<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>spor etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/spor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/spor/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 09:38:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>spor etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/spor/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Rüzgarla Dans: Bir Yelken Hikayesi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ruzgarla-dans-bir-yelken-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Kentkuran]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 13:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Yelken Takımı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha nefes alınabilir bir hayat olduğunu fark ettiğimde girdi yelken sporu hayatıma. Yaklaşık 5 sene önce doğum günümde kendime hediye ettiğim temel eğitim ile başladım. Derken üst üste alınan tam dört ileri eğitimden sonra bir takım ile yarışmanın vakti gelmişti. Marinaya her girdiğimde aynı öz, aynı his… İlk başta Borusan’dan önce çalıştığım şirkette bir takım [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ruzgarla-dans-bir-yelken-hikayesi/">Rüzgarla Dans: Bir Yelken Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Daha nefes alınabilir bir hayat olduğunu fark ettiğimde girdi yelken sporu hayatıma. Yaklaşık 5 sene önce doğum günümde kendime hediye ettiğim temel eğitim ile başladım. Derken üst üste alınan tam dört ileri eğitimden sonra bir takım ile yarışmanın vakti gelmişti. Marinaya her girdiğimde aynı öz, aynı his… İlk başta Borusan’dan önce çalıştığım şirkette bir takım kurduk. Sonrasında ise iki yıldan az tecrübesi olan ya da hiç tecrübesi olmayan ama denizde olmak için fırsat kollayan, sonrasında da eğitimlerini tamamlayanlar ile bilfiil yarıştım. Bir gün gelen bir telefon ile Borusan’a giriş hikayem netleştiğinde, hemen takıma girmek için başvuruda bulundum. İşte Borusan Racing Team ile tanışma serüvenim de tam burada başladı.</p>



<p>Boğazda yedi sene önce fotoğrafını çekip “Bir gün bu teknede yarışmayı çok isterdim” kadar umut dolu ve içten bir dileğin, yıllar sonra dönüp dolaşıp beni bulması tarif edilemez bir duygu. İlk antrenman öncesi heyecandan uyutmayan cinsten. Ne daha önce bindiğim teknelere ne de daha önce yarıştığım takımlara benzemiyor. Herkes yüreğini, zamanını, emeğini koymuş. Birlikte büyümüş bir aile gibi…</p>



<p>Gerçek bir yelken takımı olmak, bir şirketin çarklarının doğru dönmesi ile benzer şekilde işler. Tüm şirket ve departmanlardaki çalışanların kişisel başarısı, diğer bölümler ile entegre olmadıkça kümülatifte bir bütün ortaya nasıl çıkmıyorsa, yelken takımındaki görevler de birbiriyle uyumlu çalışmazsa tekne rotasını bulamaz. Biz de bu uyumu yakalamak adına kaptanımız eşliğinde haftanın tüm boşluklarını doldurmaya çalışıyoruz. Stres yönetiminden, belirsizlik anında kriz yönetimine, proaktif olmaktan, ekip ile iletişimi destekleyen birçok yetkinliği de her an deneyimlemiş oluyoruz. Sadece fiziksel değil, birçok farklı kasımız aynı anda çalışmayı öğreniyor.</p>



<p>Doğa ve denizin uçsuz bucaksız gizemi,  hükmedilemez olması, mücadele etmeden değişen tüm fiziksel duygulara adapte olarak manevi duyguları da yüceltmesi ve günün sonunda herkesin dışarı çıkmaya üşendiği, zorlu koşulların üstesinden başarıyla gelip, ofis yaşamından biraz da olsa uzaklaşmak isteyenler için biçilmiş kaftan diyebilirim. Bir antrenman veya yarışın sonunda karada sadece bazen selamlaşılan yüzlerle oturup vakit geçirmek ise kocaman bir ailenin içinde olduğumuzu gösterirken, ait olma hissini de en üst seviyeye çıkartıyor.</p>



<p>Borusan Yelken Takımı iki ayrı klasmanda, iki ayrı tekne ile ağırlıklı İstanbul’da, zaman zaman ise Türkiye’de düzenlenen diğer açık deniz yarışlarında yer alıyor. Yeri geliyor teknede sadece kadınların yarıştığı Deniz Kızı Yelken Kupası‘nda, yeri geliyor uzun bir transferin ardından Aegean Link Regatta için Çeşme’de ya da İstanbul boğazında gerçekleşen Bosphorus Cup‘ta buluyoruz kendimizi. Yelken sporunun bu kadar desteklendiği ve büyümek için her gün adım atan bir yerde çalışmak kadar gurur verici bir şey olamaz. Ne mutlu ki teknelerimiz hep de ön sıralarda yer alıyor. Bunu da ekibin azmi, öğrenme hevesimiz ve adanmışlıkla gelen uyum destekliyor.</p>



<p>Elbette zorlukları da yok değil. Bir kere her an her şey değişebiliyor. Rüzgar başına buyruk esmeye alışmış. Ama günün sonunda beni yelkene bağlayan, nefes aldıran şey de bu mücadele içinden daha güçlenerek çıkmak sanırım. Kenetlenmek ve tekneyle bütünleşmek daha da sıkı sarılmaya teşvik ediyor. Bazen tuzlu suyla yıkanmak da cabası. Karaya adım attığında bir sonraki seyir planlamasına geçmek için can atıyor insan. Yeri geldiğinde yunuslarla dans edip, yeri geldiğinde ise bir ekip olarak yağmur altında ıslanırken birbirimize bakıp takımın hangi hamleyi yapacağını gözlerden anlayabiliyoruz. İşte yelken sporu bunları size vaat ediyor. Halatları çekip rüzgarı yelkene doldurduğunuz an yepyeni bir hayata adım atıyorsunuz. Ve değişen, yerinde durmayan rüzgarı yakalamaya, en verimli şekilde kullanmaya çalışıyoruz ki rüzgar ile dansımız devam etsin. Altınızdaki yarış makinesinin istediklerini verdiğinizde, hayalleri süsleyen fakat çok az kişinin sahip olduğu duyguları tatmaya başlayabilesiniz.</p>



<p>Biliyorum bu bir tutku… Sizlere bu satırları yazarken sürekli gülümsediğimi fark ettim. Sizin için de dileğim, değerlerinize paralel tutkularınızı bulmanız, taçlandırmanız ve her daim yaşatmaya çalışmanız. Olur da yazıdan sonra esinlenip yelkene başlamak isterseniz biz hep BSK çatısı altında yeni ekip arkadaşlarımız için buradayız.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ruzgarla-dans-bir-yelken-hikayesi/">Rüzgarla Dans: Bir Yelken Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kosmaya-nasil-asik-oldum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan METE]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2020 14:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[atletizm]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[koşu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Takvimler 2018 yılının yaz aylarına adım atmak üzere olduğumuzu gösteriyordu. Yaz gelmek üzere olduğundan mağazalar dolaşılmalı ve yeni tişörtler, şortlar alınmalıydı. Geçen seneden giyebileceğim hiçbir şey yok muydu diye soruyordum kendi kendime. Cevabı tabi ki vardı ama artık bir önceki sene giydiğim bu sene bana ufak geliyordu. Bir şeyler ters gidiyordu hayatımda. İşte o ana [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kosmaya-nasil-asik-oldum/">Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Takvimler 2018 yılının yaz aylarına adım atmak üzere olduğumuzu gösteriyordu. Yaz gelmek üzere olduğundan mağazalar dolaşılmalı ve yeni tişörtler, şortlar alınmalıydı. Geçen seneden giyebileceğim hiçbir şey yok muydu  diye soruyordum kendi kendime. Cevabı tabi ki vardı ama artık bir önceki sene giydiğim bu sene bana ufak geliyordu. Bir şeyler ters gidiyordu hayatımda. İşte o ana kadar yüzleşmekten kaçtığım kilolarımın artık farkındaydım.</p>



<p><strong>YÜZLEŞME ANI</strong></p>



<p>Aldığım şortun üzerime olmadığını ve bir üst bedene geçmem gerektiğini aynada gördüğüm manzara ile kavradığım an birinci kırılma noktasını yaşadım. Çok saçma ama bu ben miyim dedim kendi kendime. Kızdım, öfkelendim ve sinir oldum. Daha önce canım annem diyordu “kilo almışsın yine, bak göbeğin önden gidiyor, dikkat et.” Ama anne yüreği işte, biraz sonra bunu da yersin, bak bu tatlı çok güzel, bundan da tatmalısın… Anne kendi yemeden önce evladına yedirmek istiyor. Değişim zamanı gelmiş artık farklı bir bakış açım olmuştu. Aynaya baktığında gerçekle yüzleşmez isen başlayamazsın dedim. Tam o zamanda bir e-posta geldi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bu ben miyim dedim kendi kendime. Kızdım ve öfkelendim.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-1024x683.jpg" alt="Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?" class="wp-image-2939" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Borusan Atletizm Kulübü kurulmuş ve Pazar günü Belgrat ormanına koşuya davet ediyordu. Kafamda deli sorular vardı? Koşabilir miyim? Nefesim yeter mi? Sabah nasıl kalkarım? Kimseyi tanımıyorum gibi deli sorular…Geçmişte spor deneyimim vardı ama uzun bir süre ara vermişim. Bununla beraber kararlıydım, “bu işin üstesinden gelebilirsin” dedim kendi kendime. O Pazar erkenden kalktım, buluşma noktasında Borusan ailesinin üyeleri, Kaptanımız Yasemin Hanım, Atletizm antrenörü Özkan hocam ile tanıştım. Ufaktan başladım koşmaya. Daha dün gibi birinci kilometrede ben bitmiştim, artık ne gidecek derman ne de bedenim vardı. Ama tamamlanması gereken 5 km daha varmış ki az koşar gibi yaptım ve yürüdüm o kalan yolu. Özkan Hocam bende bir şey gördüğünü ve benim bu parkuru bir gün hiç durmadan koşabileceğimi söyledi. “Ben inanıyorum, senin yanındayım, sen de inan Serkan” dedi. “Ok hocam senleyim” dedim. Bu ikinci dönüm noktası oldu benim için.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/Foto1-1024x768.jpg" alt="Borusan Atletizm Kulübü" class="wp-image-2938"/></figure>



<p> <strong>AŞKA DÜŞME</strong></p>



<p>Evet, artık ben de Borusan Atletizm Kulübü’nün bir üyesi olmuştum, her hafta aralıksız buluşma noktasına gidiyordum. Sevmek; sevdiğin şeylere zaman ayırmaktan geçer, boşlukları doldurmaktan değil. Bir önceki gün kaçta yattığımın, uykusuz kaldığımın, yorgun olduğumun bir önemi yoktu artık. O gün oraya gidilecek ve o antrenman yapılacaktı benim için. Günler geçtikçe ben ve çevrem bendeki değişimi görüyor ve bana bunu söylediklerinde daha bir moralli ve hırslı oluyordum. Artık yağmur yağdığı, soğuk olduğu sabah bile koşu iptal olmasın, ben yağmurda da koşarım diyordum. Koşmak artık bir aşk olmuştu benim için.</p>



<p>Artık koşarken içime huzur doluyor, mutluluk hormonlarım tavan yapıyor, kendime olan güvenim ve saygım artıyordu. Hayatımdaki boşlukları doldurmak yerine sevdiğim şeylere zaman ayırıyordum. Borusan Atletizm Kulübü’nde sadece koşmuyorduk. Borusan ailesinden yeni arkadaşlıklar edindim.Öyle arkadaşlıklar ki artık dostluk, kardeşlik oldu bizimkisi. Birbirimize destek olduk, moral olduk, enerji olduk. Yarışmalara katıldık hep beraber, finişi göremem diyen arkadaşlarımızın elinden tuttuk, hadi sen başarırsın senin yanındayım dedik. Sonra yarışmalarda başarılar kazandık adım adım…</p>



<p>Artık daha mutluydum, daha keyifliydim, daha zinde uyanıyor ve daha az yoruluyordum. Üzerimden büyük ama çok büyük bir yük gitmişti artık. Koşuya ilk başladığımda 107 kiloda biriydim ve arık yeni ben 83 kilo. Şimdi artık Belgrat ormanında bulunan 6 km parkuru durmadan 3 tur koşabiliyorum. Yemek konusunda da bir endişem yok, yemek yemeğe devam ediyorum. Ama ne yersem yiyeyim mutlaka onu koşarak yakıyorum. Artık ben bedenimi değil bedenim beni taşıyor.</p>



<p>Teşekkürler Borusan Atletizm Kulübü, Teşekkürler Özkan Hocam. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kosmaya-nasil-asik-oldum/">Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kickboks Antrenörü</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/nasil-kickboks-antrenoru-oldum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 13:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[kickboks]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1462</guid>

					<description><![CDATA[<p>X-men, Demir Adam, Örümcek Adam… Çocukların süper kahramanları! Hayatımızda her zaman süper kahramanlara yer vardı, neden? Bilmiyorum, belki de günün birinde birilerine karşı kahramanlık yapıp birilerinin hayatını kurtarmak ya da en azından bir iyilik yapmak düşüncesi bizi süper kahramanlara karşı hep ilgili kılmıştır. Tabi bizim gibi 80’lerde çocuk olanların kahramanları daha gerçekçi, daha elle tutulur [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/nasil-kickboks-antrenoru-oldum/">Kickboks Antrenörü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>X-men, Demir Adam, Örümcek Adam… Çocukların süper kahramanları! Hayatımızda her zaman süper kahramanlara yer vardı, neden? Bilmiyorum, belki de günün birinde birilerine karşı kahramanlık yapıp birilerinin hayatını kurtarmak ya da en azından bir iyilik yapmak düşüncesi bizi süper kahramanlara karşı hep ilgili kılmıştır.</p>



<p>Tabi bizim gibi 80’lerde çocuk olanların kahramanları daha gerçekçi, daha elle tutulur kişilerdi. Bruce Lee gibi efsaneler, Jean Claude Van Damme gibi ya da Steven Seagal gibi yıldızlardı. Bunların filmlerini izleyip de etkilenmeyen bir tane çocuk gösteremezdiniz. Tabi ki ben de ziyadesiyle etkilendim ve spor hayatıma ortaokul ikinci sınıfta Teakwondo ile başladım.</p>



<p>Lise yıllarına kadar severek isteyerek yaptığım sporu üniversite hazırlık yıllarında ister istemez bırakmak zorunda kaldım ve uzun yıllar spor salonuna adım atmadım. Ama aklımda bir kıymık gibi ya da yüreğimde bir sızı gibi kaldı. Hani akşam eve gelince, “Ben bugün bir şey yapacaktım” diye düşünürsün ama ne olduğunu bulamazsın ya onun gibi bir şey işte.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>“Lise yıllarında yaptığım Taekwando aklımda bir kıymık, yüreğimde bir sızı gibi kaldı.”</p></blockquote>



<p>İş hayatı, evlilik, çocuklar derken, yıllar hızla akıp gitti ama ben içimdeki o boşluğu bir türlü dolduramadım. Ta ki bir arkadaşım “eski bir dostum spor salonu açmış gidelim mi?” diye sorana kadar. Sanki yıllardır bu soruyu sormasını bekliyordum. Sorusunu tekrarlamasına izin vermeden, “tamam yarın gidip başlıyoruz” deyip ertesi gün Kickboks derslerine kayıt yaptırdık ama arkadaşım iki ders sonra bıraktı.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>AZİM, KARARLILIK VE FEDAKARLIK</h2>



<p>Özlemini duyduğum spor hayatıma geri dönmüştüm. Artık günde sekiz saat iş yerinde çalışmanın üzerine haftada üç gün koşa koşa salona gitmeye başladım. Akşam eve saat 10, 11 gibi gelebiliyordum ama hiç yorulmuyor aksine daha dinamik, daha güçlü hissediyordum kendimi. Salonun başka bir enerjisi vardı sanki. Yılların açığını kapatmaya çalışıyordum adeta. Tabi bu gayretim hocamın gözümden kaçmamıştı, beni kuşak sınavlarına girmem konusunda yüreklendirdi. Ben de kabul edip tüm kuşak sınavlarına girdim, sonunda kuşak sınavlarını tamamlayıp 1. Dan siyah kuşağımı aldım. Bir senenin ardından 2. Dan kuşağımı da almıştım. Bundan sonra gözüm artık antrenörlükte idi; kickboks antrenörü olmam için hiçbir engel kalmamıştı önümde.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/05/kickboks_antrenoru-1024x1024.jpg" alt="Kickboks Antrenörü" class="wp-image-1464" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/05/kickboks_antrenoru-1024x1024.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/05/kickboks_antrenoru-300x300.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/05/kickboks_antrenoru-150x150.jpg 150w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/05/kickboks_antrenoru-768x768.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/05/kickboks_antrenoru.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Beklediğim haber kickboks federasyonunda yayınlanınca hem sevindim hem hayal kırıklığına uğradım. Antrenörlük semineri tarihi bana uymuyordu çünkü Borusan Oto’ya başlayalı on bir gün olmuştu. Ben yıllık iznimi henüz hak edememiştim ve benim on iki gün izin almam gerekiyordu. Bu isteğimi servis müdürümle paylaşınca hiç tereddüt etmeden, şirketimizin bu gibi faaliyetlere her zaman destek verdiğini ve bana da bu konuda destek vereceklerini söylediklerinde nasıl mutlu olduğumu anlatamam! Servis müdürüm ve şube müdürüm sayesinde Borusan Oto gibi bir şirkette çalışmanın gururunu ve avantajını yaşamış oldum.</p>



<p>İki haftalık seminerimi başarı ile tamamlayıp sonunda antrenörlük hedefimi gerçekleştirmiş oldum. Yıllar sonra başladığım spor hayatımda böyle bir noktaya geldiğim için çok gururluyum! Gerçekten isteyince azim edince insanlar için bu hayatta olmayacak bir şeyin olduğuna ben inanmıyorum. Yeter ki gerekli olan azmi, kararlılığı ve fedakarlığı gösterelim.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/nasil-kickboks-antrenoru-oldum/">Kickboks Antrenörü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basketbol Aşkı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/basketbol-aski/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Günkut Korman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2019 11:37:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Mannesmann]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Basketbol benim ilk aşkım! Gençliğinde amatör olarak basketbol oynamış babam, 8 yaşımda beni basketbolla tanıştırdı. Bir de çocukluk yıllarımda TRT’de Beyaz Gölge dizisi gösterilirdi. Benim gibi 80’li yıllarda çocuk olmuş pek çok kişinin yüreğine de bu dizi basketbol sevgisini ekmiş ve ülkemizde geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır muhtemelen. Dilimize “koç” kelimesini sokmanın yanı sıra, basketbolun top [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/basketbol-aski/">Basketbol Aşkı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Basketbol benim ilk aşkım! Gençliğinde amatör olarak basketbol oynamış babam, 8 yaşımda beni basketbolla tanıştırdı. Bir de çocukluk yıllarımda TRT’de <em>Beyaz Gölge</em> dizisi gösterilirdi. Benim gibi 80’li yıllarda çocuk olmuş pek çok kişinin yüreğine de bu dizi basketbol sevgisini ekmiş ve ülkemizde geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır muhtemelen. Dilimize “koç” kelimesini sokmanın yanı sıra, basketbolun top cambazlığından ibaret olmadığını, kültürünü, ahlaki boyutunu, felsefesini, takım olmanın gücünü daha küçük yaşlardan hissetmemi sağlamış, basketbolun hayatımın tutkularından biri olmasında payı olmuştur.</p>



<p>Basketbol, tanıştığımız günden beri hep hayatımın bir parçası oldu. Öyle ki, hem okul hem de iş yaşamında basketbol oynamak için her türlü fırsatı değerlendirdim. Üniversite takımı ile katıldığım turnuvalardan tutun da, Borusan’daki görevim nedeniyle uzun zaman geçirdiğim coğrafyalarda basketbol oynadığım gruplara kadar…</p>



<p>Çocukluk tutkumu doğal olarak işe de taşıdım, basketbol aşıklarını bir araya getirmek için Borusan’da basketbol takımı kurma sürecini üstlendim. Her şey, Borusan Mannesmann’daki mesai arkadaşlarımla kurduğumuz takımla katıldığımız tek pota turnuvasında, diğer bir Borusan şirketi olan Borusan Manheim takımıyla karşılaşmamızla başladı. Bu tip turnuvalara ayrı ayrı takımlarla katılmak yerine beraberce tüm Borusan’ı temsil edecek bir takımı neden kurmuyoruz dedik.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_1-1024x683.jpg" alt="Basketbol Aşkı" class="wp-image-1405" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_1.jpg 1385w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Ama öyle kolay oldu sanmayın. Öncelikle Borusan içerisinde bunun iletişiminin ve gerekli maddi kaynakların sağlanması, antrenör, saha, turnuva organizasyonlarının yapılması gibi zorluklar çıktı karşımıza. <a href="https://www.borusanspor.com" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Ama öyle kolay oldu sanmayın. Öncelikle Borusan içerisinde bunun iletişiminin ve gerekli maddi kaynakların sağlanması, antrenör, saha, turnuva organizasyonlarının yapılması gibi zorluklar çıktı karşımıza. Borusan Spor Kulübü’nün kurulması ile iletişim ve maddi kaynak konularını çözdük. Antrenör, saha ve turnuva organizasyonlarını ise basketbol camiasındaki tanıdıklarım vasıtasıyla hallettik. Bu konuda öyle bir motivasyonum vardı ki,  antrenörümüzle anlaşmayı dünyanın öbür ucundan, tatile gittiğim Avustralya’dan  telefonla sonuçlandırmıştım.    (opens in a new tab)">Borusan Spor Kulübü</a>’nün kurulması ile iletişim ve maddi kaynak konularını çözdük. Antrenör, saha ve turnuva organizasyonlarını ise basketbol camiasındaki tanıdıklarım vasıtasıyla hallettik. Bu konuda öyle bir motivasyonum vardı ki,  antrenörümüzle anlaşmayı dünyanın öbür ucundan, tatile gittiğim Avustralya’dan  telefonla sonuçlandırmıştım.   </p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>KURUMSAL BASKETBOLCUNUN HAYATI</h2>



<p>Kurumsal takımlar genelde basketbola gönül vermiş ve iş yüklerine, hatta kimi durumlarda ilerleyen yaşlarına rağmen basketboldan kopamamış kişilerden kurulu oluyor. Bunlar arasında, zamanında profesyonel olarak oynamış, hatta milli takımda forma giymiş oyuncular da var. Kimi zaman, katıldığımız turnuvalarda başarı elde etmek için aktif oyuncuları bordrosuna alan şirketlerle de karşılaşıyoruz. Biz Borusan’da sportif kabiliyete göre işe alım yapmıyoruz ama gerek takımımıza sağladığımız antrenman sahası ve profesyonel antrenör gibi olanaklar, gerekse çalışanlarımızın ekstra çabası ile katıldığımız turnuvalarda her zaman iddialı oluyoruz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_kadin_basketbol_1-1024x683.jpg" alt="KURUMSAL BASKETBOLCUNUN HAYATI" class="wp-image-1406" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_kadin_basketbol_1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_kadin_basketbol_1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_kadin_basketbol_1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_kadin_basketbol_1.jpg 1385w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kurumsal takımlar arasında olsa da maçlarımız kıran kırana geçiyor, herkes takım için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Kimi zaman özel yaşamımızdan, kimi zaman uykumuzdan feragat ederek, antrenman ve maçlara gidiyoruz. Sezon boyunca haftada iki antrenman ve neredeyse her hafta sonu da maçımız oluyor. Bunun dışında, takımın yönetimsel işlerine de zaman ayırmak gerekiyor. İşin bu kısmıyla, Borusan Spor Kulübü’ndeki her branşta olduğu gibi, gönüllü branş sorumlusu arkadaşlarımızla beraber ilgileniyoruz.</p>



<p>Elbette sevdiğiniz bir disiplinle uğraşmanın, emek vermenin size pek çok faydası da oluyor. Basketbolun, hayatıma kattığı disiplin ile, bir takım sporu olarak da sahip olduğum takım çalışması nosyonunu ve sosyal ilişkilerimi geliştirerek iş yaşamıma çok katkısı oldu. Bu sayede pek çok milletten ve coğrafyadan halen süren arkadaşlıklar edindim. Ayrıca, basketbol bana şunu öğretti: Hatalı bir karar vermek dahi kararsızlıktan iyidir!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Basketboldan öğrendim: Hatalı bir karar vermek dahi kararsızlıktan iyidir!</p></blockquote>



<p>Diğer birçok spor dalında da olduğu gibi, mümkün olduğunca erken yaşta bu spora başlamak hem atletik becerilerini hem de oyun zekasını geliştirmek açısından önemli olsa da çalışmayı bırakmamak, kendinizi sürekli geliştirmek ve sportmenlikten taviz vermemek bu oyunun olmazsa olmazları.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<h2>HAYDİ KALKIN MAÇA GİDİYORUZ!</h2>



<p>Spor Kulübünde Basketbol takımımızda neler yaptığımız genellikle merak ediliyor. Kısaca anlatayım! Bir yandan spor yaparak günlük hayatın stresinden kurtulup zihnimizi boşaltmak, diğer yandan da bu enerjiyi bir amaca yönelterek, bir takımın parçası olma heyecanını yaşamak bizi motive ediyor, birbirimize bağlıyor. </p>



<p>Oluşturduğumuz takım ruhu sayesindedir ki iş gününün yorgunluğuna ve İstanbul trafiğine rağmen, haftada iki kere İstanbul’un dört bir yanındaki Borusan lokasyonlarından gelip antrenman salonunda buluşuyor, hafta sonları da Borusan’ı temsil etmek için maçlara çıkıyoruz. Eğer maçlarımıza gelirseniz, sizler de sahadaki oyuncularımızı bir top için kendilerini yere atarken, bençteki arkadaşlarımızı heyecandan hop oturup hop kalkarken veya tüm takımı sevinçten sarmaş dolaş olmuş halde görebilirsiniz.</p>



<p>Erkek ve Kadın Basketbol Takımlarımız Kasım – Mayıs arasında organize edilen Şirketler Basketbol Ligi’nde (CBL – Corporate Basketball League ve WCBL – Women Corporate Basketball League) mücadele ediyor. Ayrıca, yıl boyunca organize edilen kurumsal tek pota turnuvalarına da katılıyoruz. Profesyonel antrenörlerimiz var. Mayıs-Ağustos arası haftada tek antrenman, Eylül-Nisan arası ise haftada iki antrenman yapıyoruz. Takımlarımız tüm Borusanlılara açık ancak oynadığımız liglerde kadro sınırlaması olduğu için seçme yapmamız gerekiyor. Yılda 1-2 kez (Genelde Mayıs ve Eylül aylarında) genel seçme yapıyor, arada gelen taleplerde de ilgili arkadaşları deneme için antrenmanlara davet ediyoruz. Takım kadrosu ile ilgili kararları antrenörlerimiz veriyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_sampiyon-1024x683.jpg" alt="Erkek Basketbol Takımımız" class="wp-image-1407" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_sampiyon-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_sampiyon-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_sampiyon-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2019/04/borusan_erkek_basketbol_sampiyon.jpg 1386w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Erkek Basketbol Takımımız, katıldığı son üç tek-pota turnuvasında da şampiyon olup, CBL 2018-2019 sezonuna 7 galibiyetle başlayarak tarihindeki en başarılı sezon başlangıcına imza attı. 60 takımın katıldığı ligin normal sezonunu 8. sırada bitirerek play-off maçları oynamaya hak kazandı. Kadın Basketbol Takımımız da WCBL’de 2 yıl önce şampiyonluk sevinci yaşadı.</p>



<p>Şirketimiz ve Borusan Spor Kulübü bizleri olabildiğince destekliyor. Oyuncularımız gerek antrenmanlara katılarak gerekse maçlarda büyük çaba sarf ederek Borusan’ı en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Tek eksiğimiz seyirci desteği! Bu bağlamda, Borusanlıları, aileleriyle maçlarımızı seyretmeye ve takımdaki coşku ve heyecanı paylaşmaya davet etmek istiyorum. Gelin, Borusan ismini sporda da beraber zirveye taşıyalım!</p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/basketbol-aski/">Basketbol Aşkı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl Dünya Şampiyonu Oldum?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/nasil-dunya-sampiyonu-oldum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Önder Özyılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2017 21:39:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[koşu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=705</guid>

					<description><![CDATA[<p>18 kasım 2017, saat 08:00, Houston. … ve siren sesi duyuldu, yarış başladı. Toplu şekilde start aldık. Bayağı kalabalık… Önlerde kendime yer bulmalıyım. Aklımdan sürekli tekrarlıyorum: Yarış taktiğini unutma! Hızlı başla hızlı bitir! Yarış kısa sürecek! İlk km kolay, hafif yokuş aşağı, normal tempomdan hızlıyım… Güzel, aynen devam… Ön sıralara yakınım ama kaçıncıyım acaba? Neyse [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/nasil-dunya-sampiyonu-oldum/">Nasıl Dünya Şampiyonu Oldum?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>18 kasım 2017, saat 08:00, Houston.</em></p>



<p><em>… ve siren sesi duyuldu, yarış başladı. Toplu şekilde start aldık. Bayağı kalabalık… Önlerde kendime yer bulmalıyım. Aklımdan sürekli tekrarlıyorum: Yarış taktiğini unutma! Hızlı başla hızlı bitir! Yarış kısa sürecek!</em></p>



<p><em>İlk km kolay, hafif yokuş aşağı, normal tempomdan hızlıyım… Güzel, aynen devam… Ön sıralara yakınım ama kaçıncıyım acaba? Neyse boşver, koşmana bak…</em></p>



<p><em>İkinci km’ye geliyoruz. Su istasyonu var. Bi tane kapmam ve yudumlamam lazım. Hava çok nemli, durduk yerde bile terletiyor. Bardağı yakaladım ama o kadar hızlıyım ve nabzım yüksek ki… Bir yudum bile içemiyorum. Su boğazıma kaçıyor, öksürerek bardağı fırlatıyorum…</em></p>



<p><em>2500 mt’ye geliyoruz, yarışın yarısı… Durum kontrolü yapmam gerek. Nabız 180, tempo 3:45… Sıralamada sanırım ilk 10’un içerisindeyim… Yaş gurubunda nasıl acaba? Ya gerilerdeysem? Dünyanın öbür ucuna bunca yol geldim, aylardır çalışıyorum, herkes benden kürsü bekliyor, yüklenmem lazım… Haydi, haydi…</em></p>



<p><em>Hızlanmaya çalışıyorum. 3km geride kaldı, artık sonlara yakınız. 2-3 kişi daha geçtim, yaşasın! IRONMAN’in gücüne dayanamayacaklar tabi, elbette geçeceksin!.. Gülümsüyorum… Nabız 185… Sol aşil tendonum acımaya başladı… Boş ver hissetme, düşünme… Koş Önder koş…</em></p>



<p><em>Aşil tendonum cidden acıyor, bilek hareketimi engelliyor… Nabız 189…</em></p>



<p><em>Son km’ye bu şekilde giriyorum… Ne nabza ne de başka bir şeye bakıyorum.&nbsp; Ne varsa yükleniyorum. Finish’de kızım Ekin beni bekliyor olacak elinde Türk bayrağı ile. Güçlenmek için onu düşünüyorum. Bu yarışın telafisi yok. Sonradan “keşke” dememem lazım… Haydi dayan…</em></p>



<p><em>Artık finish gözüküyor. Son 500 mt. Bir kişiyi daha geçiyorum… Kalbim yerinden fırlayacak gibi. Kızımı seçiyorum kalabalıktan. Babaaa, Babaaa diye bağırıyorr. Elinde bayrakla sağa sola koşturuyor. Geliyorum Ekin, geliyorum…</em></p>



<p><em>Ve finish çizgisi, yarış bitiyor…</em></p>



<p><em>&nbsp;Süre 19:19. Genel sıralamada beşinci, yaş grubunda birinci olmuşum.</em></p>



<p><em>Ne kadar mutluyum! Kızım kucağıma atlıyor. Madalyam boynumda… Elimde Türk bayrağı… Bundan güzel ne olabilir ki!</em></p>



<p><em>Kurumsal oyunlarda yaş grubunda dünya şampiyonu olmuşum.</em></p>



<p><em>…Dünya şampiyonu…</em></p>



<p>…………</p>



<p>…………</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="720" height="540" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim2b.jpg" alt="Nasıl Dünya Şampiyonu Oldum?" class="wp-image-707" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim2b.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim2b-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p></p>



<p>Geçen haftaki yarışın kısa bir özetini anlatmaya çalıştım sizlere. Her saniyesi aklımda. Unutulmaz bir anı, harika bir tecrübeydi. Çok çalıştım ve başardım. Nasıl mı?</p>



<p>Çocukluğumdan beri sporla hep içli dışlı oldum ama herhangi bir kulübe bağlı olmadan bilinçsiz bir şekilde geçti çocukluk ve gençlik yıllarım. Arkadaşlar arasında okul ve mahalle ortamında spor yapmaya çalıştım. Bir kulüp ortamını, bir antrenörün yönlendirmesini ve maddi destek eksikliği hep hissettim.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Spor yapma isteğim yeşermek için uygun ortamı bekliyormuş.</p></blockquote>



<p>Üniversiteden mezun olup iş hayatına atılınca imkanlarım artmaya başladı. Gençliğimdeki planlı programlı spor yapma isteği yeniden doğdu. Aslında zaten hiç sönmemiş, sadece yeşermek için uygun ortamı bekliyormuş.</p>



<p>2007 yılında tesadüfen bir boks hocası ile tanıştım. Beni çalıştırmaya başladı. Boks için yüksek güç ve kondisyon gerekiyor. Kısa sürede 5-6 kg verdim. Kapasitem %10-20 arttı. Boks dışardan görüldüğü gibi vahşi bir spor değil aslında. Maç yapmak zorunda değilsiniz. Boks size inanılmaz bir koordinasyon ve dayanıklılık katıyor. Eldivenleri takıp torbayı yumruklamaya başlayınca her şeyi unutuyorsunuz. Eve gittiğiniz zaman sinir stres hiçbir şey kalmamış oluyor. Tekrar gitmek için günleri saymaya başlıyorsunuz.</p>



<p>Kondisyonumuz artsın diye boks hocamızla sahilde koşarken ondan daha iyi koştuğumu fark ettik. Bir saatin sonunda herkes yorulurken, ben terlemiyordum bile. 2-3 sene böyle geçti. Evimizi başka yere taşıyınca çok sevdiğim boksa devam etme imkanım da kalmadı. Ama elimde kocaman bir hazine vardı: KOŞMAK!</p>



<h2><strong>İÇİMDEKİ KOŞUCU</strong></h2>



<p>Artık her fırsatta koşmaya başlamıştım. Günün birinde sahilde gördüğüm 10 km yarışı afişi hayatımı değiştirdi. Son derece amatör şekilde girdiğim yarışı iyi bir sürede bitirmiştim. Ardından yarışlar yarışları kovaladı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>10 km yarışı afişi hayatımı değiştirdi.</p></blockquote>



<p>Türkiye’de ve yurtdışında birçok yarışa katıldım. Chicago, Berlin, Roma ve İstanbul’da 7 tane maraton (42km) ve 1 tane ultra maraton (80km) tamamladım.</p>



<p>Bunun yanında sayısını bilmediğim yarı maraton ve 10k yarışları koştum. &nbsp;Her biri ayrı bir hikaye ve tecrübe barındırır. Hiçbiri birbirine benzemez.</p>



<p>Atletizmde iyi dereceler yaptıktan sonra triatlonu merak ettim. Okudum, okudum… Triatlon, yüzme, bisiklet, koşu üçlüsünden oluşan ve yoğun dayanıklılık gerektiren bir spor. Çok farklı kas gruplarını çalıştırıyor. Bu üç branşa birden hakim olmayı gerektiriyor. Acaba yapabilir miydim? Bisiklet neyse de yüzmem oldukça kötüydü.</p>



<p>Bu sebeple 4 ay boyunca sadece yüzmeye odaklanmak zorunda kalmıştım. Özel hoca, grup dersleri hepsini denedim. Ama sonuç nafile. Bir türlü yüzemiyor, 100 mt bile gidemeden boğulacak gibi oluyordum. Israrla denemeye devam ediyorum. Yolda yürürken, işyerinde çalışırken bile sanki yüzüyormuş gibi nefes çalışması yapıyordum. İzlemediğim video kalmamıştı ama sonuç alamıyordum. Başarısız denemeler uzadıkça direncim azalıyordu. Neredeyse bırakmak üzereydim ki bir gün zor bela 100mt yüzmeyi başarmıştım sonunda. Ardından 150-250-500-1000-2000 mt yüzebilmeye başladım. Yavaştım ama problem değil. Sıfırdan başlayıp 2km yüzebilir duruma gelmiştim 8 ay sonunda. Müthiş haz alıyordum.</p>



<p>Gerisi çorap söküğü gibi geldi ve 3 yılda Türkiye, İsviçre ve Portekiz’de olmak üzere 5 tane “Ironman 70.3” tamamladım. Her biri birbirinden zorlu, yaklaşık 6-7 saat süren yarışlar.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="720" height="480" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim1b.jpg" alt="Ironman 70.3" class="wp-image-708" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim1b.jpg 720w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim1b-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p></p>



<h2><strong>DİLE KOLAY</strong></h2>



<p>Yoğun hayat temposunda sporu hayatınızın bir parçası olarak korumak ciddi emek istiyor. Sabah 4’de kalkıp bisiklete binmek ve ardından işe gelmek ya da gece 11’de işten çıkıp eve gitmeden önce 2 saat koşu antrenmanı yapmak sizin için normal bir durum haline geliyor. Sadece 1-2 kere değil tüm sezon neredeyse böyle yaşıyorsunuz.</p>



<p>Alacağınız 1-2 kg, performansınızı olumsuz etkileyeceğinden dolayı yemenize içmenize uykunuza hep dikkat ediyorsunuz. Bunları arkadaşlarınıza anlattığınız zaman size uzaylı gibi bakmalarına alışıyorsunuz ve artık çoğu zaman anlatmıyorsunuz bile.</p>



<p>Tüm yılı bir yarış sezonu olarak görerek sezon hedeflerinizi 12 ay önceden belirlemelisiniz.</p>



<p>Bu hedeflere ulaşmak için tam bir profosyonel gibi yaşayıp, performanınızı doğru zamanda max seviyeye çıkarmalısınız.</p>



<p>Başarı ancak böyle geliyor.</p>



<h2><strong>ŞAMPİYONLUK ÖNEMLİ Mİ?</strong></h2>



<p>Arkadaşlarım bana hep “Niye bu kadar uğraşıyorsun ki dünya şampiyonu mu olacaksın?!” derlerdi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Şampiyon olmak için değil, zevk aldığım için uğraşıyorum.</p></blockquote>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim3b.jpg" alt="Şampiyon olmak için değil, zevk aldığım için uğraşıyorum" class="wp-image-709" width="374" height="498" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim3b.jpg 480w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2018/09/Resim3b-225x300.jpg 225w" sizes="(max-width: 374px) 100vw, 374px" /></figure></div>


<p>Şampiyon olmak için değil, zevk aldığım için uğraşıyordum.</p>



<p>Bir sporcu için desteklenmek çok önemli. Hem maddi hem manevi. Borusan bu konuda Türkiye’nin sayılı şirketlerinden. Spor için ayrılmış bir bütçesi, hocası ve sporcuları var. Hem de birçok branşta. Ben bunlardan <a href="https://www.borusanspor.com" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Bir sporcu için desteklenmek çok önemli. Hem maddi hem manevi. Borusan bu konuda Türkiye’nin sayılı şirketlerinden. Spor için ayrılmış bir bütçesi, hocası ve sporcuları var. Hem de birçok branşta. Ben bunlardan koşu ve bisiklet kulübüne üyeyim. Çok güzel bir birliktelik ve paylaşımlarımız var. Vaktiniz varsa mutlaka katılın derim. Haftanın 1-2 günü güzel antrenman yapıyoruz. (opens in a new tab)">koşu ve bisiklet kulübüne</a> üyeyim. Çok güzel bir birliktelik ve paylaşımlarımız var. Vaktiniz varsa mutlaka katılın derim. Haftanın 1-2 günü güzel antrenman yapıyoruz.</p>



<p>2017 benim için başarılı bir sezondu. Neredeyse tüm hedeflerimi gerçekleştirdim. Hem de hiç sakatlık yaşamadan.&nbsp; Şimdi biraz dinlenip 2018 yılını planlayacağım. Gelecek yıl atletizm yanında bisiklet alanında da başarımı artırmak istiyorum.</p>



<p>Bir daha dünya şampiyonu olabilir miyim bilmiyorum ama bence önemi olan o değil. Önemli olan sevdiğin işi yapmak ve inadına çalışmak. Birincilik ya da onunculuk fark etmez. Hedefiniz için odaklanıp çalışıyorsanız, onun heyecanı sizi sarıp sarmalıyorsa, gece gündüz, kar kış demeden çalışıyorsanız tamam demektir.</p>



<p>Dünya şampiyonu zaten sizsiniz!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/nasil-dunya-sampiyonu-oldum/">Nasıl Dünya Şampiyonu Oldum?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zorlandığım İçin Bıraktığım Hiç Olmadı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/zorlandigim-icin-biraktigim-hic-olmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zafer Terzioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2017 19:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/turuncu/?p=946</guid>

					<description><![CDATA[<p>14-15 yaşımdan beridir takım sporlarının ve bireysel sporların hep içinde oldum. Voleybol, spor hayatımın merkezinde iken, hobi olarak da koşu, basketbol ve squash branşlarında da çabalarım hep oldu. Tabi çok çalışsanız da boy, kas yapısı, yetenek vs. bir yere kadar ilerlemenize müsade ediyor. Ben de bir kısmımız gibi bu engele takıldım. Erken yaşta yoğun iş [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/zorlandigim-icin-biraktigim-hic-olmadi/">Zorlandığım İçin Bıraktığım Hiç Olmadı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>14-15 yaşımdan beridir takım sporlarının ve bireysel sporların hep içinde oldum. Voleybol, spor hayatımın merkezinde iken, hobi olarak da koşu, basketbol ve squash branşlarında da çabalarım hep oldu. Tabi çok çalışsanız da boy, kas yapısı, yetenek vs. bir yere kadar ilerlemenize müsade ediyor. Ben de bir kısmımız gibi bu engele takıldım. Erken yaşta yoğun iş hayatına atılınca da profesyonel kariyer olarak voleybolda ilerleyemedim fakat spor “en büyük hobim” olarak yanıma kâr kaldı. Son 30 yıldır haftada 4-5 günün altında aktif spor yapmadığım çok az dönem olmuştur.</p>



<p>15-20 yaşlarımda voleybolda limitleri zorluyor; muhteşem “Eye of the Tiger”, “Billy Jean” ve “Beat It” şarkılarından aldığım güçlü motivasyonla herkesin 100 tekrar yaptığı hareketleri, ben 150-200 kez yaptığımı çok iyi hatırlıyorum. Kim ne yapıyorsa onun en az yüzde 50 fazlasını yapmaya azami çaba harcıyordum. Doğal yetenekliler ile aradaki farkı ancak bu şekilde kapatıp öne geçebilirdim çünkü.</p>



<p>Bu özelliğim iş hayatında da müthiş işe yaradı. Mesela zor bir iş üzerinde çalışırken, zorlandığım için bıraktığım hiç olmadı. Her zaman “dünyada bir kişi bile yapabiliyorsa ben niçin yapamayayım” şeklinde düşündüm. Tabi “kimsenin yapamadığını yaparak, fark yaratmak” da asıl itici gayem oldu hep. Keskin bir zekaya sahip olduğumu hiç düşünmemekle beraber, kimsenin yapamadığını yapmanın da mümkün olabildiğini gördüm. Bunun en etkili yolu da konuya odaklanmak, araştırmak, düşünmek ve bunu hiç yorulmadan, dinlenmeden, çok ama çok çalışarak ve hiç vazgeçmemekle olabildiğini gördüm. Dolayısıyla spor yaparken edindiğim, belki biraz da doğamdan gelen özelliklerim sayesinde, iş hayatımda hep daha fazlasını yapma fırsatı buldum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Spor yaparken edindiğim özellikler sayesinde, iş hayatında hep daha fazlasını yapma fırsatım oldu.</p></blockquote>



<p>Hem spor, hem de iş hayatımda çok çalışmanın ve yeni şeyler denemenin, hem rakiplerimin hem de takım arkadaşlarımın saygısını kazanmak gibi ek bir faydası da oldu ayrıca. Rekabet doğal olarak tatsızdır, insanı zorlar; ancak değerlendirebileni başarıya ulaştırır. Rekabette saygı görmek ise zordur fakat muazzam bir histir.</p>



<p>Spor yapmanın faydaları tartışılmaz. Hele bir de takım sporu yapma şansınız varsa, bence iş hayatına bir adım önde başlarsınız. İş hayatı ile takım sporları arasındaki bağlantıyı ben şöyle görüyorum:</p>



<p>Ne iş hayatında, ne de takım sporlarında takım arkadaşlarınızı siz belirleyemezsiniz, takımı yöneticiler belirler. Okul hayatı veya özel hayatta ise arkadaş çevrenizi siz belirlersiniz, iyi anlaştığınız kişilerle vakit geçirirsiniz. Gençliğinde takım sporu yapmış kişiler hiç beğenmese bile paylaşmayı, anlaşmayı mecburen içselleştirir. Bu da iş hayatına başladığında doğal bir avantaj olarak sabırla hayata tutunmasını, odaklanmasını sağlar. Ben bunun faydasını hep gördüm: Ortak paydada buluşma çabam, birbirine hiç benzemeyen kişilerle bir takım olarak çalışabilmemi sağladı, güçlü takımlar kurdum ve içerisinde bulunduğum takımın güçlenmesi için büyük çaba sarf ettim.</p>



<p>Sporun diğer bir faydası ise tabii ki “zinde” kalmak oldu. İstisnalar hariç ve tatiller dahil sabahları 06:00’dan sonra kalktığımı pek bilmem. Herkesin uyuduğu bu vakitler, rahatlıkla spor yaptığım ve en yoğun fikir ürettiğim zamanlar oldu. Günümüzde iş hayatının yoğun temposu, maalesef gün içinde yaratıcı olmanıza imkan tanımıyor.</p>



<p>Tabi bu kadar spor spor diyorum ama bir yandan da yakınlarım iyi bilir, yemek yemeyi çok severim ve çok yerim. Daha doğrusu “yerdim”, anlatacağım…</p>



<p>Eğer kalorisi yüksek beslenirseniz kilolu olmak kaçınılmazdır, ne kadar spor yapsanız da kalori ile yarışamazsınız. 30 saniyede mideye inen 2-3 dilim ekmek veya 1 parça baklavanın verdiği kaloriyi harcamak için yarım saat tempolu koşmak gerekir. Çoğumuzun beslendiği şekilde normal kalabilmemiz için maraton koşucusu kadar antrenman yapmamız gerekir. Ben de sporseven ama kilolu bir bünye olarak bu tuzağa düştüm hayatımda birçok kez. Boyum 1,84 iken 100 kiloya kadar çıktım. Ancak ciddi bir kararlılıkla 4 Mayıs 2016 itibarı ile sıkı bir diyete başladım ve haftada 7 gün sporun da desteği ile “35 günde 10 kilo, 45 günde de 13 kilo” vererek kendimde ciddi bir fark yarattım. Zaten herhangi bir şeyi normal yoldan yapabilirsem gerçekten şaşıracağım. Bunu yaparken en büyük desteği, sporu hiç bırakmadığım için biraz alt katmanlarda unutulmuş kaslarımdan aldım. Neticede kas daha çok kalori tüketiyor yaşamak için.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>35 günde 10 kilo, 45 günde de 13 kilo verdim.</p></blockquote>



<p>Kıssadan hisse: Düzenli sporun hele takım sporlarının katkısı tartışılmaz. Düzenli spor yapmayan tüm Borusanlı dostlarımı, ne kadar az yoğunlukta olursa olsun, aktif ve düzenli spor yapmaya bir fırsat vermeye davet ediyorum. Çocuklarımızın da takım sporlarına teşvik edilmesi onların gelecekte tahmin edemeyeceğiniz doğal avantajlara sahip olmasına sebep olacak. Sporla kalın!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/zorlandigim-icin-biraktigim-hic-olmadi/">Zorlandığım İçin Bıraktığım Hiç Olmadı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
