<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gezi &amp; Seyahat konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/gezi-seyahat-kultur-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/gezi-seyahat-kultur-sanat/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Mar 2026 04:29:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Gezi &amp; Seyahat konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/gezi-seyahat-kultur-sanat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Koro’dan Kobe’ye: Bir Yüksek Gümüş Madalya Hikayesi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/korodan-kobeye-bir-yuksek-gumus-madalya-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Özdeş Çetinel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 04:29:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5193</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok sesli koro ile tanışmam 2005 yılına dayanıyor. Aslında müzik ile kendimi bildim bileli hep haşır neşirdim. Küçük yaşta piyano derslerine başlamıştım, ilkokul ve ortaokulda da okul korosundaydım, ama üniversitede girdiğim müzik kulübünün çok sesli korosu bana bambaşka bir ufuk açtı. Mezuniyetimle birlikte yedi yıl kadar müziğe ara verdikten sonra, repertuvarı söylemesi çok keyifli pop-rock [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/korodan-kobeye-bir-yuksek-gumus-madalya-hikayesi/">Koro’dan Kobe’ye: Bir Yüksek Gümüş Madalya Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çok sesli koro ile tanışmam 2005 yılına dayanıyor. Aslında müzik ile kendimi bildim bileli hep haşır neşirdim. Küçük yaşta piyano derslerine başlamıştım, ilkokul ve ortaokulda da okul korosundaydım, ama üniversitede girdiğim müzik kulübünün çok sesli korosu bana bambaşka bir ufuk açtı. Mezuniyetimle birlikte yedi yıl kadar müziğe ara verdikten sonra, repertuvarı söylemesi çok keyifli pop-rock eserlerden oluşan yeni bir koro ile tekrar şarkı söylemeye başladım. Tam güzel bir proje için kolları sıvamıştık ki 2020’de pandemi başladı. Sonra her şey gibi müzik de çevrimiçi çalışmalara döndü. Ekran karşısında dersler devam etti ancak süreç tek başımıza çalışmaya dönünce, işte o zaman anladım koronun benim için anlamını: Çok seslilik! Birbirinden farklı ne kadar çok ses olursa olsun, uyum içindeki bu çok sesin nasıl da tek ses olduğunu, o tının yarattığı hissin insanları nasıl da büyüleyip birleştirdiğini…Derken pandemi koşullarının hafiflemesiyle birlikte çalışmalarımızı yeniden bir araya gelerek yapmaya başladık, ilk buluşmamızın heyecanı tarif edilemezdi! Tam olarak bu heyecanla yarım kalan projeyi hayata geçirmeye niyetlendik ancak koşullar yine el vermedi ve koronun dağıtılacağı haberini aldık.</p>



<p>Bu koro sayesinde tanışan, çok sesliliğin büyüsünden, beraber şarkı söylemekten vazgeçemeyen 20 kişi bir araya gelerek kendi koromuzu kurma ve şarkı söylemeye devam etme kararı aldık. Ekip hazırdı, bizi çalıştıracak bir koro şefine ihtiyacımız vardı sadece. Bunun için şimdiki şefimiz Haluk Polat’ın kapısını çaldık ve o da beraber çalışmayı kabul etti. 2024’te kurduğumuz K’Orient Koro’yu, halihazırda çalıştırdığı We Play Choral korolar ailesine dahil etti.&nbsp;O günden bugüne, belki de koroyu kurarken hiç hayal bile edemeyeceğimiz şekilde hem yurt içi hem yurt dışı 4 festivale, yüksek gümüş diploma ile döndüğümüz 2 uluslararası koro yarışmasına katılmamıza vesile oldu.</p>



<p>Bizi ortak amaçta birleştiren müzik sayesinde her hafta bir araya geliyoruz. Korodaki her bir üyenin farklı işleri, farklı uğraşıları var. Kabin memurundan diş hekimine, profesöründen emlakçısına dek farklı insanlar, farklı sesler, farklı renkler! Hepsi bir araya geliyor ve farklı partisyonlar ve farklı notlar söyleseler de tek şarkı, tek ses olarak duyuluyorlar. İşte işin büyüsü burada bence. Aslında birbirimizden o kadar farklıyız ki. Hep beraber o uyumu yakalamak için birbirimizi dinlememiz, birbirimizi duymamız gerekiyor. Ne bir ses öbürünün önüne geçmeye çalışıyor, ne de biri diğerinden daha yüksek duyulmaya çalışıyor. Çünkü koro olmak bunu gerektiriyor. Başkalarını dinlemek, aynı tonu yakalamak ve tek şarkıyı hep beraber söyleyip o şarkının duygusunu vermek.</p>



<p>Peki, koro maceramız Kobe’ye nasıl mı evrildi?</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-659x1024.jpg" alt="" class="wp-image-5196" width="330" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-659x1024.jpg 659w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-193x300.jpg 193w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-768x1194.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-988x1536.jpg 988w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot.jpg 1235w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /></figure></div>


<p>Ağustos ayında şefimiz tüm koroların olduğu ortak WhatsApp grubuna bir mesaj attı: “Ocak ortasında Japonya’da uluslararası koro yarışması var. Ben Japonya’ya gidiyorum, benimle gelen var mı?” Çok heyecanlandım. Japon kültürü, yemekleri, ülkenin kendisi her şeyiyle başlıbaşına ilgimi çeker zaten. Hele bir de koro ile yarışmaya katılmak, seyahat dışında bir amaç ile orada bulunma düşüncesi bende çok daha büyük heyecan yarattı. Hiç düşünmeden “evet” demek istedim ama aklıma takılan soru işaretleri vardı elbette. Seyahatin beş-altı gün gibi kısa süreli olması ve bunun iki gününün yolda geçecek <a>olması</a>, biletlerin pahalılığı, bu soruların en önde gelenleriydi. Bir süre bin tilki dolandı kafamda. Koro olarak durum değerlendirmesi yaparken içimizden biri bunun tamamını bir deneyim olarak görmemiz gerektiğini söyledi, baştan sona. İstanbul’da yapacağımız ilk provadan seyahate, Kobe’de yarışma için jüri karşısına çıkacağımız son ana kadar. Bu öyle çok yattı ki aklıma, dedim “Evet, bu bir deneyim, bambaşka bir ülkede bambaşka bir deneyim!”</p>



<p>Nitekim&nbsp; öyle de oldu. Şefimiz, yarışmaya We Play Choral olarak, K’Orient ve Sinope Koro üyelerinden oluşan 28 kişilik karma bir grupla gitmeye karar verdi. Birkaçı ile 2025 Ekim’de Belgrad festivali hazırlıkları sırasında tanışmıştım ama çoğu ile daha önce beraber hiç şarkı söylememiştik. Yarışma parçaları hepimizin bildiği şarkılardı, buna rağmen tüm şarkıları baştan çalışıp yeniden öğrendik diyebilirim. Burada sadece şarkıları değil, tek koro olmayı da öğrendik. “Sizin koro”, “bizim koro” söylemleri tamamen bir kenara bırakıldı. Çünkü bunlar ekip ruhunu yaratmaya engel olabilirdi. Birbirimizi tanıdıkça, “aynı sesi” vermeye çalıştıkça birbirimize daha da yakınlaştık. İşte böyle başladı bizim Japonya yolculuğumuz. Ortak hedef: Japonya’ya gitmek, orada Türk ezgilerini seslendirmek, ülkemizi temsil etmek ve yarışmada güzel bir derece alarak ülkemize dönmek.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik.jpg" alt="" class="wp-image-5198" width="380" height="291" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik-300x230.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik-768x588.jpg 768w" sizes="(max-width: 380px) 100vw, 380px" /></figure></div>


<p>Peki nedir Kobe’nin özelliği? Belki işin magazinsel yanı olarak, dünyaca ünlü Kobe etini duymuşsunuzdur. Ama aslında Kobe’nin biraz hüzünlü bir hikayesi de var. Şehir, 1995 yılında yıkıcı, büyük bir deprem yaşamış ve zamanla yeniden inşa edilmiş. 2011 yılında Fukuşima bölgesinde yaşanan deprem ve tsunaminin ardından müziğin birleştirici ve iyileştirici gücünden destek alarak 2012 yılı itibariyle “Pray from Kobe” -yani Kobe’den dua et- konserleri yapılmaya başlanmış. Günümüzde ise dünyanın dört bir yanından gelen ekiplerin hem beraber şarkı söylediği hem de kendi eserlerini seslendirdiği “Sing from Kobe” -Kobe’den şarkılar söyle- uluslararası koro yarışmasının bir parçası olmuş. Bu yıl biz de o ekipler arasındaydık.</p>



<p>Gitmemize iki hafta kala bizi etkinliğin açılış konserine davet ettiler. Normalde yarışma ve dostluk konseri için hazırlanmıştık. Şefimiz şimdiye kadar katıldığı tüm yarışmalar içinde ilk kez açılışa davet aldığını ve bunun çok prestijli bir durum olduğunu söyledi. Bu da tabii ki hepimizi çok heyecanlandırdı. Hemen repertuvarımızdan açılış konseri için bir seçki oluşturduk. Haluk Şef’in düzenlemeleriyle <em>Divane Aşık Gibi, Çayeli’nden Öteye </em>ve <em>Dere Geliyor</em> parçalarına çalışmaya başladık. Konser programımızdan Japonya’daki büyükelçimizi ve başkonsolosumuzu da haberdar ettik. Nagoya Başkonsolosumuz Damla Gümüşkaya, açılış konserimize katılarak hem heyecanımıza ortak oldu hem de bizi onurlandırdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1920" height="960" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4.jpg" alt="" class="wp-image-5199" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4.jpg 1920w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-300x150.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-1024x512.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-768x384.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-1536x768.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-1600x800.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p>Açılış konseri sayesinde yarışma günü geldiğinde heyecanımız bir nebze dinmişti. Düzenlemeleri yine şefimize ait olan <em>Ah Bir Ataş Ver, Dut Ağacı, Hayde </em>ve <em>Cevriye Hanım</em> parçalarını seslendirdik. Türk ezgilerini çok sesli olarak Japonya’ya ve dünyanın dört bir yanından gelen dinleyicilere taşımanın heyecanı, sahne heyecanıyla birleşince ortaya harika bir performans çıktı.</p>



<p>Burada bir parantez açıp değerlendirmenin nasıl yapıldığını anlatmak isterim. Yarışmada çeşitli kategoriler bulunuyor: Yetişkin karma ses, çocuk, vokal grubu vb… Biz folklor kategorisinde yer aldık. Her koro kendi performansı üzerinden uluslararası kriterlere göre değerlendiriliyor, diğer korolarla kıyaslamalı ve sıralamalı bir yapı izlenmiyor. Dört kritere bakılıyor: Entonasyon-müzikalite-koronun özgünlüğü-sahne duruşu. Puan hesaplaması ise bu kriterler üzerinden, Bronz:0-10, Gümüş:11-20, Altın:21-30 puan aralığına göre yapılıyor. Jüride ise dünya genelinden seçilmiş üç koro şefi bulunuyor.</p>



<p>Yarışmaya 14 ülkeden 25 koro katılmıştı. Bunların çoğu müzik okulları ve konservatuvar öğrencilerinin oluşturduğu korolardı. Ödül töreninde koromuzu ve aldığımız puanı anons ettiklerinde sonuca inanamadık. Beklediğimizden çok daha iyi bir dereceyle, 20,33 puan alarak yüksek gümüş diploma ile ödüllendirildik. Tüm bu deneyimli kadroların arasında, asıl uğraşısı müzik olmayan bir ekip olarak, bu kadar kısa süre içinde yeni bir koro oluşturup elde ettiğimiz başarı ile gurur duyuyoruz.</p>



<p>Bambaşka diller konuşan insanlarla ortak dilimiz müzik sayesinde güzel bağlar, dostluklar kurduk. Cebimizde harika bir deneyim, elimizde yüksek gümüş diplomamız ile ülkemize gururla döndük. Hemen ardından “nice yarışmalara, nice ve hatta çok daha iyi sonuçlara” diyerek yeni projelerin hayalini kurmaya başladık.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1249" height="937" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5.jpg" alt="" class="wp-image-5200" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5.jpg 1249w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 1249px) 100vw, 1249px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/korodan-kobeye-bir-yuksek-gumus-madalya-hikayesi/">Koro’dan Kobe’ye: Bir Yüksek Gümüş Madalya Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebedi Şehirden Turkuaz Sulara: Sardinya Maceram</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ebedi-sehirden-turkuaz-sulara-sardinya-maceram/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Çilo]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Roma üzerinden Sardinya&#8217;ya uçuşum, planladığım tatilin en heyecan verici geçişiydi – Ebedi Şehir&#8217;de geçirdiğim günler, adanın bekleyen güzelliklerini daha da değerli kıldı. Roma&#8217;ya &#8220;ebedi&#8221; denmesinin sebebi basit: Binlerce yılın bıraktığı izleri katman katman görebiliyorsunuz. İnsanlık tarihinin dönüm noktaları –Roma İmparatorluğu&#8217;ndan modern İtalyan yaşamına– bu şehrin hiç yaşlanmayan çekiciliğinde gizli. Roma detaylarını ayrı bir yazıya bırakarak, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ebedi-sehirden-turkuaz-sulara-sardinya-maceram/">Ebedi Şehirden Turkuaz Sulara: Sardinya Maceram</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Roma üzerinden Sardinya&#8217;ya uçuşum, planladığım tatilin en heyecan verici geçişiydi – Ebedi Şehir&#8217;de geçirdiğim günler, adanın bekleyen güzelliklerini daha da değerli kıldı. Roma&#8217;ya &#8220;ebedi&#8221; denmesinin sebebi basit: Binlerce yılın bıraktığı izleri katman katman görebiliyorsunuz. İnsanlık tarihinin dönüm noktaları –Roma İmparatorluğu&#8217;ndan modern İtalyan yaşamına– bu şehrin hiç yaşlanmayan çekiciliğinde gizli. Roma detaylarını ayrı bir yazıya bırakarak, Sardinya tatilime odaklanalım: Pratik ipuçları, muhteşem plajlar ve unutulmaz anlarla dolu bir rehber sizi bekliyor.</p>



<p>Sardinya Adası, Akdeniz&#8217;in kalbinde, İtalya&#8217;nın batı kıyılarının hemen açıklarında yer alan, büyüleyici bir mücevher. İtalya yarımadasından yaklaşık 200 km batıda konumlanan ada, Fransız Korsika Adası&#8217;nın güneyinde (sadece 12 km mesafede) ve Tunus&#8217;un kuzeyinde yer alıyor; bu stratejik konumu, onu tarih boyunca çeşitli kültürlerin kesişim noktası haline getirmiş. Akdeniz&#8217;in ikinci en büyük adası olan Sardinya, 24.000 km²&#8217;lik alanıyla, dağlık iç kesimleri, verimli ovaları ve muhteşem kıyı şeridiyle çeşitlilik sunuyor. Nüfusu yaklaşık 1,6 milyon olan bu özerk İtalyan bölgesi, antik Nuraghe taş yapılarının gizemli mirası, kristal berraklığındaki plajları ve zengin gastronomi kültürüyle ünlü – örneğin, pecorino peyniri ve yerel şarapları tatmadan dönmek olmaz. Bu doğal ve tarihi zenginlikler, Sardinya&#8217;yı huzur arayan gezginler için vazgeçilmez kılıyor. Benim maceram ise Roma&#8217;dan başladı; Ebedi Şehir&#8217;in büyüleyici atmosferinden ayrılıp, yaklaşık 1 saatlik kısa bir uçuşla Sardinya&#8217;nın turkuaz sularına indim, adanın çağrısına kulak vererek tatilime yeni bir soluk kattım.</p>



<p>Sardinya&#8217;da otobüs, tren veya feribot gibi çeşitli ulaşım seçenekleri olsa da, adanın gizli koylarını ve dağlık yollarını tam anlamıyla keşfetmek için araba kiralamak şart – biz de öyle yaptık! Tüm tatilimizi Cagliari&#8217;de geçirerek, her sabah bu canlı başkentten yola çıktık; günün planını değiştirerek yeni plajlar, köyler ve manzaralar peşinde koştuk. Cagliari, Sardinya&#8217;nın güney kıyısındaki en büyük şehri ve başkenti; yedi tepe üzerine kurulu antik bir liman kenti, Fenikelilerden kalma tarihiyle dolu ve yaklaşık 150 bin nüfusuyla adanın nabzını tutuyor. Bu stratejik üs, keşiflerimizi kolaylaştırdı ve her akşam şehre dönmek, günün yorgunluğunu yerel lezzetlerle atmak için mükemmeldi.</p>



<p>Yıllardır otel yerine ev konaklamasını tercih ettiğim için, bu tatilde de, deniz manzarası sunan balkonlu bir ev kiraladık.</p>



<p>Sardinya&#8217;nın muhteşem plajlarında, her bütçeye ve tercihe göre seçenekler mevcut – paralı beach club&#8217;lar kadar, parasız alternatifler de sizi bekliyor. Benim gibi özgür ruhlu gezginler için ideal: Kendi şemsiyenizi alıp beach&#8217;in hemen dibinde ücretsiz denize girebilir, dalgaların keyfini çıkarabilirsiniz. Eğer konfor arıyorsanız, şezlong veya şemsiye kiralamak da mümkün. En güzeli, ücretsiz alanda olanlar bile beach&#8217;e serbestçe girebiliyor; barından bir içecek alıp serinleyebilir veya duş imkanlarından faydalanabiliyor. Ücretli seçeneklerde ise ortalama 50 euro&#8217;ya 4 şezlong ve 2 şemsiye düşüyor – kişi başı yaklaşık 13 euroya geliyor, ki bu lüks bir gün için oldukça makul. Bu esneklik, Sardinya tatilimi hem ekonomik hem de unutulmaz kıldı!</p>



<p>İşte Cagliari’den keşfettiğim öne çıkan plajlar:</p>



<ul><li><strong>Poetto</strong>, 8 km’lik uzun sahiliyle Cagliari’nin canlı yüzü;</li><li><strong>Chia’daki Su Giudeu</strong>, bembeyaz kumu ve sığ sularıyla aileler için ideal;</li><li><strong>Tuerredda</strong>, V şeklinde eşsiz koyuyla güneyin incisi;</li><li><strong>Costa Smeralda’daki Liscia Ruja</strong>, lüksle doğayı harmanlayan altın kumsal;</li><li><strong>Golfo di Orosei’deki Cala Mariolu</strong>, küçük çakıllarıyla botla ulaşılabilen bir gizli cennet;</li><li><strong>Cala Goloritzé</strong>, zorlu bir trekkingle ulaşılan, el değmemiş doğasıyla meditasyon gibi bir deneyim;</li><li><strong>Calamosca Beach</strong>, Cagliari’nin hemen altında, tarihi liman manzarası ve sakin sularıyla huzurlu bir kaçış noktası;</li><li><strong>Villasimius</strong>, turkuaz suları ve bembeyaz kumsallarıyla doğanın eşsiz bir hediyesi, özellikle Porto Giunco ile öne çıkıyor.</li></ul>



<p>Sardinya’da bot turları, özellikle kuzey ve doğu kıyılarında popüler. 40-80 Euro arasında değişen fiyatlarda bu turlara katılabilirsiniz. Bizim güney sahillerinde olduğu gibi büyük teknelerle bu turlar yapılmıyor. 10 kişilik zodyak botlarla ve günde 2 sefer yapılıyor. Turlar genelde 4-8 saat sürüyor.</p>



<p>Cagliari’den veya yakınlarından çıkarak deneyimleyebileceğiniz turlar:</p>



<ul><li><strong>La Maddalena Archipelago Turu</strong>: Palau veya Cannigione’den kalkan botlarla, Spargi, Budelli ve Caprera gibi adalara uğrayan bu tur, pembe plajlar ve doğal havuzlarla harika bir deneyim sunuyor.</li><li><strong>Golfo di Orosei Bot Turu</strong>: Cala Gonone’den kalkışla, Cala Luna, Cala Mariolu ve Grotta del Bue Marino mağaralarını keşfedebilirsiniz.</li><li><strong>Costa Smeralda Katamaran Gezisi</strong>: Olbia veya Porto Cervo civarından, lüks bir katamaranla Tavolara Adası’na doğru, dalış deneyimi de yaşayabileceğiniz bir tur.</li><li><strong>Cagliari Körfezi Yelken Turu</strong>: Şehrin kendi limanından, Sella del Diavolo ve Cala Fighera gibi noktalara giden kısa ve daha sakin bir seçenek.</li></ul>



<p>Sardinya’da araba kiralamanın avantajını bir kez daha yaşadığımız bir gün, Cagliari’den günübirlik Olbia’ya doğru yola çıktık – yaklaşık 3 saatlik keyifli bir sürüşle kuzeyin büyüsüne ulaştık. Olbia, Sardinya’nın kuzeydoğusunda, Costa Smeralda’nın giriş kapısı gibi parlayan bir liman şehri; yaklaşık 60 bin nüfusuyla canlı bir atmosfer sunuyor ve adanın en önemli turistik merkezlerinden biri. Roma İmparatorluğu döneminden kalma kalıntılar ve Orta Çağ’dan izler taşıyan tarihi dokusu, modern marina manzaralarıyla harmanlanırken, sokakları renkli kafeler, hareketli pazarlar ve akşamları canlanan barlarla dolu bir enerjiye ev sahipliği yapıyor. Plajları, özellikle Pittulongu ve Lido del Sole, turkuaz sularıyla denize girmek için davetkar – biz de burada bir mola verip serinledik. Cagliari’den bu kısa kaçış, adanın kuzeyindeki lüks, doğa ve canlı atmosfer dengesini keşfetmemi sağladı</p>



<p>Sardinya tatilimin bir diğer yıldızı, adanın eşsiz yeme-içme dünyası oldu.</p>



<ul><li><strong>Culurgiones</strong>: Sardinya’ya özgü bu el yapımı makarna, patates, pecorino peyniri ve nane ile doldurulup ince bir hamurla sarılıyor .Genelde domates sosuyla servis ediliyor ve her köyde farklı bir varyasyon sunuyor.</li><li><strong>Fregola</strong>: Küçük, yuvarlak irmik taneciklerinden yapılan bu geleneksel yiyecek, deniz mahsulleriyle birleştiğinde (özellikle ahtapotla) olağanüstü bir lezzet sunuyor.</li><li><strong>Porceddu</strong>: Yavaşça odun ateşinde pişirilen süt danası, ada mutfağının yıldızlarından. Baharatlı sosu ve çıtır derisiyle, Cagliari’de bir yerel restoranda tattığım bu yemek, adanın pastoral ruhunu yansıtıyordu.</li><li><strong>Zuppa di Cozze</strong>: Taze midyelerle hazırlanan bu çorba, sarımsak ve beyaz şarapla zenginleştirilmiş; sahil kasabalarında denize karşı içtiğimde, Akdeniz’in tadını damarımda hissettim.</li><li><strong>Pecorino Sardo</strong>: Sardinya’nın meşhur koyun peyniri, olgunlaştıkça keskin bir aroma kazanıyor. Çeşitli yaşlarda tattım ve her biriyle şarap eşleştirmesi yapmak ayrı bir keyifti.</li></ul>



<p>Şaraplar ise adanın ruhunu tamamlıyor. <strong>Cannonau</strong>, kırmızı şarapların kralı; yoğun meyve aromalarısı barındırıyor. <strong>Vermentino</strong>, beyaz şarap sevenler için hafif ve çiçeksi bir seçenek; Tatlılarda ise <strong>Seadas</strong> beni mest etti: Bal ile kaplanmış, pecorino dolgulu bir hamur tatlısı – sıcak servis edilince balın akışı adeta bir şölen. Bir de <strong>Pabassinas</strong> var; kuru üzüm ve cevizle yapılan bu kurabiye, kahve yanında harika gidiyor.</p>



<p>Sardinya’nın turkuaz sularında yüzdüm, Cagliari’nin dar sokaklarında tarihe dokundum, Olbia’nın canlı atmosferinde şarap yudumladım ve her lokmada adanın ruhunu tattım. Roma’dan 1 saatlik uçuşla başlayan bu macera, araba kiralayıp özgürce keşfettiğim rotalarla bir ömür anıya dönüştü. Şimdi sıra sizde: Sardinya’nın gizli koylarını, lezzetli sofralarını ve ebedi güzelliklerini keşfetmek için bavulunuzu hazırlayın – çünkü bu ada, bir kez dokunduğunuzda sizi sonsuza dek çağırır!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ebedi-sehirden-turkuaz-sulara-sardinya-maceram/">Ebedi Şehirden Turkuaz Sulara: Sardinya Maceram</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kizildenizin-kalbinde-dahab-sina-dagi-ve-sarm-el-seyhe-bir-yolculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Betül Engez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 11:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizle kurduğum bağ, zamanla bambaşka bir derinliğe evrildi. Bu dünyayı derinlemesine keşfetmek için üç yıldır tüplü dalış yapıyorum. Suyun altına her inişimde zaman kavramı kayboluyor, yerçekimi yok oluyor, dünya susuyor. Bu kez, yıllardır hayalini kurduğum Kızıldeniz&#8217;deydim. İki arkadaşımla önce Dahab’a, ardından Sina Dağı’na ve son olarak Şarm El-Şeyh’e uzanan bir rota izledik. Arkadaşlarımla bu yolculuk, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kizildenizin-kalbinde-dahab-sina-dagi-ve-sarm-el-seyhe-bir-yolculuk/">Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Denizle kurduğum bağ, zamanla bambaşka bir derinliğe evrildi. Bu dünyayı derinlemesine keşfetmek için üç yıldır tüplü dalış yapıyorum. Suyun altına her inişimde zaman kavramı kayboluyor, yerçekimi yok oluyor, dünya susuyor. Bu kez, yıllardır hayalini kurduğum Kızıldeniz&#8217;deydim. İki arkadaşımla önce Dahab’a, ardından Sina Dağı’na ve son olarak Şarm El-Şeyh’e uzanan bir rota izledik. Arkadaşlarımla bu yolculuk, sadece bir tatil değil; tam anlamıyla bir “mavera” oldu benim için.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="2048" height="1153" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5090" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3.jpg 2048w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-1024x577.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-1536x865.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-1600x901.jpg 1600w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></figure>



<p>Dahab’a ayak bastığım andan itibaren hissettiğim heyecan, daha önce hiç yaşamadığım bir merakla iç içe geçti. Her dalışımda keşfettiğim yeni bir resif, yeni bir canlı, “daha derine” gidip sualtı dünyasının ritmini yakalama isteğimi perçinledi. Kızıldeniz’in sunduğu manzara ne okuduğum kitaplarda ne de arkadaş sohbetlerinde anlatılan kelimelerle tam kavranabiliyordu.</p>



<p>Dahab’daki dalış noktalarından en etkilisi kuşkusuz Blue Hole oldu. Dünyanın en ikonik ve en tartışmalı dalış noktalarından biri. 110 metrelik dev bir mavi çöküntü. Yukarıdan bakınca rüya gibi, ama içinde dikkatle yaklaşılması gereken bir derinlik vardı. İki yıldızlı sertifikamla kontrollü bir dalış yaptım. Gözüm renklerdeydi: Mercanların arasında süzülen sarı, mavi, turuncu balıklar… Bazıları seninle göz göze geliyor, bazıları sadece geçip gidiyor. Dahab’da daha önce gittiğim Light House, bana sualtı yaşamının farklı tonlarını göstermişti; ama Blue Hole’ün sunduğu coşku bambaşkaydı. Daldıkça etrafımdaki resiflerin ve canlıların büyüsüne kapıldım. Derinliğin insanı çağırdığı, sonu görünmeyen o mavi boşlukta balıkların peşinden gitmek isterken dalış saatimin ötmesiyle fark ettim ki 43 metreye kadar inmişim. Dakikalarca o derinlikte kalmak, akciğerlerimdeki havayı nasıl kullandığımı yeniden düşünmeme neden oldu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-580x1024.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5091" width="290" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-580x1024.jpg 580w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-170x300.jpg 170w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-768x1355.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-871x1536.jpg 871w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-1161x2048.jpg 1161w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-1600x2822.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-scaled.jpg 1451w" sizes="(max-width: 290px) 100vw, 290px" /></figure></div>


<p>Zamanı bile durduran bu rengarenk dünyanın ardında aslında sessiz bir yok oluş yatıyor.</p>



<p>Ne yazık ki gerçekler bu kadar büyülü değil. Çünkü mercanlar artık ölmeye başlıyor.<br>Deniz suyunun sıcaklığı arttıkça ve sular daha asidik hale geldikçe, bu hassas ekosistem, sessizce yok oluyor. Mercanlar bir resif değil sadece, aynı zamanda deniz yaşamının temeli. Balıklar orada doğar, saklanır, büyür. Mercan öldü mü, ekosistem çöküyor.</p>



<p>Blue Hole ve çevresindeki mercanların bir kısmı şimdiden beyazlamıştı. Bunu görmek bir yandan büyüleyici, bir yandan iç burkucuydu. Çünkü orada sualtı sessizdi ama resifler bağırıyordu aslında: “Beni koruyun.” Turistik dalış aktiviteleri, kontrolsüz tekne geçişleri, kullandığımız güneş kremlerindeki kimyasallar, iklim krizi… Hepsi birer tehdit. Biz o gün çok dikkatliydik. Dalış sırasında her hareketimizi, her nefes alışımızı yavaş hesaplarken, suya karışan her damla temiz bilince eşdeğerdi adeta: Doğaya saygı, sürdürülebilirlik, bilinç…</p>



<p><strong>Sina Dağı’nda Sessizlik, Yıldızlar ve Bir Doğuş</strong></p>



<p>Dahab’dan ayrılırken içimde derin bir huzur, biraz da yorgunluk vardı. Ama gecenin içinde bir yürüyüş daha bekliyordu bizi. Yıldızların altından geçerek, Mısır’ın kutsal zirvesine ulaşacaktık. Sina Dağı. Binlerce yıldır yolculara ev sahipliği yapan, efsanelere karışmış bir yükseklik.</p>



<p>Gece 01.00’de yürüyüş başladı. Karanlık bir taş patikada, rehberimizle beraber yükseldik. Aramızda hiç konuşmayanlar da vardı, gözünü kapatıp dua edenler de. Kimse birbirine yabancı değildi, çünkü dağın eteklerinde herkes aynı sessizliğe teslim olmuştu. Soğuk içimize işliyordu ama gökyüzü hepimize battaniye gibi serilmişti. Her 100 metrede bir yıldız kaydı sanki, dilek tutmaya yetişemiyorduk.</p>



<p>Zirveye vardığımızda sabah ezanına daha vardı. Herkes sessizdi, birbirine sokulmuş battaniyelere sarılmış bekliyorduk. Sonra gökyüzü kızıllaştı. Sanki dünya yeni baştan doğuyordu. Ve biz, buna sessizce tanıklık ettik. Bu kadar büyük bir kalabalığın, bu denli susabilmesi, sanırım insanın doğayla kurduğu en saf bağlardan biri.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1600" height="1200" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5092" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p><strong>Şarm El-Şeyh’te Renkli Denizler, Sessiz Kıyılar</strong></p>



<p>Yolculuğun son durağı Şarm El-Şeyh, daha çok tatil köylerinin ve resort’ların olduğu bir kıyı kenti. Ama bu, deneyimi yüzeysel kılmadı. Aksine, sahildeki nispeten sığ sayılabilecek sularda bile gördüğüm resifler, rengarenk balıklar ve hatta deniz kaplumbağaları bana şunu hatırlattı: Kızıldeniz’in zenginliği sadece profesyonel dalışla sınırlı değil.</p>



<p>Dalış dışındaki zamanlarda şnorkelle bile su altı dünyasına tanıklık etmek mümkün. Özellikle sabah saatlerindeki kısa bir yüzme aktivitesi bile, adeta tropikal belgesel gibi geçiyor gözünün önünden.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-768x1024.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5093" width="384" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-768x1024.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-225x300.jpg 225w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-1152x1536.jpg 1152w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-1536x2048.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-1600x2133.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /></figure></div>


<p><strong>Mısır’da Gündelik Hayat, Yerel Tatlar ve Dinamikler</strong></p>



<p>Mısır’daki gündelik yaşamın bazı sürprizleri vardı. Taksi bulmak çok kolay çünkü herkes taksici. Pazarlık bu coğrafyanın bir dili gibi. Su, yemek, ulaşım fark etmeksizin ilk söylenen fiyatla son ödediğin arasında uçurum olabiliyor. Bu durum bazen komik bazen öğretici anlara sahne oluyor.</p>



<p>Yemek konusunda ise birkaç küçük lokantada harika tatlar yakaladık. Özellikle yerel mutfağı deneyimleme fırsatı buldukça o kültürle daha fazla temas kurduğumu hissettim. Tatil lüksten çok deneyime dönüştü.</p>



<p><em>Dahab’ın büyüleyici derinlikleri, Sina’nın sessizliği ve Şarm’ın renkliliği… Her biri başka bir yönüme dokundu. Suyun altında yerçekimsiz bir huzur, dağın zirvesinde evrensel bir dinginlik buldum. Ve bu yolculuk bana bir kez daha hatırlattı ki: Bazen nefes alabilmek için gerçekten derine inmek gerekiyor.</em></p>



<p></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kizildenizin-kalbinde-dahab-sina-dagi-ve-sarm-el-seyhe-bir-yolculuk/">Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin En Güzel Kamp Alanları</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/turkiyenin-en-guzel-kamp-alanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2024 12:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4750</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehir hayatının karmaşasından ve gürültüsünden uzaklaşmak, doğayla iç içe huzurlu bir tatil yapmak isteyenler için kamp alanları, ideal bir kaçış noktasıdır. Türkiye; doğal güzellikleri, zengin biyolojik çeşitliliği ve eşsiz manzaralarıyla kamp severler için adeta bir cennettir. Ülkemizin dört bir yanına dağılmış, her biri kendine özgü güzelliklere sahip sayısız kamp alanı keşfedilmeyi bekliyor… Bu yazıda, Türkiye&#8217;nin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/turkiyenin-en-guzel-kamp-alanlari/">Türkiye&#8217;nin En Güzel Kamp Alanları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şehir hayatının karmaşasından ve gürültüsünden uzaklaşmak, doğayla iç içe huzurlu bir tatil yapmak isteyenler için kamp alanları, ideal bir kaçış noktasıdır. Türkiye; doğal güzellikleri, zengin biyolojik çeşitliliği ve eşsiz manzaralarıyla kamp severler için adeta bir cennettir. Ülkemizin dört bir yanına dağılmış, her biri kendine özgü güzelliklere sahip sayısız kamp alanı keşfedilmeyi bekliyor…</p>



<p>Bu yazıda, Türkiye&#8217;nin en popüler ve en güzel kamp alanlarını derledik. Her bir kamp alanı hakkında detaylı bilgiler ve ipuçları bulacaksınız. Böylece, hayalinizdeki kamp için mükemmel destinasyonu kolaylıkla seçebileceksiniz.</p>



<h3>Türkiye&#8217;de kamp kültürü ve popüler kamp yerleri<strong></strong></h3>



<p>Türkiye, masmavi denizleri, yemyeşil ormanları, yüksek dağları ve berrak gölleri ile kamp ve açıkhava aktiviteleri için adeta bir cennet sunuyor. Son yıllarda, doğayla iç içe olmak ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyen macera tutkunları için kamp yapmak giderek daha popüler hale geldi. Kamp kültürü, sadece bir tatil seçeneğinden öte, doğayla iç içe bir yaşam tarzını da beraberinde getiriyor.</p>



<p>Doğa yürüyüşleri, dağcılık, bisiklet turları ve su sporları gibi aktivitelerle bu kültür destekleniyor. Türkiye&#8217;nin coğrafi avantajıyla yılın farklı dönemlerinde her biri birbirinden güzel farklı bölgelerinde kamp yapmak için ideal fırsatlar sunuyor. İlkbahar ve yaz aylarında Karadeniz&#8217;in yaylalarına, Ege ve Akdeniz&#8217;in koylarına gidebilir, sonbaharda ise Kapadokya&#8217;nın eşsiz manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz. Bu kamp alanları hem yerli hem de yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görüyor.</p>



<h3>Karavan kamp alanları: karavan kampı için en iyi yerler<strong></strong></h3>



<p>Özgürce seyahat etmenin ve doğayla iç içe tatil yapmanın en keyifli yollarından biridir karavan&#8230; Türkiye de karavan kampı yapmak isteyenler için zengin bir seçenek sunuyor. Türkiye hayalinizdeki karavan tatili için mükemmel rotayı oluşturabileceğiniz alanlarına ev sahipliği yapıyor:</p>



<ul><li><em>Kapadokya, Göreme:</em> Kapadokya’nın büyüleyici manzaraları, Göreme’nin doğal kaya oluşumları ve tarihi kalıntıları, kamp deneyiminize mistik bir hava katıyor.</li><li><em>Yedigöller, Bolu: </em>Yedigöller Millî Parkı etrafında konumlanan kamp alanları, doğa tutkunları için mükemmel bir seçenek sunuyor.</li><li><em>Karagöl, İzmir:</em> Karagöl Tabiat Parkı, doğal çeşitliliği ve sakin atmosferi ile göz alıcı bir güzelliğe sahip.</li><li><em>Kuşadası, Aydın</em>: Deniz kenarında karavan kampı yapmak isteyenler için ideal bir destinasyon. Bölgede konumlanan camping alanları, deniz manzarası eşliğinde huzurlu bir tatil düşleyenlerin adresi.</li><li><em>Kızılcahamam, Ankara:</em> Kızılcahamam’da bulunan Şahinler Tabiat Parkı, doğal güzellikleri ve geniş kamp alanları ile dikkat çekiyor. Karavan kampı yaparak bölgede doğanın tadını en keyifli şekilde çıkarabilirsiniz.</li><li><em>Gökçetepe, Edirne</em>: Trakya’nın gözde kamp alanlarından biri olan Gökçetepe deniz manzarası ve doğal güzellikleri ile kampçılara keyifli bir deneyim vadediyor.</li><li><em>Selimpaşa, İstanbul: </em>Silivri bölgesinde yer alan Selimpaşa kamp alanları, şehirden kısa süreli uzaklaşmak isteyenler için yakın ve mükemmel bir seçenek.&nbsp;</li></ul>



<h3>İdeal çadır kamp alanları<strong></strong></h3>



<p>Türkiye&#8217;nin dört bir yanını keşfe çıkmak ve dilediğiniz yerde çadırınızla rüya gibi bir tatil deneyimi yaşamak isterseniz bunun için de değerlendirebileceğiniz pek çok kamp alanı bulunuyor. Bu özel destinasyonları sizin için sıraladık:&nbsp;</p>



<ul><li>Akdeniz’in turkuaz suları, muhteşem plajları ve tarihî dokusuyla ünlü Kaş’ta yer alan çadır kampları, deniz ve doğa ile iç içe tatil yapmak için oldukça iyi bir imkan yaratıyor.</li><li>Ege Denizi’nin incisi Cunda Adası, doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle çadır kampı için ideal bir ortam sunuyor. Cunda’da kamp yaparken sokaklarda bisiklet turu yapabilir, adanın tarihi dokusunu keşfedebilir ve masmavi kuzey Ege’nin serin sularında yüzmenin keyfine varabilirsiniz.</li><li>Edirne’nin doğal güzelliklerinden biri olan Gökçetepe, çadır kampı için de ideal bir yerdir. Deniz kenarında veya ormanlık alanlarda kamp yaparak doğanın tadını çıkarabilirsiniz.</li><li>Saros Körfezi&#8217;nin doğal güzellikleri ile çevrili harika bir kamp alanı olan Erikli, sahilin hemen yanında kamp yapma imkânı verirken geniş plajı ve temiz deniziyle kampçılara eşsiz bir deneyim yaşatıyor.</li><li>Edremit körfezinin büyüleyici doğa harikası Kaz Dağları’nda yer alan Akaleos kamp alanı, kuş sesleri ve su şırıltıları eşliğinde doğayla iç içe huzurlu bir kamp deneyimine davet ediyor. Ormanın içindeki bu alanda, kanoya binebilir, yürüyüş ve yoga yapabilir ya da sadece dinlenebilirsiniz.&nbsp;</li></ul>



<h3>En güzel deniz kenarı kamp alanları<strong></strong></h3>



<p>Hayalinizdeki kamp tatili nasıl olurdu? Masmavi bir denizin kenarında, kumsalda uzanmış, dalga seslerini dinlerken yıldızlara bakmak mı? Öyle ise, size deniz kenarında unutulmaz bir kamp deneyimi yaşatacak en güzel kamp alanlarına göz atabilirsiniz. Hazır olun, çadırınızla Türkiye&#8217;nin muhteşem kıyılarını keşfe çıkıyoruz.</p>



<ul><li>&nbsp;Kaş ile Kalkan arasında kalan ve turkuaz rengi denizi, incecik kumları ile ünlü Kaputaş Plajı, doğayla iç içe huzurlu bir kamp deneyimi sunar.</li><li>Fethiye’nin çam ormanları ile çevrili, koruma altındaki sakin Kabak Koyu’nda muhteşem bir deniz manzarası eşliğinde doğanın tadını çıkarabilirsiniz.</li><li>Gökova Körfezi’nde yer alan Akyaka’nın güzel denizinde yüzebilir, sahil boyunca kamp yapabilir ve Azmak Nehri’nde kano turlarına katılabilirsiniz.</li><li>Hem tarihî kalıntıları hem de muhteşem manzaraları ile dünya çapında ünlü Olimpos’un kamp alanlarında çam ormanları arasında denizin tadını çıkarabilirsiniz.</li></ul>



<h3>Türkiye&#8217;deki ücretsiz kamp alanları listesi<strong></strong></h3>



<p>Gündelik hayatın koşuşturmacasından ve stresinden uzaklaşmak için doğayla iç içe olmak gibisi yok. Bu keyfi yaşayabileceğiniz en güzel aktivitelerden biri de kamp yapmak. Türkiye’nin dört bir yanında hem denizin hem de ormanın tadını çıkarabileceğiniz ücretsiz kamp alanlarını keşfetmek için hazırsanız, işte size en güzel seçenekler:</p>



<ul><li>Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Yason Burnu, küçük bir yarımadada yer alıyor. Kilisesi ve deniz feneriyle ünlü bu bölge, dalga sesleri eşliğinde huzurlu bir kamp deneyimi sunuyor.&nbsp;</li><li>Sinop’un en kuzey noktasında yer alan Hamsilos Koyu, ormanla denizin buluştuğu bir cennet. Doğal güzellikleriyle ünlü bu koy, ücretsiz kamp alanları ile gezginlerin gözde mekanlarından.</li><li>Şile’de bulunan Akçakese Plajı, şehirden uzaklaşmak isteyen İstanbullular için ideal bir kamp yeri. Bölgede hem ücretli hem de ücretsiz kamp alanları bulunuyor.</li><li>Tekirdağ‘da İğneada’nın kuzeyinde, Bulgaristan sınırında yer alan Beğendik Köyü, keşfedilmemiş doğal güzellikleri ile kamp severlerden oldukça rağbet görüyor. Tertemiz denizi ve kamp alanları ile huzurlu bir dinlenme seçeneği.</li><li>Keşan ilçesinin Mecidiye beldesindeki İtalyan Koyu, Saros Körfezi’nin serin denizinin yanında ücretsiz kamp imkânı sunuyor. Tesis bulunmadığı için hazırlıklı gitmeniz öneriliyor.</li><li>Erdek’te yer alan Narlı Plajı, tesis bulunmayan sessiz ve izole bir kamp deneyimi sunar. Denize sıfır çadır kurarak huzurun tadını çıkarabilirsiniz.</li><li>Assos’un Sivrice Koyu, duş, tuvalet ve soyunma kabini imkânlarının da bulunduğu kamp alanı çadır ve karavan kampı için ideal bir ortam vadediyor. Ayrıca yakınında kafe ve restoranlarda da yer alıyor.</li><li>Foça belediyesine bağlı İngiliz Burnu, hem karavan hem de çadır kampçıları için popüler bir destinasyon. Gün batımında muhteşem manzaralar sunan bu bölgede, antik alanları da ziyaret etmek mümkün.</li><li>Çeşme’nin ünlü Delikli Koyu, özellikle yaz aylarında oldukça popüler. Ücretsiz olan bu koyda, kalabalıktan kaçmak için daha sakin noktalara kamp kurabilirsiniz.</li><li>Urla’nın güneyinde yer alan Altınköy Plajı, ilk kez kamp yapacaklar için uygun bir alan. Duş ve benzeri ihtiyaçlarınızı çevredeki plajlarda karşılayabilirsiniz.</li><li>Seferihisar’ın Sığacık sahilinde yer alan Ekmeksiz Tabiat Parkı, hemen önünde deniz bulunan ve arkasındaki ormanla kamp yapabileceğiniz bir alan.</li><li>Kıran Dağları’nın eteklerinde yer alan Akbük Koyu, Gökova Körfezi’nin kuzeyinde bulunuyor. Şehir merkezine ise 48 km uzaklıkta.</li></ul>



<p>Türkiye’nin her bir köşesine yayılmış tüm bu kamp alanları, doğayla baş başa huzurlu ve ekonomik bir tatil yapmanıza olanak tanıyor. Çadırınızı alın, ülkenin eşsiz zenginliklerini deneyimleyerek unutulmaz anılar biriktirin!</p>



<p>Doğal güzellikleri keşfetmenin ve unutulmaz bir tatil geçirmenin harika bir yolu kamp yapmak. Fakat kamp yaparken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar da var. Bu kurallara uyarak hem doğaya saygılı bir kamp deneyimi yaşayabilir, hem de kampınızın sorunsuz geçmesini sağlayabilirsiniz.</p>



<ul><li>En önemlisi planlama. Planlama, kampın altın anahtarıdır. Gitmeden önce mutlaka kamp alanını araştırın ve isteniyorsa gerekli izinleri alın. Kamp yapacağınız yerin imkanlarını, hava durumunu ve bölgeye özgü kuralları öğrenin. Bu sayede kampınız için en uygun şekilde hazırlık yapabilirsiniz.</li><li>Hava durumunu kontrol edin ve yanınıza buna uygun kıyafetler alın.</li><li>Kampın keyfini doyasıya çıkarmak için gerekli ekipmanlara sahip olmak gerekir. Gittiğiniz yerde herhangi bir tesis olmayabileceğini göz önünde bulunduran eksiksiz bir ihtiyaç listesi hazırlayın. Özellikle yanınızda yeterli yiyecek, su ve kamp malzemeleri olduğundan emin olun.</li><li>Güvenliğiniz için bir ilk yardım çantası bulundurun, farklı hava koşulları için yağmurluk, şapka, güneş kremi gibi kritik ihtiyaçlarla böcek ve sinek sokmalarına karşın losyon ve merhem bulundurmayı unutmayın.</li><li>Doğayla iç içesiniz. Doğa size güzelliklerini sunuyor ve siz de ona saygı gösterin. Çöplerinizi geride bırakmayın, ateş yakarken dikkatli olun, doğaya zarar verecek kimyasal ürünler kullanmayın.</li><li>Kamp yerlerinin ortak bir kullanım alanı olduğu hassasiyetiyle diğer kampçılara saygılı olun, gürültü yapmaktan ve sessizliği bozmaktan kaçının.</li><li>Ve elbette tüm bunlarla birlikte her nerede kamp yapıyor olursanız olun, içinde bulunduğunuz anın tadını çıkarın!</li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/turkiyenin-en-guzel-kamp-alanlari/">Türkiye&#8217;nin En Güzel Kamp Alanları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep&#8217;te 24 Saat</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gaziantepte-24-saat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 19:31:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Size karşı dürüst olacağım: Hatırı sayılır bir süredir yemek yemedim. Günlerden Cumartesi, sabahın erken sayılacak saatleri. Direksiyon başında, Adana-Gaziantep otoyolunun orta şeridinde, 120 km/s sabit hızla ilerliyorum. Uzun yol mahmurluğu açlığımla karışmış durumda. Ötede gördüğüm ve kim bilir ne tür bir yakıtla yol alan kamyondan birkaç seçim çalışmasına yetecek kadar duman yükseliyor. Kamyonu o haliyle [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gaziantepte-24-saat/">Gaziantep&#8217;te 24 Saat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Size karşı dürüst olacağım: Hatırı sayılır bir süredir yemek yemedim. Günlerden Cumartesi, sabahın erken sayılacak saatleri. Direksiyon başında, Adana-Gaziantep otoyolunun orta şeridinde, 120 km/s sabit hızla ilerliyorum. Uzun yol mahmurluğu açlığımla karışmış durumda. Ötede gördüğüm ve kim bilir ne tür bir yakıtla yol alan kamyondan birkaç seçim çalışmasına yetecek kadar duman yükseliyor. Kamyonu o haliyle dev bir mangala benzetiyorum, dev bir tekerlekli mangala…</p>



<p>Ülkemizin en önemli ulaştırma yapılarından birisi olan ve Nurdağı ilçesinde bulunan Atatürk Viyadüğü her zamanki esintisinden bir şey kaybetmemiş gibi görünüyor. Camlardan birini açıyor, BMW X1 model otomobilimin kabinini dolduran yol şarkılarını yükseklerin tertemiz esintisiyle havalandırıyor ve Gaziantep’e varmadan önce enerjimi son bir kez tazeliyorum. Sürüşle, keşifle ve bolca “ara” öğünle değerlendirmeyi planladığım 24 saatlik Gaziantep kaçamağı başlasın!</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="469" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-1024x469.jpg" alt="KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK" class="wp-image-1544" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-1024x469.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-300x137.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-768x352.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1-1536x703.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_1.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Şehir merkezine ulaştığımda kaçınılmaz bir acelecilikle otomobili park ediyor ve soluğu 20 metrekarelik küçücük bir dükkanda alıyorum. Ocağın gerisinde iki usta, onlara yardım eden ve daracık mekanda akrobatik hareketlerle oradan oraya koşuşturan iki çırak ve geriye kalan kıymetli metrekareleri dolduran müşteriler… Spor motosikletlerde bulabileceğiniz artçı selelerini andıran daracık ve yüksek bir taburede rahat etmeye çalışarak ilk ısırığı alıyorum. Böylece dünya yeniden renkli bir yere dönüşüyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Beslenme eylemine gösterilen özen ve saygı, Gaziantep’te deneyimlenmesi gereken en kıymetli şeylerden biri</p></blockquote>



<p>Burayı lezzetli yemeklerden ibaret, tek boyutlu bir kent olarak düşünmeyin. En azından karnınız tokken… Zira Gaziantep’te deneyimlenmesi gereken en kıymetli şeylerden birisi, beslenme eylemine gösterilen özen ve saygı. Gıdanın niteliğinden ve ücretinden bağımsız olarak, yemek yemek çok kıymetli bir ritüel bu topraklarda. Dolayısıyla tabana yayılmış, zengin yemek kültürü yaşamaya devam ediyor. Şehri ziyaret etme fırsatınız olduğunda, herhangi bir esnafa selam verip yemek konusunda tavsiye isteyebilir ve konunun ne kadar ciddiye alındığını görünce beni anabilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="454" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-1024x454.jpg" alt="KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK" class="wp-image-1545" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-1024x454.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-300x133.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-768x340.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2-1536x681.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_2.jpg 1902w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dürüm formundaki ilk “ara” öğünümün ardından, sırada meşhur Elmacı Pazarı’nda alışveriş yapmak var. Tarihi bir çarşı olan Elmacı Pazarı bölgenin yemek kültürünü yaratan hemen her türden hammaddeye erişim sağlıyor. Çeşit çeşit salça, baharatlar, kurutulmuş sebzeler, soslar, şekerlemeler… Mutfakta zaman geçirmekten hoşlanıyorsanız, bu çarşıda yapacağınız alışveriş için birkaç saat ayırmanızı öneririm. Ayrıca Elmacı Pazarı’na komşu Bakırcılar Çarşısı’nda çoğu elde işlenmiş hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Nitekim, alışveriş sona erdiğinde BMW X1’in 505 litrelik bagajındaki litrelerin birçoğu lokal lezzetler ile yer değiştirmiş oluyor. Yola devam etmeden önce, 500 yıllık bir hanın avlusuna “kurulmuş” otoparkın çevresindeki tarihi kalıntıları bir süre incelemeyi ihmal etmiyorum.</p>



<p>Akşam yemeği için şehrin ünlü restoranlarından birindeyim. Yemeğin kendisine olduğu kadar, tüketildiği ortamın ambiyansına da önem veren biri olarak buradaki zamanımı kısıtlı tutmak zorunda kaldığımı itiraf etmeliyim. Şöyle ki yöresel bir yemeği tadarken, uçaktan iner inmez soluğu meşhur restoranlarda almış “gurme seyyahlar” ile çevrelenince konunun yöreselliği ve keyfi bir ölçüde zedeleniyor. Bu yüzden yemekten sonra Gaziantep Kalesi’nin yakınlarında bulunan çaycılardan birine oturuyor ve biraz soluklanıyor, biraz da ertesi günkü kahvaltım için çaycıdan öneriler dinliyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="340" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-1024x340.jpg" alt="KIYMETLİ BİR RİTÜEL: YEMEK YEMEK" class="wp-image-1546" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-1024x340.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-300x99.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-768x255.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3-1536x509.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_3.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Pazar sabahı güneşten önce davranarak, gurme seyyahlar henüz uykudayken, tarihi semte doğru sürüşe başlıyorum. İstanbul gibi bir metropolün dahi büyük ölçüde boş olduğu bu saatlerde, Gaziantep Kalesi civarındaki ciğercilerin hemen hepsini açık buluyorum. Dahası, geniş kaldırımlara kurulmuş dev mangalların başında yirmili otuzlu gruplar, ellerinde ciğer şişleriyle kendi sıralarının gelmesini bekliyor. Alacakaranlıkta parıldayan şişler ve güneşin henüz aydınlatmadığı yüzler bu insanların bir çeşit süper kahramanlık okuluna geldiğini düşündürüyor. İşte tabana yayılmış çok yönlü yemek kültüründen kastım tam olarak buydu ki söz konusu enerjiyi ünlü ve kalabalık restoranlarda bulmak bir hayli zor. Kendilerine katılmak için can attıysam da bu sabah kahvaltıda nohut dürüm yemek istiyorum. Şehrin dürüm kültürünün doyurucu, besleyici ve uygun fiyatlı tarafını temsil eden nohut dürüm, günün her saatinde tüketilebilir. Dahası vegan veya vejetaryen beslenmeyi benimseyen ziyaretçiler için nohut dürüm lezzetli bir çözüm olacaktır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Nohut dürüm şehrin doyurucu, besleyici ve uygun fiyatlı tarafını temsil ediyor.</p></blockquote>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>MAHZUN BAKIŞLI ÇİNGENE KIZI</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="454" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-1024x454.jpg" alt="MAHZUN BAKIŞLI ÇİNGENE KIZI" class="wp-image-1547" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-1024x454.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-300x133.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-768x340.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4-1536x681.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_4.jpg 1902w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Zeugma Mozaik Müzesi öğleden önce büyük ölçüde sakin görünüyor. İki bin yıllık sanat eserleriyle süslenmiş yapının iç mekan tasarımı kendinizi o dönemde hissetmeniz, o dönemi anlamanız için incelikle hazırlanmış. Öte yandan, karanlık bir odada bir çift mahzun gözle bakışırken patlayan flaşlar ve sonu gelmez selfie’ler bir noktadan sonra yorucu olabiliyor. Müzeye yolunuz düşerse gezi için iki saat ayırmanızı ve Çingene Kızı’na iyi bakmanızı tavsiye ederim. Mona Lisa Paris’te, İnci Küpeli Kız Amsterdam’da nasıl ağırlanıyorsa, mahzun bakışlı Çingene Kızı da Gaziantep’te öyle ağırlanmayı hak ediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Mona Lisa Paris’te, İnci Küpeli Kız Amsterdam’da nasıl ağırlanıyorsa, mahzun bakışlı Çingene Kızı da Gaziantep’te öyle ağırlanmayı hak ediyor.</p></blockquote>



<p>Müze gezisinin ardından şehir merkezine dönerek tarihi Tahmis Kahvesi’ne ulaşıyor ve dönüş yoluna koyulmadan önce son hazırlıklarımı yapıyorum. Gaziantep gibi bir şehri 24 saat içerisinde her yönüyle deneyimlemek mümkün değilse de Akdeniz Mavisi renkli yol arkadaşım BMW X1 ile iyi bir performans gösterdiğimize inanıyorum. Yazının başlangıcında da dediğim gibi, bu şehri güzel yemeklerin servis edildiği dev bir restoran olarak değerlendirmeyin. Yola çıkın ve bir çaycı taburesinde, Elmacı Pazarı’nın baharat kokusunda, bir dürümcü tezgahında, Çingene Kızı’nın gözlerinde veya Pazar sabahı süper kahramanlarının yüzlerinde beni hatırlayın!</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-1024x683.jpg" alt="BMW X1 model" class="wp-image-1548" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-768x513.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5-1536x1025.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/07/x_bir_yer_gaziantep_5.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gaziantepte-24-saat/">Gaziantep&#8217;te 24 Saat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçan Balığın İzinde Bir Van Macerası</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ucan-baligin-izinde-bir-van-macerasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Türe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2018 18:56:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[macera]]></category>
		<category><![CDATA[van]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Borusan Macera Kulübü, soyu tükenme tehlikesi altında olan inci kefalinin hikayesini öğrenmek üzere yola koyulur. Büyük İskender’in cenneti Nemrut Krater Gölü’nde nefes kesen bir macera ve fantastik bir Van deneyimi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ucan-baligin-izinde-bir-van-macerasi/">Uçan Balığın İzinde Bir Van Macerası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan inci kefalinin izinden düşüyoruz yollara…</p>



<p>Belki pek çoğunuz yurdumuzun bu müstesna balığının hikayesini duymamışsınızdır. İnci kefali, Van Gölü’nde yaşayabilen tek canlı türü ve soyu tükenme tehlikesi altında. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyu, inci kefalinin üremesine olanak sağlamadığı için her yıl Nisan – Temmuz ayları arasındaki üreme döneminde akıntının tersine yüzerek dereye ulaşıyor ve yumurtalarını bırakıp göle geri dönüyor. Büyük bir azimle akarsuların tersine yüzmesi, karşısına çıkan kayaları zıplayarak geçmesi ve metrelerce yükseğe sıçraması nedeniyle Uçan Balık olarak da anılıyor! Adeta bir evrim harikası!</p>



<p>Uçan balık inci kefali, Van’ın doğal ve kültürel bir mirası. Bu muhteşem canlının hikayesini öğrenmek için biz de düştük yollara. Bu esnada da Van’ın hiç duymadığımız bilmediğimiz güzelliklerine hayran kaldık.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Uçan balık inci kefali, Van’ın doğal ve <br>kültürel bir mirası.</p></blockquote>



<p></p>



<h2><strong>VAN’IN OLMAZSA OLMAZ KAHVALTISI</strong></h2>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="900" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto1.jpg" alt="VAN’IN OLMAZSA OLMAZ KAHVALTISI" class="wp-image-420" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto1.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto1-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto1-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto1-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p></p>



<p>İlk durağımız meşhur Van kahvaltısı için Bak Hele Bak Yusuf Konak Kahvaltı Sarayı oluyor. Bizi burada Van kahvaltısının mucidi Yusuf Amca karşılıyor. Masamız hazırlanana kadar Yusuf Amca, binbir çeşit esprileri, hikayeleri ve bilmeceleriyle neşemize neşe katıyor. Yusuf Amca’nın dilinden düşürmediği “Bak Hele Bak, eğitim şart” sloganı hepimizin çok hoşuna giderek dilimize pelesenk oluyor. Meşhur Van Kahvaltısı onlarca farklı lezzetle önce gözlerimize ardından midemize şenlik yaşatıyor. Van’ın kendine has tatları olan otlu peyniri, un yumurta ve tereyağı karışımıyla yapılan murtuğası ve Urartular zamanında askerlerin uzun savaşlarda besin olarak tükettikleri, buğdayın kavrularak öğütülmesi sonucu oluşan unun, yağ ile karıştırılarak servis edildiği kavutuyla bambaşka bir kahvaltı deneyimi yaşıyoruz.</p>



<h2><strong>AH TAMARA!</strong></h2>



<p>Enerjimizi yükselten harika bir kahvaltının ardından Akdamar Adasını keşfe çıkıyoruz. Rivayete göre bu adada yaşayan keşişin Tamara adında çok güzel bir kızı vardır. Çevre köylerden bir genç, gönlünü bu kıza kaptırır ve kız da bizim gence vurgundur. Tamara, her gece elinde bir lambayla yerini belli ederek genci bekler ve bizim aşık genç de karanlık sularda ışığı takip ede ede yüzerek adaya ulaşır. Ardı arkası kesilmeksizin her gece buluşmaları devam eder ve genç, gün aymadan tekrar yüzerek geri döner. Bunu öğrenen keşiş çok sinirlenir, deliye döner ve aşıkları ayırmak için bir plan hazırlar. Keşiş, fırtınalı bir gecede elinde fenerle sürekli yer değiştirerek genci boşa yüzdürür. Fırtınanın etkisiyle dalgalar iyice sertleşir ve fener ışığını takip eden genç, gücü tükenip de sulara gömülürken son nefesiyle “Ah Tamara” diye haykırır ve sesi yankılanarak Tamara’ya kadar ulaşır. Aşığının feryadını duyan Tamara’da kendini suya atarak boğulur. Ve aşkları Van Gölü’nün derin sularına gömülür. Bugünden sonra adanın adı “Ahtamara”, “Ahtamar” ve “Akdamar” olarak günümüze ulaşır.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="675" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto2.jpg" alt="Akdamar kilisesi" class="wp-image-421" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto2.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto2-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto2-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto2-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p></p>



<p>Adadaki Akdamar kilisesi 900’lü yıllarda yapılmış, ilk zamanlarında saray kilisesi olan yapı daha sonra manastır kilisesi haline getirilmiş. Kilisedeki onlarca farklı figür ve tasviri büyük bir hayranlıkla inceleyip fotoğraflarımızı da çektikten sonra keşfimizi tamamlayıp kendimizi Van Gölü’nün sodalı sularına bırakıyoruz.</p>



<p>Van Gölü yapısı bakımıyla dünyanın en büyük sodalı, Türkiye’nin de en büyük gölü. Suyun sodalı olması nedeniyle ellerinizde ve vücudunuzda bir kayganlık hissediyorsunuz. Pırıl pırıl olan cam gibi suda, ada manzarasına karşı yüzerek hem ruhumuzu besleyip hem de bedenimizi dinlendirdikten sonra saatin de ilerlemesiyle birlikte kamp alanına ulaşmak için yola koyuluyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Van Gölü, dünyanın en büyük sodalı, <br>Türkiye’nin de en büyük gölü.</p></blockquote>



<h2><strong>MACERA İÇİNDE MACERA</strong></h2>



<p>Havanın kararmış, dağ yolunun da yüksek, dik ve derin yamaçlara sahip olması nedeniyle yavaş ve dikkatli bir şekilde kamp alanına varıyoruz. İki ayrı araç halinde geldiğimiz diğer araçtaki iki arkadaşımızdan, varışımız üzerinden bir saat geçmesine rağmen haber alamıyoruz. Şehirden uzakta ve dağların arasında olduğumuz için telefon çekmiyor. Bir araç arama yapmaya çıkıyor. Bu arada sandalyenin üzerine çıkıp telefonu olabildiğince yukarı kaldırdığımızda sinyalin çok düşük seviyede gelip gittiğini fark etmemizle birlikte Jandarmayı durumdan haberdar ediyoruz ve Afad ile birlikte devreye giriyorlar.</p>



<p>Yaklaşık beş saat sonra haber alamadığımız arkadaşlarımıza ulaşabiliyor ve girdikleri yanlış yolda toprağa saplandıklarını, saplanmış oldukları yeri saatlerce kazarak çıkabildiklerini ve jandarmayla buluşmak üzere şehir merkezine döndüklerini öğreniyoruz. Jandarma ve Afad kendileriyle hatıra fotoğrafını da çektikten sonra tekrar yanımıza ulaşmak üzere yola koyulduklarında bu sefer de tekerlekleri patlıyor ve tüm olumsuzluklara rağmen yanımıza ulaşıyorlar. Arkadaşlarımızın da gelmesiyle hepimiz keyifleniyor ve daha ilk geceden yıllarca unutulmayacak bir anıya imza atıyoruz.</p>



<p>Sözün özü; böyle bir yolda yolculuk yapacakların imdat fişeği, kürek, fener ve telsiz gibi araçları yanlarında bulundurmaları hayati önem taşıyor.</p>



<h2><strong>BÜYÜK İSKENDER’İN CENNETİ: NEMRUT KRATER GÖLÜ</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="675" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto3.jpg" alt="BÜYÜK İSKENDER’İN CENNETİ: NEMRUT KRATER GÖLÜ" class="wp-image-422" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto3.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto3-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto3-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto3-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p></p>



<p>Yeni güne uyanmamızla birlikte kamp alanının güzelliğinin farkına varıyoruz. İki göl arasında, dört tarafı dağlarla çevrili bir doğa harikasının tam ortasındayız. Ilıgöl manzarasına karşı hazırlamış olduğumuz kahvaltımızı yaptıktan sonra Nemrut Dağı zirvesine hiking yapmak için hazırlıklarımızı tamamlayıp yola koyuluyoruz. Öncelikle buhar bacalarını görmeye gidiyoruz. Kayaların arasından çıkan sıcak buharı gördüğümüzde şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz, adeta doğal bir sauna.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Buhar bacaları, kayaların arasından çıkan <br>sıcak su buharıyla adeta doğal bir sauna.</p></blockquote>



<p>Yaklaşık üç saatlik zorlu tırmanışın sonunda 2950 metrelik zirveye ulaşmanın mutluluğu ve heyecanı iliklerimize kadar işliyor. Tüm detayıyla eşsiz benzersiz bir doğa harikası olan Nemrut ayaklarımızın altında! İki saatlik inişimizin de ardından tatlı yorgunluğumuzu “Büyük İskender’in Cenneti” olarak da bilinen Nemrut Krater Gölü’nün buz gibi sularında atıyoruz. Dünyanın ikinci, Türkiye’nin de en büyük krateri olan Nemrut Krater Gölü, volkanik bir patlama sonucunda oluşmuş. Anıldığı gibi adeta yeryüzünde bize cenneti yaşatıyor. Kamp alanına döndükten sonra akşam yemeğimizi yiyor, ateşimizi yakıyor, şarkılar ve hikayeler eşliğinde dinleniyoruz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="675" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto5.jpg" alt="Kamp alanına döndükten sonra akşam yemeğimizi yiyor, ateşimizi yakıyor, şarkılar ve hikayeler eşliğinde dinleniyoruz." class="wp-image-423" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto5.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto5-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto5-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_foto5-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<h2><strong>BEKLENMEDİK BİR MİSAFİR: BOZ AYI</strong></h2>



<p>Saatin gece yarısını geçmesiyle birlikte karanlıkta yalnızca ışıklarını görebildiğimiz, 50 metre aşağımızdaki grupta bir hareketlilik oluyor. Ardından bize doğru gelip bir boz ayı gördüklerini ve yakına bıraktıkları yiyecekleri ayının alıp götürdüğünü söylüyorlar. Çevrede ayıların olduğu rehberlerimiz tarafından birçok kez anlatılmıştı fakat şimdi yakınlarımızda olduğunu bilmek hem bir tedirginlik hem de heyecan yaşatıyor. Kokuya çok duyarlı hayvanlar olduğu için, yiyeceklerimizin ağzını sıkıca bağlıyor ve kalanları da uzak bir alana bırakıyoruz. Hiçbirimiz karnı aç bir ayıyla karşı karşıya gelmek istemeyiz sanırım. Aşağı gruptaki hareketlilik gece boyunca birkaç defa tekrarlıyor. Muhtemelen ayı dostumuz yemek bulduğu alanı çok seviyor ve etrafından uzaklaşmıyor. Biz de közde kahvelerimizi içerek gecemizi tamamlıyoruz.</p>



<h2><strong>İNCİ KEFALİNİN AZMİ</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="800" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_incikefali.jpg" alt="İNCİ KEFALİNİN AZMİ" class="wp-image-424" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_incikefali.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_incikefali-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_incikefali-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/van_incikefali-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<p></p>



<p>Son günümüzde Erciş Balık Bendi’ne giderek, Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş hocamızdan nesli tükenmekte olan inci kefalinin hikayesini dinliyoruz. Özellikle üreme döneminde kaçak avlanan balıkçılar yüzünden inci kefalinin nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Yumurtalarını tatlı sulara bırakmak için yola koyulan çılgın inci kefali, önüne çıkan hiçbir zorluğa aldırış etmeden azimle akarsuların tersine yüzüyor. Karşısına çıkan engelleri aşmak için defalarca kez tekrar tekrar atlıyor, zıplıyor, uçuyor. Durmadan, yemeden, içmeden inandığı yolda azimle ilerliyor ve hedefine varıyor.</p>



<p>Belli ki bizim de ince kefalinden öğrenecek çok şeyimiz var: Onlarca, belki yüzlerce defa korkmadan tekrar tekrar denemek, bir inci kefali misali azmederek zafere ulaşmak!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ucan-baligin-izinde-bir-van-macerasi/">Uçan Balığın İzinde Bir Van Macerası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Size Eskişehir’de Deniz Var Desem?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/size-eskisehirde-deniz-var-desem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semiha Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Aug 2018 21:18:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eskişehir’in Çifteler ilçesinde, Sakarya Nehri’nin doğduğu nokta, dalış yapmayı sevenler için yeni bir rota.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/size-eskisehirde-deniz-var-desem/">Size Eskişehir’de Deniz Var Desem?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Eskişehir mi? Orada deniz mi var nereye dalıyorsun?” dedirten, duyanın şaşkınlığını gizleyemediği bir yerden bahsedeceğim size. Evet Eskişehir’de deniz yok ama çok enfes bir su kaynağı var. Eskişehir’in Çifteler ilçesinde, Sakarya Nehri’nin doğduğu nokta. Sakaryabaşı olarak da biliniyor. Yeni bir dalış noktası. Çevresinde sobalı bir cafe dışında tesis denebilecek bir mekan bulunmuyor.</p>



<p>Dalışımı Ocak ayında gerçekleştirdiğim için dalış sonrası cafedeki soba harika bir ayrıntıydı. Hazır azotu da almışız, keyifler yerinde ve sobanın başında, termosta getirdiğim sıcacık kahvemi yudumlamak paha biçilemezdi. Mont ve bot eşliğinde donarak gittiğim bölgede dışarısı korku filmlerini andıracak kadar sisli ve buzlu olmasına karşın, suyun altı cennet gibiydi, üstelik su sıcaklığı 20-22 derecelerdeydi.</p>



<p>Bölgede 4 dalış noktası var: Kırkkız, Karaburgu, Büyük ve Küçük Havuz (Gökgöz).</p>



<p>Dalış yaptığım Karaburgu, Büyük ve Küçük Havuz (Gökgöz) bölgelerindeki deneyimlerimi paylaşacağım. Maalesef Kırkkız’a dalış yapamadık, gittiğim dönemde o bölge kapalıydı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="720" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto1c.jpg" alt="Karaburgu" class="wp-image-434" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto1c.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto1c-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto1c-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<h2><strong>BOZKIRIN ORTASINDAKİ VAHA: KARABURGU</strong></h2>



<p>İlk dalış noktamız, Karaburgu benim favorim oldu.</p>



<p>Nehir dedim değil mi, dalış noktasına sırtımızda tüplerle sisli puslu havada, sazlıkların arasından yürüyerek, kafamızda “Nereye gidiyoruz biz?” sorusuyla ilk noktamıza ulaşıyoruz. Hazırlıklar tamamsa haydi bakalım dalıyoruz. Suyun içini gördüğüm anda gözlerime inanamadım. “Bozkırın ortasındaki vaha” denmemiş boşuna, suyun içi dışı bir değildi.</p>



<p>Karaburgu mevkiindeki kaynağın olduğu noktaya mavi delik adı veriliyor. Suyun berraklığı inanılmaz. Renkler zaten harika; mavi ve yeşilin dansı desek yalan olmaz. Kocaman yayın balıklarını görmezden gelirseniz, kendinizi kırda bahçede geziyor hissedebilirsiniz. Buradan istediğiniz kadar su da içebiliyorsunuz.</p>



<p>Aşağıdan kaynayan su, kabarcıklar yaparak kumları havalandırıyor. Suyun kuvvetinden maske suratınızdan çıkacak sanıyorsunuz. Bir de kabarcıklara dokunmak çok eğlenceli.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="640" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto2c.jpg" alt="Büyük Havuz" class="wp-image-435" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto2c.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto2c-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto2c-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<h2><strong>AKVARYUMDAKİ BALIK MİSALİ</strong></h2>



<p>İkinci dalış noktamız Büyük Havuz. Karaburgu’dan sonra, burada görüntü yok denecek kadar azdı, su fazlasıyla bulanıktı. Ancak kocaman sazanları görmeye engel değildi. Bir süre dalışın tadını çıkarıp son noktamız olan Küçük Havuz’a geçiyoruz.</p>



<p>Üçüncü dalış noktamız Küçük Havuz (Gökgöz). Dışarıdan ufacık görünüp içerisinde çok uzun zaman geçirilebileceğiniz canlılık ve berraklıkta bir yer. 4 metre civarındaki derinliğiyle Gökgöz akvaryum, ben balık adeta.</p>



<p>Su altında adeta bir renk cümbüşü vardı: Yengeçler, endemik karidesler, çöpçü balıkları, salyangozlar ve müthiş sevimli yeşiller… Havuzun tank gibi bir yere açılan bir de kapısı var, buradan geçerken suyun gücü paletimi kapıp götürüyordu. Biraz dikkat etmek gerek sanki.</p>



<p>Hazır aklımdayken, dalış için özel bir nokta olan Çifteler, irtifa dalışı olarak geçiyor. İrtifa dalışı; deniz seviyesinin üzerindeki bölgelere yapılan (nehir, mağara, göl) dalışlara verilen isim.Dalış defterimde bir irtifa dalışım olmasa mıydı? Kusur mu kalsaydım?</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="540" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto3c.jpg" alt="Küçük Havuz (Gökgöz)" class="wp-image-436" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto3c.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto3c-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/foto3c-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>Tatlı su dalışında, tuzlu suya göre daha az miktarda ağırlık takıyoruz. Sudan çıktığımızda ekipman yıkamak gibi uğraşlar olmuyor çünkü tertemiz kaynak sudan çıkmışsın, oh miss! 3 dalışı tek tüple tamamlamak da ayrı bir güzellikti.</p>



<p>Yanınıza şnorkelinizi alıp Karaburgu’da scubasız suyun tadını çıkarabilirsiniz.</p>



<p>Eskişehir’e gitmişken Çerkez çorbası, Çerkez böreği ve çiğ börek yemeden dönmeyin. Dalış noktasının yakınındaki yerde normal dönemde balık yenilebiliyormuş ama bizim gittiğimiz dönem sanırım normal değildi, biraz aç kaldık. Yanınızda hafif yiyecek bir şeyler götürmeniz faydalı olabilir. Sağlıcakla dalın!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/size-eskisehirde-deniz-var-desem/">Size Eskişehir’de Deniz Var Desem?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’dan Kaçış</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/istanbuldan-kacis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jul 2018 23:38:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir otomobil meraklısı İstanbul içerisinde unutulmaz sürüş maceraları yaşadığı favori rotasını anlatıyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/istanbuldan-kacis/">İstanbul’dan Kaçış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün İstanbul’dan kaçacağım.</p>



<p>Evden hevesle çıkıp otoparka doğru adımlamaya başladığım anlarda, henüz uykuya doyamamış şehrin sessizliğinden dolayı nefeslerimi duyuyorum. Otomobilin sürücü kapısını içeriden kapattığımda, yan odada uyuyan bebek muamelesi yaptığım metropolü uyandırmak çekincesiyle, motoru çalıştırıyorum. Bugün İstanbul’dan kaçacağım. Bugün İstanbul’da yaşamak sanrısıyla geçirdiğimiz fakat gerçekte şehrin göze çarpmayan bir yerinde unutulduğumuz sıradan günlerden farklı olsun diye, İstanbul’dan kaçacağım. Fakat bu kaçış gazetelerin hafta sonu eklerine yakışacak birkaç yüz kilometrelik bir uzaklaşma değil, aksine, şehrin özüne yakınlaşma niteliğinde olacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bu kaçış bir uzaklaşma değil, <br>aksine şehre yakınlaşma niteliğinde olacak.</p></blockquote>



<p>Günlerini buzdolabı renkli filo otomobillerinin, ticari araçların ve metrobüslerin altında kalarak geçiren E5 karayolu bu saatlerde bambaşka görünüyor. Her bir sokak aydınlatması, bugünkü yol arkadaşım olan BMW X2’nin galvanik sarı renkli gövdesinde ışık şovları yapıp sahneyi komşu sokak aydınlatmasına bırakırken, kendimi şimdiden çok özgür hissediyorum.</p>



<p>Bugün sigorta şirketlerinin muhtemel dolu yağışı hakkında uyarı SMS’leri yolladığı, mahalle sakinlerininse otomobillerini kilimlerle korumaya çalıştığı ‘o gün’. Havadaki ağırlık kabine kadar girmeyi başarıyor ancak çok sevgili bir arkadaşla kahvaltıda buluşacak olmanın hafifliği içimi renklendiriyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yalcin_arsan.jpg" alt="Yalçın Arsan" class="wp-image-455" width="299" height="358" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yalcin_arsan.jpg 640w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yalcin_arsan-250x300.jpg 250w" sizes="(max-width: 299px) 100vw, 299px" /></figure></div>


<p>Arkadaşımla tanışın: Yalçın Arsan. Kendisi eski otomotiv profesyoneli, yeni köylü. Ege kıyılarının sivri bir köşesinde inşa ettiği evi için ayırdığı zamanların dışında, günlerini İstanbul’da geçiriyor. Adını hepimizin çok iyi bildiği bir kahvecide oturmadan evvel kısa bir otomobil yolculuğu yapıyor ve uzun zamandır görüşmemiş olmanın verdiği plansızlıkla, her şeyden konuşmaya başlıyoruz.</p>



<p>Modern zamanların yerleşik değerlerimizi tüketme hızından, otomotiv sektörünün bugününden ve hatta Moda semtinin kira fiyatlarından dem vurduktan sonra konu kültür ve değerlere geliyor. Koca koca organizasyonlara danışmanlık hizmeti veren Yalçın abiye kültür kavramını bireyler ve bireylerden oluşan kurumlar için ne kadar önemli bulduğunu soruyorum. Bir saniye bile duraksamadan, beklediğimden daha kısa, net bir cevap veriyor: Kritik.</p>



<p>Kültür kavramının bireyler için olduğu kadar ürünler için de kritik olduğunu savunduktan sonra eğitmen gömleğimi istemsizce giyiyor ve arkadaşıma BMW X2’yi anlatmaya başlıyorum: 2016 yılının Paris Otomobil Fuarı’nda konsept olarak tanıtılan bu otomobilin en kayda değer yanı, tasarımcıların konsept hazırlarken sahip oldukları oyun alanını daraltmaksızın seri üretime geçmiş olması. Bir diğer deyişle, BMW X2 tasarımıyla sivrilmekten ve geldiği yeri vurgulamaktan çekinmeyen, cesur bir ürün. Markanın yetmişli yıllarda ürettiği coupe otomobillerinde kullanılmış ‘C direği logosu’nun onca sene sonra X2 ile geri dönmüş olmasında önemli bir mesaj gizli. Dahası, tasarımsal cesaretin ve BMW geleneklerinin sürüş özelliklerine yansıtılmış olduğunu da söylemeliyim (yazar arkadaşınız burada konuşur, konuşur ve konuşur…)</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="720" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2.jpg" alt="BMW X2" class="wp-image-456" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/istanbuldan_kacis_cover2-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p>Konudan konuya atlıyor, masamızdaki kahveleri fikirlere dönüştürüyor ve hiç acele etmeden üç saat geçirdikten sonra ayrılıyoruz. Gündelik hayatımızda yer alan fakat rutinin baskısından dolayı durup iki dakika sohbet edemediğimiz nice kıymetlilerin hakkını veremeden geçen zamana gönül koyuyor ve Moda sokaklarını X2 ile keşfe çıkıyorum. Bu sürede bir kediyle, bir kitapçıyla ve emekli bir hanımefendi ile sohbet ediyor ve İstanbul’un ortasında, alıştığım İstanbul’dan arınarak dakikalar geçiriyorum.</p>



<p>Bilginin güncelliği bir bağımlılık mı yoksa ihtiyaç mı açıkçası bilmiyorum. Fakat öğle yemeği sonrasında kendimi Yeniköy kahvelerinden birinde eposta okurken bulduğum için asla şikayetçi değilim. Yeniköy günün bu saatlerinde sessizliği ve huzuruyla Cumhuriyet dönemi edebiyatında anlatıldığı gibi hissettiriyor. İşlerimi Yeniköy huzuruyla tamamlıyor ve sahil yolu boyunca kuzeye doğru ilerlemeye koyuluyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="610" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy.jpg" alt="BMW X2, Yeniköy" class="wp-image-457" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy-300x191.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/yenikoy-768x488.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Yazımın daha önceki bölümlerinde BMW X2’nin sadece tasarımıyla değil, sürüş özellikleriyle de markanın geleneklerine bağlı kaldığını ifade etmiştim. Günümün bir sonraki bölümünde bu durumun tadını çıkarmak ve otomobili çok sevdiğim Bahçeköy-Kemerburgaz orman yolunda deneyimlemek istiyorum. Unutulmaz sürüş maceralarımın birçoğuna zemin olan bu rota, gökyüzünden ormanın derinliklerine bırakmış dev bir çubuk makarna gibi yorulmaksınız kıvrılır ve böylece, benim gibi sürüş düşkünlerine oyun alanı olur. BMW X2’nin direksiyon, süspansiyon ve gaz pedalı gibi sürüşe dair bütün değişkenlerini Sport moduna alıyor ve her karışını ezbere bildiğim rotayı hızla geride bırakıyorum. Sürüş keyfinin artık önemsenmediğini düşünen gelenekçi otomobil severler bu deneyime eşlik etsin isterdim zira X2 yüksek gövdesini ustaca yönlendirirken fizik kurallarını manipüle ediyor ve göründüğünden çok daha sportif hissettiriyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bahçeköy- Kemerburgaz orman yolu <br>unutulmaz sürüş maceralarına zemin olan bir rota.</p></blockquote>



<p>Kaliteli bir sürüş deneyimi çok boyutlu ve yorucudur. Bu yüzden, ekranınızı süsleyen fotoğrafların hazırlığı için Karaköy’ün yolunu tuttuğumda, yorgunluğum ile fotoğrafların neye benzeyeceğine dair tahminler yürütmenin heyecanı çarpışıyor. Fotoğraf hazırlığı demişken, açıklayayım: Bu hikayede gördüğünüz tüm fotoğrafları 35mm film ile kaydettim. Bir diğer deyişle gördüğünüz fotoğraflar analog bir kamerayla çekildi ve eski günlerdeki gibi, kimyasalların içinde banyo edildikten sonra dijital dünyaya aktarıldı. BMW X2 gibi cesur bir otomobili riskli bir teknikle fotoğraflama düşüncesinin cazibesine kapılmam umarım gözlerinize iyi gelmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="640" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir.jpg" alt="Karaköy" class="wp-image-458" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/sehir-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Karaköy’deki tarihi bir kiliseye kurulmuş çorbacıda hafif bir akşam yemeği için mola verdikten sonra, ağır bir trafiğin içine dalıyor ve evimin yolunu tutuyorum. Yolda, onlarca arka farın ardında hareketsiz beklerken, gündelik telaşelerimize kapılıp hızla geride bıraktığımız zamanda açılacak tek günlük bir paranteze ne çok şey sığabileceğini düşünüyorum. Dahası İstanbul’dan kaçmanın şehre sırt çevirmek anlamına gelmediğini doğrulamanın ve şehrin tam içinde zamanı yavaşlatabilmenin huzurunu duyuyorum.</p>



<p>Güne klasik müzikle başlayan kitapçılar, eski mahallelerin saygıdeğer emeklileri, sokak hayvanları, boş park yerleri, orman yolları, analog fotoğraf stüdyoları, tarihi yapılar ve en önemlisi kıymetli dostlarınız şehirde sizi bekliyor. Şehirden kaçın. Bulun onları!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/istanbuldan-kacis/">İstanbul’dan Kaçış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pembe Salyangozlar Arasında Tazlar</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pembe-salyangozlar-arasinda-tazlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Şahmaran]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Oct 2017 23:37:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tazlar 38-30’ Çiftliği yeryüzünde isminde geçen koordinatların üzerinde bulunan, Afyon’a bağlı sevimli bir manda yetiştiriciliği alanı. Toprak parçalarının bölüşülüp, paylaşılmak için uğruna nice canların gittiği, kanların döküldüğü bir dünyada, bir çiftliğin sadece bu koordinatlar ile isimlendirilmiş olması, daha görmeden ilgimi çekmişti. Global bir bakış açısı ile verilen bu ismin anlamını, çiftliği gezerken daha net anladım. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pembe-salyangozlar-arasinda-tazlar/">Pembe Salyangozlar Arasında Tazlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>

Tazlar 38-30’ Çiftliği yeryüzünde isminde geçen koordinatların üzerinde bulunan, Afyon’a bağlı sevimli bir manda yetiştiriciliği alanı. Toprak parçalarının bölüşülüp, paylaşılmak için uğruna nice canların gittiği, kanların döküldüğü bir dünyada, bir çiftliğin sadece bu koordinatlar ile isimlendirilmiş olması, daha görmeden ilgimi çekmişti. Global bir bakış açısı ile verilen bu ismin anlamını, çiftliği gezerken daha net anladım. Zira doğayı kocaman bir sanat müzesine çevirme çalışmaları ve her milletten özel mimari tasarım fikirleriydi burayı bu şekilde düşünmeme neden olan.

</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="720" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/3830CIFTLIGI-SELECTION_032.jpg" alt="Tazlar 38-30’ Çiftliği" class="wp-image-772" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/3830CIFTLIGI-SELECTION_032.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/3830CIFTLIGI-SELECTION_032-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/3830CIFTLIGI-SELECTION_032-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<h2><strong>YOLCULUK BAŞLASIN</strong></h2>



<p>Yolculuğumuz cumartesi sabahı 07.30 gibi Levent durağından başladı. Hava yağmurluydu fakat çok serin değildi. Borusan’ın farklı gruplarından ve departmanlarından çalışanlarının bir araya geldiği neşeli bir ortam vardı. Tanışma ve kaynaşma fırsatımız oldu. Yaklaşık 45 dakikalık bir kahvaltı molasından sonra Afyon sınırlarına girdik.</p>



<p>Afyon coğrafyası, yeşille sarının arasında gidip gelen, iklimi karasal, etrafı dağlarla örülü şirin bir il. Yolculuk boyunca internetten nereleri mutlaka görmem gerektiğini araştırıp durdum. Fakat sürekli karşıma kaymak methiyeleri çıkıyordu. Okudukça karnımın acıktığını hissettim. Bizi taşıyan otobüs nihayet ilk gezi durağına yaklaştığında 38-30’ çiftliğine geldiğimizi öğrendim. Evet, onca kaymak görselinden sonra gelebileceğim en cazip yere gelmek üzereydim. Uzaktan sonsuz arazinin içinde ufak ve yalnız gözükse de yaklaştıkça büyüyen bir çiftliğe yaklaşıyorduk. Ayağımı toprağa bastıktan sonra yaşayacaklarım çok özel ve yeni tecrübelerdi.</p>



<p>Bir çiftlik hayal edin ki, İtalya’dan getirilen su mandalarının sesleri ile yağmur damlalarının birbirine karıştığı, göz alabildiğine geniş bir arazi. Öyle bir arazi ki, hem süt ürünleriyle başınızı döndürecek bir lezzet durağı, hem de dünyanın en sevimli canlılarını barındıran bir hayvan cenneti.</p>



<p>Çiftlik çalışanları, bizi sanki tanıdıkları bir akrabaları gelmişçesine içten ve sıcak karşıladılar. Aynı zamanda hepsinin birer Borusan çalışanı olduğunu öğrendiğimiz bu insanlar, bize ilk olarak birçok farklı peynirin ve süt ürünlerinin üretildiği mandırayı gezdirdiler. İçeride çalışan İtalya’dan gelmiş şeften tutun da, tüm çalışanları bizlere tanıttılar ve üretim aşamaları hakkında bilgi sahibi olduk.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="677" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/manda2.jpg" alt="Tazlar 38-30’ Çiftliği" class="wp-image-773" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/manda2.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/manda2-300x212.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/manda2-768x542.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>Daha sonra hayvanların olduğu bölgeye geçtik. İşte buradan sonrası inanılmaz keyifliydi. Birkaç günlük manda yavrularından, kocaman ineklere kadar hepsi birbirinden sevimli ve sağlıklıydı. Yağan yağmur yüzünden ayakları kayan yavrular, ekibimizi oldukça eğlendirdi. Annelerin yavruları ile olan iletişiminden, süt verme miktarlarına kadar daha önce bilmediğim şeyleri öğrenme ve gözlemleme fırsatım oldu.</p>



<p>Çiftliği gezerken, her yerde çingene pembesi renginde büyük salyangozları görüyordum. Bunun anlamını sorduğumuzda “Yavaş, sakin ve dingin bir yaşamı” simgelediğini öğrendik. Ahmet Kocabıyık, Amerika’dan getirmiş onları.</p>



<p>“Avrupa’dan yola çıkan ‘Yavaş Yemek’ hareketi dünyaya yayıldı ve yemek kültürüyle sınırlı kalmayıp keyifli bir yaşam prensibine dönüştü. Günden güne de gelişiyor.” Bu akımın ilk kıvılcımı İtalya’da, 1986’da ‘Yavaş Yemek’ hareketiyle başlıyor. Gazeteci Carlo Petrini önderliğinde, insanları ne yediklerine bakmaya davet eden bir hareket bu. İşte bu çiftliğin de ziyaretçilerine vermek istediği mesaj, tam olarak da bu.</p>



<h2><strong>KAYMAK ZİYAFETİ</strong></h2>



<p>Çiftlik gezisi, açık hava derken iyice acıkan karnımızın nasıl bir ziyafet çekeceğini bilmeksizin atladık otobüse. Köyün içine doğru girmeye başladık ve muhtarlık önünde aracımız durdu. Hepimizi teker teker ilgiyle karşılayan ahali, içeride bize muhteşem bir sofra hazırlamıştı. Çiftlikten çıkan ve nihayet tadına bakma fırsatı yakaladığımız o meşhur kaymak, ünlü Afyon sucuğu, lokum kıvamında peynirler ve birbirinden leziz köfteler. Doğal, hafif ve harikaydı. Diyet, kalori düşünmeden masada ne varsa bol bol tattık. Ortam o kadar samimiydi ki, tabaklarımız bitmeden tekrar dolduruyorlar ve her şeyi tatmamızı ayrı ayrı istiyor, hatırlatıyorlardı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="594" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/tazlarmuhtarlik2.jpg" alt="KAYMAK ZİYAFETİ" class="wp-image-774" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/tazlarmuhtarlik2.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/tazlarmuhtarlik2-300x186.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/tazlarmuhtarlik2-768x475.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>Tüm köyün de Borusan Grubu’na çalışan olarak dahil edildiğini sohbet sırasında öğrendik. Mahalle ahalisinin içinde Borusan’dan emekli olmuş ve oraya yerleşmiş çalışanlar da vardı. Biraz departman muhabbeti, biraz da emeğin verdiği huzur ile bu sakin hayatı dengeleme hali. İşte köydeki ambiyans bu ikisinin karışımıydı. Uzun yıllar çalıştıktan sonra, eninde sonunda yaşamak ve sahip olmak istediğimiz alan, bir parça doğal bir ortam ve sakinlikten başka bir şey değildi.</p>



<p>Yemeğin ardından küçük bir köy turu yapalım istedik, hava koşullarından dolayı pek yayılamasak da ekipçe hızlı bir koşu ile ortamı kolaçan etmekte üstümüze yoktu. Ardından tekrar aracımıza geri döndük ve bu sefer çiftliğe, sanat müzesine doğru yol aldık.</p>



<h2><strong>BORUSAN SANAT MÜZESİ</strong></h2>



<p>Çiftliğin içinde geniş bir alan sanat müzesi için ayrılmış. Çalışmalara henüz yeni başlanmış. Kazakistan’dan 2015’te çiftliğe gelen inşaat mühendisi ve ekibi sahadaki çalışmalardan ve çiftliğin bölge ekonomisine katkılarından bahsetti. Kendisinden, sanat müzesi ile ilgili aldığımız bilgiler ışığında 15 adet pavilyon yapılacağını öğrendik.</p>



<p>Pavilyonlardan birisi üç adet göletten oluşacak. Bir İngiliz sanatçının eseri olan bu pavilion,&nbsp;<em>Büyük Patlamayı</em>&nbsp;anlatacak. Birinci gölette büyük patlama ve ilk yaşam evreleri, ikinci gölette canlı ve mikroorganizmaların oluşumu, üçüncü gölette ise bitki ve hayvanların oluşumu yer alacak. Göletlerin arkasında da sanat faaliyetlerinin yapılcağı bir pavilyonda ise orkestra konserleri ve tiyatrolar olacak.</p>



<p>Bir başka pavilyonda ise yer üstünde kapalı bitkiler olacak. Japon bir sanatçı grubunun bir tünel çalışmasından oluşacak bu pavilyon, zifiri karanlık olacak. İçerisinde lazer ve çeşitli projektörler barındırarak aydınlatılacak. Ve tünel, ziyaretçiler geçerken aydınlatılarak görsel bir şölene ev sahipliği yapacak.</p>



<p>Ustaların kendi elleriyle kırdıkları taşlardan bir taş ocağı yapılacak ve bu da ayrı bir pavilyon olarak sanat müzesinde karşımıza çıkacak. Başka bir pavilyonda da zeminden yukarı doğru 6m yüksekliğinde, 5cm çapında cam tüpler olacak ve yanlarında deniz topları bulunacak. Bir mekanizma yardımıyla, deniz topları havaya yükselerek birtakım görsel efektler olacak. Bu pavilyonun yanında da buhar ve kamera ile ziyaretçilerin portrelerinin 3 boyutlu yansımasını görebileceğiz.</p>



<p>Dünya üzerinde bu ve benzeri sanat müzelerinden 8-10 tane bulunuyor. Bu müzenin hemen hemen aynısı Brezilya’da bulunuyor ve çiftliğin kurucusu Ahmet Kocabıyık da, orada gezerken müzeyi görüp esinlenmiş. Ahmet Bey’in de burada bir kulübesi olduğunu ve çiftliğe geldiğinde kulübesinde konakladığını öğrendik.</p>



<p>Mühendis bize bu bilgileri verirken, hayranlıkla dinleyip müze bitince nasıl bir ortam oluşacağını düşünüp heyecanlanmamak elde değildi. Dünyanın her tarafındaki kültürlerden birer tutam almış büyüleyici bir mozaiğe ev sahipliği yapan sanat müzesi tam da bu yüzden adındaki koordinatlar kadar ilgi çekici gelmişti bana.</p>



<p>Sanat Müzesi gezimizin ardından, dinlenmek üzere otelimize çekildik. Termal otelde akşam yemeğine kadar masajın keyfini çıkardık. Akşam yemeğini ekip olarak hep beraber sohbet eşliğinde yedik. Gezi rehberimiz ve mandıradaki İtalyan şef de yemekte bizimleydi. Açık büfede ne yememiz gerektiğini, neyi tatmadan geçmeyeceğimizi anlattılar. Böylesine misafirperverliğin sıcaklığını, odama çekilince bir defa daha yakından hissettim. Hepimizin odasına bir kutu lokum ikramı Borusan Holding tarafından biz yemekteyken usulca bırakılmıştı.</p>



<h2><strong>ZAFER MÜZESİ</strong></h2>



<p>Ertesi gün, kahvaltıdan sonra otelden ayrıldık. Afyonkarahisar’ın, şehir merkezinde “Zafer Anıtı” ile Afyonkarahisar Kalesi’nin karşısındaki bir mevkide yer alan Zafer Müzesi’ni ziyaret ettik.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="669" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer2.jpg" alt="ZAFER MÜZESİ" class="wp-image-775" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer2.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer2-300x209.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/zafer2-768x535.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin planlandığı ve taarruz emrinin verildiği bu yerde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, İsmet İnönü Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Batı Cephesi Harekât Şube Müdürü Tevfik Bıyıkoğlu anısına düzenlenen odalar sergilenmişti. Müze görevlisinin anlatımıyla odaları gezdikten sonra tekrar otobüsümüze döndük ve İstanbul’a dönüş yolculuğumuz başladı.</p>



<p>İstanbul’a dönerken, çiftliğe tekrar uğrayıp evlerimize götürmek üzere sipariş ettiğimiz kaymak, yoğurt ve peynirlerimizi aldık. Hatıra fotoğrafları, çiftlik ile vedalaşma derken otobüsümüze döndük. Bu doğal ortamdan ayrılmanın verdiği buruk bir hüzün ister istemez hepimizi sardı. Böylesine samimi bir misafirperverlik ve leziz doğallıktan ayrılmak kolay olmadı….</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pembe-salyangozlar-arasinda-tazlar/">Pembe Salyangozlar Arasında Tazlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusanlılar Tatilde</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusanlilar-tatilde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Aug 2017 01:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yılın heyeacanla beklenen zamanı geldi de geçiyor bile. Yaz tatilinden bahsediyoruz elbette. Sağlıklı bir bünye, kendinizi yenilemek, mutlu etmek, tazelenmek için tatile çıkmalısınız. &#160;Sıcak yaz günleri bitmeden, biz de Borusanlılar’a tatil için neler yaptıklarını ve önerilerini sorduk. Gelen cevapları sizler için derledik. Kafası karışıklara, tatil planı planı yapmamışlara bu yazının birkaç fikir vereceğini umuyoruz. MAVİNİN [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanlilar-tatilde/">Borusanlılar Tatilde</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yılın heyeacanla beklenen zamanı geldi de geçiyor bile. Yaz tatilinden bahsediyoruz elbette. Sağlıklı bir bünye, kendinizi yenilemek, mutlu etmek, tazelenmek için tatile çıkmalısınız. &nbsp;Sıcak yaz günleri bitmeden, biz de Borusanlılar’a tatil için neler yaptıklarını ve önerilerini sorduk. Gelen cevapları sizler için derledik. Kafası karışıklara, tatil planı planı yapmamışlara bu yazının birkaç fikir vereceğini umuyoruz.</p>



<h2><strong>MAVİNİN 50 TONU: AKYAKA – BOZBURUN – SÖĞÜT- SELİMİYE – ORHANİYE – DATÇA ROTASI</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="800" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/akyaka.jpg" alt="Akyaka" class="wp-image-796" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/akyaka.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/akyaka-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/akyaka-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/akyaka-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<h6><em>SELÇUK ÖZTÜRK</em></h6>



<p>Akyaka, Muğla’nın Ula ilçesine bağlı sakin bir sahil kasabası. Buraya yaklaşık 20 km uzaklıktaki Akbük koyuna gidip gün boyunca dalgasız denizin tadını çıkarabilirsiniz. Akşam Akyaka’da Azmak nehri kenarında Kordon Restoran’da güzel bir akşam yemeğinin ardından Meyland’ta perküsyon eşliğinde verilen keyifli bir müzik dinletisine eşlik etmenizi,&nbsp; ertesi gün ise Azmak nehrinde tekne turuna çıkıp, buranın hikayesini öğrenmenizi tavsiye ediyorum. Rotamızın bir sonraki durağı ise Bozburun. Bozburun’da genelde hotellere ulaşım hotellerin kendi küçük tekneleriyle sağlanıyor. Bozburun’da gün batımı manzarası eşliğinde çok güzel bir akşam yemeği yiyeceğinizden emin olabilirsiniz. Bozburun sonrası ilk durağımız Selimiye oldu. Selimiye diğer tatil yörelerine göre gündüzleri daha sakin fakat akşam yemeği saatlerinde tüm restoranların dolduğu bir yer. Burada balık restoranlarında harika mezeler ve deniz ürünlerini deneyebilirsiniz.</p>



<p>Selimiye’den ayrıldıktan sonra ilk olarak Orhaniye’de yer alan Kızkumu’na uğradık. Güzel bir hikayesi olan Kızkumu üzerinde yürümek oldukça keyifliydi. Orhaniye sonrası rotamız Datça oldu. Datça ve çevresinde görülecek yerlerden biraz bahsedecek olursam; Palamutbükü, Ovabük, Hayıtbükü ve Knidos Antik Kenti mutlaka ziyaret edilmeli. Kabak çiçeği dolması ve badem mutlaka yenilmeli.</p>



<p>Datça seferimizi bitirdikten sonra Bodrum’a doğru yola koyulduk. Meşhur halk türküsü Ormancı’nın hikayesine konu olan Belen Kahvesi’nde verdiğimiz kahve molasının ardından Bodrum’a ulaştık.</p>



<h2><strong>BALKAN CAZİBESİ: BELGRAD</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="797" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/belgrad.jpg" alt="Belgrad" class="wp-image-797" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/belgrad.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/belgrad-300x199.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/belgrad-1024x680.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/belgrad-768x510.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<h6><em>ECEM ALTAN</em></h6>



<p>Sırbistan’ın başkenti Belgrad Balkanların merkezi. Belgrad’da gezilecek bolca yerler, kafeler, barlar, kulüpler, lokantalar ve hızlı bir gece hayatı bulunuyor. Sırbistan, ucuzluğu, vize gerektirmemesi ve arkadaş canlısı insanlarıyla Türkiye’den gitmek için cazip bir ülke. Not düşmek gerekir, Sırpların Türklere bakışı önyargılı değil.</p>



<p>Birkaç tavsiye verecek olursam, öncelikle paranızı tamamen Dinar’a çevirmeyin, parça parça çevirin; gerçekten çok ucuz bir yer, tahmininizden fazla Dinar elinizde kalmasın. Old Town’da her yere yürüyün derim, taksiye binecekseniz pembe başlıklılara ya da başlıklarında “lux” yazanlara binin. Turistik yerlerin çoğu Kalemegdan, Knez Mihajlova Caddesi ve Skadarska Caddesi’nin arasında kalıyor ve yürüyerek gezilebiliyor.</p>



<p>Belgrad’a gidecek olursanız Nikola Tesla müzesini gezmeyi, hatta vücudunuzdan elektrik geçirildiği deneysel tura katılmayı ihmal etmeyin. Ayrıca Tuna’nın karşında kalan Zemun bölgesine bisiklet kiralayarak gidebilirsiniz. Buradaki Saran restoranında ahtapot salatası, somon ve yayın balığı muhteşem. Bir akşam üstünü bir sürü sahil kafesinin yan yana bulunduğu Ada Ciganlija’ya ayırın ve harika gün batımını seyredin.</p>



<p>Gece kulübüne gitmek isterseniz, Mr. Stefan Braun ilginç bir yer. Mekanın girişi tenha, tabela bulunmuyor ve giriş amonyak kokuyor. Tüm korkunç görüntüsüne rağmen üst kata çıktığında mekan bir anda Alice Harikalar Diyarı’na dönüyor. Rezervasyonsuz girişin imkansız&nbsp;olduğunu da not düşelim.</p>



<h2><strong>SNOWBOARD TUTKUNLARINA ÖZEL: ALMANYA VE AVUSTURYA</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1200" height="800" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/almanyaavusturya.jpg" alt="Alpler" class="wp-image-798" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/almanyaavusturya.jpg 1200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/almanyaavusturya-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/almanyaavusturya-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/almanyaavusturya-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>



<h6><em>GİZEM KOCAOĞLU</em></h6>



<p>Bu sıcak yaz günlerinde sizi -25 dereceye, Almanya ve Avusturya’ya götürmek istiyorum. Ben ve eşim çocukluğumuzdan beri çok büyük bir tutkuyla snowboard yapıyoruz ve bizim için tatil demek kışın yapılan, aylar önceden planlanan, onlarca insanla konuşulup fikir alınan ve pek de hafife alınmayan bir keşif demek! Bu sene snowboard tatilimizin yurtdışı bölümünü Almanya ve Avusturya’da geçirdik. Yorulmaktan korkmayan ve farklı yerleri görmek isteyen cesaretli bir çift olduğumuz için 6 günde 5 farklı yerde konaklayarak Alpler’in en büyük kayak merkezlerinde yaklaşık 400 km. kaydık.</p>



<p>Kısaca programımızdan bahsedeceğim ama öncesinde Gizem bana nereyi tavsiye edersin bu 5 bölge içinde diye sorsanız cevabım şu şekilde olurdu: Sabahları kaymaya doymak istiyorum, akşamları ise sadece dinlenmek istiyorum, kalabalık bir aileyiz ve otelimizde vakit geçiririz derseniz cevabım Saalbach olurdu! Ya da ben hem kaymaya doymak istiyorum, akşamda keyifli zaman geçirebileceğim bir yer istiyorum derseniz cevabım Kitzbuhel olurdu!</p>



<p>Toplamda arabayla 1000 km yol yaptığımız turumuza Almanya’da Garmisch Zugspitze’den başladık. Munich havalanından iner inmez arabamızı kiralayıp zaman kaybetmeden Garmisch’e ulaştık. Garmisch Almanya’nın en yüksek zirvesine sahip bölge ve bu ününden dolayı da bolca ziyaretçi ağırlıyor. Zirveye 1963 model bir teleferikle çıkıyorsunuz, yapım tarihinden midir yoksa 1950 metre yüksekliğe 4450 metrelik teleferikle sadece iki bağlantı direği yardımıyla çıkıyor olmaktan mıdır bilmem ama biraz tedirgin ediciydi. Alpler’le kıyaslandığında Garmisch küçük denebilecek bir kayak tesisi.</p>



<p>Rotamızın bir sonraki durağı Ischgl, Avusturya oldu. Ayrıca gittiğimiz bölgelerdeki en modern mekanik tesislere sahip, oldukça uzun pistleri sayesinde ise gününüzü birbirinde farklı birçok yerden kayarak geçirebiliyorsunuz. Akşamları ise tamamen eğlenmek üzerine kurulu bir hayat var Ischgl’de.</p>



<p>Innsbruck – Axamer Lizum olduğu rotamızın bir sonraki durağı oldu.&nbsp; Sonrasında Zell am See’ye doğru devam ettik. Yolda giderken arabaların %80’inin Saalbach sapağına girdiğini görünce kendimizi bir anda Saalbach’ta bulduk. İyi ki de bulmuşuz! Kaymaktan en çok keyif aldığım kayak merkezi oldu Saalbach. Harika pistleri var, köyler arasında kayarak çok keyifli yolculuklar yapabiliyorsunuz. Şiddetle tavsiye ediyorum. Renkli bir merkezi var, her bütçe ve zevke yönelik mekanlarda vakit geçirebiliyorsunuz.</p>



<p>Son kayak merkezi durağımız olan Kitzbuhel’de ise hem pistler hem de çevre tek kelimeyle mükemmeldi. Oldukça ağaçlık bir bölge olması sebebiyle snowboard yaparken çok keyif aldık…&nbsp; Kitzbuhel’in konumu sebebiyle Brixental isimli o bölgedeki en doyurucu ve en büyük kayak alanında kayma fırsatınız da oluyor. Brixental’ı pist kalitesi olarak sanırım ilk sırada konumlayabilirim. Bu imkanların yanı sıra akşamda çok keyifli vakit geçirebileceğiniz restoran ve cafe alternatifleri var.</p>



<p>Dönüş günümüzü tamamen turistik bir yer alan Salzburg için ayırdık. Munih havaalanına dönerken yolumuzu biraz daha uzatarak 4 saatte hızlı bir Salzburg turu yaptık</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanlilar-tatilde/">Borusanlılar Tatilde</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
