<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Wellness &amp; Farkındalık &amp; Sağlık konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/iyi-yasam/wellness-farkindalik-saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/iyi-yasam/wellness-farkindalik-saglik/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 07:57:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Wellness &amp; Farkındalık &amp; Sağlık konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/iyi-yasam/wellness-farkindalik-saglik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 09:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her bir insan onu eşşiz kılan bir yeteneği ile dünyaya geldi. Bize düşen ise, eşşizliğimizin kaynağı olan o yeteneğimizi aramak, bulmak. Bulduğumuz o yeteneği de azımsamamak onu farketmek, değerini bilmek. İşte parladığımız, diğerlerinden bize farklı kılan o yönümüz, bizim cevherimiz.&#160;&#160; Öyle günlerdeyiz ki; artık yetenekler olarak rekabetimiz birbirimiz ile değil, robotlar ile. Gen AI kavramını [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/">Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her bir insan onu eşşiz kılan bir yeteneği ile dünyaya geldi. Bize düşen ise, eşşizliğimizin kaynağı olan o yeteneğimizi aramak, bulmak. Bulduğumuz o yeteneği de azımsamamak onu farketmek, değerini bilmek. İşte parladığımız, diğerlerinden bize farklı kılan o yönümüz, bizim cevherimiz.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Öyle günlerdeyiz ki; artık yetenekler olarak rekabetimiz birbirimiz ile değil, robotlar ile. Gen AI kavramını biliyorsunuz. Bugüne kadar insanoğlunun kullanımına ondan daha hızlı giren bir teknoloji yok, 5 günde 1 milyon kullanıcıya ulaşarak rekor kırdı ve küresel ekonomiye değer yaratma potansiyeli gelişmiş bir ülke ekonomisi ölçeğinde öngörülüyor.</p>



<p>Gen AI’ın yetenekleri ise beni korkutuyor, iyi bir yazılımcı, tercüman, editör, iş analisti, danışman olmanın ötesinde iyi bir arkadaş, koç ve terapist olacağına dair sinyaller de ortada. Hayatımızı kolaylaştıracak, sevmediğimiz işleri yapacak, peki ama sevdiklerimizi de yapacak gibi duruyor. O zaman da şu büyük soru aklıma geliyor; biz ne yapacağız? Gençleri, çocuklarımızı hangi meslek alanlarına yönlendirmeliyiz? Hayatımızı anlamlı kılmak, o ulvi amaç duygumuzu beslemek için neler yapmalıyız? Ne kadar ilerde bilmiyorum ama Gen AI hayatımıza daha yaygın olarak girdiğinde bir günümüz nasıl geçecek, yaşamımız nasıl şekillenecek?</p>



<p>Bu soruların yanıtına dair öngörülerimiz farklı farklı olabilir ama bunun bir geçiş dönemi olduğunu düşünürsek yapmamız gerekenlere odaklanmak bana daha doğru geliyor. Neler bunlar derseniz bana göre aşağıdaki beş maddelik liste ortaya çıkıyor;</p>



<ol type="1" start="1"><li>Kişisel farkındalığını arttır, kendini tanı, <span style="text-decoration: underline;">yeteneğini keşfet</span></li><li>Yeni dünya için gereken yeni becerileri ve yetkinlikleri tanı, <span style="text-decoration: underline;">kendini geliştir</span></li><li>Teknolojiyi anla, senin dünyan için bu ne anlama geliyor, <span style="text-decoration: underline;">anlamlandır</span></li><li>Sana doğarken bahşedilmiş <span style="text-decoration: underline;">yeteneğin ile teknolojiyi harmanla</span></li><li>Bunu hemen yap, <span style="text-decoration: underline;">boşa geçecek vaktin kalmadı</span>!</li></ol>



<p>Amacım korkutmak değil, gelmekte olanı daha iyi kavramalı ve bu dönüşüme gerçekten iyi hazırlanmalıyız. Birlikte hayal edelim;&nbsp;</p>



<p>Bir ornitolog (kuş bilimcisi) ile tanışmışım. Kuşları ve doğada olmayı çok seven bu kişi, kuşları gözlemlemeyi, davranışlarını, nasıl beslendiklerini, yuvalarını nasıl yaptıklarını, yavrularını nasıl büyüttüklerini, nerelere göç ettiklerini merak eder, onları gözlemlemek ona keyif verir, bu sırada hiç sıkılmaz ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazmış. Kariyerinin bir noktasında (başında da olabilir veya kariyer değiştirmeye karar veren biri de olabilir) bu bilim dalına yönelmeye karar verir. Bu alandaki çalışmaları sırasında teknolojinin gücünü kullanarak gözlemlerini daha doğru verilere dayandırarak bilimsel çalışmalar yapar. Başarılı bir ornitolog olur, hem sevdiği işi yapar hem de bu işten gelir elde eder.</p>



<p>Bu örneklerin sayısız olduğunu biliyoruz, yeter ki “yeteneğim bu mu, bu bir yetenek mi?” diye azımsamayalım, fark edelim, değer verelim. Yeteneklerimizi keşfettikten sonra bu alanlara dair tutkumuzu ve ilgimizi beslemek, bu yeteneğin üzerine eğilmek ve geliştirmek de en az keşfetmek kadar önemli. Burada da yaşam boyu öğrenme kavramı bize yol gösterecektir.</p>



<p>Konfüçyüs&#8217;ün ünlü bir sözü ile bitirelim; &#8220;Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/">Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sadeligin-ve-samimiyetin-felsefi-hali-hygge/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyda Şabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2022 13:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hygge felsefesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığımız evin, insanlarla kurduğumuz güçlü ilişkilerin, fiziksel sağlığımız kadar mental sağlığımızı ve kendimizi iyi hissetme halimizi de etkilediğini hiç düşündünüz mü? Evimizin dizaynı, mobilyalarımızın konumu, işlevselliği, güneş ışığının salonumuza geliş açısı gibi detaylar evimizdeki huzur ve mutluluğumuzla doğrudan ilişkili. Dizayn ve estetikle birlikte sevdiğimiz insanlarla evlerimizde ya da kendimizi iyi hissettiğimiz yerlerde beraber vakit geçirmek [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sadeligin-ve-samimiyetin-felsefi-hali-hygge/">Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaşadığımız evin, insanlarla kurduğumuz güçlü ilişkilerin, fiziksel sağlığımız kadar mental sağlığımızı ve kendimizi iyi hissetme halimizi de etkilediğini hiç düşündünüz mü? Evimizin dizaynı, mobilyalarımızın konumu, işlevselliği, güneş ışığının salonumuza geliş açısı gibi detaylar evimizdeki huzur ve mutluluğumuzla doğrudan ilişkili. Dizayn ve estetikle birlikte sevdiğimiz insanlarla evlerimizde ya da kendimizi iyi hissettiğimiz yerlerde beraber vakit geçirmek de mutlu ve güvende hissetme halimizi son derece olumlu etkiliyor.</p>



<p>Maslow’un ihtiyaçlar piramidini duymuşsunuzdur. Piramit en alttan en üste doğru fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyaçları, sosyal ihtiyaçlar, benlik saygısı ve kendini gerçekleştirme olarak ilerler. Hygge yaklaşımından bahsetmeden önce, insanın en temel ihtiyaçlarının nasıl şekillendiğini ve en üst basamak olan kendini gerçekleştirme adımına nasıl ilerlendiğini kısa parantez açarak belirtmek isterim. Bu felsefenin kendini gerçekleştirme yolculuğunda bizlere nasıl ilham olabileceğini yazının sonunda düşünmenizi rica edeceğim.</p>



<p>Geçtiğimiz haftalarda Danimarka’ya turistik bir seyahat gerçekleştirdim. Hygge felsefesini daha önceden duymuştum ancak toplum nezdinde ne kadar yaygın olduğunu, insanların hayatlarının ne denli bir parçası olduğunu açıkçası bilmiyordum. Detaylarını öğrendikçe bu felsefe beni içine çekti ve seyahatimden dönerken, Danimarkalı yazar, Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü CEO’su Meik Wiking’in ‘’My Hygge Home’’ kitabını satın aldım ve merakla okumaya başladım.  </p>



<p>Hygge’nin Türkçe’de tam bir karşılığı yok, genel hatlarıyla ‘’rahatlık, sıcaklık, samimiyet’’ olarak çevirebiliriz. Telaffuzu ise (hu-gah) şeklinde. Bilindiği gibi her sene dünya genelinde yapılan mutluluk anketlerinde, genelde en mutlu ülkeler İskandinav ülkeleri olarak adlandırdığımız, Danimarka, İsveç, Norveç gibi ülkeler oluyor. Mutluluk seviyesini etkileyen birçok farklı etmen bulunmakla birlikte mutluluğun sadece tek bir etmene bağlı olmadığının da altını çizelim. Bu noktada bahsettiğimiz bu ülkelerin coğrafi olarak soğuk iklim kuşağında konumlanan, kış mevsiminde neredeyse hiç güneş almayan ülkeler olduğunu hatırlatmak isterim. Güneş ışığının ise mutlulukla çok yakından ilişkili olduğunu belirtmeme sanırım gerek yoktur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img width="1024" height="673" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-1024x673.jpg" alt="Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge" class="wp-image-4259" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-1024x673.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-300x197.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-768x505.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bahsettiğim İskandinav ülkelerinin en mutlu ülkeler listesinde sürekli başlarda olmasının önemli bir nedeni ise Hygge felsefesini içselleştirmiş olmaları. Günümüz modern hayatında hepimiz her an sürekli bir yerlere yetişme telaşı içindeyiz. Sürekli acelemiz var, yapılacaklar listelerimiz hiç bitmiyor. Hygge felsefesinde ise modern şehir hayatının yorduğu ve yıprattığı benliklerimizi iyileştirmek için evimizde bireysel olarak ya da sevdiğimiz insanlarla beraber vakit geçirerek, evimizi huzurlu ve güvenli limanımız haline dönüştürmek söz konusu.  Bunu da farkındalıkla yapmaktan bahsediyoruz. Evlerimizdeki her bir eşyanın bir işlevinin olması, bir amaca hizmet etmesi, işlevsiz olan eşyaları kaldırarak ya da başkalarıyla paylaşarak nefes alabileceğimiz alanları açmak da evimizdeki her bir nesne ile kuracağımız bağı güçlendiriyor. Minimalist yaşam tarzını teşvik ederek yüklerimizden arınmamızı ve hafiflememizi de kolaylaştırıyor. Ünlü devlet adamı Winston Churchill’in de söylediği gibi ‘’Evlerimizi şekillendiririz, sonra onlar bizi şekillendirirler.’’</p>



<p>Hygge felsefesinde, düzenli olarak ‘’çevrim dışı’’ olma zamanları var. Elektronik aletlerden, durmak bilmeyen maillerden uzaklaşılıp elektronik cihazlarla ilişki bir süreliğine tamamen kesiliyor. Bu şekilde anda kalmak kolaylaşırken vücudumuzun sirkadyen ritmi de korunmuş oluyor. (Vücut ritmimiz yapay ışıklardan ve elektromanyetik dalgalardan olumsuz etkileniyor.)</p>



<p>İster içe dönük ister dışa dönük olalım, hepimizin yenilenmeye, tazelenmeye ihtiyacı var. Herkesin yöntemi farklı olmakla birlikte, hayattaki küçük mutlulukları yakalamak, bunların hazzına ve keyfine varmak ise hepimize iyi gelecek olan yegane yöntem. Örneğin akşamları yapay ışık yerine zaman zaman mum yakmak, bu ambiyansta sevdiklerimizle sohbet etmek gibi eylemler, avcı toplayıcı dönemde ateşin başında oturup birbirine hikayeler anlatan atalarımızın izini takip etmemizi sağlıyor ve bize kendimizi iyi hissettiriyor. Evde kendi pişirdiğimizi yemek, rahat kıyafetler giymek, yumuşak kilimler, yastıklar barındırmak, doğal ve sarı ışık tercih etmek, eğer seviyorsak bitki yetiştirmek ve canlı, renkli aksesuarlar barındırmak Hygge tarzı yaşam stillerine uygun seçenekler. Tabii ki her bireyin zevkleri ve tercihleri farklı olacaktır. Bu noktalara göre bize neyin iyi geldiğini bulmamız gerekiyor. </p>



<p>Hygge felsefesinde evi sıcak bir yuvaya çevirme fikrine ek olarak, ev dışındaki hayatımızı da keyif alarak ve anlamlı kılarak yaşama amacı var. Doğada daha çok vakit geçirmek, fiziksel aktivitelerde bulunmak bizi rahatlatıyor. Sosyal sorumluluk ve gönüllülük faaliyetleri, yaşadığımız toplum ve dünya için anlamlı olan şeyler yapmak ise varlık bilincimizi güçlendiriyor. Evcil hayvan beslemek, sokak hayvanları için faaliyetlere katılmak, toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışmak, günümüzdeki en temel gündemlerden biri olan iklim krizi ve sürdürülebilirlik konularında grup ya da bireysel olarak sorumluluk üstlenerek daha yaşanılır bir dünya için mücadele etmek de Hygge felsefesinin toplumsal hayattaki tezahürleri. Hygge, temelini bazı değerlerden alan bir felsefe. Özgürlük, eşitlik adalet, tolerans, nezaket, sorumluluk duygusu, empati gibi değerlerin bu felsefeyi barındıran toplumlar nezdinde önemli yerleri olduğunu söylemek mümkün. Dolayısıyla bu felsefeyi içselleştirdikçe, daha iyi ve sağlıklı birer insan olacağımız, daha iyi insanlar oldukça daha iyi toplumlara evrileceğimiz bir dünya mümkün.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sadeligin-ve-samimiyetin-felsefi-hali-hygge/">Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Ercan Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 10:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Birleşmiş Milletler’in 1974’te çevre sorunlarına dikkat çekmek, politik yaklaşım ve aksiyonları arttırmak, bireylerin farkındalıklarını ve eyleme geçmelerini sağlamak için başlattığı ortak bir inisiyatifin yıl dönümü. Her çevre gününde olduğu gibi, bu gün için de odaklanmak üzere seçilmiş spesifik bir tema ve güne sahiplik eden ülke bulunuyor. Bu yıl tema [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/">Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Birleşmiş Milletler’in 1974’te çevre sorunlarına dikkat çekmek, politik yaklaşım ve aksiyonları arttırmak, bireylerin farkındalıklarını ve eyleme geçmelerini sağlamak için başlattığı ortak bir inisiyatifin yıl dönümü. Her çevre gününde olduğu gibi, bu gün için de odaklanmak üzere seçilmiş spesifik bir tema ve güne sahiplik eden ülke bulunuyor. Bu yıl tema biyolojik çeşitlilik ya da kısaca biyoçeşitlilik. Yerkürede varolan 1 milyondan fazla canlı türünün yok olma riskiyle karşı karşıya olması, yaşamın diğer yaşamları çekmesi, etkilemesi ve diğer yaşamlara dayanarak sürdürülebilirliği biyoçeşitlilik temasını fazlasıyla anlamlı kılıyor. Günü himaye eden ülke ise Almanya’nın desteği ile Kolombiya. Kolombiya’nın seçilişi de tabi ki tesadüf değil. Tek başına Amazon ormanlarının katkısı ile gezegenimizdeki biyoçeşitliliğin yüzde 10’unu temsil ediyor. Öyle ki kuş türleri ile gen ve tür çeşitliliği açısından en büyük iki çiçek familyasından birisi olan orchidaceae türlerinde dünyada ilk, bitki türleri, kelebekler, tatlı su balıkları gibi varlık çeşitliliğinde de ikinci sırada.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yerkürede varolan 1 milyondan fazla canlı türü yok olma riskiyle karşı karşıya.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-1024x683.jpg" alt="Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma" class="wp-image-2313" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Pekin Olimpiyatlarının öncesinde bir tür simülasyon deneyimlemiştik.  Pekin’deki dünyanın önde gelen metropollerinden 10 kat daha fazla kirli olan havanın temizlenebilmesi için 2 ay önceden sanayi tesislerinin faaliyetleri gibi kirlilik yaratan unsurlar askıya alınmıştı. Covid-19 pandemi sürecinde ise adeta dünyaca durakladığımız bu süreçte, havanın, suyun nispeten arındığını,vahşi yaşamın, doğanın doğal döngüsünde adeta kendini bulduğunu, karbon salımının kayda değer şekilde azaldığını 2 ay gibi kısa bir sürede gözlemleyebildik. İmkansız dediğimiz birçok hususu mecbur olunca hızla hayata geçirdiğimizde, yani 1.6 milyar öğrenci okullarına gidemeyince, 1.5 milyarı aşkın uluslararası yolcunun senaryolar bazında yüzde 60 ila yüzde 80’i sistemden çekilince, 2.3 milyar çalışan işyerlerine gitmez, araçlar kullanılmaz olunca, adeta bir süre için içimize kapanınca çevremiz kendine geldi. Şüphesiz ki bu durum kalıcı değil. Çin’de tekrar bilinen döngüye geçildiğinde hızlı kazanımların yine hızlıca kaybedildiğini de gördük. Ama olağanüstü bir deneyim kazandık. Neye muktedir olduğumuzu, aynı zamanda nasıl zarar verdiğimizi de görebildik. Artık riskleri yönetmek üzere eylemde bulunmanın yanı sıra, hayalini kurabildiğimiz bir dünya ve doğa olgusu ile baş başayız. Önceliklerin, neyin önemli olduğuna dair algımızın değişimini, doğanın dengesini bozduğumuzda bizim dengemizin alt üst olabileceğini, gözümüzde büyüyen çözümler uygulandığında yaratılabilecek büyük etkiyi ve görünmez ipliklerle birbirimize ne denli bağlı olduğumuzu kavrayabildik.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Covid-19 pandemi sürecinde görünmez ipliklerle birbirimize ne denli bağlı olduğumuzu kavradık.</p></blockquote>



<p>Biyolojik hayat zincirinin ana halkalarından biriyiz. Suda, karada yaşam süren tüm canlılar doğal dengenin, bütünün ayrılmaz parçası. Genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği, ekosistem çeşitliliği sürdürülebilir bir yaşam için hayati önemde. Oysa biz bütünden çok kendi ihtiyaçlarımız, haz duygumuz, maddi hırslarımızla geleceğimizi ipotek altına aldığımıza bakmadan döngüyü de, dengeyi de bozabiliyoruz. Ticari tüketim zincirine kattığımız vahşi hayvanlardan kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar bir uyarı. Pandemi seviyesine çıkışı ilk ama son olmayacak gibi. Şansla tekrar etmezse dahi, iklim mücadelesinde yine etkisiz olursak, kutuplardaki buzulların erimesine bağlı olarak ortaya çıkacak ve evrim sürecimizde hiç karşılaşmadığımız nice organizmaya bağlı enfeksiyon riskleri sırada. Kıyı şeritlerini, orman arazilerini talan ettikçe, kontrolsüz avlandıkça, karadaki, sudaki yaşamı korumadıkça, çevreyi kirlettikçe, iklim değişikliği ile mücadele etmedikçe, plansız kentleştikçe, bilinçsiz endüstrileşmiş tarım ve hayvancılık yaptıkça, enerji kaynaklarını yenilenebilir kılmadıkça, sorumsuzca tükettikçe yaşam zincirini zayıflatıyoruz.</p>



<p>Bu zihniyet sadece insanlık dışındaki türlere ve sistemlerin bütünlüğüne yönelik değil. Kendi içimizde de nice ayırımcılık, nice adil olmayan kaynak kullanımı, hesapsız tüketim, israf ve fırsat eşitsizliği var.</p>



<p>Tıpkı doğayı, dünyayı paylaştığımız canlıları “varlığınız varlığımıza armağan olsun” diye yok ederken, toplumları birlikte inşa ettiğimiz, dini, dili, ırkı, etnik kökeni farklı insanları etiketleyip, ötekileştirerek, hatta şiddet göstererek baskılayabiliyor, ölmelerine bile kayıtsız kalabiliyoruz. Bugün ABD’de olanlara tepki gösterirken, bir an durup içimize bakmak lazım “ilk taşı masum olan atsın” hesabı. Bu kibir ve kendini bilmezlik haliyle öyle katılaşmışız ki, dinlemiyor, duymuyor, birlikte var olmak için çabalamıyor, yetinmeyi bilmiyor, en kötüsü sevip sayamıyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>ABD’de olanlara tepki gösterirken, bir an durup içimize bakmak lazım ‘ilk taşı masum olan atsın’ hesabı.</p></blockquote>



<p>Pandemi sürecine denk gelen Dünya Çevre Günü bize bir fırsat sunuyor. Dünyanın merkezinde olduğumuzu ve kontrol ettiğimizi sandığımız bir süreçte yaya kalmışken, hayata, kendimize, başkalarına, doğaya, bu düzeni bütünleyen tüm canlılara ve düzenin kendi içindeki akış ve dengesine başka bir gözle, daha çok gönülden bakma fırsatı. Sadeleşme, dayanışma ve bilim temelli hareket ederek başka bir gerçeklik yaratma fırsatı.</p>



<p>Unutmayalım bunca bedeli ve yaşananı. Boyun eğmeyelim dayatılan ve egemen anlayışa. Adil, aydınlık, sorumlulukla hareket eden bir düzen için, sürdürülebilir bir dünya, ortak ve daha güzel bir gelecek için kendimizi temize çekebiliriz.</p>



<p>Gün bu gün . </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/">Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karantina Döneminde Daha İyi İnsanlar Mı Oluyoruz Yoksa?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/karantina-doneminde-daha-iyi-insanlar-mi-oluyoruz-yoksa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Kayadeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 08:57:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sabah kalkıp bilgisayarımın başına oturduğumda nedense hayatımda ilk defa düşüncelerimi yazıya dökmek geldi içimden. Biraz buruk, biraz endişeli, ama aynı zamanda yenileniyorum hissine kapıldım güneşe uyandığım bugünde. Bilinmezlik, deneyimlenmemiş bir durum, endişeler üst üste ama bir taraftan da “bu günler geçince” sağlıkla ve sevdiklerimle daha da güzel günler geçireceğime inanıyorum. Temiz bir defterin ilk [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/karantina-doneminde-daha-iyi-insanlar-mi-oluyoruz-yoksa/">Karantina Döneminde Daha İyi İnsanlar Mı Oluyoruz Yoksa?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sabah kalkıp bilgisayarımın başına oturduğumda nedense hayatımda ilk defa düşüncelerimi yazıya dökmek geldi içimden. Biraz buruk, biraz endişeli, ama aynı zamanda yenileniyorum hissine kapıldım güneşe uyandığım bugünde. Bilinmezlik, deneyimlenmemiş bir durum, endişeler üst üste ama bir taraftan da “bu günler geçince” sağlıkla ve sevdiklerimle daha da güzel günler geçireceğime inanıyorum. Temiz bir defterin ilk sayfasına yazmaya başlayacağım bir heyecan da var içimde tuhaf bir şekilde…</p>



<p>Evet evde hapis kalmaktan ve her şeye obsesif şekilde dikkat etme zorunluluğundan sıkılıyorum. “Bez-Sabun nerede? Dezenfektanı kim kaldırdı? Aaay ona da elim mi dokundu! Siparişime virüs bulaşmış olabilir mi?” gibi deli sorular geçiyor aklımdan. Aklım, gözüm, kulağım hep tedbir almakta. Annem ile birlikte yaşıyorum ve o benim için her şeyden, kendimden de önemli. Dün odamda çalışırken, çalan kapı zili ile evde duyduğum telefon sesi kafamda birleşince, arkadaşıyla telefonda sohbet eden kadıncağızın neredeyse ağzına kolonya şişesi dayamam benim için son radde oldu. O şaşkın, ben şaşkın, o sinirleri bozuk gülüyor, ben ise biraz utandığımı hissediyorum. Felaket senaryom şuydu: Kapı çaldı, marketten siparişini alırken kağıt paraya dokundu, eş zamanlı çalan telefonu ellerini dezenfekte etmeden açtı veeee işte evimize hoş geldin Korona kardeş. Yok bu kadar da olmaz dedim içimden, abartmak da bir yere kadar. Yine de siz beni anladınız diye düşünüyorum, sevdiklerimiz için içimiz titriyor her zaman.</p>



<p><strong>İÇİMİZDEKİ İYİLİĞİ KEŞFETMEK</strong></p>



<p>Gelelim içimdeki kıpırtılara, yeniden kendimi ve etrafımı bu kapalı kutuda keşfetme durumuma… Balkondan bakıp karşı camdaki komşuya günaydın derken, galiba o kadar da gıcık bir kadın olmadığını düşünüyorum. Sokakta köpeğini gezdiren gence özeniyor ve ilerleyen günlerde eve dört ayaklı bir dost almayı planlıyorum. Daha çok paylaşmayı ve yardım etmeyi istiyor, komşuya “dışarıdan bir ihtiyacın var mı?” diye soruyor, daha fazla insan olmaya çabalıyorum. </p>



<p>Psikolog Gündüz Vassaf’ın geçenlerde izlediğim bir röportajında değindiği gibi; kaç bin yıllık Konfüçyüs ahlakı ailene ve topluma karşı bir sorumluluk duygusu veriyor sana. Aynı zamanda da şu dönemde aile, insan olarak alışık olmadığımız bir ortamın içinde bulduk kendimizi. Geleceği virüsün değil de bizim belirleyeceğimiz bir dönem var önümüzde. Daha iyi bireyler olabilme sınavı, daha iyi anne-babalık yapabilme sınavı. Birçok şeyi yeniden inşa etmek için bir kırılma noktası bu süreç.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Daha iyi bireyler olabilme sınavı, daha iyi anne-babalık yapabilme sınavı… Birçok şeyi yeniden inşa etmek için bir kırılma noktasındayız.</p></blockquote>



<p>Öncelikle bizler için zor geçen bu günlerin en kısa zamanda sağlıkla ve sevdiklerimiz için normale dönmesini dilerken, ne zaman başlayacağını tam olarak bilmediğim bir tarih için planlar yapmak, notlar almak, sevimli hedefler koymak bana iyi geldi. İçimizdeki yaratıcılığı keşfetmek, bunu yaparken belki önce sosyal medyada gördüğün güzel bir şeylerden tetiklenmek, belki de önceleri sıkıntıdan bir konuya el atmak, ama sonrasında zaman içinde kendimizi, içimizdeki cevheri keşfetmek. Sizler de naçizane bir dost tavsiyesi olarak okuyun lütfen bu satırları, olur mu?</p>



<p>Bir de bu dönemde fark ettim ki; önceki hayatımda hep bir sonraki adımı planlayarak, hep sıradaki koşturmaca ne olacak diye bekleyerek yaşıyormuşum, içinde bulunduğum ana konsantre olamıyormuşum. Hep ardı arkası kesilmeyen to-do listeleriyle yaşıyormuşum özel ya da iş hayatımı meğerse… İnsan içine döndüğünde farklı keşif fırsatları bulabiliyormuş, sakin düşünmek, konsantre olmak, içine sindirmek gibi… Umarım koşturmalı günlerimiz geri geldiğinde, bu dinginliği kendim için korumaya devam edebilirim.</p>



<p>Özetle; T.C Sağlık Bakanlığı’nın Korona Virüsü ile bana verdiği yetkiye dayanarak; iyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta hem kendim hem de çevrem için çok daha iyi bir insan olacağıma söz veriyorum.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/karantina-doneminde-daha-iyi-insanlar-mi-oluyoruz-yoksa/">Karantina Döneminde Daha İyi İnsanlar Mı Oluyoruz Yoksa?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korona Günlerinde Yol Arkadaşlığı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/korona-gunlerinde-yol-arkadasligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 14:07:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Corona Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu anda bu satırlara göz gezdiren sen! Sevgili korona günlerinde yol arkadaşım… Evet “yol arkadaşım”… Şu anda tüm insanlık olarak bu kısa ömürlerimizde ilk kez böyle bir yol arkadaşlığı hissetmedik mi? Misyonum sana hiç de akıl öğretmek değil. Sana yalnız olmadığını bil diye sesleniyorum ve bana nefes aldıran bazı uygulamaları seninle de paylaşmak istiyorum. İster [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/korona-gunlerinde-yol-arkadasligi/">Korona Günlerinde Yol Arkadaşlığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şu anda bu satırlara göz gezdiren sen! Sevgili korona günlerinde yol arkadaşım…</p>



<p>Evet “yol arkadaşım”… Şu anda tüm insanlık olarak bu kısa ömürlerimizde ilk kez böyle bir yol arkadaşlığı hissetmedik mi? Misyonum sana hiç de akıl öğretmek değil. Sana yalnız olmadığını bil diye sesleniyorum ve bana nefes aldıran bazı uygulamaları seninle de paylaşmak istiyorum. İster dene, ister deneme, ister hem dene hem de kendi deneyimlerini bana yaz… Neler yapıyorum bugünlerde bak kısaca özetleyeyim.</p>



<p>Hep birlikte endişelerimizin, geleceğe yönelik kaygılarımızın oldukça arttığı günler, malum. Görmezden mi gelelim? Yokmuş gibi mi davranalım? Gayet de var kaygım ve oldukça geriliyorum. Bu noktada psikologların bazı danışanlarına önerdiği bazı yöntemleri uygulamaya aldım. </p>



<p><strong>KAYGILARINLA RANDEVULAŞ</strong></p>



<p>Günlük ajandamda “kaygı” ile randevulaştım. O dakikalarda ne ile ilgili endişem varsa, korkuyorsam, kaygılanıyorsam hepsini düşünüyorum… Bir verimli geçiyor o zamanlar anlatamam! Birbirimizi nasıl hırpalıyorsak sevgili kaygı unsurlarımla artık, randevu bitimini iple çekip günlük programa devam ediyorum. Şahsen genelde bir gündüz bir de akşam iki kerelik randevuları yeterli buldum. Sonradan sayısı ne olur bilmiyorum ama yeterli gibi. Bence siz de 2-3’ten daha fazla randevu vermeyin “kaygı unsurlarına.” </p>



<p>Bazen o kaygı unsurları maalesef randevu saatleri dışına taşıyor. Burada da çok sevgili bir terapist dostumdan öğrendiğim yöntem devreye giriyor. “6 Dakika” yöntemi diyelim adına. Önce telefonun alarmını 6 dakikaya kuruyorum. Sonra alıyorum elime herhangi bir kağıt ve kalem. Kağıdın en tepesine yazıyorum o anki beni rahatsız eden duygu, düşünce ya da kişiyi. Bırakıyorum üzerine düşünmeyi ve hiç durmadan bırakıyorum el istediğini yazıyor. Bazen o yazıyı okuyamıyorum bile… Korku filmi gibi hayal etmeyin tabi başkası yönetmiyor kolu ama o esnada içinizi rahatsız eden şeyi rahatça ortaya dökme şansını vermiş oluyoruz kendimize. 6 dakika bitip alarm çaldıysa ama hızınızı alamayıp devam ediyorsanız da “haydi” devam diyorum size. Ta ki o el “tamamdır” diyene kadar. Benim o delirmiş andaki yazılarımı kendim bile okuyamadığım için yırtıp atıyorum kağıdı, pek saklama ihtiyacı duymuyorum. Temelde, en altlardaki rahatsızlığımı görmüş olmak yetiyor.  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>6 Dakika Yöntemi: Bir kağıda durmadan ve hiç düşünmeden yaz seni rahatsız eden duygu, düşünce ya da kişiyi.</p></blockquote>



<p>İşte bundan sonra devreye bilinç giriyor. O kağıda dökülerek ortaya çıkanlara yönelik çözümlerde ne kadar kontrol benim elimde? Kontrolümde olan alanlarla ilgili neler yapabilirim? Bazen çözüm bulamasam bile içime bastırmaktansa kağıda boşaltmış olmak kendi başına da yeterli olabiliyor. </p>



<p><strong>KENDİNLE BAŞ BAŞA KAL</strong></p>



<p>Günde yarım saat, genellikle akşamları ve mümkünse yatmadan önce. Telefonumdan, televizyondan ve herkesten uzaklaştığım yarım saat geçirmeye başladım. Beni dinlendiren, sözleriyle kafamı karıştırmayan enstrümantal bir müzik açıyorum ve kendimle baş başa kalıyorum. Meditasyon da ekleyebilirsin buna dua da. Ama beyni yoracak, düşündürecek şeyler değil kesinlikle… İstersen eline bir fincan da bitki çayı al.  </p>



<p>Eve kapalı kaldıkları için enerjilerini atamayan çocukların tatlı tatlı yakana yapışmış durumda mı? Onları yatırdıktan sonra da kendine bu zamanı ayırabilirsin. Bir de güzel sıcak bir duş ile akıtabiliyorsan günün yükünü, nasıl güzel bir dinlenme aracı… Ben özellikle yatmadan öncesi için bunu yapıyorum çünkü uykuya tüm günün bedenime ve zihnime yüklediği sıkıntılarla gitmek istemiyorum.</p>



<p>Böyle bir dinlenme seansına akşamları erişebilsem de gün içine 2-3 saat aralıklarla serpiştirilmiş 5’er dakikalık “sakinlik” molaları vermeye gayret ediyorum. Burada da bir önceki maddede yazdığım gibi temelde telefondan, bilgisayardan, diğer insanlardan biraz kendimi çekip bedenime yeterince nefes gidiyor mu, nerelerim kasılmış onları gözlemliyorum. Bu gözlem kendi başına o kadar güzel çözüyor ki bedendeki düğümleri.</p>



<p>“Tabi canım tabi… çocuklu evde nereye yapıyorsun bunları” diyenlere yanıtım şu olur, onlarla saklambaç oynayın. Saklanan mümkünse siz olun ve 3-5 dakika girdiğiniz o yerden çıkmayın. Nefes alın, gözlerinizi kapatın, sizi en mutlu eden yer neresiyse biraz orayı hayal edin.(Tabi diğer ebeveynin çocukla ilgilenebildiğini varsayıyorum burada.) </p>



<p><strong>İHMAL ETTİKLERİNE YAKLAŞ</strong></p>



<p>Birçoğumuz gibi ben de sevdiklerimle, dostlarımla görüntülü konuşmalarımı artırdım. Bir senedir randevulaşamadığım arkadaşımla 10 gün içinde daha fazla temastayım, telefon aracılığı da olsa birbirimizi daha sık görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde 65 yaş ve üstü kişilere, kronik hastalığı olanlara evden çıkma yasağı gelmişti. Gördüm ki çevremde birçok kişi etraflarında bu durumda ve yalnız olan kim var kim yok araştırmaya başlamış. Bitmiş olduğunu düşündüğümüz komşuluklar, sosyal mesafeyi koruyarak da olsa geri döndü. Birbirimizi daha korur-kollar olduk. Aslında bir yandan da yardım edebildiğimizi, işe yaradığımızı hissetmeye de ne kadar ihtiyaç duyuyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yardım edebildiğimizi, işe yaradığımızı hissetmeye ihtiyaç duyuyoruz.</p></blockquote>



<p>Tanıyanlar bilir, tanımayanlar da şu an öğreniyor. Düzenli spor hayatımda hiç olmadı. Bu konuda cidden kötü örneğimdir. Eve kapanma döneminde ise düzenli olarak bedenimi hareket ettirirken buluyorum kendimi. Benim için bu “kendiliğinden” gelen bir şey oldu… ve iyi de hissettirdiğini söylemiş olayım.  </p>



<p>Hocalarımdan birinden böyle dönemlerde özellikle hiç bilmediğim yeni bir şey öğrenmeye başlamanın önemini öğrenmiştim. Temelde beyinde nöronlar arasında yeni yolaklar oluşturmaya çalışmak, bizi kötü hissettiren şeylere daha az enerji harcamamızı sağlıyormuş. Henüz ne öğrenmeye başlasam karar veremedim. İş ve dersler derken sürekli zihni çalıştıran şeylerin içinde olduğum için bir el becerisi iyi gelebilir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yeni şeyler öğrenmeye çalışmak, kötü hissettiren şeylere daha az enerji harcamanızı sağlıyor.</p></blockquote>



<p>Şimdilik böyle sevgili yol arkadaşım. Ben sendenim, sen de benden. Onlar bizden, biz onlardan. Hep bahsedilen “bir” olma yolunda farklı bir deneyim mi acaba bu diye geliyor bazen aklıma ama o konulara girmeyeyim. Farklı bir hayatı deneyimlemenin ilk günlerinde şimdilik o kadar derine dalmıyorum. Sevdiklerimizle fiziken de kucaklaşabildiğimiz günlerin yakın olması dileğiyle!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/korona-gunlerinde-yol-arkadasligi/">Korona Günlerinde Yol Arkadaşlığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/otomobilinizi-corona-virusunden-koruyun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Terzi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 13:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salonlarımızın ofislere dönüştüğü bugünlerde hijyen konusu gündemimizin en önemli maddelerinden biri oldu. Son dönemde özellikle sosyal medyada artan farkındalıkla birlikte evde kalmanın öneminden, ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğine kadar birçok faydalı dijital içeriği tüketiyoruz. Konuyla ilgili bilincimiz o denli arttı ki dezenfektan kullanımına bağlı olarak nem dengesi altüst olmuş ellerimizin kapı kollarına uzanırken titrediğini görüyorum. Ne [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/otomobilinizi-corona-virusunden-koruyun/">Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Salonlarımızın ofislere dönüştüğü bugünlerde hijyen konusu gündemimizin en önemli maddelerinden biri oldu. Son dönemde özellikle sosyal medyada artan farkındalıkla birlikte evde kalmanın öneminden, ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğine kadar birçok faydalı dijital içeriği tüketiyoruz. Konuyla ilgili bilincimiz o denli arttı ki dezenfektan kullanımına bağlı olarak nem dengesi altüst olmuş ellerimizin kapı kollarına uzanırken titrediğini görüyorum. Ne mutlu!</p>



<p>Ne var ki hijyenle alakalı farkındalığımız artarken, otomobilin bir şekilde gözden kaçtığını gözlemliyorum. Oysa en çok dokunduğumuz özel eşyalarımızdan birisi olan otomobil pek de temiz sayılmaz. Kısa bir sürüşte bile ne kadar çok yüzeye temas ettiğimizi bir hatırlayalım: Kapı kolları, direksiyon, start butonu, vites kumandası, klima paneli, multimedya kontrolleri, dokunmatik ekran… Örnekleri çoğaltmak mümkün. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>En çok dokunduğumuz özel eşyalarımızdan birisi olan otomobiller pek temiz değil</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-1024x683.jpg" alt="Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun" class="wp-image-2205" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/125x836-corona-virus-temizlik.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dezenfektanlı ellerimizden düşmeyen akıllı telefonlarımızın ekranlarında bir santimetrekarelik alanda ölçülen bakteri miktarı ortalama 100 CFU (colony-forming units). Aynı değer ortak kullanılan tuvaletlerde 172 CFU iken otomobil direksiyonlarında ise 629 CFU. Ürkütücü veriler içinde 313 CFU’luk asansör tuşları ve 506 CFU’luk otomobil bardak tutucuları dikkat çekiyor. Hatta otomobilde yaşam süren bazı bakteri formlarının zehirlenmeye ve cilt hastalıklarına neden olabilecek kadar güçlü olduğu öne sürülüyor. Dolayısıyla otomobillerimizin COVID-19 için oldukça elverişli bir yaşam alanı olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p>Bu noktada bazılarınızın %70 oranında alkol içeren el dezenfektanıyla otomobil temizliğine kalkışmasından korkuyorum. Lütfen yapmayın çünkü bu durumda deri ve plastik yüzeylerde kalıcı hasar bırakabilirsiniz. Otomobil temizlik ürünleri üretiminde uzmanlaşmış global markaların yine bu amaçla üretilmiş dezenfektanları kabindeki bakterilerin %99’unu öldürmek için yeterli olacaktır. Bir çift eldiven ile bir mikrofiber bez ise ihtiyaç listenizin diğer kalemleri. Şahsi tercihimi soracak olursanız, kokusunu çok beğendiğim için, BMW’nin ürettiği ve yetkili servislerinde satışa sunduğu iç mekan temizleyiciyi kullandığımı paylaşayım. Hatta aynı ürünü kumaş kanepelerin temizliği için suyla seyrelterek de kullanabilirsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Eldiven, mikrofiber bez ve özel dezenfektan bakterilerin %99’unu öldürüyor.</p></blockquote>



<p>Peki otomobilimizi nasıl temizleyeceğiz? Konu kabinin bakterilerden arındırılması olduğunda söylenebilecek en önemli şey yüzeylerin üzerinden birkaç kez geçmek gerektiği. Temizlik ürününü ılık suyla nemlendirilmiş beze spreyledikten sonra sürüş sırasında kullandığınız her noktanın üzerinden birkaç kez geçmeniz yeterli olacaktır. Bunun için daha fazla zaman ayırmak isterseniz işlemi kabinin tüm yüzeylerine uygulayabilirsiniz. </p>



<p>Bakterilerden arındırılmış otomobilinizle güvenli ve sağlıklı sürüşler dilerim. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/otomobilinizi-corona-virusunden-koruyun/">Otomobilinizi Corona Virüsü’nden Koruyun</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coronavirüs Günlükleri: Başarılı Bir Evden Çalışma Düzeni İçin İpuçları</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/coronavirus-gunlukleri-basarili-bir-evden-calisma-duzeni-icin-ipuclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sedef Işıldak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2020 13:21:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda işimizin geleceğini değerlendirdiğimiz tüm platformlarda, küresel ekonomik gelişmelerin ve teknolojinin iş hayatına etkilerinin yeni bir çalışma düzenine geçişi gerektirdiğini konuşur olmuştuk. Maalesef dünya genelinde corona virüs vakalarının hızla artması hazırlığa fırsat vermeden birçok şirketin evden çalışmayı hemen gündeme almasını gerektirdi. Uzaktan/evden çalışma Türkiye’deki birçok şirket için henüz yaygınlaşmamış bir uygulama. Şirketler kadar biz [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/coronavirus-gunlukleri-basarili-bir-evden-calisma-duzeni-icin-ipuclari/">Coronavirüs Günlükleri: Başarılı Bir Evden Çalışma Düzeni İçin İpuçları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda işimizin geleceğini değerlendirdiğimiz tüm platformlarda, küresel ekonomik gelişmelerin ve teknolojinin iş hayatına etkilerinin yeni bir çalışma düzenine geçişi gerektirdiğini konuşur olmuştuk. Maalesef dünya genelinde corona virüs vakalarının hızla artması hazırlığa fırsat vermeden birçok şirketin evden çalışmayı hemen gündeme almasını gerektirdi. </p>



<p>Uzaktan/evden çalışma Türkiye’deki birçok şirket için henüz yaygınlaşmamış bir uygulama. Şirketler kadar biz çalışanların da ne kadar bu yeni düzene hazır olduğumuz tartışılır. Geçtiğimiz iki yıl boyunca özel bir sebeple her ayın yarısını başka bir ülkeden ve evden çalışarak bu konuda biraz deneyim kazandığımı söyleyebilirim. Bu yazıda evden çalışma düzenine yeni geçenlere yardımcı olabilecek birkaç öneri paylaşmak istiyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/iStock-1151920695-1024x683.jpg" alt="Coronavirüs Günlükleri: Başarılı Bir Evden Çalışma Düzeni İçin İpuçları" class="wp-image-2185" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/iStock-1151920695-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/iStock-1151920695-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/iStock-1151920695-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/03/iStock-1151920695.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>1.Çalışmak için evde size özel bir alan yaratın.</strong></p>



<p>Bunun için özel bir odanız olmasına gerek yok ama çalışmanız için özel olarak düzenlenmiş bir masa çok faydalı olacaktır. Masanızın konumunu belirlerken evin sakin ve dikkatinizi dağıtmayacak bir bölümünde olmasına önem verin. Masanızda işiniz için gerekli tüm araçları organize edin, başka konulara ait ve dikkatinizi o yöne çekebilecek eşyaları bulundurmayın. Yataktan ya da TV’nin karşısındaki rahat koltukta çalışmayı düşünmeyin bile.</p>



<p><strong>2.Teknoloji meraklısı olun.</strong></p>



<p>Teknik ihtiyaçlarınızı eksiksiz karşılayan bir ortamınız olduğundan emin olun. Teknik konulardan pek anlamam diyorsanız, öğrenmenin tam zamanı. Evdeki internet hızından online iletişim platformlarına kadar birçok teknik konudan anlamanız ve basit problemlerinize çözüm üretebilmeniz önemli. Örneğin wi-fi masanızın konumuna göre evin uzak bir köşesindeyse bağlantı hızı yavaşlayabiliyor. Evinizin bazı köşelerinde telefonunuz iyi çekmiyorsa telekonferansınız yarıda kesilebilir. </p>



<p>Toplantılarınızı online gerçekleştirebileceğiniz birçok farklı alternatif var. Microsoft Teams, Zoom, Webex, Cisco gibi hem video toplantı yapabileceğiniz hem de ekranınızı/sunumunuzu yansıtabileceğiniz platformların nasıl çalıştığını daha iyi anlamaya çalışın. Kullanım kılavuzlarını dikkatlice inceleyip, daha önce bu araçları deneyimleyen arkadaşlarınızdan destek isteyebilirsiniz. Şirketinizin öncelikli tercih ettiği bir platform varsa Bilgi Teknolojileri ekibinizden bunu öğrenin, gerekiyorsa kurulum ve ayarlar için destek isteyin.</p>



<p>Ayrıca, bu platformlar üzerinden karşı tarafla yapacağınız ilk toplantıların öncesinde mutlaka 5 dakikalık bir deneme görüşmesi yapın, bazen şirketlerin farklı güvenlik ayarları sebebiyle aksilikler çıkabiliyor.</p>



<p><strong>3.Dikkat dağıtıcılara karşı hazırlıklı olun.</strong></p>



<p>Evdeyken dikkatinizi dağıtabilecek birçok şey olabilir; yapılmayı bekleyen ev işleri, açık bir TV, sosyal medya mesajları, evde kalan diğer bireylerin sizden beklentileri vb. Sosyal medya bildirimlerinizi çalıştığınız süre boyunca sessize alın, molalarınızda son gelişmeleri takip edebilirsiniz. Evde bir ses olsun istiyorsanız odaklanmayı desteklemek üzere hazırlanmış çalma listelerine Youtube ya da Spotify’dan kolaylıkla ulaşabilirsiniz.</p>



<p>Evde sizinle birlikte olan diğer aile fertlerine çalışma saatlerinizle ve önemli toplantılarınızla ilgili önceden bilgilendirme yapın ki verimliliğinizi olumsuz yönde etkilemesin. Evde küçük bir çocuğunuz varsa bu noktada biraz zorlanabilirsiniz. Benim çocuğum olmadığı için böyle bir deneyimim olmadı ama çocuklu arkadaşlarımdan gelen denenmiş ve faydası teyit edilmiş bir yöntem önerisini sizlerle paylaşmak istiyorum. Çalışma odanızın kapısına çalışma ve mola zamanını ifade eden birer resim yapıştırın. Çalışma zamanı bilgisayar başında çalışan bir anne/baba resmi, mola zamanı da anne/baba ve çocuğun birlikte oyun oynadığı bir resim güzel olabilir. Öncelikle işe gider gibi çalışma odanıza girip kapınızı kapatın ve kapıdaki resim çalışma zamanını ifade etsin. Öğle arasında ya da mola verdiğiniz zamanlarda da resmi değiştirerek çocuğunuzla ilgileneceğiniz zamanın geldiğini hissettirebilirsiniz. Bu yöntemde çalışma odanızdan çok sık çıkmamanız öneriliyor. İşe gittiğiniz ve işten geldiğiniz zamanlar gibi çalışma saatlerinizin de iyi anlaşılması için kısa molalarınızı odadan çıkmadan vermeniz en iyisi olacaktır. Bunun için su, çay, kahve gibi ihtiyaçlarınız için önceden hazırlık yapmayı unutmayın.</p>



<p><strong>4.Çalışma saatlerinizi ve gününüzü önceden planlayın.</strong></p>



<p>Ofise gittiğiniz günlerde olduğu gibi çalışmaya başlayacağınız, mola vereceğiniz ve günü bitireceğiniz saatler planlı olsun. Bir gün önceden mutlaka programınızı gözden geçirip ertesi günün yapılacaklar listesini oluşturun. Her gün sonunda planlarınızın ne kadar gerçekleştiğini, varsa planınızı aksatan neler olduğunu değerlendirin ve bir sonraki gün için daha hazırlıklı olun. Planlı ve disiplinli olmak verimlilik için çok önemli. </p>



<p>Hazırlık yapmak deyince aklınıza sadece işi planlamak gelmesin. Örneğin bir toplantı sebebiyle öğle arasını kısa tutmanız gerekecekse öğle yemeği hazırlığınızı bir akşam önceden yapın. Ya da sabah erkenden katılmanız gereken bir video konferans varsa daha erken kalkıp kahvaltı yapmak ve kendinize çeki düzen vermek için zaman ayırın.</p>



<p><strong>5.E-postalarınızı yanıtlayacağınız ve odaklanarak çalışacağınız zamanları birbirinden ayırın.</strong></p>



<p>Evden çalışmaya ilk başladığım dönemlerde kendimi sürekli e-posta kutumu kontrol ederken buluyordum. Ofis ortamından uzakta olunca bir şeyleri kaçırma hissi baskın gelebiliyor. Ancak bu kez de odaklanarak yapmanız gereken işlerde sürekli bölünerek verimsizleşebilirsiniz. Bunu engellemek için odaklanmanız gereken zamanları belirleyip bu süre zarfında herhangi bir bildirim de almamak için e-posta kutunuzu kapatabilirsiniz. Unutmayın önemli bir konu olduğunda iş arkadaşlarınız size her zaman telefon edebilirler.</p>



<p><strong>6.Mola vermeyi unutmayın.</strong></p>



<p>Araştırmalar bir insanın aralıksız konsantre olabilme süresini yaklaşık 25-30 dakika olduğunu söylüyor. Sonrasında dikkat dağılmaya başlıyor ve yavaşlıyoruz. Bu sebeple verimli çalışabilmek için düzenli 5-10 dakikalık molalar vermek ve molalar esnasında işten tamamen uzaklaşmak önemli. Bu sürede kendinize bir çay veya kahve yapabilir, evin içinde hareket edip çalıştığınız ortamdan biraz uzaklaşabilirsiniz.</p>



<p>Aynı zamanda, evde çalışırken iş ve özel yaşam arasındaki çizgi kolaylıkla karışabiliyor. Ofiste çalışırken günün bitiminde ofisten fiziksel olarak da ayrıldığımız için zihnimizi iş dışındaki konulara odaklamak daha kolay olabiliyor. Evdeyken işle ilgili konuları günün sonunda geride bırakabilmek için kapısını kapatıp uzaklaşabileceğiniz bir çalışma odanız olması bunaltıcı olmayan bir çalışma düzeni için iyi olabilir. Çalışma masası evdeki ortak alanları kullanmak zorundaysanız da günü bitirirken iş için kullandığınız tüm araç gereci toplayarak kaldırabilirsiniz.</p>



<p><strong>7.Sürekli atıştırma isteğinize hâkim olun.</strong></p>



<p>Evdeyken kendinizi sık sık buzdolabını açmış bakarken bulabilirsiniz. Sağlıklı kalmak ve kilo almamak için yediklerinize dikkat edin. Bol bol su için.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/coronavirus-gunlukleri-basarili-bir-evden-calisma-duzeni-icin-ipuclari/">Coronavirüs Günlükleri: Başarılı Bir Evden Çalışma Düzeni İçin İpuçları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corona Virüs Bizlere Ne Öğretebilir?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/corona-virusu-bizlere-ne-ogretebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Alaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2020 15:31:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Corona Virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ben de hepimiz gibi corona virüs konusundaki haberleri endişeyle takip ediyorum. Kendimde ve çevremde olabildiğince önlem almaya çalışıyorum. Corona virüsü, uzun yıllar sonra bile hepimizin hatırlayacağı dünya çapında bir salgın. Kişisel seviyede, dünyamıza ve çalışma biçimimize muazzam etkileri olacak. Ben de amatör bir gözlemci olarak, bu süreçte okuduklarımdan ve takip ettiklerimden çıkardığım dersleri listeledim. Bu [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/corona-virusu-bizlere-ne-ogretebilir/">Corona Virüs Bizlere Ne Öğretebilir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ben de hepimiz gibi corona virüs konusundaki haberleri endişeyle takip ediyorum. Kendimde ve çevremde olabildiğince önlem almaya çalışıyorum.</p>



<p>Corona virüsü, uzun yıllar sonra bile hepimizin hatırlayacağı dünya çapında bir salgın. Kişisel seviyede, dünyamıza ve çalışma biçimimize muazzam etkileri olacak. Ben de amatör bir gözlemci olarak, bu süreçte okuduklarımdan ve takip ettiklerimden çıkardığım dersleri listeledim. Bu listeyi tıbbi öneriler olarak düşünmeyin. İyi yaşamak, yarını hazırlamak ve çevreyi anlamaya çalışan meraklı bir gözün bu salgından kendine çıkardığı mesajlar diye okuyun.</p>



<p><strong>1.Gerçek bilginin peşinde koş</strong></p>



<p>“Corona virüsü nedir? Nasıl yayılır? Hangi ortamlarda yayılır? Belirtileri nelerdir?” Kulaktan dolma pek çok bilgi, pek çok komplo senaryosu etrafımızda dolaşıyor. Yalan yanlış bilgiler, sahte haberler de bir salgın gibi yayılıyor. Yüzeysel olmayan gerçek bilgiler ise belirsizliği azaltıyor. Güvenilir ve gerçek kaynaklardan kapsamlı bilgi edinmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha idrak ediyorum. </p>



<p><strong>2. Her şeyin başı sağlık!</strong></p>



<p>Sağlık varsa her şeyimiz var; verimlilik, öğrenmek, yapmak istediklerimizi yapabilmek… Uyku, beslenme ve spor iyi yaşamak için sürekli hayatımızda olmalı. Bununla beraber, bağışıklık sistemimiz dış bağışıklık organlarımızdan (burnumuzdan, derimizden) değil, onun öncesindeki, koruyucu alışkanlıklardan başlıyor. Sık sık ellerimizi yıkamak, bir yere dokunurken serçe parmağını kullanmak, öksürdüğünde kolunu kullanmak, ellerinle yüzüne dokunmayı minimize etmek gibi koruyucu alışkanlıkları hayatına kat. </p>



<p>Ayrıca “önlem almak” ile “tepki vermek” arasındaki farkı anlamak gerekiyor. Geleneksel şekilde, bir olay olur, ondan sonra değerlendirir ve tepki veririz. Ama, esas önemli olan “önlem almak”, olay olmadan önlemini almak, olabildiğince geciktirmektir. Koruyucu alışkanlıklar da bizim önlemimizi oluyor.</p>



<p><strong>3. Yanımızdaki kadar güçlüyüz</strong></p>



<p>Çevrene destek olmak, kendine destek olmaktır. Kendimizi korumak, birbirimizi korumakla mümkündür. Ben başımın çaresine bakarım demek mümkün değil. Sağlıklı olmak veya korunmak kişisel seviyede yeterli değil. Aile seviyesinde, apartman, semt, şehir, kurum ve ülke seviyesinde bir mücadelenin, kocaman bir ağın parçasısın. </p>



<p><strong>4. Dünya bir bütün</strong></p>



<p>Bağlantılar dünyasında yaşıyoruz. Dünyanın öte yanındaki bir salgına bizden uzak diye duyarsız kalamayız. Aynı ağacın farklı dallarıyız. Kelebek etkisi ve kaos teorisini aklınıza getirin. Hiç beklenmeyen bir olayın ufak detaylar sebebiyle, öngörülemez sonuçlar oluşturmasına kelebek etkisi deniyor. Matematikçi ve meterolog Edward N. Lorenz’in meşhur örneğine değinecek olursak, Amazon Ormanları&#8217;nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir. Bu durum yaratılan bir kaosun büyüyerek artmasını ifade eder.</p>



<p>Corona virüs’ün tüm dünyaya sıçraması, insanlığın corona ile imtihanı bunun büyük bir kanıtı diye düşünüyorum.</p>



<p><strong>5. Sağlıklı süreçler tasarlamak</strong></p>



<p>Bir yaptığımız işler var, bir de bunları sağlıklı şekilde gerçekleştirmenin yolları. Mesela masabaşında toplantı yapmak yerine yürüyerek toplantı yapabiliriz. Hijyenin ötesinde her sürecin ve her işin içerisine sağlık katılabilir. Çalışma hayatının insan doğasına, insanın biyolojik ritimlerine uyumlu bir şekilde tasarlanması gerektiğine inanıyorum. Stresten olabildiğince uzak kalmak için meditasyon, nefes ve hareket etmenin yanı sıra çalışanın iş yaşam dengesini gözeten esnek çalışma modelleri günlük iş yaşamının bir parçası haline getirilebilir. Sağlıklı zihin ve sağlıklı bir beden, iyi yaşamın ön koşulu. Elbette sağlıklı bir iş hayatının ön koşulu ise bireylerin sağlığı.</p>



<p><strong>6. Kurumları hazırlamak</strong></p>



<p>Corona virüs, Amerika’da yaygınlaşmadan Nasa tüm çalışanlarını evden çalışmaya yöneltmiş. Böylece sıradışı durumlarda herkes uzaktan çalışması gerektiğinde iş sürecinin ilerlemesi için antrenman yapılmış. Video üzerinden iletişime ve hizmet vermeye kişisel ve kurumsal olarak hazır olmalı. Bu basitçe Skype kurmak değildir. Işık, ses filtreleme aparatlarına sahip olmak ve belki video iletişimin kurallarını, psikolojisini bilmek gibi noktalar da dahildir.</p>



<p><strong>7. Logaritmik sayılar ve network etkisi</strong></p>



<p>Virüsler, logaritmik büyüme eğilimindedir. Logaritmik büyümeyi ve logaritmik rakamları lineer kafayla anlamak çok zordur. Logaritmik sayıları, büyüme hızlarını, logaritmik büyümenin doğasını tekrar çalış. Salgının tüm dünyaya nasıl bu kadar hızlı yayıldığını ancak bu şekilde anlayabilirsin.&nbsp; Logaritmik dünyada rakamları daha farklı yorumlamak gerekiyor. Bugün bir kişiyi corona virüsünden korumak, bir ay içinde yüzlerce kişinin corona’dan korunmasını sağlayabilir. O yüzden erken kazanımları, küçük rakamları bu yönüyle yorumlamak gerekir.</p>



<p><strong>8. Yargılama, empati kur</strong></p>



<p>Uzaktan, corona virüsünü yakınen yaşayan birisinin duygularını, başka ülkelerdeki kültürleri veya kaynak kısıtlarını bilmen mümkün değil. Kimseyi yargılama, anlamaya çalış, empati kur.</p>



<p><strong>9. Yok saymanın bedeli ağır. Gerçek ile yüzleş.</strong></p>



<p>Çin’de ve İran’da corona ilk başta ekonomi veya siyasi nedenlerle yok sayıldı. Logaritmik olayları gizleyemezsiniz, gizlemenin ve ertelemenin bedelini katbekat ödüyorsunuz. </p>



<p>Yangın varken, tüm enerjiyi yangını söndürmeye vermek efektif değildir. Yangını anlamak, söndürme yöntemleri geliştirmek, komşuları bilgilendirmek ve insanları uzak tutmak önemlidir. Yangın devam ederken, tüm dünyada aşı çalışmaları ve araştırmalar devam etti.</p>



<p><strong>10. Tecrübelerden ders çıkar</strong></p>



<p>Tüm dünyada mücadele sırasında iyi, yenilikçi, ders verici durumlar yaşanıyor. Bu bilgilerin ve deneyimlerin peşinde olmak, mücadele zekasını geliştirmek önemlidir.</p>



<p><br></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/corona-virusu-bizlere-ne-ogretebilir/">Corona Virüs Bizlere Ne Öğretebilir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoganın İyileştirici Gücü</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yoganin-iyilestirici-gucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 07:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gergin, stresli, aceleci, sürekli meşgul bir zihin&#8230; Hayatımız o denli otomatik pilotta ki ne okuduğumuzu algılamaya ne yediğimizi tatmaya, ne duygularımızın farkına varmaya ne de etrafımızdaki güzelliklere minnet duymaya dikkatimizi vermiyoruz. Yaşıyoruz ama gerçekten yaşıyor muyuz?&#160; Hareketsizlikten hantallaşmış, bilgisayar başında kamburlaşmış, öfkeli, huysuz ve huzursuz insanlarla dolu ofisler. Oysaki hareketten doğar enerji, koşmak gerekir sevdiklerimize, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yoganin-iyilestirici-gucu/">Yoganın İyileştirici Gücü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gergin, stresli, aceleci, sürekli meşgul bir zihin&#8230; Hayatımız o denli otomatik pilotta ki ne okuduğumuzu algılamaya ne yediğimizi tatmaya, ne duygularımızın farkına varmaya ne de etrafımızdaki güzelliklere minnet duymaya dikkatimizi vermiyoruz. Yaşıyoruz ama gerçekten yaşıyor muyuz?&nbsp;</p>



<p>Hareketsizlikten hantallaşmış, bilgisayar başında kamburlaşmış, öfkeli, huysuz ve huzursuz insanlarla dolu ofisler. Oysaki hareketten doğar enerji, koşmak gerekir sevdiklerimize, sevinçten zıp zıp zıplamak, dolu dolu nefes almak, terlerken içimizde biriken toksik enerjiyi atmak, düştükten sonra kalkmayı öğrenmek, kalbin hızlı hızlı atması, nabzın yükselmesi, yorulup bitkin düştükten sonra bir oh demek gerekir harbiden yaşadığını hissetmek için.</p>



<p>Borusan’da <a href="https://www.borusanspor.com" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Borusan’da spor kulübünün #hareketegeç çağrıları yaptığı bir sırada yolumuz Gül’ün hikayesi ile kesişti. Borusan Mannesman’ın insan kaynaklarında çalışan Gül de boyun ağrılarıyla mücadele ettiği bir dönemde yoga ile tanıştı. Yoganın onun hayatındaki etkisini video’da anlattı. (opens in a new tab)">spor kulübünün</a> #hareketegeç çağrıları yaptığı bir sırada yolumuz Gül’ün hikayesi ile kesişti. Borusan Mannesman’ın insan kaynaklarında çalışan Gül de boyun ağrılarıyla mücadele ettiği bir dönemde yoga ile tanıştı. Yoganın onun hayatındaki etkisini video’da anlattı.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yoganin-iyilestirici-gucu/">Yoganın İyileştirici Gücü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Yücebıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 23:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. Geçen hafta ikinci kez katıldığım BrandMinds, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/">21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/zfGkA8" target="_blank">Robert Cialdini</a>, <a href="https://g.co/kgs/8rcBrq" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)">Guy Kawasaki</a>, <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Bükreş’te Sovyet döneminden kalma dev bir konser salonu. 35 ülkeden gelen 4 bini aşkın iş insanının doldurduğu salonda ne bir çıt ne de ekran ışığı var. Herkes pür dikkat sahneyi gözlüyor. Birazdan dünyanın en iyi konuşmacıları, aralarında Robert Cialdini, Guy Kawasaki, Yuval Noah Harari’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var. (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/fAmGft" target="_blank">Yuval Noah Harari</a>’nin bulunduğu bir yıldızlar geçidi var.</p>



<p>Geçen hafta ikinci kez katıldığım <a href="https://brandminds.ro/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen hafta ikinci kez katıldığım BrandMinds, beş yıldır Avrupa’nın en iyi liderlik konferansını gerçekleştiriyor.&nbsp; (opens in a new tab)">BrandMinds</a>, beş yıldır Avrupa’nın en iyi liderlik konferansını gerçekleştiriyor.&nbsp;</p>



<p>Geçen yıl <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/dZowpp" target="_blank">Robin Sharma</a>, <a href="https://g.co/kgs/8bbWy8" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)">Helen Fisher</a> ve <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Geçen yıl Robin Sharma, Helen Fisher ve Seth Godin’i dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp; (opens in a new tab)" href="https://g.co/kgs/DhcYgt" target="_blank">Seth Godin’i</a> dinleme fırsatı bulmuştum. Bu yılın konuşmacıları en az geçen yılki kadar heyecan verici.&nbsp;</p>



<p>Yıldız konuşmacıları farklı yapan, karmaşık konuları sadeleştirmekteki ustalıkları.&nbsp;</p>



<p>Konuşma içerikleri herkese hitap ediyor. İster iş dünyasına yeni girmiş bir profesyonel ister deneyimli bir CEO olsun, herkesin anlayıp ilham alacağı sadelikte konuşmalar. Zaten Guy Kawasaki, konuşmasında iyi sunumun formülünü de verdi: 20 dakika uzunlukta, mutlaka siyah fon kullanılmış 10 slayt.&nbsp;</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>NASIL DAHA ÇOK İNSAN OLUNUR?</h2>



<p>BrandMinds 2019’da şu soruya yanıt arandı.</p>



<p>Bilim ve teknolojinin üssel ve kontrolsüz bir hızla ilerlediği, belirsiz bir geleceğin içine çekildiğimiz, değişimin sınırlarımızı zorladığı 21’inci yüzyılda nasıl hayatta kalacak, nasıl daha iyi bir yarın yaratacağız?&nbsp;</p>



<p>Ortak yanıt şu;<br>“Daha çok insan olarak.”</p>



<p>Nasıl mı?</p>



<h2>ETKİ GÜCÜNÜ ARTIRMAK</h2>



<p>Önce dünyanın en çok satılan iş kitaplarından <a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/iknanin-psikolojisi/32697.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Önce dünyanın en çok satılan iş kitaplarından İknanın Psikolojisi kitabının yazarı Roberto Cialdini’ye kulak verelim.&nbsp; (opens in a new tab)">İknanın Psikolojisi</a> kitabının yazarı Roberto Cialdini’ye kulak verelim.&nbsp;</p>



<p>Cialdini, “dikkat dağınıklığı” çağında liderlerin insanların dikkatini çekebilmek için etki güçlerini artırmak zorunda olduklarına işaret etti. Bunun için şu tüyoları verdi: “Karşılıksız verme kültürünü harekete geçirin. İnsanlara ne kazanacağını değil, ne kaçıracağını söyleyin. Otoriteniz, bilgiye, uzmanlığa, güvenilirliğe dayansın. İnsanları takdir edin, onları sahiden önemseyin ve bunu hissettirin. Ve ölümüne tutarlı olun.”</p>



<p>Cialdini’ye göre, insanların tek özlemi “anlaşılmak.”&nbsp; Davranışların ardındaki duyguyu anlayarak size karşı olanları bile müttefikiniz haline getirmeniz işten bile değil.</p>



<h2>YARATICILIĞI ÖZGÜR BIRAKMAK</h2>



<p>21’inci yüzyılın en önemli yetkinliği yaratıcılık. Yaratıcılığın önündeki en önemli engel ise insanın bizzat kendisi. Yaratıcılık koçu <a href="https://denisejacobs.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="21’inci yüzyılın en önemli yetkinliği yaratıcılık. Yaratıcılığın önündeki en önemli engel ise insanın bizzat kendisi. Yaratıcılık koçu Denise Jacobs, her insanda bulunan yaratıcı gücü özgür bırakmak için zihnimizdeki engelleyici düşünceleri, acımasız sesleri ve eleştirel konuşmaları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyledi. (opens in a new tab)">Denise Jacobs</a>, her insanda bulunan yaratıcı gücü özgür bırakmak için zihnimizdeki engelleyici düşünceleri, acımasız sesleri ve eleştirel konuşmaları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyledi.</p>



<p>Farkındalık ve odaklanma pratikleri bunun için en sık yararlanacağımız araçlar.</p>



<p>Columbia profesörü <a rel="noreferrer noopener" aria-label="Columbia profesörü Hitendra Wadhwa, insan potansiyelini “yaptıkların ve yapabileceklerin arasındaki fark” olarak tarifledi ve ekledi: Bu fark, dünyanın tüm sorunlarını çözmeye yeter! (opens in a new tab)" href="https://twitter.com/hitendraw" target="_blank">Hitendra Wadhwa</a>, insan potansiyelini “yaptıkların ve yapabileceklerin arasındaki fark” olarak tarifledi ve ekledi: Bu fark, dünyanın tüm sorunlarını çözmeye yeter!</p>



<h2>ÖZÜNDEN BESLENEN LİDERLİK</h2>



<p>Liderlerin özgün ve “özünden beslenen” bir liderlik modeli geliştirmeleri gerektiğini anlatan Wadhwa, bunun için 5 aşamalı bir yol tarif etti.&nbsp;</p>



<p>1-&nbsp;Amacını bul! Çünkü en büyük liderler, kendini arayan insanlardan çıkar. Amacınızı bulmak için işe kendinize zor soruları sormakla başlayın.&nbsp;</p>



<p>2- Bilgeliğini geliştir! Bilgelik duygu, düşünce ve inançları uyum içinde yönetebilme becerisidir ve geliştirilebilir.</p>



<p>3-&nbsp;Sev ve bağlantı kur! Başkalarının acısıyla acı çekin, neşesiyle neşe bulun.</p>



<p>4-&nbsp;Gelişim odaklı ol! Zorlukları ve tehditleri bir gelişme fırsatı olarak kabul edin.</p>



<p>5-&nbsp;Kendini gerçekleştir! Kendi saf özünden gelen güçle hareket edin, hakikatinizi bulun ve insanlara bunu hissettirin.</p>



<h2>İŞİNİ YENİDEN TANIMLA</h2>



<p>Steve Jobs’un beyin takımında yıllarca çalışmış Guy Kawasaki, iş liderlerine yenilikçilik yönünde çok değerli tavsiyeler verdi. Geleceğin dünyasında ayakta kalabilmek için “eşsiz ve değerli” olmanın önemine değinen Kawasaki, bunun için hata yapmaktan korkmamak gerektiğine ve herkesin beğenisini kazanmaya çalışmanın gereksiz olduğundan bahsetti. Her liderin işini insanlığa yarattığı fayda üzerinden yeniden tanımlaması gerektiğini söyledi.&nbsp;</p>



<p>Yuval Noah Harari’nin, teknolojinin insanın zihni ve bedeni üzerinde büyük değişiklikler yapmasına imkan verecek bir çağa girdiğimizi vurguladı. Harari, insanın gelecekte organik ve biyonik olmak üzere iki beyni olabileceğine işaret ederek “Duyguları bir kenara bırakan biyonik beyin büyük veri ve algoritmayla çalışacak ve en rasyonel kararı alacak. Zamanla eski moda beynimizi tamamen devre dışı da bırakabiliriz” dedi.&nbsp;</p>



<p>Harari, yapay zeka geliştirmeye harcanan kaynakların, insan zihnini geliştirmeye de harcanması gerektiğini söyledi.</p>



<p>Brand Minds Konferansı’nda dinlediklerim bana, geleceğe hazır olmanın yolunun insanın kendisini tanımaktan geçtiğini anlatıyor. Kendini keşfetmek, tüm dinlerin ve öğretilerin de işaret ettiği gibi insanın asli vazifesi. Keşfettiği kendini, kendi haline bırakmayı geliştirmek ve potansiyelini en üst seviyeye çıkarmaksa bugünün dünyasında hayatta kalmanın sırrı.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/21-yuzyilda-hayatta-kalmanin-sirri/">21. Yüzyılda Hayatta Kalmanın Sırrı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
