<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sürdürülebilirlik konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/surdurulebilirlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/surdurulebilirlik/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Dec 2025 13:02:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Sürdürülebilirlik konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/surdurulebilirlik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Döngüsel Ekonomi: Atıktan Kaynağa Dönüşüm</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/dongusel-ekonomi-atiktan-kaynaga-donusum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 13:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belki de hepimizin aklına takılıyordur: “Bir ürün gerçekten ömrünü doldurdu mu, yoksa biz mi öyle sanıyoruz?” Çekmecenin kenarında bekleyen bozuk kulaklık, yıllardır dolabın diplerine itilen o kıyafet ya da çöp sandığımız ama aslında yeniden değerlendirilebilecek sayısız malzeme… Tüm bunlar aslında bir “son”dan ziyade yeni bir “başlangıç” olabilir. İşte döngüsel ekonomi tam da bu noktada sahneye [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dongusel-ekonomi-atiktan-kaynaga-donusum/">Döngüsel Ekonomi: Atıktan Kaynağa Dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Belki de hepimizin aklına takılıyordur: “Bir ürün gerçekten ömrünü doldurdu mu, yoksa biz mi öyle sanıyoruz?” Çekmecenin kenarında bekleyen bozuk kulaklık, yıllardır dolabın diplerine itilen o kıyafet ya da çöp sandığımız ama aslında yeniden değerlendirilebilecek sayısız malzeme… Tüm bunlar aslında bir “son”dan ziyade yeni bir “başlangıç” olabilir. İşte döngüsel ekonomi tam da bu noktada sahneye çıkıyor ve bize şunu söylüyor: “Atık diye bir şey yoktur, yanlış tasarlanmış ürün vardır.”</p>



<p>Bugün değişen dünya düzeninde şirketler kadar bireylerin de gündemine aldığı bu model, yalnızca çevre için değil, ekonomik sürdürülebilirlik için de yeni bir sayfa açıyor. Borusan Turuncu olarak biz de bu dönüşümün tam merkezindeyiz ve sizi de bu yeni dünyanın hikâyesine davet ediyoruz. Hazırladığımız bu yazıya göz atarak döngüsel ekonomi nedir, neden önemlidir, örnekleri nelerdir gibi soruların cevaplarını detaylarıyla bulabilirsiniz.</p>



<h2>Dünyayı Değiştiren Yeni Ekonomik Model: Döngüsel Ekonomi Nedir?</h2>



<p>Klasik “al–kullan–tüket-at” döngüsünü bilirsiniz. Uzun yıllar boyunca hepimiz bu “doğrusal” sistemin içinde yaşadık: Ürün üretildi, kullanıldı ve çöp oldu. Oysa bunca zamandır pratik bulduğumuz bu süreç, gezegenimiz açısından hiç de öyle değil. Yaşadığımız dünyaya adeta nefes aldıran bir yöntem dizisi benimseyen döngüsel ekonomi modeli, ekonomik büyümeyi atık üretiminden ayıran bir model sunar. Yani hedef şu:</p>



<ul><li>Kaynakları daha az tüketmek,</li><li>Ürünleri daha uzun süre yaşatmak,</li><li>Atıkları tekrar kaynağa dönüştürmek,</li><li>Ve tüm süreci sürdürülebilir hâle getirmek.</li></ul>



<p>Bu sürdürülebilir ekonomi modelinde çöp kutusu yok, onun yerine “yeniden kullanım”, “tamir”, “geri dönüşüm” ve “yeniden üretim” gibi güçlü prensipler var. Üstelik ekonomik olarak da çok güçlü bir gelecek vadediyor. İş dünyası da giderek bu akıma yöneliyor; çünkü gezegen kazanırken şirketler de tasarruf ediyor, verimlilik artıyor.</p>



<h2>Döngüsel Ekonominin Arkasındaki Fikir: Atığın Yok Olduğu Bir Sistem</h2>



<p>Düşünsenize… Bir ürün tasarlanırken daha en başından ikinci kullanım senaryosu da yazılıyor. Mesela bir mobilya alıyorsunuz; eskidiğinde çöpe gitmiyor, parçalanıp yepyeni bir ürüne dönüşüyor. Ya da cihazınızın bozulan tek bir parçası değiştiriliyor ve siz onu yıllarca kullanmaya devam ediyorsunuz. Çok basit ama devrimsel bir fikir. Bu fikri benimseyen döngüsel ekonominin temelinde üç kritik ilke var:</p>



<ul><li>Atığı ve kirliliği kaynağında önlemek: Henüz tasarım aşamasındayken gereksiz malzemelerin, geri dönüştürülemeyen bileşenlerin önüne geçiliyor. “Nasıl olsa çöp olur” yaklaşımı tarihe karışıyor.<br></li><li>Ürün ve malzemeleri döngüde tutmak: Tamir etmek, yenilemek, paylaşmak, yeniden kullanmak… Kısacası ürün, değerini kaybetmeden sistemde kalıyor.<br></li><li>Doğal sistemleri yenilemek: Üretim süreçleri doğaya zarar vermiyor, aksine ekosistemi destekliyor. Organik atıklar toprağa geri dönüyor, enerji verimli süreçler tercih ediliyor.</li></ul>



<p>Kısacası döngüsel ekonomi ilkelerine baktığınızda çöp diye bir şeyin olmadığını açıkça görebilirsiniz. Çünkü bu yenilikçi ve çevreci ekonomi modelinde sadece yeni bir başlangıç var.</p>



<h2>Döngüsel Ekonomi Modeli Nasıl İşler? Üretimden Tüketime Yeni Döngü</h2>



<p>Zihninizde “Fikir güzel, peki, bu işin pratiği nasıl işliyor?” diye bir soru oluşabilir. Aslında döngüsel ekonomi, bir zincir. Ama bildiğiniz zincirlerden biraz farklı: Her halka, bir sonrakini besliyor.</p>



<p><em>Akıllı tasarım:</em> Ürün daha üretilmeden döngüsel mantıkla kurgulanıyor. “Kolayca tamir edilebilir mi? Parçaları sökülebilir mi? Geri dönüştürülebilir mi?” Bunların hepsi baştan düşünülüyor.</p>



<p><em>Sürdürülebilir üretim: </em>Enerji verimli sistemler, uzun ömürlü malzemeler ve yenilenebilir kaynaklar devrede tutuluyor.</p>



<p><em>Sorumlu tüketim:</em> Kullanıcı sadece tüketen değil; değer yaratan bir paydaş hâline geliyor. Ürün uzun süre kullanılıyor, gerektiğinde onarılıyor ya da ikinci el olarak paylaşılıyor.</p>



<p><em>Geri kazanım ve dönüşüm:</em> Ürün, ömrü tamamlandığında yok olmuyor; parçalarına ayrılıyor, geri dönüştürülüyor ve başka bir üretimin kaynağı oluyor.</p>



<p>İşin en güzel yanı ise şu: Bu süreç ilerledikçe daha az maliyet yaratıyor, bununla birlikte daha çok tasarruf ve daha temiz bir çevre sağlıyor. Yani herkes kazanıyor.</p>



<h2>Gerçek Dünyadan Döngüsel Ekonomi Örnekleri</h2>



<p>Döngüsel ekonomi artık “geleceğin hayali” değil; pek çok global markanın aktif olarak uyguladığı bir model hâline geldi. Bu modeli ütopik bir fikir olmaktan çıkarıp hayatımıza entegre eden markaların gerçek başarı hikâyelerine bir göz atalım:</p>



<h3>Adidas- Geri Dönüştürülmüş Plastikten Ayakkabı</h3>



<p>Adidas, okyanuslardan toplanan plastikleri Parley iş birliğiyle iplik hâline getirip spor ayakkabıya dönüştürüyor. Bu model hem plastik atıkları azaltıyor hem de tekstilde döngüsel tasarımın etkisini gösteriyor.</p>



<h3>Philips- “Ürün Yerine Hizmet” Modeli</h3>



<p>Philips, bazı hastanelere aydınlatma ekipmanlarını satmak yerine “ışık hizmeti” sağlıyor. Hastane ürüne değil, aldığı ışık performansına ödeme yapıyor. Ürünlerin bakımı, onarımı ve ömrünü tamamladığında geri alınması Philips’in sorumluluğunda. Böylece atık oluşmadan döngü tamamlanıyor.</p>



<h3>Levi’s- Geri Dönüştürülmüş Pamuktan Denim</h3>



<p>Levi’s, eski denimleri toplayarak yeni liflere dönüştürüyor ve “Water&lt;Less” programıyla üretimde su tüketimini ciddi şekilde azaltıyor. Döngüsel materyal kullanımında sektörün öncülerinden biri.</p>



<p>Dünyaca ünlü markaların ilham verici döngüsel ekonomi örneklerini de gösteriyor ki, bu döngüsel ekonomi modeli artık bir gelecek ideali değil; bugünün somut bir gerçeği.</p>



<h3>Endüstriyel Simbiyoz: Sanayide Atığın Kaynağa Dönüşmesi</h3>



<p>Döngüsel ekonomi yalnızca ürün bazlı ya da bireysel tüketim odaklı uygulamalarla sınırlı değildir. Özellikle sanayi ölçeğinde hayata geçirilen “endüstriyel simbiyoz” modelleri, bu dönüşümün en etkili örnekleri arasında yer alır.</p>



<p>Endüstriyel simbiyoz yaklaşımında, bir işletmenin üretim sürecinde ortaya çıkan atıklar; başka bir işletme için hammadde, enerji ya da girdi hâline gelir. Böylece hem kaynak kullanımı optimize edilir hem de atık miktarı önemli ölçüde azaltılır.</p>



<p>Örneğin bazı organize sanayi bölgelerinde, bir tesisin açığa çıkan atık ısısı veya buharı, komşu bir fabrikanın enerji ihtiyacını karşılamak üzere kullanılabilir. Benzer şekilde metal, kimyasal ya da biyolojik yan ürünler farklı sektörlerde yeniden değerlendirilerek ekonomik değere dönüştürülür.</p>



<p>Ellen MacArthur Foundation tarafından da öne çıkarılan bu sistem, döngüsel ekonominin şirket bazlı çözümlerden çıkarak ekosistem temelli bir yapıya evrilmesini sağlar. Sanayi kuruluşları arasındaki iş birlikleri sayesinde döngüsellik, daha büyük ölçekte ve kalıcı biçimde hayata geçirilebilir.</p>



<h2>AB ve Türkiye’de Döngüsel Ekonomi Eylem Planı: Geleceği Şekillendiren Adımlar</h2>



<p>Avrupa Birliği, bu konuda uzun zamandır iddialı. 2015 yılında tanıtılan ve 2030 yılı için güncellenmiş hedeflerle tekrar sunulan “Döngüsel Ekonomi Eylem Planı”, tüm sektörlerin daha sürdürülebilir bir şekilde yapılanmasını hedefliyor. Yasa tasarıları, geri dönüşüm hedefleri, ambalaj düzenlemeleri, ürün tasarım standartları… Hepsi daha döngüsel bir gelecek için.</p>



<p>Bu kapsamda özellikle endüstriyel simbiyoz projeleri, sanayi dönüşümünün hızlandırılması ve kaynak verimliliğinin artırılması açısından kritik araçlar arasında yer alıyor.</p>



<p>Türkiye ise paralel şekilde kendi döngüsel ekonomi yol haritasını güçlendiriyor. Atık yönetimi, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum çalışmaları, sürdürülebilir üretim modellemeleri ve sektör bazlı eylem planları hızla ilerliyor. Şirketler dönüşüyor, fabrikalar daha akıllı sistemlere geçiyor, tüketici alışkanlıkları bile değişiyor.</p>



<p>Borusan olarak bizler de bu sürecin aktif bir parçasıyız. Endüstride sürdürülebilir sistemler kurarak, malzemelerin değerini koruyarak ve projelerimizde atığı kaynağa dönüştürmeye odaklanarak geleceğin ekonomisine bugünden katkı sağlıyoruz. Doğadaki döngüsel modellerden ilham alarak yeniden kullanmayı, yeniden üretmeyi ve yeniden düşünmeyi hem üretim hem de hizmet süreçlerimize entegre ediyoruz.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dongusel-ekonomi-atiktan-kaynaga-donusum/">Döngüsel Ekonomi: Atıktan Kaynağa Dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇiftçidenEve ile Tarıma Yeni Bir Nefes: Yerel Üreticilere Destek ve Sürdürülebilirlik</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ciftcideneve-ile-tarima-yeni-bir-nefes-yerel-ureticilere-destek-ve-surdurulebilirlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uğur Mursaloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 07:04:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilinçli seçimlerle sürdürülebilir yaşam hedefli bir tarımsal dönüşüm çevre, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik gibi konularda duyarlılığımız maalesef sadece kriz anlarında ortaya çıkıyor. Sosyal sorunlara karşı hep birlikte çözüm üretmek elbette harika. Fakat kriz bitince, genellikle unutuyor veya umursamıyoruz. Rutin hayatımıza dönünce doğaya, çevreye, diğer canlılara ve hatta kendi sağlığımıza karşı bile bu duyarlılığımızı kaybediyoruz. Fakat [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ciftcideneve-ile-tarima-yeni-bir-nefes-yerel-ureticilere-destek-ve-surdurulebilirlik/">ÇiftçidenEve ile Tarıma Yeni Bir Nefes: Yerel Üreticilere Destek ve Sürdürülebilirlik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bilinçli seçimlerle sürdürülebilir yaşam hedefli bir tarımsal dönüşüm çevre, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik gibi konularda duyarlılığımız maalesef sadece kriz anlarında ortaya çıkıyor. Sosyal sorunlara karşı hep birlikte çözüm üretmek elbette harika. Fakat kriz bitince, genellikle unutuyor veya umursamıyoruz. Rutin hayatımıza dönünce doğaya, çevreye, diğer canlılara ve hatta kendi sağlığımıza karşı bile bu duyarlılığımızı kaybediyoruz. Fakat bazı konular, her şeyden önce hayatımızın merkezinde yer almalı ve hepimizi yakından ilgilendirmeli. Dünyanın bugününü ve geleceğini ilgilendiren bu konularda çok geç olmadan, kalıcı çözümler için bilinçli ve uzun vadeli bir vizyonla hareket etmeliyiz. </p>



<p>Seçimlerimiz dünyayı şekillendiriyor. Doğaya ve kendimize zarar veren seçimler yaparak kirliliğe, aşırı tüketime, tembelliğe ve haksızlığa sebep oluyoruz. Bu tutum maalesef hepimizi tükenmişliğe sürüklerken, sonuçlarının bedelini de birlikte ödüyoruz. Doğayla uyum içinde yaşamayı henüz başaramıyoruz ve bu dengesizlik gezegeni tahrip ediyor. Kaybettikten sonra telafi etmeye çalışmak yerine, doğanın kendi akışına saygılı bir şekilde yaşamayı öğrenmeli, kendini yenileme gücüne inanmalıyız.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img width="1024" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_3-1024x1024.jpg" alt="ÇiftçidenEve ile Tarıma Yeni Bir Nefes: Yerel Üreticilere Destek ve Sürdürülebilirlik" class="wp-image-4761" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_3-1024x1024.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_3-300x300.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_3-150x150.jpg 150w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_3-768x768.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_3.jpg 1469w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Doğaya zarar veren insan faaliyetlerinin etkisiyle değişen iklim, yaşanan seller ve depremler gibi afetler insanlıkla birlikte tüm habitatın hayatını tehdit ediyor. Bu tehdit, pek çok konuda olduğu gibi insanların beslenme alışkanlıklarını sorgulamasına yol açarak insanları daha bilinçli seçimler yapmaya yöneltti. Tüketiciler olarak artık markalaşmış güzel ambalajlı ürünlere aldanmıyor, içerik ve besin değerlerini sorguluyoruz. Raf ömürleri uzatılmış ambalajlı gıdalardan uzak durarak, üretim felsefesine güvendiğimiz, katkısız ve besin değeri yüksek gıdalar üreten küçük üreticileri ve yerel girişimleri tercih etmeye başladık.</p>



<p>Alışkanlıklarımızı gözden geçirerek ve bilinçli seçimler yaparak tükettiğimizde, bunun yaşam kalitemizden zihinsel durumumuza kadar hayatımızın her alanına önemli ölçüde olumlu bir etkisi olduğunu net bir şekilde görmemiz mümkün.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2-1024x576.jpg" alt="ÇiftçidenEve ile Tarıma Yeni Bir Nefes: Yerel Üreticilere Destek ve Sürdürülebilirlik" class="wp-image-4762" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2-1536x864.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2-1600x900.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_2.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bilinçli tüketim anlayışını geliştirmenin yolu, temiz gıdayı sofralarımıza ulaştıran üreticilere hak ettiği değerin verilmesinden geçiyor. Bu bilinçli tüketicilik anlayışı, gıdanın değerini ve arkasındaki emeği takdir etmemizi sağlayacak, çiftçilerle ve üreten ailelerle daha güçlü bir bağ kurmamızı da mümkün kılacaktır. Tarım kültürüyle gelişmiş bir toplum olarak, nesilden nesle aktarılan önemli bir değeri yaşatmanın ve çiftçiliği sürdürmenin anahtarının bu olduğunu düşünüyorum.<br><br>Benim gibi pek çok genç, topraktan zamanla uzaklaşsa da toprağa olan sevgimizle bizi tekrar bir araya getirdi. 2015 yılında, tarım sektörüne yeniden hayat verme ve katkı sağlayabilme kararlılığıyla pek çok üreticiyi bir araya getirdiğimiz ÇiftçidenEve dijital pazar yeri platformunu geliştirdik. ÇiftçidenEve ile üreticilere hak ettiği değeri kazandıran ve onları daha da iyiye motive eden bir sosyal girişim olarak yola çıktık. Platformumuz sayesinde üreticilerimiz, ürünlerini doğrudan tüketicilere ulaştırarak emeğinin karşılığını alıyor ve daha da iyi ürünler üretmeye teşvik edilmiş oluyor.</p>



<h3><strong>Deprem bölgesine gönülden destek</strong></h3>



<p>Yaşadığımız büyük deprem felaketinin hemen ardından özellikle başta Hatay, Osmaniye, Kilis ve Diyarbakır olmak üzere depremden etkilenen 11 ilimizdeki üreticilerimize ÇiftçidenEve platformunda sağladığımız tüm hizmetlerimizi gönüllü olarak vermeye başladık. Kısa bir süre içerisinde 27 üreticimizin yaklaşık 25 tonluk ürününün nakde çevrilmesine destek olarak üreticilere “cansuyu” olurken, yerel halka aş yapanlara sağlanan hammaddeleri koordine ettik. Gönderilen yardımları doğru yerlere hızla ulaştırabilmek için çiftliklerimizden bir kısmını dağıtım merkezine dönüştürmeyi birlikte başardık.</p>



<p>Ben de Hataylı bir girişimci olarak depremden birinci derece etkilenenlerden biriyim. Tekrar iyileşebilmek için birlikte umudumuzu kaybetmeden elimizdeki kısıtlı imkanlarla yürüttüğümüz çalışmalarla iyi bir etki yaratabildiğimizi gören Impact Hub İstanbul ekibinin yönlendirmesi ile Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na başvurduk ve altı aylık programa seçildik. Bu sayede depremzede üreticilerimize sunduğumuz “Deprem Destek Planı” aboneliğini uzatabildik ve Borusan Holding etkisi ile birlikte “Üretim Varsa, Umut Var!” diyerek sesimizi çok daha geniş kitlere duyurabildik. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’ndan gelen destek ile yaptığımız saha çalışmaları, mentorluk destekleri, yazılım geliştirmeleri ve pazarlama faaliyetlerimiz birlikte etkimizi %500’den fazla artırdık. Bölgede yer alan 50 üreticimizin 150 tondan fazla gıda ve 1000 adetten fazla tekstil ürününün kurumsal firmalar ve bireysel tüketicilerle buluşmasına köprü olduk. Konteyner kentlerdeki ihtiyaç sahiplerine ise dalında kalan mandalina gibi 30 tonu bulan narenciye ürününü ulaştırmayı başardık.</p>



<p>Hedefimiz, tarımsal kalkınma ve sürdürülebilirlik için çalışmaya devam etmek! Yılların tecrübesi ve gerçekçi planlarımızla bu yolda emin adımlarla ilerleyeceğimize inanıyoruz. Dayanışma gücümüzle bu değerlerimizi her zaman canlı tutmaya devam etmek istiyoruz. </p>



<p>Birliktelik kurtuluşumuz!<br>Özümüze dönerek, dayanışmayla sorunları aşabilir ve daha güzel bir dünya inşa edebiliriz.</p>



<p><strong>10. yılımızda, yenilenen marka kimliğimizle yeniden doğuyoruz</strong></p>



<p>2015 yılından günümüze faaliyet gösteren markamız, 10. yılına doğru ilerlerken gelecek hedeflerinin ifadesi olarak marka kimliğinde yeni bir dönüşüme giriyor. Mihenk taşı sayılabilecek yeni dönem çalışmalarımızı, güçlenen ekip yapımız ve modern, sadeleşen kimliğimizle sürdürecek olmaktan dolayı heyecan duyuyoruz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="638" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1-1024x638.jpg" alt="ÇiftçidenEve ile Tarıma Yeni Bir Nefes: Yerel Üreticilere Destek ve Sürdürülebilirlik" class="wp-image-4763" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1-1024x638.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1-300x187.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1-768x479.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1-1536x958.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1-1600x998.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ciftciden_eve_1.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ciftcideneve-ile-tarima-yeni-bir-nefes-yerel-ureticilere-destek-ve-surdurulebilirlik/">ÇiftçidenEve ile Tarıma Yeni Bir Nefes: Yerel Üreticilere Destek ve Sürdürülebilirlik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Büyük Değişim Küçücük Bir Adımla Başlar</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/her-buyuk-degisim-kucucuk-bir-adimla-baslar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tamer Çankaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jun 2024 11:35:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4729</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sitenin bahçesinden gelen seslerle uyanıyorum. Temmuz geceleri, çocukluğumdaki kadar kavurucu olmasa da hâlâ sıcak. Klimayı kullanmayı reddediyorum; elektrik kotamı bitiriyor. İki yıl önce aşınca aldığım ceza hâlâ aklımda. Sabaha karşı ancak uykuya dalabilmiştim. Horozların sesi dikkatimi çekiyor, homurdanıyorum. Sahi, onca ağaca rağmen on altıncı kata kadar nasıl ulaşıyor bu gürültü? Ama kahvaltı için gelecek taze [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/her-buyuk-degisim-kucucuk-bir-adimla-baslar/">Her Büyük Değişim Küçücük Bir Adımla Başlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sitenin bahçesinden gelen seslerle uyanıyorum. Temmuz geceleri, çocukluğumdaki kadar kavurucu olmasa da hâlâ sıcak. Klimayı kullanmayı reddediyorum; elektrik kotamı bitiriyor. İki yıl önce aşınca aldığım ceza hâlâ aklımda. Sabaha karşı ancak uykuya dalabilmiştim. Horozların sesi dikkatimi çekiyor, homurdanıyorum. Sahi, onca ağaca rağmen on altıncı kata kadar nasıl ulaşıyor bu gürültü? Ama kahvaltı için gelecek taze yumurtaları düşündüğümde, kızgınlığım geçiyor.</p>



<p>Güneş doğmak üzere. Camı açıyorum. Kuş sesleri horozlarınkini bastırıyor. Horozlara boşuna çatmışım. Ağaçlar sekizinci kata kadar uzamış, zemin gözükmüyor. Camın önündeki saksıdan burnuma nanenin serin kokusu geliyor. Ferahlıyorum. Arılar için çoktan sabah olmuş. Biberiyenin üzerinde çalışmaya başlamışlar. İlginç, soyları yüzyıl önce neredeyse tükeniyormuş. Saksının dibindeki toprağa dokunuyorum. Yeterince nemli. Otomatik sulama işini iyi yapıyor, zaten yeni sayılır, en fazla kırk yıllık. Böcekleri koruma yasası çıkınca kurmuş dedem bu sistemi. Geçtiğimiz gün komşununki bozulunca su kotasını epey zorladı, belki ay sonu ceza yer. Dikkatli tüketmek lazım tabi. Eskiden öyle miymiş? Hesapsızca tüketim, neredeyse sonumuzu getiriyormuş.</p>



<p>Bugün önemli bir gün. Çevreye dönüş günü. Hem de yüzüncü yılını kutluyoruz. Kelebek etkisiyle nasıl kurtulduğumuzu hatırlayacağız. Bunu bahane edip ben de bu sabah spora başlıyorum. Son zamanlarda biraz kilo aldım. Pantolonum kemerden sıkmaya başladı bile. Halbuki daha ancak sekiz yıllık. Keşke evdeki bisikleti biraz kullansaydım. Hem elektrik kotamı artırır hem de spor yapmış olurdum. Düzenli kullanımı taahhüt etmiştim, kullanmayınca geri vermek zorunda kaldım.</p>



<p>Elimi yüzümü yıkıyor, dişlerimi fırçalıyorum. Güneş ancak doğuyor. Güneş ocağını kullanmak için biraz yükselmesi lazım. Mecbur sporu aç karnıma yapacağım. Elektrik kotamı ay sonuna saklamak istiyorum. Zaten yemekler de gelmemiş. Aklıma geçtiğimiz gün yaptığım müze gezisi geldi. Orada yanıcı gazla çalışan ocak görmüştüm. Düşünüyorum da evin içinde ateş olması çok ilginç. Bir yandan da istediğim zaman yemeğimi pişirmek isterdim.</p>



<p>Lensimi takıyorum. Uyku verim biraz sapmış, öğlen şekerleme yapmam gerekecek. Kan değerlerim yaşıma göre normal. Sabah yüzümü yıkarken suyu biraz fazla kullanmışım, su bütçemi aşmışım. Keşke lensimi uyanır uyanmaz taksaydım. Bugün suya dikkat etmem lazım. Spordan sonra duşu kısa tutacağım. Elektrik bütçem tam planladığım gibi gidiyor.</p>



<p>Giyinip merdivenlere yöneliyorum. Elektrik harcamasam daha iyi olacak. Bahçeye inince hafif tempo koşuya başlıyorum. Keşke bisikleti vermeseydim. Güneş yükselmiş, sık yaprakların arasından sızıyor. Gökdelenlerin arasında yüz yıllık ağaçlar ve orman. Bu yürüyüş yolunu pek tercih etmem normalde ama malum bugün değişiklik günü. Burada çok fazla kuş oluyor, irkilip harekete geçtiklerinde başlıyor yürüyüşçülerin üzerine bombardıman. Sabah erken olduğundan kalabalık değil. Gün içi binlerce kişi geçecek buradan.</p>



<p>Hava kalitesi değeri lensimde beliriyor. Yıl başından beri tüm kirleticilerde sınır değerin altında kaldık, rekora yakınız. Uluslararası yaşanabilir şehir yarışmasındaki en önemli kriterlerden biri bu. Şehrimiz ilk üçe aday oldu. Tempomu biraz hızlandırıyorum. Atık getirme merkezindeki kompostun kokusu geliyor. Bunu yan mahalleye yapsalar daha mı iyi olurdu acaba? Unutmadan yarın çiçekler için biraz gübre almam gerekecek. Eve gidince kapları ayarlayayım.</p>



<p>Uzun zamandır koşmadığım için nefes nefese kalıyorum. Tempomu düşürüyorum. Susadığımı hissetmedim ama lensimde susuz kaldığımı belirten uyarı yanıyor. Hay aksi, yanıma su almayı unutmuşum. İlerideki su arıtma istasyonu ilişiyor gözüme. Mecburen avucumdan destek alarak içiyorum suyu. Kalan su kotam biraz daha düşüyor, fakat susuzluk uyarısı kayboluyor. Birkaç damla yere düşünce, canım sıkılıyor. Su kullanımını bu kadar kısıtlı tutmasalar daha iyi olurdu diye iç geçiriyorum. Biraz daha olsaydı keşke. Yeni suyun tadına da pek alışamadım zaten. Tadı daha yeni halk oylamasıyla değiştirildiğinden dört yılda elbet alışırım diye düşünüyorum.</p>



<p>Koşumu tamamlayıp sitelerin arasındaki toprak yoldan eve dönüyorum. Yorulsam da merdivenlerden çıkıyorum. Elektrik kotamı ay sonuna saklamam gerek. Site görevlisi hasadı yapmış, yumurta ve mevsim yeşilliklerini kapının önünde buluyorum. Kirli kıyafetlerimi temizlenmeleri için askıya asıyorum. İki saate güneş onları tertemiz yapacak. Kendini güneş ışığıyla temizleyen kumaş çıktığından beri çok kolaylık oldu. Son çamaşır makinası da müzede sergileniyordu. Daha önce planladığım gibi duşumu da bir litre suyla sınırlı tutuyorum.</p>



<p>Acıktığımı hissediyorum. Güneş de yeterince yükseldi. Güneş ocağını açıyorum, yumurtaları sahana kırıyorum. Yarım saate pişer diye umuyorum. Pişirme süresi uzun ama neyse ki elektrik kotamdan düşmüyor. Hasadı yeni yapılan domates ve biberleri kesiyorum. Saplarını mahallenin inekleri için ayırıyorum. Yarım saate mahalle görevlileri tüm organikleri inekler için toplayacaklar. Yeni gelen ineklerin sütüyle peynirimiz çok iyi oldu. Keserken bir lokma alıyorum, gerçekten iyi.</p>



<p>Kahvaltıma başlarken haberler lensime yansıyor. Günün anlamına uygun, tarihi anlar paylaşılıyor. Buzulların erimesinin duruşu, nesli tükenme tehlikesinden çıkan son hayvan, tarım ilacı kullanımının sonlandırılması gibi birçok tarihi ana beni tanıklık ettiriyor lensim. Bugünkü tüketim tercihlerimi düşünüp, mutlu oluyorum.</p>



<p>Sonra da o kahraman anılıyor. Bize bugünü hediye eden, attığı küçücük bir adımla kelebek etkisi yaratan… Hem de hiç umut olmadığını düşündüğü bir anda. Yüzyıl önce konforunu değil bizi düşünerek umutla küçücük bir adım atan&#8230; Neden onu tercih etti, merak ediyorum. Kim bilir, belki sadece daha iyi bir gelecek umut eden bir yazı ilham vermiştir kendisine.</p>



<p>O gün, konforundan vazgeçip, o küçük adımı atmasaydın bu temiz havaya, bu yiyeceklere, bu suya sahip olmayacak, her şeyin sırayla yok oluşunu izliyor olacaktım. O küçük adımın, bir kelebek etkisi yarattı. Şimdi attığın adımı hatırlıyor ve bu dünyada bıraktığın iz için minnet duyuyorum. Benim tercihlerime ilham veriyorsun. Çünkü biliyorum ki, her büyük değişim, attığın küçücük bir adım ile başlıyor. Teşekkür ediyorum, sana.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/her-buyuk-degisim-kucucuk-bir-adimla-baslar/">Her Büyük Değişim Küçücük Bir Adımla Başlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Günü 2024: Plastiklere Karşı Mücadelede Harekete Geçme Zamanı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/dunya-gunu-2024-plastiklere-karsi-mucadelede-harekete-gecme-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Otman Bektaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezegenimizin karşı karşıya olduğu çevresel tehditlere dikkat çekmek ve çözüm arayışlarını desteklemek amacıyla her yıl 22 Nisan Dünya Günü uluslararası bir etkinlik olarak düzenleniyor. Gelin bu günün neden Dünya Günü olarak kutlandığına biraz geçmişe gidip daha yakından bakalım. 28 Ocak 1968&#8217;de, Santa Barbara kıyılarında büyük çaplı bir petrol sızıntısı yaşandı. Bu olay, milyonlarca litre petrolün [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dunya-gunu-2024-plastiklere-karsi-mucadelede-harekete-gecme-zamani/">Dünya Günü 2024: Plastiklere Karşı Mücadelede Harekete Geçme Zamanı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gezegenimizin karşı karşıya olduğu çevresel tehditlere dikkat çekmek ve çözüm arayışlarını desteklemek amacıyla her yıl 22 Nisan Dünya Günü uluslararası bir etkinlik olarak düzenleniyor. Gelin bu günün neden Dünya Günü olarak kutlandığına biraz geçmişe gidip daha yakından bakalım. 28 Ocak 1968&#8217;de, Santa Barbara kıyılarında büyük çaplı bir petrol sızıntısı yaşandı. Bu olay, milyonlarca litre petrolün denize yayılması ve binlerce deniz canlısının yaşamını yitirmesiyle sonuçlandı. Bu trajik olayın ardından, insanlar çevre konusundaki endişelerini dile getirmeye ve harekete geçmeye başladı. Böylece, yaşanan bu felaket çevresel kazalara ve özellikle büyük çaplı bu ve benzeri olaylara karşı kamuoyunda bir farkındalık oluşturdu. UNESCO&#8217;nun 1969&#8217;daki Dünya Konferansı&#8217;nda, gezegenimizin karşı karşıya olduğu iklim değişikliği ve çevre kirliliği gibi tehditlere dikkat çekmek için özel bir gün belirlenmesi önerildi. Bu öneri, 22 Nisan&#8217;ın Dünya Günü olarak kabul edilmesi ile kabul edilmiş oldu. İlk Dünya Günü etkinlikleri, çevreci Denis Hayes<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a>&#8216;in organizasyonu ve aktivist John McConnell<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a>&#8216;in önerisiyle ABD&#8217;de 1970 yılında gerçekleşti ve 20 milyondan fazla kişi bu etkinliklere katıldı. Bu etkinlikler, çevresel bilinçlenmeye önemli bir ivme kazandırdı ve daha sonraki yıllarda kabul edilen pek çok çevre koruma düzenlemesinin alt yapısının hazırladı.</p>



<p>1970 yılından bu yana, çevresel farkındalık ve çevresel aktivizmde dikkate değer ilerlemeler kaydedildiğini söylemek yanlış olmaz. Hükümetler, kurumlar, toplum ve bireyler tarafından iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve kirlilik gibi acil eylem gerektiren çevresel sorunları ele almak için önemli adımlar atıldı. Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalardan, fosil yakıtlardan uzaklaşma, yenilenebilir enerji girişimleri, gelişen pek çok çevre kanunu ve düzenlemeler, doğa koruma planları ve bu çabaları savunan temel inisiyatiflere kadar, gezegenimiz üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılması yönünde kolektif bir eylemler bütününden bahsetmek mümkün.</p>



<p>Günümüzde aslında Dünya Günü, sadece çevresel sorunlara dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda gezegenimizin sürdürülebilirliği için toplumsal bilinçlenmeyi artırmaya da yardımcı olan bir araç. Dünya Günü her yıl, çevresel bir soruna odaklanan belirli bir tema ile kutlanıyor. 2024 Dünya Günü&#8217;nün teması ise &#8220;Gezegen ve Plastikler&#8221;. Bu tema, plastik kirliliğine dikkat çekmeyi, tek kullanımlık plastik tüketimini azaltmayı, hızlı moda anlayışına son verilmesini, plastik kullanımını azaltabilecek teknolojilere yatırım yapmayı ve 2040’a kadar plastik üretiminde %60 azaltımı amaçlayan, gerçekten Dünyamız için çok kıymetli ve önemli bir tema. Gezegen ve Plastikler teması, her yıl 380 milyon ton plastik üretilirken, üretilen plastiklerin sadece %9&#8217;unun geri dönüştürüldüğünü vurguluyor.</p>



<p>Okyanuslardan çöplüklere kadar plastik atıklar, hem karasal ekosisteme hem deniz ekosistemine, vahşi yaşama ve insan sağlığına kadar ciddi bir tehdit. Tek kullanımlık plastikler, plastik şişeler, poşetler, ambalajlar, hızlı giyim ürünleri kaynaklı tekstil atıkları gibi ürünler yaygın kullanımları ve kısa ömürleri nedeniyle bu soruna büyük katkıda bulunuyor. Bu plastik atıklar doğada yüzlerce belki binlerce yıl boyunca kalıyor. Bu noktada 16. İstanbul Bienali’ne de tema olan Pasifik Okyanusu’ndaki 7. Kıtayı hatırlatmak isterim. (Banu Tuna’nın 2019 yılında kaleme aldığı yazısından günümüze bu kıtanın yüzölçümü genişlemiş olabilir. <a href="https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/turkiye-nin-iki-kati-olan-bu-dev-ada-hic-kimsenin-ve-herkesin" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Merak edenler yazıya buradan ulaşabilirler</a>.)</p>



<p>Plastik atıklara bu kadar vurgu yapmışken bireysel düzlemde neler yapabiliriz gelin tekrar birlikte hatırlayalım:</p>



<p>Atık oluşumunu önlemek için tek kullanımlık plastikleri azaltın: Tek kullanımlık plastiklerin kullanımını en aza indirmek, plastik kirliliğini önlemenin en etkili yollarından biridir. Mümkün oldukça tek kullanımlık plastik yerine yeniden kullanılabilen su şişeleri, alışveriş torbaları ve kaplar gibi alternatifleri tercih edin.</p>



<p>Doğru Geri Dönüşüm Yapın: Geri dönüşüm, plastik atıkların çöplüklere ve okyanuslara gitmesini azaltmaya yardımcı olur. Yerel geri dönüşüm yönergelerini takip edin, ayrıştırılmış atıkların semtinizden ne zaman toplandığını öğrenin ve geri dönüştürülebilir malzemeleri doğru şekilde temizleyip ayırarak toplama merkezlerine ulaştığından emin olun.</p>



<p>Düzenlemeleri Destekleyin: Tek kullanımlık plastiklerin üretimini ve kullanımını kısıtlayan politikaları destekleyin, plastik poşetlerin kullanımının veya pipetlerin yasaklanması gibi. Sürdürülebilir ambalajları teşvik eden ve plastik ürünlere alternatifler sunan girişimleri destekleyin.</p>



<p>Eğitim ve Farkındalığı Artırın: Plastik kirliliğinin çevresel etkileri ve plastik tüketiminin azaltılmasının önemi konusunda farkındalık yaratın. Arkadaşlarınızla sohbet ederken bu konudan bahsedin. Çocuklarınızı doğru atık yönetimi uygulamaları, geri dönüşümün ve tekrar kullanımın faydaları konusunda eğitin.</p>



<p>Şimdi benim bu küçük çabalarım 80 milyon tonluk atık adasına ne katkı sağlayacak dediğinizi duyabilir gibiyim. Bir basit örnek vermek istiyorum. Borusan grup şirketlerinde yalnızca bir yemekhanedeki çatal-bıçak ambalajlarını kaldırarak yaklaşık 2 ton atığın önüne geçtik. Küçük adımlar büyük etkiler yaratır. Atık çıkarmayarak, daha, sürdürülebilir alışkanlıklar edinerek ve değişim için mücadele ederek, bireyler plastik kirliliğiyle mücadelede kritik bir rol oynayabilirler ve gelecek nesiller için daha temiz, daha sağlıklı bir çevre oluşturabilirler. Birlikte, olumlu bir etki yaratabiliriz ve herkes için daha temiz ve daha sağlıklı bir gelecek inşa edebiliriz. Aslında Dünya Günü de bireyler olarak bize bunu hatırlatmak için burada..</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" width="581" height="308" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/04/dunya_gunu_2024_dunya_gunu_erkinlikleri_haritasi.png" alt="2024 Dünya Günü Etkinlikleri Haritası" class="wp-image-4698" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/04/dunya_gunu_2024_dunya_gunu_erkinlikleri_haritasi.png 581w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/04/dunya_gunu_2024_dunya_gunu_erkinlikleri_haritasi-300x159.png 300w" sizes="(max-width: 581px) 100vw, 581px" /><figcaption><em>Şekil 1: 2024 Dünya Günü Etkinlikleri Haritası (earthday.org)</em></figcaption></figure></div>


<p>Dünya Günü&#8217;nde dünyanın dört bir yanında binlerce etkinlik gerçekleştiriliyor. Bu etkinlikler hakkında bilgi almak için <a href="https://www.earthday.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">earthday.org</a> web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>



<p>2024 Dünya Günü gelmişken hatırlanması gereken bir gerçek var: Kim olduğumuz, nerede olduğumuz veya ne iş yaptığımız fark etmeksizin, hepimiz gerçek, olumlu ve etkili değişiklikler yapma gücüne sabihiz. Bu sebeple, her yıl olduğu gibi bu yıl da earthday.org üzerinden, ‘Dünya Günü 2024 Kiti’ paylaşıldı. Bu kılavuz, 2024’ün teması olan Gezegen ve Plastikler çerçevesinde herkesin çevreci harekete katılması için pratik rehberlik ve uygulanabilir adımlar sunuyor. Dünya Günü hakkında daha fazla bilgi edinmek ve katılım yollarını öğrenmek için <a href="https://www.earthday.org/wp-content/uploads/2024/03/EarthDay-2024-Toolkit-March-12th-Update.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&#8216;Dünya Günü 2024 Kiti’</a>ne göz atabilirsiniz.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><p style="overflow:hidden;"><a id="_ftn1" href="#_ftnref1">[1]</a> Deniz Hayes kimdir: <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Denis_Hayes" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://en.wikipedia.org/wiki/Denis_Hayes</a></p></p>



<p><p style="overflow:hidden;"><a id="_ftn2" href="#_ftnref2">[2]</a> John McConnell kimdir: <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/John_McConnell_(peace_activist)" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://en.wikipedia.org/wiki/John_McConnell_(peace_activist)</a></p></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dunya-gunu-2024-plastiklere-karsi-mucadelede-harekete-gecme-zamani/">Dünya Günü 2024: Plastiklere Karşı Mücadelede Harekete Geçme Zamanı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Limit Aşım Günü: 2023 Kaynaklarını 214 Günde Tükettik</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/limit-asim-gunu-2023-kaynaklarini-214-gunde-tukettik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylül Özfırat]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 04:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın bize bir yıl için sunduğu doğal kaynakları tükettiğimiz gün olan Küresel Limit Aşım Günü, Global Footprint Network tarafından bu yıl 2 Ağustos olarak belirlendi. Bu, dünya üzerinde 2023 yılı için var olan kaynakları 214 gün içinde tükettiğimiz ve bu tarihten sonra tüketeceğimiz her şeyin gelecek nesillerin kaynaklarından tüketeceğimiz anlamına geliyor. Eğer bu hızla tüketmeye [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/limit-asim-gunu-2023-kaynaklarini-214-gunde-tukettik/">Limit Aşım Günü: 2023 Kaynaklarını 214 Günde Tükettik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünyanın bize bir yıl için sunduğu doğal kaynakları tükettiğimiz gün olan Küresel Limit Aşım Günü, Global Footprint Network tarafından bu yıl 2 Ağustos olarak belirlendi. Bu, dünya üzerinde 2023 yılı için var olan kaynakları 214 gün içinde tükettiğimiz ve bu tarihten sonra tüketeceğimiz her şeyin gelecek nesillerin kaynaklarından tüketeceğimiz anlamına geliyor. Eğer bu hızla tüketmeye devam edersek, gelecek nesillere bırakacağımız kaynaklar da aynı hızla azalmaya devam edecek.</p>



<p>Limit aşım günü ilk kez 1971 yılında hesaplanmış ve o yıl 25 Aralık olarak belirlenmiştir. Her sene tekrar eden bu hesaplamaya göre neredeyse her yıl limit aşım gününe daha erken ulaşıyoruz. Bu da doğanın bize bir yıl için sunduğu kaynakları her geçen yıl daha da erken tükettiğimiz anlamına geliyor. Limit Aşım Günü’nün her yıl daha da erkene çekilmesinin en önemli iki nedeni hızla artan nüfus ve tüketim alışkanlıklarına bağlı olarak artan karbon ayak izi. Dünya nüfusu her geçen gün artarken, buna paralel olarak doğal kaynak talebi de artmakta. İnsanlar, enerji, gıda, su ve diğer kaynaklara olan ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla tüketmekte ve atık üretmekte.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" width="518" height="352" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/Limit_Asim_Gunu_2_agu_23_Picture1.png" alt="Yıllara Göre Limit Aşım Günleri" class="wp-image-4569" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/Limit_Asim_Gunu_2_agu_23_Picture1.png 518w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/Limit_Asim_Gunu_2_agu_23_Picture1-300x204.png 300w" sizes="(max-width: 518px) 100vw, 518px" /><figcaption><em>Şekil 1: Yıllara Göre Limit Aşım Günleri (<a href="https://overshootday.org" target="_blank" rel="noreferrer noopener">overshootday.org</a>)</em></figcaption></figure></div>


<p>Birleşmiş Milletler Çevre Programı&#8217;na göre, dünya genelindeki enerji tüketimi ve sera gazı emisyonları sürekli artmakta. Bu enerji tüketiminin büyük bir kısmı fosil yakıtlardan elde edilen enerjiye dayanmakta. Bunun sonucunda, atmosfere büyük miktarda karbondioksit ve diğer sera gazları yayılmakta. Bu emisyonlar, sera etkisi nedeniyle gezegenimizin ısınmasına ve iklim değişikliğine yol açmakta. Karbondioksit emisyonlarının azaltılması, sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçişin teşvik edilmesi ve enerji verimliliğinin artırılması gibi önlemler, karbon ayak izimizi azaltmada kritik öneme sahip.</p>



<p><strong>Türkiye’nin kaynakları 22 Haziran’da bitti!</strong></p>



<p>Türkiye için limit aşım günü 22 Haziran olarak belirlendi. Bu da demek oluyor ki, tüm insanlık Türkiye’deki seviyede kaynak tüketseydi, dünyada 2023 yılı için var olan kaynaklar 22 Haziran’da bitmiş olacaktı. Yapılan hesaplamaya göre Katar ve Lüksemburg için bir yıllık kaynaklar şubat ayında, Kanada, USA, Avusturalya, Belçika, Danimarka ve Finlandiya için ise mart ayında bitti. Jamaika, Ekvador ve Endonezya’nın kaynakları ise aralık ayında bitecek. Bu veriler incelendiğinde ülkelerin tüketim kültürlerinin çevreye olan etkisinin gösterdiği değişiklik anlaşılabilir. Aşağıdaki görselden diğer ülkelerin Limit Aşım Günleri’ni inceleyebilirsiniz.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" width="458" height="356" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/Limit_Asim_Gunu_2_agu_23_Picture2.png" alt="Ülkelere Göre Limit Aşım Günleri" class="wp-image-4570" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/Limit_Asim_Gunu_2_agu_23_Picture2.png 458w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/Limit_Asim_Gunu_2_agu_23_Picture2-300x233.png 300w" sizes="(max-width: 458px) 100vw, 458px" /><figcaption><em>Şekil 2: Ülkelere Göre Limit Aşım Günleri (2023) (<a href="https://overshootday.org" target="_blank" rel="noreferrer noopener">overshootday.org</a>)</em></figcaption></figure></div>


<p><strong>Limit Aşım Günü’ne daha geç ulaşmak için neler yapabiliriz?</strong></p>



<ul><li>Dünya genelinde araba kullanımından kaynaklanan karbon ayak izimizi %50 azaltırsak ve bu mesafenin üçte birini toplu taşıma ile değiştirip, geri kalanını da bisiklet veya yürüyüşle tamamlarsak Dünya Limit Aşım Günü’nü 13 gün geciktirebiliriz.</li><li>WWF’in açıklamasına göre Limit Aşım Günü’nü her yıl altı gün ileriye taşıyabilirsek, 2050 yılına gelmeden önce bir yıllık kaynakların yeterli olduğu noktaya yeniden ulaşabiliriz.</li><li>İnsanlığın karbon ayak izini yarıya indirebilirsek Dünya Limit Aşım Günü&#8217;nü 93 gün ileriye taşıyabiliriz. Enerji tüketimini azaltmak ve kullandığınız enerjiyi yeşil enerjiye çevirmek, bilinçli et tüketicisi olarak kırmızı et endüstrisindeki CO2 salımını düşürmek ve doğaya geri dönebilecek atıkları ayırmak karbon ayak izimizi düşürebilecek adımlardan bazılarıdır.</li></ul>



<p>Sürdürülebilir uygulamaları benimsemek, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek ve enerji verimliliğini arttırmak sadece gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmakla kalmayacak, aynı zamanda ekonomik fırsatlar yaratarak toplumun refahını da arttıracak.</p>



<p>Sizler de aşağıdaki link üzerinden kendi karbon ayak izinizi hesaplayabilirsiniz!</p>



<p><a href="https://www.footprintcalculator.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.footprintcalculator.org/</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/limit-asim-gunu-2023-kaynaklarini-214-gunde-tukettik/">Limit Aşım Günü: 2023 Kaynaklarını 214 Günde Tükettik</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plastiksiz Temmuzdan Plastiksiz Yıllara</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/plastiksiz-temmuzdan-plastiksiz-yillara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Barış Doğru]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 09:26:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı şeyler görünmezdir. Hayatımızın her yanını sinsice sararlar ama durumun farkına varmak zor olabilir. Mesela fosil yakıtların yani petrol, kömür ve doğalgaz, tümünün hayatımızın içine nasıl sızdığını çoğu zaman göremeyiz. Halbuki enerjimizin çoğunu onlardan sağlıyoruz hala. Lambanın her düğmesine bastığımızda, klimamızı çalıştırdığımızda, arabamızın kontağını çevirdiğimizde bir fosil yakıt kaynağını tüketiyor ve atmosfere, iklim krizine neden [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/plastiksiz-temmuzdan-plastiksiz-yillara/">Plastiksiz Temmuzdan Plastiksiz Yıllara</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazı şeyler görünmezdir. Hayatımızın her yanını sinsice sararlar ama durumun farkına varmak zor olabilir. Mesela fosil yakıtların yani petrol, kömür ve doğalgaz, tümünün hayatımızın içine nasıl sızdığını çoğu zaman göremeyiz. Halbuki enerjimizin çoğunu onlardan sağlıyoruz hala. Lambanın her düğmesine bastığımızda, klimamızı çalıştırdığımızda, arabamızın kontağını çevirdiğimizde bir fosil yakıt kaynağını tüketiyor ve atmosfere, iklim krizine neden olan karbondioksiti salıveriyoruz.</p>



<p>Ancak enerji kullanımı dışında da aslında bir petrol denizinin içinde yaşıyoruz. Petrolden elde edilen plastikten bahsediyoruz. Kap kacağımızdan oturduğumuz kanepeye, yerdeki halımızdan çocuklarımıza aldığımız oyuncaklara, o mis kokulu kahveleri aldığımız kaplardan tek kullanımlık pipetlere kadar, hemen her şeyin içinde çoğu zaman plastik bulunuyor.</p>



<p>Ve ne yazık ki bu plastiklerin <a href="https://www.unep.org/interactives/beat-plastic-pollution/?gclid=CjwKCAjwtuOlBhBREiwA7agf1lJTc8sNffHYv56iAX0UES9-a4RWxMajqHlZmf1DTDZWl8IayMLn3BoCm60QAvD_BwE" target="_blank" rel="noreferrer noopener">çok azı geri dönüştürülüyor</a>. Birleşmiş Milletler Çevre Programı verilerine göre küresel ölçekte bu oran sadece %10 civarında. Kullanılmış plastiklerin %14’ü ise yakılıyor -ki bu da atmosfere karışan büyük miktarda karbondioksit anlamına geliyor. Peki geri kalan yaklaşık %76’sı ise nereye gidiyor? Bir kısmı vahşi depolama yoluyla toprağa gömülüyor ve toprakları kirletiyor. Ama daha büyük bir bölümü, yani yıllık 0.8 ila 2.7 milyar tonu dünyanın dört bir yanındaki binlerce nehir aracılığıyla denizlere, okyanuslara ulaşıyor.</p>



<p>Sonuç olarak bugün okyanusların dört bir yanında büyük çöp dağları yüzüyor. Hatta Kaliforniya ile Hawai arasındaki bölgede bulunan ve dünyanın en okyanus atık bölgesi olarak kabul edilen Büyük Pasifik Çöp Alanı (Great Pacific Garbage Patch), <a href="https://www.iberdrola.com/sustainability/plastic-island-in-pacific-eighth-continent" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Sekizinci Kıta</a> şeklinde adlandırılıyor. Fransa’nın yüzölçümünün üç katına ulaşan bu bölgede, 1.8 milyar ton parça plastik atık bulunduğu tahmin ediliyor.</p>



<p>Suda çözülen önemli bir kısmı ise mikroplastik olarak deniz tabanına veya deniz canlılarının midelerine, oradan da bizim de dahil olduğumuz besin zincirine kavuşuyor.</p>



<p><strong>Plastik Atıksız Bir Dünya Mümkün mü?</strong></p>



<p>Bu korkunç gerçeklere uyananlar da var elbette. Batı Avustralya’da yaşayan Rebecca Prince-Ruiz ve arkadaşlarının 2011 yılında kurduğu Plastiksiz Vakfı’nın (<a href="https://www.plasticfreejuly.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Plastic Free Foundation</a>) Plastiksiz Temmuz inisiyatifi (Plastic Free July®) kısa zamanda yerkürenin dört bir yanındaki milyonlarca insana ulaşmayı başardı ve plastik kullanımının nasıl azaltılabileceğine dair somut örnekleri hayata geçirdi. Bugün 190’dan fazla ülkede 100 milyonun üzerinde katılımcının parçası olduğu hareket, insanların gündelik davranışları değiştirerek tek kullanımlık plastiklerin kullanımını hayatımızdan çıkarmak için uğraşıyor. Türkiye’de de faaliyet gösteren ve birçok uluslararası çevre ödülü kazanan <a href="https://www.plastiksiztemmuz.org/">Plastiksiz Temmuz</a> hareketi, Temmuz ayından başlayarak tüm ay ve günlerimizden tek kullanımlık plastikleri çıkarmak için yoğun ve etkili bir kampanya yürütüyor.</p>



<p>Plastik atıksız bir dünya ideali için uğraşan hareketin on yılı aşkın yoğun çalışmaları sonucunda, önemli etkiler ortaya koyduğu biliniyor. 2021 yılında 28 ülkede 20 binin üzerinde insanla gerçekleştirilen IPSOS araştırmasına göre, küresel ölçekte tüketicilerin %29’u Plastiksiz Temmuz çalışmalarından haberdar ve %13’ü de bu çabanın bir parçasına ortak olmuş. Bu da küresel çapta 140 milyona yakın insanın inisiyatifin bir parçası olduğunu ortaya koyuyor. Aynı çalışmaya göre, Plastiksiz Temmuz katılımcıları hane içi atıklarını önemli ölçüde azaltabiliyorlar ve yıllık atıklarının kişi başı 15 kilogramını geri dönüşüme ulaştırabiliyorlar; bu da %3.5 daha az atık anlamına geliyor. Toplamda ise atıkları 2.1 milyar ton azalıyor ve 300 milyon ton plastik atık geri dönüşüme kazanılıyor. İnisiyatifin 10 yıl aşkın çabasının plastik su şişelerine yönelik toplam talebin %2.3; meyve ve sebze ambalajlarına yönelik talebin %3.1 seviyesinde azalmasına neden olduğu otaya çıkmış durumda. Özellikle deniz canlılarının yaşamlarına büyük tehlike oluşturan tek kullanımlık pipetlerde ise bu oran %4 azaltım olarak gözüküyor.</p>



<p><strong>İlk Adım: Bir Çanta Alın ve Tek kullanımlık Olmasın!</strong></p>



<p>Bu büyük başarıya rağmen, sorun elbette bütün ciddiliğiyle ortada. 1970’lerden 1990’lara kadar plastik üretimi ve paralel olarak atık miktarı üçe katlandı. 2000’lerin başlarında ise plastik atıklar sadece 10 yılda, önceki 40 yıldakinden daha fazla arttı. Bugün yıllık ortalama plastik atık toplamı, 400 milyon tonu aşıyor. Tek kullanımlık plastiklerin yaklaşık %98’i ise tamamen fosil yakıtlardan elde ediliyor; yani sadece %2’si geri dönüşmüş plastikten üretiliyor. Fosil yakıt bazlı plastiklerin üretimi, kullanımı ve bertarafının 240 yılındaki toplam karbon bütçesinin %19’una ulaşacağı tahmin ediliyor. Tabii süreç aynı şekilde devam ederse.</p>



<p>Peki Plastiksiz Temmuz hareketi, bu süreci tersine çevirmek için tüketicilere neler öneriyor? Öncelikle belirtmek gerekir ki, birincil hedef tek kullanımlık plastikler çünkü sözgelimi beyaz eşya ya da araba komponentleri gibi dayanıklı tüketim mallarında kullanılan plastikler, sanayinin kendi döngüsü içinde büyük oranda geri dönüşüm süreçlerine ulaşıyor. Okyanusları ve toprağı kirleten plastikler büyük oranda poşetler, pipetler, sigara izmaritleri, pet su şişeleri gibi tek kullanımlık ürünlerden oluşuyor. Dolayısıyla tüketicilerin davranış değişiklikleri yoluyla bu plastiklerin kullanımını azaltmak ve kullanılanları da geri dönüşüm uygulamalarına ulaştırmak hayati öneme sahip.</p>



<p>Plastiksiz Temmuz hareketine katılanların bir araya geldiği blogda bu konuda çok değerli ve etkili öneriler bulunuyor. Sözgelimi Türkiye blogunda yer alan Doç. Dr. Sedat Gündoğdu’nun <a href="https://www.plastiksiztemmuz.org/post/plastiksiz-temmuz-da-plastikten-arinmak">önerilerinin</a> başında bir çanta taşımak geliyor. “Bir çanta taşımak sizi daima hazırlıksız yakalanma ihtimalinden uzaklaştıracaktır.” şeklinde söze başlayan Gündoğdu, “Çantanın içerisine çok kullanımlık saklama kabı, su şişesi, kişisel bir bardak ve bir iki adet de bez torba koyduğunuz takdirde tek kullanımlık birçok plastiği de kullanmaktan kaçınmış olursunuz.” diyor. Streç film yerine saklama kabı; tek kullanımlık pipetlere tamamen hayır demek ya da çok elzemse yanınızda metal veya bambu pipetler taşımak; yemeğini sipariş etmek yerine yerinde ya da evinde yemek; ambalajlı üründen uzaklaşmak (tabii burada yine yanımızda çanta taşımaya geliyoruz); çok sevdiğimiz çayı sallama değil, demleme içmek; şampuan yerine çok daha sağlıklı bir alternatif olan sabun kullanma ve belki de en önemlisi&nbsp; planlı bir alışveriş sistemi kurmak da Gündoğdu’nun diğer önemli tavsiyeleri. Bahsettiğimiz blogda son derece mantıklı, etkili ve uygulanabilir daha birçok öneri bulabilirsiniz.</p>



<p><strong>Sadece Temmuz mu?</strong></p>



<p>Bir çok uluslararası ödüle sahip olan Plastiksiz Temmuzlar hareketinin, uluslararası yurttaş hareketlerinin yeni yol haritası olan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile bağlantısı da önemli vurgulardan biri olarak kabul edilmeli. 11. (<a href="https://turkiye.un.org/tr/sdgs/11">Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar</a>), 12. (<a href="https://turkiye.un.org/tr/sdgs/12">Sorumlu Üretim ve Tüketim</a>), 14. (<a href="https://turkiye.un.org/tr/sdgs/14">Sudaki Yaşam</a>) ve 15. Amaçlarla (<a href="https://turkiye.un.org/tr/sdgs/15">Karasal Yaşam</a>) doğrudan ilişkili olan Plastiksiz Temmuz inisiyatifi aslında gezegendeki insan yaşamı için bireylerin kendi başlarına ilerleyebilecekleri başlı başına bir yolu önümüze açıyor.</p>



<p>Yunanca “her şekle girebilen”, “kalıplanabilen” anlamına gelen plastikos (πλαστικός) kelimesinden türeyen plastik, insanlık için sağlıktan ulaşıma, hijyenden yalıtıma kadar birçok önemli malzemenin üretimi için önemli kapılar açsa da bugün, insanlığın ve ekosistemin başına gelen en büyük sorunlardan biri haline dönüştü. İnsanlığın yarattığı her yeni nesne gibi, aslında kendi başına bir kötülüğe sahip değil elbette plastik. Birçok materyalin aksine sorunsuz bir şekil dönüştürülebilen ve yeniden kullanılabilen plastiği doğru ve kontrollü kullanmak bütün mesele. Ve tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan çıkardığımızda, ihtiyaç duyulan sanayi üretimlerindeki kullanımları da süreğen olarak geri dönüştürülebildiğinde, iklim krizinden deniz ve karasal kirliliğine kadar birçok soruna da hızlıca çözüm bulmamız mümkün olacak.&nbsp;</p>



<p>Bu arada neden sadece Temmuzlar plastiksiz olsun ki! Her günümüzün, ayımızın plastiksiz olacağı günler yakın; yeter ki davranışlarımızı değiştirme cesaretimiz olsun…</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/plastiksiz-temmuzdan-plastiksiz-yillara/">Plastiksiz Temmuzdan Plastiksiz Yıllara</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hikâye Anlatıcılığı İklim İçin Neden Önemli?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/hikaye-anlaticiligi-iklim-icin-neden-onemli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2023 07:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazarlar: İklim krizi dediğimizde aklımıza gelen ilk görüntü nedir? Ana kütlesinden kopmuş bir buz parçası üstünde tek başına duran bir kutup ayısı olabilir mi? Bizi duygulandıran bir fotoğraf karesi yani… Evet, bu kare bizi duygulandırıyor, büyük ihtimalle üzüyor da, fakat etkisi bizleri harekete geçirecek, iklim krizinin çözümü için emek vermemizi sağlayacak kadar uzun sürmüyor. Çünkü [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hikaye-anlaticiligi-iklim-icin-neden-onemli/">Hikâye Anlatıcılığı İklim İçin Neden Önemli?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Yazarlar:</strong></p>


    <div class="" data-nc-gutenberg-section="true" data-nc-gutenberg-section-type="block-users-grid" data-nc-gutenberg-section-api="{&quot;blockName&quot;:&quot;nc-block-user-grid&quot;,&quot;graphQLvariables&quot;:{&quot;variables&quot;:{&quot;include&quot;:[134,133]},&quot;queryString&quot;:&quot;GQL_QUERY_GET_USERS_BY_SPECIFIC&quot;},&quot;hasSSrInitData&quot;:{&quot;hasSSrInitData&quot;:true,&quot;initUserIDs&quot;:[134,133]},&quot;settings&quot;:{&quot;userCardName&quot;:&quot;card2&quot;,&quot;gridClass&quot;:&quot;grid-cols-2 sm:grid-cols-3 md:grid-cols-2 lg:grid-cols-3 xl:grid-cols-4&quot;,&quot;gridClassCustom&quot;:&quot;grid gap-x-2.5 gap-y-4 sm:gap-6 2xl:gap-8 grid-cols-2 sm:grid-cols-3 md:grid-cols-2 lg:grid-cols-3 xl:grid-cols-2&quot;,&quot;heading&quot;:&quot;&quot;,&quot;subHeading&quot;:&quot;&quot;,&quot;hasBackground&quot;:false,&quot;blockLayoutStyle&quot;:&quot;layout-2&quot;,&quot;expectedNumberResults&quot;:2}}"></div>



<p>İklim krizi dediğimizde aklımıza gelen ilk görüntü nedir? Ana kütlesinden kopmuş bir buz parçası üstünde tek başına duran bir kutup ayısı olabilir mi? Bizi duygulandıran bir fotoğraf karesi yani…</p>



<p>Evet, bu kare bizi duygulandırıyor, büyük ihtimalle üzüyor da, fakat etkisi bizleri harekete geçirecek, iklim krizinin çözümü için emek vermemizi sağlayacak kadar uzun sürmüyor.</p>



<p>Çünkü kutuplar çok uzak, yavaş eriyorlar ve deniz seviyesi hâlâ hissedilir ölçüde yükselmedi.</p>



<p>Çünkü kutup ayıları çok sevimli hayvanlar olmalarına rağmen varlıkları insanlık için vazgeçilemez bir “fayda” yaratmıyor.</p>



<p>Haydi şimdi bu fotoğrafa bir hikâye yazalım. Çok düşünmeden, ilk aklımıza geldiği hâliyle. Ana kütlede yaşayan dört bireylik bir kutup ayısı ailesi olsun. İki yetişkin, iki genç birey. İşimizi kolaylaştırıp anne, baba ve çocuklar diyelim bunlara…</p>



<p>Anne ve baba, çocuklardan biriyle oyun oynasın. Neşeyle, keyiﬂe, buzların üstünde yata yuvarlana… Diğer çocuksa kıyıda, yüz üstü uzanmış, küçük patilerini uzatıp suyun içindeki balıkları yakalamaya çalışsın. Balıklar patilerinin arasından sıvışıp kaçsınlar. Genç kutup ayısı bedenini sürükleyerek suya daha da çok yaklaşsın, kollarını daha da ileri uzatsın, kaçan balıkları tutmak için çabalasın.</p>



<p>Belki bu tatlı hikâyeye güneş ışıkları da eşlik ediyordur. Yüzümüze yüzümüze vururken içimizi de ısıtan rengârenk güneş ışıkları…</p>



<p>Biz güneş ışıkları ile içimizi ısıtırken hafif bir çıtırtıyla kendimize gelelim. Aaa! Az önce balıkların başında bıraktığımız genç kutup ayısının altındaki buz parçası kopmuş. Bizim ufaklık henüz bu durumun farkında değil. Hatta patileri ile suyu çektikçe sürükleniyor, sürüklendikçe kıkırdıyor çünkü her seferinde balıklara biraz daha yaklaşıyor. Yaklaştıkça daha da çok neşelenip kollarını daha çok çırpıyor.</p>



<p>Anne, babası ve diğer kardeş keyiﬂe oyunlarına devam ediyorlar, ufaklığın kopan buz parçası üstünde kendilerinden hızla uzaklaşmakta olduğunun farkında değiller.</p>



<p>Burada hikâyeye büyük bir virgül atıp, duygularınızı sormak istiyorum. Ne hissediyorsunuz? Ben daha çok üzülmeye başladım, duygularım derinleşti. Harekete geçmek, anne babaya seslenmek istiyorum: “Hey! Çocuk gidiyor, buz koptu! Koşun, kurtarın onu!”</p>



<p>Ama maalesef beni duymuyorlar. Bu noktadan sonra hikâyemiz büyük bir trajedi ile sonlanıp hepimizi üzüntüye boğabilir. Buzun erimesine kızar, ailenin dağılmasına çok üzülürüz. Ve böylece iklim krizinin yarattığı aile faciası bizi iklim krizinin diğer etkilerine döndürebilir, iklim</p>



<p>krizine yaptığımız katkıyı düşünmemize sebep olabilir. Çünkü hikâyeler, olaylar arasında bağ kurmamızı kolaylaştırır. Hikâyeler; gördüğümüz, anladığımız bir durumu hafızamıza taşır, “bellek” oluşturmamızı sağlar.</p>



<p>Eski çağ düşünürlerinin sezdiği, modern çağ biliminin ise tespit ettiği bu durum, yani hikâyelerin insanı değiştirme gücü, iklim kriziyle mücadele etmek için de kullanılabilecek bir güç. Çünkü bilimin bize sunduğu gerçeklerin yaratacağı etkileri hikâyeleştirmediğimiz zaman kitleselleştiremiyoruz. İklim kriziyse seferberlikle çözülebilecek bir kriz. Sadece bilim insanları, sadece teknokratlar, sadece siyasetçilerle çözülmeyecek.</p>



<p>Ben bu hikâyeyi çocuklara anlatmak istiyorum, o yüzden de burada bırakamam. Virgülü attığımız yeri dönüm noktası olarak belirleyip, bu hikâyeyi mücadele dolu bir umut yolculuğuna dönüştürebilirim. Dönüştürmeliyim. Benim hikâyemde, anne, baba ve kardeş, kopan buz parçasını fark edip, suya atlıyor ve kendilerinden hızla uzaklaşan genç kutup ayısını yakalamaya çalışıyorlar. Kutup ayısı da durumu fark edip geri dönmek için elinden geleni yapıyor. Ama iki taraf da başarısız oluyor. Genç kutup ayısı koca okyanusun içinde yolculuğuna devam ederken arkada kalan genç kardeş işin peşini bırakmıyor, kardeşinin nereye gittiğini bulmaya çalışırken buzların neden ve nasıl eridiğini araştırmaya başlıyor.</p>



<p>Buz parçası üstündeki ufaklıksa önce korkup sonra ulaştığı ilk kıyıda karaya çıkıyor ve karşılarında kutup ayısı gören şaşkın insanları harekete geçiriyor. İnsanlar, çaresiz kutup ayısını evine götürürken bir taraftan da eriyen buzullara çözüm aramaya başlıyorlar. Herkesten yardım istiyorlar. Aile tekrar kavuşuyor. İki kardeş kutup ayısının mücadelesi, bize hem ilham hem de umut veriyor.</p>



<p>Peki iklim krizi farkındalığını yaygınlaştırmaya çalışırken anlatabileceğimiz tek hikâye kutup ayılarının hikâyesi mi? Kesinlikle değil. İklim krizi, merkezinde insan davranışları olan onlarca durumun tetiklediği, etkilediği ve milyonlarca canlının etkilendiği bir durum. Kutuplar kadar uzakta değil, hayatımızın tam içinde ve hatta hayatımız onun içinde. Bu yüzden de her başlığın ele alınması, harekete geçmemizi sağlayacak, motive edecek bir hikâye ile birlikte anlatılması gerekiyor. Hem yetişkinlere hem de çocuklara! Edebiyatın, sinemanın veya hangi disiplinde olursa olsun hikâye anlatıcılığının iklim krizi ile mücadeledeki payı, bana göre bu olmalı.</p>



<p>Biz insanların, iklim krizini inkâr etmemizin ya da kabullensek bile harekete geçmememizin önemli nedenlerinden biri felaket karşısında kendimizi güçsüz hissetmemiz. Bir diğeri ise değiştirmemiz gereken alışkanlıklarımıza duyduğumuz kuvvetli bağ. O zaman haydi mağaradaki atalarımızı hatırlayalım, iklim şartlarının da zorlu olduğu uzun kışlara geri dönelim. Atalarımız, çok korktukları vahşi hayvanlardan kendilerini korumak ve dışardaki çetin şartlara uyum sağlamak için ne yapıyorlardı? Bedenleriyle, sesleriyle birbirlerine hikâye anlatıyorlardı. Hayvanları tanımak için onları taklit ediyor, geliştirdikleri kaçış ya da av yöntemlerini paylaşmak için duvarlara hikâyeler çiziyorlardı. Değişiyorlardı, dönüşüyorlardı…</p>



<p>Bu sefer de karşımızdaki vahşi hayvan, yarattığımız medeniyetin bizi taşıdığı iklim krizi. O zaman haydi, umut dolu, güçlendirici hikâyelerle yeni bir gelecek yaratmak için harekete geçelim. Distopyayı ütopyaya dönüştürelim!</p>



<h4>İklimkurgu başlığı altında kabul edilen bazı yetişkin kitapları:</h4>



<p><em>Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları </em>serisi, Buket Uzuner, 2012</p>



<p><em>Köpekli Çocuklar Gecesi</em>, Oya Baydar, Can Yayınları, 2019</p>



<p><em>Solar</em>, Ian McEwan, YKY, 2020</p>



<p><em>Ağaçlar</em>, Hermann Hesse, Kolektif Kitap, 2018</p>



<p><em>Göç</em>, Julie Bertagna, İş Kültür, 2012</p>



<p><em>Sondan Sonra</em>, Megan Hunter, YKY, 2019</p>



<h4>İklimkurgu başlığı altında kabul edilebilecek bazı çocuk kitapları:</h4>



<p><em>Ayşe’nin Bulut Projesi</em>, Behiç Ak, 2023</p>



<p><em>Yeryüzü Okulu</em>, Raşel Meseri, Habitus, 2017</p>



<p><em>Denizi Kim Kirletiyor</em>, Gönül Simpson, Yeşil Dinozor, 2016 <em>Zaman Yolcusu Kreta</em>, Gülşah Özdemir Koryürek, 2020 <em>İklim Dostu</em>, Koray Avcı Çakman, Final Kültür, 2021</p>



<p><em>Dünyayı Kurtaran Öffie</em>, Megan Herbert ve Michael E. Mann, Nota Bene Yayınları, 2020</p>



<p><em>Su insan ve Çeşmesi</em>, Ivo Rosati, Nota Bene Yayınları, 2020</p>



<h4>İklimkurgu başlığı altında kabul edilebilecek bazı yetişkin ﬁlmleri:</h4>



<p><em>Küçülen Hayatlar, Alexander Payne, 2017 Çılgın Max: Öffieli Yollar, George Miller, 2015 Kar Küreyici, Bong John Ho, 2013</em></p>



<p><em>Düşler Diyarı, Bent Zeitlin, 2012 Yarından Sonra, Roland Emerich, 2004</em></p>



<h4>İklimkurgu başlığı altında kabul edilebilecek bazı çocuk ﬁlmleri ve dizileri:*</h4>



<p><em>Vol-İ, Andrew Stanton, 2008</em></p>



<p><em>Prenses Mononoke, Hayao Miyazaki, 1997 Rüzgarlı Vadi, Hayao Miyazaki, 1982</em></p>



<p><em>Octonauts: Above &amp; Beyond, Neflix, 2022 (çizgi dizi)</em></p>



<p>*Lütfen filmlerin yaş aralığının çocuklarınıza uygun olup olmadığını kontrol edin.</p>



<h4>Bu yazı hazırlanırken kullanılan kaynaklar:</h4>



<p><em>İklimkurgu, İklim Değişikliği, Antroposen’in Poetikası ve Ekoeleştirel İzler</em>, Kerim Can, Yazgünoğlu, Çizgi Kitabevi, 2022</p>



<p><em>Homo Narrans İnsan Niçin Anlatır?</em>, İsmail Gezgin, Redingot Yayıncılık, 2020</p>



<p></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hikaye-anlaticiligi-iklim-icin-neden-onemli/">Hikâye Anlatıcılığı İklim İçin Neden Önemli?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marmara’nın Umudu Pina!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/marmaranin-umudu-pina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Sarı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jul 2023 10:55:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanırım biz insanların en büyük yanılgısı, yaşadığımız dünyayı, var olduğu günden beri aynı sanmamız. Oysa sadece 10 bin yıl önce ne Anadolu böyleydi ne çevremizdeki denizler. Hele 30 milyon yıl geriye gidersek, bırakın kıtaları, toprakları, denizi soluduğumuz hava bile aynı değildi. Kısa ömürlerimizde her şeyi anladığımızı sanan varlıklar olarak tabii ki 30 milyon yıl öncesini [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/marmaranin-umudu-pina/">Marmara’nın Umudu Pina!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanırım biz insanların en büyük yanılgısı, yaşadığımız dünyayı, var olduğu günden beri aynı sanmamız. Oysa sadece 10 bin yıl önce ne Anadolu böyleydi ne çevremizdeki denizler. Hele 30 milyon yıl geriye gidersek, bırakın kıtaları, toprakları, denizi soluduğumuz hava bile aynı değildi. Kısa ömürlerimizde her şeyi anladığımızı sanan varlıklar olarak tabii ki 30 milyon yıl öncesini tam olarak kavrayamıyoruz.</p>



<p>Şimdi sizi 6 milyon yıl geriye götüreceğim. Yaklaşık 6 milyon yıl önce, kuraklık yüzünden Akdeniz’in Atlas Okyanusu ile irtibatı kesildi. Nehirler kurudu. Akdeniz’in bugünkü en derin yerinde büyük nehirlerin taşıdığı az miktarda su kaldı. O da aşırı buharlaşma nedeniyle çok yüksek tuzluluğa sahipti. Bugün deniz olarak gördüğümüz her yer, karaya dönüştü. Diyarbakır’dan çıkan bir deve hiçbir engelle karşılaşmadan Madrid’e kadar gidebilirdi. Bilimsel olarak Messiniyen Tuzluluk Krizi (MSC) olarak bilinen bu kâbus, yaklaşık 5,3 milyon yıl önce Zanclean Seliyle son buldu. Dünya yağışlı periyoda girince, Cebelitarık Boğazı açılarak Atlas Okyanusu’nun serin suları iki yıl boyunca bir şelale gibi Akdeniz’i doldurdu. Tuzluluk krizinin yaşandığı yıllarda Akdeniz, içinde yaşayan türlerinin büyük bir kısmını kaybetti. Ne güzelim orkinoslar, ne kılıç balıkları, ne palamutlar kaldı Akdeniz’de. Biri bitki, biri hayvan grubundan iki tür müstesna: Deniz çayırları ve pina!</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="768" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3-1024x768.jpg" alt="Marmara’nın Umudu Pina" class="wp-image-4497" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3-1536x1152.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3-1600x1200.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_3.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>“Pina da nereden çıktı? Nasıl bir şey?” dediğinizi duyar gibiyim. Haksız sayılmazsınız. Pina çok azımızın bildiği çok nadir ve harika bir canlı. Aslında dünyada sadece Cebelitarık Boğazı ile İstanbul Boğazı arasında yer alan denizlerde hemen kıyıdan başlayıp 60 m derinlere kadar yaşayabilen bir çift kabuklu. Ömrü yaklaşık 50 yıl ve boyu en fazla 120 cm kadar olan bir büyük midye. Vücudu üçgene benziyor. Üçgenin dar ucu deniz dibinde kumlara gömülü ve dibe “byssus” iplikçikleriyle tutunarak sabit yaşıyor. Diğer adı yelpaze midyesi (fan mussel). Çünkü eski demirci ocaklarını harlamaya yarayan körüklere benziyor aslında. Üçgenin geniş tarafıyla iki kabuğunu sürekli açıp kapayarak bir taraftan nefes alıyor bir taraftan suyu süzerek besleniyor. Ortalama bir pina saatte 6 litre deniz suyunu filtre ediyor. Bu esnada suyun içindeki oksijeni alıyor, yine suda bulunan plankton ve diğer parçacıkları süzerek onlarla besleniyor. Bu esnada suyu filtre edip temizliyor. Anlayacağınız bizim arıtmadan denize boca ettiğimiz atıklarla mücadele ediyor pina.</p>



<p>Küresel iklim değişimi sonucunda, deniz suyu sıcaklıklarının sürekli arttığını, sanırım artık bilmeyenimiz yok. İşte bu sıcaklık artışlarının tetiklediği bir hastalık yüzünden 2016 yılında başlayan toplu pina ölümleri sonucunda 2019 yılına gelindiğinde, Marmara Denizi haricinde tüm pina stokları topluca öldü! Diğer bir ifadeyle Cebelitarık Boğazı ile Çanakkale Boğazı arasında kalan denizlerdeki tüm pinaları topluca kaybettik. Deniz için bu kadar önemli ve hayati bir türün, bu kadar kısa sürede topluca kaybı bütün bilim dünyasında şok etkisi yarattı. Ancak Marmara Denizi’nin özel yapısı ve düşük tuzluluğu, pinada toplu ölümlere sebep olan hastalığın henüz bizde etkili olmamasına neden oluyor. Yani pinalar için Marmara son sığınak! Şimdi bütün dünya gözünü dikti bize bakıyor: “Tamamı bir ülkenin sınırları içindeki nadir denizlerden olan endemik pinaların korunması için Marmara Denizi’nde Türkiye nasıl önlemler alacak bakalım?” diye bekliyorlar.</p>



<p>Bu yüzden pina hemen koruma altına alındı. 2016’da başlayan toplu ölümlerden sonra Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) pinanın popülasyon statüsünü Kritik Düzeyde Tehlikede (CR) olarak değiştirdi. Yani pina yok oluşa sadece bir basamak uzakta. Bir sonraki aşama, doğada yok oluş!</p>



<p>İşin başka bir boyutu ise biz insan faktörü. Yediğimiz her lüfer veya hamsiyi, karidesi ya da tekiri avlamak için kullanılan ağlar pinalar için ölüm tuzağı. “Yaz gelse de gidip deniz kıyısında biraz dinlensek” diye tatili iple çeken yurdum insanı, plajda ne pinayı ne pinanın yaşam alanı olan deniz çayırlarını istemiyor. Denizci millet olalım diye çoğalttığımız her bir tekne için tonozlar atılıp uygun bağlama şamandıraları yapılmadığı için kıyısal alanı tekne demirleri kazıyarak pinalara zarar veriyor. Marmara Denizi çevresindeki yedi ilin bütün evsel ve endüstriyel atıklarıyla nehirler aracılığıyla Marmara’ya ulaşan tarım zehirleri denizi kirletirken pinanın yaşamını zorlaştırıyor. Yani derdimiz çok.</p>



<p>Malumu ilam olsa da Marmara’nın içler acısı halini bir kez daha vurgulayalım. İklim değişip sular ısınırken, Marmara’nın özel yapısı bilinirken gözümüz gibi korumamız gerekirdi değil mi? Üzgünüm, o gözler kör oldu ve 50 yıl boyunca bütün atıklarımız için Marmara’yı atık çukuru belledik. 2021 yılında müsilaj denen felaketle karşılaşınca da herkes bir başkasını suçlamaya başladı. Hiçbirimiz biraz önce çektiğimiz sifon sonucu klozetten uzaklaşan atıkların nereye gittiğini düşünmedik. Oysa yıllar önce çaresizlikten başlatılan derin deşarj, Marmara çevresinde “yeni normal” oldu. Atıkları Marmara Denizi’nin dip bölgelerinde Karadeniz’e doğru akan akıntılar alıp gidecek aldatmacasına inandık. Fizik kanunlarını hiçe saydık. Aklı ve bilimi öteledik. Belediye başkanları, partiler, hükümetler, bakanlar değişti. Atıkları arıtmadan denize boca etme alışkanlığı değişmedi. Sanki gül ektik, ısırgan otu bitti gibi şaşkın şaşkın “Aaaa bu müsilaj nereden çıktı!” diye sorup durduk.</p>



<p>Yani özetle pinaya yine kötü haber vereceğiz ama Marmara’nın derdi başından aşkın. 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı tüm tarafların imzasıyla uygulamaya alınsa da halen denizin kirlilik yükünü azalttığımız söylenemez. 2024 yılına kadar Marmara Denizi çevresindeki tüm atık arıtma tesisleri ileri biyolojik arıtmaya döndürülmesi için karar alındı, bütçeler ayrıldı ve inşaatlar başladı. Ama henüz dönüşen, yeni açılan bir biyolojik arıtma tesisi yok. Başka bir ifadeyle müsilaj öncesi denize ne kadar atık gönderiyorsak aynı atıklar bugün de gitmeye devam ediyor.</p>



<p>Bir tarafta yaşam umudu Marmara’yla sınırlı kalmış pina, bir tarafta bütün ekosistemi müsilaj yüzünden altüst olmuş Marmara. Bir tarafta bizim arıtmadığımız atıkları filtre ederek temizleyen pinalar, bir tarafta onun iyileştirmesiyle restore olma umudu taşıyan bir deniz.</p>



<p>Eğer pinaları korursak, pinalar Marmara’nın iyileşmesine destek olacak. İçinizdeki sesin “Ne duruyoruz hemen koruyalım ama nasıl?” sorusu geçiyor muhtemelen. Bir türü korumak için önce onun yaşadığı habitatı, alanı korumak gerekiyor. Pina, deniz çayırlarıyla bütünleşik bir hayat sürüyor. Marmara kıyılarında deniz çayırlarının sağlıklı olduğu alanlarda pinalar da gayet sağlıklı. Yani pinayı korumak için deniz çayırlarını korumamız lazım. Ancak kirlilik ve kıyı dolguları başta olmak üzere deniz çayırı alanları tehdit altında. Başka bir tehdit de turizmden geliyor. Nerede bir çayır-çimen görse hemen çoraplarını çıkarıp çime basmak isteyen insan, plajda yüzerken ayağına deniz çayırı değdiğinde ürperip korkuyor. Sifonu çekmekten, denizi, toprağı, havayı, suyu kirletmekten korkmayan insan deniz çayırından korkuyor. Müşteri otelciye, otelci de belediyeye şikâyet ediyor deniz çayırlarını. Her yıl Marmara kıyılarında yaz sezonu başlamadan hummalı bir deniz çayırı sökme işi başlıyor. Oysa deniz çayırları da koruma altında!</p>



<p>Denizin dibini sadece turizm amacıyla kazımıyoruz ne yazık ki. Balıkçılıkta kullanılan ağlar sadece balıkları avlamıyor, denizin dibinde pina da dahil ne var ne yok her şeyi yukarı çıkarıyor. Kıyılarda sandal sefası için demirlenen teknelerin çapası her atılıp çekildiğinde pinalara ve deniz çayırlarına zarar veriyor. Dalış etkinliklerinden, yüzerken gördüğü pinayı söküp plajda kumda oynayan çocuğuna oyuncak diye getirenlere kadar oldukça geniş bir “pina zararlısı” mevcut. Sanırım pinayı korumanın o kadar da kolay ve basit olmadığı anlaşıldı bu kısa özetten.</p>



<p>Pinaları koruyabilmek için önce bütün kıyılarımızda pina yoğunluğu yüksek bölgeleri belirlemek, otelciden tatilciye, balıkçıya, dalgıca özetle tüm kıyı kullanıcılarına pinanın önemini öğretmek şart. Sonra başta kanun koyucular ve uygulayıcılar olmak üzere tüm tarafların bir araya gelerek bir koruma stratejisi oluşturması gerek. Bir taraftan da Marmara Denizi çevresinde yaşayan her bir insanı deniz ekosistemi, bu sistem içinde pinanın yeri ve müsilajla mücadelede bize nasıl yardım edeceğini bıkmadan usanmadan anlatmak lazım.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2-1024x683.jpg" alt="Prof. Dr. Mustafa SARI" class="wp-image-4496" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2-1536x1024.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2-1600x1067.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/07/bt_marmaranin_umudu_pina_2.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Biz bir gurup akademisyen (Prof. Dr. Mustafa SARI, Doç. Dr. Uğur KARADURMUŞ, Yl. Öğr. Tacan BENLİ) bu düşüncelerle bir araya gelerek “Marmara’nın Umudu Pina” projesini bu yüzden geliştirdik. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi olarak yaktığımız bu umut ışığına hemen Borusan Holding ve ImpactHub İstanbul destek oldu. “Marmara’nın Umudu Pina” projesi ocak ayında başladı. Projenin üç ayağı var aslında. Zor ve zahmetli bir iş olan kıyısal alandaki pina sayımı işlemi yapılıyor öncelikle. Bir taraftan kıyı kullanıcıları pina, deniz ekosistemi, müsilaj bağlamında sürekli bilgilendiriliyor. Bir taraftan da tüm kıyı kullanıcısı paydaşlarla nasıl bir koruma stratejisi geliştirileceği tartışılmaya devam ediyor. Pina Elçileri adını verdiğimiz “Pina için ben de bir şey yapmak istiyorum” diyenler emekleriyle pinaya umut olmaya başladılar bile.</p>



<p>Yıllardır ülkemizde arzulanan bir iş birliği ortaya çıktı aslında. Bir tarafta üniversite, bir tarafta özel sektör ve sivil toplum kuruluşları, bir tarafta yerel ve ulusal kamu kurumları hep birlikte pinaları korumak için harekete geçti. Bir umut projesine dönüştü pina. Bu umudu paylaşmak, büyütmek, şimdilik Bandırma’dan yanan bu umut ışığını orta ateşine döndürmek için sıra sizde. 20 milyon yıldır yaşamını sürdüren pina için siz de <a href="http://www.umutpina.com.tr" target="_blank" rel="noreferrer noopener">www.umutpina.com.tr</a> web sitesine girip, Pina Elçisi olarak pinaların korunmasına katkı sağlayabilirsiniz!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/marmaranin-umudu-pina/">Marmara’nın Umudu Pina!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sorun Çok, Çözüm Tek!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sorun-cok-cozum-tek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 08:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[ESG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilirlik Çevresel Çalışmalardan mı İbaret? Dünyayı anlamak ve değiştirmek. Çoğu zaman iç içe geçmiş süreçler. Dışımızdaki gerçekliği tam olarak anlayamazsak onu değiştirmemiz de mümkün olmuyor. Ama işin daha da çetrefilli tarafı dünyanın da yerinde saymaması, onun da giderek daha hızlı bir biçimde değişmesi. Hiç kuşkusuz bu değişimin önemli bir unsuru teknoloji. Teknolojik değişimler aynı zamanda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sorun-cok-cozum-tek/">Sorun Çok, Çözüm Tek!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Sürdürülebilirlik Çevresel Çalışmalardan mı İbaret?</strong></p>



<p>Dünyayı anlamak ve değiştirmek. Çoğu zaman iç içe geçmiş süreçler. Dışımızdaki gerçekliği tam olarak anlayamazsak onu değiştirmemiz de mümkün olmuyor. Ama işin daha da çetrefilli tarafı dünyanın da yerinde saymaması, onun da giderek daha hızlı bir biçimde değişmesi. Hiç kuşkusuz bu değişimin önemli bir unsuru teknoloji. Teknolojik değişimler aynı zamanda toplumu, kültürü ve fiziki dünyayı değiştiriyor. Bugün attığımız her adımın, her teknolojik gelişmenin, her yeni teknik üretim sürecinin, dünyayı hem sosyal hem de fiziksel olarak değiştiğini çok daha iyi görüyoruz. Gün be gün ekolojik ayak izimiz büyüyor, atmosferdeki karbondioksit miktarı artıyor ve bunların sonuçlarını hayatımızda sıcak hava dalgalarından gıda krizine, hammadde ve enerji fiyatlarındaki yükselişe kadar bire bir görüyoruz.</p>



<p>Dünyada yaşamak için hatta yaşamanın ötesinde gelecek kuşakların ve önümüzdeki yıllarda şu an sahip olduğumuz huzurlu, sağlıklı ve belirli bir hayat standardını koruyabilmek için, dünyayı ve onun üzerindeki etkimizi çok daha iyi bilmek gerekiyor. İşte bu bilgiye ve bu mücadeleye de kısaca sürdürülebilirlik diyoruz.</p>



<p>Sürdürülebilirlik tartışmaları ortaya çıktığından beri, bu kavramın anlamında da derin kaymalar, değişimler oldu. İlk başta daha basit olan algımız giderek gelişti. Sadece çevresel sorunlara yönelik olduğunu zannederken, süreç içinde çok daha iyi fark ettik ki, aslında sürdürülebilirlik, ekonomik, sosyal ve çevresel sorunların tümüne bir yanıt üretme çabası. Küresel toplumun tüm dertleri, çeşitli biçimlerde ve düzeylerde birbirlerini yaratıyor, yeniden üretiyor. Kelebek etkisi sadece coğrafi bir kavram değil, aynı zamanda insanlığın tüm faaliyetleri için de geçerli. Sözgelimi insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim krizi yoksulluğu ve eşitsizliği artırıyor. Bu da özellikle kadınların hem fiziksel hem de toplumsal olarak çok daha güçlü bir şekilde bu durumdan etkilenmesine sebep oluyor. Bu sebeple de toplumsal huzursuzluklar yükseliyor.  Yani insanlığın tüm sorunları aslında iç içe. Ve sürdürülebilirlik de 2015 yılında ilan edilen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’yla birlikte bu sorunları ele almanın en güçlü aracı…</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/borusan-turuncu-nursel-olmez-ates-1254-1024x683.png" alt="Sorun Çok, Çözüm Tek!" class="wp-image-3399"/></figure>



<p><strong>Yönetişim, Bizim En Kıymetli Anahtarımız</strong></p>



<p>Bütün bu karmaşık küresel sorunlarla mücadelede bireyler, sivil toplum kuruluşları, araştırma kurumları, üniversiteler, devletler ve elbette özel sektörün ayrı ayrı önemli rolleri bulunuyor. İlk başta sadece devletlerin ve kamu yönetimlerinin irade ve yetkisine bırakılan sorunlarla bu şekilde baş edilemeyeceği kısa zamanda anlaşıldı. Böylesine kökten, karmaşık ve zorlu sorunların üstesinden gelebilmek, tüm bu yapıların içine alan kapsamlı iş birliklerini gerektiriyor. </p>



<p>Bu konuda özel sektörün rolü ise hiç de küçümsenmeyecek düzeyde. Borusan Grubu olarak bunun uzun süredir bilincindeyiz. Her şeyi tek başımıza çözemeyiz ama biz katkı sunmadan, işin asli bir parçası olmadan da bu yolda ilerlemek mümkün değil. Bu bakış açısı altında sürdürülebilirlik çalışmalarımızı üç temel başlık altında topladığımızı söyleyebiliriz: İklim, İnsan ve İnovasyon. Yani bugün çevresel sorunların en karmaşık ve kapsamlı halini oluşturan iklim kriziyle mücadele temel konularımızdan biri. Bu konuda hem kendi iş süreçlerimiz hem de önemli yetkinliklerimizi kullanarak toplumsal ve ulusal düzeyde çözümler üretme kapsamında önemli çalışmalarımız var. İnsan başlığı altında ise, yine hem kendi iş ekosistemimizde hem de toplumsal düzeyde gelişime katkı sunacağımız alanları kapsamlı bir şekilde belirledik ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnovasyon başlığı da çevresel, ekonomik ve toplumsal sorunlara getireceğimiz çözümler için anahtar niteliğinde. Daha fazla pozitif toplumsal etki, daha verimli üretim ve daha az çevresel ayak izini sağlayacak inovatif süreç ve yöntemler üzerinde adım adım ilerliyoruz. Ve biliyoruz ki tüm bunları ancak hem kendi içimizde hem de kurum dışında geliştirdiğimiz işbirlikleri ve diyaloglarla gerçekleştirebiliriz. </p>



<p>Sürdürülebilirlik çalışmalarımızı da tam da bu bakış açısına uygun olan ESG üzerinden sürdürüyoruz. Yani Environmental (çevresel), Social (toplumsal) ve Governance (yönetişimsel). Bu noktada aynı inovasyon gibi yönetişim de bizim açımızdan anahtar niteliğinde. Çevresel ve toplumsal sorunların çözümünde ilerlemek için de bu ilerlemeleri mümkün kılacak inovasyon için de “yönetişim” kavramı temel bir rol oynuyor bize göre. Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların da temelinde, çok az kişinin karar ve irade kullandığı bir yönetim mekanizması yatıyor. Bunu artık çok daha açık söyleyebiliriz: Kolektif akıllar, her şeyi bilen tek akıldan kat kat üstün. Yönetişim tarzını, kurumlarının her noktasına hakim kılabilen yapılar, çok daha verimli, esnek ve doğru kararlar alabilen akıllı mekanizmalara dönüşebiliyor. Kimi zaman literatürde “öğrenen örgüt” olarak da geçen bu yapıların özelliği, değişen dünyanın, teknolojinin ve toplumsal yapının bilgisini çok hızlı bir biçimde kavrayabilmesi; yüksek bir hızla ve doğru kararlar alabilmesi.</p>



<p>Bunu biz Borusan Grubu’nda bizzat yaşıyoruz. Farklı grup şirketlerinde, çalışanların özellikle de sürdürülebilirlik ve inovasyon çalışmalarına büyük bir istek ve gayretle katıldıklarını görüyoruz. Çalışanların önerileri, fikirleri, yorumları ve eleştirileri üzerine kurulu şirket yönelimleri çok daha başarılı oluyor. Bunun, verimlilik artışı dışında, çalışanların memnuniyeti üzerinde de önemli bir etkisi var çünkü sonuç olarak herkes, sözünün dinlenmesini, bir çalışmada pay sahibi olmayı ister. İnsanların kendini gerçekleştirmesinin bir parçası olarak da kabul edebiliriz bunu… Sürdürülebilirlik komitelerimiz de bu yönetişim anlayışının çarpıcı bir örneği. </p>



<p>Bu bakış açısının ışığında, önümüzdeki dönemde de Borusan Grubu’nun çok boyutlu ve düzeyli başarısının her noktasında yönetişim felsefesinin damgasını göreceğimizden eminim.</p>



<p><strong>Ortak Aklın İnşası</strong></p>



<p>Sürdürülebilirliği çevresel, sosyal ve ekonomik yönleriyle bir bütün olarak ele aldığımızın en önemli göstergelerinden biri de kısa bir zaman önce yayınladığımız Borusan Grubu 2021 Entegre Faaliyet Raporu olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de entegre faaliyet raporu hazırlayan ilk holding olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Ama bunun da ötesinde finansal ve finansal olmayan performansımızı bir rapor altında bir araya getirmenin, ESG yaklaşımını sadece bir söz olarak değil, hayatta karşılığı olan, gerçek bir yönetişim yaklaşımı olarak sahiplendiğimizi gösterdiğini düşünüyoruz. Bundan sonra başarımızı, sadece karlılık ya da cirosal büyüme gibi ekonomik faktörler üzerinden değil çevresel ve toplumsal faydamızı büyütmek üzerinden ölçeceğimizi beyan etmiş oluyoruz bu raporla.</p>



<p>Ancak Borusan Grubu çalışanlarının da bu sürecin asli bir unsuru olmaları için daha yapacağımız çok şey, gidilecek çok yol var. Şirketi içinde yaptığımız sürdürülebilirlik algı araştırması bu konudaki eksiklerimizi görmemiz açısından son derece değerli. Şimdi yapmamız gereken tüm yönetişim ve geri bildirim mekanizmalarını sonuna kadar çalıştırarak, bu eksiklerin kökenlerini ve çözüm yollarını bulmak ve her zamanki gibi ortak akılla ilerlemek. Ortak aklı da hep beraber inşa edeceğimizden ve çok daha başarılı süreçler geçireceğimizden hiç kuşkum yok… </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sorun-cok-cozum-tek/">Sorun Çok, Çözüm Tek!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plastiksiz Temmuz Hareketi: Her Birimiz Çözümün Parçasıyız</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/plastiksiz-temmuz-hareketi-her-birimiz-cozumun-parcasiyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Güler Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2022 15:04:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3368</guid>

					<description><![CDATA[<p>2011&#8217;de Plastic Free Foundation&#8217;ın kurucusu Rebecca Prince-Ruiz ve Batı Avustralya&#8217;daki yerel yönetim çalışanlarının oluşturduğu küçük bir ekip tarafından başlayan “Plastiksiz Temmuz” hareketi, bugün dünyanın en etkili çevre kampanyalarından biri. Milyonları dahil eden bu dönüşüm daveti, Temmuz’dan başlayarak yaşam tarzımıza yayılması gereken bir dizi alışkanlık değişimine kolektif bir yol haritası sunuyor. Hammaddesi fosil yakıtlar olan plastiklerin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/plastiksiz-temmuz-hareketi-her-birimiz-cozumun-parcasiyiz/">Plastiksiz Temmuz Hareketi: Her Birimiz Çözümün Parçasıyız</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2011&#8217;de Plastic Free Foundation&#8217;ın kurucusu Rebecca Prince-Ruiz ve Batı Avustralya&#8217;daki yerel yönetim çalışanlarının oluşturduğu küçük bir ekip tarafından başlayan “<a href="https://www.plasticfreejuly.org/about-us/">Plastiksiz Temmuz</a>” hareketi, bugün dünyanın en etkili çevre kampanyalarından biri. Milyonları dahil eden bu dönüşüm daveti, Temmuz’dan başlayarak yaşam tarzımıza yayılması gereken bir dizi alışkanlık değişimine kolektif bir yol haritası sunuyor.</p>



<p>Hammaddesi fosil yakıtlar olan plastiklerin geçmişi, yüz yıldan fazlasına dayanıyor. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasındaki hızla gelişen üretim süreçleri, plastiğin kullanıldığı <a href="https://www.nationalgeographic.com/environment/article/plastic-pollution">binlerce tür farklı ürünle</a> insanlığın yaşamının dönüşmesinde rol oynadı: hayat kurtaran sağlık cihazları, uzay yolculuğunu mümkün kılan ulaşım araçları, kasklar, temiz su erişimini sağlayan ekipmanlar gibi. </p>



<p>Madalyonun diğer yüzünde  ise kullan-at kültürünü oluşturan, ömrü dakikalar içinde sonlansa da doğada yüzlerce yıl kalabilen naylon poşetler, plastik şişeler gibi tek kullanımlık plastikler var. Bugün her yıl yaklaşık <a href="https://www.nationalgeographic.com/environment/article/plastic-pollution">400 milyon ton</a> plastik atık üretiyoruz. Bu miktarın yaklaşık %40’ını, tek kullanımlık plastikler oluşturuyor. Yaklaşık <a href="https://ourworldindata.org/plastic-pollution">8 milyon ton plastik atık</a>, kıyı ülkelerinden okyanuslara ulaşıyor. Mevcut çabalara rağmen şu anda okyanuslarda <a href="https://ourworldindata.org/plastic-pollution">75 ila 199 milyon ton</a> plastik bulunduğu tahmin ediliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/1254x854-1024x683.jpg" alt="Plastiksiz Temmuz Hareketi: Her Birimiz Çözümün Parçasıyız" class="wp-image-3366" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/1254x854-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/1254x854-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/1254x854-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/1254x854.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Düşündüğümüzde bu rakamlar ortaya zor bir gerçeklik sunuyor ve sistemsel düzeyde plastik atık yönetimi problemini ortaya koyuyor. Diğer yandan bireyler olarak attığımız adımların etkisi, düşündüğümüzden de büyük. <a href="https://www.plasticfreejuly.org/wp-content/uploads/2021/12/PFJ-Impact-Report-2021-screen.pdf">2021 yılında</a> Plastiksiz Temmuz hareketine yaklaşık 140 milyon kişi katılırken, küresel tüketici profilinin %29’unun hareketin bilincinde olduğu kaydedildi. Hareket okullardan otellere, sahillerden dükkanlara birçok farklı alana yayıldı. Katılımcılar ilham veren platform aracılığıyla paylaşım yaparak,plastiksiz bir yaşam için gösterdikleri çabayı bir ayda 4 milyarın üzerinde insana ulaştırmış oldular. </p>



<p>Plastiksiz Temmuz girişiminin keşfetmesi keyifli bir <a href="https://www.plasticfreejuly.org/">websitesi</a> de var. Site üzerinden başlangıç noktalarını inceleyebiliyor; okulda, evde, işyerinde, etkinliklerde ve yerel ölçekte yapabileceklerinizi öğrenebiliyorsunuz. Bireysel aksiyonların bir araya gelerek kolektif hareketlere dönüştüğünü aktaran girişim, harekete dahil olmak isteyen kişileri iletişim sıklığı ve dönüşüme hazır oldukları alan gibi bilgileri girebileceği bir form aracılığıyla 100 milyon kişiden fazla kaydın olduğu ağa dahil ediyor. Gerek iletişim dili gerek ise yol haritasının gerçekçiliği ile <a href="https://yuvamdunya.org/pages/iklim-dostu-yasam-rehberi">iklim dostu</a> bir tüketim kültürü oluşturarak her birimizin çözümün bir parçası olabileceğine dair katılımcılara güç veriyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="682" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1024x682.jpg" alt="An Era of Plastic, Hansa Tangmanpoowadol, 2019" class="wp-image-3369" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-1024x682.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim1.jpg 1202w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>An Era of Plastic, Hansa Tangmanpoowadol, 2019<br></figcaption></figure>



<p><strong>Peki “Plastiksiz Temmuz” için neler yapabiliriz?</strong></p>



<p>Hayatımızın her alanında daha kolay ve hızlı bir alternatif olarak sunulan tek kullanımlık plastikleri keşfetmek için öncelikle evde, iş yerinde ya da okuldaki günlük rutinlerimizde bir dedektifliğe çıkabiliriz. İlk etapta birkaç temel adımla yola çıkabiliriz.</p>



<p>• Tek kullanımlık bardaktan termosa…</p>



<p>Kendi termosunuzu edinmediyseniz, belki de tam vaktidir! Böylece çay veya kahvenizi evden doldurabilir, kafelerde içeceğinizi termosunuzda tercih ederek yanınıza alabilirsiniz.Popüler kahve zincirlerinin çoğunda termosunuzu kullanma karşılığında küçük indirimlerden de faydalanabiliyorsunuz. Termosunuz yoksa veya o gün yanınızda değilse, içeceğinizi fincan veya bardakta rica etmek hem bir çözüm, hem de daha sağlıklı bir seçenek.  </p>



<p>• Plastik şişeden mataraya…</p>



<p>Paslanmaz çelik, cam veya güvenli alüminyumdan yapılmış yeniden kullanılabilir çevre dostu bir matara ile sadece bir yılda yüzlerce plastik şişe kullanımını önleyebilirsiniz. Türkiye’de çeşme suyu tüketim oranı gün geçtikçe azalırken ve halka açık arıtma su sebilleri hala yaygınlaşma aşamasındayken, mataranızı unuttuğunuz bir günde bu adım zorlayıcı olabilir. Elinizden geleni yapmaya çalışarak imkan varsa cam şişelenmiş su tercih etmeye gayret gösterebilirsiniz.</p>



<p>• Naylon poşetlerden bez çantalara…</p>



<p>Yeniden kullanılabilir alışveriş çantaları ve bez çantalar edinerek naylon poşet tüketiminizi sonlandırabilirsiniz. Kişisel çantanızda oldukça küçük boyutlarda saklayabileceğiniz yeniden kullanılabilir alışveriş çantaları, arabanızın bagajında bulundurarak tüm alışverişlerinizde kullanabilirsiniz. </p>



<p>• Plastik pipetlerden pipetsizliğe ya da yeniden kullanılabilir pipetlere…</p>



<p>Bu konuda işimizin görece daha kolay olduğu söylenebilir. İçeceğimizin yanında plastik pipet almayabilir, bir kafe veya restoranda siparişimizle getirilmişse kullanmayacağımızı belirterek iade edebiliriz. Pipet kullanmayı seviyorsanız, yeniden kullanılabilir bir alternatifini edinebilirsiniz. Boyut nedeniyle yanımızda taşımanın oldukça kolay olduğu metal veya cam pipetlerle, yine boyutu ve hafifliği nedeniyle suda kolayca hareket ederek okyanuslara ulaşan plastik pipet miktarını azaltmamız mümkün.</p>



<p>• Plastik ambalajlardan ambalajsız bir yaşama…</p>



<p>Plastik paketler veya tartılıp naylon poşet içerisinde sunulan meyve, sebzeleri satın almak oldukça kolay ve pratik. Kendi filemizi ya da bez çantamızı alıp sokağımızdaki markete, manava uğramak; alışverişlerimizi bu şekilde gerçekleştirmek hem keyifli hem de plastiksiz bir seçenek. Yeniden doldurulabilir şampuan, deterjan gibi ürünler kullanarak ambalaj tüketiminizi azaltabilir; bakliyat, kahve gibi kuru ürünleri kendi saklama kabınızı götürerek satın alabilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="537" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-1024x537.jpg" alt="Plastiksiz Temmuz Hareketi: Her Birimiz Çözümün Parçasıyız" class="wp-image-3370" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-1024x537.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-300x157.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-768x403.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2-1536x805.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/07/Resim2.jpg 1623w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bunlar çoğu yerde sıkça paylaşılan, belki de ezberlediğimiz ama bir noktada hayatımıza entegre etmek için harekete geçmediğimiz temel alışkanlık değişimleri olabilir. Kullanım pratikliği, sağladğığı kolaylıklar ve ucuzluğu nedeniyle tek kullanımlık plastikler hayatımızın her alanına yayılmış durumda. Diğer yandan rutinlerimizi gözden geçirdiğimizde plastik kullandığımız alanlara dair araştırmalar yapabilir, alternatif ürünleri keşfedebiliriz. İlk etapta çevre dostu olmasa bile elimizdekini değerlendirmenin, bir sonraki tüketimimizde plastiksiz olanı kullanmanın önemini de aklımızda bulundurmak gerekiyor. Reçeteler temel bir yol gösterse de hikayeler bize kalmış durumda. </p>



<p><a href="https://www.instagram.com/yuvamdunya/">Yuvam Dünya Derneği</a> olarak her hafta paylaştığımız “<a href="https://www.instagram.com/p/Cgbe90ktaNX/?utm_source=ig_web_copy_link">Dünya’dan İyi Haberler</a>” serisi, haftalık dergimiz Dünyahali’ne gelen ilham veren dönüşüm öyküleri gösteriyor ki geleceğe geniş bir açıdan baktığımızda farklı gerçeklikler mümkün oluyor. Avustralya’da bulunan bir kahve dükkanı, Plastiksiz Temmuz için tam olarak bunu yapmış. bRU-Coffee adlı yerel kahve dükkanı, müşterilerin kendi kupalarını getirdiği, yüksek hijyen standartlarına ve kahve boyutlarına göre aralarında bir değiş-tokuş mekanizması geliştiren bir sistem oluşturmuş. Müşteriler kendi kupalarıyla kafeye gelebiliyor, kupalarını unuttuklarında ise daha önce kupasını getirmiş bir müşteriye ait kupayı değiş-tokuş ederek kullanıyor, bir sonraki ziyaretinde rafa koyuyor ve dilerse kendi kupasını da getiriyor. “<a href="https://www.instagram.com/yuvamdunya/">Mug Library</a>” (Kupa Kütüphanesi) olarak adlandırılan bu düzenin tek kullanımlık bardak tüketimine kıyasla hem insan sağlığına hem de dünyaya faydası hakkında aynı zamanda bir iletişim kampanyası sürdüren kafe sahibi Sondra Beram, ilk haftadan yüzlerce kupa kahve sattığını aktarıyor.</p>



<p>Attığımız adımlar farklılaşsa da bugün hep birlikte harekete geçtiğimizde, varış noktamız yuvamız dünyaya saygıyla yaşamak oluyor. Bugünden itibaren Plastiksiz bir harekete ne dersiniz?  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/plastiksiz-temmuz-hareketi-her-birimiz-cozumun-parcasiyiz/">Plastiksiz Temmuz Hareketi: Her Birimiz Çözümün Parçasıyız</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
