<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ekonomi etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/ekonomi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/ekonomi/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:06:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>ekonomi etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/ekonomi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Her Şeye İnovasyon Demek Doğru Mu? BÖLÜM I</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selin Kanyas]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 12:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1322</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversiteden mezun olduğumda mühendislik ve ArGe alanında akademik kariyer yapmak istememin çok nedeni vardı. Diğer bir neden ise satış odaklı iş dünyasının kimi zaman göz boyayıcı olabilen mizacından kaçınmak istememdi. Temel bilimlere dayanan ve elle tutulur araçlar üreten teknoloji işleri, hiç şüphesiz süslemeye mahal vermeyen hakiki bir dünyaya ait olmalıydı. Çok geçmeden bu varsayımımı sınadım. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-i/">Her Şeye İnovasyon Demek Doğru Mu? BÖLÜM I</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Üniversiteden mezun olduğumda mühendislik ve ArGe alanında akademik kariyer yapmak istememin çok nedeni vardı.  Diğer bir neden ise satış odaklı iş dünyasının kimi zaman göz boyayıcı olabilen mizacından kaçınmak istememdi. Temel bilimlere dayanan ve elle tutulur araçlar üreten teknoloji işleri, hiç şüphesiz süslemeye mahal vermeyen hakiki bir dünyaya ait olmalıydı. Çok geçmeden bu varsayımımı sınadım. Üniversite laboratuvarından başlayan, TÜBİTAK destekli projelerden kurumsal teknoloji departmanlarına, Silikon Vadisi start-up şirketlerinden İstanbul girişimlerine uzanan bir gözlem yaptım.</p>



<p>Nihayet ister üniversite ister sanayi olsun ister Silikon Vadisi ister İstanbul, günümüzün profesyonel mühendislik ve ArGe işlerinin de satış-pazarlama dokunuşundan muaf olamayacağını anladım. Nasıl olsun? Üretilen her şeyin (bilgi, ürün, yardım, hizmet, veri) değerinin ya satılabilirliği ya da satılan bir şeye dönüştürülebilirliği ile biçildiği ekonomik gerçeklikte tabi ki bilim, bilgi ve teknolojinin de satış değerini arttırmak için uğraşacağız. </p>



<p>Öte yandan, bu uğraşın bir yan etkisi olarak birer popüler terime dönüşen “teknoloji” ve “inovasyon” biraz anlam kaymasına uğradı. Bu durum kimi zaman kafa karıştırıcı, dolayısıyla tedirgin edici olabiliyor. Bu tedirginlik, bazen bilgi kalabalığı içinde kaybolma duygusu, gerçek değer ile parlatılmış değer arasındaki farkın gittikçe daha zor ayırt edilebilir olması, bazen fırsatların cüssesi ile boy ölçüşemeyen kaynakların sınırlılığı, çoğu zaman rekabette geri kalacak olma kaygısı şeklinde tezahür ediyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Teknoloji ve inovasyon kavramları anlam kaymasına uğradı.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu tedirginliği verimliliğe çevirmek için teknolojik inovasyon ekosistemindeki oyuncuların nasıl mücadele ettiğini gözlemleme gayretindeyim bir süredir. </p>



<p>Dikkati çeken ilk şey, herkesin bir yerinden tutmak istediği teknoloji, inovasyon, dijitalleşme hakkında iletişim yapan kişi ve kurumlar arasında bu terimlerin ne ifade ettiğine dair ortak bir anlayış, ortak bir dil bulunmuyor. <a href="https://www.ttgv.org.tr" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Dikkati çeken ilk şey, herkesin bir yerinden tutmak istediği teknoloji, inovasyon, dijitalleşme hakkında iletişim yapan kişi ve kurumlar arasında bu terimlerin ne ifade ettiğine dair ortak bir anlayış, ortak bir dil bulunmuyor. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın Xnovate Circle programı kapsamındaki tartışmalar için ortaya konulan bir soru, doğrudan bu ortak dil yoksunluğuna değiniyor. Soru şu: İnovasyon ile direkt ilgili olmayan departmanların inovasyon denince aklına ne geliyor? Doğru algı nasıl oluşturulabilir ve doğru algı oluşturmanın faydası olur mu? (opens in a new tab)">Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın Xnovate Circle</a> programı kapsamındaki tartışmalar için ortaya konulan bir soru, doğrudan bu ortak dil yoksunluğuna değiniyor. Soru şu: İnovasyon ile direkt ilgili olmayan departmanların inovasyon denince aklına ne geliyor? Doğru algı nasıl oluşturulabilir ve doğru algı oluşturmanın faydası olur mu?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Teknoloji iletişimi yapan kurum ve kişiler arasında ortak bir dil bulunmuyor.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Bu soru, güvenilir çıktılar ile desteklenecek titiz bir araştırma hak etse de benim halihazırda paylaşmak istediğim şahsi kanaatlerim var. Teknoloji veya inovasyon konusunda, bırakın farklı departmanları, aynı departmanda çalışan farklı kişilerin bile algısı farklı. Ortak ve doğru algı oluşturulabilir ise, bunun faydası çok ama çok büyük olur. Çünkü bu süreçlerin toplumsal faydaya dönüşmesi için hummalı bir iş birliğine ihtiyaç var: Bir işletmeyi aktif kılan istisnasız bütün bireyler arasında bir iş birliği. Birbirinden çok farklı düşünce yapısı veya aktivitelere sahip olsalar bile, tüm çarkların tek ve net bir misyona doğru dönmesi gerekli.</p>



<h2><strong>İNOVASYONUN PEK ÇOK TÜRÜ VAR</strong></h2>



<p>Şu popüler terimler konusunda açık bir anlayış oluşmalı. “Teknolojik inovasyon”un ekonomik veya toplumsal yarar sağlayan yegâne inovasyon biçimi olmadığı konusunda hemfikir olalım. Teknolojiye dayalı olan inovasyon, en meşakkatli ve en yüksek bütçeli inovasyon biçimi sayılabilir elbette, ancak bir şirketin stratejisine uyumlu olabilecek tek inovasyon biçimi olduğu da söylenemez. Sadece iş modeli inovasyonu ile başarıya ulaşmış şirket örneklerinin sayısı o kadar fazla ki. <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Şu popüler terimler konusunda açık bir anlayış oluşmalı. “Teknolojik inovasyon”un ekonomik veya toplumsal yarar sağlayan yegâne inovasyon biçimi olmadığı konusunda hemfikir olalım. Teknolojiye dayalı olan inovasyon, en meşakkatli ve en yüksek bütçeli inovasyon biçimi sayılabilir elbette, ancak bir şirketin stratejisine uyumlu olabilecek tek inovasyon biçimi olduğu da söylenemez. Sadece iş modeli inovasyonu ile başarıya ulaşmış şirket örneklerinin sayısı o kadar fazla ki. &nbsp;Netflix’in&nbsp;Blockbuster’ı devirmesi, Uber’in  taksicilerde isyana neden olmasının temelinde “teknolojik inovasyon”dan ziyade, “iş modeli inovasyonu” yatıyor. Bu girişimler sundukları yeni iş modelini işler kılmak için dijital teknolojiyi kullandılar, ama nihayetinde kullandıkları teknoloji halihazırda var olan, yıllardır da kullanılmakta olan bir araçtı. “Teknolojik inovasyon”un ifade ettiği gibi yeni bir teknolojiyi ekonomiye kazandırma sürecini bu örneklerde göremiyoruz.  (opens in a new tab)" href="https://media.netflix.com/en/about-netflix" target="_blank">&nbsp;Netflix’in</a>&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Şu popüler terimler konusunda açık bir anlayış oluşmalı. “Teknolojik inovasyon”un ekonomik veya toplumsal yarar sağlayan yegâne inovasyon biçimi olmadığı konusunda hemfikir olalım. Teknolojiye dayalı olan inovasyon, en meşakkatli ve en yüksek bütçeli inovasyon biçimi sayılabilir elbette, ancak bir şirketin stratejisine uyumlu olabilecek tek inovasyon biçimi olduğu da söylenemez. Sadece iş modeli inovasyonu ile başarıya ulaşmış şirket örneklerinin sayısı o kadar fazla ki. &nbsp;Netflix’in&nbsp;Blockbuster’ı devirmesi, Uber’in  taksicilerde isyana neden olmasının temelinde “teknolojik inovasyon”dan ziyade, “iş modeli inovasyonu” yatıyor. Bu girişimler sundukları yeni iş modelini işler kılmak için dijital teknolojiyi kullandılar, ama nihayetinde kullandıkları teknoloji halihazırda var olan, yıllardır da kullanılmakta olan bir araçtı. “Teknolojik inovasyon”un ifade ettiği gibi yeni bir teknolojiyi ekonomiye kazandırma sürecini bu örneklerde göremiyoruz.  (opens in a new tab)" href="https://www.timeturk.com/video-kiralama-zinciri-blockbuster-in-tek-magazasi-kaldi/haber-1052520" target="_blank">Blockbuster</a>’ı devirmesi, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Şu popüler terimler konusunda açık bir anlayış oluşmalı. “Teknolojik inovasyon”un ekonomik veya toplumsal yarar sağlayan yegâne inovasyon biçimi olmadığı konusunda hemfikir olalım. Teknolojiye dayalı olan inovasyon, en meşakkatli ve en yüksek bütçeli inovasyon biçimi sayılabilir elbette, ancak bir şirketin stratejisine uyumlu olabilecek tek inovasyon biçimi olduğu da söylenemez. Sadece iş modeli inovasyonu ile başarıya ulaşmış şirket örneklerinin sayısı o kadar fazla ki. &nbsp;Netflix’in&nbsp;Blockbuster’ı devirmesi, Uber’in  taksicilerde isyana neden olmasının temelinde “teknolojik inovasyon”dan ziyade, “iş modeli inovasyonu” yatıyor. Bu girişimler sundukları yeni iş modelini işler kılmak için dijital teknolojiyi kullandılar, ama nihayetinde kullandıkları teknoloji halihazırda var olan, yıllardır da kullanılmakta olan bir araçtı. “Teknolojik inovasyon”un ifade ettiği gibi yeni bir teknolojiyi ekonomiye kazandırma sürecini bu örneklerde göremiyoruz.  (opens in a new tab)" href="https://www.cnnturk.com/turkiye/taksicilerin-ubere-yonelik-davasi" target="_blank">Uber</a>’in  taksicilerde isyana neden olmasının temelinde “teknolojik inovasyon”dan ziyade, “iş modeli inovasyonu” yatıyor. Bu girişimler sundukları yeni iş modelini işler kılmak için dijital teknolojiyi kullandılar, ama nihayetinde kullandıkları teknoloji halihazırda var olan, yıllardır da kullanılmakta olan bir araçtı. “Teknolojik inovasyon”un ifade ettiği gibi yeni bir teknolojiyi ekonomiye kazandırma sürecini bu örneklerde göremiyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Teknolojik inovasyon fayda sağlayan yegane inovasyon biçimi değil.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>İkonlaşmış bir örneğe dönüşmüş iPhone ise hem “tasarımsal inovasyon”un hem de “iş modeli inovasyonu”nun nimetlerinden pay almış bir girişim olduğu söylenebilir. Belki de bu kombinasyon sayesinde bu denli ikonlaşmış bir başarı öyküsüne sahiptir. </p>



<p>“Teknolojik inovasyon”a gelince, <a href="https://www.pandora.com.tr/urun/managing-technological-innovation-competitive-advantage-from-change-3rd-edition/247921" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="“Teknolojik inovasyon”a gelince, Managing Technological Innovation kitabının yazarı Frederick Betz’in de tanımına göre, araştırma aracılığı ile doğa bilimlerinden fayda üretimine uzanan, bu faydayı ekonomik bir değere ve işe yarar hale dönüştürmek ile noktalanan bir süreç. Bir diğer deyişle, daha önce mümkün olmayan bir teknolojiyi hayata geçirmek, ardından bu teknolojiden para da kazanabilmek. Buluşlar, yeni malzemeler, patentlenebilir ürünler… Diğer tür inovasyon süreçlerine göre daha ender gerçekleşen, ama uzun vadede hepsinin temeli olan bir süreç.  (opens in a new tab)">Managing Technological Innovation</a> kitabının yazarı Frederick Betz’in de tanımına göre, araştırma aracılığı ile doğa bilimlerinden fayda üretimine uzanan, bu faydayı ekonomik bir değere ve işe yarar hale dönüştürmek ile noktalanan bir süreç. Bir diğer deyişle, daha önce mümkün olmayan bir teknolojiyi hayata geçirmek, ardından bu teknolojiden para da kazanabilmek. Buluşlar, yeni malzemeler, patentlenebilir ürünler… Diğer tür inovasyon süreçlerine göre daha ender gerçekleşen, ama uzun vadede hepsinin temeli olan bir süreç. </p>



<p>Hello Tomorrow derneği ve BCG’nin geçen sene ortak yayınlamış olduğu “<a href="http://media-publications.bcg.com/from-tech-to-deep-tech.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Hello Tomorrow derneği ve BCG’nin geçen sene ortak yayınlamış olduğu “From Tech to DeepTech” başlıklı raporda, dijital teknolojilerin mümkün kıldığı iş modeli inovasyonunun dünyada bir doygunluğa ulaşıldığı yazıyor. Önümüzdeki dönemde temel bilimlere dayalı teknolojik inovasyon süreçlerini izleyen şirketlerin yükseleceğini belirtilmiş. Var olan dijital araçlardan ziyade bilimsel araştırma sonucu gelişen imkanlar ile ortaya çıkan bu tür inovasyon raporda “DeepTech” olarak anılmış. Dünyanın aciliyet kazanan ihtiyaçları (enerji, sağlık, çevre, vb.) DeepTech’e dayalı teknolojik inovasyonu gerekli kılıyor. Tabii takvim üstünde incelediğimizde, DeepTech’e dayalı inovasyon, başarıya çok daha uzun sürede ulaşan bir süreç. Üstelik çok daha büyük sermayeye ihtiyaç duyuyor. Türkiye olarak hem zaman konusundaki toleransımız hem de sermaye varlığımız ile bazı yetersizliklerimiz olsa da teknolojik inovasyonu anlamak için çabadan kaçınma lüksümüz yok. İşe bu alanda ortak algı edinmek ile başlayabiliriz. (opens in a new tab)">From Tech to DeepTech</a>” başlıklı raporda, dijital teknolojilerin mümkün kıldığı iş modeli inovasyonunun dünyada bir doygunluğa ulaşıldığı yazıyor. Önümüzdeki dönemde temel bilimlere dayalı teknolojik inovasyon süreçlerini izleyen şirketlerin yükseleceğini belirtilmiş. Var olan dijital araçlardan ziyade bilimsel araştırma sonucu gelişen imkanlar ile ortaya çıkan bu tür inovasyon raporda “DeepTech” olarak anılmış. Dünyanın aciliyet kazanan ihtiyaçları (enerji, sağlık, çevre, vb.) DeepTech’e dayalı teknolojik inovasyonu gerekli kılıyor. Tabii takvim üstünde incelediğimizde, DeepTech’e dayalı inovasyon, başarıya çok daha uzun sürede ulaşan bir süreç. Üstelik çok daha büyük sermayeye ihtiyaç duyuyor. Türkiye olarak hem zaman konusundaki toleransımız hem de sermaye varlığımız ile bazı yetersizliklerimiz olsa da teknolojik inovasyonu anlamak için çabadan kaçınma lüksümüz yok. İşe bu alanda ortak algı edinmek ile başlayabiliriz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Dünyanın enerji, sağlık, çevre gibi acil ihtiyaçları DeepTech’e dayalı teknolojik inovasyonu gerekli kılıyor.</p></blockquote>



<div style="height:20px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p>Teknolojik inovasyonu mümkün kılan mühendislik çalışmaları, somut, fiziksel dünyayı (doğayı), soyut, matematiksel dünyaya veya yine soyut sayılabilecek nano-ölçekteki dünyaya taşır. Gerçek problem ve ihtiyaçları bu dokunamadığımız dünyalarda çözüme ulaştırır. Teknolojik inovasyon dediğimiz süreç, bu çözümlerin daha önce ulaşılabilir olmayan, yeni araçlar ile sağlanması olarak kabul edilebilir. Bence bu süreç hakkındaki en doğru algı için süreci icra edenlerin ta kendisinde saklı: Bilim insanları ve mühendislerde.</p>



<p><a href="https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-ii/">Yazının devamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.</a> </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/her-seye-inovasyon-demek-dogru-mu-bolum-i/">Her Şeye İnovasyon Demek Doğru Mu? BÖLÜM I</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parçalanan Dünyada Ortak Bir Gelecek Oluşturabilir Miyiz?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/parcalanan-dunyada-ortak-bir-gelecek-olusturabilir-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Agah Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2018 19:51:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomik büyümenin en tepedeki yüzde 1’e fayda sağladığı, ultra zenginler ile orta ve alt sınıflar arasında bölünmüş bir dünya. Teknoloji ilerledikçe, vasıflı işçiler ile diğerleri arasında giderek artan bölünmüşlük. Mevcut düzenin sorgulanmasını gerektiren ekonomik büyüme ve ortaya çıkardığı çevresel sorunlar. 2. Dünya Savaşından beri dünyanın gördüğü en büyük mülteci krizi… Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/parcalanan-dunyada-ortak-bir-gelecek-olusturabilir-miyiz/">Parçalanan Dünyada Ortak Bir Gelecek Oluşturabilir Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ekonomik büyümenin en tepedeki yüzde 1’e fayda sağladığı, ultra zenginler ile orta ve alt sınıflar arasında bölünmüş bir dünya. Teknoloji ilerledikçe, vasıflı işçiler ile diğerleri arasında giderek artan bölünmüşlük. Mevcut düzenin sorgulanmasını gerektiren ekonomik büyüme ve ortaya çıkardığı çevresel sorunlar. 2. Dünya Savaşından beri dünyanın gördüğü en büyük mülteci krizi… Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri Sharan Burrow’un deyimiyle, “Dünyanın yeni bir toplumsal sözleşmeye varması, kuralları yeniden yazması gerekiyor.”</p>



<p>Geçtiğimiz günlerde Davos’ta 48.si düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun ana gündemi, temel söylemi buydu. Küresel iş liderlerinin ve siyasi liderlerin bir araya gelerek yeni fikirleri ve dünyayı şekillendiren gündemin tartışıldığı bu toplantıları ben de 17 yıldır takip ediyorum. 400’den fazla oturumun gerçekleştiği programda, ana konular 4. Sanayi devrimi ve ülkelerin buna ne kadar hazırlıklı olduğu, iklim değişikliği, gelir eşitsizliği ve kriz sonrası üretkenlik seviyelerinin halen istenilen seviyelere çıkamamış olması şeklinde özetlenebilir.</p>



<p>Dünyamızın karşı karşıya olduğu bu ciddi sorunları nasıl iyileştirebiliriz gibi büyük bir soruya cevaplar aranırken, durumun vahametine rağmen uzun zamandır görülmeyen bir umut ve iyimserlik havası hakimdi Davos’a. Davos’ta bulunduğum süre boyunca uzun uzun düşündüm. Karşı karşıya olduğumuz büyük sorunlar karşısında bu iyimserlik nereden geliyordu? Birlikte düşünmenin, kafa yormanın, çözümler üretmenin doğurduğu “birlikten güç doğar” hissiyatı, aslına bakılırsa şirketler ve bireyler olarak biz bunun neresinden tutarız, nasıl katkıda bulunuruz düşüncelerini tetikledi kafamda.</p>



<p>Bu yazımda hem Davos izlenimlerimi paylaşacak hem de daha yaşanabilir bir dünya yaratmaya yönelik naçizane bazı cevaplar sunmaya çalışacağım. Bu bağlamda 3 öncelikli alan görüyorum:&nbsp;<em>Eğitim, iklim değişimi ve kapsayıcılık.</em></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Dünyanın yeni bir toplumsal sözleşmeye varması, kuralları yeniden yazması gerekiyor.</p></blockquote>



<h2><strong>EĞİTİM KÖKLÜ BİR DEĞİŞİM GEREKTİRİYOR</strong></h2>



<p>McKinsey Global Institute’a göre, 2030 itibariyle robotlar 800 milyon işin yerine geçebilir. 4. Sanayi Devrimi bazı meslekleri geçersiz kılarken, yeni meslekler ve iş alanları yaratıyor. Bununla beraber, eğitim sistemimiz bu değişimlerle başa çıkmak için hazırlıklı değil. Dünya e-ticaret devi Alibaba’nun kurucusu Jack Ma’nın da forumda altını çizdiği gibi 200 yıl öncesinin bilgi temelli eğitim yaklaşımı makinelerle rekabet edemez. Gençler sorgulamayı, bağımsız düşünmeyi, etik değerleri, araştırmayı, bilgiyi sentezlemeyi ve sorunlara yaratıcı çözümler bulmayı öğrenmeli. Şuna da değinmek gerekiyor ki işler otomatize olurken, eğitimden kasıt sadece, STEM yani bilim, teknoloji, matematik, kodlama öğrenmek değil.</p>



<p>Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ve pek çok başka büyük bilim projesinin arkasındaki kadın olan parçacık fizikçisi CERN Genel Direktörü Fabiola Gianotti müziğin de matematik kadar önemli olduğuna değindi. Onun da dikkat çektiği gibi pek çok alanda silo mentalitesinin kırılması gerektiriyor. “Kültürel siloları kırmalıyız. Çoğu zaman bilim ve sosyal bilimler, sanat ve bilim birbirinden ayrıştırılıyor. Oysaki bunlar insani merak ve yaratıcılığın en yüksek ifadesi.”</p>



<p>Pakistanlı insan hakları ve eğitim aktivisti Malala Yousafzai ise çok elzem bir noktaya değindi. Sahte haberler çağında bilginin kaynağını sorgulama, bilgiyi süzme yetisi. Eleştirel düşünme eğitim sisteminin temelini oluşturmalı diye düşünüyorum.</p>



<p>Borusan’da biz de geleceğimizi Ar-Ge, inovasyon ve dijitalleşme üzerine inşa ederken, en çok yetenek bulma, silo mentalitesini kırma ve yaratıcı düşünme sorunlarıyla karşı karşıya geldiğimiz için eğitimin bu açıdan can alıcı önemine dikkat çekmek istedim.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Eleştirel düşünme eğitim sisteminin temelini oluşturmalı.</p></blockquote>



<h2><strong>İKLİM DEĞİŞİMİ: DÜNYA ALARM VERİYOR</strong></h2>



<p>Küresel ısınmadan sağ çıkmak istiyorsak, ülkeler, şirketler ve bireyler olarak hepimiz sorumluluk almalı, işbirliği içerisinde ortak amaca doğru koşmalıyız. Bu konuda birincil sorumluluk devletlere düşse de (Bkz. Fransa Başbakanı Emmanuel Macron 2021 yılına kadar ülkelerindeki kömürle çalışan tüm termik santrallerin kapanacağını, iklim aksiyonunu ekonomi reform planının beş sacayağından biri yapacağını duyurdu), iş dünyasının da bu konuda kritik bir rolü var.</p>



<p>Küresel İklim ve Ekonomi Komisyonu’nun raporuna göre şimdi ve 2030 yılları arasında altyapıya 90 trilyon dolar harcanacak. Bu yatırımların nasıl yönetildiği önemli. Şehirler, enerji, tarım ve diğer sektörler daha sürdürülebilir hale getirilebilir veya geri kalmış teknolojilerle atmosfere daha fazla karbon salmayı sürdürülebiliriz. Endüstriler daha sürdürülebilir bir dünya yaratmadaki rollerinin farkına varmalı. Yenilenebilir enerji ve temiz teknolojileri önceliklendirmeli, kendilerini düşük karbon ekonomisinin kazananları olarak konumlandırmalı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>2030 yılına kadar altyapıya 90 trilyon dolar harcanacak. Endüstriler kendilerini düşük karbon ekonomisinin kazananları olarak konumlandırmalı.</p></blockquote>



<h2><strong>EŞİTLİK, ÇEŞİTLİLİK VE KAPSAYICILIK NORM OLMALI</strong></h2>



<p>Oxfam raporuna göre, geçtiğimiz yıl yaratılan varlığın yüzde 82’si, nüfusun en zengin yüzde 1’ine gitti. Bu arada dünyanın en fakir yarısını oluşturan 3,7 milyar insan geçtiğimiz yıl varlıklarında hiçbir artış görmedi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Geçtiğimiz yıl yaratılan varlığın yüzde 82’si, nüfusun en zengin yüzde 1’ine gitti. Oysaki 3,7 milyar insan dünyanın en fakir yarısı.</p></blockquote>



<p>Eşitsizliklerin en büyük kaybedenlerinden biri de kadınlar. Gelişmekte olan ekonomilerde en kötü koşullarda çalışmak zorunda olan kadınlardan tutun da toplumsal rolüne indirgenerek evinde yemek yapmak ve çocuk bakmak dışında vasfı bulunmayan, eğitimden mahrum kalan, iş hayatına atılabilenler arasında ise ücret eşitsizliklerinden kariyer basamaklarını tırmanmaya ve yönetim kurullarına giden yolda türlü türlü badirelere kadar pek çok sorun mevcut; daha eşitlikçi ve adil bir toplum düzenine ulaşana kadar hâlâ gidilecek çok yol var. Bu konu hem kamunun hem de özel sektörün çok uzun yıllardır gündeminin başında olmak zorunda. Ben gündemde öncelikli bir alan olarak kaldığı sürece kadın ile ilgili sorunların yavaş yavaş azalacağına inanıyorum.</p>



<p>4. Sanayi Devrimi insanlığın gördüğü en büyük dönüşüme şahit oluyor. Öğrenmeden iletişime, üretime ve iş yapış biçimlerimize kadar yaşamımız her yönüyle köklü bir değişimden geçiyor. Dünyanın tüm bilgisi elimizin bir tık altında. Bununla beraber bugün sahip olduğumuz büyük güç, büyük risklere de işaret ediyor. Dijitalleşmeden tüm insanlığın faydalanmasını sağlayabiliriz. Ama bunu doğru biçimde yapamazsak, toplumlar kaybedenler ve kazananlara bölünürse; hak, hukuk ve adalete duyulan inancın çökmesi kaçınılmaz olur. Dolayısıyla 4. Endüstri Devrimi salt teknoloji veya iş değil, toplumun kendisi ile ilgili.</p>



<p>Zorlu soruları, ciddi sorunları ve büyük fırsatları barındıran bir dünyada tercihlerimizi “önce insan, toplum ve çevreden” yana kullanmalıyız.<br></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/parcalanan-dunyada-ortak-bir-gelecek-olusturabilir-miyiz/">Parçalanan Dünyada Ortak Bir Gelecek Oluşturabilir Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
