<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Film &amp; Sinema &amp; Müzik konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/film-sinema-muzik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/film-sinema-muzik/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:10:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Film &amp; Sinema &amp; Müzik konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/film-sinema-muzik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Perde Arkası Odisyonlar</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/perde-arkasi-odisyonlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dorsay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 04:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4623</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerika’da ırk ayrımcılığının orkestralardaki yansımalarından son derece rahatsız olan bir grup müzisyen bu duruma bir çözüm bulmaya çalışarak şöyle bir öneri sunar: “Ya odisyonlara kimin katılacağını bilmek mümkün olmasaydı?” Odisyonlarda ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmasını ortadan kaldırmak amacıyla ilk olarak 1970’lerde Amerika’da önerilen ve uygulanan bu yöntem, odisyona katılan adayların yalnızca yetenekleriyle değerlendirilmelerine fırsat tanımış [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/perde-arkasi-odisyonlar/">Perde Arkası Odisyonlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Amerika’da ırk ayrımcılığının orkestralardaki yansımalarından son derece rahatsız olan bir grup müzisyen bu duruma bir çözüm bulmaya çalışarak şöyle bir öneri sunar: “Ya odisyonlara kimin katılacağını bilmek mümkün olmasaydı?” Odisyonlarda ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmasını ortadan kaldırmak amacıyla ilk olarak 1970’lerde Amerika’da önerilen ve uygulanan bu yöntem, odisyona katılan adayların yalnızca yetenekleriyle değerlendirilmelerine fırsat tanımış olur.</p>



<p><strong>Borusan Sanat ve Perde Arkası Odisyonlar</strong>*</p>



<p>Bizler Borusan Sanat olarak 2011 senesinde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası özelinde yaylı çalgılara yönelik odisyon gerçekleştireceğimizi duyurmuştuk. Bir orkestra odisyonu benim için de yeni bir deneyim olacaktı. O dönemki sanat direktörü ve daimi şefimiz Sascha Goetzel, Avrupa’da ve dünyada seçkin orkestralar tarafından uygulanan perde arkası odisyonu <em>(blind auditions) </em>yapacağımızı söylediğinde bunun ne demek olduğunu bilmiyordum. Bu yöntem için bizler de hazırlıklarımızı yapmaya başladık. &nbsp;</p>



<p>Öncelikle odisyon alanındaki zemin, halıyla kaplandı. Bunun sebebi, topuklu ayakkabı sesi gibi cinsiyet belli edebilecek unsurları ortadan kaldırabilmek. Bugün kimi odisyonlarda topuklu ayakkabı giymeme şartı dahi koşulmaktadır. Halıyla kaplanan bu alanı büyük, siyah bir perdeyle ikiye böldük. Perdenin bir tarafına jüri için masa ve sandalyeler, diğer tarafına ise nota sehpası ve çalgı türüne göre viyolonsel için sandalye, kontrbas için bas taburesi yerleştirdik. Keman ve viyola çalan müzisyenler çoğunlukla ayakta çalmayı tercih ediyorlardı. Adaylar odisyon alanına geldiklerinde bir çanaktan rastgele rumuz veya numara, diğer çanaktan ise sıra numarası çekiyorlar. Bu sayede cinsiyet, isim veya yaş vb. bilgiler jüri tarafından anlaşılmadığı gibi adaylar, sıralarını da kendileri belirlemiş oluyor. Şeffaflığa ve adil bir seçime izin veren bu yöntemle sıra numaralarının önceden belirlenmediğini adaylar da böylelikle görebiliyor.</p>



<p>Adaylar, perde arkasında oturan jüriden gelen direktifler doğrultusunda sadece istenilen eserleri çalıyor ve konuşmadan yerlerine geçiyor. Irk, cinsiyet ve yaşa yönelik ayrımları ortadan kaldırabilmek adına katılımcıların hiçbir şekilde konuşmaması, hatta çalgılarının akortlarını bile jüri karşısına çıkmadan evvel yapmaları isteniyor. İki ya da üç tur eleme usulü ile devam eden bu odisyonlarda, orkestraya ya da orkestranın yedek listesine katılmaya hak kazanan kişiler belirlendikten sonra, yani sürecin son aşamasında perde kalkıyor ve adaylar jüri ile tanışıyor.</p>



<p>Perde arkasında çalmak, katılımcıların sakinleşmesine belki bir nebze yardımcı oluyordur. Çünkü heyecana dönük ifadeler, insanların yüzünden ve hareketlerinden mutlaka belli oluyor. Öte yandan jüride kimlerin olduğunu ve onların yüzlerindeki anlık tepkileri görmemek, müzisyenlerin daha rahat olmalarına da olanak sağlıyor.</p>



<p>Perde arkası odisyonlarda eseri kimin çaldığı değil, nasıl çaldığı önem kazanmış oluyor. Bu yöntem ile orkestramıza katılmaya hak kazanan müzisyenleri, yalnızca müzikal yetenekleri ile değerlendirip almaya özen göstermiş oluyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve fırsat eşitliğinin, sanatın her alanında da uygulanması ve savunulması dileğiyle&#8230;</p>



<p class="has-small-font-size">* Odisyona katılanların performanslarını bir perde arkasında gerçekleştirmesi, jürinin odisyona gireni görmeden dinlemesi anlamına geliyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/perde-arkasi-odisyonlar/">Perde Arkası Odisyonlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay ile “50. İstanbul Müzik Festivali’nin Ardından”</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/aydin-dorsay-ile-borusan-sanat-ve-50-istanbul-muzik-festivali-uzerine-bir-sohbet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[theMagger]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 11:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[50. istanbul müzik festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Bifo]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sanat]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul müzik festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3329</guid>

					<description><![CDATA[<p>İKSV’yle dostluğu ve İKSV festivallerine desteği elli yıl öncesine dayanan Borusan Sanat, 50. İstanbul Müzik Festivali’nin Festival Sponsoru olarak bu dostluk ve desteği sürdürüyor. Borusan Sanat müdürü Aydın Dorsay ile, festivalle ilgili anılarını ve bu yılki festivali konuştuk: Borusan ve İKSV’nin, elli yıla dayanan bir dostluğu var. Siz göreve gelmeden önce bir izleyici olarak Borusan [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/aydin-dorsay-ile-borusan-sanat-ve-50-istanbul-muzik-festivali-uzerine-bir-sohbet/">Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay ile “50. İstanbul Müzik Festivali’nin Ardından”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İKSV’yle dostluğu ve İKSV festivallerine desteği elli yıl öncesine dayanan Borusan Sanat, 50. İstanbul Müzik Festivali’nin Festival Sponsoru olarak bu dostluk ve desteği sürdürüyor. Borusan Sanat müdürü Aydın Dorsay ile, festivalle ilgili anılarını ve bu yılki festivali konuştuk:</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-1024x1024.jpg" alt="Borusan Sanat müdürü Aydın Dorsay" class="wp-image-3331" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-1024x1024.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-300x300.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-150x150.jpg 150w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-768x768.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Borusan ve İKSV’nin, elli yıla dayanan bir dostluğu var. Siz göreve gelmeden önce bir izleyici olarak Borusan Sanat ve İKSV etkinlikleriyle nasıl tanıştınız?</strong></p>



<p>Ben küçük yaşlardan itibaren, ailemin konser ve festivalleri takip etmesinden dolayı İstanbul’da ve Türkiye’de gerçekleştirilen konserlere ve festivallere katılmaya başlamıştım. Borusan Sanat etkinlikleriyle, Borusan Sanat Galerisi’ndeki sergiler, sonrasında orkestra konserlerini takip ederek tanıştım.</p>



<p><strong>Geçmişteki iş birliklerinden, konserlerden hatırınızda kalanlar hangileri?</strong></p>



<p>Son senelerde yaptığımız ortak iş birliklerinden, 2020 ve 2021 sezonu festival konserlerimizi içinde olduğumuz dönem özelinde gayet başarılı ve önemli buluyorum. Onun dışında zamanında Aya İrini Müzesi’nde verdiğimiz konserlerimiz hem program hem atmosfer açısından çok etkileyiciydiler.</p>



<p><strong>İki yıl önceki İstanbul Müzik Festivali, pandemi nedeniyle çevrim içi gösterimlerle gerçekleşebilmişti ve programda BİFO Özel konserleri de vardı. Klasik müziğin ve gösteri sanatlarının çevrim içine taşınması konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>



<p>Sanat içeriklerinin dijitale taşınmasının erişilebilirlik açısından sanatçı ve kuruma da takipçilerine de avantajlar sağladığı doğrudur. Ancak bu erişimin de bir sınırı olmalıdır. Kontrolsüz tüketim, kontrolsüz erişim ne yazık ki ortaya çıkan ürün ve sanat eserlerinin hızlıca tüketilmesine neden oluyor. Sonuçta dijital teknolojiler geliştikçe büyük ihtimalle beş duyuya hitap eden dijital deneyimler de yaşayacağız. Şu anda kişisel olarak dijitalden bir şey izlerken, ne yazık ki sadece arka planda kalıyor ve tam etkisini alamıyorum. Ancak fikir alabilmek ve bazen kaçırdığım bir projeyi, konseri görebilmek adına dijital kayıtlar önemli. Borusan Sanat olarak da hem fiziki hem radyo hem de borusansanat.tv konserlerimiz ile takipçilerimize farklı şekilde deyimler sunuyoruz.</p>



<p><strong>İstanbul Müzik Festivali programında yer alan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Borusan Quartet konserlerinden bahsedebilir misiniz?</strong></p>



<p>Konser tarihlerinin sırasıyla gidecek olursak, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda 8 Haziran günü, Borusan Quartet, arpçı Xavier de Maistre ile birlikte bir konser gerçekleştirdi. Xavier de Maistre, geçmiş senelerde de festivalde yer almıştı; Borusan Quartet ise bir arpçı ile ilk defa konser vermiş oldu. Programda iki eserin arp ve yaylı çalgılar dörtlüsü için olan düzenlemeleri ve Çaykovski’nin 3 no’lu Yaylı Çalgılar Dörtlüsü seslendirildi. BİFO, 22 Haziran günü AKM Türk Telekom Opera Sahnesi’nde, İstanbul Müzik Festivali ile birlikte ortak sipariş ettiğimiz Tan Dun’un İkili Konçerto’sunun Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi. Ayrıca yine bestecinin Pasacaglia, Stravisnky’nin Ateş Kuşu Süiti ve Fireworks eserlerini Tan Dun’un şefliğinde seslendirdi. 20 ve 21. yüzyıl müziklerinden oluşan bu gecede solist olarak Daniel Hope (keman), Alexey Botvinov’u (piyano) ağırladık. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/aydin-dorsay-ile-borusan-sanat-ve-50-istanbul-muzik-festivali-uzerine-bir-sohbet/">Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay ile “50. İstanbul Müzik Festivali’nin Ardından”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk.</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusan-holding-ve-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[theMagger]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 07:45:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bifo]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul müzik festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Rotary Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür sanat vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Eczacıbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3296</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Müzik Festivali ellinci yılını kutluyor! Bugün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bünyesindeki tüm festivallerin öncüsü olan festivaldeki ilk konser, bundan tam yarım asır önce, o zamanki adıyla İstanbul Festivali kapsamında 1973 yazında gerçekleşti. İTÜ Konser Salonu’nda müzik severlerle buluşan eser, Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu eseriydi. Yıllar içerisinde İstanbul Festivali, İKSV bünyesindeki farklı festivallerin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusan-holding-ve-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk/">Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk.</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Müzik Festivali ellinci yılını kutluyor! Bugün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bünyesindeki tüm festivallerin öncüsü olan festivaldeki ilk konser, bundan tam yarım asır önce, o zamanki adıyla İstanbul Festivali kapsamında 1973 yazında gerçekleşti. İTÜ Konser Salonu’nda müzik severlerle buluşan eser, Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu eseriydi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-1024x683.jpg" alt="Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk." class="wp-image-3298" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yıllar içerisinde İstanbul Festivali, İKSV bünyesindeki farklı festivallerin oluşup İstanbullularla buluşmaya başlamasıyla klasik müzikle özdeşleşti ve İstanbul Müzik Festivali adını aldı. 50 yılda festival de müzik de değişti, fakat müziğin en büyük destekçilerinden biri değişmedi: Borusan Holding, bundan yarım asır önce çalınan o ilk notadan beri festivalin her adımında varlığını hissettirmeye çalışarak İstanbul Müzik Festivali’ne destek vermeye devam ediyor. 50 yıldır sanatı, müziği ve İKSV’yi destekliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="682" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-1024x682.jpeg" alt="BİFO &amp; Gürer Aykal" class="wp-image-3304" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-1024x682.jpeg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-300x200.jpeg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-768x512.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-1536x1023.jpeg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Borusan Holding kurucusu Asım Kocabıyık, 1965’te İstanbul Rotary Kulübü’ndeki çalışmaları sırasında tanıştığı Nejat Eczacıbaşı’nın öncülüğünde 1972 yılında kurulan İKSV’nin de kurucu üyeleri arasında. Kocabıyık, Eczacıbaşı’nın çağrısına önce “Destekleyeyim, gereken maddi yardımı yapayım, kendi ölçüme göre yardımda bulunayım fakat ben pek müzikten anlamıyorum, benim size faydam olmaz” dese de, “Burada böyle bir teşebbüsün içinde bir işletmecinin de rolü vardır, faydası vardır.” diyen Eczacıbaşı’nın ısrarıyla vakfın yönetiminde yer almayı kabul etmiş. Daha sonradan 2002 yılına kadar vakfın yönetim kurulunda yer alacak Kocabıyık şöyle diyor: “Nejat Bey o vakit Türkiye’de bu işe yardımcı olabilecek kimseleri vakfın destekçisi olarak bir araya getiriyordu ve beni de davet etti. Nejat Bey, işin teşkilatlanmasında, yönetimin ne şekilde olmasının uygun olacağı konularında benimle istişare etti. Ben de elimden geldiği kadar yardımcı olmaya, Nejat Bey’in fikirlerine iştirak ettiğimi-etmediğimi ifade etmek suretiyle bu işe katkıda bulunmaya çalıştım” diyor. </p>



<p>Borusan Holding, İstanbul Müzik Festivali başladığından beri her yıl bir konsere sponsor oluyor. Kocabıyık, “Festival zamanı yabancı sanatkarlar gelince desteklemek icap etti ve içinden kendime göre uygun bulduğumu destekledim, böylelikle sponsorluğa başlamış olduk” diyor. <br></p>



<p>Asım Kocabıyık’ın İKSV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı sorumluluğunun ardından, görevi Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık devraldı.</p>



<p>Borusan Sanat’ın kurucusu olan ve Borusan’ın sanat yolculuğuna yön veren Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık ve Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi’nin kıymetli çabaları sayesinde Borusan bugün kültür sanat alanında önemli bir marka olarak konumlanıyor.  <br></p>



<p>Ahmet Kocabıyık, klasik müziği bir bireysel gelişim aracı olmanın ötesinde, toplumsal gelişmişlik göstergesi ve kültürleri birbiriyle kaynaştırma gücüne sahip yüksek bir sanat türü olarak kabul eden bir vizyon benimserken kurucusu olduğu Borusan Sanat, çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-682x1024.jpeg" alt="BİFO &amp; Gürer Aykal" class="wp-image-3305" width="245" height="367" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-682x1024.jpeg 682w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-200x300.jpeg 200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-768x1153.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-1023x1536.jpeg 1023w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2.jpeg 1066w" sizes="(max-width: 245px) 100vw, 245px" /></figure></div>


<p>2006’dan itibaren on yıl boyunca festivalin ana sponsorluğunu üstlenen, sonraki yıllarda yüksek katkıdaki gösteri sponsorluklarını sürdüren Borusan Holding, bu yıl yeniden Festival Sponsoru olarak İKSV’yle yoldaşlığına devam ediyor. Borusan Holding’in festivale desteği sürüyor. Üstelik bu destek yalnızca maddi değil; uzunca yıllar festivalin yerleşik orkestrası unvanını da üstlenen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ve oda müziği konserlerinde festivalin sık sık konuğu olan Borusan Quartet’in festivalle köklü ve sürekli bir ilişkisi var. 2000 yılından itibaren İstanbul Müzik Festivali’nin ayrılmaz bir parçası olan BİFO, aynı zamanda 2006 yılından itibaren Leyla Gencer Şan Yarışması’nın ana destekçilerinden biri. <br></p>



<p>Her iki topluluk da bu yıl 6-24 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin konukları arasında yer alıyor. 5 Haziran’da Haliç yüzen platformda Murat Cem Orhan yönetimindeki BİFO unutulmaz bir konsere imza atarken Borusan Quartet’in arp sanatçısı Xavier De Maistre’ye eşlik edeceği Festival Buluşması, 8 Haziran’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleşiyor. </p>



<p>Bitmeyen kış günlerinin ardından yazı klasik müzikle birlikte bu köklü festivalde karşılamayı, tüm sanat tutkunları sabırsızlıkla bekliyoruz!  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusan-holding-ve-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk/">Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk.</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailece İzlenecek 10 Anime Film</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serpil Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 15:35:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[anime]]></category>
		<category><![CDATA[Summer Wars]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Takvimler 1979’u gösterdiğinde Türkiye’deki ilk anime TRT ekranlarında boy gösterdi; sarışın, iri gözlü ve saçlarını ikiye ayırmış yetim bir kızın hikayesi konuk olmuştu ekranlara. Bu yapımın adı Şeker Kız’dı. Orijinal adı ise Candy Candy. Sonrasında Candy’e benzer başka kızlar da ekranda boy gösterdi: Lady Oscar, Lady Georgie… Bu güzel ve koca gözlü kızların arasına kırmızı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/">Ailece İzlenecek 10 Anime Film</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-1024x576.jpeg" alt="Ailece İzlenecek 10 Anime Film" class="wp-image-3090" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-1024x576.jpeg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-300x169.jpeg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-768x432.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Takvimler 1979’u gösterdiğinde Türkiye’deki ilk anime TRT ekranlarında boy gösterdi; sarışın, iri gözlü ve saçlarını ikiye ayırmış yetim bir kızın hikayesi konuk olmuştu ekranlara. Bu yapımın adı Şeker Kız’dı. Orijinal adı ise Candy Candy. Sonrasında Candy’e benzer başka kızlar da ekranda boy gösterdi: Lady Oscar, Lady Georgie… Bu güzel ve koca gözlü kızların arasına kırmızı yanakları, çıplak ayakları ve gerçek yaşamdan esinlenen hikayesi ile İsviçre’den Heidi, kramponlu ayakları ile 20 km gibi algılanan sahanın ortasından vurduğu şutu filelerle buluşturan Captain Tsubasa ve savaş uçaklarının robot savaşçılara dönüştüğü Robotech dahil oldu. Üniversite yıllarında ise Robotech’in The Super Dimension Fortress Macross, Super Dimension Cavalry Southern Cross ve Genesis Climber Mospeada isimli animelerin görüntülerinin birleştirilip yeniden kurgulanmasıyla yaratılmış Japonya ve ABD ortak yapımı bir anime olduğunu ve bu kategorideki animelere ‘mecha’ dendiğini öğrenecektim.</p>



<p>80’lerin ortasında doğmuş biri olarak TRT’nin bu altın çağlarına ucundan yetişebildim ve 90’ların özel kanal dünyası ile birlikte neredeyse her kanalda Japonya’dan ithal ettiğimiz bu çizgi dizileri izleme şansına sahip oldum. Okuldan önce, okuldan geldikten hemen sonra tüm aile ekran başına kilitlenir ve haberlere kadar bu renkli dünyalara dalardık. Sadece çocuklara hitap eden öyküleri yoktu bu yapımların; Candy, annemin izlediği Brezilya dizilerinden daha çok entrika içeriyordu ve bu, diziyi birlikte izlememize engel değildi. Evet ailelerin ekran detoksları ya da kısıtları yoktu o zamanlar; gördüğümüz her şey çok yeni ve taşıdığı risklere rağmen keşfedilmeye değerdi. </p>



<p>Lise döneminde çizgi dizilerle arama kendimle, çevremle ilgili daha keyifli keşifler girdi; yazmayı, okumayı ve çizmeyi daha bir sever olmuştum ama yine de yazdıklarımda, çizdiklerimde o koca gözlü karakterlerden ve hikayelerinden parçalar buluyordum. Hatta ergenlik bunalımlarımda bile onlardan izlere rastlamak mümkündü. Derken üniversitede yolum kopmamak üzere animelerle bir kez daha kesişti. Eskisi kadar sık izleyemiyordum, ama disklere ya da vcd’lere kayıtlı olan belirli başlı yapımları izleyebilme şansım oluyordu. İnternette anime yayını yapan fazla site yoktu, olanlarda ya dublajlıydı ya da orijinal dilde bölümün çok kısa görüntülerinden oluşan özetlerdi. Bu kısır döngü altı-sekiz yıl kadar sürdü, sonrasında şükür ki stream sitelerinin sayısı arttı. 2010 yılında animeleri orijinal dilinde Türkçe alt yazı ile izleme şansına erişebileceğimiz bir platform da hayata geçti. İş dünyasının getirdiği yoğunluktan dolayı çocukluğumdaki gibi dolu dolu anime izleyemiyor olsam da 100 yıldan uzun geçmişe sahip bu yapımlar, hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Ağırlıklı olarak manga, hafif roman, oyun gibi kaynaklara dayansa da aralarında herhangi bir kaynağı olmayan orijinal yapımlar da var. Hatta bu yapımlar sayesinde Japon kültürünü, tarihini, coğrafyasını ve kısmen dilini de öğrenme şansına eriştim. Özellikle hayal gücümü tetikleyen bir yakıt olarak beynimin bir kısmını animelerin işgal ettiğini söylesem hatalı bir beyanda bulunmuş olmam. </p>



<p>Bugün sizlere ailenizle birlikte de keyifle izleyebileceğiniz anime filmlerden bahsetmek istiyorum. Umarım keyifli bir seyir olur ve sizlerin de bu dünyayı keşfetmenize vesile olabilirim.</p>



<p><strong>1-    Sen to Chihiro no Kamikakushi</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="640" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-1024x640.jpg" alt="Sen to Chihiro no Kamikakushi" class="wp-image-3077" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-1024x640.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-300x188.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-768x480.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hayao Miyazaki <br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 2 saat 5 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>2003 yılında Oscar kazanan ilk ve tek anime olma unvanını elinde bulunduran Sen to Chihiro no Kamikakushi’nin (ülkemizde de Ruhların Kaçışı adıyla vizyona girmiştir) hikayesine kısacık değinecek olursam: Chihiro, babasının iş değişikliği nedeniyle bulunduğu şehirden taşınmak zorunda kalan üzgün ve biraz da hırçın bir kız çocuğudur. Chihiro ve ailesi, yeni evlerine doğru yol alırken yanlış bir yola girerler ve kendilerini beklenmedik maceraların içinde bulurlar.</p>



<p><strong>2-    Karigurashi no Arrietty</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="549" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-1024x549.jpeg" alt="Karigurashi no Arrietty" class="wp-image-3094" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-1024x549.jpeg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-300x161.jpeg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-768x412.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-1536x824.jpeg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty.jpeg 1568w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi<br>Stüdyo: Studio Ghibli <br>Süre: 1 saat 34 dakika<br>Kaynak: Roman</strong></p>



<p>Konusunu 1952’de yayımlanan Mary Norton’un yazdığı ‘The Borrowers’ adlı romandan alır. Daha önce 2 adet filmi ve dizisi çekilen roman, bu kez Miyazaki’nin ilgisini çeker. Orijinal hikaye, 2010 Japonya&#8217;sına uyarlanmış olup boyları 10 cm civarı olan aşırıcıları konu alır. Bu küçük varlıklar, insanların evlerine yerleşip dikkat çekmeyecek miktarda ihtiyaçları olan besin ve malzemeleri çalarak (aşırarak) hayatlarını sürdürmektedirler. Filmde Arrietty isimli aşırıcı genç bir kızın eve yeni gelen Shu isimli çocukla tanışması ardından yaşadıkları anlatılır.</p>



<p><strong>3-    Tonari no Totoro</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-1024x576.jpg" alt="Tonari no Totoro" class="wp-image-3079" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hayao Miyazaki <br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 1 saat 26 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Tonari no Totoro bizim daha çok bildiğimiz adı ile My Neighboor Totoro; anneleri hastayken köye taşınan Satsuki ve kız kardeşinin başına gelenleri konu alır. Taşındıkları ev perili gibidir ve orman doğaüstü varlıklara gebedir. Yaramaz Mei, babası iş başında ve ablası da okuldayken bahçede küçük Totoro’larla karşılaşır ve onları ormanın derinliklerine kadar takip eder. Okuldan gelen ablası Mei’yi bulamayınca çılgına döner ve babasıyla birlikte Mei’yi evin hemen yanındaki dev ağacın dibinde bulurlar. Mei, başına gelenleri anlatmakta ama olanları bir türlü ispat edememektedir. Arkadaşlığın, kardeşliğin ve ailenin ne demek olduğunu bizlere anlatan Tonari no Totoro içinizi açacak yapımlardan biri.</p>



<p><strong>4-    Bakemono no Ko</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="539" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-1024x539.jpg" alt="Bakemono no Ko" class="wp-image-3080" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-1024x539.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-300x158.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-768x404.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Mamoru Hosoda<br>Stüdyo: Studio Chizu<br>Süre: 1 saat 59 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Çok farklı hayatlar yaşayan iki ruh, kendi dünyalarında toplumdan izole ve yalnızdırlar. Dokuz yaşındaki Ren, kendisine nezaketle yaklaşan son kişiyi de kaybetmiş ve ailesinden arda kalanlar tarafından dışlanmıştır. Ebeveynleri, gerçek ailesi ve gidecek yeri olmayan Ren, Shibuya&#8217;nın karmaşık sokaklarına vurur kendini ve kaybolduğunu sandığı bir anda karşısına Canavar Krallık’ın sakini Kumatetsu çıkar. Kumatetsu, Canavar Krallık’ının en güçlü savaşçılarından biridir ve kendi dünyasındaki baş düşmanı Iouzen’i alt edebilmek için dokuz yaşındaki Ren, kendisine hiç düşünmediği kadar yardım edecektir. Bir çocuk ve bir canavar arasında farkın gitgide kapandığı Bakemono no Ko’da aile olmayı farklı bir bakış açısı ile izleyeceksiniz.</p>



<p><strong>5-    Little Witch Academia</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-1024x576.jpg" alt="Little Witch Academia" class="wp-image-3081" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: You Yoshinari<br>Stüdyo: Trigger<br>Süre: 26 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Harry Potter sevenlerin seveceği ve dizisi (Little Witch Academia TV, 25 bölümden oluşan bir dizidir) ile daha da keyifleneceği yapımın hikayesinde Akko adında genç bir kız vardır. Akko, Shiny Chariot isimli cadının gösterisini izleyip cadı olmaya karar verir ve bu işi kafasına koyar. Shiny Chariot&#8217;un da gittiği cadı okulu Luna Nova Akademisi&#8217;ne kaydolur. Okulla birlikte yeni bir şehre de yerleşir ve yeni arkadaşlar edinir. Akademide süpürgeye binmekten büyü yapmaya kadar pek çok şey öğrenmeye başlayan Akko ve arkadaşları Lotte ile Sucy, kendilerini bir anda karmaşık olayların içinde bulurlar.</p>



<p><strong>6-    Momo e no Tegami</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="819" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-1024x819.jpg" alt="Momo e no Tegami" class="wp-image-3082" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-1024x819.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-300x240.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-768x614.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hiroyuki Okiura<br>Stüdyo: Production I.G.<br>Süre: 2 saat<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Momo 11 yaşında babasını kaybetmiştir. Babasının vefatı nedeniyle, Momo ve annesi Tokyo&#8217;dan ayrılmış ve Setouchi isimli küçük bir adada bulunan eski aile evine taşınmışlardır. Momo, rahmetli babası tarafından yazılmış ama bitmemiş bir mektup alır. Mektupta sadece &#8221;Momo&#8217;ya&#8221; yazmaktadır. Momo&#8217;nun aklı, babasının ne anlatmak istediğiyle doludur ve sorularla boğuşması yetmiyormuş gibi adadaki hayata da alışamamıştır. Ancak Momo, kaldığı evin tavan arasında bir kitap bulur ve bu kitap, onu macera dolu yeni bir dünyaya götürür.</p>



<p><strong>7-    Summer Wars</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="768" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-1024x768.jpg" alt="Summer Wars" class="wp-image-3083" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Mamoru Hosoda<br>Stüdyo: Madhouse<br>Süre: 1 saat 54 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>İnternete bağlı sanal bir dünya olan OZ, kullanıcı tarafından oluşturulan ve özelleştirilen avatarlar aracılığıyla insanların spor yapmak veya alışveriş yapmak gibi çok çeşitli aktivitelerde bulunabileceği bir nokta olarak dünya çapında son derece popüler hale gelir. OZ ayrıca güçlü şifrelemesi sayesinde neredeyse aşılmaz bir güvenliğe sahiptir ve ağlar aracılığıyla iletilen tüm kişisel verileri, kullanıcıları için güvende tutar. Kullanışlı uygulamaları nedeniyle, toplumun çoğunluğu simüle edilmiş gerçekliğe büyük ölçüde bağımlı hale gelir. </p>



<p>Kenji Koiso, sevgilisi Natsuki Shinohara tarafından bir yaz gezisine davet edilen 17 yaşında bir matematik dehası ve yarı zamanlı OZ moderatörüdür. Büyük büyükannesinin 90. doğum gününe hazırlanan Natsuki, Kenji’den sevgilisi rolünü üstlenmesini ister ve onu ailesinin malikanesine götürür. Malikaneye vardıktan kısa süre sonra, Kenji’nin cep telefonuna, garip ve kodlanmış bir mesaj gelir. Bu, bir meydan okumadır! Kenji kodu çözer ama o esnada bilmediği şey; matematik uzmanlığının dünyayı büyük bir tehlikeye attığıdır.</p>



<p><strong>8-    Tenkuu no Shiro Laputa</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="575" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-1024x575.jpg" alt="Tenkuu no Shiro Laputa" class="wp-image-3084" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-1024x575.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-768x431.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hayao Miyazaki<br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 2 saat 5 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Miyazaki’nin bu eseri, pek çok başarılı anime yönetmeninin favori yapımları arasındadır ve Ghibli’nin ‘doğa’, ‘güçlü kadın karakterler’ konusunda barındırdığı felsefesini en net yansıtan filmlerden biridir. Ghibli’de her zaman bir kadın karakter merkezdedir ve bu kadın karaktere destek olan erkek karakterler vardır. Sevgili Miyazaki’nin de dediği gibi: “Kadın ve doğa güçlendiğinde insan da güçlü olacaktır.” </p>



<p>Kısaltılmış adı ile Laputa, Sheeta isimli küçük bir kızın esir edilme hikayesini konu alır. Sheeta, uçan bir gemide askerler tarafından esir tutulmuşken gemi korsanların saldırısına uğrar. Sheeta bu fırsattan yararlanarak kaçmaya kalkar ancak gemiden aşağı düşer. Boynundaki sihirli taş onun hayatını kurtarır ve Pazu adında küçük bir çocuğun kollarına usulca iniş yapar. Askerler ve korsanlar arasında sıkışıp kalan bu ikili birlikte pek çok maceraya atılır. En önemlisi de Sheeta &#8216;nın boynundaki kolye, Laputa adındaki gizemli bir uçan adanın yerini göstermektedir.</p>



<p><strong>9-    Mary to Majo no Hana</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-1024x576.jpg" alt="Mary to Majo no Hana" class="wp-image-3085" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi<br>Stüdyo: Studio Ponoc<br>Süre: 1 saat 42 dakika<br>Kaynak: Roman</strong></p>



<p>Studio Ghibli’den ayrılanların kurduğu Studio Ponoc’un ilk uzun metraj filmi olma özelliğini de taşıyan Mary to Majo no Hana; Mary Smith adında vahşi, kızıl saçlı ve biraz da beceriksiz bir kızı konu alır. Büyük Teyzesi Charlotte&#8217;un yanına taşındıktan sonra Mary kendini yalnız ve sıkılmış bir halde bulur, ta ki her gördüğünde rengi değişen siyah bir kediyi görene dek. Merakı onu yener ve kediyi ormana kadar takip eder. Kedi onu, ormanın derinliklerindeki ölü ağaçlar ve kahverengi çimlerin olduğu açıklığa götürür. Bu açıklıktaki tek yaşam belirtisi Mary&#8217;nin daha önce hiç görmediği gizemli mavi çiçeklerden oluşan bir demettir. Mülkün bahçıvanı daha sonra ona bu nadir türlerin &#8220;Gece Uçuşu&#8221; olarak adlandırıldığını ve inanılmaz büyülü gücü nedeniyle cadılar tarafından arandığını söyleyecektir.</p>



<p>Garip kedi, Mary’e bir kez daha göründüğünde onu yine ormana sürükleyecek ama bu kez budaklı bir ağacın arkasına gizlenmiş eski bir süpürgeye ulaşmasını sağlayacaktır ve karşılaştığı o mavi çiçek, Mary’i hayal bile edemeyeceği dünyalara götürecektir. </p>



<p><strong>10-    Tonari no Yamada-kun</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="575" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-1024x575.jpg" alt="Tonari no Yamada-kun" class="wp-image-3086" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-1024x575.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-768x431.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Isao Takahata<br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 1 saat 44 dakika<br>Kaynak: 4-kama manga (kısa manga)</strong></p>



<p>Miyazaki’nin Ghibli’deki ortağı, en yakın rakibi ve yakın bir zamanda kaybettiğimiz Takahata’nın aile komedisini ele aldığı çok eğlenceli bir filmle listemizi tamamlıyoruz. </p>



<p>Takashi Yamada ve ev işlerine yeteneği olmayan son derece ilginç karakterli eşi Matsuko, onlarla birlikte yaşayan keskin dilli bir büyükanne, daha havalı bir ebeveyni olmasını dileyen genç bir oğul ve kendisinden beklenmeyecek derecede yüksek sesi olan küçük bir kız… İş, evlilik ve aile hayatının iniş çıkışlarında ilerleyen bu ailenin köpeğinin bile sorunları var! </p>



<p></p>



<p> </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/">Ailece İzlenecek 10 Anime Film</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüm Krizleri Aşan “Başka Bir Şey”</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/tum-krizleri-asan-baska-bir-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erenli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2021 13:41:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bifo]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Müzik Evi]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sanat]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kara kış aniden bastırdı derler ya aynen onun gibiydi… Önce evlere kapandık ve sonra hepimizin korktuğu şeyler, ardı ardına yaşanmaya başlandı. Elbette tüm bu süreci herkes farklı farklı yaşadı ancak benim değinmek istediğim konu maalesef medyada yeterli sesi bulmadı; sanatçıların bu dönemi nasıl geçirdikleri ve bizim Borusan Sanat olarak neler yaptığımız… Mart ayı sonundan başlayarak [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tum-krizleri-asan-baska-bir-sey/">Tüm Krizleri Aşan “Başka Bir Şey”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kara kış aniden bastırdı derler ya aynen onun gibiydi… Önce evlere kapandık ve sonra hepimizin korktuğu şeyler, ardı ardına yaşanmaya başlandı.  Elbette tüm bu süreci herkes farklı farklı yaşadı ancak benim değinmek istediğim konu maalesef medyada yeterli sesi bulmadı; sanatçıların bu dönemi nasıl geçirdikleri ve bizim Borusan Sanat olarak neler yaptığımız…</p>



<p>Mart ayı sonundan başlayarak haziran ayı sonuna kadar BİFO, Borusan Quartet ve Borusan Müzik Evi’nde gerçekleştirmeyi planladığımız 17 konseri iptal etmek durumunda kaldık.  Bu, şu demekti günlerini bizler için ayırmış olan, sayıları 200 civarında diyebileceğimiz orkestra üyesi, solistlerimiz, şeflerimiz ve müzik grupları sadece bizden gelen 17 iptalle karşılaştılar. Elbette sanatçıların yanı sıra destek ekipleri, taşıyıcılar, servis araçları, konser mekânları da bir anda boşa çıktılar.</p>



<p>1988 yılından bu yana önce İKSV’de çalıştım, daha sonra da Borusan Sanat’a geçtim, aradan geçen 32 yılda böyle bir krizle hiç karşılaşmadım. Kriz her zaman olurdu ama genelde bunlar politik ve ekonomik krizlerdi; bukalemun gibi dönemin şartlarına uyardınız ve atlatırdınız. Ancak bu başka bir şeydi. Öncelikle tüm insanlığı etkilemişti ve ilk kez insanlığın bu çaresizliğini hep birlikte yaşadık. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-tum-krizleri-asan-1254x836-1-1024x683.jpg" alt="Tüm Krizleri Aşan “Başka Bir Şey”" class="wp-image-3069" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-tum-krizleri-asan-1254x836-1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-tum-krizleri-asan-1254x836-1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-tum-krizleri-asan-1254x836-1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-tum-krizleri-asan-1254x836-1.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tüm bu iptaller ve kaotik ortam süresince elbette en çok yaptığımız şey toplantıydı. Ne olacak? Ne yapacağız? Konserler başlayacak mı? Sorudan bol bir şey yoktu ama bunlara verilen cevaplar da net değildi. Ekim ayında başlaması gereken sezonumuzu nasıl yapacaktık? Açabilecek miydik? Konserleri iptal edeceksek sanatçılarla kontratlarımızı nasıl iptal edecektik? Yaklaşık 25 maddelik kontratların 20 maddesi sorun içeriyordu. </p>



<p>Borusan Sanat’ın 2020–2021 sezonunu üzerinde karar verene kadar kendi aramızda neler yapabileceğimizi çok tartıştık. Bizim için önemli olan 3 kriter belirledik: </p>



<p>•    Sanatçı, izleyici ve çalışanlarımızın sağlığının korunması<br>•    Orkestramızın geldiği sanatsal düzeyin aynı noktada tutulması<br>•    Üyelerimizin gelirlerinin düşmesini mümkün olduğunca aza indirmek</p>



<p>Öncelikle, Lütfi Kırdar’da yapacağımız konserlerin saat 20.00’de başlaması zaten baştan 65 yaş ve üzeri izleyicilerimize gelmeyin demekti. Ayrıca 1.734 kişilik Lütfi Kırdar’ın ancak ufak bir bölümünü kullanacaktık, bu da yaklaşık 500 kişiye denk geliyordu.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Kriz her zaman olurdu ama genelde bunlar politik ve ekonomik krizlerdi; bukalemun gibi dönemin şartlarına uyardınız ve atlatırdınız. Ancak bu başka bir şeydi. Öncelikle tüm insanlığı etkilemişti ve ilk kez insanlığın bu çaresizliğini hep birlikte yaşadık.</p></blockquote>



<p>Yaklaşık 85-90 kişi arası sahnede yer alan orkestramız, küresel salgın kuralları gereği sahnede ancak 30-35 kişi olacaktı. Bu da bizim her orkestra üyemizin konser verme, dolayısıyla sahnede çalma imkânını kısıtlıyordu. Küçülmemiz, yani oda orkestrası olarak çalmamız bazı üyelerimizin bir yıl daha bizimle çalışamayacakları anlamına geliyordu ki bu da orkestramızın ulaştığı birlikte iyi müzik yapma düzeyini olumsuz etkileyecekti. </p>



<p>Bir diğer önemli konu da bazı üyelerimizin küresel salgın süresince işlerinin ciddi oranda azalması ve hatta hiç olmamasıydı… Tüm bu nedenleri bir araya getirdiğimiz şu plan üzerinde görüş birliği sağladık: </p>



<p>•    Her yıl yaklaşık 12 olan BİFO konser sayımızı 28’e çıkaralım, <br>•    Böylece orkestramızın tüm üyelerine mümkün olduğunca konser verme olanağı sağlayalım,<br>•    Üyelerimize çalışma olanağı oluşturmuş olalım,<br>•    Mümkün olduğunca az temasla sağlıklı bir ortamda konserlerimiz gerçekleştirelim.</p>



<p>Bu ana konuları belirledikten sonra da hemen harekete geçtik ve:</p>



<p>•    Ekim ayından itibaren tüm konserlerimizi https://karnaval.com/ platformundan yayın yapan radyomuz Borusan Klasik’ten canlı olarak yayınlamaya başladık.<br>
•    Bugüne kadar 10 konserimiz canlı, iki konserimiz de banttan radyoda yayınlandı. <br>
•    Ayrıca 2017-2020 arasında gerçekleşen ve büyük beğeni toplayan 6 konserimiz de 29 Aralık &#8211; 3 Ocak 2021 tarihleri arasında her akşam “BİFO Maratonu” adı altında radyomuzdan yayınlandı. <br>
•    Ve en çok üzerinde durduğumuz projemiz borusansanat.tv yayına başladı. </p>



<p>Bir süredir üzerinde çalıştığımız www.borusansanat.tv 3 Ocak 2021 saat 11.30’dan itibaren yayına başladı.  Motiwe&#8217;nin Cloudtivi platformu üzerinden Microsoft altyapı desteği ile gerçekleştirdiğimiz çevrimiçi platform ücretsiz yayın yapıyor.</p>



<p>Her hafta farklı bir konserin yer alacağı bu platformda Ekim 2020’den itibaren kaydını gerçekleştirdiğimiz konserleri yayınlıyoruz.  Hedefimiz ise ağustos ayı sonuna kadar 30’u aşkın konser yayınlamak…  </p>



<p> </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/tum-krizleri-asan-baska-bir-sey/">Tüm Krizleri Aşan “Başka Bir Şey”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adı Gibi Bilge Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyda Şabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2020 13:20:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[uzak flimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2371</guid>

					<description><![CDATA[<p>2008 yılındayız. Haberleri televizyondan takip ettiğimiz zamanlar. Bir akşam haberlerde Nuri Bilge Ceylan’ı görüyorum. Aldığı uluslararası ödülü “Yalnız ve güzel ülkesine” adıyor. Yalnız ve Güzel Ülkem. Ne kadar naif ve samimi bir ifade. Nuri Bilge Ceylan, çektiği Üç Maymun isimli filmiyle Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alıyor. Taşrada doğup büyüyen, özgür bir çocukluk [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan/">Adı Gibi Bilge Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2008 yılındayız. Haberleri televizyondan takip ettiğimiz zamanlar. Bir akşam haberlerde Nuri Bilge Ceylan’ı görüyorum. Aldığı uluslararası ödülü  “Yalnız ve güzel ülkesine” adıyor. Yalnız ve Güzel Ülkem. Ne kadar naif ve samimi bir ifade. Nuri Bilge Ceylan, çektiği Üç Maymun isimli filmiyle Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alıyor. Taşrada doğup büyüyen, özgür bir çocukluk geçiren ve bu sayede hayal gücü oldukça gelişen, fotoğrafçılığa çok meraklı bir genç olan Nuri Bilge Ceylan’ı daha yakından tanımak istediğimi fark ediyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yalnız ve Güzel Ülkem… Ne kadar naif ve samimi bir ifade.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-1254X836-1024x683.jpg" alt="Adı Gibi Bilge Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan" class="wp-image-2375" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-1254X836-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-1254X836-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-1254X836-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-1254X836.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu yazıda Nuri Bilge Ceylan’ın otobiyografisinden ya da filmlerinin kronolojik sıralamasından bahsetmeyeceğim. İnternette sayısız kaynakta bu bilgiler yer alıyor. Ben, Nuri Bilge Ceylan’ın karakterinin çok bilinmeyen noktalarını, filmlerinin kamera arkasındaki diyaloglarından öğrendiklerimi ve adı gibi Bilge olan bu yönetmenin, benim hayatımdaki yerinden bahsedeceğim.</p>



<p>Belirttiğim gibi, kırsalda doğup büyüyen ve lise yıllarında büyük şehre gelen Nuri Bilge Ceylan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra yurtdışına gider ve uzun süre orada yalnız yaşar. Bu dönemde yalnızlık üzerine çokça düşünür. Hayatın anlamını sorgular, ve kaçınılmaz bir melankoli onu sarmaşık gibi sarar. Aradığı anlamı ülke değiştirmekte bulabileceğini düşünerek, Nepal’e Himalayalar’a kadar gider, kilometrelerce yürür. Ancak aradığı anlam, yer değiştirmekle bulunmaz. Türkiye’ye geri döner ve film yapmaya karar verir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="642" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Koza-1024x642.jpg" alt="Nuri Bilge Ceylan’ın Koza filminden" class="wp-image-2372" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Koza-1024x642.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Koza-300x188.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Koza-768x481.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Koza.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Nuri Bilge Ceylan’ın Koza filminden</figcaption></figure>



<p>Rus edebiyatına çok büyük ilgi duymakla birlikte, Tarkovsky hayranı olan Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinde Rus edebiyatına dair izler görürüz. Kış Uykusu filminde Rus yazar Çehov’dan esintiler vardır. 1995 yılında ilk kısa filmi Koza’yı çeker, Hiç diyalog olmayan ve siyah beyaz çekilen bu kısa filmde annesi ve babası da oynar. Görsel açıdan oldukça başarılı bir filmdir, barındırdığı doğa görüntüleri ve müzikleri ile beraber Cannes’ta gösterilir. Bu film benim de favorilerimdendir çünkü profesyonel oyuncu olmayan annesi ve babası, filme o kadar yakışmıştır ki, babasının hüzünlü yüz ifadesi filme derin bir etkileyicilik katar. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinde Rus edebiyatına dair izler görürüz.</p></blockquote>



<p>Nuri Bilge Ceylan taşrada büyümüştür ve kendi çocukluk hatıralarını, kendi deyimiyle “üzerine yağan imgelerle” birleştirerek, taşranın rutinini anlattığı ve değer yargılarını sorgula(t)tığı filmler çeker. </p>



<p>Nuri Bilge Ceylan filmlerinin uzun ve sıkıcı olduğunu düşünenler toplumun geniş bir kesimini oluştururlar. Gerçekten öyle midir peki? Bu soruya yanıt vermeden önce, sanat ve sinema kavramları üzerine düşünmek gerekir belki. Sanatın güzel ve estetik olandan duyulan haz olduğunu, sinemanın da sanatın kendini  ifade etme biçimlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Buradan haraketle, evet Nuri Bilge Ceylan kendi hayalgücünde filizlenen, insanı ve insan doğasını, kimi zaman doğrudan, kimi zaman imgeler ve metaforlar kullanarak anlattığı uzun filmler çekmektedir. Bazen dakikalarca herhangi bir aksiyon yaşanmayan, durağan sahneler görürüz.</p>



<p>Yönetmen bu durumla ilgili “Ben filmlerimi herkesin sevmesini beklemiyorum. Ben seyirciden aktif olarak filme katılmasını ve filmle ilgili fikir yürütmesini bekliyorum. Bu da seyircilerin çok sevdiği bir alışkanlık değil” der. Onun filmlerinde doğrudan anlatılmayan, bilerek gizli kalan ve seyircinin yorumuna bırakılan karanlık alanlar vardır. Nitekim Kış Uykusu filminin kamera arkası çekimlerinde duyduğumuz “Oyunculuk gizlemektir, göstermek değil” cümlesiyle açıktan açığa vurgulanmayan, gizemli ve hayal edilebilir olanın ayrıcalığını vurgular.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Nuri Bilge Ceylan filmlerinde bilerek gizli kalan ve seyircinin yorumuna bırakılan karanlık alanlar vardır.</p></blockquote>



<p>Bence Nuri Bilge Ceylan’ı bu kadar önemli ve özel yapan, kafasının içinde yarattığı dünyayı filmleştirebilme yolunda inatçı ve kararlı olması. Eşi Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan’nın mükemmeliyetçi, detaylara önem veren ve kontrolcü bir yönetmen olduğunu belirtiyor. Yönetmen kendisi de bunu kabul ediyor, İklimler’den başka hiçbir filminde kendisini oynamıyor çünkü kameranın önündeyken, arkasındaki ekibi yeterince kontrol edemediğini düşünüyor. Her film öncesi çekimler defalarca tekrarlanıyor, oyunculara hayalindeki rolü anlatmaya çalışıyor, sabırlar tükeniyor ancak ortaya çıkan iş o kadar değerli oluyor ki, her film Cannes’ta özel bir ilgi ve saygıyla karşılanıyor. Nuri Bilge Ceylan filmlerinin kamera arkasında yaşananları internette bulabilirsiniz, bu belgesellerin en az filmlerin kendisi kadar güzel ve keyifli olduğunu söyleyebilirim.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="574" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-iklimler-1024x574.jpg" alt="İklimler filminden bir sahne." class="wp-image-2373" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-iklimler-1024x574.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-iklimler-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-iklimler-768x431.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-iklimler.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>İklimler filminden bir sahne.</figcaption></figure>



<p>Nuri Bilge Ceylan’a en çok saygı duyduğum konulardan birisi de oyuncu seçimlerindeki başarısıdır. Çekeceği yeni filmin hikayesi kafasında şekillenirken ve senaryosunu oluştururken, role en uygun karakteri seçmeye çalışır, sadece ünlü veya popüler olduğu için herhangi bir oyuncuyu filmlerinde oynatmaz. Oyuncu seçimlerindeki başarısını bence Bir Zamanlar Anadolu’da filmi ile zirveye taşımıştır, bu filmde Yılmaz Erdoğan, Fırat Tanış, Ahmet Mümtaz Taylan gibi oyuncularla çalışmış ve rol – karakter eşleştirmesini o kadar başarılı bir şekilde yapmıştır ki, hepsi oldukça ünlü olan bu oyuncular, filmde canlandırdıkları karakter ile bütünleşmişlerdir. </p>



<p>Tarkovsky gibi, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerin filmlerinde gördüğümüz şey aslında yalın ve şiirsel bir anlatımdır. Sinema edebiyatla iç içe geçmiştir, hem edebi hem hayata dair çok anlamlı sahneler ve diyaloglar barındırır. 2018 yılında çektiği Ahlat Ağacı filmi, barındırdığı diyaloglarla, Nuri Bilge Ceylan’nın en çok diyalogun yer aldığı filmi olabilir. Ahlat Ağacı filmi, Ceylan’ın daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yaptığı başrolü iki komedyene (Doğu Demirkol ve Murat Cemcir) emanet ettiği bir filmdir, bu da Ceylan’ın ne kadar cesur bir yönetmen olduğunu gösteriyor. Murat Cemcir kendisi ile yapılan bir röportajda Nuri Bilge Ceylan rolü ona teklif ettiğinde “Gerçekten emin misin?” diye sorduğunu belirtiyor. Ceylan’ın ne kadar başarılı bir cast seçimi yaptığını, filmi izlediğimizde görüyoruz çünkü Murat Cemcir filmde taşrada yaşayan ve davranışları yüzünden dışlanan, aykırı diyebileceğimiz bir karakteri canlandırıyor, ancak bu karakterin hüzünlü bir tarafı da var. Bence de bu rol için Murat Cemcir’den daha iyi bir oyuncu bulunamazdı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Tarkovsky gibi, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerin filmlerinde gördüğümüz şey aslında yalın ve şiirsel bir anlatımdır.</p></blockquote>



<p>Filmlerinde çoğunlukla kişiler arasındaki ilişkilerin derinliklerine, süregelen anlam arayışlarına yer veren yönetmen, taşrada doğup büyümüş olmasının sayesinde taşradaki güç ilişkilerini, kişilerin psikolojik sıkıntılarını, varolma mücadelelerini o kadar yalın ve çarpıcı bir şekilde anlatıyor ki, filmin içine dahil olup, karakterle bütünleşmemek imkansız hale geliyor. 2002 yılında çektiği Uzak filminde ise, kırsaldan uzaklaşıp, şehirde yaşayan insanların yalnızlığı ve birbirlerine uzaklığını, karlı İstanbul görüntülerini arka plana alarak anlatıyor. Uzak filmi, bana göre görselliğin en başarılı olduğu filmlerinden biridir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="549" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Uzak-1024x549.jpg" alt="Uzak filminden bir sahne." class="wp-image-2374" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Uzak-1024x549.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Uzak-300x161.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Uzak-768x412.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/07/borusan-turuncu-adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan-Uzak.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Uzak filminden bir sahne.</figcaption></figure>



<p>Nuri Bilge Ceylan’ın, filmlerinde seyircinin pasif izleyici konumundan, aktif katılımcı konumuna geçmesini beklediğini belirtmiştim. Yönetmen, seyirciyi düşündürerek, sorgulatarak seyircinin kafasını karıştırır ve her bir filmiyle hayatın farklı bir penceresinden baktırır. Nuri Bilge Ceylan filmlerinin bana sağladığı en önemli kazanım ise, sanatta, özellikle sinemada ne istediğini bilen ve daha talepkar biri olma yolunda adım atmış olmamdır, bu anlamda farkındalık kazandırmasıdır. Dünya sinemasına adını yazdırmış yönetmenlerin, izleyiciye neyin ne olduğunu taraflı bir bakış açısıyla empoze etmektense, “Ben böyle düşünüyorum ve bu filmi çektim, bakalım film sende nasıl bir his uyandıracak ve sana neler düşündürecek?” diyen kişilerin olduğunu sonsöz olarak ekleyelim.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/adi-gibi-bilge-bir-yonetmen-nuri-bilge-ceylan/">Adı Gibi Bilge Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bazı Küçük Kabuslar: David Lynch</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bazi-kucuk-kabuslar-david-lynch/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Kurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Dec 2019 08:41:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2043</guid>

					<description><![CDATA[<p>2002. Antalya. ÖSS sınavından çıkıp eve gidiyorum. Akşam arkadaşlarla lise hayatımızı karartan bu sınavdan kurtuluşumuzu kutlamak için dışarı çıkana kadar, evde doya doya 2 senedir izlemekten mahrum kaldığım filmleri izleyeceğim. İlk olarak “David Lynch yine şaşırtmadı” gibi yorumlarla adını o sene çok duyduğum şu Mulholland Drive’ı izleyeyim diyorum ve filmi başlatıyorum. Mavi-mor bir fonda gördüğümüz [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bazi-kucuk-kabuslar-david-lynch/">Bazı Küçük Kabuslar: David Lynch</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2002. Antalya. ÖSS sınavından çıkıp eve gidiyorum. Akşam arkadaşlarla lise hayatımızı karartan bu sınavdan kurtuluşumuzu kutlamak için dışarı çıkana kadar, evde doya doya 2 senedir izlemekten mahrum kaldığım filmleri izleyeceğim. İlk olarak “David Lynch yine şaşırtmadı” gibi yorumlarla adını o sene çok duyduğum şu <em>Mulholland Drive’ı</em> izleyeyim diyorum ve filmi başlatıyorum.</p>



<p>Mavi-mor bir fonda gördüğümüz çiftler hareketli <em>swing</em> müziği eşliğinde <em>jitterbug</em> denen tarzda dans ediyor, arkada gölgeler ve silüetler sanki birbiri içine geçiyor. Dansçıların önünde yaşlı bir çift ve sarışın, genç bir kadının imgesi beliriyor; sevinçle gülümsüyorlar. Ara ara müziğin üzerine belli belirsiz, garip uğultular geliyor. Görüntüler bulanık. Hissiyat saykodelik. Sonra ekran kararıyor, huzursuz uğultular da bitiyor. Şimdi buruşuk kırmızı renkli bir çarşafın üstündeyiz. Yastığa doğru gidiyoruz ve yastığın içinden karanlığa gömülüyoruz. Sonraki sahnede gece vakti bir sokak tabelası görüyoruz: <em>MulhollandDr.</em></p>



<iframe loading="lazy" width="100%" height="400" src="https://www.youtube.com/embed/7MLMLvSqT6g" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p> David Lynch ile tanıştığım o Haziran gününden sonraki 1 senede bulabildiğim tüm filmlerini izlemiştim. Lynch’in tarzı beni kısa zamanda etkisi altına almıştı. Ama bu bana özel bir durum değildi.&nbsp; Zıt kavramları yan yana getiren ve doğrusal olmayan, sürrealist anlatımı ile tanınan yönetmen, eleştirmenler tarafından “Amerikan sinemasının rönesansı” olarak adlandırılıyor. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>David Lynch zıt kavramları yan yana getiren ve doğrusal olmayan, sürrealist anlatımı ile Amerikan sinemasının rönesansı olarak adlandırılıyor.</p></blockquote>



<p>60’ların sonunda henüz öğrenciyken çektiği kısa filmlerden başlayarak, neredeyse her filminde hep bir rüyanın içindeymiş gibi hissediyorsunuz; hatta rüyadan uyandığınızda zihninizde kalanların muhakemesini yapar gibi, sanki düşünmekten çok hissetmeniz gereken bir şeyler varmış gibi bir etki… Hemen fark edilen ama anlaması zor bir dil. Literatürde “Lynchvari” kelimesi olarak geçen ve “ürkütücü ile sıradan olanın birleştiği bir ironi türü” şeklinde özetlenebilecek kavramı da bu usta yönetmene borçluyuz.</p>



<p>Lynch aynı zamanda ses kurgusuna da takıntı derecesinde önem veriyor. Her çalışmasında fark edeceğiniz özel ses efektleri Lynch’in hikaye anlatımının en belirgin unsurlarından biri. Yönetmenin transandantal meditasyona olan ilgisi de bahsettiğim rüya ve sürrealizm kavramlarıyla el ele ilerliyor diyebiliriz.</p>



<p>Lynch filmlerini izlerken başlarda yüzeysel, deneyiminiz arttıkça daha derin sorular sorarsınız. “Ben şimdi ne izledim” ile başlayıp “Acaba elektrik telleri neyi sembolize ediyor?” a kadar giden farklı derinliklerde sorular…Belki de en güzeli bunları bir mantığa oturtmaya çalışmamak ve izlediğiniz filmi meditatif ve bilinçsel bir deneyim olarak kabul etmek.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Lynch filmleri, meditatif ve bilinçsel bir deneyim sunuyor.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="600" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/david-lynch-oscar-1000-600.jpg" alt="Lynch filmleri, meditatif ve bilinçsel bir deneyim sunuyor" class="wp-image-2041" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/david-lynch-oscar-1000-600.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/david-lynch-oscar-1000-600-300x180.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/david-lynch-oscar-1000-600-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>Kaynak: https://bloody-disgusting.com/﻿</figcaption></figure>



<p>
















Birkaç yıl önce artık uzun metrajlı film çekmeyeceğini açıklayan David
Lynch’in 50 yıllık sinema kariyeri, geçtiğimiz ay aldığı Oscar ödülü ile geç de
olsa taçlandırılmış oldu. Sahnede ödülünü yalnızca 2 cümlelik konuşmasıyla alan
Lynch’in akademiye gerçekten nasıl bir anlam yüklediği tartışılır ancak dört
Oscar adaylığından sonra gelen bu onur ödülü en azından beni biraz tatmin etti.



</p>



<p>
















Bu yazıda sizlere Lynch’in uzun metrajlı filmlerinden beni en çok
etkileyen 5 tanesini -zorlanarak- seçip, sondan başa sıralayıp kendimce
anlatmak istedim. Yönetmenin bu listeye sığdıramadığım <em>Elephant Man</em>, <em>Inland Empire</em>,
<em>Straight Story</em>, <em>Wild at Heart</em> gibi filmlerini de henüz izlemediyseniz listenize
almanızı öneririm. 



</p>



<h2><strong>ERASERHEAD
(1977)&nbsp;&nbsp; </strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="600" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/eraserhead_hair-1000-600.jpg" alt="ERASERHEAD" class="wp-image-2036" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/eraserhead_hair-1000-600.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/eraserhead_hair-1000-600-300x180.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/eraserhead_hair-1000-600-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>Kaynak: http://www.perasinema.com/﻿</figcaption></figure>



<p>Bir film düşünün: Genç
bir adam hem yazıyor, hem yönetiyor, hem de filmin prodüktörlüğünü yapıyor.
Yetmiyor; filmi kendi editliyor, ses efektleri ve müziklerde de dümeni elden
bırakmıyor. Üstelik bu siyah beyaz film, genç yönetmenin ilk uzun metrajlı
filmi! <strong></strong></p>



<p>Eraserhead zihninizi
oldukça zorlayacak bir <em>ilk film</em>.
Konusuna gelirsek, genç bir çiftin istemeden dünyaya getirdiği garip, et
parçası gibi bir bebek, annenin bebeği babaya bırakıp kaçması ve babanın fobiye
yakın duyguları ve sanrıları&#8230; Başka bir gezegenden bu hikayeyi yönetiyor gibi
görünen bir adam ve radyatörde şarkı söyleyen garip yanaklı kadın&#8230;</p>



<p>&nbsp;Filmde, bir dönem öğrenci olarak yaşadığı Philadelphia’nın etkisinin çok yoğun olduğunu ifade eden Lynch, Philadelphia’nın korku ve kasvetli enerjisinin onu çok beslediğini söylüyor. Başroldeki Jack Nance’in Lynch’in <em>Twin Peaks</em> dahil sonraki pek çok projesinde yer aldığını da belirteyim. Eraserhead, ilk kez izleyecek olanların yanında olup tepkilerini keyifle gözlemleyeceğim, ikinci izleyişlerinde ise fikir alışverişinde bulunmak isteyeceğim, eşsiz bir başyapıt.</p>



<h2><strong>BLUE VELVET (1986)</strong> </h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="600" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/BlueVelvet-1000x600-1.jpg" alt="BLUE VELVET" class="wp-image-2045" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/BlueVelvet-1000x600-1.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/BlueVelvet-1000x600-1-300x180.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/BlueVelvet-1000x600-1-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>Kaynak: http://www.perasinema.com/﻿</figcaption></figure>



<p>David Lynch’in ayırt edici özelliklerinden biri de
belli oyuncular ile tekrar tekrar çalışması. Kyle McLaughlin, beraber ikinci
filmleri olan <em>Blue Velvet’te</em> 27
yaşındaydı,<em> Twin Peaks</em> ile şöhreti
tavan yapacaktı. Henüz 17 yaşındaki Laura Dern’in ise Lynch’le çektiği ilk
filmiydi. O da daha sonra <em>Wild at Heart,
Inland Empire</em> ve <em>Twin Peaks The
Return</em>’de ünlü yönetmenle çalışma fırsatını tekrar yakaladı. Psikolojik
gerilim ve noir’ın, seyircileri salondan çıkartacak derecede rahatsız edici
birleşimi o dönem oldukça ses getirmişti. </p>



<p>Küçük bir kasabada genç Jeffrey Beaumont’un bahçede çimlerin arasında kesik bir insan kulağı bulmasıyla başlayan hikaye bir süre sonra kahramanımızın yolunu kabare şarkıcısı Dorothy Vallens ve devamlı eter koklayan sapkın sevgilisi Frank Booth ile kesiştiriyor. Hikayenin saf ve samimi genç kızı Sandy’ye yakın hissetse de Dorothy’nin cazibesine de karşı koyamayan Jeffrey, ona yardım etmeye çalışırken kendi içindeki karanlığı keşfediyor. Filme adını veren, 1963 yılına ait Bobby Vinton şarkısı <em>Blue Velvet</em>&nbsp; Lynch’in o çok sevdiği nostaljik Amerikan banliyö mutluluğunu anımsatsa da Roy Orbison’un <em>In Dreams</em>’i, filmin asıl vurucu şarkısı olabilir.</p>



<h2><strong>LOST HIGHWAY</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="600" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/lh-1000x600-1.jpg" alt="LOST HIGHWAY" class="wp-image-2037" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/lh-1000x600-1.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/lh-1000x600-1-300x180.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/lh-1000x600-1-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>Kaynak: https://3.bp.blogspot.com/</figcaption></figure>



<p>“Möbius şeridi” nedir bilir
misiniz? Elinizde, kağıttan bir şerit olsun. Şeridin uçlarından birini kendi
etrafında döndürdüğünüzü ve sonra iki ucu birleştirdiğinizi düşünün. Dış
yüzeyden iç yüzeye geçen, aslında tek düzleme sahip bir çemberiniz oldu&#8230;&nbsp;<em>Lost Highway’de</em> izleyicinin zihninde
film böyle akıyor. Caz müzisyeni Fred mutsuz, bıkkın bir hayat sürerken
yetmiyormuş gibi karısı Renee tarafından aldatıldığından da fena halde
şüpheleniyor. Kendini birden karısının cinayetiyle suçlanmış buluyor ama hiçbir
şey hatırlamıyor. </p>



<p>Möbius şeridimiz burada kıvrılıyor.Genç bir oto tamircisi olan Pete, onu baştan çıkaran <em>femme fatale</em> Alice’e kapılarak kendini bir kandırmacanın içinde, mafyayla karşı karşıya buluyor. Hem Renee hem de Alice rolünü Patricia Arquette’in oynaması da bu iki hikayeyi yüzeysel anlamda birbirine bağlıyor. Möbius şerit sayesinde hikaye başlamıyor, bitmiyor, devam edip gidiyor.</p>



<p>Yine tedirginlikler, gizemler, karanlık ve sessiz çekimler, psikanalizler, doppelgängerlar&#8230; Lynch, neo-noir tarzının en iyi örneği olarak gösterilen Lost Highway’de, meşhur OJ Simpson davasında nesinlendiğini söylüyor. Filmin en rahatsız edici karakteri olan Gizemli Adam rolündeki Robert Blake’in filmden birkaç yıl sonra kendi karısını öldürme suçundan yargılanmış olması ise ürpertici bir tesadüf. Listemdeki bir sonraki film ile de benzer noktalara sahip: çift karakterler, ikili hikaye anlatımı, hikayelerin kesişiyor olması ve elbette Los Angeles…</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Lost Highway neo-noir tarzının en iyi örneği olarak gösteriliyor.</p></blockquote>



<h2><strong>MULHOLLAND DRIVE (2001)</strong></h2>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1000" height="600" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/MulhollandDrive-1000x600I.jpg" alt="MULHOLLAND DRIVE" class="wp-image-2038" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/MulhollandDrive-1000x600I.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/MulhollandDrive-1000x600I-300x180.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/12/MulhollandDrive-1000x600I-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Mulholland Drive listemde birincilik ile ikincilik
arasında gidip geldi ve sonunda çok yakın bir ikinciliğe sahip oldu. Yazımın
başında tarif ettiğim açılış sahnesinden filmin sonuna kadar sembolizm ve
derinden etkileyen rüya hissi ile örülü olan film, tüm kişisel yorumlar bir
yana, Hollywood’da insanların yaptığı seçimler ve bunların acımasız sonuçlarını
düşündürtüyor. </p>



<p>David Lynch’in imzası haline gelen afallatıcı ses oyunları, restoranın arkasından çıkan “öcü”, Rita’nın güzelliği, Betty’nin beklenmedik oyunculuk yeteneği, tuhaf yaşlı çift ve elbette “No hay banda!” … Naomi Watts’ın performansı ise tek kelimeyle büyüleyici. Henüz izlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyorum. Özellikle Lynch dünyasına ilk girişiniz olacaksa mükemmel bir başlangıç olacaktır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Mullholland Drive, Lynch dünyasına giriş yapacaklar için mükemmel bir başlangıç.</p></blockquote>



<h2><strong>TWIN PEAKS &#8211; TV Dizisi ve Film (1990-91, 2017) </strong></h2>



<p>Küçük bir kasaba. Kasabanın gözbebeği 17 yaşında bir kız ve bir sabah göl kenarına vuran plastiğe sarılı cansız bedeni… Devamlı kahve ve turta yiyen polisler, etrafı saran köknar ağaçları ve baykuşlar… <em>Twin Peaks</em>, 90’ların TV anlayışını tamamen yıkan, “normal görünen ama gizemli sırları olan küçük kasaba” konseptini izleyici ile ilk kez tanıştıran, <em>X-files</em>,&nbsp;<em>Lost</em>, <em>Desperate Housewives</em>, <em>Mr Robot</em> gibi pek çok yapıma öncülük etmiş efsanevi bir proje.</p>



<p>1990-1991 yılında ABC kanalında iki sezon boyunca gösterilen <em>Twin Peaks</em>, lise öğrencisi Laura Palmer’ın esrarengiz cinayetini aydınlatmak için FBI ajanı Dale Cooper’ın&nbsp;<em>Twin Peaks</em> kasabasına gelişi ile başlasa da izleyicileri yavaş yavaş çok daha gizemli ve karmaşık bir hikayenin içine çekiyordu. Lynch’in az işiten FBI ajanı Gordon Cole rolü ile bizi ekstra mutlu ettiği dizinin pek çok soru işaretiyle ve “<em>25 yıl sonra görüşürüz</em>” repliğiyle bitmesi, hayranları her zaman bir devam beklentisi içinde tuttu.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Twin Peaks izleyicileri gizemli ve karmaşık bir hikayenin içine çekiyor. </p></blockquote>



<p>Dizinin finalinden 1 yıl sonra çekilen “Fire Walk with Me” ise Laura cinayetinin öncesini anlattığı için bazı önemli ipuçları barındırsa da pek çok açıdan yeni sorular doğuruyordu, bir devam sayılmazdı. Gerçekten de 25 yıl sonra dizinin 3. sezonu ile geri dönmesi hayranları için tarif edilmez bir kavuşma anıydı. Dizinin 3. sezonu elbette aradan geçen 25 yıl düşünülürse oldukça farklı bir stile sahip ve algının sınırlarını zorluyor, hatta aşıyor. 4. bir sezonun olup olmayacağı ise hâlâ net değil.</p>



<p>Henüz izlememiş olanlar için <em>Twin Peaks’in</em> gerçek mesajının ne olduğunu spoiler vermeden anlatmak çok zor. Yıllar içinde benim zihnime en iyi oturan teori, Twin Peaks yazısında &#8220;Peaks&#8217;in 80&#8217;lerin sonunda TV’de yaygınlaşan “fast-food cinayetler” olgusuna bir tepki olarak yaratıldığı yönünde. Twin Peaks hızlı tüketilecek bir dizi değil. Yıllar geçse de güncelliğini koruyan, sizi içine alan bir hikaye. Bu konuda sayfalarca yazabilirim ancak düşüncelerinizi etkilememek ve sizi sıkmamak adına yazımı Lynch’in cümleleri ile tamamlamayı seçiyorum:</p>



<p>“<em>Hikayeyi noktalama. Son zamanlarda bunu sıkça duymaya başladım. Her izleyici televizyonda bir şeyi izlerken son 15 dakikada hikayedeki olayın nihayete ereceğini bilir. Bu uyuşturucu gibi bir şey. Bir TV dizindeki soru işaretleri cevaplandığında, artık izlediğiniz o hikayeyi tamamen unutup sonraki hikayeye geçebilirsiniz. Bana göre “Twin Peaks” in güzelliği burada saklı: İzleyiciyi ters köşeye sıkıştırıyor ve aklınızdan hiç çıkmıyor.”</em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bazi-kucuk-kabuslar-david-lynch/">Bazı Küçük Kabuslar: David Lynch</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusanlılar Öneriyor: Gününüzün Daha İyi Geçmesini Sağlayacak 6 Spotify Listesi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusanlilar-oneriyor-gununuzun-daha-iyi-gecmesini-saglayacak-7-spotify-listesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2019 01:21:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müziğin beyin kimyamızı etkilediği kuşkusuz. Spor yaptığımızda, motivasyona, enerjiye, kendimizi dış dünyaya kapatıp odaklanmaya ve yorucu bir günün sonunda rahatlamaya ihtiyacımız olduğunda müzik hemen yardıma koşar. Öyle ki bir&#160;araştırmaya göre&#160;müzik dinlediğimizde iyi hissetmemizi sağlayan dopamin hormonunu salgılıyoruz. Dopaminin pek çok hayati fonksiyonu var: Hareket etmemizi, öğrenmemizi, hatırlamamızı, odaklanmamızı ve haz almamızı sağlıyor. Sabah erken uyanmanın [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanlilar-oneriyor-gununuzun-daha-iyi-gecmesini-saglayacak-7-spotify-listesi/">Borusanlılar Öneriyor: Gününüzün Daha İyi Geçmesini Sağlayacak 6 Spotify Listesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Müziğin beyin kimyamızı etkilediği kuşkusuz. Spor yaptığımızda, motivasyona, enerjiye, kendimizi dış dünyaya kapatıp odaklanmaya ve yorucu bir günün sonunda rahatlamaya ihtiyacımız olduğunda müzik hemen yardıma koşar. Öyle ki bir&nbsp;<a href="https://www.psychologytoday.com/us/blog/your-musical-self/201101/why-listening-music-makes-us-feel-good">araştırmaya göre</a>&nbsp;müzik dinlediğimizde iyi hissetmemizi sağlayan dopamin hormonunu salgılıyoruz. Dopaminin pek çok hayati fonksiyonu var: Hareket etmemizi, öğrenmemizi, hatırlamamızı, odaklanmamızı ve haz almamızı sağlıyor.</p>



<p>Sabah erken uyanmanın stresini atmak, rutin iş gününüzü daha hareketli, enerjik ve mutlu bir zaman dilimine dönüştürmek aslında müzik dinlemek kadar basit! Bunun için Borusanlılara sabah işe gitmek, odaklanmak, motive olmak, başarıları kutlamak ve eve dönüş yolu için tavsiye ettikleri müzikleri sorduk. Bonus olarak da favorilerini ekledik.</p>



<h2><strong>1) Sabah İşe Giderken</strong></h2>



<p>Sabahları yataktan kalmakta zorlanıyor, ayaklarınızı sürüye sürüye işe gidiyorsanız, bir de müzikle uyanmayı deneyin. Müzik psikologu&nbsp;<a href="https://onedio.com/haber/spotify-in-sabah-uyanmakta-gucluk-cekenler-icin-ozel-olarak-sectigi-20-nefis-sarki-618654">David M. Greenberg’e</a>&nbsp;göre sabah kendinize gelmek için müzikleriniz yumuşak başlayıp, giderek hızlanmalı, içeriği pozitif, temposu güçlü olmalı.</p>



<p><br></p><p></p><center><p></p>
<iframe loading="lazy" allowtransparency="true" frameborder="0" src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify%3Auser%3Af7qrhva41444deyr5ld2cupj8%3Aplaylist%3A02jg2mPwL3T1wNVMDkymAa" width="300" height="330"></iframe>
<p></p></center><p></p><p><br></p>



<h2><strong>2) Odaklan hadi</strong></h2>



<p>Problem çözmek, yaratıcı düşünmek, bilgi özümsemek gibi faydaları da var müziğin. Bununla beraber,&nbsp;<a href="https://futurism.com/affiliate-listening-music-work-alters-mind">uzmanlara göre</a>&nbsp;alışkın olduğunuz bir işi yaptığınızda müzik dinlemek üretkenliğinizi artırırken, aksi durumda dikkat dağıtıcı olabiliyor.&nbsp;<br></p>



<p><br></p><p></p><center><p></p>
<iframe loading="lazy" allowtransparency="true" frameborder="0" src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify%3Auser%3Af7qrhva41444deyr5ld2cupj8%3Aplaylist%3A3KG6QAOyZivINsb3LZGKga" width="300" height="330"></iframe>
<p></p></center><p></p><p><br></p>



<h2><strong>3) Motive et kendini</strong></h2>



<p>Bilim insanlarına göre ambiyansa uygun doğal melodiler üretkenliği artırırken, hafif pop müzik bizi motive bir ruh haline sokuyor. Müzik fiziksel ve mental dayanıklılık gerektiren tüm faaliyetlerimizde motivasyonel bir arka plan yaratıyor. Önemli bir toplantın veya sunumun mu var? Motivasyon müziğini mutlaka dinle.</p>



<p><br></p><p></p><center><p></p>
<iframe loading="lazy" allowtransparency="true" frameborder="0" src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify%3Auser%3Af7qrhva41444deyr5ld2cupj8%3Aplaylist%3A5QCIPOIgWfYwrRfSZ977TW" width="300" height="330"></iframe>
<p></p></center><p></p><p><br></p>



<h2><strong>4) Oley başarını kutla</strong></h2>



<p>Başarının devamı için başarıları kutlamak elzem. Ekip arkadaşların, müzik ve dansla bu güzel anları kutla.</p>



<p><br></p><p></p><center><p></p>
<iframe loading="lazy" allowtransparency="true" frameborder="0" src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify%3Auser%3Af7qrhva41444deyr5ld2cupj8%3Aplaylist%3A5sSfEp33W4PSA5S06X7SYY" width="300" height="330"></iframe>
<p></p></center><p></p><p><br></p>



<h2><strong>5) Yaşasın eve dönüş</strong></h2>



<p>Müzik dinlemenin yatıştırıcı etkisi biliniyor. Özellikle yavaş ve yumuşak müziklerin nabzı ve kalp atım hızını yavaşlatmak, tansiyonu düşürmek, stres hormonlarını azaltmak gibi fizyolojik etkileri var. Eve dönüş yolunda kendinizi müziğin dinlendirici etkisine bırakın.</p>



<p><br></p><p></p><center><p></p>
<iframe loading="lazy" allowtransparency="true" frameborder="0" src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify%3Auser%3Af7qrhva41444deyr5ld2cupj8%3Aplaylist%3A6lfI8RY0e7SasmTx9oHq9N" width="300" height="330"></iframe>
<p></p></center><p></p><p><br></p>



<h2><strong>6)&nbsp;Favoriler</strong></h2>



<p>Siz de her daim yeni müzikler arayışındaysanız, bu da bonus olsun. Borusanlıların dinlemekten keyif aldıkları müziklere göz atın.</p>



<p><br></p><p></p><center><p></p>
<iframe loading="lazy" allowtransparency="true" frameborder="0" src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify%3Auser%3Af7qrhva41444deyr5ld2cupj8%3Aplaylist%3A08ffBVoO77wB0LcZNqRYcB" width="300" height="330"></iframe>
<p></p></center><p></p><p><br></p>



<p>Müzik listelerinin tamamına <a href="https://open.spotify.com/user/f7qrhva41444deyr5ld2cupj8?si=EJrwEmtNRnOFNcINdPVuug" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Müzik listelerinin tamamına linkten ulaşabilirsiniz. (opens in a new tab)">linkten</a> ulaşabilirsiniz.</p>



<p><strong><em>Katkıda Bulunanlar:&nbsp;</em></strong><em>Şeyh Ahmet Yıldız, Çağrı Arıcan, Anıl Babacan, Dilara Altuncu, Yaşar Ayvaz,&nbsp;&nbsp;Tunacan Mucuk, Merve Şahmaran, Ali Oğuz Özköse, Muhammet Mumcu, Aytuğ Bekir Temel, Caner Aksel, İlke Öztürk, Gamze Gökduman, Yasin Küçük, Duygu Gül Yıldırım, Ezgi Türkeli, Uğur Uzun, Uğur Altuğ Sunar, Volkan Emir Hecer, Zeynep Celenli, Süleyman Yeldan, Mete Haksevmiş, Özgür Yaşayan, Özlem Yardibi, Orhan Karcı, Suha Aksöz, Emre Mete, Birol Özer, Emre Beri, Barış Kaan Bilir, Adem Gümüş, Gizem Kocaoğlu, Sanem Özdemir, Ata Can Kadıoğlu, İrem Dinç</em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusanlilar-oneriyor-gununuzun-daha-iyi-gecmesini-saglayacak-7-spotify-listesi/">Borusanlılar Öneriyor: Gününüzün Daha İyi Geçmesini Sağlayacak 6 Spotify Listesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Erenli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 23:48:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=1009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leyla Gencer’le ilk tanışmam İngiltere’de oldu. Bu tanışma elbette şahsen değildi. Londra’nın Tower Records plakçısında bir plağını almıştım. Gencer bu plakta Verdi’nin&#160;Rigoletto&#160;operasında soprano partisini yorumluyordu. 1961 yılında Buenos Aires’te canlı olarak kaydedilen bu opera, hâlâ en sevdiğim kayıtlardan biridir. Gencer’le şahsen tanışmam ise 1990’ların başında, çalışmakta olduğum İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelli Kurulu Başkanı olduğunda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/">Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Leyla Gencer’le ilk tanışmam İngiltere’de oldu. Bu tanışma elbette şahsen değildi. Londra’nın Tower Records plakçısında bir plağını almıştım. Gencer bu plakta Verdi’nin&nbsp;<em>Rigoletto</em>&nbsp;operasında soprano partisini yorumluyordu. 1961 yılında Buenos Aires’te canlı olarak kaydedilen bu opera, hâlâ en sevdiğim kayıtlardan biridir.</p>



<p>Gencer’le şahsen tanışmam ise 1990’ların başında, çalışmakta olduğum İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelli Kurulu Başkanı olduğunda gerçekleşti. Birkaç yıl içinde özellikle kendisinin kayıtlarını iyi bilmemin de yardımıyla çok yakınlaştık. Bu yakınlığımız da vefatına kadar devam etti. Hemen her gün Milano-İstanbul telefon görüşmesi yapar ve daha çok kendisinin LP’den CD’ye aktarılan kayıtları üzerine konuşurduk.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="960" height="643" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee.jpg" alt="Leyla Gencer ve Ahmet Erenli" class="wp-image-1011" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee.jpg 960w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee-300x201.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/leyla-gencer-aee-768x514.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p></p>



<p>

Opera sanatında 20. yüzyılın farklı divalarından biri olarak özel bir konuma sahip olan Leyla Gencer repertuvarındaki 74 operayı 66 farklı tiyatroda seslendirdi. Gencer 800’ü aşkın performansı ile sadece döneminin en aktif sanatçılarından biri değil, aynı zamanda yeniden gün ışığına çıkardığı ve günümüz repertuvarına kazandırdığı eserlerle de öne çıkan bir sanatçıydı. Operaya getirdiği ve “Gencerate” olarak tanımlanan yorumları bugün kendi döneminden çok daha fazla takdir görmektedir.

</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer opera sanatında 20. yüzyılın farklı divalarından biri olarak özel bir konuma sahipti. Operaya “Gencerate” yorumunu getirdi. </p></blockquote>



<p>Gencer, şarkıcılığının yanı sıra aynı zamanda rolün gerektirdiği oyun gücüne de sahipti. Bu sahne gücüyle sesini ve yorumunu birleştirince “acting singer” denilen ve 20. yüzyılda Maria Callas’la birlikte gündeme gelen bu sıfatı da almış oldu.</p>



<h2><strong>LEYLA GENCER’İN UNUTULMAZ BAŞARILARI</strong></h2>



<p>Esasında unutulan operaları gün ışığına çıkarma “trendi” Maria Callas’ın 1957’de La Scala’da söylediği&nbsp;<em>Anna Bolena</em>&nbsp;operasındaki sansasyonel başarısıyla başladı. Gencer bir konuşmasında “Bu bir trenddi ve ben de buna uydum” demişti. Gencer bu trendi büyük başarıyla sürdüren kişi oldu. Her ne kadar Callas&nbsp;<em>Anna Bolena</em>’yı La Scala’da yeniden yarattıysa da eseri daha geniş kitlelere duyuran Gencer oldu.&nbsp;<em>Anna Bolena</em>&nbsp;ile başlayan ve “Donizetti Rönesansı” denilen bu dönemde Gencer&nbsp;<em>Anna Bolena</em>’ya ek olarak bestecinin&nbsp;<em>Maria Stuarda, Poliuto, Les Martyrs, Lucrezia Borgia, Belisario, Roberto Devereux, Caterina Cornaro</em>&nbsp;gibi repertuvarlarda yer almayan eserlerini çeşitli opera evlerinde söyleyerek&nbsp;<em>bel canto&nbsp;</em>repertuvarının tartışmasız kraliçesi olduğunu kanıtladı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bel canto&nbsp;repertuvarının tartışmasız <br>kraliçesi olduğunu kanıtladı. </p></blockquote>



<p>

Gencer kariyerinin doruk noktasında olduğu 1960’lı yıllarda,&nbsp;<em>Norma, Macbeth, I Puritani, Gerusalemme, Roberto Devereux, Lucrezia Borgia, Alceste, Maria Stuarda, Un ballo in maschera, Le nozze di Figaro, Beatrice di Tenda, Medea, Belisario, La Vestale, La Gioconda&nbsp;</em>ve&nbsp;<em>I vespri Sicilianni</em>&nbsp;gibi birbirinden güç partileri içeren eserleri seslendirmeye başladı.

</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube">
<iframe loading="lazy" title="Leyla Gencer sings Norma: finale &quot;Deh, non volerli vittime&quot; (Bellini) - Live 1965" width="500" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/3bC4QUN6Hco?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</figure>



<p></p>



<p>

Burada Gencer’in kariyerinde önemli yer tutan&nbsp;<em>Macbeth</em>&nbsp;operasından da bahsetmemiz gerekiyor elbette. Callas sonrası tartışmasız en etkileyici&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;olan Gencer, bu eseri ilk kez 1960 yılında Palermo’da büyük başarıyla seslendirdi; bunu La Scala, Venedik, Floransa, Roma, Cagliari, Treviso, Montova, Como, Livorno’da ve Maggio Musicale di Fiorentino Festivali kapsamında Riccardo Muti yönetiminde gerçekleştirdiği muhteşem performans takip etti. Gencer’in&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;yorumunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen gölgeleyebilen başka bir soprano yetişmemiştir. Ne yazık ki Gencer bu operayı sadece İtalya’da seslendirmiş Avrupa ve Amerika bu eşsiz yorumları canlı olarak dinleyememiştir.

</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gencer’in&nbsp;<em>Lady Macbeth</em>&nbsp;yorumunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen gölgeleyebilen başka bir soprano yetişmemiştir. </p></blockquote>



<p>Gencer’in belki de en sevilen ve ses getiren Donizetti yorumu&nbsp;<em>Lucrezia Borgia’</em>dır. Gencer ilk kez 1966 yılında Napoli’de seslendirdiği bu eseri daha sonra Roma (1967), La Scala (1970), Bergamo (1971), Dallas (1974) ve Floransa’da (1979) söyleyerek yine çok az bilinen eseri müzik dünyasına tanıtmış oldu.</p>



<p>Bu başarısından sonra Gencer, Maggio Musicale di Fiorentino Festivali’nin açılış gecesi olan 2 Mayıs 1967’de&nbsp;<em>Maria Stuarda</em>&nbsp;ile sansasyonel bir başarı elde edecekti. Öyle ki, ünlü&nbsp;<em>Figlia impura di Bolena</em>&nbsp;sözleri salonda adeta şok etkisi yaratacak ve tüm salon daha ikinci perde finalinde sanatçıyı ayakta alkışlayacaktı. &nbsp;<em>Maria Stuarda</em>&nbsp;başarısından sonra yine bir bilinmeyen opera Gencer’in gündemindeydi. Donizetti’nin&nbsp;<em>Belisario</em>&nbsp;operası. Hemen hiç seslendirilmemiş ve Bizans’ta geçen bu operada üstlendiği Antonia rolü ile başarılarına bir yenisini ekledi Gencer.</p>



<p>Bugün Gencer’e ait 200’ün üzerinde opera, konser ve resital kaydı piyasalarda LP, CD ve DVD olarak bulunuyor. Bu yüksek rakamlar kendisine “Queen of Pirates” (Korsanların Kraliçesi) unvanını da beraberinde getirdi.</p>



<p>Gencer, 1957 yılında, sonradan “evim” diyeceği La Scala ile olan 50 yılı aşkın beraberliğe adımını atmış; bu 50 yılın yarısını fiilen sahne üstünde geçirmiş ve La Scala’da 10 Mayıs 2008 tarihinde ölene kadar hiç kopmadan çalışmıştır. Sanatçı, opera sahnelerine 1985’te Francesco Gnecco&#8217;nun&nbsp;<em>La Prova di un&#8217;Opera Seria</em>&nbsp;adlı operası ile Venedik La Fenice Tiyatrosu’nda veda etti; resitallerini ise 1992 yılına kadar sürdürdü.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gencer’e ait 200’ün üzerinde opera, konser ve resital kaydı piyasalarda LP, CD ve DVD olarak bulunuyor. </p></blockquote>



<p>1982 yılında daha çok eğitimciliğe ağırlık veren Gencer 1983-1989 yılları arasında As.Li.Co.’nun direktörü oldu. 1997 yılında ise ünlü şef Riccado Muti tarafından La Scala Akademisi direktörlüğüne getirildi ve bu görevine ölene dek devam etti.</p>



<p>Gencer As.Li.Co. ve La Scala’da çalıştığı dönemlerde yine bilinmeyeni araştırdı. Vivaldi’nin&nbsp;<em>Il Giustino</em>&nbsp;operası uzun yıllar sonra ilk kez onun çalışmaları sayesinde gün ışığına çıktı. La Scala Akademisi’nde bilinmeyen veya az sahnelenen operalar üzerine çalıştı ve öğrenciler yetiştirdi. Mütevelli Kurulu Başkanı olduğu İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen Claudio Schimone tarafından yönetilen ve Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen Bertoni’nin&nbsp;<em>Orfeo</em>&nbsp;(1977) operası ile uzun yıllar sonra ilk defa sahnelenen Fabio Biondi tarafından yönetilen ve yine Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen Vivaldi’nin&nbsp;<em>Bajazet</em>&nbsp;(1999) operalarının danışmanlığını ve koordinatörlüğünü yaptı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer yeniden gün ışığına çıkardığı ve<br> günümüz repertuvarına kazandırdığı eserlerle <br>öne çıkan bir sanatçıydı. </p></blockquote>



<p>

Gencer kariyeri süresince birçok seminer de verdi. Bunlar arasında 1976 Gerssan, Aosta&nbsp;<em>Seminar on Il Trovatore</em>, Venezia&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>,1982 Trieste&nbsp;<em>Donizetti Seminar</em>,&nbsp;<strong>1985 Montpellier Singing Academy&nbsp;<em>Seminar on Rossini, Bellini and Donizetti</em>, 1985 Savona&nbsp;<em>Donizetti Conference</em>, 1987 Teatro La Fenice Venezia&nbsp;<em>Seminar on Italian Opera</em>,&nbsp;</strong>1989 Istanbul&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>, 1989 Arenzano&nbsp;<em>Seminar on Donizetti</em>, 1990 Istanbul&nbsp;<em>Seminar on Rossini’</em>yi sayabiliriz.

</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson.jpg" alt="Leyla Gencer" class="wp-image-1016" width="317" height="456" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-208x300.jpg 208w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-712x1024.jpg 712w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/10/caterina-cornaro-new-york-1973-foto-erika-davidson-768x1105.jpg 768w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" /></figure></div>


<p>1995 Yılında Leyla Gencer’in yakın arkadaşı ve Yapı Kredi Festivali Sanat Direktörü Aydın Gün’ün girişimi ve çalışmalarıyla ilk Leyla Gencer Şan Yarışması İstanbul’da gerçekleştirildi. İki senede bir yapılması planlanan yarışmanın üçüncüsü 1999’da Türkiye’de yaşanan deprem nedeniyle ertelendi ve 2000 yılında yapıldı. Yapı Kredi Bankası’nın yarışmadan desteğini çekmesiyle birlikte, yarışma 2006 yılına kadar yapılamadı. 2006 yılından itibaren İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve La Scala Tiyatrosu Akademisi ile ortak olarak düzenlenmeye başladı. Bu yıldan itibaren Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası yarışmanın yerleşik orkestrası oldu. 2018’de İKSV, La Scala Akademisi ve Borusan Sanat tarafından düzenlenmeye başladı. Yarışmada yer alan Pretty Yende, Anita Rachvelishvili, Nino Machaidze, George Gagnidze, Enkelejda Shkosa ve Marcello Álvarez gibi isimler bugün dünya opera sahnelerinin aranan isimlerinden olmuşlardır.</p>



<h2><strong>LEYLA GENCER’İN ARDINDAN</strong></h2>



<p>Leyla Gencer 10 Mayıs 2008 yılında hayatını kaybettikten sonra her yıl Borusan Sanat tarafından düzenlenen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) sezon konserlerinde anıldı. Bu dönemde BİFO,&nbsp;<em>La Traviata, Carmen, Salome, Tosca, Aida, Der Rosenkavalier (Güllü Şövalye), Norma</em>&nbsp;ve&nbsp;<em>Gianni Schicchi</em>&nbsp;gibi operaları sahnelemenin yanı sıra, Leyla Gencer Şan Yarışması’nda derece alan sanatçılarla konserler verdi. Bunların yanı sıra, Borusan Sanat sanatçının ölümün 10. yılı olan 2018’de yayımlanmak üzere İngilizce ve Türkçe iki kitap siparişi verdi. Her iki kitap da 2018 Ekim ayında piyasaya çıkacak. Ayrıca, Borusan Müzik Evi’nde İKSV ile ortak olarak 11 Eylül-10 Ekim tarihleri arasında, Yekta Kara küratörlüğünde “Primadonna ve Yalnızlık” başlıklı bir sergi de gerçekleştirildi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Leyla Gencer 2008 yılında hayatını kaybettikten sonra her yıl Borusan Sanat tarafından düzenlenen BİFO sezon konserlerinde anılıyor. </p></blockquote>



<p>Leyla Gencer için bugüne kadar yayınlanan pek çok kitap bulunuyor:&nbsp;<em>Romanzo vero di una primadonna</em>&nbsp;(Franca Cella, 1986; İngilizce, 2018),&nbsp;<em>Leyla Gencer’e Armağan</em>&nbsp;(Zeynep Oral, 1995),&nbsp;<em>Leyla Gencer: Tutkunun Romanı</em>&nbsp;(Zeynep Oral, 1995; İngilizce, 2008; İtalyanca, 2011),&nbsp;<em>Leyla Gencer ve Opera Dünyası</em>&nbsp;(Ünal Öziş, 2006),&nbsp;<em>Leyla Gencer 50 Anni alla Scala</em>&nbsp;(Franca Cella, 2008).</p>



<p>Leyla Gencer’le ilgili detaylı bilgilere hazırladığım&nbsp;<a href="http://leylagencer.blogspot.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">http://leylagencer.blogspot.com/</a>&nbsp;blogundan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/opera-sanatinda-bir-diva-leyla-gencer/">Opera Sanatında Bir Diva: Leyla Gencer</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğanın Müziği</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/doganin-muzigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdi Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Dec 2017 22:25:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=739</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğayla aramda çoğu zaman tarif etmekte, başkalarına anlatmakta güçlük yaşadığım güçlü bir bağ var. Çocukluğumdan bu yana gittiğimiz yazlık evimizde başladı doğayla baş başa kalmalarım. Yıllarca hep kaçış noktam oldu. Ne zaman sakinleşmek, dinginleşmek istesem kendimi doğaya attım. Kendimle baş başa kaldığım her an doğadaki sesleri dinledim, onların bana verdiği huzura odaklandım. Enstrümanların birbiriyle mükemmel [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/doganin-muzigi/">Doğanın Müziği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğayla aramda çoğu zaman tarif etmekte, başkalarına anlatmakta güçlük yaşadığım güçlü bir bağ var. Çocukluğumdan bu yana gittiğimiz yazlık evimizde başladı doğayla baş başa kalmalarım. Yıllarca hep kaçış noktam oldu. Ne zaman sakinleşmek, dinginleşmek istesem kendimi doğaya attım. Kendimle baş başa kaldığım her an doğadaki sesleri dinledim, onların bana verdiği huzura odaklandım.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Enstrümanların birbiriyle mükemmel uyumu aynı doğadaki müthiş uyum gibi.</p></blockquote>



<p>Kulağımda müzik olurdu başlarda ama sonra en güzel müziğin dalga sesleri, yaprak hışırtısı olduğunu fark ettim. Doğaya en çok yakışanın da klasik müzik olduğunu sonraları -sanıyorum üniversite yıllarımda-keşfettim. &nbsp;Aslında bir arkadaşımın ön ayak olması ila bir klasik müzik konserine katıldım, sonra baktım ki ben bu sesleri çok önceden biliyorum. Dinlerken ilişkilendirdim ve sonraları tutkunu oldum.</p>



<p>O huzuru, dinginliği, sakinliği tanıyordum. Enstrümanların birbiriyle mükemmel uyumu aynı doğadaki müthiş uyum gibiydi.</p>



<p>Yıllar geçtikçe evde, ofiste kendimi biraz daha doğaya yakın hissetmek istediğim her yerde kendimi klasik müzikle buldum. Konserlere katıldım, hatta bir parçası olmak istedim, hâlâ da istiyorum.</p>



<p>Doğayla aramdaki bağ bana yepyeni dünyalar keşfetmemi sağladı.</p>



<p>Mesela şu aralar yapmaktan en çok keyif aldığım şey “çıt” sesinin bile çıkmadığı, ışıksız bir deniz kenarında fonda klasik müzik ile büyük şehirlerde göremediğimiz harika yıldızları izlemek. Bana göre doğanın en çok ihtiyacı olan müziği ona veriyorum, onlar da bana en çok ihtiyacım olan huzuru veriyor.</p>



<p>Yükselen, alçalan; bazen coşan, bazen dinginleşen harika tınılar var, dinlemeyi bilenlere. Nasıl ki klasik müzik dinlerken kendinizi müziğe bıraktığınızda bambaşka dünyalara gidip geliyorsanız aynısını hissedip yaşıyorum.</p>



<p>Evet klasik müzik severlere yepyeni dünyalar açan bu mükemmel uyum ile her geçen gün birlikteliğimiz artarak devam ediyor.</p>



<p>Her konser yeni dünyalar açarken bu güzel zamanlara bir yenisini daha ekledim.</p>



<h2><strong>VİYANA BU KEZ BAŞKA</strong></h2>



<p>Borusan Grubu ile gittiğim BİFO Viyana konseri bana daha önce görmediğim bir Viyana’yı gösterdi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Daha önce gittiğim müzelerdeki klasik müzik üstadlarının hikayelerini bu kez başka bir heyecanla okudum.</p></blockquote>



<p>Viyana bana bu kez başka gözüktü, daha önce de gittiğim müzelerdeki klasik müzik üstadlarının hikayelerini bu kez başka bir heyecanla dinledim, okudum. Hem gezinin muhteşem olması hem de Borusan ailesinin bir üyesi olarak katıldığım müthiş konser salonundaki anlar bağlarımı daha da güçlendirdi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="720" height="430" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana14_1b.jpg" alt="BİFO Viyana konseri" class="wp-image-741" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana14_1b.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/viyana14_1b-300x179.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p></p>



<p>Konser öncesinde görme şansını elde ettiğimiz prova sırasında&nbsp; o muhteşem uyumu yaratmak için ne kadar büyük bir çabanın olduğunu gördük, bunun ancak müthiş bir tutkuyla yapılabileceğine çok yakından tanık olduk, gerçekten inanılmaz bir deneyimdi.</p>



<p>Konserden sonra hep yapmayı istediğim enstrüman çalma isteğim daha da arttı. Ben de o müziğin bir parçası olmak, ben de notalarda kendimi bulmak istedim güçlü bir şekilde.</p>



<p>Musikverein konser salonu bir anda derin bir orman ya da bir su kenarı oldu benim için. Dinleyenlerin yüzündeki o müthiş duygu geçişlerini gördüm ve gerçekten çok etkileyiciydi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="720" height="553" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Erdi-Tosun-Zeynep-Hamedi-Fatma-Adiguzel-Viyana-23102017_1b.jpg" alt="VİYANA BU KEZ BAŞKA" class="wp-image-742" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Erdi-Tosun-Zeynep-Hamedi-Fatma-Adiguzel-Viyana-23102017_1b.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Erdi-Tosun-Zeynep-Hamedi-Fatma-Adiguzel-Viyana-23102017_1b-300x230.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p></p>



<p>

Hem gezinin hem de müthiş konserin bende yarattığı coşku, huzur ve dinginlik tarif edilemez…

</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/doganin-muzigi/">Doğanın Müziği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
