<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Serdar Özkaleli, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/author/serdarozkaleli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/author/serdarozkaleli/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:41:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Serdar Özkaleli, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/author/serdarozkaleli/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/denizyildizlarini-kurtarmaya-ne-dersiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Özkaleli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 13:15:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık kendisine hayırsever denmesini istemez, yaptıklarının memlekete olan borcunu ödemek olduğunu söylerdi. Hepimize ilham olması gereken bu anlayış benim için de yol gösterici oldu. Bağış yapmak, yardımsever ve hayırsever olmak gibi sorumlulukların sadece şirketlere ait olduğunu düşünürken, onun bu düşüncesini beni çok etkiledi ve bireysel olarak bazı yardımlar yapmaya [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/denizyildizlarini-kurtarmaya-ne-dersiniz/">Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık kendisine hayırsever denmesini istemez, yaptıklarının memlekete olan borcunu ödemek olduğunu söylerdi. Hepimize ilham olması gereken bu anlayış benim için de yol gösterici oldu. Bağış yapmak, yardımsever ve hayırsever olmak gibi sorumlulukların sadece  şirketlere ait olduğunu düşünürken, onun bu düşüncesini beni çok etkiledi ve bireysel olarak bazı yardımlar yapmaya başlamamı sağladı. Özellikle eğitim, benim değişim yaratmak istediğim önemli bir konu olduğundan, bu noktada ihtiyaç duyan kişilere mümkün olduğunca yardımcı olmaya özen gösteriyordum.</p>



<p>Yaptığım yardımların daha geniş kitlelere ulaşmasının ve daha büyük sosyal değişimler yaratmasının önemini ise Borusan Holding’de profesyonel iş hayatına başladığımda kavradım. Başkalarına yardım etme ve bağış yapma konusunda yeni yaklaşımlar geliştirmeye de bu süreçte başladım. Bu yaklaşımlardan birisi olan kolektif yardımseverlik koşuları hayatıma 44 yaşındayken 2008 yılında girdi. Zaman zaman uzun yürüyüşlerde bile zorlandığım bir yaşta maraton koşmak çok zor olur diye düşünsem de araştırdığımda adım adım iyilik peşinde koşmanın yaşı olmadığını fark ettim.</p>



<p>Yurt dışında da örneği bulunan “Adım Adım” oluşumu 2008 yılından itibaren ülkemizde faaliyet göstermeye başlamıştı ve başta koşu olmak üzere yüzme ve bisiklet gibi dayanıklılık gerektiren sporlar aracılığıyla ülkemizin önemli sosyal sorumluluk projelerine maddi kaynak ve tanıtım desteği sağlıyorlardı. Koşucular sivil toplum örgütleri yararına koşuyorlar ve bağışlar oluşumun desteklediği farklı sivil toplum kuruluşlarının hesaplarına yatıyordu.  Sivil toplum kuruluşlarının bu oluşum içinde yer alabilmek için şeffaf ve bağışlarının izlenebilir olması, bağışçı hakları sözleşmelerini imzalamış olmaları ve her maraton için bir proje ve kampanya geliştirmeleri gerekiyordu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-1024x683.png" alt="Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?" class="wp-image-3280" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tüm bu bilgileri öğrendikten sonra, 2012 yılında antrenörler ve sağlık ekibinin kontrolünde antrenmanlara başladım. İlk yardımseverlik koşumu ise 2015 yılında Koruncuk Vakfı yararına İstanbul maratonunda gerçekleştirdim. Elbette, haftada iki gün koşu parkında düzenli antrenman yapmak kendi vücut sağlığım için önemliydi. Ama asıl önemli olan yardımseverlik koşusu yaparak seçtiğim dernek veya sivil inisiyatife kaynak yaratmak ve onların farkındalıklarını arttırmaktı. </p>



<p>İlk koştuğum İstanbul maratonunun büyüsü beni çok etkiledi. Yıllardır üzerinden araç ile geçtiğimiz köprüden koşarak geçmek muhteşemdi. Hele bitiş noktasına yaklaştıkça sivil toplum kuruluşlarının ve maratonu izleyenlerin motivasyonları inanılmazdı. Yaş kategorilerinde binlerce kişi içinden ilk yüz içine girmek dışında hiçbir derece elde edemedim belki ama o yaşta maraton koşabilmek ve bitişi görmek benim için zaten en iyi dereceydi. Asıl ödül ise seçtiğim dernek için yarattığım kaynak ve o derneğin farkındalığının artmasına sağladığım katkı oldu. </p>



<p>Bugün, düzenli antrenmanlar ve sağlık kontrolleri sayesinde yılda iki üç kez 10 veya 15 km koşabiliyorum. Bu güne kadar “Çocuklarımızın Kalesi Aile Evi İnşaatı” projesi ile Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (Kaçuv), “Koruncuk Kahramanları” projesi ile Koruncuk, “Her Adım Bir Hayat” projesi ile Akut, “Adımlarımız Otizmli Çocuklarımız İçin” projesi ile Tohum Otizm, “Söz Konusu Eğitimse Yardıma Koşarız” projesi ile Darüşşafaka, “Anadolu da Bir Kızım Var” projesi ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, “Hataya Bağlayan Dilekler” projesi ile Bir Dilek Tut, “Oyunla Büyüsün Çocuklar” projesi ile Gönüllü Hareketi Derneği, “Ağaç Kardeşliği” projesi ile Tema ve adını sayamadığım diğer projeler için koştum ve binlerce liralık kaynak yaratılmasına, saydığım dernek ve vakıfların tanınmasına katkı sağlamaya çalıştım.</p>



<p>Bugüne kadar Otizm’in bir hastalık değil farklılık olduğunu anlatmak için koştum. Down sendromunun tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu göstermek için koştum. Eğitimde fırsat eşitliği yaratmak için, daha çok kız çocuğu okula gitsin diye koştum. Ve tüm bu yardımseverlik koşularını yaparken ben de birçok şey öğrendim. Örneğin; çocuk onkolojisi ile ilgilenen hastanelerin %90 İstanbul’daymış. Anadolu’dan gelen kanserli bir çocuğun ailesinin İstanbul’da bir akrabası veya otelde kalabilecekleri ekonomik güçleri yoksa nerede kalırlar, çocuklarının tedavilerine nasıl devam ederler hiç düşünmemiştim ve bilmiyordum. İşte Kaçuv bu durumdaki aileleri, çocuklarının tedavileri bitinceye kadar aile evlerinde ücretsiz olarak misafir ediyor. Sadece misafir etmekle kalmıyor diğer dernekler ile de iş birliği yaparak çocukların eğitimlerinden geri kalmamaları için aile evlerinde eğitimlerine devam etmelerini sağlıyor ve çocukların rehabilitasyonları ile ilgileniyorlar. </p>



<p>Biliyoruz ki iyi değerler, sahip olunan imkânlar paylaştıkça çoğalacaktır ve gönüllülük, bunu kendine görev edinen, girişimde bulunma cesaretini  ve olgunluğunu gösteren, vericiliği seçen güzel yürekli insanların ortaya koyabileceği bir davranış biçimidir. Bireysel sorumluluklarının farkında olan birisinin yapabileceği o kadar çok şey var ki…  Daha okyanusa atmamız gereken birçok denizyıldızı var! O yüzden bugün hep birlikte başlayalım, yarın çok geç olmadan bugün o ilk adımı atalım… </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/denizyildizlarini-kurtarmaya-ne-dersiniz/">Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyah Beyaz Hayaller</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/siyah-beyaz-hayaller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Özkaleli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2018 20:16:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hangimiz özlemedik ki siyah beyaz hayallerimizi? Benim siyah beyaz hayallerim 70’ li yıllar. Soğuk kış gecelerinde aynı odada kuzine sobası başında toplanan ev halkının bir taraftan radyo tiyatrosu dinlediği, bir taraftan kestane pişirdiği günleri unutabilir miyiz? Aile bağlarımız ne kadar güçlüydü o yıllarda. Biz okula giderken servis falan da olmazdı. Eskişehir’in taşlı çamurlu yollarından kışın [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/siyah-beyaz-hayaller/">Siyah Beyaz Hayaller</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hangimiz özlemedik ki siyah beyaz hayallerimizi? Benim siyah beyaz hayallerim 70’ li yıllar. Soğuk kış gecelerinde aynı odada kuzine sobası başında toplanan ev halkının bir taraftan radyo tiyatrosu dinlediği, bir taraftan kestane pişirdiği günleri unutabilir miyiz? Aile bağlarımız ne kadar güçlüydü o yıllarda.</p>



<p>Biz okula giderken servis falan da olmazdı. Eskişehir’in taşlı çamurlu yollarından kışın karlara bata çıka koşarak giderdik okulumuza. Hiç de tatil edilmezdi hani çok kar yağdı diye okulumuz. Hepimiz aynıydık siyah önlüklerimizle okula koşarken, yerli malı haftası kutlamak, okulda sıra üstünde elma portakal yemek en büyük keyifti bizler için. İlkokul öğretmenlerimiz annelerimiz gibiydi bizim için.</p>



<p>Televizyon ile çok geç tanıştık, izlediğimiz bütün filmler siyah beyazdı. &nbsp;İstiklal marşı ile kapanırdı televizyonumuz genellikle saat 12’de. Hepimiz aynı oyuncuya aşık olur veya nefret ederdik.</p>



<p>Birçoğumuzun ilk ticaret deneyimi, kader kısmet satışlarımızdı. Şimdiki kazı kazan gibi kazırdık pralinli çikolatayı bulabilmek için tüm üzeri kapalı numaraları.</p>



<p>Hatıra defterlerimiz vardı bizim, o “temiz sayfayı ayırdığın için teşekkür” edilen dizelerle başlardı. Platonik aşklarımız ile ilk buluşma yerimizdi kilitli defterlerimiz.</p>



<p>Hiç oyuncağımız yoktu. Rengarenk suluboyalarımız olmadı. Biz resimlerimizi kömür parçaları ile çizerdik genellikle duvarlara. Oyunlarımızı sokakta oynardık. Dokuztaş, yakan top, misket ve saklambaç en çok oynamayı sevdiğimiz oyunlardı. Hiç eve girmezdik yaz aylarında. Annemiz ekmeğimizin üstüne kimi gün salça, kimi gün yoğurt sürüp üzerine şeker ekerdi. Susadığımız zaman sokakta en yakın zili çalardık çünkü hepimizin annesiydi tüm anneler ve hiç değişmeyen bir şey akşam olunca camdan mutlaka seslenilirdi eve gelinmesi için.</p>



<p>Bahar müjdecisi Mayıs ayını iple çekerdik. Hıdrellez kutlamak, ateşten atlamak ertesi gün okulu kırıp pikniğe gitmek ne büyük mutluluktu.</p>



<p>Düğünler genellikle sokak aralarında olur. Önce kızlar sonra erkekler pistte kurtlarını dökerlerdi.</p>



<p>Akşam evdeyseniz annemler oturmaya gelecek diye söylemek için koşa koşa giderdik komşu kapısını çalmaya çünkü bizim için de eğlence ve börek demekti komşu gezmesi.</p>



<p>Sokak elbiselerimiz ile bayramlıklarımız ayrıydı. Yeni ayakkabı alındığında yastığımızın yanında saklardık çünkü o kadar kıymetliydiler. Bayram sabahları en mutlu günlerimiz olurdu. Yeni elbiselerimiz ve ayakkabılarımızı giyer, tüm komşularımızı ziyaret ederdik. Kimi mendil, çorap verir; kimi 25 kuruş harçlık verirdi. Bayram için özel yemekler yapılırdı. Yaprak sarması olmazsa olmazlarımızdı ve tüm yemekler hep birlikte yenirdi. Bayramlarda hep akrabalar ziyaret edilirdi. Bilmezdik o günlerin sadece tatil olduğunu.</p>



<p>Yoğurdumuzu sokakta zil çalan yoğurtçulardan alırdık. Ne kadar da lezzetliydi o tatlar. Hiç de zehirlenmezdik kış akşamları sokaktan satın aldığımız bozadan.</p>



<p>Elektrik kesintisi yapılırdı geceleyin. Gündüzden mumlarımız ve çekirdeklerimiz hazırlanırdı camdan sağdan ve soldan gelen arabaları sayardık hangimiz kazanacağız diye radyoyu dinlerken.</p>



<p>Anadolu rock ile tanışmıştık o yıllarda pikaplarımızda, en büyük hayallerimiz Erkin Koray’ı, Barış Manço’yu görmekti. Her asker uğurlamasını Esmeray’ın&nbsp;<em>Gel Tezkere</em>si ile yapardık. &nbsp;Ayda bir iki plak veya kaset çıkardı. Mahallemizdeki plakçımıza listemizi verir, istediğimiz şarkıları kasetlere doldurturduk. Eurovizyon şarkı yarışması ülke meselesiydi bizim için. Alamadığımız her ülke puanı için kahrolurduk.</p>



<p>Diğer takımları tutan arkadaşları kızdırırdık ama hiç kavga etmezdik. Sadece eğlenceydi bizim için taraftarlık. Tüm takımların renkleri ve tezahüratları da siyah beyazdı sanki.</p>



<p>Tüm bunlara rağmen çok mutluyduk. Üzülmezdik hiç yokluklarımıza. Bizim hayallerimiz renkliydi, geri kalan her şey siyah beyaz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/siyah-beyaz-hayaller/">Siyah Beyaz Hayaller</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimizin Topluma Gönül Borcu Var</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/hepimizin-topluma-gonul-borcu-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Özkaleli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2017 20:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gönüllüler, dünyanın dört bir yanında insanların yardıma muhtaç olduğu her yerde karşımıza çıkıyor. Deprem, sel gibi felaketlerden savaşlara, çevre için yapılan aktivitelerden çocukların geleceği için atılan adımlara kadar her yerde gönüllülerin fark yarattığını görüyoruz. Hiçbir menfaat beklenmeden yapılan bu tür gönüllü aktiviteler, hep birlikte ve örgütlü gerçekleştirildiği zaman insanların gücünü ve neleri değiştirebileceğini gösteriyor. Ülkemizde [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hepimizin-topluma-gonul-borcu-var/">Hepimizin Topluma Gönül Borcu Var</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gönüllüler, dünyanın dört bir yanında insanların yardıma muhtaç olduğu her yerde karşımıza çıkıyor. Deprem, sel gibi felaketlerden savaşlara, çevre için yapılan aktivitelerden çocukların geleceği için atılan adımlara kadar her yerde gönüllülerin fark yarattığını görüyoruz.</p>



<p>Hiçbir menfaat beklenmeden yapılan bu tür gönüllü aktiviteler, hep birlikte ve örgütlü gerçekleştirildiği zaman insanların gücünü ve neleri değiştirebileceğini gösteriyor.</p>



<p>Ülkemizde kurumsal büyük şirketler sosyal sorumluluk projelerine cirolarının bir bölümünü aktarıyorlar. Ancak sorumluluklar sadece kurumların değil; aynı zamanda toplumu oluşturan bireylerindir. Çünkü toplum her bireyin gelişmesine katkı sunmuş ve bireyleri bir nevi diğer insanlara karşı borçlandırmıştır. Evet hepimizin topluma borcu vardır. Sahip olduğumuz güç, bilgi ve deneyimlerimizi, yeri geldiğinde de imkânlarımızı&nbsp; başkalarının iyiliği için kullanmak, bir kimsenin ya da kesimin sıkıntısını gidermek, karşılaşılan güçlüklere&nbsp; yardımcı olmak, yükümlülükleri paylaşmak ve bu bilinci yaymak da borcumuzdur.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sorumluluklar sadece kurumların değil; aynı zamanda toplumu oluşturan bireylerindir.</p></blockquote>



<p>Biliyoruz ki&nbsp; iyi değerler,&nbsp; sahip olunan imkânlar, paylaştıkça çoğalacaktır ve gönüllülük, tüm&nbsp; erdemli insanların bunu kendine görev edinen, girişimde bulunma&nbsp; cesaretini&nbsp; ve olgunluğunu gösteren, vericiliği seçen güzel yürekli insanların ortaya koyabileceği bir davranış biçimidir.</p>



<p>Gönüllülük çalışmaları maddi destek olmak zorunda değildir. Gün gelir eğitim gönüllülerine eğitmen olarak katılırsınız, gün olur otistik çocuklar ile bir gün geçirerek onlara farklı bir gönül penceresinden bakar, ailelerinin bir gün bile olsa kendilerine zaman ayırmalarını sağlarsınız.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gönüllülük çalışmalarının maddi destek içermesi gerekmiyor.</p></blockquote>



<p>Sadece insana değil, çevre ve hayatı paylaştığımız hayvanlara karşı da sorumluluklarımız var. Maalesef elindeki çöpü çöp tenekesine atan birisi kendisini çevreci olarak görebiliyor, insan olmanın, başkalarına saygı duymanın, aynı ortamı paylaşmanın sorumluluğunu çevre gönüllüsü olarak adlandırmak ne kadar doğru? Sokakta yaşayan hayvanların insanların verdiği tahribat sonucunda beton yığınına dönen şehirlerimizde yaz aylarında içecek su, kış aylarında yiyecek bulmaları ne kadar kolay? Onları sadece yanımızda gezdirdiğimiz zaman değil, sevip okşadığımız zaman değil, ihtiyaçları olduklarında yanlarında olmalıyız.</p>



<p>Eşlerinden ve babalarından şiddet gören kadınlarımıza, kızlarımıza karşı sorumluluklarımız yok mu? Bu eşleri ve babaları kim bilinçlendirecek ve onları eğitecek?</p>



<p>Bahar temizliği yaparken şunları da atsam mı acaba, gardırobumda yer açılsa dediğimiz ve artık giymediğimiz kıyafetlerimize ömrü boyunca ulaşamayacak insanların varlığını da unutmayalım.</p>



<p>Büyük kitlelere ulaşan engelsiz yaşam için mavi kapakları toplamayan kaldı mı? Artık her köşe başında mavi kapak kutusu görmek mümkün. Çok küçük yaşta çocuklarımıza bunu öğrettik. Artık tüm belediyeler atıkları ayrıştırılmış olarak topluyor, biz de çöplerimizi teslim ederken ayrıştırabilsek…</p>



<p>Birbirine sımsıkı sarılmış bir milyon Lösev ailesinin Ankara’da yeni inşa ettiği Lösev hastanesine bir tuğla da biz koymayalım mı?</p>



<p>Meslek lisesinin memleket meselesi olduğunu söyleyen Koç Topluluğu’na bu mesele sadece sizin meseleniz denebilir mi? Neden meslek lisesinde okuyan öğrencilerin hayatlarını kolaylaştırmak, onları erdemli ve sorumluluk sahibi insanlar yapmak için koçluk yapmayalım?</p>



<p>Görme engellilerin, bedensel engellilerin karşılaştıkları engelleri birlikte kaldırmayalım mı?</p>



<p>Huzurevlerinde sadece bayram günleri ziyaret ettiğimiz yaşlılarımızın hayatları bu kadar mı? Onlar ne yazık ki yılın her günü yalnızlar.</p>



<p>Her geçen gün yeşil alanlarımızı, ormanlarımızı kaybediyoruz. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir çevre borcumuz var. Biz bizden önceki neslimizden bunu böyle aldık; daha ileriye taşımak bizim borcumuz.</p>



<p>Bireysel sorumluluklarının farkında olan birisinin yapabileceği o kadar çok şey var ki… Yeter ki zaman ayırabilelim.</p>



<p>Daha Borusan’ın gönüllük platformu olan Okyanus’umuza atmamız gereken o kadar çok deniz yıldızı var ki…</p>



<p>Haydi bugün başlayalım. Belki bugün yarındır.</p>



<p>Sevgiyle,&nbsp; insanlara ve çevreye dost kalın.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hepimizin-topluma-gonul-borcu-var/">Hepimizin Topluma Gönül Borcu Var</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
