<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Covid19 etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/tag/covid19/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/covid19/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2024 07:26:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Covid19 etiketli içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/tag/covid19/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mandalı Köyün Kavalcısı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/mandali-koyun-kavalcisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burçak Gönül]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2021 08:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[uluabat gölü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluğumdan beri masalları, hikayeleri kendi sevdiğim şekle sokup anlatmayı pek severim. Ezop, La Fontaine, Charles Perrault, Hans Christian Andersen hayatta olsalar ve masallarını ne hale getirdiğimi görseler eminim bana çok kızarlardı ama ne demek istediğimi de anlarlardı. Onlar gibi yetenekli, asırlara mal olmuş bir şair, yazar, edebiyat teorisyeni vb. olmadığıma göre, bir şey anlatmaya çalışırken, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/mandali-koyun-kavalcisi/">Mandalı Köyün Kavalcısı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çocukluğumdan beri masalları, hikayeleri kendi sevdiğim şekle sokup anlatmayı pek severim. Ezop, La Fontaine, Charles Perrault, Hans Christian Andersen hayatta olsalar ve masallarını ne hale getirdiğimi görseler eminim bana çok kızarlardı ama ne demek istediğimi de anlarlardı. Onlar gibi yetenekli, asırlara mal olmuş bir şair, yazar, edebiyat teorisyeni vb. olmadığıma göre, bir şey anlatmaya çalışırken, herkesin bildiği klasiklerden yararlanmak ama sağını solunu günümüz koşullarına ya da bazen tamamen kendi istediğim şekle sokmak tam de benim gibilerin işi. Bugün kızıma Kırmızı Başlıklı Kız’ı anlat deseniz duyduklarınıza siz de inanamazsınız… Çünkü, kurtlar nazik ve nadir hayvanlardır, küçük kızların büyükannelerini yutmazlar ve avcılar da onların karnını yarmaz… Neyse, o masalı başka bir gün anlatırım size. Şimdi konumuza dönelim.</p>



<p>Başlığı doğru okudunuz, günümüzde felsefesinden çok uzaklaşılmış olsa da birçoğumuzun aşina olduğu “mandala” falan değil, MANDA… Hatta manda, mandaladan çok ama çok daha yaşlı ve kadim. Bildiğimiz (ya da aslında bilmediğimiz) manda… Hani söğüt dalına yuva yapan(!)</p>



<p>Doğayı, biyolojik çeşitliliği, doğal beslenmeyi, kırsalda ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirlikten geçtiğini düşünüyor ve önemsiyorsanız; istediğiniz kısmını birlikte değiştirebileceğimiz ve gerçeğe dönüştürebileceğimiz bir masalı yazmaya/okumaya davet ediyorum sizi. Mandalı Köyün Kavalcısı… (Not: Telaşlanmayın, tabii ki hiçbir canlı ölmeyecek bu masalda.) </p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="682" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/06/Karaoglan-1024x682.jpg" alt="Mandalı Köyün Kavalcısı" class="wp-image-3131" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/06/Karaoglan-1024x682.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/06/Karaoglan-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/06/Karaoglan-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/06/Karaoglan-1536x1023.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/06/Karaoglan-2048x1364.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Kadın, 2016 yılı ilkbaharında, bir yandan üstünden geçen binlerce leyleğe el sallayıp bir yandan Mustafakemalpaşa Çayı Deltası’ndaki pelikanlar ve karabataklara laf yetiştirirken, Serengeti’de safari hissine kapıldığı bir anda önüne çıkan esmer güzelinden (dişi bir manda) çok etkilenmiş.</p></blockquote>



<p>Bir varmış, bir yokmuş… Develer tellal, pireler berber değilken, Bursa denilen bir yerde, aklını bitkiyle, börtü-böcekle, kurtla kuşla bozmuş bir kadın yaşarmış. Bu kadın da aklını yenilenebilir enerji ile bozmuş Borusan EnBW Enerji adlı süper bir şirkette çalışıyormuş. Kadıncağız, 2015 yılında, Bursa’nın biyolojik çeşitliliğine envayi çeşit hayvan ve bitki türüyle tanıklık edebileceğiniz Uluabat Gölü çevresindeki yerleşim yerlerinde araştırma yapmak üzere Doğa Koruma ve Milli Parklar Bursa Şube Müdürlüğü tarafından görevlendirilmiş. Bir yıl boyunca süren arazi çalışmaları sırasında Karaoğlan Köyü ile tanışmış (Şimdilerde Büyükşehir Kanunu gereği “Mahalle” olarak anılıyor ama bana hiç sevimli gelmediğinde köy demeye devam edeceğim). Yeşili, mavisi; karası, kokusu derken kuş çeşitliliği ve manda popülasyonuyla hipnotize olmuş. Karaoğlan Köyü, dünyada sulak alanların korunması konusunda mihenk taşı sayılan ve 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanmış olan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi ile korunan </p>



<p>Uluabat Gölü Sulak Alanı’nın yanı başında, yaklaşık 900 insan ve 1300 mandaya ev sahipliği yapan, büyük şehire çok yakın olsa da köy özelliğini henüz yitimemiş, şirin ve mütevazi bir köymüş. </p>



<p>Kadın, 2016 yılı ilkbaharında, bir yandan üstünden geçen binlerce leyleğe el sallayıp bir yandan Mustafakemalpaşa Çayı Deltası’ndaki pelikanlar ve karabataklara laf yetiştirirken, Serengeti’de safari hissine kapıldığı bir anda önüne çıkan esmer güzelinden (dişi bir manda) çok etkilenmiş. Sulak alan, sulak alanın sağladığı ekosistem hizmetleri, sulak alanların korunması, gün geçtikçe unutulan mandacılık, kırsal kalkınma, kadın iş gücü, köyden kente göçün önlenmesi gibi konu başlıklarında kaybolmuşken, “Bunların büyük bir çoğunluğunu içeren bir proje yapsak ya!” diye aklından geçirmiş. Fikrinin olgunlaşması ve elle tutulur hale gelmesi elbette zaman almış. O zamanlar herşeyin başı para denilen illetmiş. Projeyi hayata geçirebilmek için ille de biraz para lazımmış. 2017 yılında Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı’nın (BEBKA) Kırsalda Ekonomik Kalkınma hibe desteği çağrısı yayınlanmış. Kadın hemen fikirlerini projeye dönüştürüp  yakın çevresindeki yönetici ve arkadaşlarıyla bir ekip kurmuş. Böylelikle, Doğa Koruma ve Milli Parklar Bursa Şube Müdürlüğü yürütücülüğünde, Mustafakemalpaşa Belediyesi ortaklığı ve BEBKA mali desteği ile “Bursa Kırsalında Eko-Agro Turizm: Karaoğlan Manda Evi Projesi” doğmuş. Projede, yerel halkın köye gelecek misafirleri ağırlayıp manda ürünlerini tattırabilecekleri, köyün tarihini ve doğasını anlatabilecekleri, yerel ürünlerini pazarlayabilecekleri bir yere ihtiyaç varmış. Bunun için, köyde az kullanılan eski bir binayı onarıp bahçesini düzenleyerek adını “Manda Evi” koymuşlar. Bir yandan da tarihi, doğayı, kültürü doğru anlatabilmek için akademisyenlerle (tarihçi, biyolog, sosyolog vb.) bir olup araştırma yapmaya başlamışlar. Elde ettikleri bilimsel veriler ve köyün yaşlılarıyla yaptıkları sözlü tarih çalışması sayesinde gün yüzüne çıkan bilgileri bir kitapçıkta toplamışlar. O günlerde insanlar maalesef okumaktan çok zevk almaz olmuş. Onca bilgi boşa mı gitsin? Bir şekilde aktarılsın ve insanlar köyün güzelliklerini gözüyle de görebilsin diye tanıtım filmleri çekmişler, web sitesi kurmuşlar. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Kuşlarla mandalarla aklını bozmuş olan kadın vardı ya, bir kaval bulmuş ve başlamış üflemeye. Onu duyan köydeki kadınlar birer birer etrafında toplanmaya başlamışlar.</p></blockquote>



<p>Köyde üretilen manda sütü, manda yoğurdu, manda kaymağı ve tereyağı dillere destan olabilecek kadar güzelmiş ama bu ürünlerin bir standardizasyona, üretim miktarının arttırılmasına ve pazarlama stratejilerinin geliştirilmesine ihtiyaç varmış. Yerel halkın hem bu konularda hem de sürdürülebilirliğin sağlanması için sulak alanın korunması konusunda daha fazla bilgi ve farkındalık kazanabilmesi için eğitimler düzenlenmesi gerekiyormuş. Kuşlarla mandalarla aklını bozmuş olan kadın vardı ya, bir kaval bulmuş ve başlamış üflemeye. Onu duyan köydeki kadınlar birer birer etrafında toplanmaya başlamışlar. Kavaldan çıkan melodilerden etkilenen yöre halkı, çok geçmeden kadınlı erkekli 148 kişilik bir grup oluşturmuş. Böylece eğitim maratonu başlamış. Yaklaşık üç ayda tam 208 saat ders görmüşler. Manda yetiştirme, manda besleme, mandalarda sağlık ve üreme, manda yetiştiriciliğinde desteklemeler, iş hayatında iletişim, kişisel gelişim, girişimcilik, doğa/çevre koruma, meslek etiği, iş organizasyonu, iş güvenliği ve işçi sağlığı olmak üzere 11 konu başlığında “Hayvan Sağlığı-Organik Manda Yetiştiriciliği Modüler Programı”nı devamsızlık yapmadan tamamlayan ve sınavda başarılı olan 111 kişi, uluslararası geçerliliği olan sertifikalarını almaya hak kazanmış. </p>



<p>Kaval öyle tatlı çalıyormuş ki, başka başka insanlar da merak edip köye uğrar olmuş. Misafirleri köye yakışır şekilde ağırlayabilmek, Manda Evi’ni güzelleştirmek için kadınlar birbirleriyle yarışır olmuşlar. Daha organize bir yapı oluşturabilmek için kavalcı kadın bir dernek kurulmasını sağlamış. Bu sayede, başta tüm bu faaliyetlerde emeği geçen kadınlar olmak üzere, dileyen herkesin katma değer sağlayabileceği, temsil yeteneği güçlü, sesi daha gür çıkan bir kavalcı topluluğu oluşmuş. Zamanla gazetelere haber, köşe yazılarına konu olmaya başlamışlar. Televizyona bile çıkmışlar. </p>



<p>Tam herşey iyiye gidiyorken, “şiddetli akut solunum sendromu koronavirüsü 2 (SARS-CoV-2)” adındaki bir virüs tüm dünyayı sarmış. Milyonlarca kişinin hasta olduğu ve hatta ciddi boyutta can kayıplarının yaşandığı Covid-19 pandemisi köyü de vurmuş. İnsanlar evlerinden çıkamaz olmuşlar, o yüzden köye de kimsecikler gelemez olmuş. Ama hayat bir şekilde akıp gitmeye devam etmiş. Adaptasyon yeteneği güçlü kavalcı topluluğu farklı yollar aramaya başlamış. Evlerinde daha çok zaman geçirmek zorunda kaldıkları bu zaman diliminde hem ürünlerini geliştirmek hem de elektronik ticarete atılmak istemişler. Bu da yepyeni bir çevrede yepyeni koşullara uyum sağlamak anlamına geliyormuş.</p>



<p>İşte masal böyle başlamış ve devam ediyormuş. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine demek için daha katedilmesi gereken çok mesafe varmış…</p>



<p>Bu satıra kadar okumaya devam ettiyseniz kavalın sesi sizi de etkilemiş demektir. “Bu masala bir satır da ben eklemek istiyorum.” diyenlerden olmak istiyorsanız lütfen beklemeyin. Her alandan bilgiye, tecrübeye, öğrenmeye ve imeceyle üretmeye ihtiyacımız var. Haydi <strong>bgonul@borusanenbwenerji.com</strong> adresine bir e-posta gönderin, neler yapabileceğimizi, masalın devamını ve sonunu nasıl getireceğimizi konuşalım.</p>



<p>Bu eşsiz proje hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler için;<br>Karaoğlan-Manda Evi Projesi&nbsp;<br><a href="https://www.youtube.com/watch?v=_mVlw1-gBO0">https://www.youtube.com/watch?v=_mVlw1-gBO0</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/mandali-koyun-kavalcisi/">Mandalı Köyün Kavalcısı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gezegenimiz Bizi Uyarıyor  Dünyadan İlham Alıp, Geleceğe İlham Veriyoruz!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gezegenimiz-bizi-uyariyor-dunyadan-ilham-alip-gelecege-ilham-veriyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erkan Kafadar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 10:11:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[2030 sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[çevre konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSAD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son birkaç yıldır hepimiz, dünyanın bize verdiği mesajı dinliyor, anlamaya çalışıyor ve cevap bulmak için çaba sarf ediyoruz. İklim krizi, eriyen buzullar, biyoçeşitlilik kaybı hepsi aslında yaptıklarımıza dönüp bakmamız için bize gönderilen bir mesaj. Sonsuz zannettiğimiz, sorumsuzca tükettiğimiz doğal kaynaklarımızın kısıtlı olduğunu daha fazla idrak ediyoruz. Sanayi devriminden günümüze, her geçen gün kendini daha da [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gezegenimiz-bizi-uyariyor-dunyadan-ilham-alip-gelecege-ilham-veriyoruz/">Gezegenimiz Bizi Uyarıyor  Dünyadan İlham Alıp, Geleceğe İlham Veriyoruz!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son birkaç yıldır hepimiz, dünyanın bize verdiği mesajı dinliyor, anlamaya çalışıyor ve cevap bulmak için çaba sarf ediyoruz. İklim krizi, eriyen buzullar, biyoçeşitlilik kaybı hepsi aslında yaptıklarımıza dönüp bakmamız için bize gönderilen bir mesaj. Sonsuz zannettiğimiz, sorumsuzca tükettiğimiz doğal kaynaklarımızın kısıtlı olduğunu daha fazla idrak ediyoruz. Sanayi devriminden günümüze, her geçen gün kendini daha da geliştiren insanlığa rağmen ekosistemlerin yine insani faaliyetlerle tahrip edilmesi hepimizin geleceğini tehlikeye atıyor. Dünyanın buzla kaplı olmayan kara yüzeylerinin yüzde 75’i büyük ölçüde değişirken, okyanuslar kirlendi ve sulak alanların yüzde 85’inden fazlası yok oldu. Kullandığımız kaynakların son damlalarına gelmişken geleceğe ne bırakacağımızı hiç düşünmüyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Elimizdeki tek gücümüz ise bu gezegene olan sevgimiz ve sorumluluğumuz. Tam da Dünya Çevre Günü’nde bu sevgiden aldığımız ilhamla yeniden başlamamız mümkün!</p></blockquote>



<p>İnsanın doğa ile ilişkisinin bozulmasının açık bir işareti olan pandemi dönemi, bizlerin sağlığı ile gezegenimizin sağlığı arasındaki ilişkiyi hepimize bir kez daha hatırlattı. Geçtiğimiz yıl, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Mesleki ve Çevresel Solunum Çalışma Grubu’nun, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı araştırma, biyoçeşitlilik ve habitattaki kayıpların bulaşıcı hastalıkların ve virüslerin yayılmasını artırabildiğini gösterdi.</p>



<p>Diğer yandan, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve Londra Zooloji Derneği’nin (ZSL) iki yılda bir hazırladığı Yaşayan Gezegen serisinin 2020 Yaşayan Gezegen Raporu da son 50 yılda canlı türlerinin popülasyonlarının %68 azaldığını ortaya koydu. Biyolojik çeşitlilikte görülen ortalama üçte iki oranındaki düşüşün nedenleri arasında, küresel salgınların ortaya çıkışında da etkili olan ormansızlaşma, sürdürülebilir olmayan tarım ve yasadışı yaban hayatı ticareti gibi insan kaynaklı çevre sorunları olduğu ortaya koyuldu.</p>



<p>Ortaya konulan bu verilere karşı elimizdeki tek gücümüz ise bu gezegene olan sevgimiz ve sorumluluğumuz. Tam da Dünya Çevre Günü’nde bu sevgiden aldığımız ilhamla yeniden başlamamız mümkün!</p>



<p><strong>Yeniden Hayal Etme Zamanı!</strong></p>



<p>Tüm bu sorunlara karşın, bu sene Dünya Çevre Günü “Ekosistem Restorasyonu” teması ile kutlanıyor. Ekosistem restorasyonu, en temel anlamıyla doğayı iyileştirmek için, bugüne kadar verdiğimiz hasarı durdurmak ve tersine çevirmek anlamına geliyor. BM tarafından bu Dünya Çevre Günü’nde ormanlardan tarım arazilerine, dağların tepesinden denizin derinliklerine kadar milyarlarca hektarı canlandırma misyonu olan Ekosistem Restorasyonu girişimi başlatılıyor.</p>



<p>Biz de tam bugün yeniden hayal etmeye ve onarmaya başlayabiliriz. Elbette ki zamanı geri almak ve her şeyi bir günde mucizevi bir şekilde tersine çevirmek mümkün değil. Ama bu hala yapabileceğimiz birçok şey olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hala elimizde doğayla barışan nesil olma şansımız var. Bugüne kadar insanlığın başaramadığı köklü değişimi yapabilir doğaya değer veren bir topluma dönüşebiliriz. İnsanlığın hayatta kalması için bunu başarmak zorundayız. Sadece kendimiz için değil, tüm insanlık için bugün hep birlikte yeni bir dünya hayal edebiliriz…</p>



<p><strong>Dünyadan ilham alıyoruz, geleceğe ilham veriyoruz!</strong></p>



<p>Bugün artık hepimiz biliyoruz ki, yeni ve daha güzel bir gelecek inşa etmek için üzerimizde büyük bir sorumluluk var. Bu sorumluluk hepimizin. Bireysel, kurumsal, kamu ve özel sektörler, STK’lar, dernekler, vakıflar… Karşı karşıya olduğumuz sorun çok büyük ve bu sorunun üzerinden ancak birlik olursak gelebiliriz.   </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Tam bugün yeniden hayal etmeye ve onarmaya başlayabiliriz.</p></blockquote>



<p>Biz Borusan Grubu olarak gezegenimize, ülkemize olan borcumuzun ve insanların yaşamına dokunmanın önemini biliyor, bu noktadaki önemli rolümüzü kabulleniyoruz.  Bu nedenle faaliyet gösterdiğimiz her alanda gezegenimiz ve tüm insanlık için ortak değer yaratmaya çalışıyoruz. Bu amaçla tüm iş süreçlerimize sürdürülebilirliği entegre ediyor, her zaman birincil öncelik olarak belirliyoruz.</p>



<p>Belirlemiş olduğumuz 2030 sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımıza başladık. Borusan Sürdürülebilirlik yaklaşımımızı “İ³” kapsamında ele alarak, iklim, insan ve inovasyon odak alanları kapsamında yeni bir yolculuğa çıktık. İklim başlığında karbon nötr olmayı hedeflerken insan başlığı altında toplumsal cinsiyet bağlamında fırsat eşitliği çalışmaları yapıyor, toplum için sosyal faydayı önceliklendiriyoruz. İnovasyon başlığında ise mevcut iş modellerinin ötesine geçmek ve geleceğin işlerini tasarlayabilmek için yenilikçiliği ve girişimciliği teşvik ediyoruz. Böylece henüz ortaya çıkmamış ihtiyaçları karşılayarak, yeni fırsatları yakalamayı amaçlıyoruz. Bu yolculuğumuzda bize doğadan ve tüm paydaşlarımızdan aldığımız ilham yol gösteriyor. Geleceğimizi bu ilhamla yeniden yazıyor ve attığımız adımlarla geleceğe ilham olmaya çalışıyoruz.  </p>



<p>Borusan olarak, kurulduğumuz günden bugüne fayda yaratmak için çalışıyor, geleceği hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Sadece kendimiz için değil çocuklarımız için de iyi bir dünya umuyor, sürdürülebilir bir geleceğin mümkün olduğuna gönülden inanıyoruz.</p>



<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1972 yılında Stockholm’de gerçekleştirilen Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla, Dünya Çevre Günü ilan edilmiş olan 5 Haziran vesilesiyle bugün gezegenimizin için neler yapabileceğimizi konuşmak için belki de en uygun gün. Çünkü, dünyamızda yaşanan gelişmeler bizlere geleceğimiz için oldukça kritik günlerden geçtiğimizi gösteriyor. 2020 yılında hayatımıza giren COVID-19 ile bu dönemin zorlukları da elbette arttı. Hem tüm düzenimizi etkileyen hem de geleceğe dair endişelerimizi artıran bu dönem, bizlere bir an önce önlem almaya başlamamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı. </p>



<p>Hem bireyler olarak hem de parçaları olduğumuz kurumlarla birlikte seferberlik içindeyiz. Bu bize belki de unutmuş olduğumuz birliği de hissettirecek dönüştürücü bir yolculuk. Siz de bu yolculukta var mısınız? </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gezegenimiz-bizi-uyariyor-dunyadan-ilham-alip-gelecege-ilham-veriyoruz/">Gezegenimiz Bizi Uyarıyor  Dünyadan İlham Alıp, Geleceğe İlham Veriyoruz!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat, Oturma Odamızda</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Selim Elmas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 09:35:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi koşulları, insanların kalabalık olarak bir arada bulunduğu kamusal pek çok mekân gibi galeri, müze ve sanat merkezlerinin de kapılarını kapatmasına neden oldu. Söz konusu kültür kurumları, bu olağanüstü koşullarda bile topluma karşı görevlerini yerine getirebilmek için yaratıcı çözümlere yönelerek dijital çözümlerle sanatı evlerimizden deneyimlememizin yollarını araştırdılar…Misyonu doğrultusunda sanatın yeni ifade biçimlerini araştıran bir kurum [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/">Sanat, Oturma Odamızda</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><em>Pandemi koşulları, insanların kalabalık olarak bir arada bulunduğu kamusal pek çok mekân gibi galeri, müze ve sanat merkezlerinin de kapılarını kapatmasına neden oldu. Söz konusu kültür kurumları, bu olağanüstü koşullarda bile topluma karşı görevlerini yerine getirebilmek için yaratıcı çözümlere yönelerek dijital çözümlerle sanatı evlerimizden deneyimlememizin yollarını araştırdılar…<br>Misyonu doğrultusunda sanatın yeni ifade biçimlerini araştıran bir kurum olan Borusan Contemporary ise bu kez Perili Köşk’ü oturma odalarımıza taşıyordu; hem de canlı olarak…<br>:mentalKLINIK sanatçı ikilisinin, COVID-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasında yüzleşilmesi gereken kaçınılmaz durumlara işaret ettiği </em>ACI REÇETE<em> #02 sergisi, 17 Eylül 2020 – 31 Ocak 2021 tarihleri arasında Borusan Contemporary internet sayfasından ve İstiklâl Caddesi üzerinde yer alan Borusan Müzik Evi’nin vitrinine yerleştirilen ekrandan kesintisiz ve canlı olarak yayınlandı. <br>Kasım ayında Borusan İnsan uygulaması üzerinden gerçekleştirilen yarışmayı kazanarak, sadece internet üzerinden yayınlanan </em>ACI REÇETE<em> #02’yi galeri mekânında ziyaret edip sergiye dair izlenimlerini aktarma fırsatı yakaladım.</em></p>



<p>Borusan Holding Kurumsal İletişim’in nazik daveti üzerine :mentalKLINIK’in Borusan Contemporary’de devam eden ve aslında fiziksel mekânında ziyarete kapalı olan, yalnızca internetten izleyebildiğimiz <em>ACI REÇETE #02</em> sergisini, Müze Yöneticisi Burak Mert Çiloğlugil ve Kurumsal İletişim’den Merlin Özkan eşliğinde gezme ayrıcalığına sahip oldum.</p>



<p>Bembeyaz sergi mekanının tabanı simlerle kaplı; ortalıkta dolaşan temizlik robotları, bu simleri aynı anda hem topluyor hem de dört bir yana dağıtıyorlar. Bu toplama-dağıtma eyleminin neticesinde benzersiz şekiller ortaya çıkıyor. </p>



<p>Pandemi sebebiyle sergiyi sadece çevrimiçi olarak izleyebiliyorsunuz. Sergiye sanal olarak erişebilmek, kısıtlamalar dolayısıyla çevrimiçi içerik tüketimimizin bir hayli arttığı şu günlerde, güncel sanatın oturma odamıza taşınması anlamına da geliyor.</p>



<p>Sergiyi incelerken, aklımdaki birkaç soruya da yanıt buluyorum: Sanat, daha da daraltılmış çerçevesiyle güncel sanat, bize her zaman güzel ya da anlaşılabilir gelmeyebilir. Açıkçası, bana güzel ya da anlaşılır gelmediği de oluyor. Buradan hareketle, her sanat yapıtı bize nasıl gözüktüğüyle mi değerlendirilmelidir, gibi bir sorunsala varıyorum. Şahsen, bir sanat eseri estetik algımızın sınırlarına sığmak zorunda olmamalı, diye düşünmek istiyorum. <em> </em></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-1024x683.jpg" alt="Sanat, Oturma Odamızda" class="wp-image-3054" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-1254x836-1.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Devrinin ötesinde olmayı, mesajları doğrudansa oldukça dolaylı yollardan iletmeyi ve kullanılan imgeler üzerine düşünülmesi gereğini bu sergiyi ziyaret ederken de oldukça düşündüm.</p></blockquote>



<p>Şöyle bir baktığımda kitaplığımda bulunan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın <em>Saatleri Ayarlama Enstitüsü</em> veya Orhan Pamuk’un <em>Cevdet Bey ve Oğulları</em> gibi kitapları, sanatı oturma odamıza getiren ögelerdendir diye düşünüyorum. Bu bana, güncel sanatın, yaşadığımız devrin ne kadar ötesinde olduğunu düşündürüyor. Bunu anlayabilmek için tarihsel çizgiden birkaç örneğe de bakmak gerekiyor. </p>



<p>Örneğin, Rembrant’ın Kırmızılı Yaşlı Adam olarak bilinen eseri, bir portre olması dolayısıyla resmedildiği dönemde muhtemelen anlaşılabilmişken, kanımca, Hieronymus Bosch’un <em>Dünyevi Zevkler Bahçesi</em> eseri idrak edilmesi oldukça yoğun mental efor gerektiren bir eserdir. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="583" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-1024x583.jpg" alt="Dünyevi Zevkler Bahçesi" class="wp-image-3057" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-1024x583.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-300x171.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights-768x437.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/1200px-The_Garden_of_earthly_delights.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Kaynak: The Garden of earthly delights &#8211; Wikimedia Commons<br></figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="765" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-765x1024.jpg" alt="Kırmızılı Yaşlı Adam" class="wp-image-3045" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-765x1024.jpg 765w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-224x300.jpg 224w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1-768x1028.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/02/borusan-turuncu-sanat-oturma-odamizda-resim1.jpg 1024w" sizes="(max-width: 765px) 100vw, 765px" /><figcaption>Kaynak: Rembrandt Harmenszoon van Rijn – Wikimedia Commons</figcaption></figure>



<p>Buradan hareketle güncel sanat eserlerinin oldukça büyük bir kısmının devirlerinin ötesinde olduklarını ifade etmek gerekir. Güncel bir sanat eserinin eleştirel anlamda ele alındığı yazıları, konferansları ya da yayınları takip ettiğimizde; kullanıldığını fark etmeden geçemeyeceğimiz kelimeler de bu argümanımızı güçlendiriyor. Hangimiz günlük hayatta “izlek” kelimesini kullanıyoruz ki?</p>



<p>Devrinin ötesinde olmayı, mesajları doğrudansa oldukça dolaylı yollardan iletmeyi ve kullanılan imgeler üzerine düşünülmesi gereğini bu sergiyi ziyaret ederken de oldukça düşündüm. Öncelikle dikkatimi çeken temizlik robotları ya da bir başka deyişle robot süpürgeler oldu. Özellikle pandemi sürecinde nedense ayrıca trend haline geldiğini düşündüğüm temizlik robotlarını da artık oturma odalarında sık sık görmeye başladık. Öte yandan, sergide izlediğimiz temizlik robotlarının aslında kendi görevlerini, yani bir temizlik yapmadıkları ortada. Onlar özellikle simin kullandığı bir bulaş mekanizmasını ayakta tutan araçları temsil ediyorlar. Sergiyi gezdikten 1 hafta sonra telefon kabımdan dökülen simler ise bulaşın ne derece yaygınlaştığını bir derece olsa da gözler önüne seriyor. </p>



<p>Estetik algılarımızın sınırlarını bir kenara bırakarak, serginin aslında bizlere neler düşündürmek istediğini irdeliyorum bir süre. Özellikle temizlik robotlarının üretim amaçlarının tam tersi bir bağlamda kullanılıyor olması bir mesaj veriyor elbette. Temizlik robotlarının bulaşın ana maddesi olarak kullandıkları sim parçacıkları ile çizdikleri, birbirlerine benzersiz şekillerin izleyicide uyandırdığı izlenimler ise harikulade!</p>



<p> <em> </em><strong>Sergi Hakkında Bilgi</strong></p>



<p>:mentalKLINIK ACI REÇETE #02</p>



<p>Borusan Contemporary, 2020-2021 sezonunu :mentalKLINIK sanatçı ikilisinin COVID-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasına radikal, yeni bir bakış önerisi olarak sunduğu ACI REÇETE #02 / BITTER MEDICINE #02 sergisi ile karşıladı. <br>Borusan Contemporary’nin Perili Köşk’teki ana galeri mekânına kurulan Puff Out yerleştirmesinden oluşan sergi, Borusan Contemporary’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından 7/24 yapılan canlı yayın aracılığı ile izleyiciyle buluştu.<br>Perili Köşk’ün sağlık tedbirleri kapsamında bir süre ziyarete kapalı olması nedeniyle, sadece sanal ortamda erişilebilen ve bu sayede uluslararası sanat izleyicisiyle de buluşan performatif yerleştirme, hareketli kamera sistemi aracılığı ile koreografik bir video aktarımına dönüştürüldü. <br>17 Eylül 2020 &#8211; 31 Ocak 2021 tarihleri arasında süren ve küratörlüğünü Dr. Necmi Sönmez’in üstlendiği sergi, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Borusan Müzik Evi binası vitrinine yerleştirilen ekran aracılığıyla 7/24 yapılan canlı yayınla da izleyicilerle buluşturuldu.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>https:&#47;&#47;www.borusancontemporary.com/tr/aci-recete-02_1977 </code></pre>



<p></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/">Sanat, Oturma Odamızda</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemiye Kuş Bakışı Bölüm I: İş Dünyası Nasıl Değişiyor?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pandemiye-kus-bakisi-bolum-i-is-dunyasi-nasil-degisiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 15:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şubat ayından itibaren başlayan pandemi dönemi hayatlarımıza damgasını vurdu. Daha önce benzeri görülmemiş, etkilerinin ne olacağını, ne kadar süreceğini kestiremediğimiz bir kriz döneminden geçiyoruz. Kesin olan bir şey varsa o da içinden geçtiğimiz bu dönemin çalışma biçimlerimizi ve sosyal yaşantımızı köklü bir biçimde değiştirdiği. Evlerimizden mecburi olmayan durumlar dışında çıkmadığımız bir dönemden, kontrollü ve temkinli [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemiye-kus-bakisi-bolum-i-is-dunyasi-nasil-degisiyor/">Pandemiye Kuş Bakışı Bölüm I: İş Dünyası Nasıl Değişiyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şubat ayından itibaren başlayan pandemi dönemi hayatlarımıza damgasını vurdu. Daha önce benzeri görülmemiş, etkilerinin ne olacağını, ne kadar süreceğini kestiremediğimiz bir kriz döneminden geçiyoruz. Kesin olan bir şey varsa o da içinden geçtiğimiz bu dönemin çalışma biçimlerimizi ve sosyal yaşantımızı köklü bir biçimde değiştirdiği. Evlerimizden mecburi olmayan durumlar dışında çıkmadığımız bir dönemden, kontrollü ve temkinli sosyalleşmeye geçtiğimiz, hayatın yeni bir normale doğru evrildiği bir aşamaya geçiş yaptık. </p>



<p>Pandemiye Kuş Bakışı isimini verdiğimiz, üç bölümlük webinar ve yazılardan derlenmiş içerik seçkilerimizle geçtiğimiz son altı ayı mercek altına alıyoruz. Serinin bu ilk bölümünde dijitalleşme, girişimcilik, teknoloji, müşteri ve çalışan deneyimi perspektiflerinden bu dönemi ele alıyoruz.</p>



<p><strong><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/cok-boyutlu-kriz-yonetimi-12">ÇOK BOYUTLU KRİZ YÖNETİMİ</a></strong></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/6NxRG_jUfPU" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Holding Grup CEO’su Erkan Kafadar ile McKinsey Türkiye Direktörü Can Kendi gerçekleştirdikleri keyifli sohbette çok boyutlu kriz yönetimini ele aldı. Erkan Kafadar Borusan’daki “Çalışanımı, İşimi, Paydaşımı Korurum” şeklindeki üç ayaklı stratejinin nasıl hayata geçtiğine değinirken, Can Kendi farklı sektörlere ilişkin analizlerine yer verdi, dünyadan iyi uygulamaları anlattı ve yeni fırsat alanlarına dikkat çekti.</p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/covid-19-sonrasi-girisimcilik-ve-startup-dunyasi-159"><strong>COVİD-19 SONRASI GİRİŞİMCİLİK VE STARTUP DÜNYASI</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/CxfCV0am-F0" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Araç İhale Genel Müdürü Sinan Barutçuoğlu ve CDO Turkey ve Startup Trace CEO’su Bülent Kutlu bu webinar’da girişim ve startup ekosistemindeki değişimleri ele aldı. Dünyanın farklı bölgelerinde fonların yaklaşımı ile Türkiye’deki yatırımcı ekosisteminin farklılıklarına değinildi. Girişimcilerin bu dönemde dikkat etmesi gereken noktalar tartışılırken, hayatımıza yeni girecek iş modelleri konuşmanın ilgi çekici kısımlarını oluşturdu. </p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/covid-19-dijitallesme-ve-isin-gelecegi-172"><strong>COVİD-19,DİJİTALLEŞME VE İŞİN GELECEĞİ﻿</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/6hHtuwArRlM" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Holding Grup CIO Ümit Aslantekin’in moderatörlüğünde gerçekleşen webinara Borusan Lojistik Stratejik Dönüşüm Genel Müdür Yardımcısı Tuğba Paşalı Karacan, Borusan Otomotiv Dijital Dönüşüm İcra Kurulu Üyesi Aslı De Munnink ve Borusan CAT ArGe ve BT İcra Kurulu Üyesi Tayfun Özçay katıldı. Webinar’da pandemi döneminin şirketlerin dijitalleşme çabalarına etkileri; ürün, hizmetler, iş modelindeki değişimler  ile kültürel değişim konuları tartışıldı. </p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/pandemi-surecinde-calisan-deneyimi-167"><strong>TEKNOLOJİNİN GÜCÜYLE KESİNTİSİZ ÜRETİM</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/K4EwERmiy28" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Holding Grup CIO Ümit Aslantekin’in moderatörlüğündeki diğer bir teknoloji paneline Borusan Mannesmann Dijital Teknolojiler Genel Müdür Yardımcı Muammer Kızılaslan ve Borçelik ArGe ve Dijital Dönüşüm İcra Kurulu Üyesi Mustafa Ayhan konuk oldu. Üretim gibi kritik bir alanda çalışmaların devam edebilmesi için çalışan sağlık ve güvenliğine yönelik teknolojik uygulamalar tartışıldı. Gerçek zamanlı konum takibinden, karekod, mobil ve giyilebilir teknolojilere farklı çözümler ele alındı.</p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/pandemi-surecinde-calisan-deneyimi-167"><strong>PANDEMİ SÜRECİNDE ÇALIŞAN DENEYİMİ</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/ywvS1ztagRo" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Supsan Genel Müdürü Salih Alson ve Master Coach Dilek Yıldırım bir araya geldiği bu webinar’da çalışan deneyimini konuştu. Günümüzün belirsiz ve karmaşık döneminde koçluğun rolüne, dayanıklılık, değişime uyumlanma, iletişim gibi insan psikolojisine dair konular değerlendirildi. Bu dönemde çalışanların zaman yönetimi ve endişeleri gibi yaşadıkları sorunlar ele alındı; çalışan bağlılığına ilişkin ufuk açan bir sohbet gerçekleşti. </p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/belirsizlik-donemlerinde-kesintisiz-musteri-memnuniyeti-nasil-saglanir-140"><strong>BELİRSİZLİK DÖNEMLERİNDE KESİNTİSİZ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ NASIL SAĞLANIR?</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/vbg_jsy0ccY" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Cat İcra Kurulu Başkanı Özgür Günaydın ve Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat müşteri deneyimi odaklı webinarımızda bir araya geldi. Kurumların hazırlıksız yakalandığı bu dönemden müşteriler de etkilendi. Borusan Cat bu dönemde ortaya çıkan müşteri ihtiyaçlarını, memnuniyeti etkileyebilecek sıkıntıları ve geçmişte yaptığı yatırımları bu dönemde kesintisiz memnuniyet sağlamak üzere nasıl adapte ettiklerini anlattı.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemiye-kus-bakisi-bolum-i-is-dunyasi-nasil-degisiyor/">Pandemiye Kuş Bakışı Bölüm I: İş Dünyası Nasıl Değişiyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Steptember’a Davet, Özgürlüğe Destek</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/steptembera-davet-ozgurluge-destek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğba Erbilen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2020 14:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Cerebral Palsy]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandeminin hepimize en iyi hatırlattığı şeylerden biri “özgürlük” oldu. Özgürce ve rahatça gezmek, dolaşmak, arkadaşlarımızla buluşmak, alışveriş yapmak, sağlık ihtiyaçlarımızı karşılamak, sinemaya ya da eğlenmeye gitmek, okulda-kursta öğrenmek, yolculuk yapmak… Hepsini ne kadar çok özledik ve bizim için ne kadar da değerli olduğunu fark ettik. Peki, özgürlüğünüzün daha da yakından kısıtlandığını hayal edebiliyor musunuz? Hiç [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/steptembera-davet-ozgurluge-destek/">Steptember’a Davet, Özgürlüğe Destek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Pandeminin hepimize en iyi hatırlattığı şeylerden biri “özgürlük” oldu. Özgürce ve rahatça gezmek, dolaşmak, arkadaşlarımızla buluşmak, alışveriş yapmak, sağlık ihtiyaçlarımızı karşılamak, sinemaya ya da eğlenmeye gitmek, okulda-kursta öğrenmek, yolculuk yapmak… Hepsini ne kadar çok özledik ve bizim için ne kadar da değerli olduğunu fark ettik.</p>



<p>Peki, özgürlüğünüzün daha da yakından kısıtlandığını hayal edebiliyor musunuz? Hiç düşündünüz mü mesela evinizin içinde de yüzde yüz özgür olamasaydınız ne olurdu? Despot bir babanız olsaydı mesela, her işinize burnunu soksaydı? Ya da aile içinde şiddete maruz kalsaydınz? Hatta belki de kaldınız ve bu satırları en iyi anlayanlardan biri sizsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Pandemi bize özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı.</p></blockquote>



<p>Veya bir kazaya uğradığınız, hastalığa yakalandığınız, gerekli tedavilere ulaşamadığınız, gerekli teçhizatlar size sağlanamadığı için vücudunuzun özgürlüğü kısıtlanmış olsaydı? Kahve yapmak, üzerinizi değiştirmek veya duşa girmek için birilerinin yardımına ihtiyacınız olsaydı?</p>



<p>Kontrolü kendinde olmayan bir şeyin içinde yaşamaktır engelli olmak. Ve kılıf, kap, vücut değiştirmeniz mümkün değildir. Aynı pandemide mekan değiştiremediğimiz gibi, ama onun çok daha uzun süreninden. Aldığınız destekler ve çabalarınızla, özgürlük kısıtlarını yavaş yavaş genişletebilirsiniz. Bunun için kaya gibi sağlam bir iradeniz ve her düştüğünüzde geri kalkacak içsel motivasyonunuz olmalıdır.</p>



<p>Ben bunları bir Cerebral Palsy’li olarak bizim açımızdan yazdım ama diğer engel gruplarının tamamımda da durum aynı kapılara çıkıyor aslında. Engelliler bedensel kısıtlılıklarının yanında toplumun koyduğu özgürlük kısıtlayıcılarla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Erişilebilir olmayan mimari yapılar, sınıfta dışlanan, okuldan atılmaya kalkılan engelli çocuklar, engelli olmayanın tercih edildiği çalışan adayları vs. vs. Hepsi engellilerin özgürlüklerini kısıtlıyor. Okuma, çalışma, eğlenme, hayata karışma özgürlüklerini…</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Engelliler bedensel kısıtların yanı sıra, toplumun koyduğu özgürlük kısıtlarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.</p></blockquote>



<p>Özgürlüğün kıymetini çok daha iyi anladığımız şu günlerde gelin hep birlikte STEPtember Projesi’ne katılalım. En azından Cerebral Palsy’li çocukların kendi özgürlük alanlarını genişletebilmeleri için yeni fırsatlar oluşturalım.</p>



<p><strong>STEPTEMBER SENİ BEKLİYOR</strong></p>



<p>Steptember, 2011 yılından beri 5 ülkede Eylül ayında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen uluslararası bir gönüllülük projesi. Amacımız 1-30 Eylül tarihleri arasında günde 10.000 adım atarak bireysel sağlığımızı korumaya ve yapacağımız bağış çağrıları ve düzenleyeceğimiz bağış aktiviteleriyle Cerebral Palsy’li çocukların yaşam boyu ihtiyaç duydukları özel eğitim, hidroterapi ve fizyoterapi masraflarına destek olmak.</p>



<p>Cerebral Palsy, Türkçe’de serebral palsi olarak anılır ve beyin felci anlamına gelir. Halk dilinde spastik kelimesinin kullanıldığını da duymuşsunuzdur. Doğum öncesi ile 3 yaş arasında herhangi bir nedenle beynin ya da beyinciğin zarar görmesi sonucu oluşur. Çocukluk döneminde görülen en yaygın görülen fiziksel engellilik durumudur. Hamilelikte kullanılan ilaçlar, kan uyuşmazlığı, düşmek, erken doğum, kordon dolanması, trafik kazası, havale geçirmek, bebeğin kafasına alabileceği bir darbe, bir şey yutmak sonucu nefessiz kalmak gibi çok çeşitli sebeplerle meydana gelebiliyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Cerebral Palsy, çocukluk döneminde en yaygın görülen engellililik durumudur</p></blockquote>



<p>Bu olaylar sonucunda beyinde zarar gören hücreler; kasların olması gerektiği gibi kasılıp gevşeme işlevini yerine getiremiyor, fiziksel dengeyi sağlayamaz oluyor. Bu durum yürüme, zıplama, tutma, kaldırma, yemek yeme, konuşma gibi günlük hayatta yaptığımız hareketlerde kısıtlılık meydana getiriyor. Konuşma zorluğu yaşamaları CP’lilerin zihinsel engelli zannedilmelerine sebep oluyor; oysa ki konuşmayı sağlayan organlarımız da bir kas bütünü…</p>



<p>Borusan olarak bu yıl 6.kez Steptember’a katılıyoruz. 5 yılda toplamda 336.253 TL Bağış topladık. Geçen yıl ülke çapında en çok bağış toplayan 3. kurum olduk. Topladığımız bağışlarla Cerebral Palsy’li çocukların alacakları fizik tedavi, rehabilitasyon ve özel eğitim desteği ile özgürlüklerine destek olduk. Bu yıl da projede yeni başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum.</p>



<p>Bana gelecek olursak; son 2,5 yıldır Dünya Cerebral Palsy Günü Türkiye Temsilcisi’yim. Pandemiden önce okullara, üniversitelere, kamu ve özel kurumlara gidip Cerebral Palsy’nin ne olduğunu anlatıyor, bilinirliğinin artması için çeşitli çalışmalar yapıyordum. Hatta TEDxReset’te bile anlattım. Pandemi sürecinde ise Instagram canlı yayınlarıyla devam ediyoruz. (Laf aramızda kalsın, pandemide en çok sahneyi özledim.)</p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/CTD58JMEExo" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p>Tüm Borusanlıları takım kurarak, sosyal medya paylaşımlarıyla ya da bağış toplama aktiviteleri ile yapacakları ve toplayacakları bağışlarla projemize destek vermeye bekliyor, Borusan olarak Steptember’da ipi göğüslemeyi hedefliyoruz!<strong> </strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/steptembera-davet-ozgurluge-destek/">Steptember’a Davet, Özgürlüğe Destek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Teknoloji Liderinin Gözünden Krize Bakış</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bir-teknoloji-liderinin-gozunden-krize-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Ayhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 11:33:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[krize bakış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2326</guid>

					<description><![CDATA[<p>16 Mart tarihine kadar dışarıda olanları izleyip duruyorduk; hayatımıza direk etkisi olmayan koronavirüsü biliyorduk ama çok da ilgilenmiyorduk. 16 Mart’ta okulların tatil edilmesi ile başlayan ve ard arda alınan kararlar ve hayatımızın kısıtlanması, koronavirüsün ne kadar hayatımızın içinde olduğunu gösterdi. Birey olarak korku ve endişe ile artan sayıları izlerken, bir lider olarak çalışanlarımı korumak için [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bir-teknoloji-liderinin-gozunden-krize-bakis/">Bir Teknoloji Liderinin Gözünden Krize Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>16 Mart tarihine kadar dışarıda olanları izleyip duruyorduk; hayatımıza direk etkisi olmayan koronavirüsü biliyorduk ama çok da ilgilenmiyorduk. 16 Mart’ta okulların tatil edilmesi ile başlayan ve ard arda alınan kararlar ve hayatımızın kısıtlanması, koronavirüsün ne kadar hayatımızın içinde olduğunu gösterdi. Birey olarak korku ve endişe ile artan sayıları izlerken, bir lider olarak çalışanlarımı korumak için neler yapabileceğimi düşünmeye başladım, diğer bir çok lider gibi, önceliğim çalışanlarımın sağlığını korumaktı.</p>



<p>Mart’ın ikinci yarısında şirketler uzaktan çalışmaya geçmeye ve fabrikalarını kapatmaya başladı. Biz fabrikayı kapatmadık; hem işimizi hem de çalışanımızı koruyacaktık, işte bu gerçekten zor bir görevdi! Ofis çalışanlarımızın büyük bir kısmını uzaktan çalışmak üzere evlerine gönderirken üretim çalışanlarımız için tesislerimizde birçok önlem aldık. Yani bizim için geri dönüş söz konusu değil, biz hep buradaydık. </p>



<p>Kriz zamanlarında hızlı karar almak çok önemli, uzağa değil daha yakın zamana hatta önümüzdeki 24 saate odaklanmamız gerekti çoğunlukla. Peki, dijital ve Ar-Ge’den sorumlu, proje bazlı çalışan ben ne yapabilirdim bu ortamda? Ben bugünü değil, geleceği konuşmaya alışık iken bu krizde ne yapacaktım? </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bugünü değil, geleceği konuşmaya alışık iseniz bu krizde ne yapabilirsiniz?</p></blockquote>



<p>“Bimodal IT” diye bir kavram vardır; buraya gelmeden önce çalıştığım Gartner şirketinin bizlere öğrettiği bir kavram. Benim özetim; bir taraftan operasyonları devam ettirirken, geleceğe odaklanmayı unutma ve organizasyonun büyümesi, yeni iş modelleri deneyimlemesi için de çalış der. </p>



<p>Aslında bugünler için güzel bir pratik; bir yandan günlük kriz toplantılarına katılıp yangın söndürebilirsin, diğer yandan kriz sonrasını hayal ederek o günlere hazırlıklı olabilmek için çalışmalar yapabilirsin. Ben de böyle yapıyorum; başta günlük başlayan şu anda haftada üç kez yapılan kriz toplantılarına katılıyorum. Dijital/bilişim liderlerine kriz toplantılarına katılmalarını şiddetle tavsiye ederim, bu toplantılarda birçok kullanım senaryosu çıkıyor bizler için. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Günlük kriz toplantılarına katılıp yangın söndürebilirsin, diğer yandan kriz sonrasını hayal ederek çalışmalar yapabilirsin.</p></blockquote>



<p>Birçok fikir var, onları hayata geçirmek için yola çıkıp mevcut süreçlerde iyileştirme/dijitalleşme bile yapabiliyorsunuz. Biz vardiya planlama konusunda birçok iyileştirme kaydettik örneğin. Yine mobil cihazlar ile çalışanımıza anında ulaşabilmek için Bi’İşler uygulamamızı her gün geliştiriyoruz. Bunun yanında ihtiyaç olabilecek yeni teknolojileri toplantılarda not alıp Ar-Ge’deki arkadaşlar ile araştırmalar yapıyoruz. COVID-19 krizi sürecinde ekibimin en öncelikli konusu haline geldi ve birçok teknolojik gelişmeyi çok yakından takip ediyoruz. </p>



<p><strong>HER BİRİME EN AZ BİR VERİ ANALİSTİ</strong></p>



<p>Kriz toplantıları, yangın söndürme konularının yanında kriz sonrasını da unutmadık. Çalışanlarımızın bu süreç sonrasında çalışacağımız konulara hazırlıklı olması için Microsoft ile birlikte Yapay Zeka Akademisi’ni başlattık. Her iş birimi için en az bir veri analisti yetiştiriyoruz. Onları bizim veri mühendisi ve veri bilimcileri buluşturup 15 grup yaptık ve bu 15 grup gerçek problemlerini masaya yatırıp veri analizi yöntemlerini kullanarak çözüyorlar. Bu sayede hem veri okur yazarlıkları artıyor hem de veri  platformlarını nasıl kullanacaklarını öğreniyorlar. </p>



<p>Yine COVID-19 öncesinde başlattığımız Süreç ve Sorumluklar projemizi devam ettiriyoruz, uzaktan toplanmak daha kolay oluyor; toplantı odası bulma, bir araya gelme stresi olmadan konuya odaklanarak bütün süreçlerimizi gözden geçiriyoruz. COVID-19 sonrasında çok daha yalın ve çevik süreçlerimiz ile hayatımıza devam edeceğiz. Bu tip türbülans zamanları çalışanımıza yatırım yapıp, yeniden eğitip yeni dünyaya hazırlamak için harika bir fırsat! Eğitim ve gelişim faaliyetlerine tam gaz devam etmemiz gereken bir dönem bu!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Türbülans zamanları çalışanımıza yatırım yapıp, yeniden eğitip yeni dünyaya hazırlamak için harika bir fırsat.</p></blockquote>



<p>Bugüne baktığımda, esnek, çevik bir ekibe sahip olmanın önemini bir kez daha anladım ve böyle bir ekibim olduğu için çok şanslıyım. Önceliklerimiz değişse de bilim ve teknoloji bizim kutup yıldızımız. Geçmişte yazılmış birçok akademik yayın bugün hayata geçmek için bizi bekliyor, kullanım senaryoları hazır, biz de onları teknoloji ile buluşturmaya hazırız.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bir-teknoloji-liderinin-gozunden-krize-bakis/">Bir Teknoloji Liderinin Gözünden Krize Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Ercan Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 10:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Birleşmiş Milletler’in 1974’te çevre sorunlarına dikkat çekmek, politik yaklaşım ve aksiyonları arttırmak, bireylerin farkındalıklarını ve eyleme geçmelerini sağlamak için başlattığı ortak bir inisiyatifin yıl dönümü. Her çevre gününde olduğu gibi, bu gün için de odaklanmak üzere seçilmiş spesifik bir tema ve güne sahiplik eden ülke bulunuyor. Bu yıl tema [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/">Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Birleşmiş Milletler’in 1974’te çevre sorunlarına dikkat çekmek, politik yaklaşım ve aksiyonları arttırmak, bireylerin farkındalıklarını ve eyleme geçmelerini sağlamak için başlattığı ortak bir inisiyatifin yıl dönümü. Her çevre gününde olduğu gibi, bu gün için de odaklanmak üzere seçilmiş spesifik bir tema ve güne sahiplik eden ülke bulunuyor. Bu yıl tema biyolojik çeşitlilik ya da kısaca biyoçeşitlilik. Yerkürede varolan 1 milyondan fazla canlı türünün yok olma riskiyle karşı karşıya olması, yaşamın diğer yaşamları çekmesi, etkilemesi ve diğer yaşamlara dayanarak sürdürülebilirliği biyoçeşitlilik temasını fazlasıyla anlamlı kılıyor. Günü himaye eden ülke ise Almanya’nın desteği ile Kolombiya. Kolombiya’nın seçilişi de tabi ki tesadüf değil. Tek başına Amazon ormanlarının katkısı ile gezegenimizdeki biyoçeşitliliğin yüzde 10’unu temsil ediyor. Öyle ki kuş türleri ile gen ve tür çeşitliliği açısından en büyük iki çiçek familyasından birisi olan orchidaceae türlerinde dünyada ilk, bitki türleri, kelebekler, tatlı su balıkları gibi varlık çeşitliliğinde de ikinci sırada.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yerkürede varolan 1 milyondan fazla canlı türü yok olma riskiyle karşı karşıya.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-1024x683.jpg" alt="Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma" class="wp-image-2313" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Pekin Olimpiyatlarının öncesinde bir tür simülasyon deneyimlemiştik.  Pekin’deki dünyanın önde gelen metropollerinden 10 kat daha fazla kirli olan havanın temizlenebilmesi için 2 ay önceden sanayi tesislerinin faaliyetleri gibi kirlilik yaratan unsurlar askıya alınmıştı. Covid-19 pandemi sürecinde ise adeta dünyaca durakladığımız bu süreçte, havanın, suyun nispeten arındığını,vahşi yaşamın, doğanın doğal döngüsünde adeta kendini bulduğunu, karbon salımının kayda değer şekilde azaldığını 2 ay gibi kısa bir sürede gözlemleyebildik. İmkansız dediğimiz birçok hususu mecbur olunca hızla hayata geçirdiğimizde, yani 1.6 milyar öğrenci okullarına gidemeyince, 1.5 milyarı aşkın uluslararası yolcunun senaryolar bazında yüzde 60 ila yüzde 80’i sistemden çekilince, 2.3 milyar çalışan işyerlerine gitmez, araçlar kullanılmaz olunca, adeta bir süre için içimize kapanınca çevremiz kendine geldi. Şüphesiz ki bu durum kalıcı değil. Çin’de tekrar bilinen döngüye geçildiğinde hızlı kazanımların yine hızlıca kaybedildiğini de gördük. Ama olağanüstü bir deneyim kazandık. Neye muktedir olduğumuzu, aynı zamanda nasıl zarar verdiğimizi de görebildik. Artık riskleri yönetmek üzere eylemde bulunmanın yanı sıra, hayalini kurabildiğimiz bir dünya ve doğa olgusu ile baş başayız. Önceliklerin, neyin önemli olduğuna dair algımızın değişimini, doğanın dengesini bozduğumuzda bizim dengemizin alt üst olabileceğini, gözümüzde büyüyen çözümler uygulandığında yaratılabilecek büyük etkiyi ve görünmez ipliklerle birbirimize ne denli bağlı olduğumuzu kavrayabildik.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Covid-19 pandemi sürecinde görünmez ipliklerle birbirimize ne denli bağlı olduğumuzu kavradık.</p></blockquote>



<p>Biyolojik hayat zincirinin ana halkalarından biriyiz. Suda, karada yaşam süren tüm canlılar doğal dengenin, bütünün ayrılmaz parçası. Genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği, ekosistem çeşitliliği sürdürülebilir bir yaşam için hayati önemde. Oysa biz bütünden çok kendi ihtiyaçlarımız, haz duygumuz, maddi hırslarımızla geleceğimizi ipotek altına aldığımıza bakmadan döngüyü de, dengeyi de bozabiliyoruz. Ticari tüketim zincirine kattığımız vahşi hayvanlardan kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar bir uyarı. Pandemi seviyesine çıkışı ilk ama son olmayacak gibi. Şansla tekrar etmezse dahi, iklim mücadelesinde yine etkisiz olursak, kutuplardaki buzulların erimesine bağlı olarak ortaya çıkacak ve evrim sürecimizde hiç karşılaşmadığımız nice organizmaya bağlı enfeksiyon riskleri sırada. Kıyı şeritlerini, orman arazilerini talan ettikçe, kontrolsüz avlandıkça, karadaki, sudaki yaşamı korumadıkça, çevreyi kirlettikçe, iklim değişikliği ile mücadele etmedikçe, plansız kentleştikçe, bilinçsiz endüstrileşmiş tarım ve hayvancılık yaptıkça, enerji kaynaklarını yenilenebilir kılmadıkça, sorumsuzca tükettikçe yaşam zincirini zayıflatıyoruz.</p>



<p>Bu zihniyet sadece insanlık dışındaki türlere ve sistemlerin bütünlüğüne yönelik değil. Kendi içimizde de nice ayırımcılık, nice adil olmayan kaynak kullanımı, hesapsız tüketim, israf ve fırsat eşitsizliği var.</p>



<p>Tıpkı doğayı, dünyayı paylaştığımız canlıları “varlığınız varlığımıza armağan olsun” diye yok ederken, toplumları birlikte inşa ettiğimiz, dini, dili, ırkı, etnik kökeni farklı insanları etiketleyip, ötekileştirerek, hatta şiddet göstererek baskılayabiliyor, ölmelerine bile kayıtsız kalabiliyoruz. Bugün ABD’de olanlara tepki gösterirken, bir an durup içimize bakmak lazım “ilk taşı masum olan atsın” hesabı. Bu kibir ve kendini bilmezlik haliyle öyle katılaşmışız ki, dinlemiyor, duymuyor, birlikte var olmak için çabalamıyor, yetinmeyi bilmiyor, en kötüsü sevip sayamıyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>ABD’de olanlara tepki gösterirken, bir an durup içimize bakmak lazım ‘ilk taşı masum olan atsın’ hesabı.</p></blockquote>



<p>Pandemi sürecine denk gelen Dünya Çevre Günü bize bir fırsat sunuyor. Dünyanın merkezinde olduğumuzu ve kontrol ettiğimizi sandığımız bir süreçte yaya kalmışken, hayata, kendimize, başkalarına, doğaya, bu düzeni bütünleyen tüm canlılara ve düzenin kendi içindeki akış ve dengesine başka bir gözle, daha çok gönülden bakma fırsatı. Sadeleşme, dayanışma ve bilim temelli hareket ederek başka bir gerçeklik yaratma fırsatı.</p>



<p>Unutmayalım bunca bedeli ve yaşananı. Boyun eğmeyelim dayatılan ve egemen anlayışa. Adil, aydınlık, sorumlulukla hareket eden bir düzen için, sürdürülebilir bir dünya, ortak ve daha güzel bir gelecek için kendimizi temize çekebiliriz.</p>



<p>Gün bu gün . </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/">Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
