<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilim etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/bilim/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:33:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>bilim etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/bilim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kara Deliğin Gizemi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 08:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teleskop]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1414</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Event Horizon Telescope” (Olay Ufku Teleskobu &#8211; EHT) projesi tarafından, 53 milyon ışık yılı uzaklıktan çekilen kara delik fotoğrafını ve fotoğrafın arkasındaki hikayeyi günlerdir şaşkınlık, hayranlık ve merakla takip ediyoruz.&#160; İlk bakışta bulanık ve belirsiz görünen bir fotoğrafı bu kadar önemli ve muazzam kılan nedir? Bu fotoğraf insanlığın gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Bu yazıda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/">Kara Deliğin Gizemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<a href="https://eventhorizontelescope.org/">Event Horizon Telescope</a>” (Olay Ufku Teleskobu &#8211; EHT) projesi tarafından, 53 milyon ışık yılı uzaklıktan çekilen kara delik fotoğrafını ve fotoğrafın arkasındaki hikayeyi günlerdir şaşkınlık, hayranlık ve merakla takip ediyoruz.&nbsp;</p>



<p>İlk bakışta bulanık ve belirsiz görünen bir fotoğrafı bu kadar önemli ve muazzam kılan nedir? Bu fotoğraf insanlığın gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Bu yazıda bunları derlemeye çalıştık.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>ÇILGIN BİR TEORİDEN GERÇEKLİĞE</h2>



<figure class="wp-block-image"><img width="750" height="422" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto.jpg" alt="Albert Einstein" class="wp-image-1416" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto.jpg 750w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/Einstein-foto-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p><a href="https://www.history.com/news/black-holes-albert-einstein-theory-relativity-space-time">Albert Einstein</a> evreni genel görelilik teorisiyle açıkladığında, sadece uzay, zaman, yerçekimi ve madde arasındaki ilişkiyi açıklamakla kalmamış, daha sonra kara delik olarak anılacak idrak sınırlarını zorlayan bir olgunun teorik olarak mümkün olmasına kapıları aralamıştı. Elbette o dönemde gözlemlenmesi zamanın teknolojisiyle imkansızdı. Ne var ki keşfinden 100 yıl sonra Einstein’in zamanın ötesindeki fikirlerini, teorilerini test edebilir hale geldik. EHT tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda illüstrasyon olmayan, gerçek bir kara delik fotoğrafı çekildi. Böylece fizik biliminin en sıradışı teorilerinden biri, astrofizik biliminin en sıradışı gök cisimlerinden biri tarafından ispatlandı. O zamanlar için kavram o kadar radikaldi ki, Einstein kendisi bile güçlü kuşkular besliyordu. 1939 tarihli <em>Annals of Mathematics</em> dergisinde yayınlanan makalesinde fikrin “ikna edici olmadığını” ve olgunun “gerçek dünyada” var olmadığı sonucuna varmıştı.&nbsp;</p>



<p>Einstein 100 yıl sonrasını görseydi muhtemelen şaşkınlık ve huşu içinde seyrederdi bu imgeyi. En çılgın teoriler bile demek ki gerçek olabiliyor!&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>DÜNYA KADAR BÜYÜK BİR TELESKOP</h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1016" height="661" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya.jpg" alt="Projede kullanılan teleskopların dünya üzerindeki yerleşimleri" class="wp-image-1419" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya.jpg 1016w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya-300x195.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/karadelik_dunya-768x500.jpg 768w" sizes="(max-width: 1016px) 100vw, 1016px" /><figcaption><br>Projede kullanılan teleskopların dünya üzerindeki yerleşimleri<br><em>Kaynak: <a href="https://twitter.com/umutayildiz/status/1116000928409243648/photo/1">@umutayildiz</a></em></figcaption></figure>



<p>Kara deliklerin fotoğraflanmasında yaşanan en büyük sorun devasa ağırlıkta olmalarına rağmen galaksilerle karşılaştırıldıklarında neredeyse mikroskobik ölçülerde kalmaları. Bu kadar uzaktaki bir objeyi görüntüleyebilmek için teleskopların da büyük olması gerekiyor. EHT tarafından yapılan araştırmaya göre M87 galaksisinin merkezinde bulunan bu kara deliği görüntüleyebilmek için dünya büyüklüğünde bir teleskoba ihtiyaç vardı.</p>



<p>Yazılım mühendisliği kullanılarak dünyanın farklı yerlerindeki 8 teleskop sanki tek bir dünya büyüklüğündeki teleskopmuş gibi ayarlandı. Bu teleskopların bazılarında çalışmış astrofizikçi Umut Yıldız hepimizin anlayabileceği bir dille bu muazzam çalışmayı kısaca <a href="https://twitter.com/umutayildiz/status/1116000678663655426" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Yazılım mühendisliği kullanılarak dünyanın farklı yerlerindeki 8 teleskop sanki tek bir dünya büyüklüğündeki teleskopmuş gibi ayarlandı. Bu teleskopların bazılarında çalışmış astrofizikçi Umut Yıldız hepimizin anlayabileceği bir dille bu muazzam çalışmayı kısaca şöyle aktarıyor: Bu 8 radyoteleskop aynı anda, aynı noktaya yani M87 galaksisinin merkezine baktı ve böylece 12000 km çaplı bir teleskop elde edildi. 2 sene boyunca gözlemler yapıldı ve 5 petabyte veri alındı. Verilerin birleştirilmesiyle gördüğümüz fotoğraf elde edildi.&nbsp; (opens in a new tab)">şöyle</a> aktarıyor: Bu 8 radyoteleskop aynı anda, aynı noktaya yani M87 galaksisinin merkezine baktı ve böylece 12000 km çaplı bir teleskop elde edildi. 2 sene boyunca gözlemler yapıldı ve 5 petabyte veri alındı. Verilerin birleştirilmesiyle gördüğümüz fotoğraf elde edildi.&nbsp;</p>



<p>Işığın dahi kaçamadığı bu gizemli gök cisimlerini fotoğraflayan Event Horizon Telescope projesinin direktörü Sheperd S. Doeleman, canlı yayın sırasında bu olayı, “Washington’daki bir kişinin, Los Angeles’taki bir bozuk paranın üzerinde yazan tarihi görebilmesi” şeklinde açıkladı.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL</h2>



<p>Bu proje pek çok kurumun ve bilim insanının olağanüstü bir iş birliği yapmasıyla mümkün oldu. Event Horizon Telescope projesinin direktörü Sheperd S. Doeleman bu başarıyı şu sözlerle tanımlıyor: “Bu, 200’den fazla araştırmacıdan oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirilen olağanüstü bir bilimsel başarıdır.”</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="780" height="438" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman.jpg" alt="KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL" class="wp-image-1420" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman.jpg 780w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/katie-bouman-768x431.jpg 768w" sizes="(max-width: 780px) 100vw, 780px" /></figure>



<p>Bununla beraber, kadın bilim insanları ve araştırmacıların katkıları çoğu zaman tarihin kara deliğinde kaybolduğu için özellikle iki bilim insanının ismini vurgulamak istiyoruz.&nbsp;</p>



<p>Süper masif kara deliğin fotoğrafının elde edilmesini sağlayan algoritmanın arkasında önemli rol oynayan bilim insanlarından biri de 29 yaşındaki Katie Bouman. Bouman 6 yıl önce yeni mezun bir araştırmacı olarak projeye katıldığında, teleskobun topladığı tonlarca astronomik veriyi tek bir tutarlı görselde birleştirerek bir algoritma oluşturulmasına yardım etmekle sorumluydu.&nbsp;</p>



<p>Bouman her ne kadar astrofizik değil, bilgisayar bilimi ve elektrik mühendisliği eğitimi aldıysa da o ve ekibi üç yıl boyunca görüntüleme kodunu yapmakla uğraştı. Algoritma oluşturulduktan sonra, Bouman onlarca EHT araştırmacısıyla çalışarak iki yıl boyunca da görselin testlerini yaptı.</p>



<p>Geçen yıl tüm teleskop verileri ulaştığında o ve ekibi Harvard’daki odalarında algoritmayı test etmeye oturduklarında, Bouman’ın bilgisasayara ekranında bulanık turuncu bir halka belirdi.&nbsp; Böylece dünya gözüyle ilk süper masif kara deliği gördük ve astronomide tarih yazıldı.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="670" height="371" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel.jpg" alt="KATIE BOUMAN VE FERYAL ÖZEL" class="wp-image-1421" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel.jpg 670w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/feryal_ozel-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<p>EHT ekibinde göğsümüzü kabartan bir de Türk bilim insanı bulunuyordu. Prof. Dr. Feryal Özel, NASA tarafından verilen Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk bilim insanı. EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olan <a rel="noreferrer noopener" aria-label="EHT ekibinde göğsümüzü kabartan bir de Türk bilim insanı bulunuyordu. Prof. Dr. Feryal Özel, NASA tarafından verilen Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk bilim insanı. EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Özel, karadeliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein'in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu'nun başındaki kişi. Feryal Özel, basına yaptığı açıklamada kara delik fotoğrafını kariyerinin en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi. (opens in a new tab)" href="https://bianet.org/bianet/kadin/207377-kara-delik-ekibindeki-turkiyeli-feryal-ozel" target="_blank">Özel</a>, kara deliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein&#8217;in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu&#8217;nun başındaki kişi. Feryal Özel, basına yaptığı açıklamada kara delik fotoğrafını kariyerinin en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi.</p>



<p>Özel, &#8220;evrende, bir nesneyi daha, imkânsız gibi düşünülse de insanlığın kaşif ruhu sayesinde görüntülemeyi başardıklarını&#8221; söyledi.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>İNSANLIĞI BÜYÜLEYEN EVREN</h2>



<p>Kara deliğin gerçek fotoğrafını çekme serüveni sadece 100 yıl önce ortaya atılmış teorileri ispatlamakla kalmıyor, yeni teknolojilerin de gelişmesini sağlayarak ekstradan teknoloji yaratıyor. Tıpkı elektrikli süpürgelerin, güneş enerji panellerinin, kulak protezlerinin ve daha nice günlük hayata girmiş teknolojinin NASA tarafından uzay çalışmaları esnasında keşfedilmesi gibi.</p>



<p>Olay ufku teleskobu daha keskin fotoğraflar almak için geliştirilmeye devam ediyor. Bu esnada ortaya çıkan yeni görüntü işleme yazılımları sayesinde yapay zeka teknolojisi daha inovatif alanlarda kullanılmaya başlanıyor. Kim bilir, belki gelecekte kara delikler hakkında daha fazla bilgi edindikçe ve teknolojimiz geliştikçe <em>Interstellar</em> gerçek olur, bir kara deliğin uzay-zamanı büken kütle çekim alanının yakınından geçerek zamanda yolculuğunu keşfederiz.</p>



<p>Gelecek bize ne getirirse getirsin; insanlık olarak her an zamanda yolculuk ediyoruz. Bu bazen belki de artık orda bile olmayan bir kara deliğin 53 milyon yıl önceki fotoğrafını çekmek, bazen de 53 milyon yıl önceden gelen bir karenin çekilmesi için birkaç yılda yüzlerce yıl öteye, geleceğe gitmek olur. Bize düşen, zaman yolcularına yakışır yaşamak, bu gelişimi gözlemlemek ve takdir etmek.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kara-deligin-gizemi/">Kara Deliğin Gizemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şeye İnovasyon Demek Doğru Mu? BÖLÜM II</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selin Kanyas]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 14:07:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknoloji ve inovasyon terimlerinin son 10 yılda telaşla karışmış bir heyecan yarattığı ülkemizde en çok ihtiyacımız olan şey ortak algı. Yani uzmanlık alanımız ne olura olsun sözcüklerimizden aynı anlamları çıkarmamız. Hem akademide hem de sanayide teknolojinin sahne arkasına bilim insanları ve mühendisler hâkim. İçinde yaşamadığımız dünyalarda çözüme ulaşan bu kişilerin, yaşadığımız dünyaya geri dönebilmesi ve [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-ii/">Her Şeye İnovasyon Demek Doğru Mu? BÖLÜM II</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Teknoloji ve inovasyon terimlerinin son 10 yılda telaşla karışmış bir heyecan yarattığı ülkemizde en çok ihtiyacımız olan şey ortak algı. Yani uzmanlık alanımız ne olura olsun sözcüklerimizden aynı anlamları çıkarmamız.</p>



<p>Hem akademide hem de sanayide teknolojinin sahne arkasına bilim insanları ve mühendisler hâkim. İçinde yaşamadığımız dünyalarda çözüme ulaşan bu kişilerin, yaşadığımız dünyaya geri dönebilmesi ve bu dünyanın tanıdık yalın dili ile iletişim kurabilmesi, ortak algı için çok önemli. Tabi bu kolay bir iş değil çünkü bu iletişimi gerçekleştirmek başlı başına epey zaman ve emek istiyor. Mühendislerimiz ise sınırlı zaman ve enerjilerini çözümler için harcamış oluyorlar. Bu nedenle, bu iki dünya arasında lokomotif görevi görecek yeni nesil iletişimcilere ihtiyacımız var. Bu iletişimciler, mühendislerin matematiksel dünyasında da en az somut dünyada olduğu kadar “yerli” hissetmeli. Bu iletişimde uzmanlaşan mühendislerin yetişmesi için pek çok üniversitede özelleşmiş programlar sunulmaya başlandı. Stanford, UC Berkeley, MIT gibi. Türkiye’deki üniversiteler de bu trendi takip ediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bilim insanları ve mühendislerin yaşadığımız dünyaya dönmesi ve yalın dile ile ileşim kurabilmesi ortak algı için önemli.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Ortak algı yaratmak konusunda, gelişmekte olan ülkeler olarak, gelişmiş ülkelere kıyasla dezavantajlı olduğumuz su götürmez. <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Ortak algı yaratmak konusunda, gelişmekte olan ülkeler olarak, gelişmiş ülkelere kıyasla dezavantajlı olduğumuz su götürmez. TTGV’nin sunmuş olduğu soruya daha geniş ölçekten bakalım: Teknolojik inovasyon kültürünü doğal yollarla doğurmamış, dolayısıyla uzunca süre bu kültüre aşinalık geliştirememiş toplum ve coğrafyalarda inovasyon denince akla ne geliyor? 
Bugünlerde yaygın olarak akla Endüstri 4.0 geliyor. Endüstri 4.0, sanayi makinelerinin dijital verileri kullanarak zaman-enerji-maliyet ve ürün kalitesi konularında maksimum verim ile çalışması. Bir diğer deyişle, mevcut iş modeli, mevcut teknoloji, hatta çoğu durumda mevcut makineler, ama farklı ve daha verimli bir işleyiş. Bu şekilde iş verimliliğini arttıran yenilikleri de yine farklı bir tür inovasyon olarak, Operasyonel İnovasyon olarak anmak yanlış olmayacaktır. Dijital teknolojiler, Endüstri 4.0 aracılığı ile sanayi tesislerinde kullanıldığı gibi, ofis, muhasebe, satış ve diğer işlerde de Operasyonel İnovasyonu mümkün kılıyor. 
Dijital teknolojilerin orijini olan elektronik bilgisayımın (electronical computation) doğduğu 40’lı ve 50’li yıllarda “teknoloji üretmek” yerine salt “üretmek”e odaklanmış ülkemizde, inovasyon denince yaygın olarak akla, yaratmaktan ziyade “yetişmek” geliyor. Ancak, bu alan doğası gereği sürekli değişim içinde. Dolayısıyla, yetişiyor olma algısı, insanın kendi gölgesini kovalaması gibi hiçbir zaman çözüm getirmeyecek bir uğraşa yol açıyor. Bu kısır döngüden kurtulmak için mevcut kaynakların ve hangi tür inovasyon sürecine ihtiyaç duyulduğunun gerçekçi bir değerlendirmesi gerek.
Sağlam ve samimi durum ve ihtiyaç analizi araçlarına ve danışmanlarına; bir iki sene değil, en az 10 sene sonrası için projeksiyona sahip eylem planlarına ihtiyacımız var. En önemlisi, bu metodoloji ve planları, yetişmeye çalıştığımız kurum, toplum veya ülkelerden alarak değil, kendi özgün şartlarımızdan yola çıkarak sıfırdan oluşturmaya ihtiyacımız var. Dışarıdan alacağımız bilgileri girdi olarak değerlendirmemiz gerektiği aşikâr, ama eğer metodoloji ve planlarımızı, kopya veya daha naif tabir ile adaptasyon yolu ile gerçekleştirmeye niyet edersek “yetişmeye çalışma” tuzağına düşmek kaçınılmaz. Borusan ArGe’de bu tuzaktan ustalıkla kaçınmayı sağlayacağını öngördüğümüz, teknolojik inovasyon kılavuzu niteliğinde bir araç geliştiriyoruz. Bu aracı Borusan grup şirketlerinin koşul ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hazırlamış olsak da çok geçmeden genel Türkiye koşullarını dikkate alarak biraz daha az özelleşmiş olma pahasına daha kapsayıcı bir hale getirmek mümkün olacaktır.
Teknolojik çözümlerin ve dünya genelinde bu çözümleri sunan girişimlerin sayısı öyle fazla ki samimi ve detaylı bir ihtiyaç analizi metodolojisi kritik öneme sahip oldu. Günümüz ekonomik sisteminin var olmaya devam etmek için suni ihtiyaçlar yaratması, yalnızca bireyleri hedef almıyor artık, endüstriyel kurumları da etkiliyor. Birçok girişim örneğinde, mevcut problem için çözüm yaratmaktan ziyade, sunulan çözüm için problem yaratılmaya çalışılıyor. Dünya genelinde teknolojik çözümler satmaya dair ihtiyaç, teknolojik çözümler almaya dair ihtiyacı bile geçti sanki.  (opens in a new tab)" href="https://www.ttgv.org.tr/tr" target="_blank">TTGV</a>’nin sunmuş olduğu soruya daha geniş ölçekten bakalım: Teknolojik inovasyon kültürünü doğal yollarla doğurmamış, dolayısıyla uzunca süre bu kültüre aşinalık geliştirememiş toplum ve coğrafyalarda inovasyon denince akla ne geliyor?</p>



<p>Bugünlerde yaygın olarak akla Endüstri 4.0 geliyor. Endüstri 4.0, sanayi makinelerinin dijital verileri kullanarak zaman-enerji-maliyet ve ürün kalitesi konularında maksimum verim ile çalışması. Bir diğer deyişle, mevcut iş modeli, mevcut teknoloji, hatta çoğu durumda mevcut makineler, ama farklı ve daha verimli bir işleyiş. Bu şekilde iş verimliliğini arttıran yenilikleri de yine farklı bir tür inovasyon olarak, Operasyonel İnovasyon olarak anmak yanlış olmayacaktır. Dijital teknolojiler, Endüstri 4.0 aracılığı ile sanayi tesislerinde kullanıldığı gibi, ofis, muhasebe, satış ve diğer işlerde de Operasyonel İnovasyonu mümkün kılıyor. </p>



<p>Dijital teknolojilerin orijini olan elektronik bilgisayımın (electronical computation) doğduğu 40’lı ve 50’li yıllarda “teknoloji üretmek” yerine salt “üretmek”e odaklanmış ülkemizde, inovasyon denince yaygın olarak akla, yaratmaktan ziyade “yetişmek” geliyor. Ancak, bu alan doğası gereği sürekli değişim içinde. Dolayısıyla, yetişiyor olma algısı, insanın kendi gölgesini kovalaması gibi hiçbir zaman çözüm getirmeyecek bir uğraşa yol açıyor. Bu kısır döngüden kurtulmak için mevcut kaynakların ve hangi tür inovasyon sürecine ihtiyaç duyulduğunun gerçekçi bir değerlendirmesi gerek.</p>



<p>Sağlam ve samimi durum ve ihtiyaç analizi araçlarına ve danışmanlarına; bir iki sene değil, en az 10 sene sonrası için projeksiyona sahip eylem planlarına ihtiyacımız var. En önemlisi, bu metodoloji ve planları, yetişmeye çalıştığımız kurum, toplum veya ülkelerden alarak değil, kendi özgün şartlarımızdan yola çıkarak sıfırdan oluşturmaya ihtiyacımız var. Dışarıdan alacağımız bilgileri girdi olarak değerlendirmemiz gerektiği aşikâr, ama eğer metodoloji ve planlarımızı, kopya veya daha naif tabir ile adaptasyon yolu ile gerçekleştirmeye niyet edersek “yetişmeye çalışma” tuzağına düşmek kaçınılmaz. Borusan ArGe’de bu tuzaktan ustalıkla kaçınmayı sağlayacağını öngördüğümüz, teknolojik inovasyon kılavuzu niteliğinde bir araç geliştiriyoruz. Bu aracı Borusan grup şirketlerinin koşul ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hazırlamış olsak da çok geçmeden genel Türkiye koşullarını dikkate alarak biraz daha az özelleşmiş olma pahasına daha kapsayıcı bir hale getirmek mümkün olacaktır.</p>



<p>Teknolojik çözümlerin ve dünya genelinde bu çözümleri sunan girişimlerin sayısı öyle fazla ki samimi ve detaylı bir ihtiyaç analizi metodolojisi kritik öneme sahip oldu. Günümüz ekonomik sisteminin var olmaya devam etmek için suni ihtiyaçlar yaratması, yalnızca bireyleri hedef almıyor artık, endüstriyel kurumları da etkiliyor. Birçok girişim örneğinde, mevcut problem için çözüm yaratmaktan ziyade, sunulan çözüm için problem yaratılmaya çalışılıyor. Dünya genelinde teknolojik çözümler satmaya dair ihtiyaç, teknolojik çözümler almaya dair ihtiyacı bile geçti sanki. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Teknolojik çözümler satmaya dair ihtiyaç, teknolojik çözümler almaya dair ihtiyacı bile geçiyor.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu yazıda bahsettiğim 4 tür inovasyon ayrımı (İş modeli inovasyonu, Tasarımsal inovasyon, Operasyonel İnovasyon, Teknolojik İnovasyon) literatürde kullanılan terimler olmakla birlikte, benim deneyim ve gözlemim sonucu şahsen işlevsel olduğunu düşündüğüm bir kategorizasyon. Belki farklı bir kategorizasyon daha işlevsel olabilir, belki farklı terimler. Ama kesin olan şey, sanayi kurumları, akademisyenler, teknoloji girişimcileri, danışmanlar, TTO’lar, kısaca yenilik ekosisteminde bulunan herkes arasında ortak bir dil ve anlayış oluşturmanın gerekliliği.</p>



<p>Bu kategorileri bu yazı için kullanılır kabul ederek son bir fikir sunmak isterim. Teknolojik inovasyon, uzun vadeli bir yatırım olarak değerli ve Borusan ArGe olarak üzerinde çalıştığımız bir süreç ancak kısa vadeli stratejiler için ideal seçim olmayabilir. Öte yandan, günümüzün iletişim fırsatlarına sahip olan her kurum, kendi kaynakları ve ihtiyaçları doğrultusunda ve en kısa vadede, erişebildiği en verimli teknolojik araçları kullanarak, iş-modeli inovasyonunun, tasarımsal inovasyonun ve özellikle operasyonel inovasyonun sunduğu fırsatları kovalamak ile yükümlü. Kurumların kovalayacağı bu fırsatların bireyler için de daha iyi yaşam olanakları sunacağını umuyorum ve merakla izliyorum.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-ii/">Her Şeye İnovasyon Demek Doğru Mu? BÖLÜM II</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler Dünyayı Değiştirebilir</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gencler-dunyayi-degistirebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ecem Şafak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Nov 2018 05:46:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayı değiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[emin çapa]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[hayal gücü merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[maker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlerden Çarşamba. Okulun yeni açılmasının verdiği heyecanla çantamı gerekli gereksiz tüm araç gereçlerle doldurmuş, resim çantamı da eksiksiz bir şekilde yerleştirdikten sonra okula doğru yola çıkmıştım. 8. sınıf olmanın verdiği sorumluluk cümlelerinden sıkılmış, resim yapabilmek için Görsel Sanatlar dersinin başlamasını bekliyordum. Teneffüs zilinin çalmasıyla Görsel Sanatlar sınıfına doğru yola koyuldum. İçeriye girmeden kapıda koskocaman harflerle [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gencler-dunyayi-degistirebilir/">Gençler Dünyayı Değiştirebilir</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Günlerden Çarşamba. Okulun yeni açılmasının verdiği heyecanla çantamı gerekli gereksiz tüm araç gereçlerle doldurmuş, resim çantamı da eksiksiz bir şekilde yerleştirdikten sonra okula doğru yola çıkmıştım. 8. sınıf olmanın verdiği sorumluluk cümlelerinden sıkılmış, resim yapabilmek için Görsel Sanatlar dersinin başlamasını bekliyordum. Teneffüs zilinin çalmasıyla Görsel Sanatlar sınıfına doğru yola koyuldum. İçeriye girmeden kapıda koskocaman harflerle “HGM” yazısını gördüm. </p>



<p>Kapıyı açtım ve bir an tavana odaklandım. Tavanda boyanmış maskeler, resimler, roket maketleri&#8230; Hafifçe kafamı aşağıya indirdim ve duvarlarda “Kamil ve Luna’nın Seyir Defteri” yazan afişleri gördüm. Sonra seslere odaklandım, arkada bir hikaye ama ne hikayesi bilmiyorum. Arkadaşlarıma bakıyorum. Herkes işlerine odaklanmış, akıllı tahtadan ise Kamil ve Luna isimleri duyuluyor. İçimden “Acaba yanlış sınıfta mıyım?” diye geçirirken öğretmenimizin de gelmesiyle U şeklinde yerleştirilmiş sıralarımıza yerleştik. Tüm malzemelerimi eksiksizce masama dizmiş, verilecek olan konuyu bekliyordum. Emre öğretmen nüfus bilgilerimi sorgulamadı. Sanki daha önceden tanışmışız gibi davranıyordu. “Çocuklar merak ettiğiniz 10 soruyu yazın” dedi. İlk kez benden böyle bir şey istenmişti.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Merak ettiğiniz 10 soruyu yazın! İlk kez benden böyle bir şey istendi.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>YAPABİLİRİM DEMEYİ HAYAL GÜCÜ MERKEZİ&#8217;NDE</strong></h2>



<p>Emre hoca, “Gezegenler isimlerini nereden alırlar? Bunu kim sordu çocuklar?” dedi. Gülümseyerek elimi kaldırdım. “Harika bir soru,” dedi. Sorumun cevabını güzel bir anlatımla Emre hocadan dinledim. Yalnız bu işte bir gariplik vardı. Ders Görsel Sanatlar ve konumuz merak. Cidden çok şaşırmıştım. Ardından bir haftalık gözlemlerimle HGM’yi araştırdım. Meğerse açılımı <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Emre hoca, “Gezegenler isimlerini nereden alırlar? Bunu kim sordu çocuklar?” dedi. Gülümseyerek elimi kaldırdım. “Harika bir soru,” dedi. Sorumun cevabını güzel bir anlatımla Emre hocadan dinledim. Yalnız bu işte bir gariplik vardı. Ders Görsel Sanatlar ve konumuz merak. Cidden çok şaşırmıştım. Ardından bir haftalık gözlemlerimle HGM’yi araştırdım. Meğerse açılımı HAYAL GÜCÜ MERKEZİ’ymiş. “Kamil ve Luna’nın Seyir Defteri” de bir hikayeymiş ve çocuklar da bu hikayeyi çok sevmiş.  (opens in a new tab)" href="http://www.hayalgucumerkezi.com/" target="_blank">HAYAL GÜCÜ MERKEZİ</a>’ymiş. “Kamil ve Luna’nın Seyir Defteri” de bir hikayeymiş ve çocuklar da bu hikayeyi çok sevmiş. </p>



<p>Emre hocaya yazmayı çok sevdiğimi söyleyerek, Hayal Gücü Merkezi’nde bir proje yapmak istediğimi söyledim. Kendisi “Birkaç arkadaşınla çember yapıp bir proje bulabilirsiniz” dedi. Çemberimizi oluşturduk, “yapabilirim” diyerek projemizi kararlaştırdık. Ansiklopedi yapacaktık! Bu süreçte çok fazla yazı biriktirmeye başladım. Arkadaşlarım bir zaman sonra TEOG adı verilen liseye geçiş sınavının yaklaştığını belirterek, projeden çekilmek istediler. Projeyi artık kendim devam ettiriyordum. Ayrıca kitap da yazmaya başladım. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="720" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/hayal-gucu-merkezi.jpg" alt="hayal gücü merkezi" class="wp-image-1077" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/hayal-gucu-merkezi.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/hayal-gucu-merkezi-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/hayal-gucu-merkezi-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>Daha önce deneyimlediğim bu yapabilirim duygusunu, Hayal Gücü Merkezi’nin ilham verici atmosferi ve aldığım geri bildirimler sayesinde daha da çoğalttım. Polisiye, Kişisel Gelişim, Denemeler, Makaleler, Kılavuzlar, Çocuk kitapları, Roman tarzı kitaplarım oldu. Bunları sıkıldıkça ve aklıma yeni bir fikir geldikçe “Şu da olsa fena olmazdı!” diyerek oluşturdum. Kendi seyir defterimi yazmaya başladım. Yazılım bilgisine dayalı kılavuzlar oluşturdum, öğrencilere Arduino kılavuzu yapıyordum. Ardından 3D tasarım aşamalarını ve buna yardımcı olacak programları anlattığım kitapçıklar bastırıyor, bunları Hayal Gücü Merkezi’ndeki ilgili çocuklara dağıtıp bilgi edinmelerini sağlıyordum. Kamil ve Luna için gazeteler, broşürler hazırlıyor, Hayal Gücü Merkezi’nde iş yapan çocukları motive ediyordum. Yazılar birikti de birikti… Derken bir yılın sonunda baktım ki 36 farklı alanda 256 bilgisayar belgesi olmuş. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Aklıma yeni bir fikir geldikçe yazdım.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>AKILLI SAKSI ÇÜNKÜ ANNEMİN ÇİÇEKLERİ SUSUZ KALMASIN </strong></h2>



<p>Bu arada TEOG’a da girdim ve güzel bir puanla Fahrettin Anadolu Lisesi’ne yerleştim. Yaz tatilimde de hiç durmadım, yine kitaplarımı yazıp, Arduino ile ilgilenmeyi sürdürdüm. Hayal Gücü Merkezi’ni de özlüyordum. Bir Çarşamba pazarı dönüşü annem çiçek almış, onları evde kendi çabalarıyla besliyordu. Ben de keşke bir saksı olsa da bu bakımı daha kolaylaştırsa diyerek boş bir defter alıp çizmeye başladım kafamdaki saksı modelini. Anneme gösterdim ve çok beğendi. Arduino ile bunun mümkün olabileceğini de biliyordum, sadece donanım eksiklerim fazlaydı. </p>



<p>Ardından bunun gibi “keşke!” ve “neden olmasın?” diye düşündüğüm icat fikirlerimi biriktirdim ve bir defter haline geldiler. Birinci defterimi bitirip ikinci defterime başladım. Belediye başkanlarıyla konuşup projelerimin olduğunu söyledim. Bir geri dönüş alamadım ama hiç pes etmedim. Lise benim için çok çekingen bir dönemdi, derslerin zor olduğu ağızdan ağıza konuşuluyordu. Sayısal derslerimi incelediğim zaman Hayal Gücü Merkezi’nde sorduğum sorular ve araştırmalarım aklıma geldi. Hayal Gücü Merkezi’nin derslerime de yansıdığını görünce çok duygulandım. İlk iş Emre hocayı arayıp konuştum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Keşke! ve Neden olmasın? diye düşündüğüm icat fikirlerimi biriktirdim. Bir defter oldu.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>MERAK OLMAZSA OLMAZ</strong></h2>



<p>Artık Hayal Gücü Merkezi’nin renkli atmosferi içerisinde olmadığım için biraz eksiklik hissediyordum. Ama aslında “yapabilirimlerimin” bulunduğum her ortama renk kattığını fark ettim. Mesela fizik dersini çok seviyordum ama modern fiziği ve teorik formüllerle ilgilenmeyi daha cazip buluyordum. Fiziğe ne kadar aşık olsam da fizik notlarım bana aksini gösteriyordu. Öğretmenim sürekli, “Sevdiğin konulara önem veriyorsun ama bunlar da gerekli deyip buna bir son vermemi bekliyordu.” </p>



<p>Dinlemeye çalışsam da uygulayamadım. <a href="https://borusanturuncu.com/medeniyetin-anahtari-merak-etmek/">Çünkü bana göre merak en büyük öğrenme içgüdüsü.</a> Bunu bırakamazdım. Okulun TÜBİTAK aktivitelerini duyar duymaz, başvurumu yaptım. Verdiğim 9 projenin sadece 5’i kabul olmuştu. Buna üzülmüştüm. Teorik konuları açıklamama bir türlü izin verilmiyordu. Ben de kendi teori defterimi oluşturdum ve fizikle ilgili olan meraklarımı da yazarak içimdeki o fizik aşkını defterime aktarmaya başladım. TÜBİTAK’ta projelerim ilgi görmesiyle beraber akıllı saksımı da yapmıştım. İskeletini de Hayal Gücü Merkezi’nde 3D yazıcı ekibi olan Turbo Maker yardımıyla tamamladım. Ardından yine teorilerime döndüm. Hayal Gücü Merkez’inde sakin bir günde Emre hocamızdan Bilim Virüsü’nü duydum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bana göre merak en büyük öğrenme içgüdüsü.</p></blockquote>



<p>Hem eğitim programı hemde katılımcı gençlerin mutlu olduklarını belli eden yüz ifadelerine baktığımda ilgimi çekmişti. İlk kampa yetişemediğim için biraz üzülsem de umudumu kaybetmedim. Hatta etkinliklerini takip ederken bir çekiliş hediyesi olan “<a href="https://www.idefix.com/Kitap/Gelecegi-Kesfedenler/Edebiyat/Biyografi-Oto-Biyografi/urunno=0001688927001" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Hem eğitim programı hemde katılımcı gençlerin mutlu olduklarını belli eden yüz ifadelerine baktığımda ilgimi çekmişti. İlk kampa yetişemediğim için biraz üzülsem de umudumu kaybetmedim. Hatta etkinliklerini takip ederken bir çekiliş hediyesi olan “Geleceği Keşfedenler” kitabını bile kazandım. İnanılmaz mutluydum. Ardından düzenledikleri Bienal gezisi sayesinde kurucularla tanıştım ve heyecanla yeni eğitim döneminin başlamasını bekledim. İkinci kamp duyurusu gelir gelmez başvurumu yaptım. Kabul aldığımı öğrendiğimde, müthiş sevindim. Emre hocamı arayıp haber verdim. Kendisi de bu etkinlikte yer alacağından bahsetti; ben daha da çok heyecanlandım. Harika eğitimcilerle, geleceğe ümit olabilecek gençlerle tanıştım. Burada ekip olmayı öğrendim. Benim için inanılmaz bir deneyimdi.  (opens in a new tab)">Geleceği Keşfedenler</a>” kitabını bile kazandım. İnanılmaz mutluydum. Ardından düzenledikleri Bienal gezisi sayesinde kurucularla tanıştım ve heyecanla yeni eğitim döneminin başlamasını bekledim. İkinci kamp duyurusu gelir gelmez başvurumu yaptım. Kabul aldığımı öğrendiğimde, müthiş sevindim. Emre hocamı arayıp haber verdim. Kendisi de bu etkinlikte yer alacağından bahsetti; ben daha da çok heyecanlandım. Harika eğitimcilerle, geleceğe ümit olabilecek gençlerle tanıştım. Burada ekip olmayı öğrendim. Benim için inanılmaz bir deneyimdi. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="652" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/bilim-virusleri-ile-birlikteyim.jpg" alt="bilim virüsü" class="wp-image-1074" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/bilim-virusleri-ile-birlikteyim.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/bilim-virusleri-ile-birlikteyim-300x204.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/bilim-virusleri-ile-birlikteyim-768x522.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption>Bilim Virüsüleri ile birlikteyim
</figcaption></figure>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>EMİN ÇAPA’YLA BİLİM VİRÜSÜ&#8217;NDE TANIŞTIM!</strong></h2>



<p>Emin Çapa ile tanışma hikayem Bilim Virüsü’ne dayanıyor. Emin Bey’in konuşmalarına hayrandım, onunla tanışmak benim hayallerimden biriydi. Hatta Hayal Gücü Merkez’inde <a href="https://www.youtube.com/watch?v=__yTofXY-Kg" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Emin Çapa ile tanışma hikayem Bilim Virüsü’ne dayanıyor. Emin Bey’in konuşmalarına hayrandım, onunla tanışmak benim hayallerimden biriydi. Hatta Hayal Gücü Merkez’inde TEDx konuşmalarını izleyip notlar alıyordum. Borusan, Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir” sözünden hareketle bir 10 Kasım anma töreni yapıyordu. Biz de Bilim Virüsü öğrencileri olarak Emre Çapa’yla sahneye çıkmak üzere davet edildik! (opens in a new tab)">TEDx konuşmalarını</a> izleyip notlar alıyordum. Borusan, Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir” sözünden hareketle bir 10 Kasım anma töreni yapıyordu. Biz de Bilim Virüsü öğrencileri olarak Emre Çapa’yla sahneye çıkmak üzere davet edildik!</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="768" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/emin_capa_ile_birlikte-768x1024.jpg" alt="emin çapa" class="wp-image-1076" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/emin_capa_ile_birlikte-768x1024.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/emin_capa_ile_birlikte-225x300.jpg 225w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/11/emin_capa_ile_birlikte.jpg 960w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption>Hayran olduğum Emin Çapa ile birlikte</figcaption></figure>



<p>Perili Köşk’te Emin Çapa’yla ön buluşmamız ve o samimi dakikalar cidden bana ilham katmıştı. 10 Kasım töreninde de harika insanlarla tanıştım. Bunlar benim için çok önemliydi!</p>



<p>Gençlik var olduğu sürece ümidin de var olacağını anladım. Hayal Gücü Merkez’inde bir diğer sorduğum soru “İLK DEFA ANLAŞILDIĞIMI HİSSEDİYORUM. BUNLARI NEDEN SORUYORUZ?” olmuştu. Her bir insan beni anlaşılabilir kılıyordu. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gençlik var olduğu sürece ümidin de var olacağını anladım.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2><strong>YAZIMIN ANA FİKRİ BU BÖLÜMDE</strong></h2>



<p>Peki bu kadar yapabilirime sahip olduğumu keşfetmek bana neler öğretti? Öncelikle çok yönlü düşünmeyi, kendimi daha iyi ifade edebilmeyi ve başaramam diye bir şeyin olmadığını! Her zaman daha iyisini yapabileceğimi! Anlaşılmanın ne kadar önemli olduğunu! İlhamların hiç tükenmediğini! Hayallere güvenmeyi ve meraka dayalı keşiflerinin çok eğlenceli olduğunu! Gençlikte hep bir ümit olduğunu ve yapılan hiçbir şeyin sınırı olmadığını fark ettim. Dünyamız çok küçük ve değişken.</p>



<p>Anlaşılmaya ihtiyacımız var!</p>



<p>Şu an ise Liseliler için Hayal Gücü Merkezi projesini yürütüyorum ve tabi ki şu anki yapabilirimlerimi birleştirerek yenilikçi projeler çıkarmaya uğraşıyorum. Hayal Gücü Merkezi’nde kurmuş olduğumuz Dream Catchers grubunun üyelerinden biriyim ve birlikte küresel kalkınma hedeflerine çözümler üretmeye çalışıyoruz. Ayrıca <em>Otostopçunun Galaksi Rehberi</em> kitabını da sizlere önermekten asla çekinmem. Okumaktan vazgeçmeyin! Anlaşılmak bana ilham verir. Kendinize “Ben yapabilirim!” deyin. İlk önce kendinizle anlaşın.</p>



<p>Bu dünyayı hayal gücü değiştirecek. Çocuk kalmaya devam edin!!&nbsp;</p>



<p>Çünkü; “Biz Dünya’yı değiştirebiliriz!”</p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gencler-dunyayi-degistirebilir/">Gençler Dünyayı Değiştirebilir</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Hazinemiz Beynimiz</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gizli-hazinemiz-beynimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ümit Aydın Bostancı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 15:47:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=904</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Homines quod volunt credunt”; yani insanlar neye inanmak isterse ona inanır. Bu deyiş oldum olası bana insanlığın büyük ve yalan egosunun bir yansıması gibi gelir. İnsan dünyamızda yaşayan kendi algı sınırlarımız dahilindeki en gelişmiş canlı olduğu için evrende ne kadar küçük bir nokta olduğunu çoğu zaman unutur ve her şeyi kontrol edip planlayabilen bir güce [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gizli-hazinemiz-beynimiz/">Gizli Hazinemiz Beynimiz</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Homines quod volunt credunt”; yani insanlar neye inanmak isterse ona inanır. Bu deyiş oldum olası bana insanlığın büyük ve yalan egosunun bir yansıması gibi gelir. İnsan dünyamızda yaşayan kendi algı sınırlarımız dahilindeki en gelişmiş canlı olduğu için evrende ne kadar küçük bir nokta olduğunu çoğu zaman unutur ve her şeyi kontrol edip planlayabilen bir güce sahip olduğunu düşünür. Acaba bu ne kadar doğru?</p>



<p>Bunun ne kadar gerçek olduğunu anlamak için öncelikle beynin nasıl çalıştığını ve “özgür irademizle” her gün verdiğimiz milyonlarca kararın arkasında nasıl bir mekanizma yattığını basitçe anlamak gerektiği kanısındayım. Konunun eğitimli bir uzmanı olmadığım için ulaşabildiğim kısıtlı bilgi ve bu bilgi üzerine kurguladığım yorumlarımla yazacağım bu yazıyı, akademik bir içerik değil, dünyasını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir gencin kendisiyle sohbeti gibi düşünülebilirsiniz.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/kitapincognito_kapak.jpg" alt="Incognito" class="wp-image-906" width="215" height="330" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/kitapincognito_kapak.jpg 665w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/kitapincognito_kapak-195x300.jpg 195w" sizes="(max-width: 215px) 100vw, 215px" /></figure></div>


<p>

İnsan beyninin, nispeten büyükçe, alnın ön tarafına çıkıntı yapan ön lob diye bir bölümü olduğunu hatırlayacaksınızdır lise yıllarından. Bu kısım temelde verdiğimiz kararların bir kısmında devreye girerek bilinç seviyesinde doğru yanlış ayrımını yaptıran, soyut düşünüp insan olmamızı sağlayabilen, çoğu yeni yeteneği öğrenen, bir nevi insanın evriminde beynin kendini geliştirmesini sağlayan çok önemli bir parça. İnsanın, karar ve hareketlerinde bu bölümün baş rol oynadığını düşünebiliriz. Fakat, klinik araştırmalar gösteriyor ki farklı ön lob rahatsızlıkları olan kişiler neredeyse bunun farkında olmadan yıllarca yaşayabiliyor, hayatlarını idame ettirebiliyorlar. Bununla beraber, yeni bilgiler edinebilme konusunda çok yetenekli olamıyorlar (Incognito isimli kitaptan detaylarına bakabilirsiniz). Peki bu üstün ırk, nasıl olur da karar verirken beynin hayvanlardan farklılaşan ve onları üstün konumlandıran en yegane kısmının yokluğunda doğru karar verebiliyor?

</p>



<p>İşte burada bundan sonra gizli hazine diyeceğim yepyeni bir dünyanın kapıları bizlere açılıyor. İnsan bir konuyu öğrenene kadar aktif olan beynin ön lobunun dışında çok daha içgüdüsel, bilinçaltı diye de tabir edilen bir mekanizma. Nice bilim adamlarının anlamaya çalıştığı, bugünkü teknoloji ile bile hâlâ 100% açıklanamayan bir gizem.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bilim insanları, insanın karar mekanizmalarında en ilkel kodlamalarla nasıl bir sistem işlediğini anlamak için ciddi çaba harcıyorlar.</p></blockquote>



<p>İnsanın günlük karar ve davranışlarının çok hatırı sayılabilir kısmı amigdala ve omurilikteki, onbinlerce yıl boyunca kodlanmış ve bizim ön lobumuzla üstüne ekleme yapılmış bir depodan geliyor aslında. Türkçesi ile eşimizi seçerken bir panter kadar, tehlikeli anlarda bir balık kadar, heyecanlanınca bir martı kadar içgüdüsel oluyoruz. Özellikle günlük rutinimizin parçası olan işlerde, beynin kapısı olan ön lobdan bilgi, bu gizli hazine kayıtlarına geçtikten sonra her sürecimiz otomatiğe bağlanıyor. Hayatımızın büyük kısmını da dünyayı paylaştığımız diğer canlılardan belki de çok farkımız olmadan omuriliğimizle geçiriyoruz. İnsan gibi kendini tepelerde görmeye alışmış bir fenomen için ne kadar acı bir gerçeklik değil mi?</p>



<h2><strong>NÖROBİLİMLE HAYATIMIZI VE İŞİMİZİ NASIL DAHA İYİ ANLARIZ?</strong></h2>



<p>Bilim insanları, insanın karar mekanizmalarında en ilkel kodlamalarla nasıl bir sistem işlediğini anlamak için ciddi çaba harcıyorlar. NöroBilim adı verilen bu nispeten yeni disiplin, insanın dünyaya olan bakış açısını ve gizemli düşünme mekanizmalarının üzerindeki örtüyü zamanla çok daha fazla aralayacak. Böylece, insanın neyin güzel olduğuna kendisinin karar vermediğini, ortak bir güzel algısının beyninde zaten kodlu olduğunu, kendisinin ise sadece bir mecra olarak yüzbinlerce yıllık mirası dile getirdiğini anlayacak. Bunun güzel bir örneği yeni bir çalışmada ortaya çıktı. Deneklere karşı cinsten kişileri gösterdikleri çalışmada deneklerin beraber olmak isteyerek seçtikleri karşı cinsin tek bir ortak özelliği vardı. Bu da gözbebeklerinin mikroskobik olarak büyümüş olması, yani karşı cinsten deneği arzulamış oldukları gerçeğiydi. Peki denekler bu nanometrelik büyüme ve milisaniyelik kontakt süresini düşününce bunu nasıl anladı? Çok basit aslında ırkımız bugün dünyada ise nasıl çoğalması gerektiğine ilişkin doğru bilgileri çoktan bize kodladı ve biz bu mirasın sözcüsü olarak doğru kişiyi seçtik. Bu bilgiyi almış olmak umarım ilişki ve karşı cins etkilenmelerinizde sorun yaratmaz; zira ben öğrendikten sonra acaba benden hoşlandı mı diye rahatsız edici şekilde gözlerin içine içine bakmaya başladım. Öncelikle nörobilimi takip etmek ve güncel bilgileri edinmek özellikle benim gibi pazarlama dünyasında olan kişiler için bence çok değer yaratacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Nörobilimi takip etmek ve güncel bilgileri edinmek özellikle pazarlama dünyasında olan kişiler için değer yaratıyor.</p></blockquote>



<p>İkincisi ise, bu otomatik mekanizmanın insanı rutin karar ve yaşam döngülerine meyil ettirmesi. Unutmamak gerekiyor ki, beyin için en önemli olan şey yaşamı idame ettirmek. Siz beyin olsanız sürekli yeni şeyler öğrenip risk almayı mı tercih ederdiniz, yoksa bildiğiniz güvenli işleri tekrar tekrar yaparak hayat sürenizi maksimize etmeyi mi? Cevap net olmalı: Otomatik yapılan, yüzyıllardır kodlanmış bir davranış biçimi insanının dünyadaki varlık süresini maksimize ediyorsa rutin döngülerde yaşamayı tercih ederiz. Hep aynı lokantada yemek yemek, araç sürüşünüzün aynı özellikte olması, aynı durumlarda benzer tepkiler vermek, korkunca kaçmak veya saldırmak… Örnekler çoğaltılabilir. Peki, ya yenilik?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>İnovasyonun önündeki en büyük engel, o inovasyon fikrini yaratan beynin kendisi.</p></blockquote>



<p>Ön lob sınırsız bir geçiş sağlayabilen bir kapı iken, biz yeni şeyleri öğrenmemeye de tam tersi bir dirençle kodlanmış olabilir miyiz? Bu sorunun cevabını bilmiyorum; ama eğer beyin bu şekilde çalışıyorsa, bir organizasyonu yöneten ve yürüten onlarca değerli beyinden çıkacak ortak aklın da bu şekilde çalışma meyili olması kaçınılmaz geliyor bana. Bu durumda inovasyon ve yeniliğin peşinde koşan benim gibi büyüme avcıları (growthhacker) ister istemez bu ırmaktan kafayı kaldırıp akıntıya karşı yüzmek zorunda kalıyor ki bu yüzden genelde aykırı tipler oluyoruz. Statükoyu içgüdüsel olarak korumak isteyecek, risk almayı tercih etme eğilimi düşük olacak. Bu girdaba girmemek için çok çabalamamız gerekiyor. Yani inovasyonun önündeki en büyük engel, o inovasyon fikrini yaratan beynin kendisi. Buyurun bu tezata gelin.</p>



<p>Sonuç olarak, dünyanın en büyük hazinesi olan beynimizin hiç keşfedilmemiş karanlık odalarında bir o kadar değerli bir miras var ve bunu anlamaya çalışarak karar mekanizmalarını içselleştirmek mümkün. Özellikle inovasyon işlerinde de bu karanlık odanın farkında olarak hızlı, riskli ve biraz da korkusuz olmak gerekiyor sanırım. Neticede insan neyi beğeneceğine kendi karar verdiğini düşünecek kadar saf ve egosu yüksek olmasına rağmen, birçok noktada onbinlerce yıllık mirası dile getirdiği gerçeğini de bir gün belki kabul edecek. Ama beyin doğru çalıştırılıp bir çaba ile yönlendirilebilirse, hayatta hayal bile edemeyeceğimiz bir çok kapı bizlere açılacak.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gizli-hazinemiz-beynimiz/">Gizli Hazinemiz Beynimiz</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süper İnsanlar Olabilecek Miyiz?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/super-insanlar-olabilecek-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2017 14:41:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=881</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık, başlangıcından bu yana hep daha akıllı, daha güzel ve daha güçlü olmaya çalıştı. Sonsuz yaşamın sırrını aradı. Hep daha çok yaklaştı. Ancak bulunduğumuz yüzyılın farkı bilim ve teknolojinin ışığını geleceğe tutabiliyor olmamız. Şu an birçok gelişme, gelecekle ilgili öngörülerde bulunmamızı kolaylaştırıyor. Sizin için sağlık ve dijital teknolojilerin birleşimiyle çığır açma potansiyeli olan çalışmaları derledik. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/super-insanlar-olabilecek-miyiz/">Süper İnsanlar Olabilecek Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanlık, başlangıcından bu yana hep daha akıllı, daha güzel ve daha güçlü olmaya çalıştı. Sonsuz yaşamın sırrını aradı. Hep daha çok yaklaştı. Ancak bulunduğumuz yüzyılın farkı bilim ve teknolojinin ışığını geleceğe tutabiliyor olmamız.</p>



<p>Şu an birçok gelişme, gelecekle ilgili öngörülerde bulunmamızı kolaylaştırıyor. Sizin için sağlık ve dijital teknolojilerin birleşimiyle çığır açma potansiyeli olan çalışmaları derledik. Süper insanlar olabilecek miyiz birlikte bakalım.</p>



<h2><strong>ISPANAK YAPRAĞI ÜZERİNDE KALP DOKUSU GELİŞTİRİLDİ</strong></h2>



<p>Bilim insanları daha önce, 3 boyutlu baskı teknolojisi ile laboratuvarda büyük boyutlu insan dokusu üretmişti ancak doku sağlığı için hayati önem taşıyan kan damarlarını, yapay doku üzerinde geliştirmek çok zordu. Yeni bir çalışma, bu sorun için bir çözüm yolu sunuyor.</p>



<p>Worcester Politeknik Enstitüsü (WPI) bilim insanlarının liderliğindeki bir ekip, ıspanak bitkisinden, çalışan bir kan damarı ağını ve mini bir kalp üretmeyi başardı. Bu teknoloji bir gün doku yenilenmesinde kullanılabilir.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Scientists Turn SPINACH LEAVES Into BEATING Human Heart" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/5xrAdAZVJHo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p></p>



<p>Çalışmanın ortak yazarı Joshua Gershlak gelişmenin önemini ifade etmek için “Doku mühendisliğinde tıkandığımız nokta damar ağının olmamasıydı. Damar ağı olmadan, çok fazla doku ölümü yaşanırdı” diyor. Bilim insanlarının bu çalışma için ıspanaktan faydalanmasının nedeni, bir yaprağın hücrelerine su ve besin sağlayan ince damar ağlarının, insan kan dolaşımına çok benzemesi.</p>



<p>Ekip öncelikle, ıspanak yaprağının selülozdan yapılmış çerçevesinin altında kalan bitkisel hücreleri bir laboratuvar ortamında çıkardı. Böylece yaprağın sadece renksiz dış tabakası kaldı. Ekip daha sonra kalan bitki çerçevesini canlı insan hücreleriyle doldurdu, insan dokusu ıspanak üzerinde büyüdü ve küçük damarları kuşattı.</p>



<p>Tıpkı insan kan damarlarında olduğu gibi, bu ıspanak yaprağındaki damarlar da yeni yapay doku ve organlar için oksijen sağlayacak. Hedef, kalp krizi geçiren ve diğer kalp rahatsızlığı olan hastalardaki hasar görmüş dokuları yenilemek. Böylece ölümle sonuçlanma ihtimali yüksek olan birçok hastalık doku ya da organ nakline ihtiyaç duymaksızın iyileştirilebilir. Bu uygulama gelecekte insan ömrünü tahminlerin de ötesine uzatabilir.</p>



<h2><strong>İNSAN BEYNİ YAPAY ZEKAYLA BİRLEŞİRSE</strong></h2>



<p>SpaceX ve Tesla firmalarının CEO’su Elon Musk, Neuralink adlı yeni bir girişimine destek veriyor. Henüz halka açık olamayan bu girişimin, insan beynine yerleştirilebilecek cihazlar yaratmaya odaklandığı ve hedefinin, insanlığın yapay zekâ uygulamaları ile birleşmesi olduğu söyleniyor. Bu teknoloji ile bellek kapasitemiz artabilir ve birçok dijital aygıt ile herhangi bir arayüze ihtiyaç duymadan doğrudan bağlantı kurabiliriz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="610" height="350" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/elon-musk-neuralink610.jpg" alt="İNSAN BEYNİ YAPAY ZEKAYLA BİRLEŞİRSE" class="wp-image-883" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/elon-musk-neuralink610.jpg 610w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/elon-musk-neuralink610-300x172.jpg 300w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" /></figure>



<p></p>



<p>Bu beyin-bilgisayar arayüzleri bugün sadece bilim kurgu filmlerinde mevcut. Tıbbi alanda, beyne yerleştirilen implantlar, Parkinson, epilepsi ve diğer nörodejeneratif hastalıkların etkilerinin hafifletilmesine yardımcı olmak için kullanılıyor. Ancak dünyada çok az insan kafataslarına yerleştirilen karmaşık implantlara sahip. Bunun nedeni, insan beyninde işlem yapılmasının son derece tehlikeli olması ve yalnızca hiçbir tıbbi seçeneği kalmayanların son çare olarak böyle bir ameliyatı seçmeleri.</p>



<p>Ama bu durum, teknoloji fütüristlerinin böyle epik fikirler geliştirmesine engel olmuyor. Yeni girişimin nörobilimciler ve yazılım mühendisleri ile büyüyen ekibi beynimizi daha hızlı, daha akıllı ve daha kablolu yapmaya çalışıyor.</p>



<p>Ancak yapay zekâ ve insan beynini birleştirecek cihazlar geliştirilmesinin önündeki engeller çok büyük. Nörobilim araştırmacıları, insan beynindeki nöronların nasıl iletişim kurdukları konusunda çok sınırlı bir bilgiye sahip olduğumuzu söylüyor. Yine de insanların beyinlerine elektronik çipler yerleştirilmesi için gönüllü olacağı gibi bir fikir de var.</p>



<h2><strong>KAS GÜCÜ İHTİYACINI %60 AZALTAN DIŞ İSKELET</strong></h2>



<p>Geçtiğimiz yıl California merkezli suitX firması, dünyanın hareket kabiliyeti en iyi dış iskeletlerinden birini tanıtmıştı. Sinir ve kas hastalıkları nedeniyle yürüyemeyen veya ayağa kalkamayan kullanıcılar için tasarlanan, motorlar aracılığıyla bacaklarını onlar için hareket ettiren dış iskelet, şimdi de tüm insanların kullanımına sunuldu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="670" height="440" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suitxs-phoenix-exoskeleton.jpg" alt="KAS GÜCÜ İHTİYACINI %60 AZALTAN DIŞ İSKELET" class="wp-image-884" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suitxs-phoenix-exoskeleton.jpg 670w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/suitxs-phoenix-exoskeleton-300x197.jpg 300w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<p></p>



<p>MAX adı verilen dış iskelet, ağırlıklı olarak inşaat alanları, fabrikalar ve depo gibi yerlerde çalışan işçiler düşünülerek üretildi. Bu gibi mesleklerde iş kazaları ve yaralanmaların önüne geçmesi hedeflenen cihaz, yüksek kas gücü gerektiren görevleri, kas ve iskelet sistemini destekleyerek kolaylaştırıyor.</p>



<p>MAX sisteminin 3 farklı modülü var. backX ağır kaldırmakta ve yüklemekte kullanışlı, shoulderX tavan ve boyama işlerini kolaylaştırıyor, legX çömelmek ve ayakta durmak için vücuda destek sağlıyor. Bu modüller hangi hareketi gerçekleştirmek istediğinizi algılayan ve birbirleri ile iletişim kuran mikrobilgisayarlarla donatılmış. Kaslarınıza olan ihtiyacınızı %60’a kadar azaltıyor ve aynı zamanda insanüstü bir güç sunuyor.</p>



<p>SuitX’in kurucusu ve CEO’su Homayoon Kazerooni, “Hedefimiz, yaralanmaları önlemek ve iş yerlerinde zorlayıcı görevleri yerine getiren işçileri güçlendirmek” dedi. Ancak bu dış iskeletler sadece işçilerin, işverenlerin ya da kas hastalıkları olan insanların ilgisini çekmiyor.</p>



<p>15 dakikalık deneylerden sonra dış iskeleti çıkaran sağlıklı insanlar, kendi organlarının hantal geldiğini ve günlük hayatlarında bu ürünü kullanmak isteyeceklerini ifade ediyorlar. Dış iskelet teknolojisinin geldiği nokta, gelecekte hasta, sağlıklı, çalışan, çalışmayan fark etmeden birçok insanın bu gibi vücut destek cihazlarını kendi isteğiyle kullanabileceğini gösteriyor.</p>



<h2><strong>KÖK HÜCRELERLE YANIKLARIN TEDAVİSİNDE MÜTHİŞ GELİŞME</strong></h2>



<p>Neredeyse tüm vücudunda 2. ve 3. derecede yanık ve enfeksiyonla gelen bir hasta, doktorlar cildinin bir daha hiç eskisi gibi görünemeyeceğini söylediğinde umutsuzluğa düşmüştü. Ancak Dr. Jörg Gerlach ona deneysel bir tedavi teklif etti. Bu tedavi, hastanın cildindeki yara ve yanıkları iyileştirmek için hastanın kendi kök hücrelerini kullanan dünyadaki ilk uygulama.</p>



<p>Kazadan beş gün sonra doktorlar hastanın hasar görmemiş cildinden alınan kök hücreleri hasarlı cilt üzerine, ince bir tabaka halinde püskürttü. Bu uygulamadan üç gün sonra, bandajları çıkaran doktorlar tedavinin şaşırtıcı biçimde başarılı olduğunu gördü. Yanıklar neredeyse tamamen iyileşmişti, enfeksiyon ya da yara izi yoktu. Bu daha önce görülmemiş bir iyileşme süreciydi.</p>



<p>Şu anda şiddetli yanıkların tedavisi, vücudun bir bölgesinden sağlıklı bir deri nakli ile gerçekleşiyor ve tedavi sürecinde hareket imkânı sınırlı olabiliyor, çünkü nakledilen cilt hasta ile birlikte büyümüyor.</p>



<p>Kök hücre tedavisi başarıya ulaştıktan sonra, başka hastalarda da denendi. Birçok ağır hastanın iyileşmesinin ardından, tedavi bir ürüne dönüştü. Kök hücreler hasarlı bölgeye bir sprey tabancası ile püskürtülüyor. Bu cihazın adı ise SkinGun ve şimdilik sadece deneysel amaçlarla kullanılıyor. Geliştirici ekip, bir gün SkinGun’a herkesin erişebilmesini hedefliyor.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-dailymotion wp-block-embed-dailymotion wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="The Skin Gun" frameborder="0" width="500" height="281" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/xov02l?pubtool=oembed" allowfullscreen allow="autoplay"></iframe>
</div></figure>



<p></p>



<p>

Bu tedavi, hayatını yara izleriyle yaşamak zorunda kalan birçok insan için umut ışığı olabilir ve hatta yaşlanmayla birlikte gelen cilt sorunlarında da kullanılabilir. İnsanlık uzun süredir sonsuz gençlik ve güzelliğin sırrını arıyor. Belki de bu yolda ilk adım atılmıştır.

</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/super-insanlar-olabilecek-miyiz/">Süper İnsanlar Olabilecek Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
