<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/insan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/insan/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 08:28:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>insan etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/insan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tek Başına Yolda &#8211; I</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Aksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 10:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğada tek başına mı yoksa grup halinde yürüyüş yapmak mı? Ben şahsen doğada tek başına vakit geçirmeyi kendine kültür haline getirmiş kişilerdenim.&#160; Çok sık olmamakla beraber sevdiğim insanlarla ve dostlarımla bir gruba dahil olup yürümek veya kamp atmak da bana keyif verir ama seçimim çoğunlukla yalnız yola çıkmaktır. Neden mi? Bunun üzerine sayfalarca yazı yazabilirim [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-i/">Tek Başına Yolda &#8211; I</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğada tek başına mı yoksa grup halinde yürüyüş yapmak mı? Ben şahsen doğada tek başına vakit geçirmeyi kendine kültür haline getirmiş kişilerdenim.&nbsp; Çok sık olmamakla beraber sevdiğim insanlarla ve dostlarımla bir gruba dahil olup yürümek veya kamp atmak da bana keyif verir ama seçimim çoğunlukla yalnız yola çıkmaktır. Neden mi?</p>



<p>Bunun üzerine sayfalarca yazı yazabilirim ama meraklısı için tek başına ve grup halinde yürümenin artıları ve eksileri üzerine iki seriden oluşan bir yazı hazırladım. İlk önce bana göre en önemli olanını yazarak başlıyayım.&nbsp; Tek başına doğa yürüyüşünün güvenlik açısından&nbsp;sağlam&nbsp;bir temele oturan tek sakıncası yardım alma zorluğudur. Eğer herhangi bir nedenle yaralanırsanız, size yardım elini uzatacak hiç kimse olmaz. Çok basit bir yaralanmadan çok trajik sonuçlar doğabilir. Oysa grup yürüyüşlerinde bir&nbsp;arkadaşınız&nbsp;gidip yardım getirebilir, ilk yardımı yapabilir. Solo yürüyüşün bu sakıncasından kurtulmanın tek yolu ise, yeterli beceri ve deneyime sahip olmak ve&nbsp;sınırlarını bilip gereksiz risk almamaktır.</p>



<p>Grup yürüyüşünde yükü paylaşma şansınız vardır. Siz çadırı almışsanız, arkadaşınız mutfak malzemelerini alabilir. Diğer bir arkadaşınız ise ilk yardım çantasını taşıyabilir. Bunun gibi bir sürü görev dağılımı yapabilirsiniz. &nbsp;Solo yürüyüşte ise, ihtiyacınız olan malzemeleri taşıyacak sizden başka hiç kimse yoktur. Her şeyi tek başınıza taşırsınız. Zaten Ultralight Backpacking akımı bu soruna bir çare olarak ortaya çıkmıştır. Ben de Likya Yolu yürüyüşüm için bu akımdan fazlasıyla yararlandığı söyleyebilirim.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="454" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-1024x454.jpg" alt="Tek Başına Yolda - I" class="wp-image-1558" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-1024x454.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-300x133.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-768x340.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1-1536x681.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda1.jpg 1902w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hem hayvanların hem insanların kalabalık gruplara saldırdıkları&nbsp;pek görülmez. Her ikisi de genelde yalnız insanlara ya da çok küçük guruplara saldırır. Yanlış anlaşılmak istemem fakat bu bağlamdan insanı ve hayvanı birbirinden ayıramayacağımı hoşgörünüze sığınarak belirtmek isterim. Burada hatırlatmak istediğim bir diğer konu ise, bunlar çok ender görülen saldırılardır ve başınıza gelme ihtimali yok denecek kadar azdır. Bunun birinci nedeni, yırtıcıların sadece kendilerini tehlike altında hissetmeleri durumunda insanlara saldırmaları, onun dışında insanlardan uzak durmak için ellerinden geleni yaparlar. İkincisi ise, maalesef ülkemizde belirli birkaç bölge dışında neredeyse hiç büyük yırtıcı kalmamasıdır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ülkemizde birkaç bölge dışında neredeyse hiç yırtıcı kalmadı.</p></blockquote>



<p>İnsan saldırılarına gelince, doğa yürüyüşleri, suç oranının neredeyse sıfır olduğu kırsal kesimlerde yapılır ve bu nedenle başa gelme ihtimali yok denecek kadar azdır.&nbsp;Örnek vermek gerekirse Likya Yolu neredeyse 20 yıllık ve her yıl ortalama 30 bin yerli yabancı insan bu yolu yürüyor. Bugüne kadar hiçbir hayvan saldırısı görülmemiş. İnsanların yaptığı saldırı türleri&nbsp;ise&nbsp;ya kadınlara sözlü taciz şeklinde olmuş ya da para gasp etmek suretiyle gerçekleşmiş. Onların sayısı da son derece az.</p>



<p>Sizlere biraz da psikolojik olan yalnızlık konusundan bahsedeceğim. İnsan sosyal bir varlıktır ve&nbsp;yalnızlık onun doğasına aykırıdır. Bu nedenle diğer insanlardan izole olmak, özellikle uzun süreli yürüyüşlerde büyük baskı oluşturur. Bir yazıda okumuştum 3518 kilometrelik&nbsp;<a href="http://www.appalachiantrail.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Sizlere biraz da psikolojik olan yalnızlık konusundan bahsedeceğim. İnsan sosyal bir varlıktır ve&nbsp;yalnızlık onun doğasına aykırıdır. Bu nedenle diğer insanlardan izole olmak, özellikle uzun süreli yürüyüşlerde büyük baskı oluşturur. Bir yazıda okumuştum 3518 kilometrelik&nbsp;Appalachian Trail’i solo olarak yürümek için yola çıkıp yarıda bırakanlar, ezici bir çoğunlukla bunun nedenini “yalnızlığın getirdiği baskıya dayanamamak”&nbsp;olarak ifade etmişlerdir. Solo yürüyüşlerde ve özellikle Likya Yolu yürüyüşünde benim de açıkçası fiziksel zorlanmadan çok en fazla zorlandığım&nbsp;ve baskı altında kaldığım konu bu olmuştu. &nbsp;Bir müddet sonra, yalnızlık çok ciddi bir baskı unsuru olabiliyor. Adeta gelip geçen bir sara nöbeti gibi… Bir an geliyor her şey anlamsızlaşıyor.&nbsp;“Benim ne işim var&nbsp;burada? Dön git evine”&nbsp;duygusuna kapıldığımı hiç unutmuyorum. Özellikle o gün kötü bir yürüyüş olduysa.&nbsp;Mesela üşümüşsem, ıslanmışsam, yanlış yola girip kilometrelerce yolu tekrar geri yürümek zorunda kalmışsam ciddi psikolojik bir baskı altın girdiğimi, moralimin çok bozulduğunu iyi hatırlıyorum. Bu nöbetler, yürüyüş süresi uzadıkça sıklaşıyor ve bu nöbet hallerini tek başınıza atlatmak zorunda kalıyorsunuz. Oysa grup yürüyüşlerinde&nbsp;çevrenizde “Hadi aslanım, hadi koçum, sen yaparsın bunu”&nbsp;diyerek size moral verecek arkadaşlarınız oluyor. (opens in a new tab)">Appalachian Trail’i</a> solo olarak yürümek için yola çıkıp yarıda bırakanlar, ezici bir çoğunlukla bunun nedenini “yalnızlığın getirdiği baskıya dayanamamak”&nbsp;olarak ifade etmişlerdir. Solo yürüyüşlerde ve özellikle Likya Yolu yürüyüşünde benim de açıkçası fiziksel zorlanmadan çok en fazla zorlandığım&nbsp;ve baskı altında kaldığım konu bu olmuştu. &nbsp;Bir müddet sonra, yalnızlık çok ciddi bir baskı unsuru olabiliyor. Adeta gelip geçen bir sara nöbeti gibi… Bir an geliyor her şey anlamsızlaşıyor.&nbsp;“Benim ne işim var&nbsp;burada? Dön git evine”&nbsp;duygusuna kapıldığımı hiç unutmuyorum. Özellikle o gün kötü bir yürüyüş olduysa.&nbsp;Mesela üşümüşsem, ıslanmışsam, yanlış yola girip kilometrelerce yolu tekrar geri yürümek zorunda kalmışsam ciddi psikolojik bir baskı altın girdiğimi, moralimin çok bozulduğunu iyi hatırlıyorum. Bu nöbetler, yürüyüş süresi uzadıkça sıklaşıyor ve bu nöbet hallerini tek başınıza atlatmak zorunda kalıyorsunuz. Oysa grup yürüyüşlerinde&nbsp;çevrenizde “Hadi aslanım, hadi koçum, sen yaparsın bunu”&nbsp;diyerek size moral verecek arkadaşlarınız oluyor.</p>



<p>İşin özü bana göre, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="İşin özü bana göre, ilk yazımda anlatmaya çalıştığım solo yürüyüşün artıları eksilerinden daha fazla. Tek başına yürüyüş ile alakalı olarak güvenlik kaygıları genelde sağlam temellere dayanmaz ancak bunun yanında size muhteşem bir özgürlük ve bağımsızlık alanı sağlar. Kötü geçen bir günün ardından, sabah erkenden kuş sesleri ile gözünüzü açıp, çadırın fermuarını aralayıp kafanızı dışarı çıkarttıktan sonra, ciğerlerinize çektiğiniz o havanın her şeyi bir anda önemsizleştirdiğini ve tamamen yenilendiğinizi hissediyor olmanız bir gün önce vermiş olduğunuz o psikolojik savaşı sizin kazandığınızın en büyük göstergesidir. (opens in a new tab)" href="https://borusanturuncu.com/3000-yillik-bir-medeniyetin-izinden-likya-yolu/" target="_blank">ilk yazımda</a> anlatmaya çalıştığım solo yürüyüşün artıları eksilerinden daha fazla. Tek başına yürüyüş ile alakalı olarak güvenlik kaygıları genelde sağlam temellere dayanmaz ancak bunun yanında size muhteşem bir özgürlük ve bağımsızlık alanı sağlar. Kötü geçen bir günün ardından, sabah erkenden kuş sesleri ile gözünüzü açıp, çadırın fermuarını aralayıp kafanızı dışarı çıkarttıktan sonra, ciğerlerinize çektiğiniz o havanın her şeyi bir anda önemsizleştirdiğini ve tamamen yenilendiğinizi hissediyor olmanız bir gün önce vermiş olduğunuz o psikolojik savaşı sizin kazandığınızın en büyük göstergesidir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Her solo yürüyüşte  güney kutbunu keşfe giden bir kaşif ya da okyanusa açılmış bir Kristof Kolomb olursunuz.</p></blockquote>



<p>Son olarak her insanın içinde maceracı bir yön&nbsp;vardır. Bilinmeyenin cazibesine kapılır, merak eder, öğrenmek ister. Çünkü insan olmanın gereğidir bu. Bu maceracı ruh sayesinde yeni kıtalar keşfedildiğine inananlardanım ben de.&nbsp;Uzaya gittik ve okyanusların derinliklerine daldık. Her solo yürüyüş de büyük bir maceradır bence çünkü pek çok bilinmezlik içerir. Bu nedenle de heyecan vericidir. Kısacası her solo yürüyüşte siz de, güney kutbunu keşfe giden bir kaşif ya da&nbsp;okyanusa açılmış bir Kristof Kolomb&nbsp;olursunuz. Kendi kutbunuzu, kendi kıtalarınızı keşfedersiniz. Ve inanım bu size yaşadığınızı ve insan olduğunuzu hissettiren en güçlü duygudur… Tüm bunları yaparken doğanın bir parçası olduğumuzu, bu yollardan gelip geçen bir gezgin olduğumuzu, arkamızda bıraktıklarımızın bizden başka kimseye ait olmadığını lütfen unutmayalım.&nbsp;</p>



<p><em><a href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/">Serinin diğer yazısı için  tıklayın.</a></em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-i/">Tek Başına Yolda &#8211; I</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek Başına Yolda &#8211; II</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Aksel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 10:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solo yürüyüş; diğer insanların sizin hakkınızdaki izlenimlerinden ve her türlü sosyal ve modern hayat karmaşasından uzakta, kendinizi dinlemenize, anlamanıza ve dürüstçe bir iç muhasebe yapmanıza imkan verir.&#160; Ruh sağlığı açısından adeta bir meditasyondur.&#160; Grup yürüyüşlerinde ise&#160;doğanın içine daha az girersiniz! O ne demek şimdi? Zaten doğada yürümüyor muyuz? Nasıl doğanın dışında oluruz dediğinizi duyar gibiyim. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/">Tek Başına Yolda &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Solo yürüyüş; diğer insanların sizin hakkınızdaki izlenimlerinden ve her türlü sosyal ve modern hayat karmaşasından uzakta, kendinizi dinlemenize, anlamanıza ve dürüstçe bir iç muhasebe yapmanıza imkan verir.&nbsp; Ruh sağlığı açısından adeta bir meditasyondur.&nbsp;</p>



<p>Grup yürüyüşlerinde ise&nbsp;doğanın içine daha az girersiniz! O ne demek şimdi? Zaten doğada yürümüyor muyuz? Nasıl doğanın dışında oluruz dediğinizi duyar gibiyim. Hele bir de kalabalık bir grupsa&#8230; Telefon ile konuşanlar, cep telefonundan bangır bangır müzik çalanlar, yüksek sesle futbol muhabbeti yapanlar, şarkı söyleyenler, bu kulaklar yürürken karınları acıkıp birbirlerine yemek tarifi verenleri bile duydu… İşte bu durumlar size doğanın içine girme&nbsp;şansı tanımaz. Ne kuş sesi ne rüzgâr sesi duyabilirsiniz.&nbsp;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Tek başınıza olduğunuzda, kuş seslerini, tepelere çarpan rüzgârın o büyüleyici müziğini dinlersiniz.</p></blockquote>



<p>Tüm yaban&nbsp;hayat, siz gelmeden önce yolunuzdan&nbsp;kaçar. Doğal ortamında bir canlı görme şansınız olmaz. Gece çadıra girdiğinizde de dışarıdaki arkadaşlarınızın kahkahalarını duyarak uykuya dalarsınız. Oysa tek başınıza olduğunuzda, kuş seslerini duyarsınız. Mola verdiğinizde, sırtınızı bir ağaca yaslayıp karşınızda ki tepelere çarpan rüzgârın o büyüleyici müziğini dinlersiniz. Gece çadırınızda&nbsp;baykuşların ötüşünü, çakalların ulumasını&nbsp;duyarak uykuya dalarsınız. Eğer şansınız yaver giderse, doğal ortamında bir yaban domuzu, bir tilki veya çakal ya da benim gibi ayı veya kurt bile görebilirsiniz. Doğanın içine girer, onun bir parçası olduğunuzu hissedersiniz.</p>



<p>Bizler sürekli dünyamızı geliştirmeye çalışıyoruz ancak geliştirdikçe küçüldüğünü fark etmiyoruz. Gün geçtikçe doğadan, yaban hayattan uzaklaşarak yaşamaya bu kültürden uzaklaşmaya devam ediyoruz. Artık harekete geçmemin konfor alanımızdan çıkıp çocuklarımıza ve gelecek nesillere doğanın ve doğada vakit geçirmenin ne kadar anlamlı olduğunu, insana değer kattığını, doğayı korumanın en temel olgusunun yine doğa ile iç içe olmaktan geçtiğini ve bence en önemlisi bunu bir toplum kültürü haline getirmemiz gerektiğini anlatmalıyız.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KİŞİSEL BİR MEYDAN OKUMA</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="993" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-993x1024.jpg" alt="KİŞİSEL BİR MEYDAN OKUMA" class="wp-image-1565" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-993x1024.jpg 993w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-291x300.jpg 291w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_-768x792.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/08/tek_basina_yolda2_.jpg 1231w" sizes="(max-width: 993px) 100vw, 993px" /></figure>



<p>Bir grubun parçası olduğunuzda pek çok beceriniz gelişmez. Diğer grup üyelerinin farklı&nbsp;becerilerinin toplamı, herkes için yeterli olur. Kimisi yolu bilir, rehberlik yapar, kimisi ateş yakar, kimisi çadır kurar, kimisi yemek yapar. Grup halindeyken karar verme beceriniz de gelişmez. Grupta ya kararlar ortak alınır ya da biri sizin adınıza karar verir.&nbsp;Oysa tek başınızayken bunları sizin için yapacak kimse yoktur. Tek başınıza kaldığınızda becerileriniz gelişecektir.</p>



<p>Gruptaki üyelerin, yaşları, kiloları, boyları, atletik özellikleri, sağlık durumları, sportif geçmişleri ve tüm bunlara bağlı olarak yürüyüş hızları farklıdır. Grup yürüyüşü için şöyle bir söz vardır; “Doğa yürüyüşü yapan bir grup ancak en yavaş üyesi kadar hızlıdır.” Bu nedenle grup&nbsp;halinde&nbsp;yürürken ya yavaş yürümek mecburiyetinde kalırsınız ya da grubu çok yavaşlatmamak için kendi kapasiteniz üstünde bir hızla… Her ikisi de inanın acı vericidir. Solo yürüyüşte ise tam olarak kendi hızınızda yürüme imkanınız olur.&nbsp;</p>



<p>Grup yürüyüşlerinde; sabah başlama&nbsp;saati, molaların zamanı ve süresi, kamp zamanı ve kamp yeri seçimi,&nbsp;gerektiğinde yürüyüşü sonlandırma ya da uzatma kararı gibi konularda, sizin isteklerinizin&nbsp;tek başına&nbsp;bir önemi yoktur. Bu kararlar ortaklaşa alınır. Hatta bazen grubun tüm kararları, sizin isteğinizin dışında olabilir. Bu takdirde yürüyüş sizin için, bir an önce sona ermesini istediğiniz bir stres kaynağına dönüşebilir.&nbsp;</p>



<p>Solo yürüyüşte ise tüm bu kararlar size aittir. İstediğiniz zaman yürür, istediğiniz zaman mola verirsiniz. İstediğiniz yerde, istediğiniz kadar kamp yapabilirsiniz. Aklınıza estiğinde yürüyüşü sonlandırabilir ya da uzatabilirsiniz. Bu da size yaptığınız planlamada esneklik ve tam bir özgürlük sağlar.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Solo yürüyüşte istediğiniz zaman yürür, istediğiniz zaman mola verir, istediğiniz yerde, istediğiniz kadar kamp yapabilirsiniz.</p></blockquote>



<p>Grup yürüyüşünde sınırlarınızı anlama şansınız olmaz. Çünkü her konuda grubun hareketi, en düşük sınırları olan üyeye göre ayarlanacaktır. Oysa tek başınıza olduğunuzda, daha hızlı ve daha uzun yürüyebilir, yetenekleriniz ve becerileriniz geliştikçe daha zor parkurları deneyebilir, kötü hava şartlarında doğaya çıkabilirsiniz.&nbsp;</p>



<p>Bir çoğumuzun, çok da sağlam&nbsp;temellere bağlı olmayan pek çok korkusu vardır. Karanlık, yalnızlık, yırtıcı hayvanlar, fırtınalar, böcekler, yılanlar gibi bir sürü sayabilirim. Solo yürüyüş size, bu korkularınızla yüzleşme ve onları alt etme şansını verir. Bana göre insan korkmadan cesaretli olmayı öğrenemez.</p>



<p>Solo yürüyüşte, kendi güvenliğinizi ilgilendiren kararlar da dahil olmak üzere tüm kararları tek başınıza alırsınız. Bu&nbsp;aynı zamanda size büyük bir sorumluluk yükler ve sorumluluk duygunuzu geliştirir. Art arda alınan kararlar ve bunların sonucunda hedefe sağ salim ulaşmak, öz güveninizi de fena halde patlatır.&nbsp;</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>İnsan korkmadan cesaretli olmayı öğrenemez.</p></blockquote>



<p>Grup yürüyüşlerinin, insanlara sınırlarını aşan riskler aldırma gibi bir özelliği vardır. Bu gereksiz risk alma bana göre iki şekilde ortaya çıkabilir. Ya kişi&nbsp;kendini grup içinde gösterme, kabul ettirme gibi nedenlere&nbsp;yeteneklerini aşan&nbsp;riskler alır, ya da grubun diğer üyeleri kişiyi yetenekleri dışında işlere zorlar. Diyelim ki on kilometrelik bir yürüyüşün ortasında, uçurum kenarında daracık bir patikaya geldiniz. &nbsp;Herkes geçti, ancak sizin yükseklik korkunuz&nbsp;var ve delicesine korkuyorsunuz. Olacak olanları söyleyeyim… Ya “Herkes geçti, bu kadar insan benim yüzümden geri mi dönecek?”&nbsp;deyip geçmeye çalışacaksınız. Ya da “Herkes geçti, sen de geçersin, korkma”&nbsp;diyen grup üyelerinin baskısına maruz kalacaksınız. Oysa solo yürüyüşte riskleri alıp almama kararı tamamen size aittir ve üzerinizde hiçbir harici baskı unsuru olmaz. Rahatlıkla geri dönüp yürüyebilirsiniz. Ya da yeni bir yol bulmaya çalışırsınız. Eğer geçebileceğinize inanırsanız da geçersiniz.&nbsp;Diğer insanların baskısı üzerinizde olmadığı için de muhtemelen en doğru kararı verirsiniz.</p>



<p>Şimdi size yok artık diyeceğiniz bir diğer unsurdan söz edeyim. Belki çok uç olacak ama yine de yazmak istedim. Ne yazık ki insanlar genellikle, kişisel sorunlarını ve ihtiraslarını da yürüyüş guruplarına taşıyorlar. Gurup içinde kısa zamanda majörler tükendi, minörlere yolculuk diyerek mikro guruplar oluşuyor, gizli bir liderlik, bir kendini kabul ettirme çatışması&nbsp;başlıyor. Karşılıklı laf sokmalar, imalı konuşmalar alıp başını gidiyor. Hatta bu çatışmalar zaman zaman bağırış çağırış bir hale bile dönebiliyor. Öyle&nbsp;ki masaya yumruğunu vurup,&nbsp;“Burada patron benim, ben ne dersem o olur”&nbsp;diyen&nbsp;yürüyüş lideri&nbsp;bile görmüşlüğüm vardır. Çatışma iyice büyüyünce gruplar bölünüyor, yeni guruplar oluşuyor. Falan, filan… Yani kısacası çekilecek dert değil.&nbsp;</p>



<p>İyisi mi siz yalnız yürüyün daha iyi! …&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tek-basina-yolda-ii/">Tek Başına Yolda &#8211; II</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşkını Başka Dilde Anlat</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/askini-baska-dilde-anlat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aynur Akay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 16:49:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Okyanus Gönüllüleri]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülük]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gönüllülükle ilk olarak ilkokul yıllarımda tanışmıştım. İlkokuldayken kardeş okulumuzdaki öğrenci arkadaşlarımıza İngilizce öğretmiştik. Oradaki kardeşlerimin mutluluğunu görmek, onlara bildiğim şeyleri aktarmak beni çok mutlu etmişti. Öğrendiğim bir dil daha da anlamlı hale gelmişti artık benim için.&#160; Öğrenim hayatım boyunca üniversite yıllarına kadar farklı gönüllülük çalışmalarına katıldım. Üniversite yıllarında hayatı biraz daha tanıyıp anlamaya başlamıştım. Daha [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/askini-baska-dilde-anlat/">Aşkını Başka Dilde Anlat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gönüllülükle ilk olarak ilkokul yıllarımda tanışmıştım. İlkokuldayken kardeş okulumuzdaki öğrenci arkadaşlarımıza İngilizce öğretmiştik. Oradaki kardeşlerimin mutluluğunu görmek, onlara bildiğim şeyleri aktarmak beni çok mutlu etmişti. Öğrendiğim bir dil daha da anlamlı hale gelmişti artık benim için.&nbsp;</p>



<p>Öğrenim hayatım boyunca üniversite yıllarına kadar farklı gönüllülük çalışmalarına katıldım. Üniversite yıllarında hayatı biraz daha tanıyıp anlamaya başlamıştım. Daha da ciddileşmeye başlamıştı işler. İş bulmalıydım! Hangi alanlara yönelmeliyiz, hangi sektörlerde olmalıyız soruları başlamıştı. Derken iş hayatı başladı ve tekrar bazı şeyleri sorgulamaya başladım. Ne kadar yoğun olursam olayım hayata değer katacak çalışmalara destek olmaya devam etmeliydim.&nbsp; İnsanlara faydalı olmak için neler yapabilirim?&nbsp;</p>



<p>Daha sonra Borusan Okyanus Gönüllüleri Platformu ve birçok gönüllü arkadaşım ile tanıştım. Farklı insanların da hayatlarına dokunacak çok anlamlı işler yapıyorlardı. Ben de ekibe katılmak istedim. Borusan EnBW Enerji gönüllüleri ile her yıl birlikte beyin fırtınaları yapıyoruz. Yapabileceğimiz gönüllülük faaliyetlerini konuşuyoruz. Borusan Okyanus Gönüllüleri Platformumuzda da aynı şekilde topluma faydalı olacağımız konularda projeler geliştirmeyi hedefliyoruz.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>ENGELLERE DEĞİL, ZENGİNLİĞE ODAKLAN</strong></h2>



<p>İşitme engelli ve sağır bireylerle ilgili farkındalık yaratacak, onların gözünden bakabilecek çalışmalar yapmak istiyorduk. Gönüllülük oluşumumuzun 10. yılına özel bir proje olarak bu konudaki bir inisiyatife liderlik etmek istedik. Grup çapındaki pek çok Borusanlı gönüllü de bu projenin gerçekleşmesi için destek verdi.&nbsp;</p>



<p>İşitme engelli ve sağır bireylerle ilgili birçok anlamlı çalışması olan Dem Derneği ile tanıştık ve birlikte “Aşkını Başka Dilde Anlat” projesini grup şirketlerimizde hayata geçirmek üzere harekete geçtik. Engellerin engellerini değil, zengin dil ve kültürlerini öne çıkarmak ve toplumsal çeşitliliğimizin bir parçası olduklarına dikkat çekmek oldu temel amacımız. İşitme engelli ve sağır bireylerle ilgili farkındalık yaratmak, biraz onların gözünden dünyaya bakabilmek istedik.&nbsp;</p>



<p>Bu süreçte de bilmediğimiz pek çok şey öğrendik. Mesela Türkiye&#8217;de her gün 8 sağır bebeğin dünyaya geldiğini biliyor muydunuz? Veya dünyada bilinen 100 civarında işaret dili olduğunu? Ev içinde geliştirilen işaret dilleri olduğunu, sağır çocukların birçoğunun işiten ve işaret dili bilmeyen ebeveynleri olduğunu?</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>İŞARET DİLİNİ ÖĞRENME SÜRECİ</strong></h2>



<p>Borusanlı gönüllüler olarak Dem Derneği ile birlikte bir farkındalık semineri ardından Türk İşaret Dili Eğitimi aldık.&nbsp;</p>



<p>Hep katılmak istediğim ama zorlanacağımı düşünüp cesaret edemediğim bir eğitimdi. Ancak gördüm ki isteyince o kadar da zor değilmiş. Özellikle faydalı olabilme motivasyonu insanı tetikliyor.</p>



<p>Öncelikle alfabeyi öğrendik, kendi isimlerimizi ifade ettik, ardından gönüllülerimizle birlikte belirlediğimiz cümlelerimizi, şirketlerimizin mottolarını öğrendik. Kahve siparişleri vermeyi Türk İşaret Dilinde öğrendik. Eğitim aralarımızda kahve servislerimiz oldu. Kahvelerimizi de Türk İşaret Dili ile istedik. Türk işaret dilinde öğrendiğimiz cümleleri arkadaşlarımıza öğretmeye çalıştık. Öğrendiğimiz bilgileri daha sonrasında diğer çalışma arkadaşlarımızla paylaştık.&nbsp;</p>



<p>İlk etapta dinlerken nasıl aklımda tutacağım diye endişelendim. İlk kez öğrendiklerimi uygularken heyecanlandım.&nbsp; Yapmam gerekenleri unuttum. Tekrar yaptıkça ve anlamlandırınca içselleştirdim ve öğrenmeye başladım.&nbsp;</p>



<p>Öğrendiğim alfabe ile ve cümlelerle kendimi ifade etmek farklı bir deneyim oldu benim için. Artık karşılaştığımda ben de işaret dili ile basit düzeyde konuşabilirim. Arkadaşlarıma faydalı olabilirim. Unuttuklarımı videolardan bakıp hatırlıyorum zaman zaman. Öğrendiğimiz her dil sayesinde daha çok insana ulaşabiliyoruz. &nbsp;</p>



<p>Zaman zaman bireysel katkılar ufak gibi gözükebilir ancak ufak da olsa katkılar birleşince daha farklı bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz gönüllülük çalışmalarıyla hayatımızda anlamlı anılar biriktiriyoruz.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/askini-baska-dilde-anlat/">Aşkını Başka Dilde Anlat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 23:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. Geçen hafta ikinci kez katıldığım BrandMinds, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/">21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/zfGkA8" target="_blank">Robert Cialdini</a>, <a href="https://g.co/kgs/8rcBrq" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)">Guy Kawasaki</a>, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/fAmGft" target="_blank">Yuval Noah Harari</a>’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var.</p>



<p>Geçen hafta ikinci kez katıldığım <a href="https://brandminds.ro/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen hafta ikinci kez katıldığım BrandMinds, beş yıldır Avrupa’nın en iyi liderlik konferansını gerçekleştiriyor.&nbsp; (opens in a new tab)">BrandMinds</a>, beş yıldır Avrupa’nın en iyi liderlik konferansını gerçekleştiriyor.&nbsp;</p>



<p>Geçen yıl <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/dZowpp" target="_blank">Robin Sharma</a>, <a href="https://g.co/kgs/8bbWy8" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)">Helen Fisher</a> ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/DhcYgt" target="_blank">Seth Godin’i</a> dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp;</p>



<p>Yıldız konuşmacıları farklı yapan, karmaşık konuları sadeleştirmekteki ustalıkları.&nbsp;</p>



<p>Konuşma içerikleri herkese hitap ediyor. İster iş dünyasına yeni girmiş bir profesyonel ister deneyimli bir CEO olsun, herkesin anlayıp ilham alacağı sadelikte konuşmalar. Zaten Guy Kawasaki, konuşmasında iyi sunumun formülünü de verdi: 20 dakika uzunlukta, mutlaka siyah fon kullanılmış 10 slayt.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>NASIL DAHA ÇOK İNSAN OLUNUR?</h2>



<p>BrandMinds 2019’da şu soruya yanıt arandı.</p>



<p>Bilim ve teknolojinin üssel ve kontrolsüz bir hızla ilerlediği, belirsiz bir geleceğin içine çekildiğimiz, değişimin sınırlarımızı zorladığı 21’inci yüzyılda nasıl hayatta kalacak, nasıl daha iyi bir yarın yaratacağız?&nbsp;</p>



<p>Ortak yanıt şu;<br>“Daha çok insan olarak.”</p>



<p>Nasıl mı?</p>



<h2>ETKİ GÜCÜNÜ ARTIRMAK</h2>



<p>Önce dünyanın en çok satılan iş kitaplarından <a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/iknanin-psikolojisi/32697.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Önce dünyanın en çok satılan iş kitaplarından İknanın Psikolojisi kitabının yazarı Roberto Cialdini’ye kulak verelim.&nbsp; (opens in a new tab)">İknanın Psikolojisi</a> kitabının yazarı Roberto Cialdini’ye kulak verelim.&nbsp;</p>



<p>Cialdini, “dikkat dağınıklığı” çağında liderlerin insanların dikkatini çekebilmek için etki güçlerini artırmak zorunda olduklarına işaret etti. Bunun için şu tüyoları verdi: “Karşılıksız verme kültürünü harekete geçirin. İnsanlara ne kazanacağını değil, ne kaçıracağını söyleyin. Otoriteniz, bilgiye, uzmanlığa, güvenilirliğe dayansın. İnsanları takdir edin, onları sahiden önemseyin ve bunu hissettirin. Ve ölümüne tutarlı olun.”</p>



<p>Cialdini’ye göre, insanların tek özlemi “anlaşılmak.”&nbsp; Davranışların ardındaki duyguyu anlayarak size karşı olanları bile müttefikiniz haline getirmeniz işten bile değil.</p>



<h2>YARATICILIĞI ÖZGÜR BIRAKMAK</h2>



<p>21’inci yüzyılın en önemli yetkinliği yaratıcılık. Yaratıcılığın önündeki en önemli engel ise insanın bizzat kendisi. Yaratıcılık koçu <a href="https://denisejacobs.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="21’inci yüzyılın en önemli yetkinliği yaratıcılık. Yaratıcılığın önündeki en önemli engel ise insanın bizzat kendisi. Yaratıcılık koçu Denise Jacobs, her insanda bulunan yaratıcı gücü özgür bırakmak için zihnimizdeki engelleyici düşünceleri, acımasız sesleri ve eleştirel konuşmaları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyledi. (opens in a new tab)">Denise Jacobs</a>, her insanda bulunan yaratıcı gücü özgür bırakmak için zihnimizdeki engelleyici düşünceleri, acımasız sesleri ve eleştirel konuşmaları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyledi.</p>



<p>Farkındalık ve odaklanma pratikleri bunun için en sık yararlanacağımız araçlar.</p>



<p>Columbia profesörü <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Columbia profesörü Hitendra Wadhwa, insan potansiyelini “yaptıkların ve yapabileceklerin arasındaki fark” olarak tarifledi ve ekledi: Bu fark, dünyanın tüm sorunlarını çözmeye yeter! (opens in a new tab)" href="https://twitter.com/hitendraw" target="_blank">Hitendra Wadhwa</a>, insan potansiyelini “yaptıkların ve yapabileceklerin arasındaki fark” olarak tarifledi ve ekledi: Bu fark, dünyanın tüm sorunlarını çözmeye yeter!</p>



<h2>ÖZÜNDEN BESLENEN LİDERLİK</h2>



<p>Liderlerin özgün ve “özünden beslenen” bir liderlik modeli geliştirmeleri gerektiğini anlatan Wadhwa, bunun için 5 aşamalı bir yol tarif etti.&nbsp;</p>



<p>1-&nbsp;Amacını bul! Çünkü en büyük liderler, kendini arayan insanlardan çıkar. Amacınızı bulmak için işe kendinize zor soruları sormakla başlayın.&nbsp;</p>



<p>2- Bilgeliğini geliştir! Bilgelik duygu, düşünce ve inançları uyum içinde yönetebilme becerisidir ve geliştirilebilir.</p>



<p>3-&nbsp;Sev ve bağlantı kur! Başkalarının acısıyla acı çekin, neşesiyle neşe bulun.</p>



<p>4-&nbsp;Gelişim odaklı ol! Zorlukları ve tehditleri bir gelişme fırsatı olarak kabul edin.</p>



<p>5-&nbsp;Kendini gerçekleştir! Kendi saf özünden gelen güçle hareket edin, hakikatinizi bulun ve insanlara bunu hissettirin.</p>



<h2>İŞİNİ YENİDEN TANIMLA</h2>



<p>Steve Jobs’un beyin takımında yıllarca çalışmış Guy Kawasaki, iş liderlerine yenilikçilik yönünde çok değerli tavsiyeler verdi. Geleceğin dünyasında ayakta kalabilmek için “eşsiz ve değerli” olmanın önemine değinen Kawasaki, bunun için hata yapmaktan korkmamak gerektiğine ve herkesin beğenisini kazanmaya çalışmanın gereksiz olduğundan bahsetti. Her liderin işini insanlığa yarattığı fayda üzerinden yeniden tanımlaması gerektiğini söyledi.&nbsp;</p>



<p>Yuval Noah Harari’nin, teknolojinin insanın zihni ve bedeni üzerinde büyük değişiklikler yapmasına imkan verecek bir çağa girdiğimizi vurguladı. Harari, insanın gelecekte organik ve biyonik olmak üzere iki beyni olabileceğine işaret ederek “Duyguları bir kenara bırakan biyonik beyin büyük veri ve algoritmayla çalışacak ve en rasyonel kararı alacak. Zamanla eski moda beynimizi tamamen devre dışı da bırakabiliriz” dedi.&nbsp;</p>



<p>Harari, yapay zeka geliştirmeye harcanan kaynakların, insan zihnini geliştirmeye de harcanması gerektiğini söyledi.</p>



<p>Brand Minds Konferansı’nda dinlediklerim bana, geleceğe hazır olmanın yolunun insanın kendisini tanımaktan geçtiğini anlatıyor. Kendini keşfetmek, tüm dinlerin ve öğretilerin de işaret ettiği gibi insanın asli vazifesi. Keşfettiği kendini, kendi haline bırakmayı geliştirmek ve potansiyelini en üst seviyeye çıkarmaksa bugünün dünyasında hayatta kalmanın sırrı.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/">21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kara Deliğin Gizemi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 08:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teleskop]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1414</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Event Horizon Telescope” (Olay Ufku Teleskobu &#8211; EHT) projesi tarafından, 53 milyon ışık yılı uzaklıktan çekilen kara delik fotoğrafını ve fotoğrafın arkasındaki hikayeyi günlerdir şaşkınlık, hayranlık ve merakla takip ediyoruz.&#160; İlk bakışta bulanık ve belirsiz görünen bir fotoğrafı bu kadar önemli ve muazzam kılan nedir? Bu fotoğraf insanlığın gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Bu yazıda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/">Kara Deliğin Gizemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<a href="https://eventhorizontelescope.org/">Event Horizon Telescope</a>” (Olay Ufku Teleskobu &#8211; EHT) projesi tarafından, 53 milyon ışık yılı uzaklıktan çekilen kara delik fotoğrafını ve fotoğrafın arkasındaki hikayeyi günlerdir şaşkınlık, hayranlık ve merakla takip ediyoruz.&nbsp;</p>



<p>İlk bakışta bulanık ve belirsiz görünen bir fotoğrafı bu kadar önemli ve muazzam kılan nedir? Bu fotoğraf insanlığın gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Bu yazıda bunları derlemeye çalıştık.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>ÇILGIN BİR TEORİDEN GERÇEKLİĞE</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="750" height="422" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto.jpg" alt="Albert Einstein" class="wp-image-1416" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto.jpg 750w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p><a href="https://www.history.com/news/black-holes-albert-einstein-theory-relativity-space-time">Albert Einstein</a> evreni genel görelilik teorisiyle açıkladığında, sadece uzay, zaman, yerçekimi ve madde arasındaki ilişkiyi açıklamakla kalmamış, daha sonra kara delik olarak anılacak idrak sınırlarını zorlayan bir olgunun teorik olarak mümkün olmasına kapıları aralamıştı. Elbette o dönemde gözlemlenmesi zamanın teknolojisiyle imkansızdı. Ne var ki keşfinden 100 yıl sonra Einstein’in zamanın ötesindeki fikirlerini, teorilerini test edebilir hale geldik. EHT tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda illüstrasyon olmayan, gerçek bir kara delik fotoğrafı çekildi. Böylece fizik biliminin en sıradışı teorilerinden biri, astrofizik biliminin en sıradışı gök cisimlerinden biri tarafından ispatlandı. O zamanlar için kavram o kadar radikaldi ki, Einstein kendisi bile güçlü kuşkular besliyordu. 1939 tarihli <em>Annals of Mathematics</em> dergisinde yayınlanan makalesinde fikrin “ikna edici olmadığını” ve olgunun “gerçek dünyada” var olmadığı sonucuna varmıştı.&nbsp;</p>



<p>Einstein 100 yıl sonrasını görseydi muhtemelen şaşkınlık ve huşu içinde seyrederdi bu imgeyi. En çılgın teoriler bile demek ki gerçek olabiliyor!&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>DÜNYA KADAR BÜYÜK BİR TELESKOP</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1016" height="661" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya.jpg" alt="Projede kullanılan teleskopların dünya üzerindeki yerleşimleri" class="wp-image-1419" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya.jpg 1016w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya-300x195.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya-768x500.jpg 768w" sizes="(max-width: 1016px) 100vw, 1016px" /><figcaption><br>Projede kullanılan teleskopların dünya üzerindeki yerleşimleri<br><em>Kaynak: <a href="https://twitter.com/umutayildiz/status/1116000928409243648/photo/1">@umutayildiz</a></em></figcaption></figure>



<p>Kara deliklerin fotoğraflanmasında yaşanan en büyük sorun devasa ağırlıkta olmalarına rağmen galaksilerle karşılaştırıldıklarında neredeyse mikroskobik ölçülerde kalmaları. Bu kadar uzaktaki bir objeyi görüntüleyebilmek için teleskopların da büyük olması gerekiyor. EHT tarafından yapılan araştırmaya göre M87 galaksisinin merkezinde bulunan bu kara deliği görüntüleyebilmek için dünya büyüklüğünde bir teleskoba ihtiyaç vardı.</p>



<p>Yazılım mühendisliği kullanılarak dünyanın farklı yerlerindeki 8 teleskop sanki tek bir dünya büyüklüğündeki teleskopmuş gibi ayarlandı. Bu teleskopların bazılarında çalışmış astrofizikçi Umut Yıldız hepimizin anlayabileceği bir dille bu muazzam çalışmayı kısaca <a href="https://twitter.com/umutayildiz/status/1116000678663655426" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Yazılım mühendisliği kullanılarak dünyanın farklı yerlerindeki 8 teleskop sanki tek bir dünya büyüklüğündeki teleskopmuş gibi ayarlandı. Bu teleskopların bazılarında çalışmış astrofizikçi Umut Yıldız hepimizin anlayabileceği bir dille bu muazzam çalışmayı kısaca şöyle aktarıyor: Bu 8 radyoteleskop aynı anda, aynı noktaya yani M87 galaksisinin merkezine baktı ve böylece 12000 km çaplı bir teleskop elde edildi. 2 sene boyunca gözlemler yapıldı ve 5 petabyte veri alındı. Verilerin birleştirilmesiyle gördüğümüz fotoğraf elde edildi.&nbsp; (opens in a new tab)">şöyle</a> aktarıyor: Bu 8 radyoteleskop aynı anda, aynı noktaya yani M87 galaksisinin merkezine baktı ve böylece 12000 km çaplı bir teleskop elde edildi. 2 sene boyunca gözlemler yapıldı ve 5 petabyte veri alındı. Verilerin birleştirilmesiyle gördüğümüz fotoğraf elde edildi.&nbsp;</p>



<p>Işığın dahi kaçamadığı bu gizemli gök cisimlerini fotoğraflayan Event Horizon Telescope projesinin direktörü Sheperd S. Doeleman, canlı yayın sırasında bu olayı, “Washington’daki bir kişinin, Los Angeles’taki bir bozuk paranın üzerinde yazan tarihi görebilmesi” şeklinde açıkladı.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL</h2>



<p>Bu proje pek çok kurumun ve bilim insanının olağanüstü bir iş birliği yapmasıyla mümkün oldu. Event Horizon Telescope projesinin direktörü Sheperd S. Doeleman bu başarıyı şu sözlerle tanımlıyor: “Bu, 200’den fazla araştırmacıdan oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirilen olağanüstü bir bilimsel başarıdır.”</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="780" height="438" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman.jpg" alt="KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL" class="wp-image-1420" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman.jpg 780w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman-768x431.jpg 768w" sizes="(max-width: 780px) 100vw, 780px" /></figure>



<p>Bununla beraber, kadın bilim insanları ve araştırmacıların katkıları çoğu zaman tarihin kara deliğinde kaybolduğu için özellikle iki bilim insanının ismini vurgulamak istiyoruz.&nbsp;</p>



<p>Süper masif kara deliğin fotoğrafının elde edilmesini sağlayan algoritmanın arkasında önemli rol oynayan bilim insanlarından biri de 29 yaşındaki Katie Bouman. Bouman 6 yıl önce yeni mezun bir araştırmacı olarak projeye katıldığında, teleskobun topladığı tonlarca astronomik veriyi tek bir tutarlı görselde birleştirerek bir algoritma oluşturulmasına yardım etmekle sorumluydu.&nbsp;</p>



<p>Bouman her ne kadar astrofizik değil, bilgisayar bilimi ve elektrik mühendisliği eğitimi aldıysa da o ve ekibi üç yıl boyunca görüntüleme kodunu yapmakla uğraştı. Algoritma oluşturulduktan sonra, Bouman onlarca EHT araştırmacısıyla çalışarak iki yıl boyunca da görselin testlerini yaptı.</p>



<p>Geçen yıl tüm teleskop verileri ulaştığında o ve ekibi Harvard’daki odalarında algoritmayı test etmeye oturduklarında, Bouman’ın bilgisasayara ekranında bulanık turuncu bir halka belirdi.&nbsp; Böylece dünya gözüyle ilk süper masif kara deliği gördük ve astronomide tarih yazıldı.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="670" height="371" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel.jpg" alt="KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL" class="wp-image-1421" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel.jpg 670w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<p>EHT ekibinde göğsümüzü kabartan bir de Türk bilim insanı bulunuyordu. Prof. Dr. Feryal Özel, NASA tarafından verilen Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk bilim insanı. EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olan <a rel="noreferrer noopener" aria-label="EHT ekibinde göğsümüzü kabartan bir de Türk bilim insanı bulunuyordu. Prof. Dr. Feryal Özel, NASA tarafından verilen Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk bilim insanı. EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Özel, karadeliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein'in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu'nun başındaki kişi. Feryal Özel, basına yaptığı açıklamada kara delik fotoğrafını kariyerinin en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi. (opens in a new tab)" href="https://bianet.org/bianet/kadin/207377-kara-delik-ekibindeki-turkiyeli-feryal-ozel" target="_blank">Özel</a>, kara deliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein&#8217;in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu&#8217;nun başındaki kişi. Feryal Özel, basına yaptığı açıklamada kara delik fotoğrafını kariyerinin en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi.</p>



<p>Özel, &#8220;evrende, bir nesneyi daha, imkânsız gibi düşünülse de insanlığın kaşif ruhu sayesinde görüntülemeyi başardıklarını&#8221; söyledi.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>İNSANLIĞI BÜYÜLEYEN EVREN</h2>



<p>Kara deliğin gerçek fotoğrafını çekme serüveni sadece 100 yıl önce ortaya atılmış teorileri ispatlamakla kalmıyor, yeni teknolojilerin de gelişmesini sağlayarak ekstradan teknoloji yaratıyor. Tıpkı elektrikli süpürgelerin, güneş enerji panellerinin, kulak protezlerinin ve daha nice günlük hayata girmiş teknolojinin NASA tarafından uzay çalışmaları esnasında keşfedilmesi gibi.</p>



<p>Olay ufku teleskobu daha keskin fotoğraflar almak için geliştirilmeye devam ediyor. Bu esnada ortaya çıkan yeni görüntü işleme yazılımları sayesinde yapay zeka teknolojisi daha inovatif alanlarda kullanılmaya başlanıyor. Kim bilir, belki gelecekte kara delikler hakkında daha fazla bilgi edindikçe ve teknolojimiz geliştikçe <em>Interstellar</em> gerçek olur, bir kara deliğin uzay-zamanı büken kütle çekim alanının yakınından geçerek zamanda yolculuğunu keşfederiz.</p>



<p>Gelecek bize ne getirirse getirsin; insanlık olarak her an zamanda yolculuk ediyoruz. Bu bazen belki de artık orda bile olmayan bir kara deliğin 53 milyon yıl önceki fotoğrafını çekmek, bazen de 53 milyon yıl önceden gelen bir karenin çekilmesi için birkaç yılda yüzlerce yıl öteye, geleceğe gitmek olur. Bize düşen, zaman yolcularına yakışır yaşamak, bu gelişimi gözlemlemek ve takdir etmek.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/">Kara Deliğin Gizemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robotlar, İnsanlar ve İşin Geleceği</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/robotlar-insanlar-ve-isin-gelecegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tayfun Özçay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 10:09:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oz Büyücüsü’nde, yağmur altında kalarak paslanan “Teneke Adam”ı hatırlarsınız. Ne zaman bir robot konusu geçse, aklıma tek dileği bir kalbi olmasını isteyen bu robot gelir.&#160;&#160; Robot kelimesi her ne kadar 1920’lerde Çek yazar Karel Čapek&#160;tarafından kullanılsa da kavram olarak antik dönem efsanelerinden günümüze kadar uzanıyor. İnsan eski çağlardan bu yana sevmediği ya da zor bulduğu [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/robotlar-insanlar-ve-isin-gelecegi/">Robotlar, İnsanlar ve İşin Geleceği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><a rel="noreferrer noopener" aria-label="Oz Büyücüsü’nde, yağmur altında kalarak paslanan “Teneke Adam”ı hatırlarsınız. Ne zamanbir robot konusu geçse, aklıma tek dileği bir kalbi olmasını isteyen bu robotgelir.&nbsp;&nbsp;  (opens in a new tab)" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Oz_B%C3%BCy%C3%BCc%C3%BCs%C3%BC" target="_blank">Oz Büyücüsü’nde</a>, yağmur altında kalarak paslanan “Teneke Adam”ı hatırlarsınız. Ne zaman bir robot konusu geçse, aklıma tek dileği bir kalbi olmasını isteyen bu robot gelir.&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Robot kelimesi her ne kadar 1920’lerde Çek yazar <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Robotkelimesi her ne kadar 1920’lerde Çek yazar Karel Čapektarafından kullanılsa da kavram olarak antik dönem efsanelerinden günümüzekadar uzanmaktadır. İnsan eski çağlardan bu yana sevmediği ya da zor bulduğuişleri yaptırabileceği, sızlanmayan bir yardımcı arayışından hiç vazgeçmemiş.  (opens in a new tab)" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Karel_%C4%8Capek" target="_blank">Karel Čapek&nbsp;</a>tarafından kullanılsa da kavram olarak antik dönem efsanelerinden günümüze kadar uzanıyor. İnsan eski çağlardan bu yana sevmediği ya da zor bulduğu işleri yaptırabileceği, sızlanmayan bir yardımcı arayışından hiç vazgeçmemiş. </p>



<p>Robot denince aklımıza fiziksel ve insansı makinalar gelse de yazılım robotları (<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Robotdenince aklımıza fiziksel ve insansı makinalar gelse de yazılım robotları (RoboticProcess Automation) günümüz iş dünyasında her geçen gün daha dayaygınlaşıyor. Biz de Borusan CAT olarak son bir yılda 40’ı aşkın robotumuzlaşirketimize, hatasız süreç çıktıları ve 6.000 saatlik işgücü tasarrufusağladık.  (opens in a new tab)" href="https://eksisozluk.com/robotic-process-automation--5529406" target="_blank">Robotic Process Automation</a>) günümüz iş dünyasında her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Robotik kodlama da geleceği şekillendirmeye başlıyor. Biz de Borusan CAT olarak son bir yılda 40’ı aşkın robotumuzla şirketimize, hatasız süreç çıktıları ve 6.000 saatlik işgücü tasarrufu sağladık. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p><em>Borusan CAT 40’ı aşkın robotla 6 bin saat işgücü tasarrufu yaptı.</em></p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Makine öğrenmesi algoritmaları ile tamir/bakım potansiyeli yüksek iş makinaları için otomatik duyum yaratan akıllı robotumuz “Müneccim”, birbirine entegrasyonu zor ve maliyetli sistemlerden aldığı verilerin karşılaştırmasını yapan mutabakat robotlarımız “Mutabot’lar”, stok seviyesine göre otomatik sipariş geçen ve sektörel internet sitelerinden otomatik satış fırsatı yaratan robotlarımız bunlardan bazıları.</p>



<p>20 yıl önce analitik düşünebilen ve makro yazabilen bir çalışan yaptığı işte fark yaratabiliyordu. Bugün KPI’larını en doğru şekilde belirleyip, rapor ve dashboard’lar üzerinden işini takip ederek hızla aksiyon alan yöneticilerden, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="20yıl önce analitik düşünebilen ve makro yazabilen bir çalışan yaptığı işte farkyaratabiliyordu. Bugün KPI’larını en doğru şekilde belirleyip, rapor vedashboard’lar üzerinden işini takip ederek hızla aksiyon alan yöneticilerden, süreç madenciliği ile kritik KPI’lardaki değişimleri anında tespit eden, karşılaştıranve gerekli tüm aksiyon/eskalasyonları otomatik başlatabilen robotların döneminegirmiş bulunuyoruz. (opens in a new tab)" href="https://medium.com/@erdemir.ata/s%C3%BCre%C3%A7-madencili%C4%9Fi-nedir-f43f0e00ef38" target="_blank">süreç madenciliği</a> ile kritik KPI’lardaki değişimleri anında tespit eden, karşılaştıran ve gerekli tüm aksiyon/eskalasyonları otomatik başlatabilen robotların dönemine girmiş bulunuyoruz.</p>



<h2><strong>İŞİN GELECEĞİ</strong></h2>



<p><a href="https://borusanturuncu.com/bilimkurgudan-gerceklige-futuristik-teknolojiler-nasil-bir-gelecege-isaret-ediyor/">Peki robotlar işimizi elimizden alacak mı?</a> Bu bağlamda, işgücü dinamiklerinin değişimi ve teknolojik gelişim öngörüleri yol gösterici olacaktır. Globalleşen dünyada hem hizmet verdiğimiz platformlar hem de yaptığımız işler hızla değişecek. Çalışanlarda daha özelleşmiş tecrübeler ön plana çıkacak ve kişiye özel ve odaklı içeriklerle hayat boyu eğitim bu konuda anahtar rol oynayacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p><em>Çalışanlarda daha özelleşmiş tecrübeler ön plana çıkacak ve hayat boyu eğitim çalışanın hayatında anahtar rol oynayacak.</em></p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu yetkinliklere sahip işgücünün “Pazar Yeri” modeliyle internet ortamında zaman ya da görev bazlı iş fırsatı buldukları/hizmet sundukları platformlar büyümeye devam edecek. Halihazırda, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Buyetkinliklere sahip işgücünün “Pazar Yeri” modeliyle internet ortamında zamanya da görev bazlı iş fırsatı buldukları/hizmet sundukları platformlar büyümeyedevam edecek. Halihazırda, VirtualCoworker benzeri siteler çalışanlarauzaktan günlük/saatlik iş fırsatları sunarken, Fiverr gibi siteler “Gamification” yaklaşımı ile yazılımcıdantasarımcıya, tercümandan müzisyene kadar birçok uzmanın listelendiği, iş kalitelerininve yetkinlerinin müşteri deneyimi ile puanlandığı ve buna göreücretlendirildiği bir platform sağlıyor. (opens in a new tab)" href="https://www.virtualcoworker.com/" target="_blank">VirtualCoworker</a> benzeri siteler çalışanlara uzaktan günlük/saatlik iş fırsatları sunarken, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Buyetkinliklere sahip işgücünün “Pazar Yeri” modeliyle internet ortamında zamanya da görev bazlı iş fırsatı buldukları/hizmet sundukları platformlar büyümeyedevam edecek. Halihazırda, VirtualCoworker benzeri siteler çalışanlarauzaktan günlük/saatlik iş fırsatları sunarken, Fiverr gibi siteler “Gamification” yaklaşımı ile yazılımcıdantasarımcıya, tercümandan müzisyene kadar birçok uzmanın listelendiği, iş kalitelerininve yetkinlerinin müşteri deneyimi ile puanlandığı ve buna göreücretlendirildiği bir platform sağlıyor. (opens in a new tab)" href="https://www.fiverr.com/" target="_blank">Fiverr</a> gibi siteler “Gamification” yaklaşımı ile kodlamacıdan tasarımcıya, tercümandan müzisyene kadar birçok uzmanın listelendiği, iş kalitelerinin ve yetkinliklerinin müşteri deneyimi ile puanlandığı ve buna göre ücretlendirildiği bir platform sağlıyor.</p>



<p>Gartner’ın yaptığı bir <a href="https://www.gartner.com/newsroom/id/3837763" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Gartner’ın yaptığı bir çalışmaya göre önümüzdeki 5 yıl içerisinde global olarak rutin döngüler içeren 2,3 milyon iş yok olurken onların yerini, inovasyon, yaratıcılık ve odaklı bilgi gerektiren 4,1 milyon yeni iş alacak. (opens in a new tab)">çalışmaya</a> göre önümüzdeki 5 yıl içerisinde global olarak rutin döngüler içeren 2,3 milyon iş yok olurken onların yerini, inovasyon, yaratıcılık ve odaklı bilgi gerektiren 4,1 milyon yeni iş alacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p><em>5 yıl içerisinde 2,3 milyon rutin iş yok olurken onların yerini, inovasyon, yaratıcılık ve odaklı bilgi gerektiren 4,1 milyon yeni iş alacak.</em></p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Kim bilir, çoğumuzun şehrin gürültü ve kalabalığından uzak, bol güneş alan büyük bahçeli bir evde yaşama hayali vardır. 10 yıl içerisinde yetkinliğimize uygun işleri uzaktan saatlik ücretle yaparak, gündüz kollektör ve robotlarla depoladığı enerji sayesinde çiftçi robotlar çalıştırıp, meyve ve sebze yetiştirerek gerçekleşecek.</p>



<p>Teknolojik gelişim boyutunda ise Siri, Cortana ve Alexa tarzı akıllı robot asistanlar artan fiziksel kontrol kabiliyetleri ve organizasyon yetenekleriyle hayatımızın önemli parçası haline gelecek.&nbsp; </p>



<p>Kısa vadede en iyi seyahati planlayan (örneğin uçak ve/veya hızlı tren, havalimanı aktarma maliyeti, toplantı yerine uzaklık gibi konuları da dikkate alarak en uygun bileti satın alan) robotların, bir sonraki aşamada daha karmaşık işleri yapabilen robotlara (evdeki tüm bireyleri memnun edecek ve bütçeye uyan yaz tatilini planlayan) dönüştüğünü göreceğiz. </p>



<p>Firmaların tek seferlik ürün satışından, uzun süreli servis sağlayıcılığına soyundukları iş modelleri daha da gelişecek. Örneğin, beyaz eşya üreticileri buzdolabı satmak yerine marketler, diyetisyenler, lojistik şirketleri ile işbirliği yaparak uçtan uca “sağlık beslenme” programı sunacaklar ve tercihlerimiz, tüketim durumumuz ve o anki ruh halimize göre evdeki Alexa ile iletişime geçerek, buzdolabına ürün, yiyecek siparişi teslim edecekler (1 yıl 2 kişilik vejeteryan beslenme programı gibi). </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p><em>Firmaların tek seferlik ürün satışından, uzun süreli servis sağlayıcılığına soyundukları iş modelleri daha da gelişecek.</em></p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>İnternet üzerinden satın aldığınız, bu altyapıya uygun üretilmiş birçok ürün, kargo yerine oturduğunuz sokağın köşesindeki gelişmiş 3D yazıcı dükkanından basılarak alınabilecek. </p>



<p>Muhtemelen 2030 yılında bildiğimiz anlamda bir sürücü ehliyeti kalmayacak. Birbiriyle konuşarak otonom uçan drone ve daha sofistike ulaşım araçları yaygınlaşacak. </p>



<p>Peki bundan 10 yıl sonra sayıları milyonlara ulaşacak, asker robotlar da dahil her yerde görev alacak, ülkelerin gücünü temsil edecek robotların enerji ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Sanayi devriminden bugüne kadar öne çıkan enerji ve enerji kaynaklarının global olarak paylaşımı, bu dönemin en önemli konusu. </p>



<p>Diğer taraftan su ve oksijenin bulunmadığı, insanın yaşamasının imkânsız ya da çok maliyetli olduğu gezegenlerde robotların ve otonom iş makinalarının kıymetli maden çıkarıp üretim yaptığı, bugünün ekonomik yapısını etkileyebilecek bir senaryo kulağa hiç de uzak gelmiyor. (Çok büyük bir altın kaynağının bulunması, ekonomide altının karşılık özelliğini azaltıp kripto parayı daha ön plana çıkarır mı?)</p>



<h2>ROBOTLAR &amp; MEDENİYETİMİZ</h2>



<p>Bahsettiğim konuların hiçbiri hayal değil, sadece bugün kullanılmaya başlamış olan teknolojilerin gelişim öngörüsü. İnsan hızla gelişen bu teknolojiyi, “Teneke Adam”da yaptığı hatayı tekrar etmeyerek kalp süzgecinden geçirip mi kullanacak yoksa tüm hırsı ile Thomas Hobbes&#8217;un ünlü sözü “Homo homini lupus”u, “Robot homini lupus” haline mi dönüştürecek, bunu hep birlikte göreceğiz. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/robotlar-insanlar-ve-isin-gelecegi/">Robotlar, İnsanlar ve İşin Geleceği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duruyorum, Öyleyse Varım</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/duruyorum-oyleyse-varim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 01:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=71</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’nın ilk ve tek Budist manastırı Plum Village’da bir yaşam biçimi olarak “mindfulness” öğrenme deneyimi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/duruyorum-oyleyse-varim/">Duruyorum, Öyleyse Varım</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bordeaux Tren Garı’ndan saat 12.30’da kalkacak olan trenimi yakalamak için koşuyorum. Trenin kalkmasına en az 10 dakika olması içimdeki “yetişememe telaşına” engel değil.</p>



<p>Nefes nefese trene binip kendimi cam kenarında bir koltuğa atıyorum.</p>



<p>Avrupa’nın en güzel bağlarının arasından geçen rotada süren iki saatlik yolculuk boyunca, Whatsapp’ta biriken mesajlarımı yanıtlıyorum, e-postalarımı kontrol ediyorum. Tren, el değmemiş Ortaçağ kasabalarından geçerken, ben zorunlu telefon konuşmalarımı yapıyorum. Arada boş durmayıp ! Instagram’ı tarıyor, bir de hikaye yüklemeyi ihmal etmiyorum.</p>



<p>Not defterime, ofise dönünce ele alınacak acil konularla ilgili eklemeler yapıyorum. Kalan son yarım saati de Twitter’dan son dakika gelişmelerini takip ederek geçiriyorum.</p>



<p>“Hiçbir şey kaçırmadım, her şey kontrol altında” duygusu, geçici bir rahatlama yaratıyor.</p>



<p>Öte yandan anda kalmayı başaramayıp, nice güzel manzarayı kaçırmış olduğumu bilmenin rahatsızlığı da var içimde.</p>



<p>Modern hayatın en büyük ikilemine hoş geldiniz.</p>



<p></p>



<p></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>&#8220;Hiçbir şey kaçırmadım&#8221; duygusu, <br>geçici bir rahatlama yaratıyor.</p></blockquote>



<h4><strong>YA ŞİMDİ YA HİÇ</strong></h4>



<p>Kuş uçmaz kervan geçmez bir kasabanın tren istasyonunda benimle birlikte 50’ye yakın insan iniyor. Yaşları 30 – 60 arasında, dünyanın dört bir ülkesinden gelen insanlarla kesişen yolumuz aynı adrese çıkıyor: Plum Village.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="960" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p.jpg" alt="Plum Village" class="wp-image-72" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img01p-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Vietnamlı, ünlü Zen rahibi Thich Nhat Hanh (<em>okunuş: Tik Naat Han</em>) tarafından kurulan Plum Village, Avrupa’daki ilk ve tek Budist manastırı.</p>



<p>Barış aktivisti Thich Nhat Hanh, Vietnam iç savaşı sırasında taraf olmayı reddedince ülkesinden kovuluyor. Fransa, Zen rahibi ve öğrencilerine kucak açıyor. 70’li yıllarda kurulan manastır, son yıllarda Zen öğretisinin temelini oluşturan “mindfulness” uygulamalarını birinci elden öğrenmek isteyenlere kapılarını açıyor.</p>



<p>Zen, ana faaliyet alanı insan zihni olan bir öğreti; hatta zihin bilimi.</p>



<p>Mindfulness ise tek kelimeyle açıklanabilecek bir kavram değil. Türkçe’de en yakın ifade “bilinçli farkındalık” ama bence bu da yeterli değil.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Mindfulness ancak uygulama ile öğrenilebilen<br> bir yaşam tarzı.</p></blockquote>



<p></p>



<p>Son yıllarda Türkiye’de de popüler hale gelen “mindfulness” hakkında sayısız makale bulabilir, kitap okuyabilirsiniz. Bununla birlikte “mindfulness” ancak uygulama ile öğrenilebilen bir yaşam tarzı.</p>



<p>Plum Village’de her yıl Temmuz başında, iş insanlarına özel olarak düzenlenen uygulamalı eğitim programına ikinci kez katıldım.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="868" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p.jpg" alt="Plum Village" class="wp-image-73" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p-300x203.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p-1024x694.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img03p-768x521.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Mindfulness’ı kaynağında öğrenmekteki amacım, bu bilgiyi bir iletişimci ve koç olarak mesleğimde kullanmak. Bilinçli farkındalığa sahip liderlerin, daha huzurlu, yaratıcı ve verimli bir iş ortamı yarattığı bilinen bir gerçek.</p>



<p>Plum Village’de “mindfulness”ı sadece öğrenme değil, bunu bir yaşam biçimi olarak sürdüren keşişleri yakından gözlemleme fırsatı buluyorum.</p>



<p>Köyün girişinde yazan şu cümle her şeyin özeti gibi: “I have arrived. I’m home” (Vardım, evimdeyim)</p>



<p>Buradaki “eve varma” söyleminde, “mindfulness”in temel prensibi saklı.</p>



<p>Şimdi ve burada olmak.</p>



<p>Zihnin, bedenin ve eylemin birlik ve bütünlük içinde olması.</p>



<p>Yani, yemek yerken yemek yemek, yürürken yürümek, çalışırken çalışmak, müzik dinlerken müzik dinlemek, dinlenirken dinlenmek, konuşurken konuşmak.</p>



<p>Otomatik pilottan çıkmak.</p>



<p>Her neredeysen ve ne yapıyorsan sadece orada ve o anın içinde olmak.</p>



<p>Tren yolculuğuma geri dönelim.</p>



<p>Avrupa’nın en güzel tren rotalarından birinde seyahat etmenin keyfini çıkarmak dururken, telefon, e-posta ve sosyal medya şeytan üçgeninde kaybolduğum iki saat geçirdim.</p>



<p>Bu durum, kimse için şaşırtıcı olmamalı.</p>



<p>Bugün şaşırtıcı olan; evde TV karşısında, iş toplantısında, yemekte, konserde, durakta, sohbet ederken, yolda yürürken hatta araba kullanırken cep telefonuyla ilgilenmeyen insanlarla karşılaşmak.</p>



<p>İlle de meşgul bir yönetici olmak gerekmiyor, sıradan iş insanının da gününün büyük kısmı “multi-tasking” ile geçiyor. Çağın hastalığı aynı anda birden fazla iş yapma, birden fazla işe ve yere yetişme zorunluluğu.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Aynı anda birden fazla iş yapma ve yere yetişme zorunluluğu çağımızın hastalığı.</p></blockquote>



<p>Sonuç: Dikkatlerimiz çalınmış, odağımız kayıp. Zaman algımızı yitirmişiz, enerjimiz bitik. Yaratıcılığın kaybını ve hayattan alamadığınız haz duygusunu sorgulamıyoruz bile.</p>



<p>İş dünyası, “multi-tasking” ile kendi bindiği dalı bilinçsizce kesiyor. Özgür düşünce ve özgün üretme süreçlerini yok ediyor. Hız ve performans odaklı çalışma kültürü, telaşa ve strese neden oluyor, hata yapma kaygısını artıyor. Özel ve iş yaşamı sınırlarının belirsizleşmesi, “her an ulaşılabilir” olma kuralı da eklenince, “iş” çığırından çıkıyor.</p>



<p>İnsanın kendini gerçekleştirmesi için en değerli alan olan çalışma hayatı, zihinsel ve fiziksel hastalıklara yol açan, güven duygusunun kaybolduğu, amacını ve anlamını yitirmiş bir deneyime dönüşüyor.</p>



<p></p>



<h4><strong>ZİHNİYET DEĞİŞİMİ</strong></h4>



<p>Modern iş dünyasının getirdiği stres kaynaklı sorunlara 5 bin yıllık Budizm öğretilerinden süzülen “mindfulness” uygulamaları farklı bir çözüm getiriyor.</p>



<p>Stres başta, korku, kaygı gibi duyguları yönetmek, belirsizlik ve değişim karşısında sakin ve esnek kalabilmek, dikkatin üzerinde kontrol sahibi olmak, işe yaramayan zihinsel alışkanlıklara ve konfor alanlarına meydan okumak mümkün.</p>



<p>Tabi bu öncelikle bir zihniyet değişimi gerektiriyor.</p>



<p>Çünkü Einstein’ın da dediği gibi soruna onu yaratan zihinle çözüm bulmanız imkansız.</p>



<p>Mindfulness, bilinci zihne egemen kılabileceğinizi söylüyor.</p>



<p>Bilincin kontrolü ise sadece istemekle değil, sürekli bir dikkat, sabır ve kararlılıkla geliştirilebilecek bir şey ve mutlaka konfor alanını terk etmekle başlayan bir süreç.</p>



<p>Plum Village’deki katı kurallı manastır yaşamı, katılımcıları konfor alanının dışına çıkmaya zorluyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bilincin kontrolü konfor alanını terk etmekle başlıyor.</p></blockquote>



<p></p>



<h4><strong>SOYLU SESSİZLİK</strong></h4>



<p>Plum Village, enfes bir doğanın ortasında kurulu.</p>



<p>Manastırda yaşayan herkes ve misafirler komün halinde yaşıyor.</p>



<p>Asgari 20 kişiyle bir yatakhaneyi paylaşıyor, duş ve tuvaletleri ortak kullanıyorsunuz. Yaşam alanlarının temizliği, yemek hazırlama, bulaşıkları yıkama faaliyetleri “topluluk” ile birlikte gerçekleştiriliyor.</p>



<p>Geçtiğimiz yıl, İngiliz bir yatırım bankasının CEO’suyla tuvalet temizlemişliğim var.</p>



<p>İşin püf noktası, eylemlerin tam bir dikkat ve farkındalık içinde yapılması.</p>



<p>Bulaşıkhane’de asılı “Bulaşıkları Buddha’yı yıkar gibi yıkayın” sözü çok anlamlı.</p>



<p>Manastırda; TV, radyo – müzik yayını, internet gibi şeylerin olmadığını söylememe gerek yok sanırım.</p>



<p>Dikkatinizi sizden çalacak hiçbir şey yok.</p>



<p>“Noble Silence” olarak adlandırdıkları sessizlik pratiği çok değerli. Akşam saat 18.00’den bir sonraki sabah 10.00’a kadar konuşmak kesinlikle yasak!</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="871" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b.jpg" alt="" class="wp-image-74" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b-300x204.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b-1024x697.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img04b-768x523.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Gün, sabahları 5’te toplu meditasyon ile başlıyor.</p>



<p>Burada “durmak” en değerli faaliyet.</p>



<p>Var olduğunuzu, amacınızı hatırlamanız için hiçbir şey yapmadan durmayı başarabilmeniz gerekiyor.</p>



<p>Yemeklerde konuşmak yasak. Böylelikle ne yediğinizin farkındasınız. Haşlanmış havucun rengini, kokusunu ve tadını sanki ilk kez yiyormuş gibi fark ediyorsunuz. Kahvaltı ve tüm yemekler vegan. Kahve ve işlenmiş hiçbir gıda yok.</p>



<p>Kahvaltının ardından, doğada toplu yürüyüşe çıkılıyor. Bu yürüyüş, alışık olduğumuz o koşturmalar gibi değil, zira Zen öğretisine göre “varılacak bir yer yok.”</p>



<p>Adımlarınızı yavaş atmak, bastığınız toprağı, çıkan sesleri fark ederek yürümek esas.</p>



<p>Bir kilometrelik yolu bir saatte kat etmek sabrınızı geliştirmek için de ideal.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1280" height="1707" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p.jpg" alt="Duruyorum, Öyleyse Varım" class="wp-image-75" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p.jpg 1280w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p-225x300.jpg 225w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p-768x1024.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/08/img02p-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></figure>



<p></p>



<p>Her adımda yeni bir şey fark ediyorsunuz. Lavanta çiçeklerinden bal toplayan arıları, yaprakların birbirinden farklı renk ve biçimlerini, yüzünüze çarpan esintiyi.</p>



<p>Teorik eğitimler, deneyimli keşişler tarafından veriliyor.</p>



<p>“Sangha” adı verilen topluluk içinde sürekli paylaşım ve birbirinden öğrenme teşvik ediliyor.</p>



<p></p>



<h4><strong>BİLİMSEL BİR ÇÖZÜM</strong></h4>



<p>Budist keşişlerin binlerce yıllık yaşam pratiklerini, modern iş hayatına taşımak elbette mümkün değil. Öte yandan; “mindfulness”ın zihin yönetimi konusunda çok ilham verici olduğu kesin. Dikkatini yönetebilmek, belirsizlik karşısında esnek olabilmek, duyguları fark etmek ve kabul etmek, davranışlarının üzerinde tam bir kontrolü sağlamak, neden ve sonuç bağlantılarını kurabilmek, başta kendi zihnin olmak üzere çevrene karşı tarafsız gözlem yapabilmek, fikirlere ve yargılara tutunmamak, bildiklerini sorgulamak çağımızda sahip olmamız gereken en değerli yetkinlikler.</p>



<p>Kaygılı, telaşlı, sürekli gelecekte yaşayan, stresli bir zihin, dağılmış bir dikkat ve kronik yorgunluktan muzdarip bir bedenle ne kendimize ne de işimize bir faydamız var.</p>



<p>Mindfulness; farkındalığı geliştirerek bu sorunların üstesinden gelmek için bilimsel bir çözüm öneriyor. Üstelik “şimdi ve burada.”</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/duruyorum-oyleyse-varim/">Duruyorum, Öyleyse Varım</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
