben zorunlu telefon konuşmalarımı yapıyorum. Arada boş durmayıp ! Instagram’ı tarıyor, bir de hikaye yüklemeyi ihmal etmiyorum.</p>



<p>Not defterime, ofise dönünce ele alınacak acil konularla ilgili eklemeler yapıyorum. Kalan son yarım saati de Twitter’dan son dakika gelişmelerini takip ederek geçiriyorum.</p>



<p>“Hiçbir şey kaçırmadım, her şey kontrol altında” duygusu, geçici bir rahatlama yaratıyor.</p>



<p>Öte yandan anda kalmayı başaramayıp, nice güzel manzarayı kaçırmış olduğumu bilmenin rahatsızlığı da var içimde.</p>



<p>Modern hayatın en büyük ikilemine hoş geldiniz.</p>



<p></p>



<p></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>&#8220;Hiçbir şey kaçırmadım&#8221; duygusu, <br>geçici bir rahatlama yaratıyor.</p></blockquote>



<h4><strong>YA ŞİMDİ YA HİÇ</strong></h4>



<p>Kuş uçmaz kervan geçmez bir kasabanın tren istasyonunda benimle birlikte 50’ye yakın insan iniyor. Yaşları 30 – 60 arasında, dünyanın dört bir ülkesinden gelen insanlarla kesişen yolumuz aynı adrese çıkıyor: Plum Village.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1280" height="960" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p.jpg" alt="Plum Village" class="wp-image-72" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Vietnamlı, ünlü Zen rahibi Thich Nhat Hanh (<em>okunuş: Tik Naat Han</em>) tarafından kurulan Plum Village, Avrupa’daki ilk ve tek Budist manastırı.</p>



<p>Barış aktivisti Thich Nhat Hanh, Vietnam iç savaşı sırasında taraf olmayı reddedince ülkesinden kovuluyor. Fransa, Zen rahibi ve öğrencilerine kucak açıyor. 70’li yıllarda kurulan manastır, son yıllarda Zen öğretisinin temelini oluşturan “mindfulness” uygulamalarını birinci elden öğrenmek isteyenlere kapılarını açıyor.</p>



<p>Zen, ana faaliyet alanı insan zihni olan bir öğreti; hatta zihin bilimi.</p>



<p>Mindfulness ise tek kelimeyle açıklanabilecek bir kavram değil. Türkçe’de en yakın ifade “bilinçli farkındalık” ama bence bu da yeterli değil.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Mindfulness ancak uygulama ile öğrenilebilen<br> bir yaşam tarzı.</p></blockquote>



<p></p>



<p>Son yıllarda Türkiye’de de popüler hale gelen “mindfulness” hakkında sayısız makale bulabilir, kitap okuyabilirsiniz. Bununla birlikte “mindfulness” ancak uygulama ile öğrenilebilen bir yaşam tarzı.</p>



<p>Plum Village’de her yıl Temmuz başında, iş insanlarına özel olarak düzenlenen uygulamalı eğitim programına ikinci kez katıldım.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="868" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p.jpg" alt="Plum Village" class="wp-image-73" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p-300x203.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p-1024x694.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p-768x521.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Mindfulness’ı kaynağında öğrenmekteki amacım, bu bilgiyi bir iletişimci ve koç olarak mesleğimde kullanmak. Bilinçli farkındalığa sahip liderlerin, daha huzurlu, yaratıcı ve verimli bir iş ortamı yarattığı bilinen bir gerçek.</p>



<p>Plum Village’de “mindfulness”ı sadece öğrenme değil, bunu bir yaşam biçimi olarak sürdüren keşişleri yakından gözlemleme fırsatı buluyorum.</p>



<p>Köyün girişinde yazan şu cümle her şeyin özeti gibi: “I have arrived. I’m home” (Vardım, evimdeyim)</p>



<p>Buradaki “eve varma” söyleminde, “mindfulness”in temel prensibi saklı.</p>



<p>Şimdi ve burada olmak.</p>



<p>Zihnin, bedenin ve eylemin birlik ve bütünlük içinde olması.</p>



<p>Yani, yemek yerken yemek yemek, yürürken yürümek, çalışırken çalışmak, müzik dinlerken müzik dinlemek, dinlenirken dinlenmek, konuşurken konuşmak.</p>



<p>Otomatik pilottan çıkmak.</p>



<p>Her neredeysen ve ne yapıyorsan sadece orada ve o anın içinde olmak.</p>



<p>Tren yolculuğuma geri dönelim.</p>



<p>Avrupa’nın en güzel tren rotalarından birinde seyahat etmenin keyfini çıkarmak dururken, telefon, e-posta ve sosyal medya şeytan üçgeninde kaybolduğum iki saat geçirdim.</p>



<p>Bu durum, kimse için şaşırtıcı olmamalı.</p>



<p>Bugün şaşırtıcı olan; evde TV karşısında, iş toplantısında, yemekte, konserde, durakta, sohbet ederken, yolda yürürken hatta araba kullanırken cep telefonuyla ilgilenmeyen insanlarla karşılaşmak.</p>



<p>İlle de meşgul bir yönetici olmak gerekmiyor, sıradan iş insanının da gününün büyük kısmı “multi-tasking” ile geçiyor. Çağın hastalığı aynı anda birden fazla iş yapma, birden fazla işe ve yere yetişme zorunluluğu.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Aynı anda birden fazla iş yapma ve yere yetişme zorunluluğu çağımızın hastalığı.</p></blockquote>



<p>Sonuç: Dikkatlerimiz çalınmış, odağımız kayıp. Zaman algımızı yitirmişiz, enerjimiz bitik. Yaratıcılığın kaybını ve hayattan alamadığınız haz duygusunu sorgulamıyoruz bile.</p>



<p>İş dünyası, “multi-tasking” ile kendi bindiği dalı bilinçsizce kesiyor. Özgür düşünce ve özgün üretme süreçlerini yok ediyor. Hız ve performans odaklı çalışma kültürü, telaşa ve strese neden oluyor, hata yapma kaygısını artıyor. Özel ve iş yaşamı sınırlarının belirsizleşmesi, “her an ulaşılabilir” olma kuralı da eklenince, “iş” çığırından çıkıyor.</p>



<p>İnsanın kendini gerçekleştirmesi için en değerli alan olan çalışma hayatı, zihinsel ve fiziksel hastalıklara yol açan, güven duygusunun kaybolduğu, amacını ve anlamını yitirmiş bir deneyime dönüşüyor.</p>



<p></p>



<h4><strong>ZİHNİYET DEĞİŞİMİ</strong></h4>



<p>Modern iş dünyasının getirdiği stres kaynaklı sorunlara 5 bin yıllık Budizm öğretilerinden süzülen “mindfulness” uygulamaları farklı bir çözüm getiriyor.</p>



<p>Stres başta, korku, kaygı gibi duyguları yönetmek, belirsizlik ve değişim karşısında sakin ve esnek kalabilmek, dikkatin üzerinde kontrol sahibi olmak, işe yaramayan zihinsel alışkanlıklara ve konfor alanlarına meydan okumak mümkün.</p>



<p>Tabi bu öncelikle bir zihniyet değişimi gerektiriyor.</p>



<p>Çünkü Einstein’ın da dediği gibi soruna onu yaratan zihinle çözüm bulmanız imkansız.</p>



<p>Mindfulness, bilinci zihne egemen kılabileceğinizi söylüyor.</p>



<p>Bilincin kontrolü ise sadece istemekle değil, sürekli bir dikkat, sabır ve kararlılıkla geliştirilebilecek bir şey ve mutlaka konfor alanını terk etmekle başlayan bir süreç.</p>



<p>Plum Village’deki katı kurallı manastır yaşamı, katılımcıları konfor alanının dışına çıkmaya zorluyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bilincin kontrolü konfor alanını terk etmekle başlıyor.</p></blockquote>



<p></p>



<h4><strong>SOYLU SESSİZLİK</strong></h4>



<p>Plum Village, enfes bir doğanın ortasında kurulu.</p>



<p>Manastırda yaşayan herkes ve misafirler komün halinde yaşıyor.</p>



<p>Asgari 20 kişiyle bir yatakhaneyi paylaşıyor, duş ve tuvaletleri ortak kullanıyorsunuz. Yaşam alanlarının temizliği, yemek hazırlama, bulaşıkları yıkama faaliyetleri “topluluk” ile birlikte gerçekleştiriliyor.</p>



<p>Geçtiğimiz yıl, İngiliz bir yatırım bankasının CEO’suyla tuvalet temizlemişliğim var.</p>



<p>İşin püf noktası, eylemlerin tam bir dikkat ve farkındalık içinde yapılması.</p>



<p>Bulaşıkhane’de asılı “Bulaşıkları Buddha’yı yıkar gibi yıkayın” sözü çok anlamlı.</p>



<p>Manastırda; TV, radyo – müzik yayını, internet gibi şeylerin olmadığını söylememe gerek yok sanırım.</p>



<p>Dikkatinizi sizden çalacak hiçbir şey yok.</p>



<p>“Noble Silence” olarak adlandırdıkları sessizlik pratiği çok değerli. Akşam saat 18.00’den bir sonraki sabah 10.00’a kadar konuşmak kesinlikle yasak!</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="871" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b.jpg" alt="" class="wp-image-74" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b-300x204.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b-1024x697.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b-768x523.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Gün, sabahları 5’te toplu meditasyon ile başlıyor.</p>



<p>Burada “durmak” en değerli faaliyet.</p>



<p>Var olduğunuzu, amacınızı hatırlamanız için hiçbir şey yapmadan durmayı başarabilmeniz gerekiyor.</p>



<p>Yemeklerde konuşmak yasak. Böylelikle ne yediğinizin farkındasınız. Haşlanmış havucun rengini, kokusunu ve tadını sanki ilk kez yiyormuş gibi fark ediyorsunuz. Kahvaltı ve tüm yemekler vegan. Kahve ve işlenmiş hiçbir gıda yok.</p>



<p>Kahvaltının ardından, doğada toplu yürüyüşe çıkılıyor. Bu yürüyüş, alışık olduğumuz o koşturmalar gibi değil, zira Zen öğretisine göre “varılacak bir yer yok.”</p>



<p>Adımlarınızı yavaş atmak, bastığınız toprağı, çıkan sesleri fark ederek yürümek esas.</p>



<p>Bir kilometrelik yolu bir saatte kat etmek sabrınızı geliştirmek için de ideal.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="1707" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p.jpg" alt="Duruyorum, Öyleyse Varım" class="wp-image-75" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p-225x300.jpg 225w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p-768x1024.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Her adımda yeni bir şey fark ediyorsunuz. Lavanta çiçeklerinden bal toplayan arıları, yaprakların birbirinden farklı renk ve biçimlerini, yüzünüze çarpan esintiyi.</p>



<p>Teorik eğitimler, deneyimli keşişler tarafından veriliyor.</p>



<p>“Sangha” adı verilen topluluk içinde sürekli paylaşım ve birbirinden öğrenme teşvik ediliyor.</p>



<p></p>



<h4><strong>BİLİMSEL BİR ÇÖZÜM</strong></h4>



<p>Budist keşişlerin binlerce yıllık yaşam pratiklerini, modern iş hayatına taşımak elbette mümkün değil. Öte yandan; “mindfulness”ın zihin yönetimi konusunda çok ilham verici olduğu kesin. Dikkatini yönetebilmek, belirsizlik karşısında esnek olabilmek, duyguları fark etmek ve kabul etmek, davranışlarının üzerinde tam bir kontrolü sağlamak, neden ve sonuç bağlantılarını kurabilmek, başta kendi zihnin olmak üzere çevrene karşı tarafsız gözlem yapabilmek, fikirlere ve yargılara tutunmamak, bildiklerini sorgulamak çağımızda sahip olmamız gereken en değerli yetkinlikler.</p>



<p>Kaygılı, telaşlı, sürekli gelecekte yaşayan, stresli bir zihin, dağılmış bir dikkat ve kronik yorgunluktan muzdarip bir bedenle ne kendimize ne de işimize bir faydamız var.</p>



<p>Mindfulness; farkındalığı geliştirerek bu sorunların üstesinden gelmek için bilimsel bir çözüm öneriyor. Üstelik “şimdi ve burada.”</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/duruyorum-oyleyse-varim/">Duruyorum, Öyleyse Varım</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan’da 10 Yıl</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusanda-10-yil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jan 2018 20:53:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün, Borusan’da 10’uncu yılım. 10 yıl Borusan gibi köklü kurumlarda kısa bir süre ama insanın hayatında, kariyerinde oldukça uzun bir süre. Hayatımın dörtte birinden biraz az, kariyerimin neredeyse yarısı. Bunlar matematiksel ifadeler. Biz iletişimciler, mesajlarımıza netlik kazandırmak için rakamlarla konuşmayı tercih etsek de, sayıların dünyasını pek sevmeyiz. Rakamlar duyguyu yansıtamazlar. Bazen kelimeler de duyguları ifade [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanda-10-yil/">Borusan’da 10 Yıl</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün, Borusan’da 10’uncu yılım.</p>



<p>10 yıl Borusan gibi köklü kurumlarda kısa bir süre ama insanın hayatında, kariyerinde oldukça uzun bir süre. Hayatımın dörtte birinden biraz az, kariyerimin neredeyse yarısı. Bunlar matematiksel ifadeler. Biz iletişimciler, mesajlarımıza netlik kazandırmak için rakamlarla konuşmayı tercih etsek de, sayıların dünyasını pek sevmeyiz. Rakamlar duyguyu yansıtamazlar. Bazen kelimeler de duyguları ifade etmenin en iyi yolu değil. Bugün olduğu gibi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="960" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/BM.jpg" alt="KADINI GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARIMIZ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE" class="wp-image-682" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/BM.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/BM-300x300.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/BM-150x150.jpg 150w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/BM-768x768.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>KADINI GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARIMIZ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE</em> </figcaption></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Birkaç gece önce uykumdan tuhaf bir soruyla uyandım: Neden?</p>



<p>“Neden” sorusunun bir hedefi yoktu. Yani sahip olduğum bir fikir, gerçekleştirdiğim bir eylem ya da aldığım bir karara yöneltilmiş değildi bu soru. Sadece “neden” diye soruyordu içimden bir ses bana. Sorunun beni nereye götüreceğini izlemeye başladım. Hayatımın kısa bir özeti gözümün önünden geçti. &nbsp;Özellikle de yaptığım önemli seçimler.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="720" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suriye.jpg" alt="SURİYELİ ÇOCUKLARA YILBAŞI HEDİYELERİNİ VERİRKEN." class="wp-image-683" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suriye.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suriye-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suriye-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>SURİYELİ ÇOCUKLARA YILBAŞI HEDİYELERİNİ VERİRKEN.</em> </figcaption></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Meslek seçimlerim; sırasıyla gazetecilik, ajans yöneticiliği ve kurumsal iletişim. Seçtiğim arkadaşlar, sosyal çevrem. Birbirinden farklı ilgi alanlarım. Seyahat etmek için seçtiğim ülkeler. Okuduğum kitaplar. Kişisel gelişim amacıyla aldığım eğitimler. Hayata geçirdiğim sayısız mesleki proje, kurduğum ekipler. Zamanı yönetirken yaptığım seçimler. Abartıp kıyafet seçimlerime kadar gözden geçirdim ve her şeyin ardındaki “neden”i bulmaya çalıştım.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yaptığım küçük ya da büyük hiçbir seçimin tesadüf olmadığını fark ettim.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="775" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana.jpg" alt="VİYANA’DA BİFO İLE KONSER SONRASI BÜYÜKELÇİ’NİN DAVETLİSİYİZ." class="wp-image-684" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana-300x242.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana-768x620.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>VİYANA’DA BİFO İLE KONSER SONRASI BÜYÜKELÇİ’NİN DAVETLİSİYİZ.</em> </figcaption></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu derin sorgulama bana, yaptığım küçük ya da büyük hiçbir seçimin tesadüf olmadığını fark ettirdi. Peki, meslekten kıyafete kadar uzanan geniş bir yelpazede seçimlerimi hangi kritere göre yapmıştım?</p>



<p>Duygular mı? – Bazen ama her zaman değil. &nbsp;Mantık mı? – Asla! İş hayatımda, unvan, maaş, sosyal statü ya da güç sahibi olmak, verdiğim kararlarda hiçbir zaman rol oynamamıştı.</p>



<p>Dikkatli baktığımda yaptığım seçimlerin ortak paydasında “değerler” olduğunu gördüm. Bana ait değerler. Çoğu ailem tarafından, çocukluktan itibaren kişiliğime yüklenmiş değerler: Dürüstlük, adalet, eşitlik, vicdan, güvenilirlik, sahicilik, tevazu, sadelik, faydalı olmak. Köy enstitüsü mezunu öğretmen bir annenin kızı olarak Atatürkçülük tabii.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Seçimlerim, öz değerlerimle uyumlu yaşama çabasının bir sonucuydu.</p></blockquote>



<p>“Neden” sorusu yanıtını buluyordu. Yaptığım her seçim, öz değerlerimle uyumlu yaşama çabasının bir sonucuydu. &nbsp;Bu çaba, en yakın arkadaşlarımdan, mesleğime kadar yaptığım tüm seçimlerin nedenini açıklıyordu. &nbsp;Borusan’da çalışmayı neden bu kadar sevdiğimi de.</p>



<p>Bu kurumda, 10 yıl önce beni ben yapan değerlerimle buluştum ve benimki gibi değerlere sahip insanlarla çalıştım, çalışıyorum. Dürüst, vicdan sahibi, sade, sahici ve faydalı. Bilgiye, kaliteye, mükemmelliğe sımsıkı tutunan, çalışma kavramını “ülkesine gönül borcu ödemek” ile anlamlandıran insanlar.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="639" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/asimbey.jpg" alt="ASIM KOCABIYIK İLE 5 YILA YAKIN ÇALIŞMAK HAYATIMIN EN ÖNEMLİ ŞANSIYDI" class="wp-image-685" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/asimbey.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/asimbey-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/asimbey-768x511.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>ASIM KOCABIYIK İLE 5 YILA YAKIN ÇALIŞMAK HAYATIMIN EN ÖNEMLİ ŞANSIYDI.</em> </figcaption></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Kurum – çalışan ilişkisi basit bir iş sözleşmesinden ibaret değil.</p></blockquote>



<p>Değerlerinizle buluştuğunuzda, kendi gerçeğinizi yaşıyorsunuz. Değerlerinizle buluştuğunuzda, içinizdeki sonsuz potansiyel ortaya çıkıyor. &nbsp;Kurumlar; kültürü, vicdanı, ahlakı, duyguları olan varlıklar. Kurum – çalışan ilişkisi basit bir iş sözleşmesinden ibaret değil. Karşılıklı verilen bir söz, ikili bir duygu alışverişi. Kimi zaman başarılar kazanırsınız sevinçten havalara uçuran. Kimi zaman hatalar yaparsınız, “yer yarılsa da içine girsem” dedirten. Bazen kırılır, bazen gücenirsiniz. Kimsenin sizi anlamadığını düşünür, yalnız hissedersiniz. Koşullar ya da ruh halleri değişir, insanlar geçicidir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="540" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/odul.jpg" alt="HER YIL BİRKAÇ ÖDÜL ALMANIN GURURUNU YAŞADIK" class="wp-image-686" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/odul.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/odul-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/odul-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>HER YIL BİRKAÇ ÖDÜL ALMANIN GURURUNU YAŞADIK.</em> </figcaption></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Değişmeyen güven duygusudur ve bu duygu varsa içinizde, doğru yerde, doğru kişilerlesinizdir. Ben,10 yıldır bu güven duygusuyla çalışıyor, yaşıyorum.</p>



<p>Değerlerimle yaşamama, kendim olmama izin verdiğin için teşekkür ederim Borusan.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanda-10-yil/">Borusan’da 10 Yıl</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cesur ve Zorba, Ama’ya Karşı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/cesur-ve-zorba-amaya-karsi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 03:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=859</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık olarak “dünyanın çığrından çıktığı” konusunda hemfikiriz. Dünyayı çığrından çıkaranın biz insanlar olduğumuz konusunda hâlâ tartışmaya devam ediyor olsak bile… İçinde yaşadığımız çılgın çağa bir de isim koyduk: VUCA* İngilizce “değişken, kesinsiz, karmaşık ve belirsiz” kelimelerinin baş harflerinden oluşan VUCA çağı, her an her şeyi olağanüstü bir hızla ve kontrolümüzün dışında değiştirip bizi şaşkına, hayatlarımızı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/cesur-ve-zorba-amaya-karsi/">Cesur ve Zorba, Ama’ya Karşı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanlık olarak “dünyanın çığrından çıktığı” konusunda hemfikiriz. Dünyayı çığrından çıkaranın biz insanlar olduğumuz konusunda hâlâ tartışmaya devam ediyor olsak bile…</p>



<p>İçinde yaşadığımız çılgın çağa bir de isim koyduk: VUCA*</p>



<p>İngilizce “değişken, kesinsiz, karmaşık ve belirsiz” kelimelerinin baş harflerinden oluşan VUCA çağı, her an her şeyi olağanüstü bir hızla ve kontrolümüzün dışında değiştirip bizi şaşkına, hayatlarımızı kaosa çevirirken savrulmamak için tutunacak tek dal bırakıyor: Değişim.</p>



<p>Geçtiğimiz hafta Brüksel’de düzenlenen Avrupa İletişim Zirvesi’nde 900’ü aşkın kurumsal iletişim profesyoneliyle iki gün boyunca bir aradaydık.</p>



<p>Bir yanda bilim ve teknolojideki yeni keşifler, yapay zeka, robotlarla insanlar arasındaki ilişkinin geleceğini konuşurken öte yandan varlığımızı tehdit etmeye başlayan iklim değişimi, kanlı iç savaşlar, yoksulluk, açlık, mülteci sorunları ve post-truth yani hakikat sonrası dönemini tartıştık.</p>



<p>Katıldığımız panellerden, dinlediğimiz konuşmalardan, birbirimizle yaptığımız sohbetlerden tek bir mesaj çıktı: Acilen değişmek zorundayız!</p>



<p>İçinde bulunduğumuz VUCA çağına farklı bir gözlükle, farklı açılardan bakarak içinde barındırdığı fırsatları görebilmek için zihinsel kalıplarımızı yıkmak zorundayız.</p>



<p>Kurumlardaki değişimin tetikleyicisi olarak iletişimciler herkesten önce davranmalı belki ama her birey, her çalışan değişimin çağrısına kulak vermek zorunda.</p>



<p>Evet ama nereden başlamak gerekiyor?</p>



<p>İlk önce bu cümledeki “<strong>ama</strong>’yı” atarak. Ve sonra tüm “<strong>ama</strong>’ları” dilimizden ve zihnimizden kaldırarak.</p>



<p>Kelimelerin büyüsüne inanan bir iletişimciyim. Biliyorum ki;</p>



<p><strong>Ama</strong>’lar bize ilham vermiyor, coşku vermiyor, enerjimizi düşürüyor hatta moralimizi bozuyor.</p>



<p><em>“Evet ama biz daha önce denedik olmadı. Tamam ama bu fikrin hayata geçmesi çok zaman alır. Tabii ama bu proje için deneyimli insan kaynağına sahip değiliz. &nbsp;Olur ama bu işin maliyeti tahmin ettiğimizden daha yüksek olabilir. Peki ama ya başarısız olursak? Evet ama…”</em></p>



<p>İş hayatında her gün sayısız kez duyduğumuz “<strong>ama</strong>’lar” sadece fikirlerimizi öldürmekle kalmıyor, heyecanımızı söndürüyor, tutkularımızı yok ediyor.</p>



<p>Ama’cılık bir zihniyet. Ama’cılık bir yaşam tarzı.</p>



<p>Ama’cı zihnin amacı statükoyu korumak, hata yapmaya izin vermemek, “sonradan pişman olmayalım” diye baştan uyarmak, “keşke” demeyelim diye şeytanın avukatlığını gönüllü olarak üstenmek.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ama’cı zihin yeni fikirlerin yeşermesini engelliyor.</p></blockquote>



<p>Ama’cı zihin hata yapmıyor belki ama yeni fikirlerin yeşermesini engelliyor, hareketin ve değişimin önünde bir duvar gibi duruyor.</p>



<p>VUCA çağının kaosunda kaybolmak yerine sunduğu fırsatları görmek için ama’cı zihne karşı amansız bir mücadele vermemiz gerekiyor.</p>



<p>Ve işe önce kendi ama’cı zihnimizden başlayarak.</p>



<p>Güvensiz, kısıtlayıcı, her zaman temkinli ve bazen de zorba ama’larımızı ayıklayıp yerine&nbsp;<strong>ve</strong>’leri koyarak.</p>



<p><em>“Evet zor olacak ve bunun üstesinden gelebiliriz. Riskleri var ve bunu yönetebiliriz. Zor koşulların farkındayım ve bu yüzden en doğru zaman şimdi!&nbsp; Daha önce denedik ve hala bir şans daha verebiliriz. Ekibimiz deneyimsiz ve bunun için hep birlikte çok çalışacağımız bir proje olacak.”</em></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ve’nin dehasını, ama’nın sıradanlığına karşı güçlendirmek zorundayız.</p></blockquote>



<p>Ve’nin dehasını ama’nın sıradanlığına karşı güçlendirmek zorundayız.</p>



<p>Zirve’nin ilham veren konuşmacılarından Cyriel Kortleven, toplantılarda yaratıcılığı ve işbirliğini artırmak için harika bir fikir verdi. “3 Dakika Kuralı” adını verdiği tekniğe göre, toplantının lideri gündemdeki konu ya da sorunla ilgili tüm katılımcılardan 3 dakika boyunca kesintisiz fikir önermesini istiyor. Tek kural, sürekli “ve” kelimesini kullanmak. Fikirlerini saklayanlara, yargılayanlara, “ama” diye müdahale edenlere 3 yeni fikir bulma cezası veriliyor!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>“Ve” kelimesi, fikir akışını hızlandırıyor, yaratıcı düşünceyi tetikliyor.</p></blockquote>



<p>“Ve” kelimesi, fikir akışını hızlandırıyor, yaratıcı düşünceyi tetikliyor. Herkesin katılımını sağlıyor ve katılımcılar arasında güven bağını kurarak işbirliği fırsatları yaratıyor.</p>



<p>VUCA çağında mutlu ve başarılı bir yaşam için ihtiyacımız olan ama’larımızı, ve’ye çevirmek.</p>



<p>Belirsizliği kucaklamak.</p>



<p>Karmaşıklık içinde yalınlaşmak.</p>



<p>Değişimin içindeki fırsatları görmek ve işbirliği yapmak.</p>



<p>Ve harekete geçmek.</p>



<p><em><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Volatility,_uncertainty,_complexity_and_ambiguity" target="_blank" rel="noreferrer noopener">*VUCA</a>: Volatile, Uncertain, Complex, Ambiguous</em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/cesur-ve-zorba-amaya-karsi/">Cesur ve Zorba, Ama’ya Karşı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşitlik İçin 170 Yıl Bekleyemeyiz</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/esitlik-icin-170-yil-bekleyemeyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 15:58:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Borusan Eşittir]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi Dilde Başlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=909</guid>

					<description><![CDATA[<p>New York’un hatta dünyanın en ünlü meydanı Times Square’de, son yıllarda rastladığım en heyecan verici dev reklam panosundan gözümü alamıyorum. Reklam&#160;Nike’a ait. Tek kelimeden oluşan bir mesajı var: Eşitlik! Michael Jordan tarafından seslendirilen “Eşitlik” reklamında LeBron James, Serena Williams, Kevin Durant gibi sporcular rol alıyor ve “Eşitlik sınır tanımaz” diyorlar. Sadece reklam ile yetinmeyip, küresel [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/esitlik-icin-170-yil-bekleyemeyiz/">Eşitlik İçin 170 Yıl Bekleyemeyiz</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>New York’un hatta dünyanın en ünlü meydanı Times Square’de, son yıllarda rastladığım en heyecan verici dev reklam panosundan gözümü alamıyorum.</p>



<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=43QTjFCPLtI" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Reklam</a>&nbsp;Nike’a ait.</p>



<p>Tek kelimeden oluşan bir mesajı var: Eşitlik!</p>



<p>Michael Jordan tarafından seslendirilen “Eşitlik” reklamında LeBron James, Serena Williams, Kevin Durant gibi sporcular rol alıyor ve “Eşitlik sınır tanımaz” diyorlar.</p>



<p>Sadece reklam ile yetinmeyip, küresel eşitlik için mücadele eden sivil toplum örgütlerine 5,5 milyon dolar bağışlayacağını ilan eden Nike, kalpleri kazanmış durumda.</p>



<p>Eşitlik, ABD Başkanı Trump’un göçmen karşıtı politika ve kadınlara yönelik ayrımcı söylemlerinin de etkisiyle, dünyanın gündeminde bugüne kadar hiç olmadığı kadar yer alıyor.</p>



<p>Birleşmiş Milletler’in iş yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği için kurduğu Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) inisiyatifinin Danışma Kurulu’nda yer alan Borusan’ı temsilen New York’ta katıldığım toplantılarda sürekli eşitlikle ilgili aksiyon alınmasına dair “aciliyet” dile getiriliyor.</p>



<p>Eşitlik için acele etmemiz şart çünkü konu sadece ülkemizde değil küresel iş dünyasında da bir süredir alarm veriyor.</p>



<p>Fortune 500 şirketlerinden sadece yüzde 3’ünün CEO’sunun kadın olması bunun en çarpıcı işaretlerinden biri. Dünya Ekonomik Forumu’nun geçen yıl yaptığı araştırmaya göre ise kadın ve erkek arasındaki ekonomiye katılım ve fırsat eşitsizliği yüzde 59’luk bir oranla, 2008 yılından bu yana en düşük seviyede. Yetkililer bu hızla gidersek, uçurumun kapanıp eşitlikten söz edebilmemizin ancak 2186 yılında mümkün olacağından bahsediyorlar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bu hızla gidersek, uçurumun kapanıp eşitlikten söz edebilmemiz ancak 2186 yılında mümkün.</p></blockquote>



<h2><strong>SADECE HAK MESELESİ DEĞİL</strong></h2>



<p>Öte yandan, araştırmalar eşitliğin salt insan hakkı olmasının ötesinde bir ekonomik zorunluluk olduğunu üzerine basa basa söylüyor. Ekonomik fırsat eşitliğinin 2025’e dek dünyanın gayri safi milli hasılasında gerçekleştireceği tahmini büyüme, 28 trilyon dolar! Bu rakam Çin ve ABD ekonomilerinin toplam değerine eşit.</p>



<p>Hal böyle olunca, toplumsal cinsiyet eşitliği konusu şirketlerde bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak algılanmaktan, kurumsal iletişim ya da insan kaynakları ekiplerinin hedefi olmaktan çıkıp, bizzat şirket patron ve yöneticilerinin güçlü bir ekonomi yaratmak için sahip çıkmaları gereken bir meseleye dönüşüyor.</p>



<p>Kadınların işgücüne katılımında 144 ülke arasında yapılan araştırmada, 131’inci sırada yer alan Türkiye’nin lider şirketlerinden biri olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusu 2013 yılından bu yana önceliğimiz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Kadınların işgücüne katılımında 144 ülke arasında yapılan araştırmada, Türkiye 131’inci sırada!</p></blockquote>



<p>Bu kapsamda;</p>



<p><em>– Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile işbirliği içinde geliştirdiğimiz Annemin İşi Benim Geleceğim projesiyle, çocuklarının bakımı nedeniyle çalışma fırsatı bulamayan annelere destek amacıyla organize sanayi bölgelerinde, 75 çocuk kapasiteli toplam 10 kreş inşaatına devam ediyoruz.</em></p>



<p><em>-TİSVA ile Afyon ve Gemlik’te kurduğumuz Mikro Kredi şubeleri aracılığı ile 2800 girişimci kadına toplam 5,5 milyon TL sermaye desteği verdik.</em></p>



<p><em>-Bilgi teknolojileri alanına özendirmek amacıyla 200’e yakın kız çocuğumuza kodlama eğitimi verdik.</em></p>



<p><em>-Borusan’ın çalışma ortamlarında mutlak bir cinsiyet eşitliğini gerçekleştirmek için kurduğumuz Borusan Eşittir platformu daha eşitlikçi uygulamalar ve iş kültürü için çalışıyor.</em></p>



<p><em>-İş dilini, cinsiyetçi ve ayrımcı söz ve davranışlardan arındırmak amacıyla hazırladığımız&nbsp;<a href="http://www.borusan.com.tr/Assets/Media/PDF/BorusanEsittir_Rehber.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">rehber</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=c_99U199OJo" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sevgi Dilde Başlar</a>&nbsp;adlı digital kampanya ile iş dünyasında eşitlikçi dilin savunuculuğunu yapıyoruz.</em></p>



<p>Dünyada ve ülkemizde bu konuya samimiyetle sahip çıkan şirketlerin sayısının arttığını görmek umut verici ama yeterli değil.</p>



<p>Çalışanların “eşitliği” sahiplenmesi, kadınıyla erkeğiyle daha fazla eşitlik için mücadele etmesi, eşit haklar, eşit terfi ve eşit ücret için ısrarcı olması şart. İş deneyimini ve iş-yaşam dengesini eşitlikçi bir şekilde destekleyen uygulamalar için talepkar olması çok önemli.</p>



<p>Bunun dışında, eşitlikle ilgili kurumsal ya da sivil toplum platformlarında çalışmak, farkındalık yaratan kampanyalara destek vermek ve takipçisi olmak, ilham veren başarı hikayelerini paylaşmak, deneyimli çalışanların koçluk ve mentorluk gibi çalışmalarla kurum içinde ve dışında eşitlik bilinci oluşturması çok etkili faaliyetler.</p>



<p>Eşitlik için gereken zihniyet devriminin, önce bizlerin bakış açısındaki değişimle başlayacağı unutulmamalı.</p>



<p>Kadın ve erkeğin hak ve fırsat eşitliğine sahip olduğu bir dünyaya kavuşmak için 170 yıl bekleme şansımız yok.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Kadın ve erkeğin, hak ve fırsat eşitliğine sahip olduğu bir dünyaya kavuşmak için 170 yıl bekleyemeyiz.</p></blockquote>



<p>BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dile getirdiği gibi;</p>



<p><em>“Cinsiyet eşitliği sadece bir hedef değildir. Cinsiyet eşitliği, yoksulluğu azaltmanın, sürdürülebilir bir kalkınma ve mutlu bir toplum yaratmanın temelidir.”</em></p>



<p><em>Acelemiz var…</em><br></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/esitlik-icin-170-yil-bekleyemeyiz/">Eşitlik İçin 170 Yıl Bekleyemeyiz</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgi Dilini İnşa Etmek</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sevgi-dilini-insa-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2017 16:10:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Borusan Eşittir]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi Dilde Başlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=915</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Dil, inşası için herkesin bir tuğla koyduğu şehirdir.”– Ralph Waldo Emerson Bu yıl 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Borusan olarak bir yolculuğa çıktık. Gerçek sevginin dilini keşfetmek için çıktığımız bu yolda ilk hedefimiz net: ‘Sevgi Dilde Başlar’ diyerek iş dilimize musallat olmuş, bizi bizden ayıran, ötekileştiren, etiketleyen, içten içe yaralayan kelimeleri hayatımızdan çıkarmak. Friedrich Schiller, dille [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sevgi-dilini-insa-etmek/">Sevgi Dilini İnşa Etmek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>“Dil, inşası için herkesin bir tuğla koyduğu şehirdir.”<br><em>– Ralph Waldo Emerson</em></p></blockquote>



<p>Bu yıl 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Borusan olarak bir yolculuğa çıktık.</p>



<p>Gerçek sevginin dilini keşfetmek için çıktığımız bu yolda ilk hedefimiz net:</p>



<p>‘Sevgi Dilde Başlar’ diyerek iş dilimize musallat olmuş, bizi bizden ayıran, ötekileştiren, etiketleyen, içten içe yaralayan kelimeleri hayatımızdan çıkarmak.</p>



<p>Friedrich Schiller, dille ilgili şu tespiti yapar: “Dil, bir ulusun aynasıdır, bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin en gerçek yankısını buluruz.”</p>



<p>Evet, iletişim bir ayna. İster koca bir ulus olsun ister büyük bir kurum ya da küçük bir ofis, durum değişmiyor. Kullandığımız dil hem bireysel olarak bizim hem de içinde bulunduğumuz topluluğun aynası oluyor. Eğer sevgiden bahsedeceksek dilimizdeki sevgiyle başlamak gerekiyor ki dilimizle yansıttığımız da sevgi olsun.</p>



<p>Aynı lisanı konuşan insanların aynı dili konuşamaması anlaşmazlıklarımızın ana kaynağı. Farkında olmadan ya da olarak, kullandığımız kelimelerin işaret ettiği anlamlarla da birbirimizden ayrışıyor, anlaşmazlığa düşüyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Aynı lisanı konuşan insanların aynı dili konuşamaması anlaşmazlıklarımızın ana kaynağı.</p></blockquote>



<p>Ayrımcı ve ayrıştırıcı bir dil, çalışanların birbirine olan güvenini zedeliyor, işbirliğini baştan yok ediyor, ortak bir iş kültürünü inşa etmemize engel oluyor, eşitsizlik yaratıyor.</p>



<p>Kolektif başarıyı, mutluluğu gölgeliyor.</p>



<p>Peki neye dikkat etmemiz gerekiyor? Ne yapmalıyız?</p>



<h2><strong>DEĞİŞİM ZİHNİYETTE BAŞLAR</strong></h2>



<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği platformumuz, Borusan Eşittir’te cevabını bulmaya çalıştığımız sorulardan biri de buydu. &nbsp;Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi danışmanlığında bir envanter çalışması gerçekleştirdik.</p>



<p>Ayrımcı dil ve önyargılardan arınmış, gücünü sevgi ve saygıdan alan bir kurum kültürünün yerleşmesi için ilk adımın zihniyet değiştirmek olduğunu düşünüyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ayrımcı dil ve önyargılardan arınmış, gücünü sevgi ve saygıdan alan bir kurum kültürünün yerleşmesi için ilk adım, zihniyet değiştirmek.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><a href="http://www.borusan.com.tr/Assets/Media/PDF/BorusanEsittir_Rehber.pdf"><img loading="lazy" width="720" height="392" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/borusan_sevgi_dili_rehberi_link2.jpg" alt="DEĞİŞİM ZİHNİYETTE BAŞLAR" class="wp-image-916" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/borusan_sevgi_dili_rehberi_link2.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/borusan_sevgi_dili_rehberi_link2-300x163.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a></figure>



<p class="has-text-align-center"><strong><a href="http://www.borusan.com.tr/Assets/Media/PDF/BorusanEsittir_Rehber.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Borusan Sevgi Dili rehberine&nbsp;linkten&nbsp;ulaşabilirsiniz.</a></strong></p>



<p><a href="http://www.borusan.com.tr/Assets/Media/PDF/BorusanEsittir_Rehber.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a></p>



<p>Zihniyet değişirse, dil de değişir; dil değişirse çalışma ortamlarımız herkesin kendini eşit ve özgür hissedebildiği, bir parçası olmaktan mutluluk duyduğu sevgi ve saygı dolu mekanlara dönüşür. Çıktılarımızı hepimize yardımcı olabilecek, farkındalığımızı güçlendirecek küçük bir rehbere dönüştürdük. Bu rehberle, iş yaşamında kullandığımız kelimeleri, bilinçaltımıza yerleşmiş ifadeleri ve davranışlarımızı düşündürmeyi, kelimelere yüklenmiş ifadeleri daha eşitlikçi bir çerçeveden tartmayı amaçlıyoruz.</p>



<p>Örneğin, “söz” kelimesini ele alalım. “Sözünün eri” ve “erkek sözü” ifadelerini özellikle iş yaşamında çok duymuşuzdur. Nedense bu, karşı tarafta bir güven yaratmak için kullanılır. Oysa, bu ifadenin kadının sözünü erkeğin sözünden farklı bir konuma koyduğu bariz. Yine aynı mantıkla; ‘İşini adam gibi yapmak, adamakıllı, adamın dibi, adam yerine konmak ya da konmamak, kadın işi, erkek işi, kadın gibi kıvırtmamak…’</p>



<p>Kadınları rencide eden, erkek rolünü abartıp, gerçekdışı beklentilerle yükleyen bu cinsiyetçi deyimlere meydan okumamız gerekmiyor mu?</p>



<p>Bir başka önyargımız da yaş algılarımız üzerine… Özellikle deneyimli çalışanların, iş hayatına yeni atılmış gençleri, ‘acemi çaylak, yeni yetme’ gibi sözlerle etiketlemeleri, genç çalışanların ise deneyimli ya da yaşça büyük kişilere ‘eski kafa, yaşlı, dinozor’&nbsp; muamelesi yapması, farklı jenerasyonların birbirlerinden öğrenerek bilgiyi çoğaltmalarının önünde büyük bir engel oluşturuyor.</p>



<p>Söz konusun sevgisiz ve hoşgörüsüz dil olduğunda sayısız örnek var. Cinsiyet, cinsel tercih, ırk, doğum yeri, inanç, yaş, deneyim, unvan, fiziksel özellikler, yaşam tarzı ve akla gelen her farklılığımızda bizi bölen, ayıran ve üzen bir kelime mevcut elbirliği ile yarattığımız dilde.</p>



<p>Ha bir de ‘canım, hayatım, güzelim, şekerim’ler gibi sahte ifadeler var ki gerçek sevginin içini boşaltarak daha da zarar veriyor ilişkilerimize.</p>



<p>İnanıyoruz ki sadece kullandığımız kelimelere dikkat etmek bile hem kendimizi hem de içinde bulunduğumuz iş ortamını daha güzel ve sevgi dolu bir yer yapabilir.</p>



<p>Değişim kendimizde başlar, sonra etrafımıza, ulusumuza ve tüm dünyaya yansır.</p>



<p>Bir lisan bir insan derler… Ben bir adım ileri götürüyorum bu sözü. Tek bir kelime bile bir insandır, insanlığın sevgi kulesinin inşasında bir tuğladır.</p>



<p>20.yüzyılın en büyük dil filozofu Ludwig Wittgenstein, ‘Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır’ diyor.</p>



<p>Dilimizi değiştirelim, sevgiye izin verelim, dünya değişsin.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sevgi-dilini-insa-etmek/">Sevgi Dilini İnşa Etmek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yırca’da Her Şey “Pek Kadın!”</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yircada-her-sey-pek-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2017 19:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir efsaneye göre, M.Ö 17.yy’da kurulan Atina’yı hangi tanrının koruyacağı tartışması gündeme gelir. Alınan karara göre, halk için en faydalı hediyeyi sunan tanrı veya tanrıça Atina’nın koruyucusu olacaktır. Deniz tanrısı Poseidon denizden bir savaş atı çıkarır ki bu at sayesinde Atina, tüm savaşları kazanabilecektir. Akıl, bilim ve sanat tanrıçası Athena’nın hediyesi ise zeytin ağacıdır. Bu [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yircada-her-sey-pek-kadin/">Yırca’da Her Şey “Pek Kadın!”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Bir efsaneye göre, M.Ö 17.yy’da kurulan Atina’yı hangi tanrının koruyacağı tartışması gündeme gelir. Alınan karara göre, halk için en faydalı hediyeyi sunan tanrı veya tanrıça Atina’nın koruyucusu olacaktır. Deniz tanrısı Poseidon denizden bir savaş atı çıkarır ki bu at sayesinde Atina, tüm savaşları kazanabilecektir. Akıl, bilim ve sanat tanrıçası Athena’nın hediyesi ise zeytin ağacıdır. Bu ağaç her zorlu koşulda yüz yıllarca yaşayacak, meyvesinden lezzetli yemekler hazırlanacak, yağı yaraları iyileştirecek, gölgesiyle insanları kucaklayacak, odunuyla ısıtacaktır. Halk, zeytin ağacının daha faydalı olduğuna kanaat getirir; savaş değil, akıl, bilim, sanat ve barış şehrin koruyucusu olur…</em></p>



<p>İki yıl önce 6 bin 600 zeytin ağacını haksız yere kaybeden Yırca Köyü’nde bugün Athena’nın fideleri, Yırcalılar’ın yeni umutları yeniden yeşeriyor.</p>



<p>Yeni bir hikaye yazılıyor Yırca’da. Köylülerin, tek geçim kaynakları olan zeytin ağaçları kesilirken verdikleri mücadele sonuç verdi. Hem daha fazla ağaç katliamına engel oldular hem de topraklarını korudular.</p>



<p>Yeni zeytin fidanlarını büyütürken, Yırca sakinleri geçimlerini sağlamada kömüre muhtaç kalmamak için başka bir iş modeli geliştirdi.</p>



<h3><strong>KÖMÜRÜN İSİ, SABUNUN MİSİ</strong></h3>



<p>Hiç tanımadığı, bilmediği bu köye yerleşerek kadınlara alternatif bir gelir kaynağı yaratmak için sabun üretimi başlatan aktivist Kenan Kahya ve ona inanan köy kadınları sayesinde Yırca’nın hikayesi devam ediyor.&nbsp;<strong>“HANIMELİ”</strong>&nbsp;markalı ekolojik sabunlarıyla köylerinin yeniden hayata &nbsp;tutunmasını sağlayan bu güzel insanlar, bu yılın başında Borusan için 6000’i aşkın sabun ve balmumu üretti.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yırcalılar, Borusan için 6000’i aşkın sabun ve balmumu üretti.</p></blockquote>



<p>Hanımeli’nin yaratıldığı atölyeyi ziyaret ettik. Biz atölye diyoruz ama Yırcalı kadınlar çalıştıkları, geçimlerini sağladıkları bu yere işyeri ya da atölye demiyorlar. Burası onlar için ev, sabun evi.</p>



<p>24 haneye geçim kaynağı olan sabun evinde, üretilen şeyin sabundan daha fazlası olduğunu anlıyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>24 haneye geçim kaynağı olan sabun evinde, üretilen şeyin sabundan daha fazlası…</p></blockquote>



<p>Gün nasıl başlar burada, mesai saat kaçta başlar?</p>



<p>“Mesai saati diye bir şey yok burada” diyor Firdevs. Sipariş üzerine üretim yaptıklarını, siparişi yetiştirmek için gerekirse gece gündüz çalıştıklarını, iş olduğunda toplandıklarından bahsederken gözlerindeki parıltı Firdevs’in aslında bunu bir iş olarak görmediğini zaten anlatıyor. Sabun evi onlar için sosyalleşme ortamı. “Ürettikçe psikolojik olarak kendimizi daha iyi hissetmeye başladık, evde yaşadığımız sorunları da burada birlikte çözdük, sosyalleştik, açıldık, özgüvenimizi hissettik” diye destekliyor Firdevs’in sözlerini bir başkası.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="667" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/GI11123.jpg" alt="Yırca’da Her Şey “Pek Kadın!”" class="wp-image-942" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/GI11123.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/GI11123-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/GI11123-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p></p>



<p>Kesilen zeytin ağaçları 10-15 yıl önce büyük umutlarla dikildiğinde sadece köylünün bireysel geçim kaynağı olması değil, köyün de gelişimine katkı sağlaması hedefleniyordu. Yırca imece geleneğine köklerinden bağlı bir köy ve kesilen ağaçların büyük bölümü köyün tüzel varlığına ait. Halk bu zeytinleri işleyerek elde edilen geliri köye yatırım yapmak için harcıyordu. Ağaç katliamı aslında hem doğaya hem de köyün gelişimine ket vurmuştu.&nbsp;<strong>HANIMELİ</strong>&nbsp;sosyal girişimi ise satılan sabunların geliriyle bu geleneği devam ettirme niyetinde.</p>



<p>“İnsanlar hep daha fazlasını istiyorlar” dedi Firdevs. “Daha fazlasını istedikleri için bizim başımıza bunlar geldi. Daha fazlasını istiyorlar ama mutsuzlar. Biz bu halimizle bile mutluyuz, bizim gücümüz buradan geliyor.”</p>



<p>Burada her şey “pek kadın”.</p>



<p>Güzel yerine “pek kadın” kelimesini kullanıyor Yırca’lılar.</p>



<p>Kadınların bir araya gelip yüreklerini koydukları bir yerden de ancak güzellikler çıkabilir. Bir yöneticiye ihtiyaç duymuyorlar. 24 kadın üç vardiya oluşturmuşlar. Sabun evi onlar için bir terapi merkezine dönüşmüş. Kocalarıyla aralarındaki sorunları çözmüşler, depresyonlarından kurtulmuşlar ve dahası içlerindeki potansiyeli keşfetmişler.</p>



<p>Onlara en çok sorulan sorulardan biri de zaten ev işlerine ve çocuklara nasıl yetiştikleri ama cevabı gülerek Faize veriyor: “İş gadını olduk geri.” “Artık herkes eşit” diyor Faize. “Erkek fiziken güçlü ama kadının zekası var.” Nitekim her gün yeni bir fikirle geliyorlar sabun evine.</p>



<p>Bir şey üretmenin zevki okunuyor mis kokulu kadınların gözlerinde. Ama bunun zaten köyün genlerinde olduğunu anlıyorum. Her şeyi imece ile yapan bir köyün sakinleri için her zaman birlikten güç doğar ve sabun evinde de olan, bize ilham veren şey birlikten doğan bu güç.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bir şey üretmenin zevki okunuyor mis kokulu kadınların gözlerinde…</p></blockquote>



<p>Yaşadıkları tüm zorlukların onlar için bir vesile olduklarını fark eden, pes etmeyip hikâyelerine devam eden, “pek kadın” sabunlar üreten, ürettikçe mutlu olan, güzellikleri görmesini bilen, başka hiçbir yerden değil, birbirlerinden güç alan insanlar.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="520" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/I11097.jpg" alt="" class="wp-image-943" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/I11097.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/I11097-300x156.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/I11097-768x399.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p><strong>HANIMELİ</strong>&nbsp;aldığı her siparişle daha da çok büyüyor ve&nbsp;<strong>BORUSAN</strong>&nbsp;da bu büyümeye katkı sağlamak için onların yanında olmaya devam ediyor.</p>



<p>Siz de&nbsp;<a href="http://www.yircahanimeli.com/">http://www.yircahanimeli.com/</a>&nbsp;sitesinden elinizden gelen desteği verebilirsiniz.</p>



<p>Zeytin ağacını seçen Atina halkı gibi barışın, sevginin, birlikteliğin ve üretimin gücüyle zorlukları aşarak bize ilham veren &nbsp;Yırca halkına teşekkürü borç biliriz.</p>



<p><em>Fotoğraflar: Ahmet Okkol</em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yircada-her-sey-pek-kadin/">Yırca’da Her Şey “Pek Kadın!”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
