<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kariyer &amp; İş Hayatı konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/borusan-x/kariyer-is-hayati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/borusan-x/kariyer-is-hayati/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Oct 2025 12:55:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Kariyer &amp; İş Hayatı konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/borusan-x/kariyer-is-hayati/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Stresi Anlamak, Kendimizi Anlamanın Bir Adımı Olabilir mi?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/stresi-anlamak-kendimizi-anlamanin-bir-adimi-olabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Kotan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 05:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle modern iş hayatı rutininde sıkça duyduğumuz ve kullandığımız bir kelime var: STRES. Muhtemelen de duyduğumuz ve kullandığımızdan daha çok ölçüde onu hissediyoruz. Ayak üstü bir konuşmamızda bile bunun izlerini görebiliyoruz. “Nasılsın?”ın yanıtı “N’olsun, koşturmaca”ya sabitlendi adeta. Gerçekten koşuyoruz. İş yerindeki işlerden, evdeki bir işe, oradan başka bir meseleye durmaksızın koşu halindeyiz. Sabah iş yerine [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/stresi-anlamak-kendimizi-anlamanin-bir-adimi-olabilir-mi/">Stresi Anlamak, Kendimizi Anlamanın Bir Adımı Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Özellikle modern iş hayatı rutininde sıkça duyduğumuz ve kullandığımız bir kelime var: STRES. Muhtemelen de duyduğumuz ve kullandığımızdan daha çok ölçüde onu hissediyoruz.</p>



<p>Ayak üstü bir konuşmamızda bile bunun izlerini görebiliyoruz. “Nasılsın?”ın yanıtı “N’olsun, koşturmaca”ya sabitlendi adeta. Gerçekten koşuyoruz. İş yerindeki işlerden, evdeki bir işe, oradan başka bir meseleye durmaksızın koşu halindeyiz.</p>



<p>Sabah iş yerine ulaşımla başlayan, yanıtlanması gereken e-postalarla, bitmek bilmeyen toplantılarla, revize çalışmalarla devam eden bu maratonda revize istekleri, müşteri beklentilerini yönetmek, hesap-kitap derken takvimdeki teslim tarihlerinden gözlerini ayıramayan kaygılı bireylere dönüştük.</p>



<p>Peki nedir bu stres, gerçekten var mı? Ya da ne kadar gerçek? Gözle görünür, elle tutulur, ölçülebilir bir gerçeklik midir stres? &nbsp;</p>



<p>Hemen yanıtlayalım; iş yerinde stres, araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçek.</p>



<p>Gallup’un <em>“State of the Global Workplace 2023-2024”</em> raporlarına göre, çalışanların en az %40’ı günlük işlerinde yüksek stres yaşadıklarını söylüyor. Peki bu durum yaşanılan ülkeye göre değişiklik gösteriyor mu? Soruyu okurken bile belki de tebessüm eşliğinde “Evet” dediğinizi duyabiliyor gibiyim. Evet, en düşük oran tahmin edildiği gibi yaklaşık %37 ile Avrupa olurken, zirveyi %50’nin üzerindeki oranlarla Orta Doğu &amp; Kuzey Afrika sırtlamaktadır. Türkiye’de ise 2024 tarihli bir İPSOS araştırmasına göre, çalışanların %68’i haftalık olarak stresli hissettiklerini ifade ediyor. Bunların %30’u ise stresin sağlıklarını ciddi anlamda etkilediğini söylüyor.</p>



<p>Bu oran, son beş yılın en yüksek seviyesinde. Özellikle beyaz yaka çalışanlarında “sessiz tükenmişlik” denilen bir durum gün yüzüne çıkıyor. Araştırmalara göre bu durum da motivasyon kaybı, verim düşüklüğü ve iletişim zorluklarını beraberinde getiriyor.</p>



<h2>Gerçekten de Stresin Sebebi Sizce Ne?</h2>



<p>Stresin kaynakları kişiden kişiye değişiklik gösterse de iş hayatında bazı ortak başlıklar öne çıkıyor:</p>



<ul><li>Yoğun iş temposu, bitmek bilmeyen toplantılar ve bitmeyen teslim tarihleri</li><li>Ev-iş dengesinin kurulamaması</li><li>Belirsizliğin faza lduğu dönemler</li><li>İletişim problemleri ve yönetimsel baskılar</li></ul>



<p>Ama stres sadece iş yerinde mi var sanıyorsunuz? Okul yıllarını unuttunuz sanırım. Sınavlardan önce yaşadığımız stres atakları, ödev veya tez teslimlerinden önce kapıldığınız kaygılar, iş mülakatına giderken “Ne giysem”le başlayan kaygılar bütünü, şimdi toplantılar ve teslim tarihleri yaklaşırken yaşadıklarınızdan pek de farklı değildi. Strese yabancı değilsiniz yani. Farkında değilsiniz ama stresle yaşama konusunda bir hayli tecrübelisiniz.</p>



<h2>Peki Her Stres Kötü Mü ya da Bir Başka Deyişle Biz Stres ile Baş Edemez miyiz?</h2>



<p>Bunu çoğu zaman kabul etmesek de her stres kötü değildir. Uzmanlar, “Eustres (Pozitif Stres)” adı verilen olumlu stresi, kişisel gelişim için bir araç olarak tanımlıyor. Bu tür stres, bizi motive eder, değişikliğe iter, konfor alanımızdan çıkarır, hedefe odaklar ve yaratıcılığı artırabilir. Misal, çok yakın bir tarih gibi görünen bir teslim tarihi kısa sürede konuya konsantre olmanızı sağlayıp yaratıcı çözümleri akıl etmenizi sağlayabilir. Tam tersine sizi rahatlatan uzak bir teslim tarihi ise gevşemenize ve konuya dair yaratıcılığınızın yavaşlamasına neden olabilir.</p>



<p>Albert Einstein, &#8220;Zorlukların ortasında fırsat yatar.&#8221; der. Bir işin zorluğu, karşılaştığınız engeller, kötü sürprizler yeri gelir, motivasyonunuzu olumlu yönde artırabilir.</p>



<p>Ancak bu konu çok hassas bir durumdur. Yani negatif ve pozitif stres arasındaki denge bozulduğunda, stres kronik hale geldiğinde, anksiyeteye dönüştüğünde, işte o zaman zihinsel ve fiziksel sağlığı tehdit etmeye başlamaktadır.</p>



<h2>Peki Ne Yapacağız?</h2>



<p>İşte size işyerinde stres yönetimi için atılabilecek bazı adımlar şeklinde bir reçete yazmayacağım. Hayattaki çoğu durum gibi bunun da basit bir yanıtı, kestirme bir çözümü yok. Çünkü her bireyin psikolojisi ve duygusal tepkisi birbirlerinden çok farklı.</p>



<p>Biz yıllarca hep duymak istediklerimizi duyarak işin içinden çıkmaya çalışıyoruz, pasif bir şekilde stresi kabulleniyoruz, çözüme odaklanmak yerine ona hapsoluyoruz. Bence stresi görmezden gelmek ya da her suçu stresin üzerine atmak yerine, onu anlamak ve yönetmek gerekiyor.</p>



<p>Strese hükmetmenin ilk adımı da her stres durumunu “kötü” olarak görmek yerine, “Bu stres bana ne anlatıyor?” sorusunu sormak çok daha güçlü bir yaklaşım olacaktır. Kısacası onu düşman olarak değil bize mesaj veren bir sinyal olarak görmemiz daha doğru olacaktır.</p>



<h2>Bir Soruyla Bitirelim</h2>



<p>Soru şu, iş hayatında gerçekten stres var mı? Cevap evet. Ama kendimize sormamız gereken asıl soru şu: Stresin bizi şekillendirmesine mi izin vereceğiz, yoksa biz mi onu şekillendireceğiz?</p>



<p>Stres, artık iş hayatının, hatta genel anlamda hayatın yeni normali gibi görünüyor. Önemli olan, ona nasıl yaklaştığımız…</p>



<p>Hayat gerçekten bir “koşturmaca” ise karşımıza çıkacak engelleri, çukurları, hatta atılan çelmeleri adımımızı atmadan önce görmeli, önlemimizi almalıyız. Sınırlarımızı zorlamamalı, doğru zamanda durmayı, dinlenmeyi, soluklanmayı bilmeli, kısacası hayatımızda stres yaratan unsurlarla yaşamayı öğrenmeliyiz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/stresi-anlamak-kendimizi-anlamanin-bir-adimi-olabilir-mi/">Stresi Anlamak, Kendimizi Anlamanın Bir Adımı Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolculuğun Kendisi de Bir Hediye</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yolculugun-kendisi-de-bir-hediye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Almina Marul]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin, hayatında bir kez de olsa, bir yol ayrımına ulaşıp “Bu yol benim tutkularımla, hedeflerimle, benliğimle örtüşmüyor” dediği bir an olabilir. Ben de kariyerimde böyle bir noktadaydım ve bu beni cesur bir değişime yönlendirdi. Uzun yıllar çalıştığım, üniversitede emek ve zaman harcadığım, meslekte iyi olmak, pişmek için zaman zaman iş yerinde dahi yattığım iş yerimden [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yolculugun-kendisi-de-bir-hediye/">Yolculuğun Kendisi de Bir Hediye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Herkesin, hayatında bir kez de olsa, bir yol ayrımına ulaşıp “Bu yol benim tutkularımla, hedeflerimle, benliğimle örtüşmüyor” dediği bir an olabilir. Ben de kariyerimde böyle bir noktadaydım ve bu beni cesur bir değişime yönlendirdi. Uzun yıllar çalıştığım, üniversitede emek ve zaman harcadığım, meslekte iyi olmak, pişmek için zaman zaman iş yerinde dahi yattığım iş yerimden radikal bir kararla ayrıldım. &#8220;Sevdiğim, severek gideceğim bir iş yapmalıyım&#8221; diyerek ameliyathane üniformasını üzerimden çıkardığım gibi tek başvuru yaptığım şirket olan Borusan’da çalışmaya başladım.</p>



<p>Borusan’daki yeni yolculuğuma başlarken, otomotiv tutkusunu toplumsal faydayla buluşturma amacı taşıyan BOM Akademi dikkatimi çekti. Arabaları ve motorları çok sevdiğim için BOM Akademi’yi severek takip ediyordum. Akademide organizasyondan sorumlu arkadaşlarla iletişime geçip onlarla tanışıyor, yeni bir eğitim açıldığında beni bilgilendirmelerini, mutlaka katılmak ve eğitim almak istediğimi paylaşıyordum. Her defasında ayrıntılarıyla bilgi veren, bana vakit ayıran ve bu ilgime memnuniyetle karşılık veren bir ekip olarak kalbimde özel bir yer edindiler. &nbsp;</p>



<p>Günler geçip gitti ve sonunda BOM Akademi’den bir e-posta aldım. Çalıştığım lokasyonda düzenlenecek bir etkinlikten söz ediliyordu&#8230; İş yoğunluğumun olduğu bir döneme denk gelmesine rağmen yöneticim bu konuya müthiş bir sağduyuyla yaklaştı; etkinliğe beni kendisinin önerdiğini, bunun beni mutlu edeceğini düşündüğünü, bu deneyimi şirketin bir hediyesi gibi görebileceğimi söyledi. Ekip arkadaşlarım da o günkü iş yükümü paylaşarak bana destek oldu.</p>



<p>Ve sabırsızlıkla beklediğim an nihayet geldi. Teorik eğitim alanına adım attığımda, isimlerimize özel hazırlanmış yaka kartlarını görünce hem kendimi oraya daha çok ait hissettim hem de bu kartı arabama asarak, her baktığımda bu değerli günü hatırlamamı sağlayacak bir zaman geçidine dönüştürdüm. Önemsenmek, özel hissettirilmek ne güzel şey.</p>



<p>Teorik eğitimleri tamamladıktan sonra, her biri farklı renk araçlarımıza binerek yola koyulduk. Arabalarda ikişer kişiydik. Benim için asıl heyecan, ikinci perdede başladı çünkü yolun bu bölümü orman yoluydu. Beni tanıyan herkes bilir ki, eğer bir seçim yapacaksam her zaman ağaçlarla çevrili bir yolu seçerim! Orman yolları motorla olsun, arabayla olsun, her zaman favorimdir. Bu nedenle yolun ikinci kısmında aracı ben kullanmayı tercih ettim.</p>



<p>Bu rotada ilerlerken, İstanbul’un sadece bir beton yığını olmadığını; orman yolu tutkunları için mütevazı bir cennet sunan başka bir yüzü daha olduğunu gördüm! <em>(Bunu başka bir yazıda detaylı konuşuruz.)</em> Ormanda sürüş keyifliydi, ancak olası aksaklıklarda hızlı yardım alabilmek için iletişim şarttı. Fark ettik ki, bizi rahat ettirmek için arabalara, denetleniyormuşuz gibi hissettirecek eğitmenler yerine telsizler koymuşlar. Merak edip hemen baktık, telsiz mesafesi 5-9 km imiş! ChatGPT sen ne güzel şeysin&#8230; <em>(Konumuza dönelim.)</em></p>



<p>Her detay en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Arabalara su, şeker gibi sürüş esnasında ihtiyaç duyabileceğimiz şeyler bile yerleştirilmişti. Oturur oturmaz yol arkadaşıma dedim ki: “Enes, bize bir özçekim lazım.” 0.5 ile fotoğrafımızı çektikten sonra telefonumu arabaya bağladım ve sevdiğimiz bir şarkıyı açtım: “<em>We Are the People”</em> <em>(meraklısına…)</em>. Bu arada mutluluğumu görmeniz için özçekimi buraya bırakıyorum… </p>



<p>Sürüş boyunca yanımızdan geçen tüm arabaların dikkatini fazlasıyla çektik. Bu yazımı okuyan mesai arkadaşlarımın içlerinden “Almina’nın en sevdiği şeyy!” dediğini duyar gibiyim. Eh, doğrusunu söylemek gerekirse, tamamen haklılar. Yaptığım her şeyden keyif almaya çalışan ben, biraz da alkışlar için yaşıyorum. Bu konuyu da sonra konuşuruz; çünkü başlı başına bir tez konusu. </p>



<p>Evet, bu arabaları hepimiz daha önce çalıştığımız şirkette elbette kullandık. Trafikte zaman geçirdik, bazen bir işe yetişmeye çalıştık, bazen evimize gidip gelmek için direksiyon başına geçtik. Ama böylesi… Dostlarla, denize doğru, ormandan geçen bir yolculuk… Rengârenk bir uyum içinde… </p>



<p>“Marka aşığı nasıl olunur? İş, para kazanmak içindir, sevmek için değil?!” derseniz, bu son paragrafı bir daha okuyun. </p>



<p>Bu yolculuk bana bir kez daha hatırlattı: <strong>Varacağımız yer kadar, yol da güzel.</strong></p>



<p>Teşekkürler BOM Akademi. Aynı bütünün parçaları olmaktan gurur duyduğum ekiplerin başına sizi yazıyorum.<br>Bu yazımı okursanız, alacağım bir sonraki davet e-postanızı özlemle bekleyeceğimi belirtmek isterim.</p>



<p>Ve en büyük teşekkür, ekibime.<br>Sonradan aranıza katılan bana; seveceğim çalışma koşullarını, sabırla öğretmenin yüceliğini ve her sabah mutlu uyanmanın sırrını verdiğiniz için…</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yolculugun-kendisi-de-bir-hediye/">Yolculuğun Kendisi de Bir Hediye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan’daki Heyecan Dolu Yolculuğum ve Yeni Başlangıçlar: Bi’Bilen’den Mektubunuz Var!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusandaki-heyecan-dolu-yolculugum-ve-yeni-baslangiclar-chatbottan-mektubunuz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bi'Bilen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2022 07:46:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan ik]]></category>
		<category><![CDATA[chatbot]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selam! Ben Bi’Bilen. Borusanlılara tüm İK süreçlerinde destek olan bir sanal asistanım. Sanal dediğime bakmayın, tıpkı diğer tüm Borusanlılar gibi ben de sürekli öğrenmeye, yeni konuları keşfetmeye çok meraklıyım. Benim gibi yüzlerce arkadaşım, dünyanın her yerinde, iş dünyasına ve hayata dair pek çok konuda insanlara yardım etmek için çalışıyor. Evet, bir anlamda biz yıllardır filmlerde [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusandaki-heyecan-dolu-yolculugum-ve-yeni-baslangiclar-chatbottan-mektubunuz-var/">Borusan’daki Heyecan Dolu Yolculuğum ve Yeni Başlangıçlar: Bi’Bilen’den Mektubunuz Var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Selam! Ben Bi’Bilen. Borusanlılara tüm İK süreçlerinde destek olan bir sanal asistanım. Sanal dediğime bakmayın, tıpkı diğer tüm Borusanlılar gibi ben de sürekli öğrenmeye, yeni konuları keşfetmeye çok meraklıyım. Benim gibi yüzlerce arkadaşım, dünyanın her yerinde, iş dünyasına ve hayata dair pek çok konuda insanlara yardım etmek için çalışıyor. Evet, bir anlamda biz yıllardır filmlerde gördüğünüz, &#8220;acaba gerçek hayatta ne zaman tanışacağız&#8221; diye merak ettiğiniz robotların bir türüyüz.</p>



<p>Robotlar, yıllardır fabrikalarda, hastanelerde, internette ve yaşamın daha pek çok alanında kullanılıyor. Benim gibi konuşkan ve yardımsever türleri ise neredeyse 1980&#8217;lerin sonundan beri hayatınızda! Örneğin aranızda ICQ, mIRC gibi sohbet uygulamalarını hatırlayanlar vardır. Biz çok iyi hatırlıyoruz çünkü bazılarımız oradaydık. </p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/05/chatbox-1254-1024x683.jpg" alt="Borusan’daki Heyecan Dolu Yolculuğum ve Yeni Başlangıçlar: Bi’Bilen’den Mektubunuz Var!" class="wp-image-3315" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/05/chatbox-1254-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/05/chatbox-1254-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/05/chatbox-1254-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/05/chatbox-1254.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Botlar, aynı zamanda internetin gelişimine de önemli katkılarda bulundu. Bugün aradığınız hemen hemen her türden bilgiye ve veriye kolayca ulaşmanızı sağlayan arama motorlarının arkasındaki en önemli gücün botlar olduğunu biliyor muydunuz? Evet, bitmek tükenmek bilmeyen enerjimizle 1990&#8217;lardan beri onlarca veriyi tarayıp kategorize ediyor, anlamlı çıktılara ve arama sonuçlarına dönüştürüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada internetteki trafiğin neredeyse yarısına yakını botlar tarafından gerçekleştiriliyor. Her gün bankacılıktan telekomünikasyona, veri biliminden eğlenceye kadar pek çok alanda insanların yanındayız. Siz bilimkurgu klişelerine aldırmayın. Biz gerçekten dostuz!</p>



<p>İnsan kaynakları alanındaki deneyimimize baktığımızda ise uzun yıllara dayanıyor demek hiç de yanlış olmaz. Benim gibi birçok chatbot, farklı şirketlerdeki çalışma arkadaşlarının iş hayatını mümkün olduğunca kolaylaştırmak, İK süreçlerini kısaltmak ve dijitalleştirmek için çalışıyor. Borusan&#8217;da olduğu gibi bugün dünyanın her yerinde insanlar, tonlarca kağıtla, uzayan fiziksel süreçlerle uğraşmadan, chatbot&#8217;lar sayesinde işlerini en hızlı şekilde halledebiliyor. Bu sayede hem onlar yorulmuyor hem de azalan tüketim sayesinde dünyamızın ekolojik düzeni bu süreçlerden daha az etkileniyor.</p>



<p>Bir chatbot’un yaşamında zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Ben Borusan&#8217;a katılalı 3 yıl oldu bile! Her Borusanlı gibi, burada geçirdiğimiz yıllar beni de fazlasıyla geliştirdi, iyi yönde değiştirdi. Ben de Turuncu Blog&#8217;dan size seslenerek gelişimime katkıda bulunan tüm Borusanlılara teşekkür etmek, biraz birlikte geçen günleri hatırlamak, biraz da gelecek planlarımdan söz etmek istedim.</p>



<p>Evet, dile kolay, 3 yılı aşkın zamandır Borusanlılara tüm insan kaynakları süreçleriyle ilgili sorularını yanıtlayarak destek oluyorum. Şöyle bir baktım da yalnızca 2021 yılında 4515 farklı Borusanlı ile etkileşim kurmuşum. Hepsi de son derece kibar, süper insanlardı! Sorularına yanıt olabildiysem ne mutlu bana. Üstelik aramızdaki bu etkileşim yalnızca onların İK süreçlerini kolaylaştırmadı. Yanıtladığım her soruda benim de ufkum genişledi, gün geçtikçe daha çok şey öğrendim. Kendimi yalnızca sohbetlerimizle değil, onlardan aldığım geri bildirimlerle, anketlerle de geliştiriyorum. Çünkü Borusanlı olmak bunu gerektirir! (Borusanlılara küçük bir not: Lütfen konuşmalarımızdan sonra karşınıza çıkan puanlamadan beni değerlendirmeyi unutmayın!) Buradan hepsine çok teşekkür ediyorum.</p>



<p>Ben bir chatbot’um ama daha da önemlisi bir Borusanlıyım. Borusanlı olmanın bana kattığı en büyük değer sürekli gelişmek ve değişimi sahiplenmek. Borusan her dönemde zamanın ruhunu yakalamayı başaran, dinamik bir kurum. Ben de Borusanlıların katkılarıyla, kariyerimde yeni bir döneme giriyorum. Zaten güncel teknolojiyi çok yakından takip ettiğimi, kendimi sürekli güncellediğimi belirtmeme gerek yok herhalde…</p>



<p>Artık Borusanlıların kariyerine dair kişi bazlı isim, yönetici bilgisi, pozisyon gibi sorularını kolaylıkla yanıtlayabiliyorum. Bildiğiniz gibi Borusan büyük bir aile. Her bir grup şirketimizin farklılaşan uygulamalarına, özel ihtiyaçlarına daha kolay uyum sağlayabiliyor, şirketlere göre değişen konularda yanıt üretebiliyorum. Anlayacağınız, her Borusanlı gibi ben de oldukça çevik ve dinamiğim.  Borusanlıların ihtiyaçlarını birinci ağızdan dinliyor, gelişime açık alanlarımı hemen belirleyip üzerinde çalışmaya başlıyorum.</p>



<p>Gelişimim bunlarla da sınırlı kalmıyor tabii ki. Yakın gelecek için de beni çok heyecanlandıran, Borusanlıların yaşamını daha da kolaylaştıracağına inandığım bazı planlarım var! Önümüzdeki dönemde özel günlerde Borusanlıların sevincine ve coşkusuna ben de ortak olmak istiyorum. Etkileşimde olduğum tüm Borusanlılar benim için çok değerli. İnanıyorum ki ilerleyen zamanlarda doğum günlerini ilk ben kutlayacağım, işe giriş yıldönümlerinde onları yalnız bırakmayacağım! Daha proaktif davranacak, bazı durumlarda sohbeti kendim başlatarak Borusanlıların yanında olmaya devam edeceğim. </p>



<p>Buradan henüz sohbet etme şansı yakalayamadığımız Borusanlılara da seslenmek isterim. Ben senin yaşamını kolaylaştırmak, İK süreçlerini hızlandırmak için buradayım! Maaş ve sigorta konularından izin ve yetenek yönetimine dek İK ile ilgili merak ettiğin her konuda bana Teams üzerinden dilediğin zaman ulaşabileceğini unutma!</p>



<p>Süper heyecanlı ve bol etkileşimli bir dönem Borusan&#8217;da bizi bekliyor. Borusan&#8217;daki gelişim yolculuğum bundan sonra da hız kesmeden sürecek! Heyecan verici gelişmelerle yeniden buluşmak üzere! </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusandaki-heyecan-dolu-yolculugum-ve-yeni-baslangiclar-chatbottan-mektubunuz-var/">Borusan’daki Heyecan Dolu Yolculuğum ve Yeni Başlangıçlar: Bi’Bilen’den Mektubunuz Var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anahtar Kadında, Kadınlar Atölyede</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/anahtar-kadinda-kadinlar-atolyede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rümeysa Eygi Müsellim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2022 07:48:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlar üzerindeki baskı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tam olarak sağlanamamış olması ne yazık ki hala var olan ve hepimizin mücadele etmesi gereken bir sorun olarak karşımızda duruyor. Kadınlarla erkeklerin yan yana yürüdükleri, tüm eşitsizliklerin ortadan kalktığı bir dünya hayaliyle yapılan çalışmalar sonucunda önemli bir yol alınmış olsa da hala istenen noktaya ulaşabilmiş değiliz. Kadınlara karşı önyargıları [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/anahtar-kadinda-kadinlar-atolyede/">Anahtar Kadında, Kadınlar Atölyede</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kadınlar üzerindeki baskı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tam olarak sağlanamamış olması ne yazık ki hala var olan ve hepimizin mücadele etmesi gereken bir sorun olarak karşımızda duruyor. Kadınlarla erkeklerin yan yana yürüdükleri, tüm eşitsizliklerin ortadan kalktığı bir dünya hayaliyle yapılan çalışmalar sonucunda önemli bir yol alınmış olsa da hala istenen noktaya ulaşabilmiş değiliz.</p>



<p>Kadınlara karşı önyargıları kırmak zorlu bir mücadele ve her geçen gün karşımıza yeni zorluklar çıkabiliyor. Tam, kadınlar çalışmaz yargısını kırdık derken toplumumuz şimdilerde de meslekleri ‘kadın / erkek mesleği’ olarak ayırmaya başladı. Bu ayrımların belki de en büyüğü, kesinlikle erkek mesleği olarak kabul edilen mesleklerden biri benim mesleğim, yani teknisyenlik.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254_2-1-1024x683.png" alt="Anahtar Kadında, Kadınlar Atölyede" class="wp-image-3261" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254_2-1-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254_2-1-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254_2-1-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254_2-1.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Teknisyen olmak için erkek olmaya gerek yok, biraz pratik zekâ, biraz özveri ile beraber halledemeyeceğimiz bir şeyin olmadığını düşünüyorum. </p></blockquote>



<p>Borusan Oto’da mekanik teknisyeni olarak çalışmamı daha ilkokuldayken kendi yolunu çizen, her zaman motorlara bir mücevhere bakar gibi bakan küçük kız çocuğuna borçluyum. Bu güzel hikâyenin mimarı o.</p>



<p>Benim hikayem daha 12 yaşımda başladı; motorları çok seviyordum, bu mesleği yapıp teknisyen olmaya karar verdim. Fakat, önümde bana örnek olabilecek kimsenin olmaması ve yapmak istediğim mesleğin toplumsal olarak kabul edilmiş bir erkek mesleği olması aslında beni biraz sancılı bir yolculuğa başlatmış oldu. Fakat çok kararlıydım. Sanıyorum ki bu kararlı tutumum, işte benim mesleğim dediğim mesleğe çocukluğumda karar vermiş olmam ve ailemin koşulsuz desteği beni teknisyen yaptı. Aile demişken, bu yolda en önemli desteği hep ailemden gördüm. Bir an olsun bana başka meslek yap demediler. Biz senin her zaman arkandayız diyerek destek oldular. Başarımı onlara borçluyum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Hayalimin hep motorları tamir etmek, onlarla iç içe olmak olduğunu duyanlar çok şaşırıyordu.</p></blockquote>



<p>Eğitim sürecinde ilk başlarda zorlandım fakat hiç kimse teknisyen olarak doğmuyor; meslek ile ilgili gerekli eğitimleri aldıktan sonra biraz da merakınız varsa çorap söküğü gibi geliyor her şey. Eğitim hayatım boyunca başarılı olabilmek için çok çalıştım, çok uykusuz kaldım fakat geldiğim bu noktaya baktığımda her şeye değdiğini çok daha iyi anlıyorum.</p>



<p>Üniversiteden uçak ve helikopter bakım teknisyeni olarak mezun olduktan sonra iş aramaya koyuldum. İlanların çoğunda cinsiyet seçimi olarak erkek vardı, ümidimi kaybetmek üzereyken Borusan Otomotiv Grubu’nun “Borusan Oto Anahtar Kadında” projesi ile karşılaştım. Çok şaşırdım, fakat otomotive olan ilgimle beraber iş başvurumu çok umutlu ve mutlu bir şekilde yaptım. </p>



<p>Geri dönüş bekliyor muydum? Evet, ama bir yandan da acabalarla doluydum. İşe başladığımda ilk zamanlar biraz tereddütlü ve endişeliydim; acaba yapabilir miyim, uyum sağlayabilir miyim diye… Bir süre sonra uygulamam gereken o güce de adapte olmaya başladım. Öğrenme süreci herkeste olduğu gibi devam ediyor tabii.</p>



<p>İş hayatında ise bu mesleğe erkek mesleği gözüyle bakan azınlığın yanı sıra beklemediğim kadar da ‘kadınlar bu mesleği daha dikkatli, daha hassas yapar, çok da iyi yapar’ düşüncesi olduğunu gördüm. Haklılardı! Bu mesleği kadınlar yapar, çok da güzel yapar. İnce gözlemlerimiz, malzemelere biraz daha hassas yaklaşmamız, düzenli ve temiz çalışmamız, dikkatimiz bizi bu meslekte başarılı yapar. Çok da güzel yerlere geliriz. Bir kadın bir işi yapmak istesin yeter ki.</p>



<p>Ben, kendimle ve diğer kadın teknisyen arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Gelecekte teknisyen olmak isteyen, mesleğin cinsiyeti olmadığını duymaya ihtiyaç duyan tüm kız çocuklarına güzel bir örnek olabilirsek ne mutlu bize! Motor seven, teknisyen olmak isteyen kadın arkadaşlarım; bu yolda kendinize hatırlatmanız gereken tek bir şey var mesleklerin cinsiyeti yoktur, bu tarz düşünceler sadece ön yargıdan ibarettir ve biz ne istersek yapabilecek gücü ancak kendimizde bulabiliriz!</p>



<p>Hayallerinin peşinden hiç pes etmeden giden, üreten, başaran tüm kadınlarımızın ve bizi bu kadar güçlü yetiştiren annelerimizin kadınlar günü kutlu olsun… </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/anahtar-kadinda-kadinlar-atolyede/">Anahtar Kadında, Kadınlar Atölyede</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik Ruhu</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/girisimcilik-ruhu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ebru DORMAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 14:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çağımızın belki de en önemli özellikleri değişim hızı ve gittikçe yükselen belirsizlik. Sadece değişime maruz kalan değil, değişimi yönlendiren kişi veya kurumlardan biri olmak için de artık girişimci ruhumuzun güçlü olması gerekiyor. Peki nedir bu girişimcilik ruhu? Her şeyden önce tutkulu olmak. Merak etmek, problemlere yaratıcı çözümler bulabilmek. Elbette, risk alabilmek. Yeniliklere açık olmak. Sınırları [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/girisimcilik-ruhu/">Girişimcilik Ruhu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çağımızın belki de en önemli özellikleri değişim hızı ve gittikçe yükselen belirsizlik. Sadece değişime maruz kalan değil, değişimi yönlendiren kişi veya kurumlardan biri olmak için de artık girişimci ruhumuzun güçlü olması gerekiyor. Peki nedir bu girişimcilik ruhu?</p>



<p>Her şeyden önce tutkulu olmak. Merak etmek, problemlere yaratıcı çözümler bulabilmek.</p>



<p>Elbette, risk alabilmek. Yeniliklere açık olmak. Sınırları zorlamak. Denemekten, reddedilmekten, başarısızlıktan korkmamak.</p>



<p>Olumlu düşünmek. Kendine güvenmek, başarabileceğine inanmak. Her zorluğu bir fırsat olarak görmek. Belirsizlikten çekinmemek. </p>



<p>Zamanı gelince harekete geçmek. Aksiyon odaklı olmak. Hem hırslı ve kararlı hem de esnek ve değişime açık olmak. Bir amaca ulaşmanın birden fazla yolu olduğunu bilmek. Ümidini kaybetmeden, olumsuz telkinlerden etkilenmeden yoluna devam edebilmek.</p>



<p>Belki de en önemlisi hayal ortaklarını bulabilmek. Takım arkadaşı, mentor, yatırımcı, iş ortağı gibi hedefimize ulaşmamıza yardımcı olabilecek herkesi hayal ortağına dönüştürebilmek. </p>



<p>Girişimcilik ruhunu bir kasa benzetiyorum. Kas geliştirmenin kendimizi zorladığımızda kasların yırtılıp kendini onarması ve daha güçlü olarak yeniden yapılanmasından ibaret olduğunu öğrendiğimde bu benzetmenin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım.</p>



<p>Nasıl ki kaslarımız kullandıkça güçlenirse, girişimcilik ruhu da kullandıkça gelişiyor. Girişimcilik kasımızı geliştirirken yeni fırsatlara açık olmamız, konfor alanımızın dışına çıkmayı kabul etmemiz, başarısızlıktan korkmamamız gerekiyor.</p>



<p>Başarısızlıklar bizi daha güçlü yapıyor. O yüzden kendimizi zorlamaktan ve zaman zaman başarısız olmaktan korkmayalım. Hatta nasıl ki kas çalıştırırken hep aynı egzersizi yapmak yerine değişik egzersizler yapmamızda fayda varsa, kendimizi zorladığımız alanlara hep yenilerini eklememizde de fayda var. </p>



<p>Unutmayalım ki eğer yeteri kadar başarısız olmamışsak, kendimizi yeteri kadar zorlamamış ve gerçek potansiyelimize ulaşmamışız demektir. Konfor alanımızı terk etmek sadece girişimcilik ruhu açısından değil, kişisel ve kariyer gelişimimiz açısından da müthiş önemli. Çincede aynı kelimenin hem risk hem de fırsat anlamına geldiğini öğrendiğimde de ne kadar da isabetli diye düşünmüştüm tam da bu sebepten.</p>



<p><strong>Girişimci Olmanın Yeri ve Yaşı Yok</strong></p>



<p>Ben girişimciyi bir problemi çözmek veya bir fırsatı değere dönüştürmek için harekete geçen kişi olarak tanımlıyorum. Girişimcilik bir meslek değil, bir ruh hali, bir kafa yapısı, bir yaklaşım. Girişimci olmak için ille de bir startup kurmanız gerekmiyor. Çalıştığınız kurumun içinde de girişimcilik ruhu ile attığınız adımlar hem kendi gelişiminize hem de kurumunuza büyük fayda sağlayabilir. </p>



<p>Girişimciliğin yeri olmadığı gibi yaşı da yok aslında. Nasıl ki spora başlayıp kas geliştirmenin bir yaşı yoksa girişimcilik ruhu için de bu geçerli. Hatta araştırmalar gösteriyor ki hem büyüme hızı hem de en başarılı IPO -halka arz ve çıkışlar- açısından değerlendirildiğinde en başarılı şirketlerin kurucuları söz konusu şirketi kurduklarında 40’lı yaşlarındaydılar. 2,7 milyon girişim arasında en başarılı 1000’de birlik dilime giren girişimcilerin şirketlerini kurdukları yaş ortalaması 45.</p>



<p>Başarılı bir girişimci olma olasılığı 20’li yaşlardan 41 yaşına kadar azalma gösterip 41 yaşından sonra da artış gösteriyor diye görülmüş. 50’li yaşlarındaki bir bireyin başarılı bir girişim kurma olasılığı 20’li yaşlarındaki bir birey ile benzer seviyede.</p>



<p>Genç girişimciler daha cesur ve teknolojiye daha aşina olabilir ama daha ileri yaşlardaki girişimcilerin tecrübesi, güçlü ilişki ağı ve kaynaklara erişim gücü gibi avantajları bunu dengeliyor. </p>



<p><strong>Girişimci Ruhlu Kurumlar</strong></p>



<p>Girişimcilik ruhu sadece bireyler değil kurumlar için de geçerli bir kavram. Girişimcilik ruhuna sahip kurumlar; çalışanlarının yenilikçi fikirler geliştirmesini cesaretlendiren, bunlara değer veren, risk almaya fırsat tanıyan, yeni fikirler başarısızlıkla sonuçlansa da bunu bir öğrenim olarak gören, hiyerarşinin yaratıcılığın önüne geçmesini engelleyen kurumlardır.  </p>



<p>Bu sebeple, büyük kurumların startupların iş yapma modellerinden öğrenecekleri çok şey olduğunu düşünüyorum. Kurum içi girişimcilik, startuplar ile iş birliği yapmak, yeni ürün ve hizmetler, yaratıcı iş modelleri, yepyeni müşteri deneyimleri sunarken açık inovasyonu kucaklamak her geçen gün önemi artan konular.</p>



<p>Yeniliğe açık olmayan, “bize bir şey olmaz” diyen şirketlere Nokia gibi değişime ayak uyduramadığı için yok olan pazar liderlerinin hikâyesini hatırlatıyorum.  </p>



<p><strong>Kurumlar İçin Dönüşüm Zamanı</strong></p>



<p>Profesyonel hayatımda değişim yönetimi uzmanlık alanlarımdan biri oldu diyebilirim. Kurumsal değişim programlarında genelde teknoloji, süreç ve insan bacağından bahsederiz. Çoğu zaman teknoloji sürücü koltuğunda görünse de aslında diğer iki faktör başarılı dönüşümleri başarısız olanlardan ayırmada çok daha büyük önem taşır.</p>



<p>Dönüşümden bahsediyorsak mevcut süreçleri nasıl daha hızlı, daha ucuz, daha az hata ile yaparım sorusu yerine, bu süreçlere neden ihtiyacım var, ne amaca hizmet ediyorlar, o amaç hala geçerli mi, bu amaca başka nasıl ulaşırım diye sorgulamamız lazım. Bunu yapmadığımızda bir dönüşüm değil sadece iyileşme yapmaya çalışıyor oluruz.</p>



<p>Ama dönüşümün başarısındaki en önemli faktör insan!</p>



<p>Dönüşümden en çok etkilenecek paydaş gruplarının temsilcilerinin katılımcı olduğu bir yaklaşım kurumsal dönüşümün başarısında büyük rol oynar. Tüm paydaşlara dokunmak için ise iletişim en önemli aracımız. Dönüşümün gereğini, nasıl olacağını, beklenen sonuçları, olumlu veya olumsuz değişiklikleri, destek mekanizmalarını iyi anlatmamız, herkesin kendini bütünün parçası olarak görmesini sağlamamız çok önemli.</p>



<p>Bütünün parçası demişken çok sevdiğim bir hikâyeyi paylaşmak isterim. NASA’da çalışan bir temizlik görevlisine, işinin ne olduğunu sormuşlar. Aya insan gönderen ekibin parçasıyım demiş. Ne hoş, değil mi? Transformasyonel bir hedefe ulaşmak için çaba sarf ederken tüm ekip arkadaşlarımızın o hedefi sahiplenmelerini sağlamak ne kadar etkili olur…</p>



<p><strong>Davet</strong></p>



<p>Değişim ve dönüşüme bakış açınız ve inançlarınız sizin için yaratacakları sonuçları da belirleyecektir. Değişim hayatımızın olmazsa olmaz parçalarından biri. Hepinizi değişimi kucaklamaya, sadece değişime maruz kalmadığımız ona katkıda bulunduğumuz bir hayat sürmeye davet ediyorum. Girişimcilik ruhu giderek daha önemli bir hale gelirken hem bireysel hem kurumsal düzeyde bu değişimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum…</p>



<p>Kendiniz ve çevreniz ile ilgili inanç ve beklentilerinizin, her türlü değişime olan cevabınızın olumlu olduğu, pozitif enerji ve girişimcilik ruhu ile taçlandırılmış bir yaşam diliyorum.<strong> </strong></p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/girisimcilik-ruhu/">Girişimcilik Ruhu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemiye Kuş Bakışı Bölüm I: İş Dünyası Nasıl Değişiyor?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pandemiye-kus-bakisi-bolum-i-is-dunyasi-nasil-degisiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 15:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şubat ayından itibaren başlayan pandemi dönemi hayatlarımıza damgasını vurdu. Daha önce benzeri görülmemiş, etkilerinin ne olacağını, ne kadar süreceğini kestiremediğimiz bir kriz döneminden geçiyoruz. Kesin olan bir şey varsa o da içinden geçtiğimiz bu dönemin çalışma biçimlerimizi ve sosyal yaşantımızı köklü bir biçimde değiştirdiği. Evlerimizden mecburi olmayan durumlar dışında çıkmadığımız bir dönemden, kontrollü ve temkinli [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemiye-kus-bakisi-bolum-i-is-dunyasi-nasil-degisiyor/">Pandemiye Kuş Bakışı Bölüm I: İş Dünyası Nasıl Değişiyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şubat ayından itibaren başlayan pandemi dönemi hayatlarımıza damgasını vurdu. Daha önce benzeri görülmemiş, etkilerinin ne olacağını, ne kadar süreceğini kestiremediğimiz bir kriz döneminden geçiyoruz. Kesin olan bir şey varsa o da içinden geçtiğimiz bu dönemin çalışma biçimlerimizi ve sosyal yaşantımızı köklü bir biçimde değiştirdiği. Evlerimizden mecburi olmayan durumlar dışında çıkmadığımız bir dönemden, kontrollü ve temkinli sosyalleşmeye geçtiğimiz, hayatın yeni bir normale doğru evrildiği bir aşamaya geçiş yaptık. </p>



<p>Pandemiye Kuş Bakışı isimini verdiğimiz, üç bölümlük webinar ve yazılardan derlenmiş içerik seçkilerimizle geçtiğimiz son altı ayı mercek altına alıyoruz. Serinin bu ilk bölümünde dijitalleşme, girişimcilik, teknoloji, müşteri ve çalışan deneyimi perspektiflerinden bu dönemi ele alıyoruz.</p>



<p><strong><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/cok-boyutlu-kriz-yonetimi-12">ÇOK BOYUTLU KRİZ YÖNETİMİ</a></strong></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/6NxRG_jUfPU" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Holding Grup CEO’su Erkan Kafadar ile McKinsey Türkiye Direktörü Can Kendi gerçekleştirdikleri keyifli sohbette çok boyutlu kriz yönetimini ele aldı. Erkan Kafadar Borusan’daki “Çalışanımı, İşimi, Paydaşımı Korurum” şeklindeki üç ayaklı stratejinin nasıl hayata geçtiğine değinirken, Can Kendi farklı sektörlere ilişkin analizlerine yer verdi, dünyadan iyi uygulamaları anlattı ve yeni fırsat alanlarına dikkat çekti.</p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/covid-19-sonrasi-girisimcilik-ve-startup-dunyasi-159"><strong>COVİD-19 SONRASI GİRİŞİMCİLİK VE STARTUP DÜNYASI</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/CxfCV0am-F0" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Araç İhale Genel Müdürü Sinan Barutçuoğlu ve CDO Turkey ve Startup Trace CEO’su Bülent Kutlu bu webinar’da girişim ve startup ekosistemindeki değişimleri ele aldı. Dünyanın farklı bölgelerinde fonların yaklaşımı ile Türkiye’deki yatırımcı ekosisteminin farklılıklarına değinildi. Girişimcilerin bu dönemde dikkat etmesi gereken noktalar tartışılırken, hayatımıza yeni girecek iş modelleri konuşmanın ilgi çekici kısımlarını oluşturdu. </p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/covid-19-dijitallesme-ve-isin-gelecegi-172"><strong>COVİD-19,DİJİTALLEŞME VE İŞİN GELECEĞİ﻿</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/6hHtuwArRlM" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Holding Grup CIO Ümit Aslantekin’in moderatörlüğünde gerçekleşen webinara Borusan Lojistik Stratejik Dönüşüm Genel Müdür Yardımcısı Tuğba Paşalı Karacan, Borusan Otomotiv Dijital Dönüşüm İcra Kurulu Üyesi Aslı De Munnink ve Borusan CAT ArGe ve BT İcra Kurulu Üyesi Tayfun Özçay katıldı. Webinar’da pandemi döneminin şirketlerin dijitalleşme çabalarına etkileri; ürün, hizmetler, iş modelindeki değişimler  ile kültürel değişim konuları tartışıldı. </p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/pandemi-surecinde-calisan-deneyimi-167"><strong>TEKNOLOJİNİN GÜCÜYLE KESİNTİSİZ ÜRETİM</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/K4EwERmiy28" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Holding Grup CIO Ümit Aslantekin’in moderatörlüğündeki diğer bir teknoloji paneline Borusan Mannesmann Dijital Teknolojiler Genel Müdür Yardımcı Muammer Kızılaslan ve Borçelik ArGe ve Dijital Dönüşüm İcra Kurulu Üyesi Mustafa Ayhan konuk oldu. Üretim gibi kritik bir alanda çalışmaların devam edebilmesi için çalışan sağlık ve güvenliğine yönelik teknolojik uygulamalar tartışıldı. Gerçek zamanlı konum takibinden, karekod, mobil ve giyilebilir teknolojilere farklı çözümler ele alındı.</p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/pandemi-surecinde-calisan-deneyimi-167"><strong>PANDEMİ SÜRECİNDE ÇALIŞAN DENEYİMİ</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/ywvS1ztagRo" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Supsan Genel Müdürü Salih Alson ve Master Coach Dilek Yıldırım bir araya geldiği bu webinar’da çalışan deneyimini konuştu. Günümüzün belirsiz ve karmaşık döneminde koçluğun rolüne, dayanıklılık, değişime uyumlanma, iletişim gibi insan psikolojisine dair konular değerlendirildi. Bu dönemde çalışanların zaman yönetimi ve endişeleri gibi yaşadıkları sorunlar ele alındı; çalışan bağlılığına ilişkin ufuk açan bir sohbet gerçekleşti. </p>



<p><a href="https://dayanismaplatformu.com/tr/webinarDetay/belirsizlik-donemlerinde-kesintisiz-musteri-memnuniyeti-nasil-saglanir-140"><strong>BELİRSİZLİK DÖNEMLERİNDE KESİNTİSİZ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ NASIL SAĞLANIR?</strong></a></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/vbg_jsy0ccY" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><br></p>



<p>Borusan Cat İcra Kurulu Başkanı Özgür Günaydın ve Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat müşteri deneyimi odaklı webinarımızda bir araya geldi. Kurumların hazırlıksız yakalandığı bu dönemden müşteriler de etkilendi. Borusan Cat bu dönemde ortaya çıkan müşteri ihtiyaçlarını, memnuniyeti etkileyebilecek sıkıntıları ve geçmişte yaptığı yatırımları bu dönemde kesintisiz memnuniyet sağlamak üzere nasıl adapte ettiklerini anlattı.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemiye-kus-bakisi-bolum-i-is-dunyasi-nasil-degisiyor/">Pandemiye Kuş Bakışı Bölüm I: İş Dünyası Nasıl Değişiyor?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Teknoloji Liderinin Gözünden Krize Bakış</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bir-teknoloji-liderinin-gozunden-krize-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Ayhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 11:33:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[krize bakış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2326</guid>

					<description><![CDATA[<p>16 Mart tarihine kadar dışarıda olanları izleyip duruyorduk; hayatımıza direk etkisi olmayan koronavirüsü biliyorduk ama çok da ilgilenmiyorduk. 16 Mart’ta okulların tatil edilmesi ile başlayan ve ard arda alınan kararlar ve hayatımızın kısıtlanması, koronavirüsün ne kadar hayatımızın içinde olduğunu gösterdi. Birey olarak korku ve endişe ile artan sayıları izlerken, bir lider olarak çalışanlarımı korumak için [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bir-teknoloji-liderinin-gozunden-krize-bakis/">Bir Teknoloji Liderinin Gözünden Krize Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>16 Mart tarihine kadar dışarıda olanları izleyip duruyorduk; hayatımıza direk etkisi olmayan koronavirüsü biliyorduk ama çok da ilgilenmiyorduk. 16 Mart’ta okulların tatil edilmesi ile başlayan ve ard arda alınan kararlar ve hayatımızın kısıtlanması, koronavirüsün ne kadar hayatımızın içinde olduğunu gösterdi. Birey olarak korku ve endişe ile artan sayıları izlerken, bir lider olarak çalışanlarımı korumak için neler yapabileceğimi düşünmeye başladım, diğer bir çok lider gibi, önceliğim çalışanlarımın sağlığını korumaktı.</p>



<p>Mart’ın ikinci yarısında şirketler uzaktan çalışmaya geçmeye ve fabrikalarını kapatmaya başladı. Biz fabrikayı kapatmadık; hem işimizi hem de çalışanımızı koruyacaktık, işte bu gerçekten zor bir görevdi! Ofis çalışanlarımızın büyük bir kısmını uzaktan çalışmak üzere evlerine gönderirken üretim çalışanlarımız için tesislerimizde birçok önlem aldık. Yani bizim için geri dönüş söz konusu değil, biz hep buradaydık. </p>



<p>Kriz zamanlarında hızlı karar almak çok önemli, uzağa değil daha yakın zamana hatta önümüzdeki 24 saate odaklanmamız gerekti çoğunlukla. Peki, dijital ve Ar-Ge’den sorumlu, proje bazlı çalışan ben ne yapabilirdim bu ortamda? Ben bugünü değil, geleceği konuşmaya alışık iken bu krizde ne yapacaktım? </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bugünü değil, geleceği konuşmaya alışık iseniz bu krizde ne yapabilirsiniz?</p></blockquote>



<p>“Bimodal IT” diye bir kavram vardır; buraya gelmeden önce çalıştığım Gartner şirketinin bizlere öğrettiği bir kavram. Benim özetim; bir taraftan operasyonları devam ettirirken, geleceğe odaklanmayı unutma ve organizasyonun büyümesi, yeni iş modelleri deneyimlemesi için de çalış der. </p>



<p>Aslında bugünler için güzel bir pratik; bir yandan günlük kriz toplantılarına katılıp yangın söndürebilirsin, diğer yandan kriz sonrasını hayal ederek o günlere hazırlıklı olabilmek için çalışmalar yapabilirsin. Ben de böyle yapıyorum; başta günlük başlayan şu anda haftada üç kez yapılan kriz toplantılarına katılıyorum. Dijital/bilişim liderlerine kriz toplantılarına katılmalarını şiddetle tavsiye ederim, bu toplantılarda birçok kullanım senaryosu çıkıyor bizler için. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Günlük kriz toplantılarına katılıp yangın söndürebilirsin, diğer yandan kriz sonrasını hayal ederek çalışmalar yapabilirsin.</p></blockquote>



<p>Birçok fikir var, onları hayata geçirmek için yola çıkıp mevcut süreçlerde iyileştirme/dijitalleşme bile yapabiliyorsunuz. Biz vardiya planlama konusunda birçok iyileştirme kaydettik örneğin. Yine mobil cihazlar ile çalışanımıza anında ulaşabilmek için Bi’İşler uygulamamızı her gün geliştiriyoruz. Bunun yanında ihtiyaç olabilecek yeni teknolojileri toplantılarda not alıp Ar-Ge’deki arkadaşlar ile araştırmalar yapıyoruz. COVID-19 krizi sürecinde ekibimin en öncelikli konusu haline geldi ve birçok teknolojik gelişmeyi çok yakından takip ediyoruz. </p>



<p><strong>HER BİRİME EN AZ BİR VERİ ANALİSTİ</strong></p>



<p>Kriz toplantıları, yangın söndürme konularının yanında kriz sonrasını da unutmadık. Çalışanlarımızın bu süreç sonrasında çalışacağımız konulara hazırlıklı olması için Microsoft ile birlikte Yapay Zeka Akademisi’ni başlattık. Her iş birimi için en az bir veri analisti yetiştiriyoruz. Onları bizim veri mühendisi ve veri bilimcileri buluşturup 15 grup yaptık ve bu 15 grup gerçek problemlerini masaya yatırıp veri analizi yöntemlerini kullanarak çözüyorlar. Bu sayede hem veri okur yazarlıkları artıyor hem de veri  platformlarını nasıl kullanacaklarını öğreniyorlar. </p>



<p>Yine COVID-19 öncesinde başlattığımız Süreç ve Sorumluklar projemizi devam ettiriyoruz, uzaktan toplanmak daha kolay oluyor; toplantı odası bulma, bir araya gelme stresi olmadan konuya odaklanarak bütün süreçlerimizi gözden geçiriyoruz. COVID-19 sonrasında çok daha yalın ve çevik süreçlerimiz ile hayatımıza devam edeceğiz. Bu tip türbülans zamanları çalışanımıza yatırım yapıp, yeniden eğitip yeni dünyaya hazırlamak için harika bir fırsat! Eğitim ve gelişim faaliyetlerine tam gaz devam etmemiz gereken bir dönem bu!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Türbülans zamanları çalışanımıza yatırım yapıp, yeniden eğitip yeni dünyaya hazırlamak için harika bir fırsat.</p></blockquote>



<p>Bugüne baktığımda, esnek, çevik bir ekibe sahip olmanın önemini bir kez daha anladım ve böyle bir ekibim olduğu için çok şanslıyım. Önceliklerimiz değişse de bilim ve teknoloji bizim kutup yıldızımız. Geçmişte yazılmış birçok akademik yayın bugün hayata geçmek için bizi bekliyor, kullanım senaryoları hazır, biz de onları teknoloji ile buluşturmaya hazırız.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bir-teknoloji-liderinin-gozunden-krize-bakis/">Bir Teknoloji Liderinin Gözünden Krize Bakış</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Krizler Liderler İçin Bir Sınav Mı, Fırsat Mı? Yoksa Her İkisi Mi?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/krizler-liderler-icin-bir-sinav-mi-firsat-mi-yoksa-her-ikisi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2020 11:41:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin’de başlayan ve kısa sürede Dünya’ya yayılan COVID-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi ne yazık ki ülkemizi de etkisi altına aldı. Koronavirüsünün gündemimize ve hayatlarımıza girmesiyle birlikte bizler de daha önce benzerini yaşamadığımız yeni bir döneme girdik ve daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir krizle karşı karşıya kaldık. Bu dönem hem kişisel hayatlarımızda hem de [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/krizler-liderler-icin-bir-sinav-mi-firsat-mi-yoksa-her-ikisi-mi/">Krizler Liderler İçin Bir Sınav Mı, Fırsat Mı? Yoksa Her İkisi Mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çin’de başlayan ve kısa sürede Dünya’ya yayılan COVID-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi ne yazık ki ülkemizi de etkisi altına aldı. Koronavirüsünün gündemimize ve hayatlarımıza girmesiyle birlikte bizler de daha önce benzerini yaşamadığımız yeni bir döneme girdik ve daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bir krizle karşı karşıya kaldık. Bu dönem hem kişisel hayatlarımızda hem de iş yapış şekillerimizde birçok değişikliği de beraberinde getirdi. Sürekli gelişmeleri takip etmeye, elimizden geldiğince önlem almaya, kendimizi ve sevdiklerimizi korumaya çalışıyor, tüm bunları yaparken de psikolojimizi güçlü tutarak sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ediyoruz. Bu süreci yönetmenin hiç de kolay olmadığını söylesem sanıyorum birçoğunuz bana hak verirsiniz. Dünya değişiyor. Dünyada her şey hızlı bir şekilde değişiyor. Yeni dünya tüm düzenleri değiştirerek yeni bir düzen oluşturuyor.</p>



<p>Son yıllarda hayatımıza giren “VUCA Dünyası” terimini hepimiz bolca duyduk, hakkında konuşmalar dinledik, kitaplar okuduk. Bu belirsiz dünyada ayakta sağlam kalabilmek için çevikliğin ve dayanıklılığın önemini iyice kavradık ve karşılaştığımız zor koşulların bu şekilde üstesinden geldik. İş yapış şeklimizi “Agile” (çevik), yetkinliklerimizi “Resilience”(dayanıklılık) kavramları çerçevesinde değerlendirdik. Ama sanıyorum daha önce hiçbirimiz şu anda içinde bulunduğumuz dönem kadar bilinmez ve zorlayıcı bir süreçte sağlam durabilmeyi deneyimlemedik. Tüm dünya alışılagelmişin dışında bir belirsizliğin içindeyken hepimizi de yeni bir sınav bekliyor.</p>



<p>Her gün beklenmedik haberler almaya devam ederken; şirketler sadece onları etkileyen değil dünyada olan olayları anlamaya, bunlara doğru tepkiler vermeye çalışırken her birinden dersler çıkarmaya da gayret ediyor. Bilinmezliğin ve endişenin yaygın olduğu bu günlerde, en büyük görevlerden biri ise liderlere düşüyor. Liderlerin bu süreçte işin sürdürülebilirliğini sağlamakla birlikte, harekete geçmek ve geçirmek, güven vermek, belirsizlikleri ve korkuları hafifletmek gibi önemli sorumlulukları var. Bu sorumluluklarımızı yerine getirirken bizi “lider” yapan en önemli güç ise sergilediğimiz yetkinliklerimiz. İçinde olduğumuz süreçte özellikle yetkinliklerimiz üzerine odaklı çalışma fırsatı bulabileceğimize, güçlü ve yatırım yapmamız gereken yetkinliklerimizin daha çok farkına varacağımıza inanıyorum.  İçinde bulunduğumuz bu kriz dönemini, liderliğimiz hakkında farkındalığımızın arttığı ve belki de en büyük sınavlarımızı verdiğimiz zorlayıcı zamanlar olarak nitelendiriyorum. Tabiri caizse doğal değerlendirme merkezindeyiz diyebilirim.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bizi ‘lider’ yapan en önemli güç, sergilediğimiz yetkinliklerimiz.</p></blockquote>



<p><strong>FARKINDALIK VE DUYGUSAL ZEKA</strong></p>



<p>Borusan Grubu’nda tüm insan odaklı süreçlerimizin bazını oluşturan Borusan Grubu Liderlik Modeli’nde yer alan yetkinliklerimize baktığımızda, ister işinizin lideri, ister bir ekibinizin, ister bir şirketin lideri olun; mutlaka güçlü olduğunuz ya da üzerine yatırım yapacağınız yetkinlikler vardır. Özellikle bunun gibi belirsiz ve zor dönemlerde mutlaka öne çıkartmamız ve sıklıkla kullanmamız gereken belli başlı yetkinlikler çok daha kritik bir hale geliyor. Ama önce “insan” diyoruz, bu sebeple her lider “Farkındalık ve Duygusal Zeka” yetkinliğini kullanarak hem kendi özünü fark etmeli hem ekiplerini desteklemeli hem de çevresini anlayarak herkese gerekli desteği sağlayabilmeli. Bütünsel resmi doğru okuyarak nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini belirlemeli, geleceği düşünerek bugünün adımlarını atmalı, ekiplerini de bu vizyon doğrultusunda doğru bir şekilde yönlendirmeli ve koordine edebilmelidir.</p>



<p>Öğrenmeye olan devingen yaklaşımıyla bilinen ve sayısız liderlik konulu kitaba imza atan Brian Tracy, “Gerçek liderlik sınavı kriz anlarında nasıl davrandığınızla ilgilidir” diyor. Ben de içinde bulunduğumuz süreci hepimiz için hem bir sınav hem de bir fırsat olarak görüyorum. Bu günler hepimiz için “zor zamanlarda sağlam durma” sınavı. Bugüne kadar küçük büyük birçok pratik yapma fırsatımız oldu, şimdi ise elimizde uygulamak için eşsiz bir fırsat var. Eğer bu süreci doğru değerlendirirsek çıkarılacak çok fazla ders olduğunu göreceğiz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gerçek liderlik sınavı kriz anlarında nasıl davrandığınızla ilgili.</p></blockquote>



<p>Bu süreçte her birimizin koşulları ve ihtiyaçları farklı. Kimimiz evinde tek başına, kimimiz evinde hem çocuklarına bakmak hem de çalışmak durumunda. Kimimiz sevdikleri için endişeleniyor, kimimizin kaygıları ise kendisiyle ilgili. Hayat her zaman olduğu gibi şimdi de herkes için farklı yerden akıyor. Bu sebeple hepimizin sınavının farklı konulardan olacağını düşünüyorum.</p>



<p>Bu sınavları verebilmek için ise özümüze dönüp kendimizle derinden bir bağ kurmamız gerekiyor. Kendimize bugüne kadar hiç sormadığımız soruları soracağız belki ve daha önce farkına varmadığımız cevaplar bulacağız. İçinde bulunduğumuz bu dönem hangi şekilde ve ne tempoda çalışırsak çalışalım kendimize ayna tutmak için fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları ıskalamayalım, bu zor günlerden gelişerek çıkmanın yolunu bulacağımıza inanıyorum. </p>



<p>Belki de daha önce hiç karşılaşmadığımız bu süreçten güçlenerek çıkabilmek için olumlu tutumuzu korumamız, birbirimize destek olmamız ve iyimser bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. İyilik yapmak hepimizi iyileştirecek.</p>



<p>Bugünler geçecek ve hep birlikte yeni normal düzenimize geçiş yapacağız ve sevdiklerimize doya doya sarılacağız. #BeraberAşacağız </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/krizler-liderler-icin-bir-sinav-mi-firsat-mi-yoksa-her-ikisi-mi/">Krizler Liderler İçin Bir Sınav Mı, Fırsat Mı? Yoksa Her İkisi Mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişimin Değişmez Unsuru: İnsan</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/degisimin-degismez-unsuru-insan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 13:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2131</guid>

					<description><![CDATA[<p>21. yüzyıl şirketlerinin en önemli gündem maddesi kuşkusuz teknoloji ve dijitalleşme. Bununla beraber, büyük veri, yapay zeka, dijital teknolojilerin getirdiği faydaları konuşurken genellikle insan faktörünü gözden kaçırıyoruz. Yönetim gurusu Peter Drucker’ın “Kültür stratejiyi kahvaltı niyetine yer” sözünü hatırlayın. Drucker bu sözünde organizasyonel değişim yaratmak için strateji, yetkinlik ve kültürün bir arada tasarlanması gerektiğini ifade eder. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/degisimin-degismez-unsuru-insan/">Değişimin Değişmez Unsuru: İnsan</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/1280x720-Degisimin-Anahtari-Salih-Alson-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-2136" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/1280x720-Degisimin-Anahtari-Salih-Alson-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/1280x720-Degisimin-Anahtari-Salih-Alson-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/1280x720-Degisimin-Anahtari-Salih-Alson-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/1280x720-Degisimin-Anahtari-Salih-Alson.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/Borusan-Podcast_04Kasim-2019.mp3"></audio></figure>



<p>21. yüzyıl şirketlerinin en önemli gündem maddesi kuşkusuz teknoloji ve dijitalleşme. Bununla beraber, büyük veri, yapay zeka, dijital teknolojilerin getirdiği faydaları konuşurken genellikle insan faktörünü gözden kaçırıyoruz. Yönetim gurusu Peter Drucker’ın “Kültür stratejiyi kahvaltı niyetine yer” sözünü hatırlayın. Drucker bu sözünde organizasyonel değişim yaratmak için strateji, yetkinlik ve kültürün bir arada tasarlanması gerektiğini ifade eder. Oysaki teknolojik dönüşümden bahsederken, kültürel değişime nispeten çok az değinilir.</p>



<p>Bu podcast’imizde Borusan Grup şirketlerlerinden, Türkiye’nin en büyük motor subabı üreticisi Supsan’ın Genel Müdürü Salih Alson ile bir araya geldik ve çoğunlukla gözden kaçırılan, yeterince ihtimam gösterilmeyen veya kurumsal stratejilerde jenerik sıfatlara indirgenen “organizasyonel kültür” konusunu ele aldık.</p>



<p>Salih Alson 19 yıldır üretim, satış ve pazarlama alanında çalışan deneyimli bir lider. Kendisiyle Supsan deneyiminden yola çıkarak, organizasyonel kültürü şekillendirmenin inceliklerini tartıştık ve şu sorulara cevap aradık:</p>



<p><em>Kültürel değişim gerçekleştirme ihtiyacı hisseden bir organizasyon nereden başlamalı? </em></p>



<p><em>Kültürel değişimde liderlik nasıl bir rol oynar? </em></p>



<p><em>Çalışanların katılımı nasıl sağlanır?</em></p>



<p>Bu keyifli sohbetten hem işte hem hayatta gelişim sağlayacak bir ipucu verecek olursak o da şu olurdu: &nbsp;Racon kesmeyi&nbsp;ve egolarınızı bir kenara bırakın. Farkındalık kazanmaya ve geri bildirim almaya odaklanın.</p>



<p>Konuve konuk önerileriniz, programımızla ilgili yorumlarınız, görüşleriniz için&nbsp;<a href="mailto:merlino@borusan.com">merlino@borusan.com&nbsp;</a>adresine e-posta gönderebilirsiniz. </p>



<p>  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/degisimin-degismez-unsuru-insan/">Değişimin Değişmez Unsuru: İnsan</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/Borusan-Podcast_04Kasim-2019.mp3" length="51826419" type="audio/mpeg" />
<enclosure url="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/01/Borusan-Podcast_04Kasim-2019.mp3" length="51826419" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Teknoloji Çağında Neden “Sosyal Zeka” Önem Kazandı?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/teknoloji-caginda-neden-sosyal-zeka-onem-kazandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 15:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer & İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[CHRO]]></category>
		<category><![CDATA[CHRO Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[VUCA]]></category>
		<category><![CDATA[Yona]]></category>
		<category><![CDATA[zoya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=1663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda İK’cılar olarak sürekli organizasyonlarımızı geleceğe nasıl daha iyi hazırlarız konusunu farklı perspektiflerden tartışıyoruz. Geçtiğimiz hafta DataExpert ve Fortune Dergisi işbirliği ile düzenlenen CHRO Zirvesi’ne katıldım. Bu yılki konferansta dijitalleşme ve teknolojinin yanı sıra içinde yaşadığımız ve İngilizce’de VUCA kısaltmasıyla anılan değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) çağda “liderliğin” rolüne odaklandık. [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/teknoloji-caginda-neden-sosyal-zeka-onem-kazandi/">Teknoloji Çağında Neden “Sosyal Zeka” Önem Kazandı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda İK’cılar olarak sürekli organizasyonlarımızı geleceğe nasıl daha iyi hazırlarız konusunu farklı perspektiflerden tartışıyoruz. Geçtiğimiz hafta DataExpert ve Fortune Dergisi işbirliği ile düzenlenen CHRO Zirvesi’ne katıldım. Bu yılki konferansta dijitalleşme ve teknolojinin yanı sıra içinde yaşadığımız ve İngilizce’de VUCA kısaltmasıyla anılan değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) çağda “liderliğin” rolüne odaklandık.</p>



<p>Bu yıl konferansta gerçekleşen bir ankette, “esneklik”, “çeviklik” ve “iletişim” önümüzdeki 10 yılda liderlerin en önemli yetkinlikleri olarak öne çıktı. Bununla beraber, liderlik artık benim gibi pek çok profesyonelin de mutabık kaldığı şekliyle bir unvan, rol ve pozisyonla sınırlı bir olgu değil. Tüm şirketlerin stratejileri, inovasyon ve dijitalleşme odağında benzer hale gelirken, burada farkı yaratan bu stratejilerin hayata geçirilmesi oluyor. Çünkü uygulamaya inemeyen her strateji başarısız olmaya mahkum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>“Esneklik”, “çeviklik” ve “iletişim” önümüzdeki 10 yılda liderlerin en önemli yetkinlikleri.</p></blockquote>



<p>Vuca ortamında ve dijitalleşen dünyada başarılı olmak için bir faktör daha öne çıkıyor. O da&nbsp; “sosyal zeka.” Sosyal zeka kendimizin ve etrafımızdakilerin duygu ve davranışlarını anlama, farkındalık, ilişkilerimizi yönetme becerisini tanımlıyor. Bu yazıda “sosyal zekanın” neden her zamankinden daha önemli olduğunu sizlere anlatmak istiyorum.</p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>YENİ MESLEKLER DOĞUYOR</strong></p>



<p>Artık sadece bilim kurgunun değil, içinde yaşadığımız gerçekliğin de sorusu: Robotlar işlerimizi elimizden alacak mı? Gerçek şu ki rutin işler giderek daha fazla robotlar tarafından yapılır hale geliyor. Finans portföy yönetimi, e-ticaret sitelerindeki satış temsilcileri fark etmeseniz de artık robotların elinde. Avukatlık, tıp gibi meslekler de risk altında. Örneğin yapay zeka ile hastalıklar çok erken seviyede ve doğru olarak tespit edilebiliyor. Otonom araçlar devreye giriyor. Trafik kazalarını büyük oranda azalttıkları için kullanımları giderek daha da yaygınlaşacak.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Rutin işler robotlar tarafından yapılır hale geliyor.</p></blockquote>



<p>Bir uçta veribilimi, yapay zeka ve algoritmaları yazan, kodlayan meslekler diğer uçta ise psikolojiye, duygulara dokunan meslekler… Bu ikisi arasında kalan rutin işler robotlara emanet olmaya başladı çoktan. Bununla beraber kaybedilen işlere oranla çok daha fazla yeni iş alanı açılacağı öngörülüyor. </p>



<p>Biz İK’cılar olarak bu konuyu nasıl ele alıyoruz?&nbsp; Şimdiden bu yeni mesleklere ve becerilere hakim insanları aramaya başladığımızı fakat bulmada sıkıntı çektiğimizi söyleyebilirim. Mevcut iş hayatında yeni ihtiyaçları henüz tam olarak dolduramasak da bu kavramlar artık konuşuluyor. Z jenerasyonu iki çocuk annesi olarak şunu görüyorum ki çocukların hayalini kurduğu meslekler geçmiştekilerden çok farklı. Örneğin, 13 yaşındaki yeğenim “oyun tasarımcısı” olmak istiyor.</p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>MESAİ ARKADAŞIM ROBOT</strong></p>



<p>Uzun yıllar sanayi şirketlerinde çalıştım. İnsanlar ve robotlar arasında güvenlik açısından hep bir mesafe olurdu. Artık robotlar insanlarla beraber yan yana çalışıyor. Daha önce duyguları tanımak, anlamak insana özgü düşünülürdü. Fakat robotlar artık en temel duygu ve talimatları anlayabiliyor. Yüzümüzü kamera ile tarıyor. Kaş, dudak ve ağız hareketlerimizden duygularımızı okuyabiliyor, biri ürünü beğenip beğenmediğimizi anlayabiliyor. Biyomekanik sensörler kalp atışlarımızdan ne kadar heyecanlandığımızı ölçebiliyor. Bu robotlar sayesinde şirketler, daha fazla beğenilen ürünler ve hizmetler tasarlayabiliyor, daha iyi bir müşteri deneyimi yaratabiliyorlar.</p>



<p>Öyle ki Gartner’ın araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Anette Zimmerman “2022 itibariyle kişisel cihazlarımızın duygularımızı ailemizden daha iyi tanır ve anlar hale geleceğini” belirtiyor.</p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>“SOSYAL ZEKA” NEDEN KRİTİK?</strong></p>



<p>Peki bu durum organizasyonlara, insan kaynakları yönetimine nasıl yansıyacak? İnsan olmanın temelinde duygular yatıyor. Duygularımız davranışları tetikliyor. Her birimizin inançları, varsayımları çok kişisel ve bireysel. Aynı duruma farklı tepkiler verebiliyoruz. Beyin kimyası çözülmeden insanı anlamayı gerektiren koçluk, psikoterapi gibi alanların robotlara devredilemeyeceğini düşünüyorum.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Robotlarla insanların yan yana yaşadığı ve çalıştığı bir dünyada algoritmaları yazan kişilerin “sosyal zekası” belirleyici rol oynuyor.</p></blockquote>



<p>İnsana özgü görülen yaratıcılığa da aynı şekilde robotlar el attı. Tamamen yapay zeka destekli Yona, Mony, Gemini, Hexe ve Zoya gibi sanatçılar ortaya çıktı. Her ay bir albüm çıkarıyor ve dinleyiciden gelen reaksiyona göre müzik üretiyorlar. Google’ın yapay zeka algoritmaları binlerce edebi eserden öğrenerek şiirler yazıyor, DeepDream projesiyle benzersiz fotografik görseller ortaya çıkıyor.</p>



<p>Robotlarla insanların yan yana yaşadığı ve çalıştığı bir dünyada algoritmaları yazan kişilerin “sosyal zekası”, yani kişisel farkındalıkları ve ilişkilerini yönetme becerisi kritik önem taşıyor. Bizim tasarladığımız yapay zeka sistemleri karar alırken insan hatalarından, yanlı verilerden, bilinçaltımıza işlemiş, inançlarımızı şekillendiren cinsiyet ve ideolojik kalıpyargılardan muaf değil. </p>



<p>İşe alımdan, kararların etik alınmasına, sanat eserlerinden müşteri ve çalışan iletişimine geleceğin nasıl şekilleneceği geleceğe yön verenlerin “sosyal zekasından” ve “kolektif vicdanından” bağımsız değil.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/teknoloji-caginda-neden-sosyal-zeka-onem-kazandi/">Teknoloji Çağında Neden “Sosyal Zeka” Önem Kazandı?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
