<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sergi &amp; Müze konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/sergi-muze/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/sergi-muze/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:19:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Sergi &amp; Müze konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/sergi-muze/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2022 10:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<category><![CDATA[axel hütte]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Chronostasis]]></category>
		<category><![CDATA[efes vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavramsal ve minimalist eğilimleriyle günümüz çağdaş fotoğrafının önemli temsilcilerinden biri olan Axel Hütte’nin çalışmalarını, Borusan Contemporary’nin yeni geçici sergisi Chronostasis’te izledik. Sergi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun çağdaş fotoğraf sanatının önemli isimlerine verdiği sipariş projelerin üçüncüsü olarak hayata geçirildi. Axel Hütte’nin Ege ve Akdeniz coğrafyasındaki antik kentleri fotoğraflamak üzere, 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretlerinden [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-uzerine/">Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kavramsal ve minimalist eğilimleriyle günümüz çağdaş fotoğrafının önemli temsilcilerinden biri olan Axel Hütte’nin çalışmalarını, Borusan Contemporary’nin yeni geçici sergisi Chronostasis’te izledik.  Sergi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun çağdaş fotoğraf sanatının önemli isimlerine verdiği sipariş projelerin üçüncüsü olarak hayata geçirildi. Axel Hütte’nin Ege ve Akdeniz coğrafyasındaki antik kentleri fotoğraflamak üzere, 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretlerinden fotoğraflar sergi kapsamında izleyici ile buluşuyor. Sanatçının, Efes, Milet, Perge, Sagalassos, Hierapolis ve Afrodisias’ın da aralarında bulunduğu on dört antik kenti kapsayan rotada gerçekleştirdiği proje, Borusan Holding’in Efes Vakfı aracılığıyla Efes Antik Kenti kapsamındaki kültürel varlıkların korunması ve tanıtımına sunduğu katkıyı da belgeliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-1024x683.png" alt="Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine" class="wp-image-3322" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İki bölümden oluşan serginin giriş katında, Axel Hütte’nin Ege ve Akdeniz’de bulunan antik yerleşimleri fotoğrafladığı dev boyutlarda 15 eser yer alıyor. Farklı bir gözle ve inovatif tekniklerle hayat bulan bu eserlerin yanı sıra, sanatçının 2005 ile 2009 yılları arasında çoğunlukla Almanya’da çektiği fotoğrafları içeren 8 eser de serginin üst katında gösteriliyor.</p>



<p>Biz de Turuncu Blog için Axel Hütte ile sanatını, son sergisi Chronostasis’in hikayesini ve antik kent gezilerini konuştuk.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="952" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-952x1024.jpg" alt="Axel Hütte" class="wp-image-3321" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-952x1024.jpg 952w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-279x300.jpg 279w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-768x826.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort.jpg 1254w" sizes="(max-width: 952px) 100vw, 952px" /></figure>



<p><strong>Oluşturduğunuz geometrik kompozisyonlarla manzara fotoğrafçılığı alanında öncü bir isim olarak kabul ediliyorsunuz. Çalışmalarınıza zaman üstü bir nitelik kazandıran, zamansızlığı vurgulayan bir stiliniz var. Sanatınızı nasıl konumlandırıyorsunuz?</strong></p>



<p>Sanat akademisinde öğrenciyken çalışmalarımda mimariye odaklanıyordum, okulu bitirdikten sonra dünyayı gezmeye merak sardım ve ürettiğim farklı manzara fotoğrafı serileri böyle başladı. Manzaranın zamansız olduğunu düşünmek doğru değildir, yalnızca çeşitli estetik stratejiler yoluyla zamansızlık illüzyonunu yaratabilirsiniz. Tırtılların veya insanların fotoğraftaki varlığı gibi hikâye anlatıcılığına hizmet edebilecek her türlü öğeden uzak dururum. Fotoğraflarımda görüntünün kesilmiş olması onların kurgulandığına işaret eder. Hayal gücünü harekete geçirmesi açısından fotoğrafta görünmeyen şeyler görünenler kadar önemlidir. Çalışmalarımın büyülü gerçekçiliği içeren belgesel bir tarza sahip olduğunu söyleyebilirim.</p>



<p><strong>Borusan Contemporary ile yollarınız nasıl kesişti?</strong></p>



<p>Avusturyalı galerici Nikolaus Ruzicska sanatı sevdiği kadar müziği de sever, Ahmet Kocabıyık gibi… Birbirlerini tanırlar ve bana Türkiye’deki arkeolojik sit alanlarında çalışma fikriyle geldiler. Bu benim için eşsiz bir fırsattı. Avusturya devleti uzun bir zaman boyunca Türkiye’deki arkeolojik kazılara destek verdi ve fotoğraf yolculuklarıma başlamadan önce bazı temel bilgileri onlardan edindim. Ama temel olarak bu projenin gerçekleşmesini sağlayan şey Borusan Contemporary’nin muazzam desteği oldu.   </p>



<p><strong>Chronostasis’in hikayesini anlatır mısınız bizlere?</strong></p>



<p>Bir fotoğraf projesi, her zaman gerçekliği imgelerin şiirsel görünüşlerine dönüştürmek için yeni bir yol bulmak dışında özel bir amaç taşımayan bir yaklaşımla başlar. Aslında serginin hazırlık sürecinde ismi de değiştirdik. İlk başlık Harabeler ve İhtişam idi ancak küratörüm çalışmalarımı Chronostasis ismiyle sunmayı teklif etti. Başlık Latincede zaman anlamına gelen kronos kelimesinden geliyor ve statis ile birleşince yalnızca ilk bakışta oluşan ve zamanın durmuş gibi göründüğü bir algı yanılmasına işaret ediyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="819" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-819x1024.jpg" alt="Axel Hütte, Hierapolis, Gece, 2017. 155 x 225 cm, İki Tonlu Baskı, Ed. 1/4. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu." class="wp-image-3323" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-819x1024.jpg 819w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-240x300.jpg 240w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-768x960.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-1229x1536.jpg 1229w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak.jpg 1254w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /><figcaption>Axel Hütte, Hierapolis, Gece, 2017. 155 x 225 cm, İki Tonlu Baskı, Ed. 1/4. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu. Photographed by Özge Balkan. </figcaption></figure>



<p><strong>Bu serginin odağında olan antik kentleri ziyaretiniz sırasında sizi en çok etkileyen şey neydi? Bu proje sizin için nasıl bir deneyimdi?</strong></p>



<p>Güneş tam ufukta belirdiği anda harabeleri büyülü bir ihtişamla aydınlattığı zaman orada bulunmak… Efes Teras Evleri’ni ziyaret etmek de benzersiz bir deneyimdi, bu antik yerleşimi yeniden görmeyi isterim.</p>



<p><strong>Bu sergiyi ziyaret etmek isteyenler için önerileriniz var mı?</strong></p>



<p>İstanbul’a gelecek olanlara şehirde geçirecekleri zamanı aceleye getirmemelerini öneririm. Görecek ve keşfedilecek çok şey var.  </p>



<p><strong>*Borusan Contemporary, yeni geçici sergisi Chronostasis 30 Nisan &#8211; 28 Ağustos 2022 tarihleri arasında Perili Köşk’ün 2 ve 4. Katlarındaki geçici sergi alanında izlenebilecek.</strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-uzerine/">Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat, Oturma Odamızda</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Selim Elmas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 09:35:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi koşulları, insanların kalabalık olarak bir arada bulunduğu kamusal pek çok mekân gibi galeri, müze ve sanat merkezlerinin de kapılarını kapatmasına neden oldu. Söz konusu kültür kurumları, bu olağanüstü koşullarda bile topluma karşı görevlerini yerine getirebilmek için yaratıcı çözümlere yönelerek dijital çözümlerle sanatı evlerimizden deneyimlememizin yollarını araştırdılar…Misyonu doğrultusunda sanatın yeni ifade biçimlerini araştıran bir kurum [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/">Sanat, Oturma Odamızda</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><em>Pandemi koşulları, insanların kalabalık olarak bir arada bulunduğu kamusal pek çok mekân gibi galeri, müze ve sanat merkezlerinin de kapılarını kapatmasına neden oldu. Söz konusu kültür kurumları, bu olağanüstü koşullarda bile topluma karşı görevlerini yerine getirebilmek için yaratıcı çözümlere yönelerek dijital çözümlerle sanatı evlerimizden deneyimlememizin yollarını araştırdılar…<br>Misyonu doğrultusunda sanatın yeni ifade biçimlerini araştıran bir kurum olan Borusan Contemporary ise bu kez Perili Köşk’ü oturma odalarımıza taşıyordu; hem de canlı olarak…<br>:mentalKLINIK sanatçı ikilisinin, COVID-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasında yüzleşilmesi gereken kaçınılmaz durumlara işaret ettiği </em>ACI REÇETE<em> #02 sergisi, 17 Eylül 2020 – 31 Ocak 2021 tarihleri arasında Borusan Contemporary internet sayfasından ve İstiklâl Caddesi üzerinde yer alan Borusan Müzik Evi’nin vitrinine yerleştirilen ekrandan kesintisiz ve canlı olarak yayınlandı. <br>Kasım ayında Borusan İnsan uygulaması üzerinden gerçekleştirilen yarışmayı kazanarak, sadece internet üzerinden yayınlanan </em>ACI REÇETE<em> #02’yi galeri mekânında ziyaret edip sergiye dair izlenimlerini aktarma fırsatı yakaladım.</em></p>



<p>Borusan Holding Kurumsal İletişim’in nazik daveti üzerine :mentalKLINIK’in Borusan Contemporary’de devam eden ve aslında fiziksel mekânında ziyarete kapalı olan, yalnızca internetten izleyebildiğimiz <em>ACI REÇETE #02</em> sergisini, Müze Yöneticisi Burak Mert Çiloğlugil ve Kurumsal İletişim’den Merlin Özkan eşliğinde gezme ayrıcalığına sahip oldum.</p>



<p>Bembeyaz sergi mekanının tabanı simlerle kaplı; ortalıkta dolaşan temizlik robotları, bu simleri aynı anda hem topluyor hem de dört bir yana dağıtıyorlar. Bu toplama-dağıtma eyleminin neticesinde benzersiz şekiller ortaya çıkıyor. </p>



<p>Pandemi sebebiyle sergiyi sadece çevrimiçi olarak izleyebiliyorsunuz. Sergiye sanal olarak erişebilmek, kısıtlamalar dolayısıyla çevrimiçi içerik tüketimimizin bir hayli arttığı şu günlerde, güncel sanatın oturma odamıza taşınması anlamına da geliyor.</p>



<p>Sergiyi incelerken, aklımdaki birkaç soruya da yanıt buluyorum: Sanat, daha da daraltılmış çerçevesiyle güncel sanat, bize her zaman güzel ya da anlaşılabilir gelmeyebilir. Açıkçası, bana güzel ya da anlaşılır gelmediği de oluyor. Buradan hareketle, her sanat yapıtı bize nasıl gözüktüğüyle mi değerlendirilmelidir, gibi bir sorunsala varıyorum. Şahsen, bir sanat eseri estetik algımızın sınırlarına sığmak zorunda olmamalı, diye düşünmek istiyorum. <em> </em></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-1024x683.jpg" alt="Sanat, Oturma Odamızda" class="wp-image-3054" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Devrinin ötesinde olmayı, mesajları doğrudansa oldukça dolaylı yollardan iletmeyi ve kullanılan imgeler üzerine düşünülmesi gereğini bu sergiyi ziyaret ederken de oldukça düşündüm.</p></blockquote>



<p>Şöyle bir baktığımda kitaplığımda bulunan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın <em>Saatleri Ayarlama Enstitüsü</em> veya Orhan Pamuk’un <em>Cevdet Bey ve Oğulları</em> gibi kitapları, sanatı oturma odamıza getiren ögelerdendir diye düşünüyorum. Bu bana, güncel sanatın, yaşadığımız devrin ne kadar ötesinde olduğunu düşündürüyor. Bunu anlayabilmek için tarihsel çizgiden birkaç örneğe de bakmak gerekiyor. </p>



<p>Örneğin, Rembrant’ın Kırmızılı Yaşlı Adam olarak bilinen eseri, bir portre olması dolayısıyla resmedildiği dönemde muhtemelen anlaşılabilmişken, kanımca, Hieronymus Bosch’un <em>Dünyevi Zevkler Bahçesi</em> eseri idrak edilmesi oldukça yoğun mental efor gerektiren bir eserdir. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="583" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-1024x583.jpg" alt="Dünyevi Zevkler Bahçesi" class="wp-image-3057" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-1024x583.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-300x171.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-768x437.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Kaynak: The Garden of earthly delights &#8211; Wikimedia Commons<br></figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="765" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-765x1024.jpg" alt="Kırmızılı Yaşlı Adam" class="wp-image-3045" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-765x1024.jpg 765w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-224x300.jpg 224w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-768x1028.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1.jpg 1024w" sizes="(max-width: 765px) 100vw, 765px" /><figcaption>Kaynak: Rembrandt Harmenszoon van Rijn – Wikimedia Commons</figcaption></figure>



<p>Buradan hareketle güncel sanat eserlerinin oldukça büyük bir kısmının devirlerinin ötesinde olduklarını ifade etmek gerekir. Güncel bir sanat eserinin eleştirel anlamda ele alındığı yazıları, konferansları ya da yayınları takip ettiğimizde; kullanıldığını fark etmeden geçemeyeceğimiz kelimeler de bu argümanımızı güçlendiriyor. Hangimiz günlük hayatta “izlek” kelimesini kullanıyoruz ki?</p>



<p>Devrinin ötesinde olmayı, mesajları doğrudansa oldukça dolaylı yollardan iletmeyi ve kullanılan imgeler üzerine düşünülmesi gereğini bu sergiyi ziyaret ederken de oldukça düşündüm. Öncelikle dikkatimi çeken temizlik robotları ya da bir başka deyişle robot süpürgeler oldu. Özellikle pandemi sürecinde nedense ayrıca trend haline geldiğini düşündüğüm temizlik robotlarını da artık oturma odalarında sık sık görmeye başladık. Öte yandan, sergide izlediğimiz temizlik robotlarının aslında kendi görevlerini, yani bir temizlik yapmadıkları ortada. Onlar özellikle simin kullandığı bir bulaş mekanizmasını ayakta tutan araçları temsil ediyorlar. Sergiyi gezdikten 1 hafta sonra telefon kabımdan dökülen simler ise bulaşın ne derece yaygınlaştığını bir derece olsa da gözler önüne seriyor. </p>



<p>Estetik algılarımızın sınırlarını bir kenara bırakarak, serginin aslında bizlere neler düşündürmek istediğini irdeliyorum bir süre. Özellikle temizlik robotlarının üretim amaçlarının tam tersi bir bağlamda kullanılıyor olması bir mesaj veriyor elbette. Temizlik robotlarının bulaşın ana maddesi olarak kullandıkları sim parçacıkları ile çizdikleri, birbirlerine benzersiz şekillerin izleyicide uyandırdığı izlenimler ise harikulade!</p>



<p> <em> </em><strong>Sergi Hakkında Bilgi</strong></p>



<p>:mentalKLINIK ACI REÇETE #02</p>



<p>Borusan Contemporary, 2020-2021 sezonunu :mentalKLINIK sanatçı ikilisinin COVID-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasına radikal, yeni bir bakış önerisi olarak sunduğu ACI REÇETE #02 / BITTER MEDICINE #02 sergisi ile karşıladı. <br>Borusan Contemporary’nin Perili Köşk’teki ana galeri mekânına kurulan Puff Out yerleştirmesinden oluşan sergi, Borusan Contemporary’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından 7/24 yapılan canlı yayın aracılığı ile izleyiciyle buluştu.<br>Perili Köşk’ün sağlık tedbirleri kapsamında bir süre ziyarete kapalı olması nedeniyle, sadece sanal ortamda erişilebilen ve bu sayede uluslararası sanat izleyicisiyle de buluşan performatif yerleştirme, hareketli kamera sistemi aracılığı ile koreografik bir video aktarımına dönüştürüldü. <br>17 Eylül 2020 &#8211; 31 Ocak 2021 tarihleri arasında süren ve küratörlüğünü Dr. Necmi Sönmez’in üstlendiği sergi, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Borusan Müzik Evi binası vitrinine yerleştirilen ekran aracılığıyla 7/24 yapılan canlı yayınla da izleyicilerle buluşturuldu.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>https:&#47;&#47;www.borusancontemporary.com/tr/aci-recete-02_1977 </code></pre>



<p></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/">Sanat, Oturma Odamızda</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bill Viola’nın Mistisizmi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bill-violanin-mistisizmi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Çiloğlugil]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 14:51:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her sene Eylül ayını sabırsızlıkla beklerim. Sanat piyasasının hareketlendiği ve -doğru bir deyimse- sanat sezonun açıldığı bir dönemdir bizim için. Ardı arkası kesilmeyen sergi açılışları, ülkedeki ve belki de bulunduğumuz coğrafyadaki en büyük sanat fuarının açılışı, sabırsızlıkla beklediğimiz her iki yılda bir gerçekleşen İstanbul Bienali ile birlikte bir çılgınlık yaşadık. Hatta İstanbul ve Eskişehir’de yeni [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bill-violanin-mistisizmi/">Bill Viola’nın Mistisizmi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her sene Eylül ayını sabırsızlıkla beklerim. Sanat piyasasının hareketlendiği ve -doğru bir deyimse- sanat sezonun açıldığı bir dönemdir bizim için. Ardı arkası kesilmeyen sergi açılışları, ülkedeki ve belki de bulunduğumuz coğrafyadaki en büyük sanat fuarının açılışı, sabırsızlıkla beklediğimiz her iki yılda bir gerçekleşen İstanbul Bienali ile birlikte bir çılgınlık yaşadık. Hatta İstanbul ve Eskişehir’de yeni açılan sanat kurumları ile birlikte ülkemizdeki kültür-sanat piyasasının geleceğine dair duyduğumuz heyecan arttı.</p>



<p><strong>SANATÇININ TÜRKİYE’DEKİ İLK KİŞİSEL
SERGİSİ: GEÇİCİ</strong></p>



<p>Bu yoğunluk içinde Borusan Contemporary’de heyecan veren özel bir sergiye ev sahipliği yapıyoruz. Video sanatının öncü isimlerinden Bill Viola’nın Türkiye’de gerçekleştirilen ilk kişisel sergisi <em>Bill Viola: Geçici</em>’yi geçici sergi alanlarımızda ağırlıyoruz. 14 Eylül’de açılan sergide sanatçının 1979 ile 2015 arasında ürettiği on işi gösteriliyor. İlk döneminden güncel üretimlerine kadar çok farklı işlerin görülebileceği sergi, deyim yerindeyse görsel bir şölen sunuyor.</p>



<p>Bill Viola çalışmalarını, ölüm, doğum ve bilinçaltının yansımalarını etrafında kurguluyor. Çalışmalarındaki en güçlü motifleri ise dört element aracılığı ile görselleştiriyor. Su, hava, toprak ve ateşin farklı halleri, yansımaları ve birbirlerine olan etkilerini gösterirken sanatçı, iletmek istediği mesajı güçlü bir şekilde izleyiciye geçiriyor. Dolayısıyla Viola’nın işlerine bakarken tekdüze bir estetikten bahsetmek mümkün değil. Çok katmanlı olarak kurguladığı bu işlerin altında izlemesi keyifli olduğu kadar etkileyici fikirler ve sarsıcı deneyimler de yatıyor. Bu açıdan da sanatçının işleri, cevabını kolay kolay ele vermeyen bilmecelere benziyor. Bu çalışmalar, gündelik hayatın akışında rutinleşen deneyimlerimize farklı bir gözle bakma imkanı tanıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Çalışmalar, ölüm, doğum ve bilinçaltının yansımalarını etrafında kurgulanıyor.</p></blockquote>



<p>Bill Viola’nın video sanatının öncülerinden biri olarak kabul edilmesinde rol oynayan en önemli öğelerden birisi teknolojideki gelişmeleri yakından takip etmiş olması. Hatta sanatçının teknoloji alanındaki ileri görüşlülüğü, sanatçının aklındaki fikirleri gerçekleştirebilmek için teknolojinin bu fikirlerin gerçekleştirilmesine olanak sağlayacak bir noktaya erişmesini beklemek zorunda kalmasıyla örneklenebilir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/4-576x1024.jpg" alt="Bill Viola, Madison, 2013, Düz panel ekranda renkli yüksek çözünürlüklü video. " class="wp-image-1932" width="312" height="554" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/4-576x1024.jpg 576w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/4-169x300.jpg 169w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/4-768x1365.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/4-864x1536.jpg 864w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/4.jpg 1080w" sizes="(max-width: 312px) 100vw, 312px" /><figcaption>Bill Viola, Madison, 2013, Düz panel ekranda renkli yüksek çözünürlüklü video. Fotoğraf: Kira Perov. © Bill Viola Studio<br></figcaption></figure></div>


<p><strong>GERÇEK İLE RÜYA ARASINDA</strong></p>



<p>&nbsp;Borusan Contemporary’deki sergide gösterilen ve sanatçının ilk dönem işlerinden sayılabilecek 1979 tarihli <em>Chott el-Djerid (Işık ve Isıyla Portre)</em> isimli çalışmaya bu açıdan bakmak önem taşıyor. Çalışma, isminden de anlaşılacağı üzere, sanatçının tüm eserlerinde görülebilecek su, hava ve toprak kullanımıyla dikkatleri üzerinde çekiyor. Sanatçı, kaydettiği görüntüyü oldukça uzun bir mesafeden görüntüleyebilmek için teleskopik lensler kullanarak günlerce Sahra Çölü’nde konaklamış. Kışın çayırlık olan bu bölgedeki toprak yaz geldiğinde çoraklaşıyor. Yine yaz sıcağıyla buharlaşan suyun havada dalgalı bir perde oluşturarak normalde rahatlıkla tanımlayabileceğimiz araba, motosiklet ve insan figürlerini bulanıklaştırması ise duyularımızın yanılmasına yol açıyor. Çölde görülen seraplar gibi gerçek olup olmadığından emin olamadığımız bir ana tanıklık ediyoruz. Her ne kadar iş bir projeksiyon yardımıyla galeri duvarına yansıtılsa ve yansıma boyutu ile çözünürlüğün sonraki dönem işlerine kıyasla daha düşük olduğu gözlemlense de dönemini sıkıca etkileyen soyut dışavurumcu bir görsel zenginliği bize video aracılığıyla sunuyor. Bu çalışma aynı zamanda Bill Viola’nın sonraki dönem işlerini de birbirine bağladığı için önemli. 2012 tarihli <em>Atalar</em> isimli çalışmasında ise bir benzeri teknikle çekilmiş bir video izliyoruz. Bu sefer bir anne ve oğlu yine çorak bir alanda, buharlaşan suyun oluşturduğu perdenin arkasında izleyiciye doğru yaklaşıyor. Ancak burada bir fark var. <em>Chott el-Djerid</em>’de sanatçı bizi bir rüyadan uyandırmak istemezcesine bizi bulanık görüntünün içinde tutuyor. <em>Atalar</em>’da ise izlediğimiz oyuncular bize doğru yaklaştıkça görüntü netleşiyor ve bir süre sonra bize doğru gerçekten yaklaştıkları izlenimini yaşatıyor. Bu noktada teknolojinin imkanlarının bugün izlediğimiz deneyimi ne kadar önemli bir hale getirdiğini görebiliriz. <em>Atalar</em>, yüksek çözünürlüklü plazma bir ekranda gösteriliyor. Ayrıca, çekiminde kullanılan kameralar da yüksek çözünürlüklü görüntü kaydedebiliyor. Bu sayede sanatçı, izleyicisini gerçek ile rüya arasında dilediğince gezdirebiliyor.</p>



<figure class="wp-container-2 wp-block-gallery-1 wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped">
<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="576" height="1024" data-id="1929"  src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/1-576x1024.jpg" alt="Bill Viola, Atalar, 2012, Düz panel ekranda renkli yüksek çözünürlüklü video." class="wp-image-1929" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/1-576x1024.jpg 576w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/1-169x300.jpg 169w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/1-768x1365.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/1-864x1536.jpg 864w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /><figcaption>Bill Viola, Atalar, 2012, Düz panel ekranda renkli yüksek çözünürlüklü video. Fotoğraf: Kira Perov. © Bill Viola Studio<br></figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="750" data-id="1933"  src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/3-1024x750.jpg" alt="Bill Viola, Chott el-Djerid (Işık ve Isıyla Portre), 1979, Renkli, tek kanallı sesli video kaydı." class="wp-image-1933" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/3-1024x750.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/3-300x220.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/3-768x562.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/3.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Bill Viola, Chott el-Djerid (Işık ve Isıyla Portre), 1979, Renkli, tek kanallı sesli video kaydı. Fotoğraf: Kira Perov. © Bill Viola Studio<br></figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>NAM JUNE PAIK VE BILL VIOLA</strong></p>



<p>Bill Viola’yı çağdaşlarından farklılaştıran diğer bir unsur ise ele aldığı konuların çeşitlilik yelpazesinde öznel bir tarafta kalması. Bu noktada video sanatının öncülerinden biri olarak kabul edilen Nam June Paik (d. 1932- ö. 2006) ile Bill Viola arasında ufak bir karşılaştırma yapmanın iyi olacağını düşünüyorum. <br>Bill Viola ile aralarındaki yirmi yıllık fark göze alındığında Paik’in ilk dönem çalışmalarında kullandığı teknoloji daha eski. Bu nedenle kullandığı tüplü televizyonların boyutları da bugün alışık olduğumuz televizyonlara göre çok daha küçük ebatlı ve aynı zamanda da daha hacimli. Paik, tüplü televizyonları heykelleştirerek bir sanat nesnesine dönüştürür; işlerinin albenisi de ilk bakışta gördüğümüz yatak, robot veya avize formuna giren heykellerdedir. Bununla birlikte sanatçı, heykellerin içinde yer alan televizyonlarda gösterdiği videolarda Kore kültürünü temel alan imgelere ve ait olduğu toplum tarafından genel geçer kabul görmüş sembollere sıklıkla yer veriyor.</p>



<iframe loading="lazy" width="675" height="500" src="https://www.youtube.com/embed/k7RqvHpghzo" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><em>[Nam June Paik’in 2014 yılında New York’taki Asia Society Museum’daki kişisel sergisi. ]</em></p>



<p>Bunun karşılığında ise Bill Viola’nın eserlerinde ele aldığı konular daha öznel kalıyor. Dolayısıyla sanatçı kendi sembollerini oluşturmak için farklı kültürlerden aldığı imgeleri ve kültürel kodları sentezleyerek bir amalgam oluşturuyor. Aynı zamanda gösterim aracı olarak Paik’e kıyasla daha yalın bir yöntemi tercih ediyor. Bu sembollerden öne çıkanı su. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bill Viola eserlerinde öznel konuları ele alıyor.</p></blockquote>



<p>Viola, altı yaşındayken atlattığı boğulma tehlikesi ile otuzlu yaşlarında yüzleştikten sonra çalışmalarını su etrafında yoğunlaştırıyor. Doğum, ölüm ve bilinçaltının farklı yönlerine ışık tutarken hayatın farklı evrelerini yaşamı mümkün kılan dört temel öğe olan su, hava, ateş ve topraktan faydalanarak görselleştiriyor.</p>



<p><strong>SEMBOLİK BİR DİL</strong></p>



<p>Viola’nın kendi sembolik dilini oluşturmasında etkili olan etmenlerden birisi 1979’da ABD ve Japonya Yaratıcı Sanatçı Bursu’nu kazandıktan sonra bir buçuk yıl Japonya’da yaşaması. Sanatçı bu dönem Budist öğretileriyle tanışıyor. Ayrıca, Mevlana’nın şiirlerinin de yakın takipçisi. Viola’nın Sufizm ile ne zaman tanıştığına dair net bir bilgim olmasa da İstanbul’da bir süre yaşadığını eklemek gerekir. Böylelikle, Hristiyanlık mistisizmi, Budist öğretiler ve Sufizm çevresinde kendine özgü bir ifade dünyası kurgularken doğu ve batı kültürleri arasında bir köprü kuruyor. Bu sayede izleyiciye hem aşina olduğu hem de tanımadığı hikayeler anlatıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Hristiyanlık mistisizmi, Budist öğretiler ve Sufizm çevresinde kendine özgü bir ifade dünyası kurguluyor.</p></blockquote>



<p><br>Viola’nın 2004 tarihli Sal isimli işini bu noktada ele almak uygun olabilir. Bu işte de yüksek çözünürlüklü görüntü aktarabilen bir projeksiyon aracılığı ile büyük bir duvara yansıtılan bir video izliyoruz. Yaklaşık yirmi kişiden oluşan bir oyuncu kadrosu sahneyi teker teker dolduruyor. Görüldüğü üzere farklı ırklardan olduğu anlaşılan insanlar neredeyse Da Vinci’nin <em>Son Akşam Yemeği</em>’ni andırır bir şekilde sıralanıyorlar ve sahnedeki bu yerleşim tamamlandığında beklenmedik bir anda ekranın her iki tarafından yüksek basınçlı su sahneye giriyor. Sahnede yer alan oyuncuların bir kısmı düşmeye, diğerleri suyla mücadele etmeye, birkaçı ise birbirine destek olmaya çalışıyor. Bu etkileyici çalışma ile bizi sanat tarihinden alıp günümüzde sıklıkla tanık olduğumuz toplumsal müdahalelere, farklı toplumlardan insanları göstermesiyle Olimpiyatlardan bu gibi uluslararası etkinlikleri hedefleyen saldırılara kadar farklı konulara dikkatimizi çekiyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="532" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/6-1024x532.jpg" alt="" class="wp-image-1931" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/6-1024x532.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/6-300x156.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/6-768x399.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/11/6.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Bill Viola, Sal, Mayıs 2004, Video/ses yerleştirmesi. Fotoğraf: Kira Perov. © Bill Viola Studio<br></figcaption></figure>



<p><strong>VİDEO SANATINA KATKILARI</strong></p>



<p>Bill Viola’nın video sanatının bugün geniş kitlelerce kabul görmesine ve birçok sanatçının bu mecrayı bir ifade aracı olarak kullanmaya teşvik etmesine gösterdiği katkı oldukça büyük. Bill Viola Stüdyo’nun idari direktörü Kira Perov bir anısını paylaşırken video işlerinin müzelerde gösterilmeye başladığı ilk dönemlerde video çalışmalarının müzelerin ana sergi salonlarında değil, video işleri için ayrılmış dar koridorlarda sergilendiğini veya ziyaretçilerin tuvalete girmeden önceki bir alanda video işleriyle karşılaştıklarını ifade ediyor. </p>



<p>1983’te Viola’nın New York’taki Whitney Müzesi’nin siparişi üzerine ürettiği <em>Bellek Tiyatrosu</em> işi resim ve heykel gibi daha bilindik türde eserlerle birlikte ilk kez sergilenmiş. 1987’de ise New York’taki Museum of Modern Arts’da (MoMA) ilk kez ana alanda bir sergi düzenlenmiş. Bu başarıda o dönem yeni yeni palazlanan bu yeni mecraya izleyicinin gösterdiği ilgiyi de yadsımamak gerekir. </p>



<p>Video işlerine olan talep arttıkça yapılan video sanatının görünürlüğü, bu mecra ile ilgilenen sanatçıların ve bu çalışmaların gösterilebileceği fuarlar ve festivallerin sayısında da önemli ölçüde bir artış gerçekleşti. Borusan Contemporary’de yer verdiğimiz Bill Viola’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Geçici ile biz de bu kısa ama dolu tarihe ziyaretçilerimizin ilgisini çekmeyi hedefliyoruz. <em>Bill Viola: Geçici</em>’yi 13 Eylül 2020’ye kadar ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bill-violanin-mistisizmi/">Bill Viola’nın Mistisizmi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Sergi, 3 İş: Kişisel Bir Bakış</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/2-sergi-3-is-kisisel-bir-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Çiloğlugil]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2018 05:13:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül ayından itibaren birbiri ardında müze ve galerilerde açılan sergilerle sanat piyasasındaki hareket hız kesmeden devam ediyor. Mutlaka gezilmesi gereken sergilere başka bir yazıda değinmek iyi olabilir ancak şu ana kadar gördüklerim arasında öne çıkan iki sergi var. İlki Borusan Contemporary’deki&#160;Universal Everything: Akışkan Bedenler, diğeri ise ÖktemAykut galeride görülebilecek Melis Ağazat’ın kişisel sergisi&#160;Sen Yalnızca Bir [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/2-sergi-3-is-kisisel-bir-bakis/">2 Sergi, 3 İş: Kişisel Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eylül ayından itibaren birbiri ardında müze ve galerilerde açılan sergilerle sanat piyasasındaki hareket hız kesmeden devam ediyor. Mutlaka gezilmesi gereken sergilere başka bir yazıda değinmek iyi olabilir ancak şu ana kadar gördüklerim arasında öne çıkan iki sergi var. İlki Borusan Contemporary’deki&nbsp;<em>Universal Everything: Akışkan Bedenler</em>, diğeri ise ÖktemAykut galeride görülebilecek Melis Ağazat’ın kişisel sergisi&nbsp;<em>Sen Yalnızca Bir Hatırasın</em>.</p>



<p>Bir sanat eseri ile kurabildiğimiz ilişki kişisel deneyimlerimiz ve tecrübelerimiz ile doğru orantılı. Dolayısıyla bir eseri beğenmek veya beğenmemek de öznel bir karar veya deneyim. Her iki sergide de öne çıkan işler beni geçmişe, özellikle üniversite döneminde İstanbul’un tadını doyasıya çıkardığım döneme götürürken bugünkü bene ulaşmak için geride bıraktıklarıma bakmaya yönlendirdi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sanat eseri ile kurduğumuz ilişki kişisel deneyim ve tecrübelerimiz ile orantılı.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>AKIŞKAN BEDENLERİN MEDİTATİF ETKİSİ</strong></h2>



<p><em>Akışkan Bedenler</em>&nbsp;sergisinde yer alan&nbsp;<em>Yüce İnananlar II [Supreme Believers II],&nbsp;</em>2013 yılında Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’na dahil edilen&nbsp;<em>Yüce İnananlar</em>&nbsp;isimli çalışmanın bir devamı niteliğinde. İlk versiyonundan farklı bir şekilde iki kanallı olarak projeksiyon cihazlarıyla duvara yansıtılan çalışma, videoda yer alan figürün gerçek insan boyutuna yakın bir orana ulaşmasıyla izleyicinin iş ile direkt bir ilişki kurmasını sağlıyor. Bilgisayar Üretimli İmgeleme (CGI) tekniği ile parçalarına ayrılan bir dansçıyı izlerken farklı duygulara girmek oldukça olağan.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="612" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers.jpg" alt="Universal Everything, Supreme Believers II, 2018" class="wp-image-1053" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers-300x191.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/universal-everything-supreme-believers-768x490.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption><em>Universal Everything, Supreme Believers II, 2018</em></figcaption></figure>



<p></p>



<p>Bu çalışmayı ilk gördüğümden beri üzerimdeki meditatif etkisini yadsımam mümkün değil. Bazen çözünen parçalarla birlikte sıkıntılarımı bırakıyor, bazen de bugüne kadar getirdiğim, yaşadığım, deneyimlediğim her şeyin çözünüp benden ayrılmasının üzerimde yarattığı gerginliği hissediyorum. Videodaki dansçı görünmeyen bir öğeyle mücadele ederken hayallerimi gerçekleştirmek için çabalarken karşılaştığım güçlükleri anımsıyorum. Şu birçoğumuzun sıklıkla duyduğu yapamazsın, başaramazsın lafları dolanıyor zihnimde. Ne zamanki bu tenkitler boşluğa bırakılıyor o zaman işte gerçek özgürlük ve başarı geliyor. Yani bir şeyleri bırakmadan daha iyisini koymak pek mümkün olmuyor. Sonra hayatıma giren, önemli bir süre birlikte yaşamın çeşitli alanlarını paylaştığım, ardından görevlerini tamamlamışlarçasına yok olup giden arkadaşlarımı anımsıyorum. Bu insanların yerine daha iyisin koyabildim mi?</p>



<h2><strong>ZAMANIN FİLTRESİ: ESKİ GÜZEL GÜNLER</strong></h2>



<p>İnsanın önündeki belki de en önemli engel kendisi. Bugüne kadar başardıkları ve başaramadıklarıyla, özlemleri ve arzularıyla, hayalleri ve hedefleriyle inşa ettiği kendisi. Neye inandığımızın evrensel akışta önemli bir yeri var. Yeni bir karar alırken cesarete mi yoksa endişe veya korkuya mı inanıyoruz? Pozitif düşün pozitif olsun cümlesini bir mantra gibi her gün kendimize ve sohbetlerimiz esnasında birbirimize tekrarlıyoruz ancak geçmişimiz gerçekten de bu kadar pozitif mi? &nbsp;Veya soruyu şöyle soralım, bugüne kadar getirdiğimiz biz, püripak olumlu bir inançlar bütünü mü?</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis-agazat_you_re_just_a_memory_video_installation.mp4"></video></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Geriye dönüp bakınca iyi günler, kötü günler, mutluluklar ve hüzünler kronolojik bir sıra takip etmeden üşüşüyor zihnime. İnsan iyi olanı hatırlamaya daha yatkın. Daha doğrusu üzerinden zaman geçen her şeyin üzerine “ne güzel günlerdi” filtresi atılıyor gibi hissettiriyor. Kötü günler bile en tatlı anılara dönüşüyor. Bu filtre metaforu etrafında düşünürken Melis Ağazat’ın sergisini görmek ilaç gibi geldi.</p>



<p><em>Sen Yalnızca Bir Hatırasın’</em>da benim için öne çıkan iş sanatçının çocukluğundan kalan video görüntülerinden oluşturduğu çalışma.Videoda Büyükada’dan ve sanatçının ailesine ait adadaki evden manzaralar, doğum gününden bir kesit, parkta oynarken çekilen kısa bir video gibi çeşitli parçalar izliyoruz. Videoya ise 80’lerin meşhur şarkılarından biri eşlik ediyor. Kata hakim olan ve adaya mahsus hanımeli kokusu ile birlikte oturup tanımadığım birinin çocukluğuna ait doğum günü partisini saatlerce izleyebilirdim çünkü oradaki mutluluk ve saflık çok tanıdıktı. Videoyu izlerken kendime yönelttiğim soruları bir de bu tanımadığım ama videoda izlediğim çocuk Melis’e yönelttim ondan sonra büyüyüp sanatçı kimliğiyle var olan Melis’e. Yaşam tecrübelerimiz birbirine benzemese de muhakkak bir kesişim noktamız hatta noktalarımız var. Hepimizin geri bıraktığı aile bireyleri, arkadaşlar, o hiç bitmeyecek dostluklar veya aşklar, mekanlar, cafeler ve barlar var. Her bir düşünce içinde bulunduğum bu on metrekarelik alanı saran hanımeli kokusunda gizliymiş.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis_agazat_your_re_just_a_memory_ceramic_installation.mp4"></video></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu yazıyı hazırlarken ise bundan on sene önce Asmalı Mescit’in o daracık sokaklarını hınca hınç dolduran o kalabalığın nereye gittiğini ve o insanların şu an ne yaptıklarını düşünüyorum. Hepsi bir olup bir insana dönüşerek&nbsp;<em>Akışkan Bedenler</em>&nbsp;sergisinde gösterilen&nbsp;<em>Yürüyen Şehir</em>&nbsp;işindeki gibi topluca bir yere mi göçtü? Bir ara bu göç oldukça görünürdü. Asmalı Mescit’ten dağılan grup Galata Kulesi’ne oradan da dağılan grup Karaköy’ün dehlizlerine taşındı. Ya sonrası? Şimdi neredeler?</p>



<p class="has-text-align-left" style="font-size:14px"><em>Not: Borusan Contemporary’nin geçici sergi alanları 17 Şubat 2019’a kadar Universal Everything: Akışkan Bedenler sergisini ağırlıyor. Melis Ağazat’ın Sen Yalnızca Bir Hatırasın isimli sergisi ise 1 Aralık 2018 tarihine kadar ÖktemAykut galeride görülebilir. Bu iki sergide yer alan çalışmalar anı, bellek ve kentsel hafıza etrafında şekillenirken izleyenleri geçmişe götüren bir yolculuğa davet ediyor. </em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/2-sergi-3-is-kisisel-bir-bakis/">2 Sergi, 3 İş: Kişisel Bir Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis-agazat_you_re_just_a_memory_video_installation.mp4" length="1713139" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/melis_agazat_your_re_just_a_memory_ceramic_installation.mp4" length="1632077" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Sanatın Tam Zamanı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sanatin-tam-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Agah Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2017 00:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül ayında İstanbul sanatla bir başka oluyor. Bu yıl hem Bienal yılı olması hem de Contemporary İstanbul’un Kasım’dan Eylül’e alınması ile İstanbul çağdaş sanatla dolu dolu bir ay yaşayacak. Tabii Istanbul’da sanat sadece bu iki organizasyon ile sınırlı değil. Bienal dönemlerinde hem müzeler, hem galeriler hem de bağımsız mekanlar en farklı ve özel programlarını yapmaya [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanatin-tam-zamani/">Sanatın Tam Zamanı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eylül ayında İstanbul sanatla bir başka oluyor. Bu yıl hem Bienal yılı olması hem de Contemporary İstanbul’un Kasım’dan Eylül’e alınması ile İstanbul çağdaş sanatla dolu dolu bir ay yaşayacak.</p>



<p>Tabii Istanbul’da sanat sadece bu iki organizasyon ile sınırlı değil. Bienal dönemlerinde hem müzeler, hem galeriler hem de bağımsız mekanlar en farklı ve özel programlarını yapmaya çalışırlar. Bu yıl da farklı değil.</p>



<p>Eylül ayı blogumu sanata ayırmamın sebebi sanata verdiğim önemi, onun benim hayatıma kattığı anlam ve rengi bir miktar da olsa sizinle paylaşmak ve sizi de kendi sanat yolculuğunuza çıkmaya teşvik etmek.</p>



<p>Benim sanatla ilişkim de sanat tarihi okumamış veya sanatı meslek olarak seçmemiş kişilerinki gibi başladı. Tabii İngiltere gibi çağdaş sanatın öncü adımlarını atmış bir ülkede 9 yıl yaşamış olmamın ve sanatın gayet sıradan ve doğal ortamlarda da insan hayatına girdiğini görmenin benim sanat yolculuğumda önemli etkisi olduğunu düşünüyorum. Ama yine de sanat eseri alma sürecim 1990’lı yıllarda, az bilgi, görgü ve para ile başladı.</p>



<p>Evin boş duvarlarının, ismi birazcık da olsun duyulmuş sanatçıların hoş görünen soyut yağlıboya sanat eserleri ile doldurulması bu yolculuğun kaçınılmaz ilk hedefi ve basamağı idi.</p>



<p>Son 10 yılı koleksiyon yaratma amaçlı ve çok daha bilinçli bir şekilde oluşan bu 20-25 yıllık yolculukta sanat bana duvardaki resimlerden çok daha fazla şeyler ifade eder oldu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="800" height="524" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/DT_20170501_MR_Thater_002.jpg" alt="DİANA THATER – GERÇEKLİK KADAR RADİKAL, 2017 &amp; KAÇAK DÜNYA, 2017 " class="wp-image-790" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/DT_20170501_MR_Thater_002.jpg 800w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/DT_20170501_MR_Thater_002-300x197.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/DT_20170501_MR_Thater_002-768x503.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption><em>DİANA THATER – GERÇEKLİK KADAR RADİKAL, 2017 &amp; KAÇAK DÜNYA, 2017</em> </figcaption></figure>



<p></p>



<p>Bugün cesareti, odağı ve bütünselliği için sorumluluk duyduğum ve benden bağımsız bir misyonu ve hayatı olmasına inandığım koleksiyonumun gelişimi için heyecan duyuyorum. Evin duvarlarını renklendirmek amacıyla aldığım eserler yerine, fikrin, özgünlüğünün ve anlatım şeklinin öne çıktığı, eminim dostlarımın çoğunun içlerinden “Agah yine parasını boşa harcamış” dedikleri video, enstalasyon, ses, fotoğraf, objeye hatta eserin ortada olmadığı, sadece ileride eseri yaratmaya yönelik hak bazlı eserler koleksiyonumu oluşturuyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Koleksiyonculuk saplantılı bir tutku haline dönüşebilen bir ruh hali.</p></blockquote>



<p>Koleksiyonculuk saplantılı bir tutku haline dönüşebilen bir ruh hali. Onun keyfi başka ve ben yaşamaktan çok memnunum ama şunu net bir şekilde paylaşmak isterim ki sanatın içinde yapılan uzun soluklu bir yolculuk, alınan eserden ve oluşturulan koleksiyondan aslında daha kıymetli ve anlamlı. Yeni bir galeriyi, müzeyi, sanatçıyı, sanat eleştirmenini, küratörü, eseri keşfetmek onunla ilgili okumak/araştırmak, gezmek, tartışmak, eser seçmek, alım sürecindeki acabaları yaşamak, dost olunan sanatçıların kendi dünyalarına girebilmek, onların ne kadar farklı ve öncü olduğunu görebilmek, sanatçılar ve başka koleksiyonerler ile kurulan dostlukların keyfini çıkartabilmek, gittiğiniz şehirlerde ilk yaptığınızın hangi müze ve galeride kimin sergisi olduğunu öğrenme ihtiyacı duymak, bu renkli ve anlamlı yolculuğun parçaları.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sanatın içinde yapılan uzun soluklu bir yolculuk, alınan eserden ve oluşturulan koleksiyondan daha kıymetli…</p></blockquote>



<p>Çağdaş sanat artık gözden ziyade beyne hitap ediyor. Bugüne çok farklı şekillerde ayna, geleceğe ışık tutuyor. Sizi rahatsız edebilecek konular ve durumlar ile başa çıkmanızı, onları farklı görmenizi sağlıyor. Kim hayatında böyle bir açılımı istemez?</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="768" height="432" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/1502192210_canan_hezeyan_video_goruntusu_b-e1505294222466-768x432-1.jpg" alt="ARTER’DE CANAN SERGİSİNDEN " class="wp-image-792" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/1502192210_canan_hezeyan_video_goruntusu_b-e1505294222466-768x432-1.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/1502192210_canan_hezeyan_video_goruntusu_b-e1505294222466-768x432-1-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption><em>ARTER’DE CANAN SERGİSİNDEN</em> </figcaption></figure>



<p></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Çağdaş sanat artık gözden ziyade beyne hitap ediyor.</p></blockquote>



<p>Her şeyde olduğu gibi sanat yolculuğunda da ana sıkıntı başlamakta oluyor. Bizler alışık olmadığımız, biraz kendine has bir kibiri ve havası olan yeni bir alana kolayca giremiyoruz. Halbuki sanat gerçekten herkes için var.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sanat herkes için var.</p></blockquote>



<p>Yapmanız gereken, gezmeye, görmeye, konuşmaya, okumaya, sorgulamaya, ve anlamaya çalışmaya, kısaca çağdaş sanata angaje olmaya başlamanız. İşte Eylül ayında İstanbul bu başlangıç için harika bir fırsat yaratıyor sizlere!</p>



<p>İstanbul Bienali’nin tüm mekanlarına (İstanbul Modern, Galata Özel Rum Okulu, Küçük Mustafa Paşa Hamamı) ve Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’na mutlaka gidin.</p>



<p>Diğer önerilerim ise şunlar:</p>



<p><em>&nbsp;•&nbsp;Arter’de Canan’ın Kaf Dağı’nın Ardında sergisi</em><br>•&nbsp;<em>Sakıp Sabancı’da Ai Weiwei sergisi</em><br>•&nbsp;<em>Borusan Contemporary’de Diana Thater’in Kaçak Dünya sergisi</em><br>•&nbsp;<em>Akbank Sanat’ta Siyah Gürültü karma sergisi</em><br>•&nbsp;<em>Cihangir’deki Sadık Paşa Konağı’nda Halil Altındere’nin Ana Vatana Hoş Geldin sergisi</em><br>•&nbsp;<em>Galeri Nev’de Inci Eviner’in Ufkun Altında sergisi</em><br>•&nbsp;<em>Zilberman Galeri’de Erinç Seymen’in Homo Fragilis sergisi</em></p>



<p>Ayrıca Pilot, Artsümer, Oktem&amp;Aykut, Sanatorium, Pi Artworks, Mixer, Plevneli, X-ist, Empire Project, Galerist ve Dirimart gibi önde gelen galerilerin sergilerini de gezin derim.</p>



<p>Sanatla renklenmiş güzel bir Eylül ve Ekim ayı dilerim.</p>



<p><em>Kapak Fotoğrafı: Rick Silva – Silva’nın paralel bir geleceğin kuşları için alan kılavuzu, 2014</em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanatin-tam-zamani/">Sanatın Tam Zamanı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
