<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nursel Ölmez Ateş, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/author/nurselolmezates/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/author/nurselolmezates/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 08:02:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Nursel Ölmez Ateş, Borusan Turuncu sitesinin yazarı</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/author/nurselolmezates/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 09:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her bir insan onu eşşiz kılan bir yeteneği ile dünyaya geldi. Bize düşen ise, eşşizliğimizin kaynağı olan o yeteneğimizi aramak, bulmak. Bulduğumuz o yeteneği de azımsamamak onu farketmek, değerini bilmek. İşte parladığımız, diğerlerinden bize farklı kılan o yönümüz, bizim cevherimiz.&#160;&#160; Öyle günlerdeyiz ki; artık yetenekler olarak rekabetimiz birbirimiz ile değil, robotlar ile. Gen AI kavramını [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/">Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her bir insan onu eşşiz kılan bir yeteneği ile dünyaya geldi. Bize düşen ise, eşşizliğimizin kaynağı olan o yeteneğimizi aramak, bulmak. Bulduğumuz o yeteneği de azımsamamak onu farketmek, değerini bilmek. İşte parladığımız, diğerlerinden bize farklı kılan o yönümüz, bizim cevherimiz.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Öyle günlerdeyiz ki; artık yetenekler olarak rekabetimiz birbirimiz ile değil, robotlar ile. Gen AI kavramını biliyorsunuz. Bugüne kadar insanoğlunun kullanımına ondan daha hızlı giren bir teknoloji yok, 5 günde 1 milyon kullanıcıya ulaşarak rekor kırdı ve küresel ekonomiye değer yaratma potansiyeli gelişmiş bir ülke ekonomisi ölçeğinde öngörülüyor.</p>



<p>Gen AI’ın yetenekleri ise beni korkutuyor, iyi bir yazılımcı, tercüman, editör, iş analisti, danışman olmanın ötesinde iyi bir arkadaş, koç ve terapist olacağına dair sinyaller de ortada. Hayatımızı kolaylaştıracak, sevmediğimiz işleri yapacak, peki ama sevdiklerimizi de yapacak gibi duruyor. O zaman da şu büyük soru aklıma geliyor; biz ne yapacağız? Gençleri, çocuklarımızı hangi meslek alanlarına yönlendirmeliyiz? Hayatımızı anlamlı kılmak, o ulvi amaç duygumuzu beslemek için neler yapmalıyız? Ne kadar ilerde bilmiyorum ama Gen AI hayatımıza daha yaygın olarak girdiğinde bir günümüz nasıl geçecek, yaşamımız nasıl şekillenecek?</p>



<p>Bu soruların yanıtına dair öngörülerimiz farklı farklı olabilir ama bunun bir geçiş dönemi olduğunu düşünürsek yapmamız gerekenlere odaklanmak bana daha doğru geliyor. Neler bunlar derseniz bana göre aşağıdaki beş maddelik liste ortaya çıkıyor;</p>



<ol type="1" start="1"><li>Kişisel farkındalığını arttır, kendini tanı, <span style="text-decoration: underline;">yeteneğini keşfet</span></li><li>Yeni dünya için gereken yeni becerileri ve yetkinlikleri tanı, <span style="text-decoration: underline;">kendini geliştir</span></li><li>Teknolojiyi anla, senin dünyan için bu ne anlama geliyor, <span style="text-decoration: underline;">anlamlandır</span></li><li>Sana doğarken bahşedilmiş <span style="text-decoration: underline;">yeteneğin ile teknolojiyi harmanla</span></li><li>Bunu hemen yap, <span style="text-decoration: underline;">boşa geçecek vaktin kalmadı</span>!</li></ol>



<p>Amacım korkutmak değil, gelmekte olanı daha iyi kavramalı ve bu dönüşüme gerçekten iyi hazırlanmalıyız. Birlikte hayal edelim;&nbsp;</p>



<p>Bir ornitolog (kuş bilimcisi) ile tanışmışım. Kuşları ve doğada olmayı çok seven bu kişi, kuşları gözlemlemeyi, davranışlarını, nasıl beslendiklerini, yuvalarını nasıl yaptıklarını, yavrularını nasıl büyüttüklerini, nerelere göç ettiklerini merak eder, onları gözlemlemek ona keyif verir, bu sırada hiç sıkılmaz ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazmış. Kariyerinin bir noktasında (başında da olabilir veya kariyer değiştirmeye karar veren biri de olabilir) bu bilim dalına yönelmeye karar verir. Bu alandaki çalışmaları sırasında teknolojinin gücünü kullanarak gözlemlerini daha doğru verilere dayandırarak bilimsel çalışmalar yapar. Başarılı bir ornitolog olur, hem sevdiği işi yapar hem de bu işten gelir elde eder.</p>



<p>Bu örneklerin sayısız olduğunu biliyoruz, yeter ki “yeteneğim bu mu, bu bir yetenek mi?” diye azımsamayalım, fark edelim, değer verelim. Yeteneklerimizi keşfettikten sonra bu alanlara dair tutkumuzu ve ilgimizi beslemek, bu yeteneğin üzerine eğilmek ve geliştirmek de en az keşfetmek kadar önemli. Burada da yaşam boyu öğrenme kavramı bize yol gösterecektir.</p>



<p>Konfüçyüs&#8217;ün ünlü bir sözü ile bitirelim; &#8220;Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/">Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sorun Çok, Çözüm Tek!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sorun-cok-cozum-tek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 08:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[ESG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilirlik Çevresel Çalışmalardan mı İbaret? Dünyayı anlamak ve değiştirmek. Çoğu zaman iç içe geçmiş süreçler. Dışımızdaki gerçekliği tam olarak anlayamazsak onu değiştirmemiz de mümkün olmuyor. Ama işin daha da çetrefilli tarafı dünyanın da yerinde saymaması, onun da giderek daha hızlı bir biçimde değişmesi. Hiç kuşkusuz bu değişimin önemli bir unsuru teknoloji. Teknolojik değişimler aynı zamanda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sorun-cok-cozum-tek/">Sorun Çok, Çözüm Tek!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Sürdürülebilirlik Çevresel Çalışmalardan mı İbaret?</strong></p>



<p>Dünyayı anlamak ve değiştirmek. Çoğu zaman iç içe geçmiş süreçler. Dışımızdaki gerçekliği tam olarak anlayamazsak onu değiştirmemiz de mümkün olmuyor. Ama işin daha da çetrefilli tarafı dünyanın da yerinde saymaması, onun da giderek daha hızlı bir biçimde değişmesi. Hiç kuşkusuz bu değişimin önemli bir unsuru teknoloji. Teknolojik değişimler aynı zamanda toplumu, kültürü ve fiziki dünyayı değiştiriyor. Bugün attığımız her adımın, her teknolojik gelişmenin, her yeni teknik üretim sürecinin, dünyayı hem sosyal hem de fiziksel olarak değiştiğini çok daha iyi görüyoruz. Gün be gün ekolojik ayak izimiz büyüyor, atmosferdeki karbondioksit miktarı artıyor ve bunların sonuçlarını hayatımızda sıcak hava dalgalarından gıda krizine, hammadde ve enerji fiyatlarındaki yükselişe kadar bire bir görüyoruz.</p>



<p>Dünyada yaşamak için hatta yaşamanın ötesinde gelecek kuşakların ve önümüzdeki yıllarda şu an sahip olduğumuz huzurlu, sağlıklı ve belirli bir hayat standardını koruyabilmek için, dünyayı ve onun üzerindeki etkimizi çok daha iyi bilmek gerekiyor. İşte bu bilgiye ve bu mücadeleye de kısaca sürdürülebilirlik diyoruz.</p>



<p>Sürdürülebilirlik tartışmaları ortaya çıktığından beri, bu kavramın anlamında da derin kaymalar, değişimler oldu. İlk başta daha basit olan algımız giderek gelişti. Sadece çevresel sorunlara yönelik olduğunu zannederken, süreç içinde çok daha iyi fark ettik ki, aslında sürdürülebilirlik, ekonomik, sosyal ve çevresel sorunların tümüne bir yanıt üretme çabası. Küresel toplumun tüm dertleri, çeşitli biçimlerde ve düzeylerde birbirlerini yaratıyor, yeniden üretiyor. Kelebek etkisi sadece coğrafi bir kavram değil, aynı zamanda insanlığın tüm faaliyetleri için de geçerli. Sözgelimi insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim krizi yoksulluğu ve eşitsizliği artırıyor. Bu da özellikle kadınların hem fiziksel hem de toplumsal olarak çok daha güçlü bir şekilde bu durumdan etkilenmesine sebep oluyor. Bu sebeple de toplumsal huzursuzluklar yükseliyor.  Yani insanlığın tüm sorunları aslında iç içe. Ve sürdürülebilirlik de 2015 yılında ilan edilen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’yla birlikte bu sorunları ele almanın en güçlü aracı…</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/borusan-turuncu-nursel-olmez-ates-1254-1024x683.png" alt="Sorun Çok, Çözüm Tek!" class="wp-image-3399"/></figure>



<p><strong>Yönetişim, Bizim En Kıymetli Anahtarımız</strong></p>



<p>Bütün bu karmaşık küresel sorunlarla mücadelede bireyler, sivil toplum kuruluşları, araştırma kurumları, üniversiteler, devletler ve elbette özel sektörün ayrı ayrı önemli rolleri bulunuyor. İlk başta sadece devletlerin ve kamu yönetimlerinin irade ve yetkisine bırakılan sorunlarla bu şekilde baş edilemeyeceği kısa zamanda anlaşıldı. Böylesine kökten, karmaşık ve zorlu sorunların üstesinden gelebilmek, tüm bu yapıların içine alan kapsamlı iş birliklerini gerektiriyor. </p>



<p>Bu konuda özel sektörün rolü ise hiç de küçümsenmeyecek düzeyde. Borusan Grubu olarak bunun uzun süredir bilincindeyiz. Her şeyi tek başımıza çözemeyiz ama biz katkı sunmadan, işin asli bir parçası olmadan da bu yolda ilerlemek mümkün değil. Bu bakış açısı altında sürdürülebilirlik çalışmalarımızı üç temel başlık altında topladığımızı söyleyebiliriz: İklim, İnsan ve İnovasyon. Yani bugün çevresel sorunların en karmaşık ve kapsamlı halini oluşturan iklim kriziyle mücadele temel konularımızdan biri. Bu konuda hem kendi iş süreçlerimiz hem de önemli yetkinliklerimizi kullanarak toplumsal ve ulusal düzeyde çözümler üretme kapsamında önemli çalışmalarımız var. İnsan başlığı altında ise, yine hem kendi iş ekosistemimizde hem de toplumsal düzeyde gelişime katkı sunacağımız alanları kapsamlı bir şekilde belirledik ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnovasyon başlığı da çevresel, ekonomik ve toplumsal sorunlara getireceğimiz çözümler için anahtar niteliğinde. Daha fazla pozitif toplumsal etki, daha verimli üretim ve daha az çevresel ayak izini sağlayacak inovatif süreç ve yöntemler üzerinde adım adım ilerliyoruz. Ve biliyoruz ki tüm bunları ancak hem kendi içimizde hem de kurum dışında geliştirdiğimiz işbirlikleri ve diyaloglarla gerçekleştirebiliriz. </p>



<p>Sürdürülebilirlik çalışmalarımızı da tam da bu bakış açısına uygun olan ESG üzerinden sürdürüyoruz. Yani Environmental (çevresel), Social (toplumsal) ve Governance (yönetişimsel). Bu noktada aynı inovasyon gibi yönetişim de bizim açımızdan anahtar niteliğinde. Çevresel ve toplumsal sorunların çözümünde ilerlemek için de bu ilerlemeleri mümkün kılacak inovasyon için de “yönetişim” kavramı temel bir rol oynuyor bize göre. Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların da temelinde, çok az kişinin karar ve irade kullandığı bir yönetim mekanizması yatıyor. Bunu artık çok daha açık söyleyebiliriz: Kolektif akıllar, her şeyi bilen tek akıldan kat kat üstün. Yönetişim tarzını, kurumlarının her noktasına hakim kılabilen yapılar, çok daha verimli, esnek ve doğru kararlar alabilen akıllı mekanizmalara dönüşebiliyor. Kimi zaman literatürde “öğrenen örgüt” olarak da geçen bu yapıların özelliği, değişen dünyanın, teknolojinin ve toplumsal yapının bilgisini çok hızlı bir biçimde kavrayabilmesi; yüksek bir hızla ve doğru kararlar alabilmesi.</p>



<p>Bunu biz Borusan Grubu’nda bizzat yaşıyoruz. Farklı grup şirketlerinde, çalışanların özellikle de sürdürülebilirlik ve inovasyon çalışmalarına büyük bir istek ve gayretle katıldıklarını görüyoruz. Çalışanların önerileri, fikirleri, yorumları ve eleştirileri üzerine kurulu şirket yönelimleri çok daha başarılı oluyor. Bunun, verimlilik artışı dışında, çalışanların memnuniyeti üzerinde de önemli bir etkisi var çünkü sonuç olarak herkes, sözünün dinlenmesini, bir çalışmada pay sahibi olmayı ister. İnsanların kendini gerçekleştirmesinin bir parçası olarak da kabul edebiliriz bunu… Sürdürülebilirlik komitelerimiz de bu yönetişim anlayışının çarpıcı bir örneği. </p>



<p>Bu bakış açısının ışığında, önümüzdeki dönemde de Borusan Grubu’nun çok boyutlu ve düzeyli başarısının her noktasında yönetişim felsefesinin damgasını göreceğimizden eminim.</p>



<p><strong>Ortak Aklın İnşası</strong></p>



<p>Sürdürülebilirliği çevresel, sosyal ve ekonomik yönleriyle bir bütün olarak ele aldığımızın en önemli göstergelerinden biri de kısa bir zaman önce yayınladığımız Borusan Grubu 2021 Entegre Faaliyet Raporu olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de entegre faaliyet raporu hazırlayan ilk holding olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Ama bunun da ötesinde finansal ve finansal olmayan performansımızı bir rapor altında bir araya getirmenin, ESG yaklaşımını sadece bir söz olarak değil, hayatta karşılığı olan, gerçek bir yönetişim yaklaşımı olarak sahiplendiğimizi gösterdiğini düşünüyoruz. Bundan sonra başarımızı, sadece karlılık ya da cirosal büyüme gibi ekonomik faktörler üzerinden değil çevresel ve toplumsal faydamızı büyütmek üzerinden ölçeceğimizi beyan etmiş oluyoruz bu raporla.</p>



<p>Ancak Borusan Grubu çalışanlarının da bu sürecin asli bir unsuru olmaları için daha yapacağımız çok şey, gidilecek çok yol var. Şirketi içinde yaptığımız sürdürülebilirlik algı araştırması bu konudaki eksiklerimizi görmemiz açısından son derece değerli. Şimdi yapmamız gereken tüm yönetişim ve geri bildirim mekanizmalarını sonuna kadar çalıştırarak, bu eksiklerin kökenlerini ve çözüm yollarını bulmak ve her zamanki gibi ortak akılla ilerlemek. Ortak aklı da hep beraber inşa edeceğimizden ve çok daha başarılı süreçler geçireceğimizden hiç kuşkum yok… </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sorun-cok-cozum-tek/">Sorun Çok, Çözüm Tek!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Günü, Hepimizin Günü</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/dunya-gunu-hepimizin-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 06:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[dünya günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen tek bir gün dünyayı değiştiriverir… Bugün de aslında diğer sıradan günlerden biriyken, yüzbinlerce, milyonlarca insanın bir amaç uğruna bir araya geldiği ve dünyayı benzersiz şekilde değiştirdiği bir gün oldu. Dünya Günü’nden (Earth Day), 22 Nisan’dan bahsediyorum. Ve bundan 52 yıl öncesinden. 68’in özgürlük rüzgarı tüm dünyayı kısa bir süre önce sarmış ama çevre sorunları [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dunya-gunu-hepimizin-gunu/">Dünya Günü, Hepimizin Günü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazen tek bir gün dünyayı değiştiriverir… Bugün de aslında diğer sıradan günlerden biriyken, yüzbinlerce, milyonlarca insanın bir amaç uğruna bir araya geldiği ve dünyayı benzersiz şekilde değiştirdiği bir gün oldu.</p>



<p>Dünya Günü’nden (Earth Day), 22 Nisan’dan bahsediyorum. Ve bundan 52 yıl öncesinden. 68’in özgürlük rüzgarı tüm dünyayı kısa bir süre önce sarmış ama çevre sorunları hala tam olarak kavranamamış, geniş kitlelerin ilgi odağı olamamıştı. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası büyüyen ekonomilerin, refah toplumunun daha geniş kesimlere ulaşmasının ve büyük yatırım ve projelerin ekosistemler üzerindeki etkisi yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı.</p>



<p>Dünya Günü fikrinin babası olan Amerikalı Senatör Gaylord Nelson, üretim ve tüketim biçimlerinin doğa ve ekosistemler üzerindeki etkisini yakından takip ediyordu. 28 Ocak 1969’da Kaliforniya’nın Santa Barbara bölgesindeki bir petrol kuyusunda meydana gelen patlama ve takip eden 10 gün boyunca süren petrol sızıntısı Nelson için bir dönüm noktası olmuş. Bölgeye yayılan yaklaşık 100 bin varil petrolün 10 binin üzerinde kuşun yaşamına mal olduğunu yerinde izleyen Nelson, Hükümetin yaşananlara rağmen bir türlü eyleme geçmediğini görünce, tamamen sivil toplumun gücüne dayanan bir hareketi hayal etmeye başlamış. İşte Dünya Günü fikri de o gün aklına düşmüş.</p>



<p>Nelson ve Dünya Günü fikrinin hükümetteki diğer destekçileri de, bu tarz bir etkinlik düzenleme önerilerini gittikleri toplantılarda dillendirip gazetelere yazılar yazınca, insanların dikkatlerini çekmeyi başarmışlar.  Ve 1970 yılının 22 Nisan’ında gencinden yaşlısına 20 milyon Amerikalı’nın gezegen için sokaklara dökülmesini sağlayan ilk Dünya Günü’nü geniş bir kesimle örgütlemeyi başarmışlar. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Dunya-Gunu-Hepimizin-Gunu-Nursel-Ates-Olmez-1254-836-1024x683.jpg" alt="Dünya Günü, Hepimizin Günü" class="wp-image-3293" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Dunya-Gunu-Hepimizin-Gunu-Nursel-Ates-Olmez-1254-836-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Dunya-Gunu-Hepimizin-Gunu-Nursel-Ates-Olmez-1254-836-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Dunya-Gunu-Hepimizin-Gunu-Nursel-Ates-Olmez-1254-836-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Dunya-Gunu-Hepimizin-Gunu-Nursel-Ates-Olmez-1254-836.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Amerika’dan Tüm Dünyaya…</strong></p>



<p>Sonrasında her şey çorap söküğü gibi gelmiş. 1970’teki Dünya Günü kutlamaları, bir çevre hareketi dalgasına ilham vererek, takip eden birkaç yıl içerisinde çevreye dair pek çok yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesini sağlamış. Temiz hava, temiz su, soyu tükenmekte olan türler, zehirli atıklar ve daha başka pek çok önemli çevre sorununa dair düzenlemeler, bunun sonucunda gerçekleşmiş. Hareket de Amerika Birleşik Devletleri’nden dünyanın dört bir köşesine yayılmış. </p>



<p>Bugün Dünya Günü, dünyanın dört bir yanında ve tabii Türkiye’de de kutlanıyor. İdealist, yeni fikirlere açık, iletişimin önemini son derece iyi kavrayan ve taban hareketlerinin ne kadar etkili olabileceğini çok önceden anlayan bu gözü pek insanların kurduğu ağ artık gezegenin her tarafında. Artan iletişim olanaklarıyla Earth Day’in sitesine çevrimiçi katılıp, kendi organizasyonunuzu yapabiliyor, uluslararası bir ağın gücüyle, dünyanın çevresel sorunları üzerinde bir etki yaratabiliyorsunuz. </p>



<p>Her sene bir slogan ve gündem etrafında organize edilen Dünya Günü’nün bu yılki teması ise “Invest In Our Planet” yani “Gezegenimize Yatırım Yap”. Kimseyi dışarda bırakmadan, tamamen sivil toplumun ve bağımsız yurttaşların gücüyle örgütlenen Dünya Günü’nde hepimiz bir şeyler yapabiliriz. Yaşadığımız yerde, evimizde, sokağımızda, belediyemizde ve tabii işyerimizde dünyaya yatırım yapmaya başlayabiliriz. Bu yatırım da aslında kendimize, çocuklarımıza ve geleceğimize olan yatırımdan başka bir şey değil. Borusan Grubu bünyesinde Geleceğe İlham Başlığı altında gerçekleştirmeye başladığımız bütün çalışmalar da aslında bu perspektifin bir ürünü. İletişimin gücüyle, yönetişim olanaklarını kullanarak, aşağıdan yukarıya, her şeyi değiştirecek bir kurum kültürünü oluşturmak da Dünya Günü’nün amaçlarıyla son derece uyumlu…</p>



<p>Dünyanın bütün günleri birbirine benzer ama bazı günler, gerçekten de bir başka gün haline gelebilir. Bunu da ancak katılımcı ve şeffaf bir şekilde bir araya gelen; hepimizin ortak evi olan dünya için yola çıkan yurttaşlar birlikte başarabilir. Dünya Günümüz kutlu olsun… </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dunya-gunu-hepimizin-gunu/">Dünya Günü, Hepimizin Günü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemik Eşitsizlik</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pandemik-esitsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2020 15:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Borusan Eşittir]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüik Haziran 2019 işgücü istatistiklerinde, 9 milyon 107 bin kadın istihdamda yer alırken, Haziran 2020’de istihdam edilen kadın sayısı 8 milyon 312 bine düşmüş. Yani 795 bin kadın istihdamdan çıkmış ve artık çalışmıyor. Geçtiğimiz günlerde İK profesyonelleri ile beraber “Özel Sektörde Fırsat Eşitliğini” tartıştığımız Kagider’in Dijital Sohbetleri bu verilerle başladı. Birleşmiş Milletler’in dünyayı insanlar, gezegen [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemik-esitsizlik/">Pandemik Eşitsizlik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tüik Haziran 2019 işgücü istatistiklerinde, 9 milyon 107 bin kadın istihdamda yer alırken, Haziran 2020’de istihdam edilen kadın sayısı 8 milyon 312 bine düşmüş.</p>



<p>Yani 795 bin kadın istihdamdan çıkmış ve artık çalışmıyor.  </p>



<p>Geçtiğimiz günlerde İK profesyonelleri ile beraber “Özel Sektörde Fırsat Eşitliğini” tartıştığımız <a href="https://www.youtube.com/watch?v=yFM2YQqBGs8">Kagider’in Dijital Sohbetleri</a> bu verilerle başladı. </p>



<p>Birleşmiş Milletler’in dünyayı insanlar, gezegen ve refah açısından daha iyi bir yer haline getirmek için hazırladığı 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Ajandası’ndaki 17 hedeften birini “eşitsizliklerin azaltılması” oluşturuyor. </p>



<p>Bununla beraber bu hedef doğrultusunda yıllar içerisinde kat ettiğimiz ilerlemeyi pandemi sürecinde kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Pandemi tüm toplumda ve ekonomide derin yaralar açarken, toplumun en hassas ve kırılgan kesimlerine yönelik eşitsizlikleri çok daha derinleştiriyor ve görünür kılıyor. </p>



<p>Bu yazıda kadınların ve ülkemizin, dünyamızın geleceği çocukların ve gençlerin pandemiyle beraber gelen süreci nasıl göğüslediğini ele almak istiyorum. </p>



<p><strong>GÖLGE PANDEMİ</strong></p>



<p>Geçtiğimiz yirmi otuz yılda dünyanın cinsiyet eşitliği yolunda kat ettiği sınırlı fakat değerli ilerleme hızla çözülmeye başladı. BM’nin Covid-19’un kadınlar üzerindeki etkisini inceleyen bir <a href="https://www.un.org/sites/un2.un.org/files/policy_brief_on_covid_impact_on_women_9_apr_2020_updated.pdf">araştırma</a> bunu “gölge pandemi” olarak isimlendiriyor. </p>



<p>Karantinada insanlar evlere kapanınca artan aile içi şiddet olaylarının en fazla kadınları etkilemesi, çoğunluğu güvencesiz, kayıtdışı, düşük ücretli işlerde çalışan kadınların işlerini kaybetmesi, ezici çoğunluğu kadın olan hemşirelerin omuzlandığı riskler ve yine halihazırda çoğunlukla kadınların üstlenmek zorunda kaldığı çocuk ve yaşlı bakımı gibi ücretsiz bakım işlerinin hızla artması… </p>



<p>BM raporunda, gelişmekte olan ülkelerde gayriresmi işlerin yüzde 70’ini kadınların üstlendiğini ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde ilk ortadan kalkan işlerin ise gayriresmi işler olduğu belirtiliyor. Yine Covid-19’dan en çok etkilenen seyahat, turizm gibi sektörlerin de yüksek oranlarda kadın istihdam ettiğinin altı çiziliyor. Görünen o ki pandeminin sosyal ve ekonomik bedelini orantısız şekilde kadınlar ödüyor. </p>



<p><strong>1 YILDA 55 YILLIK GERİLEME</strong></p>



<p>Onlarca yıl cinsiyet eşitsizliği problemini tartıştık, bu sorunun farkına varmaya çalıştık. Rakamlarda sonuç verecek aksiyonları uygulamaya başlamıştık ki Covid-19 ile beraber yıllardır arşınlamaya çalıştığımız yolda geri gitmeye başladık. Dünyadaki hiçbir ülke cinsiyet eşitliği sorununu ortadan kaldırmış değil. Fakat son hesaplamalara göre 2019 ile 2020 arasında ekonomik eşitlikte cinsiyet uçurumunu kapamaya 55 yıl daha eklendi. Yani ekonomik alanda cinsiyet eşitliğinden <a href="http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2020.pdf">257 yıl</a> uzakta olduğumuz tahmin ediliyor. </p>



<p><strong>AİLE İÇİ ŞİDDET TIRMANIYOR</strong></p>



<p>UN Women’ın koronavirüs döneminde kadına yönelik şiddete ilişkin hazırladığı rapora göre dünyanın çeşitli ülkelerinde aile içi şiddet <a href="https://www.dogrulukpayi.com/bulten/korona-gunlerinde-kadina-yonelik-siddet-artiyor">yüzde 20-30 oranında</a> artmış durumda. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporlarına baktığımızda Türkiye’deki durumu daha net bir şekilde kavrıyoruz. İstanbul&#8217;da Mart 2020&#8217;de ev içi şiddet vakaları Mart 2019&#8217;a kıyasla yüzde <a href="https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/hizmet/aygaz-kovid-19la-mucadele-surecinde-artan-aile-ici-siddete-karsi-calisma-baslatti/657116">38,2&#8217;lik</a> artış gösterdi.</p>



<p>Şiddete uğrayan kadınların virüs bulaşma riskinden dolayı hastanelere gidip darp raporu almaktan çekindiği belirtiliyor. Geçtiğimiz Mart ayı verilerine göre sokağa çıkmamama çağrılarının yapıldığı dönemde 829 kadın cinayeti işlendi ve 9 kadın şüpheli şekillerde ölü bulundu. Acı gerçek şu ki bu kadınlardan 9’u evli oldukları erkek, 5’i birlikte oldukları erkek, 4’ü tanıdık/akraba, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 2’si oğlu, 1’i babası, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 1’i ise kardeşi tarafından öldürülmüş.</p>



<p>Bu durum özellikle evlerimizden çıkmaya çekindiğimiz salgın sürecinde  sosyal ve ekonomik yardımlar kadar kadınları en yakın çevresinden ve şiddetten koruyacak mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. </p>



<p><strong>EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ</strong></p>



<p>Pandemiyle beraber başlayan uzaktan eğitim, internet, bilgisayar gibi teknolojiye erişimi olmayan bir kesimin eğitime erişimini tümden kısıtlarken, eğitime erişimdeki fırsat eşitsizliklerini de derinleştirdi. Uzaktan erişim konusunda, öğrencilerin<a href="https://www.ttb.org.tr/kutuphane/covid19-rapor_6/covid19-rapor_6_Part64.pdf"> yüzde 60’ının</a> bu süreçte online eğitim sistemlerine giriş dahi yapmadığı belirtiliyor. </p>



<p>Teknolojik erişimin yanı sıra sorgulanması gereken diğer konular, uzaktan öğrenme ne derece gerçekleşiyor, sunulan eğitim içerikleri ne kadar yeterli, öğrenci tarafından ne kadar izleniyor, ebeveynler ne kadar öğrenme desteği sunabiliyor? Bunun dışında özel eğitime gereksinim duyan, anadili Türkçe olmayan, göçmen, mevsimlik işçi ve sığınmacı ailelerin çocukları uzaktan eğitimden ne derece faydalanabiliyor?</p>



<p>Biz Borusan olarak bu dönemde gerçekleştirdiğimiz Askıda Eğitim Var kampanyasıyla, binlerce öğrencinin gereksinimlerini karşıladık, bu şekilde eğitim alanında toplumsal dayanışmaya elimizden geldiğince kadar destek olduk. Fakat çok açık ki dezavantajlı/eşitsiz koşullarda yaşayan tüm sosyal gruplara erişmek için çok daha kapsayıcı, sorunlara geçici değil derin sistemsel çözümler getiren çalışmaların yapılması, sosyal politikaların geliştirilmesi gerekiyor. Yoksa kayıp bir neslin yetişmesinden endişe ediyorum. </p>



<p>Eşitliğe dair yüreğinizi karartan bir tablo ortaya koymuş olabilirim. Fakat tarihçi Walter Scheidel’in ilginç bir tespitine de yer vermek istiyorum. Eşitsizliğin tarihi üzerine The Great Leveller isimli kitabı yazan Scheidel, tarihte ekonomik eşitisizliklerin en fazla  savaş, devrim, ulusların çöküşü ve doğal afetler gibi felaketler sonucunda büyük oranda ve etkin bir şekilde azaldığını belirtiyor. Scheidel, “mahşerin dört atlısı” dediği bu olaylar sonucu varlığın yeniden dağıtılmasına yönelik mekanizmaların ortaya çıkışını inceliyor.</p>



<p>Ben de umuyorum ki bu dönemde kazandığımız öğrenimler ve yeniden kurduğumuz mekanizmalarla toplumun tüm kesimleri, özellikle dezavantajlı gruplar için daha aydınlık ve eşit bir gelecek inşa ederek, bu süreçten yüzümüzün akıyla çıkarız. <strong> </strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemik-esitsizlik/">Pandemik Eşitsizlik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Krizler Liderler İçin Bir Sınav Mı, Fırsat Mı? Yoksa Her İkisi Mi?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/krizler-liderler-icin-bir-sinav-mi-firsat-mi-yoksa-her-ikisi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2020 11:41:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin’de başlayan ve kısa sürede Dünya’ya yayılan COVID-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi ne yazık ki ülkemizi de etkisi altına aldı. Koronavirüsünün gündemimize ve hayatlarımıza girmesiyle birlikte bizler de daha önce benzerini yaşamadığımız yeni bir döneme girdik ve daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir krizle karşı karşıya kaldık. Bu dönem hem kişisel hayatlarımızda hem de [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/krizler-liderler-icin-bir-sinav-mi-firsat-mi-yoksa-her-ikisi-mi/">Krizler Liderler İçin Bir Sınav Mı, Fırsat Mı? Yoksa Her İkisi Mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çin’de başlayan ve kısa sürede Dünya’ya yayılan COVID-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi ne yazık ki ülkemizi de etkisi altına aldı. Koronavirüsünün gündemimize ve hayatlarımıza girmesiyle birlikte bizler de daha önce benzerini yaşamadığımız yeni bir döneme girdik ve daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir krizle karşı karşıya kaldık. Bu dönem hem kişisel hayatlarımızda hem de iş yapış şekillerimizde birçok değişikliği de beraberinde getirdi. Sürekli gelişmeleri takip etmeye, elimizden geldiğince önlem almaya, kendimizi ve sevdiklerimizi korumaya çalışıyor, tüm bunları yaparken de psikolojimizi güçlü tutarak sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ediyoruz. Bu süreci yönetmenin hiç de kolay olmadığını söylesem sanıyorum birçoğunuz bana hak verirsiniz. Dünya değişiyor. Dünyada her şey hızlı bir şekilde değişiyor. Yeni dünya tüm düzenleri değiştirerek yeni bir düzen oluşturuyor.</p>



<p>Son yıllarda hayatımıza giren “VUCA Dünyası” terimini hepimiz bolca duyduk, hakkında konuşmalar dinledik, kitaplar okuduk. Bu belirsiz dünyada ayakta sağlam kalabilmek için çevikliğin ve dayanıklılığın önemini iyice kavradık ve karşılaştığımız zor koşulların bu şekilde üstesinden geldik. İş yapış şeklimizi “Agile” (çevik), yetkinliklerimizi “Resilience”(dayanıklılık) kavramları çerçevesinde değerlendirdik. Ama sanıyorum daha önce hiçbirimiz şu anda içinde bulunduğumuz dönem kadar bilinmez ve zorlayıcı bir süreçte sağlam durabilmeyi deneyimlemedik. Tüm dünya alışılagelmişin dışında bir belirsizliğin içindeyken hepimizi de yeni bir sınav bekliyor.</p>



<p>Her gün beklenmedik haberler almaya devam ederken; şirketler sadece onları etkileyen değil dünyada olan olayları anlamaya, bunlara doğru tepkiler vermeye çalışırken her birinden dersler çıkarmaya da gayret ediyor. Bilinmezliğin ve endişenin yaygın olduğu bu günlerde, en büyük görevlerden biri ise liderlere düşüyor. Liderlerin bu süreçte işin sürdürülebilirliğini sağlamakla birlikte, harekete geçmek ve geçirmek, güven vermek, belirsizlikleri ve korkuları hafifletmek gibi önemli sorumlulukları var. Bu sorumluluklarımızı yerine getirirken bizi “lider” yapan en önemli güç ise sergilediğimiz yetkinliklerimiz. İçinde olduğumuz süreçte özellikle yetkinliklerimiz üzerine odaklı çalışma fırsatı bulabileceğimize, güçlü ve yatırım yapmamız gereken yetkinliklerimizin daha çok farkına varacağımıza inanıyorum.  İçinde bulunduğumuz bu kriz dönemini, liderliğimiz hakkında farkındalığımızın arttığı ve belki de en büyük sınavlarımızı verdiğimiz zorlayıcı zamanlar olarak nitelendiriyorum. Tabiri caizse doğal değerlendirme merkezindeyiz diyebilirim.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bizi ‘lider’ yapan en önemli güç, sergilediğimiz yetkinliklerimiz.</p></blockquote>



<p><strong>FARKINDALIK VE DUYGUSAL ZEKA</strong></p>



<p>Borusan Grubu’nda tüm insan odaklı süreçlerimizin bazını oluşturan Borusan Grubu Liderlik Modeli’nde yer alan yetkinliklerimize baktığımızda, ister işinizin lideri, ister bir ekibinizin, ister bir şirketin lideri olun; mutlaka güçlü olduğunuz ya da üzerine yatırım yapacağınız yetkinlikler vardır. Özellikle bunun gibi belirsiz ve zor dönemlerde mutlaka öne çıkartmamız ve sıklıkla kullanmamız gereken belli başlı yetkinlikler çok daha kritik bir hale geliyor. Ama önce “insan” diyoruz, bu sebeple her lider “Farkındalık ve Duygusal Zeka” yetkinliğini kullanarak hem kendi özünü fark etmeli hem ekiplerini desteklemeli hem de çevresini anlayarak herkese gerekli desteği sağlayabilmeli. Bütünsel resmi doğru okuyarak nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini belirlemeli, geleceği düşünerek bugünün adımlarını atmalı, ekiplerini de bu vizyon doğrultusunda doğru bir şekilde yönlendirmeli ve koordine edebilmelidir.</p>



<p>Öğrenmeye olan devingen yaklaşımıyla bilinen ve sayısız liderlik konulu kitaba imza atan Brian Tracy, “Gerçek liderlik sınavı kriz anlarında nasıl davrandığınızla ilgilidir” diyor. Ben de içinde bulunduğumuz süreci hepimiz için hem bir sınav hem de bir fırsat olarak görüyorum. Bu günler hepimiz için “zor zamanlarda sağlam durma” sınavı. Bugüne kadar küçük büyük birçok pratik yapma fırsatımız oldu, şimdi ise elimizde uygulamak için eşsiz bir fırsat var. Eğer bu süreci doğru değerlendirirsek çıkarılacak çok fazla ders olduğunu göreceğiz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gerçek liderlik sınavı kriz anlarında nasıl davrandığınızla ilgili.</p></blockquote>



<p>Bu süreçte her birimizin koşulları ve ihtiyaçları farklı. Kimimiz evinde tek başına, kimimiz evinde hem çocuklarına bakmak hem de çalışmak durumunda. Kimimiz sevdikleri için endişeleniyor, kimimizin kaygıları ise kendisiyle ilgili. Hayat her zaman olduğu gibi şimdi de herkes için farklı yerden akıyor. Bu sebeple hepimizin sınavının farklı konulardan olacağını düşünüyorum.</p>



<p>Bu sınavları verebilmek için ise özümüze dönüp kendimizle derinden bir bağ kurmamız gerekiyor. Kendimize bugüne kadar hiç sormadığımız soruları soracağız belki ve daha önce farkına varmadığımız cevaplar bulacağız. İçinde bulunduğumuz bu dönem hangi şekilde ve ne tempoda çalışırsak çalışalım kendimize ayna tutmak için fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları ıskalamayalım, bu zor günlerden gelişerek çıkmanın yolunu bulacağımıza inanıyorum. </p>



<p>Belki de daha önce hiç karşılaşmadığımız bu süreçten güçlenerek çıkabilmek için olumlu tutumuzu korumamız, birbirimize destek olmamız ve iyimser bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. İyilik yapmak hepimizi iyileştirecek.</p>



<p>Bugünler geçecek ve hep birlikte yeni normal düzenimize geçiş yapacağız ve sevdiklerimize doya doya sarılacağız. #BeraberAşacağız </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/krizler-liderler-icin-bir-sinav-mi-firsat-mi-yoksa-her-ikisi-mi/">Krizler Liderler İçin Bir Sınav Mı, Fırsat Mı? Yoksa Her İkisi Mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknoloji Çağında Neden “Sosyal Zeka” Önem Kazandı?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/teknoloji-caginda-neden-sosyal-zeka-onem-kazandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 15:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[CHRO]]></category>
		<category><![CDATA[CHRO Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[VUCA]]></category>
		<category><![CDATA[Yona]]></category>
		<category><![CDATA[zoya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda İK’cılar olarak sürekli organizasyonlarımızı geleceğe nasıl daha iyi hazırlarız konusunu farklı perspektiflerden tartışıyoruz. Geçtiğimiz hafta DataExpert ve Fortune Dergisi işbirliği ile düzenlenen CHRO Zirvesi’ne katıldım. Bu yılki konferansta dijitalleşme ve teknolojinin yanı sıra içinde yaşadığımız ve İngilizce’de VUCA kısaltmasıyla anılan değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) çağda “liderliğin” rolüne odaklandık. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/teknoloji-caginda-neden-sosyal-zeka-onem-kazandi/">Teknoloji Çağında Neden “Sosyal Zeka” Önem Kazandı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda İK’cılar olarak sürekli organizasyonlarımızı geleceğe nasıl daha iyi hazırlarız konusunu farklı perspektiflerden tartışıyoruz. Geçtiğimiz hafta DataExpert ve Fortune Dergisi işbirliği ile düzenlenen CHRO Zirvesi’ne katıldım. Bu yılki konferansta dijitalleşme ve teknolojinin yanı sıra içinde yaşadığımız ve İngilizce’de VUCA kısaltmasıyla anılan değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) çağda “liderliğin” rolüne odaklandık.</p>



<p>Bu yıl konferansta gerçekleşen bir ankette, “esneklik”, “çeviklik” ve “iletişim” önümüzdeki 10 yılda liderlerin en önemli yetkinlikleri olarak öne çıktı. Bununla beraber, liderlik artık benim gibi pek çok profesyonelin de mutabık kaldığı şekliyle bir unvan, rol ve pozisyonla sınırlı bir olgu değil. Tüm şirketlerin stratejileri, inovasyon ve dijitalleşme odağında benzer hale gelirken, burada farkı yaratan bu stratejilerin hayata geçirilmesi oluyor. Çünkü uygulamaya inemeyen her strateji başarısız olmaya mahkum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>“Esneklik”, “çeviklik” ve “iletişim” önümüzdeki 10 yılda liderlerin en önemli yetkinlikleri.</p></blockquote>



<p>Vuca ortamında ve dijitalleşen dünyada başarılı olmak için bir faktör daha öne çıkıyor. O da&nbsp; “sosyal zeka.” Sosyal zeka kendimizin ve etrafımızdakilerin duygu ve davranışlarını anlama, farkındalık, ilişkilerimizi yönetme becerisini tanımlıyor. Bu yazıda “sosyal zekanın” neden her zamankinden daha önemli olduğunu sizlere anlatmak istiyorum.</p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>YENİ MESLEKLER DOĞUYOR</strong></p>



<p>Artık sadece bilim kurgunun değil, içinde yaşadığımız gerçekliğin de sorusu: Robotlar işlerimizi elimizden alacak mı? Gerçek şu ki rutin işler giderek daha fazla robotlar tarafından yapılır hale geliyor. Finans portföy yönetimi, e-ticaret sitelerindeki satış temsilcileri fark etmeseniz de artık robotların elinde. Avukatlık, tıp gibi meslekler de risk altında. Örneğin yapay zeka ile hastalıklar çok erken seviyede ve doğru olarak tespit edilebiliyor. Otonom araçlar devreye giriyor. Trafik kazalarını büyük oranda azalttıkları için kullanımları giderek daha da yaygınlaşacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Rutin işler robotlar tarafından yapılır hale geliyor.</p></blockquote>



<p>Bir uçta veribilimi, yapay zeka ve algoritmaları yazan, kodlayan meslekler diğer uçta ise psikolojiye, duygulara dokunan meslekler… Bu ikisi arasında kalan rutin işler robotlara emanet olmaya başladı çoktan. Bununla beraber kaybedilen işlere oranla çok daha fazla yeni iş alanı açılacağı öngörülüyor. </p>



<p>Biz İK’cılar olarak bu konuyu nasıl ele alıyoruz?&nbsp; Şimdiden bu yeni mesleklere ve becerilere hakim insanları aramaya başladığımızı fakat bulmada sıkıntı çektiğimizi söyleyebilirim. Mevcut iş hayatında yeni ihtiyaçları henüz tam olarak dolduramasak da bu kavramlar artık konuşuluyor. Z jenerasyonu iki çocuk annesi olarak şunu görüyorum ki çocukların hayalini kurduğu meslekler geçmiştekilerden çok farklı. Örneğin, 13 yaşındaki yeğenim “oyun tasarımcısı” olmak istiyor.</p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>MESAİ ARKADAŞIM ROBOT</strong></p>



<p>Uzun yıllar sanayi şirketlerinde çalıştım. İnsanlar ve robotlar arasında güvenlik açısından hep bir mesafe olurdu. Artık robotlar insanlarla beraber yan yana çalışıyor. Daha önce duyguları tanımak, anlamak insana özgü düşünülürdü. Fakat robotlar artık en temel duygu ve talimatları anlayabiliyor. Yüzümüzü kamera ile tarıyor. Kaş, dudak ve ağız hareketlerimizden duygularımızı okuyabiliyor, biri ürünü beğenip beğenmediğimizi anlayabiliyor. Biyomekanik sensörler kalp atışlarımızdan ne kadar heyecanlandığımızı ölçebiliyor. Bu robotlar sayesinde şirketler, daha fazla beğenilen ürünler ve hizmetler tasarlayabiliyor, daha iyi bir müşteri deneyimi yaratabiliyorlar.</p>



<p>Öyle ki Gartner’ın araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Anette Zimmerman “2022 itibariyle kişisel cihazlarımızın duygularımızı ailemizden daha iyi tanır ve anlar hale geleceğini” belirtiyor.</p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>“SOSYAL ZEKA” NEDEN KRİTİK?</strong></p>



<p>Peki bu durum organizasyonlara, insan kaynakları yönetimine nasıl yansıyacak? İnsan olmanın temelinde duygular yatıyor. Duygularımız davranışları tetikliyor. Her birimizin inançları, varsayımları çok kişisel ve bireysel. Aynı duruma farklı tepkiler verebiliyoruz. Beyin kimyası çözülmeden insanı anlamayı gerektiren koçluk, psikoterapi gibi alanların robotlara devredilemeyeceğini düşünüyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Robotlarla insanların yan yana yaşadığı ve çalıştığı bir dünyada algoritmaları yazan kişilerin “sosyal zekası” belirleyici rol oynuyor.</p></blockquote>



<p>İnsana özgü görülen yaratıcılığa da aynı şekilde robotlar el attı. Tamamen yapay zeka destekli Yona, Mony, Gemini, Hexe ve Zoya gibi sanatçılar ortaya çıktı. Her ay bir albüm çıkarıyor ve dinleyiciden gelen reaksiyona göre müzik üretiyorlar. Google’ın yapay zeka algoritmaları binlerce edebi eserden öğrenerek şiirler yazıyor, DeepDream projesiyle benzersiz fotografik görseller ortaya çıkıyor.</p>



<p>Robotlarla insanların yan yana yaşadığı ve çalıştığı bir dünyada algoritmaları yazan kişilerin “sosyal zekası”, yani kişisel farkındalıkları ve ilişkilerini yönetme becerisi kritik önem taşıyor. Bizim tasarladığımız yapay zeka sistemleri karar alırken insan hatalarından, yanlı verilerden, bilinçaltımıza işlemiş, inançlarımızı şekillendiren cinsiyet ve ideolojik kalıpyargılardan muaf değil. </p>



<p>İşe alımdan, kararların etik alınmasına, sanat eserlerinden müşteri ve çalışan iletişimine geleceğin nasıl şekilleneceği geleceğe yön verenlerin “sosyal zekasından” ve “kolektif vicdanından” bağımsız değil.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/teknoloji-caginda-neden-sosyal-zeka-onem-kazandi/">Teknoloji Çağında Neden “Sosyal Zeka” Önem Kazandı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endüstri 4.0 Çağında Kadının Rolünü Yeniden Tanımlamak</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/endustri-4-0-caginda-kadinin-rolunu-yeniden-tanimlamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Mar 2019 20:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz. Bu özel gün hepimize kadınların yaşamın ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarında karşılaştıkları eşitsizlikleri, haksızlıkları nasıl aşabileceğimizi bir kez daha düşünme fırsatı veriyor. Ben meselenin temelinde kadınların, çocukluk yaşlarından itibaren eğitim, sağlık, finansal kaynaklara eşit erişim problemi olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerine kadına yönelik toplumsal cinsiyet kalıplarının getirdiği ön [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/endustri-4-0-caginda-kadinin-rolunu-yeniden-tanimlamak/">Endüstri 4.0 Çağında Kadının Rolünü Yeniden Tanımlamak</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz. Bu özel gün hepimize kadınların yaşamın ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarında karşılaştıkları eşitsizlikleri, haksızlıkları nasıl aşabileceğimizi bir kez daha düşünme fırsatı veriyor.</p>



<p>Ben meselenin temelinde kadınların, çocukluk yaşlarından itibaren eğitim, sağlık, finansal kaynaklara eşit erişim problemi olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerine kadına yönelik toplumsal cinsiyet kalıplarının getirdiği ön yargılar da eklendiğinde, eğitim seviyesi yüksek kadınlarda dahi kariyer gelişiminde camdan tavanlar kadınların gelişimini sınırlandırıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Camdan tavanlar kadınların gelişimini sınırlandırıyor.</p></blockquote>



<p>Bugün Endüstri 4.0 diye adlandırdığımız dördüncü sanayi devriminin temelini oluşturan dijital teknolojiler aslında bu konuda kadınlara önemli fırsatlar sunuyor. Gelişen dijital teknolojilerin kadınları profesyonel kariyerlerinde ve girişimcilik faaliyetlerinde daha güçlü kılma potansiyeli var. Önümüzdeki yıllarda istihdam alanında yaratılacak yeni pozisyonların büyük çoğunluğu teknolojik bir boyuta sahip olacak. Süreçlerin yalınlaştırılması ve otomatize edilmesi için teknoloji kullanımı öne çıkıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Dördüncü sanayi devriminin temelini oluşturan dijital teknolojiler kadınlara önemli fırsatlar sunuyor.</p></blockquote>



<p>Yapay Zeka, Nesnelerin İnterneti, Siber Güvenlik, Robotlar ve diğer ileri teknolojilerdeki uzmanlıkları barındıran yeni meslekler şimdiden ortaya çıkmaya başladı bile. Özetle, dijital çağdaki yeni nesil işler, kas gücüne değil, beyin gücüne dayalı fırsatları içinde barındırıyor diyebiliriz. Özellikle beynimizin sağ tarafını ve anaç enerjimizi aktive ettiğimizde güçlü bir şekilde ortaya çıkan iş birliği, empati, yaratıcılık, etkin dinleme kadınların güçlü kasları ve yeni dünyanın aranılan yetkinlikleri.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yeni nesil işler, kas gücüne değil, beyin gücüne dayalı fırsatları içinde barındırıyor.</p></blockquote>



<p>Bu bağlamda bize hem kurumsal hem de bireysel olarak düşen en önemli sorumluluk, bu yeni dünyaya kendimizi hazırlamak adına sürekli öğrenmek, yaşam boyu öğrenmek ve dijital yetkinliklerimizi arttırmak. Yaşam süresinin arttığı ve bir ömre birden fazla mesleki kariyerin sığacağı gelecek döneme çevik bir şekilde kendimizi hazırlamalıyız.</p>



<p>Borusan Grubu, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarıyla olduğu kadar, kurum içi İK politikalarıyla da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesine katkı sunan, bu konuda iş dünyamızda öncülük yapan bir kuruluş. Bu alandaki deneyimimiz konunun sadece bir takım politikaların hayata geçirilmesiyle çözülemeyecek kadar derin kökleri olduğunu gösteriyor. Yıkmak zorunda olduğumuz erkek egemen bir toplumsal kültür var. Bu kültür cinsiyet eşitsizliğini meşrulaştırıyor ve kadının hayatını aile içinde de iş yerinde de çok büyük ölçülerde zorlaştırıyor. Bu nedenle konunun kültürel boyutunu unutmamak, bilinç ve farkındalık yaratan kampanya ve çalışmaları aksatmamak gerekiyor.</p>



<p>Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız.&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız.&nbsp;Haydi Kızlar Kodlamaya,&nbsp;İş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi,&nbsp;Sevgi Dilde Başlar,&nbsp;Cinsiyetçiliğin Adını Koy,&nbsp;Kadına Güç İş Yok&nbsp;gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek. (opens in a new tab)" href="https://www.youtube.com/watch?v=105CIMRpZkY" target="_blank">Haydi Kızlar Kodlamaya</a>,&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız.&nbsp;Haydi Kızlar Kodlamaya,&nbsp;İş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi,&nbsp;Sevgi Dilde Başlar,&nbsp;Cinsiyetçiliğin Adını Koy,&nbsp;Kadına Güç İş Yok&nbsp;gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek. (opens in a new tab)" href="http://www.borusan.com.tr/Assets/Media/PDF/BorusanEsittir_Rehber.pdf" target="_blank">İş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi</a>,&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız.&nbsp;Haydi Kızlar Kodlamaya,&nbsp;İş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi,&nbsp;Sevgi Dilde Başlar,&nbsp;Cinsiyetçiliğin Adını Koy,&nbsp;Kadına Güç İş Yok&nbsp;gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek. (opens in a new tab)" href="https://www.youtube.com/watch?v=c_99U199OJo" target="_blank">Sevgi Dilde Başlar</a>,&nbsp;<a rel="noreferrer noopener" aria-label="Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız.&nbsp;Haydi Kızlar Kodlamaya,&nbsp;İş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi,&nbsp;Sevgi Dilde Başlar,&nbsp;Cinsiyetçiliğin Adını Koy,&nbsp;Kadına Güç İş Yok&nbsp;gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek. (opens in a new tab)" href="https://www.youtube.com/watch?v=jsvac_65_0k" target="_blank">Cinsiyetçiliğin Adını Koy</a>,&nbsp;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/agir-sanayiye-kadin-gucu-40764681" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Borusan Grubu’nda biz bu bütüncül yaklaşım içinde yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan eşitliğe hizmet eden İK politikaları uygularken, bir yandan da cinsiyetçi yaklaşımları destekleyen kültürün kökünü bütün şirketlerimizde kazımak için kararlılıkla çalışacağız.&nbsp;Haydi Kızlar Kodlamaya,&nbsp;İş Yaşamında Ayrımcı Dil ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi,&nbsp;Sevgi Dilde Başlar,&nbsp;Cinsiyetçiliğin Adını Koy,&nbsp;Kadına Güç İş Yok&nbsp;gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek. (opens in a new tab)">Kadına Güç İş Yok</a>&nbsp;gibi çalışmalarımız yeni projelerle geliştirilecek.</p>



<p>8 Mart, kadın – erkek eşitliğinin geleceğimiz için ne kadar önemli olduğunu bilen herkese kutlu olsun.&nbsp;&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/endustri-4-0-caginda-kadinin-rolunu-yeniden-tanimlamak/">Endüstri 4.0 Çağında Kadının Rolünü Yeniden Tanımlamak</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
