<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dijitalleşme konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/inovasyon-teknoloji/dijitallesme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/inovasyon-teknoloji/dijitallesme/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Sep 2025 08:35:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Dijitalleşme konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/inovasyon-teknoloji/dijitallesme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital Ayak İzi Nedir? Neden Önemlidir?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/dijital-ayak-izi-nedir-neden-onemlidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 08:34:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital Ayak İzi ve Kişisel Güvenlik: Korunma Yöntemleri Dijital ayak izi, internette bıraktığınız her iz, veri ya da davranışın dijital dünyada oluşturduğu görünmez kimliktir. Sosyal medya paylaşımlarınızdan ziyaret ettiğiniz sitelere, konum bilgilerinizden online alışveriş geçmişinize kadar pek çok veri bu izi şekillendirir. Bu iz, kötü niyetli kişiler için kişisel bilgilere ulaşmak adına ciddi bir kaynak [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dijital-ayak-izi-nedir-neden-onemlidir/">Dijital Ayak İzi Nedir? Neden Önemlidir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Dijital Ayak İzi ve Kişisel Güvenlik: Korunma Yöntemleri</h1>



<p>Dijital ayak izi, internette bıraktığınız her iz, veri ya da davranışın dijital dünyada oluşturduğu görünmez kimliktir. Sosyal medya paylaşımlarınızdan ziyaret ettiğiniz sitelere, konum bilgilerinizden online alışveriş geçmişinize kadar pek çok veri bu izi şekillendirir. Bu iz, kötü niyetli kişiler için kişisel bilgilere ulaşmak adına ciddi bir kaynak hâline gelebilir. Dijital ayak izi ne demek sorusunun yanıtını yazımızın devamında bulabilir, farkındalıkla yöneterek kişisel güvenliğinizi artırabilirsiniz.</p>



<h2>Dijital Ayak İzi Nedir?</h2>



<p>Dijital ayak izi nedir sorusunun cevabı, çevrim içi dünyada yaptığınız her eylemin geride bıraktığı dijital izleri ifade eder. Arama motorlarında yaptığınız sorgular, sosyal medya etkileşimleriniz, konum verileriniz ve internet üzerindeki alışveriş geçmişiniz bu izi oluşturur. Dijital ayak izi, hem bilinçli olarak bıraktığınız (aktif) hem de farkında olmadan oluşan (pasif) verileri kapsar. Bu görünmez izleri tanıyarak dijital kimliğinizi daha güvenli ve bilinçli bir şekilde şekillendirebilirsiniz.</p>



<h2>Dijital Ayak İzinin Riskleri</h2>



<p>Görünmeyen ama iz bırakan dijital davranışlarınız, düşündüğünüzden çok daha büyük bir etki yaratır. Sanal dünyada attığınız her adım, aslında kişisel kimliğinize dair ipuçlarını arkanızda bırakır. Dijital ayak izinin riskleri ise şu şekilde açıklanabilir:</p>



<ul><li><strong>Kimlik Hırsızlığı:</strong> Ad, adres, doğum tarihi gibi kişisel bilgilerin açık kalması kötü niyetli kişilerin eline geçebilir. Özellikle sosyal medya profillerinde doğum günü kutlamaları, ev adresinizin görüntülendiği konum paylaşımları ve aile bilgileriniz bir araya geldiğinde kimlik dolandırıcıları için gerekli bilgiler bir araya gelebilir. Bu bilgilerle kredi kartı başvurusu yapılması, banka hesabı açılması hatta devlet kurumlarından belge talep edilmesi bile mümkün hâle gelir.</li><li><strong>İtibar Kaybı:</strong> Eski sosyal medya paylaşımları veya yorumlar yıllar sonra bile karşınıza çıkıp profesyonel hayatınızı etkileyebilir. Uzak bir geçmişte yaptığınız, çoktan hafızanızdan çıkan bir paylaşım başınızı ciddi anlamda ağrıtabilir. Bu durum ile sanat dünyasından finans sektörüne kadar pek çok alanda son zamanlarda sıkça karşılaşılmaktadır. İşverenler artık rutin olarak aday çalışanların sosyal medya geçmişini tarayıp geçmiş görüşleri, davranışları veya paylaşımları nedeniyle işe almama kararı verebilmektedir.</li><li><strong>Hedefli Reklamcılık ve Takip:</strong> Tarama geçmişiniz doğrultusunda reklam şirketleri sizi sürekli izleyebilir ve verilerinizi pazarlama aracı hâline getirebilir. Bir ürünü aradığınız an, o ürünle ilgili reklamlar sizi her platformda takip etmeye başlar. Daha da ötesi, alışveriş kalıplarınız, ilgi alanlarınız ve hatta duygusal durumunuz analiz edilerek size özel manipülatif reklamlar sunulabilir. Bu durum özellikle finansal zorluk çeken kişilere yüksek faizli krediler veya kumar sitelerinin reklamlarının gösterilmesi gibi etik dışı uygulamalara yol açabilir.</li><li><strong>Dolandırıcılık ve Sahtekarlık:</strong> Paylaşımlarınızdan yola çıkarak telefon dolandırıcılığı veya sosyal mühendislik saldırıları gerçekleştirilebilir. Örneğin; tatil fotoğraflarınızdan hangi bankayı kullandığınız, aile üyelerinizin isimleri, evcil hayvanınızın adı gibi bilgiler çıkarılabilir. Dolandırıcılar bu bilgileri kullanarak &#8220;Bankanızdan arıyorum.&#8221; diyerek güveninizi kazanabilir ve şifre sıfırlama işlemleri başlatabilir. LinkedIn&#8217;deki iş bilgileriniz ise &#8220;Şirketinizin IT departmanından arıyorum.&#8221; türü dolandırıcılıklar için kullanılabilir.</li><li><strong>Veri İhlalleri:</strong> Üye olduğunuz platformların veri tabanları ele geçirilirse, bilgileriniz başkalarının eline geçebilir. Facebook, LinkedIn, Adobe gibi büyük şirketlerin bile milyonlarca kullanıcısının verilerinin çalındığı vakalar yaşandı. Bu veri ihlallerinde sadece temel bilgiler değil; şifreler, kredi kartı bilgileri, özel mesajlar hatta kimlik belgeleri bile ele geçirilebilmektedir. Çalınan veriler daha sonra dark web üzerinden satılabilir ve farklı suçlarda kullanılabilir.</li></ul>



<p>Dijital ayak izinin bu gibi riskleri, farkındalıkla ele alındığında büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Güvenlik ayarlarını düzenlemek, izleri silmek ve bilinçli paylaşım yapmak bu sürecin temelini oluşturur. Bugünden başlayarak dijital varlığınızı daha güvenli ve sürdürülebilir hâle getirebilirsiniz.</p>



<h2>Kişisel Güvenliği Sağlamak İçin Korunma Yöntemleri</h2>



<p><a href="https://borusanturuncu.com/ya-dijitallesecegiz-ya-da-eve-gidecegiz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Dijital dünyada</a> görünmez kalmak imkânsız değildir, ama daha bilinçli olmak şarttır. Sanal ortamda attığınız her adım, kişisel bilgilerinizin izini taşıyabilir. İnternette gizlilik nasıl sağlanır sorusuna ise kişisel güvenliği artırmak için şu şekilde cevap verilebilir:</p>



<ul><li><strong>Güçlü ve Farklı Parolalar Kullanın:</strong> Her platformda aynı şifreyi kullanmak yerine karmaşık ve eşsiz parolalar oluşturun.</li><li><strong>İki Aşamalı Doğrulama Aktifleştirin:</strong> Hesaplarınıza girişte ek bir güvenlik katmanı oluşturarak yetkisiz erişimi önleyin.</li><li><strong>Tarayıcı ve Çerez Ayarlarını Kontrol Edin:</strong> Web sitelerinin sizi takip etmesini sınırlamak için gizlilik ayarlarını düzenleyin.</li><li><strong>Gizli Mod ve VPN Kullanın:</strong> İnternette gezinirken IP adresinizi gizleyebilir, verilerinizi şifreleyerek anonim kalabilirsiniz.</li><li><strong>Gereksiz Uygulama İzinlerini Kaldırın:</strong> Mobil uygulamaların konum, mikrofon veya kamera gibi erişimlerini sınırlandırın.</li></ul>



<p>Bu basit ama etkili adımlar, dijital kimliğinizi korumanın anahtarıdır. Her gün küçük farkındalıklarla büyük veri kaybı risklerinin önüne geçmeniz mümkündür. Hemen harekete geçerek çevrim içi dünyada güvenliğinizi artırabilirsiniz.</p>



<h2>Sosyal Medyada Dijital Ayak İzi Kontrolü</h2>



<p>Sosyal medyada dijital ayak izi kontrolü, çevrim içi itibarınızı korumanın ve kişisel verilerinizi güvende tutmanın en etkili yollarından biridir. Çünkü dijital ayak izi neden önemlidir sorusu, bireylerin paylaşımlarının kalıcı olması, işverenlerin veya kurumların bu izler üzerinden değerlendirme yapabilmesi gibi kritik sonuçlarla açıklanır. Paylaştığınız her içerik, beğeni ya da yorum, uzun vadede sizin dijital profilinizi oluşturur ve bu profil sizin hakkınızda çok şey söyler. Sosyal medya hesaplarınızı düzenli gözden geçirerek, gizlilik ayarlarını kontrol ederek ve içerik paylaşımında bilinçli davranarak dijital kimliğinizi güvenle yönetebilirsiniz.</p>



<h2>Dijital Ayak İzini Takip Etme ve Temizleme</h2>



<p>Dijital ayak izini takip etme ve temizleme süreci, çevrim içi görünürlüğünüzü kontrol altına almak için atacağınız en bilinçli adımlardan biridir. Peki dijital ayak izi nasıl silinir? Eski sosyal medya hesaplarını kapatmak, arama motorlarında adınıza çıkan içerikleri kaldırma talebiyle başvuruda bulunmak ve tarayıcı geçmişinizi düzenli olarak temizlemek bu sürecin temel adımlarındandır. Dijital izlerinizi adım adım takip ederek, sanal dünyada daha sade ve güvenli bir profil oluşturabilirsiniz.</p>



<h2>Kurumsal ve Bireysel Dijital Güvenlik Farkları</h2>



<p>Kurumsal ve bireysel dijital güvenlik arasındaki fark, korunması gereken verinin ölçeği ve sorumluluğun kapsamıyla belirginleşir. Bireyler sosyal medya, e-posta ve tarayıcı geçmişi gibi alanlarda dijital ayak izi bırakırken, kurumlar çok daha büyük veri kümeleriyle hareket eder ve çalışanlardan müşterilere kadar birçok kişinin bilgilerini korumakla yükümlüdür. Kurumsal düzeyde siber güvenlik politikaları, firewall ve erişim kontrol sistemleri devreye girerken bireysel kullanıcılar parola yönetimi ve gizlilik ayarlarıyla güvenliğini sağlar. Her iki düzeyde de bilinçli dijital davranışlarla güçlü bir güvenlik altyapısı oluşturabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/dijital-ayak-izi-nedir-neden-onemlidir/">Dijital Ayak İzi Nedir? Neden Önemlidir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektrikli Araçların Geleceği</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/elektrikli-araclarin-gelecegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 07:44:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektrikli Araçlar Geleceğin Ulaşımını Şekillendiriyor Elektrikli araçlar, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltan ve çevreye duyarlı mobilite çözümleri sunan modern ulaşım teknolojileridir. Elektrikli araç nedir sorusunun yanıtı, içten yanmalı motorlar yerine elektrik motoruyla çalışan, şarj edilebilir bataryalara sahip taşıtlar olarak verilebilir. Günümüzde otomotiv devlerinin yatırımları ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda elektrikli araçların geleceği, daha uzun menzilli, hızlı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/elektrikli-araclarin-gelecegi/">Elektrikli Araçların Geleceği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Elektrikli Araçlar Geleceğin Ulaşımını Şekillendiriyor</h1>



<p>Elektrikli araçlar, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltan ve çevreye duyarlı mobilite çözümleri sunan modern ulaşım teknolojileridir. Elektrikli araç nedir sorusunun yanıtı, içten yanmalı motorlar yerine elektrik motoruyla çalışan, şarj edilebilir bataryalara sahip taşıtlar olarak verilebilir. Günümüzde otomotiv devlerinin yatırımları ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda elektrikli araçların geleceği, daha uzun menzilli, hızlı şarj olan ve otonom sürüş yeteneklerine sahip modellerle şekillenir. Şimdiden bu dönüşüme uyum sağlayarak hem çevre dostu hem yenilikçi ulaşım çözümleriyle tanışabilirsiniz.</p>



<h2>Elektrikli Araçların Yükselişi</h2>



<p>Elektrikli araçların yükselişi, dünya genelinde ulaşım sektöründe köklü bir dönüşümün habercisidir. Artan yakıt maliyetleri, çevre kirliliği ve karbon ayak izinin azaltılması gerekliliği, bu teknolojinin hızla yaygınlaşmasını sağlar. Elektrikli araçların geleceği, batarya verimliliğinden şarj altyapısına kadar pek çok alandaki gelişmeyle daha erişilebilir, sürdürülebilir ve akıllı hâle gelir. Bu dönüşümün bir parçası olarak enerji verimliliği yüksek ve çevre dostu ulaşım seçeneklerine yönelebilirsiniz.</p>



<h2>Elektrikli Araçların Ulaşım Üzerindeki Etkileri</h2>



<p>Ulaşımın geleceği sessiz, çevreci ve teknolojik bir devrimle yeniden şekillenir. Elektrikli araçlar ile sadece kullanılan motor teknolojisi değil şehirlerin ritmi de değişir. Elektrikli araçların geleceği çerçevesinde ulaşım üzerindeki değişimler şöyle sıralanabilir:</p>



<ul><li><strong>Hava Kalitesinde İyileşme:</strong> Egzoz gazı salımı olmadığı için şehir içi hava kirliliği büyük ölçüde azalır.</li><li><strong>Gürültü Kirliliğinde Azalma:</strong> Elektrikli motorların sessiz çalışması, kentlerdeki genel gürültü düzeyini düşürür.</li><li><strong>Enerji Tüketim Modelinin Değişimi:</strong> Fosil yakıt yerine elektrik enerjisi kullanılması, enerji kaynaklarına olan talebi dönüştürür.</li><li><strong>Yeni Altyapı Gereksinimleri:</strong> Şarj istasyonları ve akıllı yol sistemleri gibi unsurlar, kent planlamasında yeni ihtiyaçlar doğurur.</li><li><strong>Mobilitenin Dijitalleşmesi:</strong> Elektrikli araçlarla birlikte bağlantılı sürüş, otonom sistemler ve uzaktan yönetim olanakları yaygınlaşır.</li></ul>



<p>Bu etkiler, ulaşımın çevreyle daha uyumlu ve insan odaklı bir yapıya dönüşmesini sağlar. Elektrikli araçların yükselişi, tüm yaşam alışkanlıklarını etkileyecek kadar köklüdür.</p>



<h2>Elektrikli Araçların Çevresel ve Ekonomik Avantajları</h2>



<p>Daha temiz bir dünya ve daha akıllı bir ekonomi hayali, artık elektrikli araçlarla gerçeğe daha yakındır. Sessizce ilerleyen bu dönüşüm gezegenin geleceğini de değiştirir. Elektrikli araçların geleceği düşünüldüğünde, çevresel ve ekonomik avantajlar şu şekilde açıklanabilir:</p>



<ul><li><strong>Düşük Karbon Salımı:</strong> Elektrikli araçlar egzoz emisyonu üretmediği için hava kirliliğini azaltır ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlar.</li><li><strong>Enerji Verimliliği:</strong> Elektrik motorları, içten yanmalı motorlara göre çok daha az enerjiyle daha fazla yol alır.</li><li><strong>Daha Az Bakım Masrafı:</strong> Yağ değişimi ve egzoz sistemi gibi parçalara ihtiyaç duyulmadığı için bakım maliyetleri düşer.</li><li><strong>Yakıt Tasarrufu:</strong> Elektrik, benzin ve dizele göre çok daha ucuz bir enerji kaynağıdır; uzun vadede ciddi ekonomik avantaj sağlar.</li><li><strong>Yenilenebilir Enerji ile Uyum:</strong> Güneş ve <a href="https://borusanturuncu.com/gelecegimiz-ruzgar-enerjisinde/">rüzgâr</a> gibi temiz enerji kaynaklarından şarj edilebildiği için tamamen çevre dostu hâle gelebilir.</li></ul>



<p>Elektrikli araçların avantajları, sadece bir ulaşım aracı olmaktan öte sürdürülebilir bir yaşam yatırımı hâline getirir. Her geçen gün gelişen teknolojiyle bu faydaların daha da artması beklenir. Bugünden itibaren doğa dostu ve ekonomik çözümlere yönelerek siz de geleceğe katkıda bulunabilirsiniz.</p>



<h2>Altyapı ve Teknoloji Gelişimleri</h2>



<p>Altyapı ve teknoloji gelişimleri, elektrikli araçların yaygınlaşmasında belirleyici bir rol oynar. Şarj istasyonlarının artırılması, hızlı şarj teknolojilerinin geliştirilmesi ve akıllı enerji ağlarıyla entegrasyon, bu dönüşümün temel taşlarını oluşturur. Elektrikli araçların geleceği, sadece araçların kendisiyle değil onları destekleyen altyapının dijitalleşmesi ve verimliliğiyle şekillenir. Bu teknolojik ilerlemeleri takip ederek sürdürülebilir ulaşımın bir parçası olabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/elektrikli-araclarin-gelecegi/">Elektrikli Araçların Geleceği</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanal Gerçeklik: Sınırları Aşan Dijital Deneyimler</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sanal-gerceklik-sinirlari-asan-dijital-deneyimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Apr 2025 06:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanal gerçeklik (VR), modern teknolojinin sınırlarını zorlayarak bizi hayal gücümüzün ötesine taşıyan bir dijital deneyim sunuyor. Artık sadece bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz olağanüstü dünyalara bu teknoloji sayesinde adım atmak mümkün. Sanal gerçeklik, gerçek dünyayı bambaşka bir boyuta taşıyarak heyecan verici bir maceraya dönüştürüyor. Bu teknoloji, sadece eğlence amaçlı değil aynı zamanda eğitimden sağlık sektörüne kadar [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanal-gerceklik-sinirlari-asan-dijital-deneyimler/">Sanal Gerçeklik: Sınırları Aşan Dijital Deneyimler</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanal gerçeklik (VR), modern teknolojinin sınırlarını zorlayarak bizi hayal gücümüzün ötesine taşıyan bir dijital deneyim sunuyor. Artık sadece bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz olağanüstü dünyalara bu teknoloji sayesinde adım atmak mümkün. Sanal gerçeklik, gerçek dünyayı bambaşka bir boyuta taşıyarak heyecan verici bir maceraya dönüştürüyor. Bu teknoloji, sadece eğlence amaçlı değil aynı zamanda eğitimden sağlık sektörüne kadar birçok alanda çığır açan uygulamalara da imkân tanıyor. Dilerseniz artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile ilgili merak edilen tüm detayları birlikte keşfedelim.&nbsp;</p>



<h3>Sanal Gerçeklik Nedir?</h3>



<p>Sanal gerçeklik (VR), kullanıcıları gerçek dünyanın dışına taşıyan, <em>tamamen sanal ortamlarda etkileşimli deneyimler </em>sunan bir teknolojidir. Bu teknoloji; bilgisayarlar, özel VR gözlükleri ve bazen de diğer donanımlar aracılığıyla gerçekleştirilir. Kullanıcılar, VR gözlüklerini takarak veya belirli bir platforma bağlanarak sanal bir dünyaya giriş yapma fırsatı bulabilir.&nbsp;</p>



<p>Sanal gerçeklik, etrafımızdaki dünyayı gerçekçi 3D grafiklerle ve çoğu zaman <strong>360 derece görüş açısıyla deneyimlememizi sağlıyor.</strong> Yani sizi saran bu özel atmosfer, algıladığınız görselleri sanki gerçekte deneyimliyor gibi hissetmenizi sağlar. Örneğin; kullanıcılar VR deneyimi sırasında hareket edebilir, nesnelerle etkileşime girebilir ve çevrelerini keşfedebilir.</p>



<p>VR teknolojisi, kullanıcılara sadece görsel olarak değil <em>aynı zamanda işitsel ve hatta bazen dokunsal geri bildirimlerle</em> de zengin deneyimler sunar. Bu özellikleri, sanal gerçekliği daha etkileyici hâle getirerek tamamen sanal bir dünyada kaybolmanızı sağlar.</p>



<p>Sanal gerçeklik, eğlence endüstrisinde video oyunlarından eğlence parklarına kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Aynı zamanda eğitim, sağlık, askeri, mühendislik ve mimari gibi çeşitli alanlarda da önemli uygulamalar söz konusudur. Bu <a href="https://borusanturuncu.com/bilimkurgudan-gerceklige-futuristik-teknolojiler-nasil-bir-gelecege-isaret-ediyor/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">teknoloji</a>, gerçek dünyada yaşanabilecek olayları simüle etmek, riskli durumları deneyimlemek veya karmaşık konseptleri öğrenmek için güçlü bir araç olarak gelecekte daha çok karşımıza çıkacak gibi gözüküyor.&nbsp;</p>



<h3><strong>Sanal Gerçekliğin Kullanım Alanları Neler?</strong><strong></strong></h3>



<p>Sanal gerçeklik, özellikle modern çağın gerekliliklerine uyum sağlayan çeşitli endüstrilerde geniş bir kullanım potansiyeline sahiptir. Birçok farklı alanda etkileyici uygulamalara imkân tanır. Sanal gerçekliğin önemli kullanım alanlarından bazıları ise şu şekilde:</p>



<ul><li><strong>Eğitim: </strong>VR, öğrencilere interaktif ve etkileşimli öğrenme deneyimleri sunarak karmaşık konseptleri daha iyi anlamalarını sağlar. Örneğin; havacılık eğitimi alanlar uçuş simülasyonlarını, mühendis adayları ise kompleks yapıları sanal ortamda deneyimleyebilir.</li><li><strong>Sağlık ve Tıp: </strong>Sağlık profesyonelleri, cerrahlar ve tıp öğrencileri, VR kullanarak ameliyatları simüle edebilir ve tedavi yöntemlerini uygulamalı olarak öğrenebilir. Ayrıca sanal gerçeklik terapötik amaçlarla kullanılarak fobi, travma ve anksiyete gibi durumların tedavisine de yardımcı olabilir.</li><li><strong>Mühendislik ve Mimarlık:</strong> Mühendisler ve mimarlar, yapı projelerini tasarlarken VR yardımı ile sanal olarak yapılar inşa edebilir ve çeşitli tasarım seçeneklerini test edebilir. Böylelikle projelerin daha iyi görselleştirilmesini ve tasarım hatalarının erken aşamalarda tespit edilmesi mümkün olur.&nbsp;</li><li><strong>Eğlence ve Oyunlar: </strong>VR, video oyunlarında oyuncuları gerçekçi ve etkileşimli deneyimlerle buluşturur. Oyuncular, sanal dünyalarda maceralara atılabilir, yarışabilir veya sosyal etkileşimlerde bulunabilir. Ayrıca tema parkları ve eğlence merkezleri gibi yerlerde de VR deneyimleri sunulur.&nbsp;</li><li><strong>Turizm ve Seyahat: </strong>Turistler, VR teknolojisi sayesinde dünya çapında popüler destinasyonları ziyaret edebilir; otelleri, restoranları sanal olarak keşfedebilir. Bu önemli teknoloji, seyahat planlamasını kolaylaştırarak gezi öncesinde destinasyonları daha iyi tanıma imkânı sunar.</li><li><strong>Sanat ve Yaratıcı Endüstriler:</strong> Sanatçılar ve tasarımcılar, sanal gerçeklikle <a href="https://borusanturuncu.com/hikayemizin-basrolleri-yaraticilik-inovasyon-ve-ekip-gucu/">yaratıcı projeler</a> üretebilir. Sanal boya tabloları, dijital heykeller ve interaktif sanat enstalasyonları, sanatseverlere yeni ve etkileyici deneyimler sunar.</li></ul>



<h3><strong>Sanal Gerçeklikte Son Teknolojik Gelişmeler</strong><strong></strong></h3>



<p>Son yıllarda sanal gerçeklik teknolojisinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Sanal gerçeklikteki son teknolojik gelişmelerden bazıları ise şu şekildedir:&nbsp;</p>



<ul><li><em>Yüksek Çözünürlüklü Ekranlar: </em>VR gözlüklerinde kullanılan ekran teknolojilerindeki ilerlemeler, daha yüksek çözünürlükler ve daha keskin görüntüler sağlar. Özellikle OLED ve MicroLED gibi yeni ekran teknolojileri, daha gerçekçi ve net görüntüler sunmada önemli bir rol oynar.</li><li><em>Hareket Takibi ve İzleme Sistemleri:</em> Gelişmiş hareket takibi ve izleme sistemleri, kullanıcıların sanal dünyada daha doğal hareket etmelerini sağlar. Daha hassas sensörler ve kameralar; kullanıcıların ellerini, vücut hareketlerini ve yüz ifadelerini daha doğru bir şekilde takip edebilir hâle gelir.</li><li><em>Kablosuz Bağlantı ve Mobil VR:</em> Kablosuz VR başlıkları, kullanıcıların hareket özgürlüğünü artırırken, mobil VR platformları da daha fazla erişilebilirlik sağlar. Yüksek performanslı mobil işlemciler ve hızlı kablosuz bağlantı teknolojileri, mobil VR deneyimlerini daha etkileyici hâle getirir.</li><li><em>Sanal Gerçeklik ve Gerçek Dünya Entegrasyonu: </em>Sanal gerçeklik teknolojisi, artık gerçek dünya ile daha fazla entegre ediliyor. Örneğin; sanal gerçeklik başlıkları, gerçek dünya nesnelerini algılayabilen kameralarla donatılarak artırılmış gerçeklik özellikleriyle destekleniyor.</li><li><em>İşitsel Deneyimlerde İlerlemeler:</em> Ses teknolojilerindeki gelişmeler, VR deneyimlerini daha etkileyici hâle getiriyor. Daha gelişmiş 3D ses işleme algoritmaları ve ses tabanlı konumlandırma sistemleri, kullanıcıları sanal dünyanın içine daha derinlemesine çekiyor.</li><li><em>Haptik Geri Bildirim: </em>Haptik geri bildirim teknolojileri, kullanıcıların dokunsal duyumları deneyimlemelerini sağlayarak daha sürükleyici VR deneyimleri sunuyor. Bu teknolojiler; titreşimler, basınç sensörleri ve hatta elektrotlar aracılığıyla kullanıcılara gerçekçi dokunsal geri bildirimler sağlıyor.</li></ul>



<p>Bu teknolojik gelişmeler, sanal gerçeklik deneyimlerini daha gerçekçi, etkileyici ve erişilebilir hâle getiriyor. Sürekli olarak yapılan araştırmalar ve yenilikler, sanal gerçeklik teknolojisinin geleceğinin daha da heyecan verici olmasını sağlıyor.</p>



<h3><strong>Artırılmış Gerçeklik ve Sanal Gerçeklik Arasındaki Fark Nedir?</strong><strong></strong></h3>



<p>Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik, dijital deneyimler sunan iki ayrı teknoloji olarak farklı çalışma prensiplerine sahiptir. Bu iki kavram arasındaki temel farklar ise aşağıdaki gibidir:</p>



<p>Gerçeklik Düzeyi:</p>



<ul><li>AR, kullanıcının gerçek dünya ile etkileşimde olduğu bir ortam sağlar. Gerçek dünyadaki görüntüler üzerine ek bilgiler, grafikler veya nesneler ekler.</li><li>VR ise kullanıcıyı tamamen sanal bir dünyaya daldırır. Gerçek dünya algısını yok ederek tamamen sanal bir ortama taşır.</li></ul>



<p>Kullanıcı Etkileşimi:</p>



<ul><li>AR ile kullanıcılar gerçek dünya ile etkileşim hâlindedir; ekranlar aracılığıyla sanal içeriği görebilir, işleyebilir ve manipüle edebilir.</li><li>VR&#8217;da ise kullanıcılar tamamen sanal bir dünyaya taşındığı için gerçek dünya ile etkileşime geçemezler. Kullanıcılar, ancak VR içindeki dünyayla ve sanal nesnelerle etkileşime geçebilir.</li></ul>



<p>Kullanım Alanları:</p>



<ul><li>Artırılmış gerçeklik teknolojisi; özellikle eğlence, perakende, eğitim ve endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılır. Örneğin; mobil AR uygulamalarıyla gerçek dünyadaki nesneleri tanımlama veya sanal olarak deneme gibi kullanımlar yaygındır.</li><li>VR ise genellikle eğlence, eğitim, sağlık ve askeri eğitim gibi alanlarda kullanılır. VR, simülasyonlar, oyunlar, eğitim materyalleri ve terapi gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilir.</li></ul>



<p>AR, gerçek dünya ile dijital içeriğin etkileşimli bir şekilde birleştiği bir deneyim sunarken VR tamamen sanal bir ortamda yoğun ve etkileşimli deneyimler sağlar. Her iki teknoloji de farklı kullanım alanlarına ve dijital deneyimlerin sınırlarını genişletmek için büyük potansiyellere sahiptir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sanal-gerceklik-sinirlari-asan-dijital-deneyimler/">Sanal Gerçeklik: Sınırları Aşan Dijital Deneyimler</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecek: Taş Devri mi, Jetgiller mi?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/gelecek-tas-devri-mi-jetgiller-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Akın Eren]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 07:11:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın gelecekte, etrafımızda her şeyin birbiriyle konuştuğu, kendini yenileyen ve bizim için düşünen bir dünya bulacağız. Evimizden aracımıza, tarlamızdan ofisimize kadar her şey; yapay zekâ ve otomasyonun gücüyle optimize edilmiş sürdürülebilir bir döngü içinde işliyor olacak. İhtiyaçlarımız, kişiselleştirilmiş verilerimiz doğrultusunda karşılanırken kaynaklarımızın en verimli şekilde kullanılması için çaba sarf edilecek. Bu yeni düzende, sahiplik kavramının [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gelecek-tas-devri-mi-jetgiller-mi/">Gelecek: Taş Devri mi, Jetgiller mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Yakın gelecekte, etrafımızda her şeyin birbiriyle konuştuğu, kendini yenileyen ve bizim için düşünen bir dünya bulacağız. Evimizden aracımıza, tarlamızdan ofisimize kadar her şey; yapay zekâ ve otomasyonun gücüyle optimize edilmiş sürdürülebilir bir döngü içinde işliyor olacak. İhtiyaçlarımız, kişiselleştirilmiş verilerimiz doğrultusunda karşılanırken kaynaklarımızın en verimli şekilde kullanılması için çaba sarf edilecek. Bu yeni düzende, sahiplik kavramının yerini kullanım hakkı alırken atıklar değerli ham maddelere dönüştürülerek döngüsel bir ekonomi inşa edilecek. Ancak bu dönüşümün beraberinde getirdiği etik ve sosyal sorulara da yanıt bulmamız gerekiyor. Bu yazıda, döngüsel ekonomi modelinin bu dönüşümdeki rolünü ve karşılaşabileceğimiz zorlukları inceleyeceğiz.</strong></p>



<p>Şimdi hayal edelim, yakın gelecekte herhangi bir sabaha uyandınız ve nelerle karşılaşacağınızı düşünelim:</p>



<ul><li>Artık hiçbir şeyin sahibi değiliz. İhtiyaçlarımızı sadece gerektiği süre kadar kiralıyoruz. Evimizden eşyalarımıza, araçlarımıza kadar her şeyi kullandığın kadar öde sistemiyle alıyoruz.&nbsp;</li><li>Yapay zekâ, problemleri çözmek için tüm parametreleri topluyor ve birbiriyle ilgisi olmadığını zannettiğimiz tüm verileri bir araya getirip karar diyagramını ekranımıza yansıtıyor. Big data farkında olmadığımız ancak bizi etkileyen tüm koşulları analiz ederek vazgeçilmez bir araç olarak telefonlarımızda çalışıyor.</li><li>Kullanılan makineler ve araçlar kendi bakımını yapacak şekilde tasarlanmış. Eksilen yağ yedek hazneden tamamlanıyor, mikro sensörler her datayı topluyor, risk algılarsa orijinal çalışma parametrelerine geri dönüyor ya da duruyor.</li><li>Üretim tesisleri istediğiniz yere kolayca taşınabilir durumda, pazar neredeyse kaplumbağa tesisler orada. Üstü açılan ve koltuk dizaynı değişen stadyumlar gibi üretim tesisleri de siparişi en düşük maliyetle üretecek şekilde yerleşimini değiştirebiliyor.</li><li>Makineler; çalıştığı yükü ve saati hesaplıyor, yedek parça siparişini kendi veriyor. İstatistiği kullanarak kontrollü risk algoritması kurgulanmış durumda.</li><li>Makineleri programlayan yazılım uzmanlarımız ve öğrenen algoritmalarımız var.</li><li>Kendi küçük tarım alanlarımız var. Uzaktan kontrol edilebilen sulama ve ilaçlama sistemleri ile ihtiyacımızı karşılayan yiyecekleri kendimiz yetiştiriyoruz. Yiyeceklerin üretim sertifikalarında ne kadar su ve ilaç kullanıldığı yazıyor.</li><li>Yapay zekâ işletmelerde katma değersiz işleri belirliyor ve gereksiz gördüğü rotaları otomatik çıkartıyor. Kurallar sabit değil, doğru bilinen yanlışlar kontrol altında.</li><li>Karbonsuz ulaşım araçları, fosil yakıtlıların yerini almış. Yüksek hızlı ulaşım sistemli Hyperloop gibi araçlar günlük hayatımızda yaygınlaşmış. Şehir içinde otonom araç harici trafik yasaklanmış.</li><li>Banka şubeleri ve nakit para artık yok. Tüm işlemler dijitalleşmiş durumda.</li><li>Duşta kullandığımız su arıtılıyor ve bahçe sulaması veya araç yıkama gibi işlemler için depolanıyor.</li><li>Evde kullandığımız sağlık test cihazları ve giyilebilir teknolojiler sonuçları doğrudan doktorumuza iletiliyor. Bu verilere göre yaşam tarzımız şekilleniyor. Kan değerlerimize göre öğünlerimiz dış hizmetlerden sipariş ediliyor ve tam zamanında ofise ya da evimize ulaşıyor.</li><li>Tüm atıklar 3D yazıcı ham maddesine dönüştürülüyor. İstediğimiz ürünün tasarımını satın alıyoruz ve evdeki 3D yazıcıda üretiyoruz.</li><li>Otonom araçlar, trafik ışığına takılmadan bizi tam zamanında gideceğimiz yere ulaştırıyor ve tekrar almak üzere park pozisyonuna geçiyor.</li><li>Kişisel karbon ayak izimiz izleniyor. Belirli bir sınırı aşınca otomatik vergilendiriliyoruz. Uçuşlar, araç kullanımı ve plastik tüketimimiz kimlik numaramıza işleniyor. Örneğin, alışveriş miktarınız ve aldığınız ürünlerdeki atık oluşturabilecek her şey karnenize yazılıyor. Kredibilite notumuz, gelirimiz ve sürdürülebilirlik puanımızla orantılı hale gelmiş durumda.</li><li>İşletmeler ve bireyler için su ve atık kotaları var. Geri dönüşüm yapmazsak günlük sınırı aşan tüketimimiz vergiye tabi tutuluyor.</li></ul>



<p>Geleceği hayal edebilmek kolay olsa da yüksek tutarlılıkta öngörebilmek oldukça zor. Ancak bugün olmayacağını düşündüğümüz birçok gelişmenin “Döngüsel İş Modeli” olarak karşımıza çıkacağı çok açık. Daha az kaynak kullanan, tekrar kullanımı destekleyen, materyallerin ömrünü artıran modeller ile hayatımıza girecek.</p>



<h3><strong>Gerçekler ve zorluklar</strong></h3>



<p>Döngüsel ekonomi teoride sürdürülebilir bir geleceğe geçiş için büyük umutlar barındırsa da pratikte karşılaşılan zorluklar ve yetersiz ilerleme, bu dönüşümün istenen seviyeye ulaşma hızını engelliyor. Teknolojik gelişmeler ve kaynak kısıtları aslında yeni iş modellerini geliştirmek için motivasyon oluştursa da kaynakların tasarruflu kullanılmasında henüz yeterli bilinç oluşmamış durumda. Bu duruma müdahaleyi, geliştirilen teknolojiler yapacak ve biz de buna ayak uyduracağız.</p>



<p>Son beş yılda, döngüsel ekonomi üzerine yazılan makale ve yapılan konuşmaların sayısında <strong>üç kat artış yaşandı</strong>. Ancak artan ilgiye rağmen mevcut ekonomik sistem hâlâ ağırlıklı olarak birincil malzemelere dayanıyor. İkincil malzeme kullanım oranı 2018’de %9,1 iken 2023’te %7,2’ye gerileyerek umut verici beklentilerin gerisinde kaldı. Bu düşüş, geri dönüşüm ve yeniden kullanım gibi döngüsel ekonominin temel taşlarının istenen ölçüde işlemediğine işaret ediyor.</p>



<p>Dünyanın kaynak tüketimindeki artış ise kaygı verici boyutlarda. Son altı yılda küresel ölçekte yarım trilyon ton malzeme tüketildi ve bu miktar, 20. yüzyıldaki toplam tüketimle neredeyse aynı seviyeye ulaştı. Her ne kadar döngüsel ekonomi bir “mega trend” olarak tanımlansa da sahada somut değişimlerin gözlemlenmemesi hedeflerin yalnızca söylemde kaldığını ortaya koyuyor. İlgili sektörlerin ve hükümetlerin sürdürülebilirlik adına güçlü vaatlerde bulunup gerçekte adım atmamaları, bir nevi göz boyama olan ve daha çok “yeşil aklama” olarak adlandırılan “green washing” riskini beraberinde getiriyor.</p>



<p>Bu durum, çevreyi korumak ve emisyonları azaltmak gibi küresel hedeflere ulaşma çabasını tehlikeye atıyor. Döngüsel ekonomi yalnızca teoride bir vizyon olmaktan çıkarak sahada ölçülebilir ve kalıcı etkiler yaratmadığı sürece sosyal ve çevresel hedeflerin gerçekleşmesi zorlaşacaktır.</p>



<p>Bu nedenle, döngüsel ekonomiye geçişi sağlamak için acil ve cesur adımlar atmak gerekiyor. Hükümetlerin; şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışarak uyumlu politikalar geliştirmesi, ikincil malzemelerin kullanımını artıracak teşvikler sunması kritik önemde. Ancak bu şekilde, döngüsel ekonomi gerçek bir dönüşüm yaratabilir ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasında kalıcı bir etki bırakabilir.</p>



<p>Sonuç olarak döngüsel ekonomi üzerine artan tartışmalar, farkındalığın yayılmasında önemli bir rol oynasa da uygulamalarda aynı ivme yakalanamamıştır. Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak ve ekonomik modeli dönüştürmek için zamanında harekete geçmek artık ertelenemez bir gereklilik haline gelmiştir.</p>



<p>Döngüsel İş Modellerinin piyasadaki yerine bakalım: bir Döngüsel Ekonomi uygulaması olan Paylaşım ekonomisi pazar büyüklüğünün 2022&#8217;de 387.074 milyon dolar değerinde olduğu ve 2032&#8217;de 827.098 milyon dolara ulaşacağı ve 2023&#8217;ten 2032&#8217;ye kadar %7,7&#8217;lik bir bileşik büyüme oranı ile büyüyeceği tahmin ediliyor.</p>



<p>Not olarak ekleyelim, paylaşım ekonomisini en çok Z kuşağı kullanıyor. En az ise daha yaygın ismiyle “Baby Boomers” olarak bilinen 1946-1964 doğumluları kapsayan Patlama Kuşağı faydalanıyor. Genel olarak araç ve konaklama paylaşımları şu anda en çok faydalanılan paylaşım uygulamaları.</p>



<p>Bu verileri dikkate alarak gelecekte nasıl bir ilerleme olacağını 4 tahmin üzerinden incelenmiş.&nbsp;</p>



<p><strong>Senaryo 1: Döngüsel ekonomiye küresel geçiş, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi destekler.</strong></p>



<p><strong>Senaryo 2: Dünya genelinde eşitsiz ilerleme olur.</strong></p>



<p><strong>Senaryo 3: Yeşil yıkama, tamamen işlevsel bir döngüsel ekonomi elde etmenin önünde önemli bir engel olmaya devam eder</strong></p>



<p><strong>Senaryo 4: Geleneksel doğrusal ekonomi küresel olarak hakim olmaya devam eder ve kaynaklar hızla tükenir.</strong></p>



<p>Bu senaryoların hangisinin gerçekleşeceği tamamen bize yani bilinçli insanların yaratacağı etkiye bağlı. Bir tahmin yapacak olursak bölgesel ve kitlesel olarak tüm senaryolar bir arada gelişecek görünüyor. Kaynak yoksunluğu çekene kadar konfor alanlarımızda kalma güdüsü bizi biraz zorlayacak gibi. Öyle ya pandeminin getirdiği yoksunlukla başa çıktık ancak konfor alanlarımıza geri dönmemiz çok uzun sürmedi.</p>



<p><strong>Sonuç:</strong></p>



<p><strong>Coğrafya kader mi yoksa bilinçli insan gruplarının küçük adımları büyük değişimleri başlatacak mı?</strong></p>



<ul><li>Döngüsel ekonomi dünyada daha çok konuşulmaya başladı. Bilinç arttı ancak döngüselliğe başka bir anlamda geri dönüşüme katılan malzeme miktarında düşüş var. </li><li>Teknolojik gelişmeler daha az kaynak kullanımını destekleyecek yönde ilerliyor. </li><li>Varlık paylaşımı, paylaşım ekonomisi, takas, kiralama, yeniden üretim pazarı büyüyor. Bu pazarda yer almak ya da iş modellerini buna göre geliştirmek gerekiyor. </li><li>Gelişmekte olan ülkeler güçlü ekonomilere nazaran daha yavaş bir ilerleme kaydedecek. Olası senaryolardan dolayı dünya genelinde eşitsiz büyüme ve yeşil aklama (green washing) dikkat çekiyor.</li><li>Döngüsel ekonomi; karbonsuzlaşma, yeni pazarlar, iş modelleri, teknoloji ve yapay zekâ alanlarında etkili ve bu alanlardan etkilenen bir yapıdır. Döngüsel ekonomi, şirketlerin finansal sürdürülebilirlik ve hayatta kalma çalışmalarında direkt ve yardımcı bir kurgu olarak stratejilerde bulunmaya devam edecek.</li><li>Son zamanlarda dikkatimi çeken ve paylaşmak istediğim bir konu var. Yeşil oyunlaştırma (green gamification). Şirketlerin ve kurumların sürdürülebilirlik etki alanlarını genişletmek ve çalışmaları daha eğlenceli-yaygınlaştırılabilir hale getirmek için oluşturulan platformlara denir. Bunlardan birisi <a href="https://www.givingforce.com/blog/5-businesses-using-green-gamification-to-save-the-world" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.givingforce.com/blog/5-businesses-using-green-gamification-to-save-the-world</a> sayfasında yer alıyor. Daha fazla uygulamayı incelemek için ilgili sayfayı incelemenizi öneririm.</li></ul>



<p>Kaynak:</p>



<p><a href="https://www.circularity-gap.world/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.circularity-gap.world/</a></p>



<p><a href="https://www.alliedmarketresearch.com/sharing-economy-market-A230672#:~:text=The%20global%20sharing%20economy%20market,7.7%25%20from%202023%20to%202032" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.alliedmarketresearch.com/sharing-economy-market-A230672#:~:text=The%20global%20sharing%20economy%20market,7.7%25%20from%202023%20to%202032</a></p>



<p><a href="https://www.givingforce.com/blog/5-businesses-using-green-gamification-to-save-the-world" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.givingforce.com/blog/5-businesses-using-green-gamification-to-save-the-world</a></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/gelecek-tas-devri-mi-jetgiller-mi/">Gelecek: Taş Devri mi, Jetgiller mi?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hikayemizin Başrolleri: Yaratıcılık, İnovasyon ve Ekip Gücü</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/hikayemizin-basrolleri-yaraticilik-inovasyon-ve-ekip-gucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Konuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 06:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimizin bildiği gibi son 50 yılda dünya şu ana kadar gösterdiği gelişimin onlarca katını sergiledi ve bu gelişim hızla devam ediyor, peki şimdi ne olacak? Yavaş yavaş akıllarda yeni sorular oluşmaya başladı. Operatörsüz makineler, sürücüsüz araçlar, insansız hava araçları ve birçoğu… Yapay zeka uygulamaları artık alışveriş tercihimizi bile etkiliyor, seçip aldığımızı düşündüğümüz ve sonrasında mutlu [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hikayemizin-basrolleri-yaraticilik-inovasyon-ve-ekip-gucu/">Hikayemizin Başrolleri: Yaratıcılık, İnovasyon ve Ekip Gücü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hepimizin bildiği gibi son 50 yılda dünya şu ana kadar gösterdiği gelişimin onlarca katını sergiledi ve bu gelişim hızla devam ediyor, peki şimdi ne olacak?</p>



<p>Yavaş yavaş akıllarda yeni sorular oluşmaya başladı. Operatörsüz makineler, sürücüsüz araçlar, insansız hava araçları ve birçoğu…</p>



<p>Yapay zeka uygulamaları artık alışveriş tercihimizi bile etkiliyor, seçip aldığımızı düşündüğümüz ve sonrasında mutlu olduğumuz şeyleri acaba gerçekten biz mi seçiyoruz? Yaptığımızı sandığımız seçimler aslında arkada çalışan “bigdata” dediğimiz çok yüksek miktarda veriyi işleyip, öğrenip bizim algımızı yöneten sanal makinelerin bir yansıması olabilir mi? Wall-E animasyon filmini izlemişsinizdir, kendinizi uzun süren bir teams toplantısında hiç böyle hayal eder miydiniz? Gerçekten de yan odadaki arkadaşımız ile online görüşüyoruz… 5 yıl önce neredeyse hayal diye konuştuğumuz elektrikli otonom araçlar bugün neredeyse gerçek ve tahmin edersiniz ki birkaç yıl içinde tamamen erişilebilir olacak.</p>



<p>Borusan da bizler de bu dönüşümün içindeyiz şüphesiz, birçok şirketimizde farklı uygulamalar olmakla birlikte çalıştığım Borusan Limanı özelinde birkaç noktaya değinmek istiyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/borusan-turuncu-hikayemiz-bosrolleri-yaraticilik-inovasyon-ekip-gucu-1024x683.jpg" alt="Hikayemizin Başrolleri: Yaratıcılık, İnovasyon ve Ekip Gücü" class="wp-image-3284" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/borusan-turuncu-hikayemiz-bosrolleri-yaraticilik-inovasyon-ekip-gucu-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/borusan-turuncu-hikayemiz-bosrolleri-yaraticilik-inovasyon-ekip-gucu-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/borusan-turuncu-hikayemiz-bosrolleri-yaraticilik-inovasyon-ekip-gucu-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/borusan-turuncu-hikayemiz-bosrolleri-yaraticilik-inovasyon-ekip-gucu.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Konteynerleri istiflemede kullandığımız vinçlerimizin gelişen istifleme durumları ile çalışma şekillerinde köklü değişiklikler yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştı. Yaklaşık 180 ton ağırlığındaki vincin direksiyonunu çevirmeyi ve düz gitmesini sağlamayı bir insan olmadan kendi kendine yapması gerekiyordu. Teklifler alındı, fizibiliteler oluşturuldu, sonunda ekibimle beraber bu işe gönüllü olduk. Sıfırdan tüm yazılım dahil olmak üzere geliştirme, uygulama ve devreye alma aşamalarını hayata geçirip şu anda aktif olarak çalışmaya devam eden projeyi başarı ile tamamladık. Hatta bu proje “6 Sigma” yarışmasında ikincilik ödülü sahibi oldu. Projemiz normalde dışarıdaki bir kaynaktan satın alabileceğimiz hazır sistemlerden hem çok daha hızlı hem de %80 daha az bir maliyet ile tamamlandı. Buradan hareketle diğer projelerimiz gelişti, kendi tasarımını yaptığımız dorselerimiz imal edildi, vinçlerde kullandığımız denge aletleri baştan sona in-house olarak üretilmeye başlandı.</p>



<p>“Makerlık” kavramının şirketimizde hayat bulduğunu düşündüğüm diğer bir projemiz ise; sahadaki Coil’lerin yerlerini otomatik olarak atayan ve sahadaki İSG risklerini minimize eden 3D coil projemizdi. Proje IT ve teknik departmanlarının uyumlu çalışması ile sıfırdan geliştirilip devreye alındı. Bu proje ile hedefimiz tamamen otonom tavan vinçleri üretmek.</p>



<p>Projeyi hayata geçirirken, süreçte bazı aksaklıklar yaşadık hatta tam tabiri ile duvara çarptığımız çok zaman oldu, işte bu zamanlarda ekip olabilmek gerçekten anlam kazandı, tam düştüğümüzde, bırakmayı düşündüğümüzde yepyeni bir fikir ve çözüm ile gelen tek bir kişi bir anda ekibe yeniden umut aşıladı. . .</p>



<p>Tüm bunlara bakınca birkaç şey söyleyebilirim; öncelikle Borusan’da inovasyon ve dijitalleşmenin sınırları ve sonu yok, sadece kendin gerçekten istemeli ve çok çalışmalısın. Diğer önemli konu ise şirketimiz dijitalleşmede öz kaynak kullanımını destekliyor ve in-house çözümlere değer veriyor. Belki tek seferde sonuca gidemeyebiliriz ama yılmadan, inatla denemeye devam ettiğimiz sürece şirketimizin sonuca ulaşmamız için hep arkamızda olacağını biliyoruz. Çevik organizasyonlarda inovasyon yaratıcı bir kültürle mümkün. Yaratıcı olmak ise kırılganlığı beraberinde getiriyor. </p>



<p>İyi ki imkanları, doğan fikirleri ve yaratıcılığı destekleyen bir kültürün parçasıyım.  </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hikayemizin-basrolleri-yaraticilik-inovasyon-ve-ekip-gucu/">Hikayemizin Başrolleri: Yaratıcılık, İnovasyon ve Ekip Gücü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kripto Para Dünyasına Bir Yolculuğa Var Mısın?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kripto-para-dunyasina-bir-yolculuga-var-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Altuğ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2021 13:59:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[blockchain]]></category>
		<category><![CDATA[coin]]></category>
		<category><![CDATA[Kripto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Napolyon’un meşhur “Para, para, para” cümlesinin bugünlerde “kripto para, kripto para, kripto para” olarak dönüştüğünü gözlemliyoruz hepimiz. Nereye gidersem gideyim en çok konuşulan konuların başında kripto para geliyor. Farklı yaş ve meslek gruplarından birçok insanın gündeminde bu konu yer alırken, en çok dikkatimi çeken araştırma ya da finansal okuryazarlık yerine yatırımların genellikle farklı kişilerden alınmış [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kripto-para-dunyasina-bir-yolculuga-var-misin/">Kripto Para Dünyasına Bir Yolculuğa Var Mısın?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Napolyon’un meşhur “Para, para, para” cümlesinin bugünlerde “kripto para, kripto para, kripto para” olarak dönüştüğünü gözlemliyoruz hepimiz. Nereye gidersem gideyim en çok konuşulan konuların başında kripto para geliyor. Farklı yaş ve meslek gruplarından birçok insanın gündeminde bu konu yer alırken, en çok dikkatimi çeken araştırma ya da finansal okuryazarlık yerine yatırımların genellikle farklı kişilerden alınmış tavsiyelere göre şekillendiği ve bu tavsiyelere karşı beslenen adanmışlık oldu. Ümit ederim kripto para herkes için bol kazançlı günler getirir. Ancak tabii ki bu süreç hep zaferle bitmiyor. Genellikle de yaşanılan hüsranlar paylaşılmıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Değişmeyen tek şey değişimdir: Blockchain &amp; kripto para Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ın deyimiyle bir devrimdir!</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="536" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/08/borusanturuncu-mert-altug-kripto-para-dunyasi-1024x536.jpg" alt="Kripto Para Dünyasına Bir Yolculuğa Var Mısın?" class="wp-image-3163" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/08/borusanturuncu-mert-altug-kripto-para-dunyasi-1024x536.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/08/borusanturuncu-mert-altug-kripto-para-dunyasi-300x157.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/08/borusanturuncu-mert-altug-kripto-para-dunyasi-768x402.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/08/borusanturuncu-mert-altug-kripto-para-dunyasi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Benim blockchain &amp; kripto para ilk tanışmam eşimle birlikte 5 sene önce pandeminin henüz günlük hayatımızı alt üst etmediği, sağlıklı günlerde özgürce yaptığımız bir Amsterdam seyahatinde oldu. Harika bir Amsterdam sabahında kahvaltıda buluştuğumuz lise arkadaşım ile konu konuyu açtı ve blockchain, internet of things ve coin kelimelerinin bir arada kullanılması oldukça ilgimi çekti</p>



<p>İstanbul’a döndükten sonra konuyu araştırmaya başladım. O zamanlar kripto para ile ilgili bugünkü kadar kaynak yoktu. Önce internetten, sonrasında kitaplar ve aldığım belli eğitimlerde faydalanarak bilgi dağarcığımı geliştirmeye başladım. Kripto para ve ne işe yaradıklarını belirten white paper’ları, oradan da blockchain ile entegrasyonları hakkında birçok araştırma yaptım. Konu hakkında bilgi edinmeye başladıkça da değişimin bu mecralarda çoktan başlamış olduğunu fark ettim. Şeffaf, yapılan işlemlerin kayıt altına alındığı, merkeziyeti olmayan ve aracısız bir gelecek beni oldukça heyecanlandırdı. Bu süre zarfında da çeşitli platformları deneyimleme fırsatım oldu. 2018 yılında Kadir Has Üniversitesi’nde kripto para ve blockchain eğitiminin açılacağını duyduğum anda bu programa zaman kaybetmeden kaydımı yaptırdım, bu konunun önemli savunucularından, bu sistemi kazançtan öte önemli bir sistem değişikliği olarak yorumlayan değerli öğretim üyesi İsmail Hakkı Polat’ın liderliğindeki derslere katıldım ve eğitimin sonunda mezun sertifikamı aldım.</p>



<p>Kripto para yatırımını bir okyanusa benzetiyorum. Bu okyanusun hakimi, okyanusa yön veren canlısı Bitcoin. Bitcoin ile birlikte yaşayan birçok farklı balık türü var. Bu türlerin kimisi hız sunan, kimisi farklı platformlar sunan, kimisi ise özellikle iş dünyası için çok önemli bulduğum akıllı sözleşmeleri içeren türler. Bu balıkların bazıları dışarıdan çok renkli gözüken fakat belki de projelerinin devamının olmaması ihtimali olan ya da aslında herhangi bir çözüm ortaklığı sunmayan balıklar. Bunlara balon balıkları adını veriyorum. Her geçen gün farklı türler ortaya çıktığı için dikkat etmekte fayda var. Bu okyanus yüksek dalgaların ardı ardına vurabildiği, dik kayalıkların olduğu, zirveye çıkarken aşağıya inmeyeceksiniz hissi veren ancak tam bu his sırasında bir anda çarparak sert biçimde sörfçüyü al aşağı edebilecek türden. Yani büyük dalga sörfçüsü Laird Hamilton’un belgeselindeki Hawai’deki Jaws dalgaları gibi. Buradan çıkaracağımız en önemli öğreti ise bu dalgaların sürekli yükselmemesi, bir yerden sonra ciddi anlamda düşme ihtimali olması. </p>



<p>Geçmişe baktığımızda Aralık 2017’de 20.000$ seviyesini gören Bitcoin’in 2019 yılında 3400$ seviyesine düşmesi ya da daha da dramatik bir örnek vermem gerekirse 2016 yılı sonlarında 3000$ seviyesinde olan bir alt coinin güncel fiyatının 100$ seviyesine düşmesi… Bu platformda kazananlar olduğu kadar kaybedenler de mevcut. Hatta ne yazık ki bu aralar gözlemlerim kaybedenlerin çok daha fazla olduğu yönünde. </p>



<p><strong>Kişisel Gelişim İçin Bir Fırsat mı?</strong></p>



<p>Okyanus, 2021 yılında özellikle kurumsal yatırımcılarında dahil olması ile işlem hacmi 2 Milyar$’ı bulan, 9000 alt coin’i ile devasa bir hal aldı. Geçmişte bu konu ile ilgili ciddi eleştirileri olan kişiler bile kripto paraları yatırım amacı ile mercek altına almaya başladı. Önemli bir yatırım aracı olmasının yanı sıra finansal sistem üzerinde önemli değişim potansiyelleri sunan bu sistemin üzerine pek konuşulmayan faydaları olduğunu düşünüyorum. İlginç gelebilir ama kripto paranın kişisel gelişime sağladığı önemli katkılara gelin birlikte bakalım:</p>



<p>•    Finansal okur yazarlığın artmasını sağlayabilir. Bu sayede genel konjonktürleri de takip ederek kurlar, diğer yatırım gereçleri hakkında bilgi sahibi olmaya başlayabilirsiniz.<br>•    Entelektüel birikiminizi arttırabilirsiniz. Özellikle kripto paraların white paper’larını okuyarak ya da kurumsal sitelerini araştırarak teknolojik gelişmeler hakkında güncel bilgileri edinebilirsiniz. Bunu yaparken de tabii ki herhangi bir sorunu çözüp çözmediğini de görme şansınız olacaktır.<br>•    Blockchain sayesinde dünyanın nereye doğru evrildiği ile ilgili daha farklı bir bakış açısı geliştirebilirsiniz ve bu platformun nerelerde kullanabileceği konusunda çalışmalara dahil olabilirsiniz.<br>•    Şayet henüz öğrenciyseniz ya da kariyerinize yeni bir yön vermek istiyorsanız özellikle yazılım  ya da girişimcilik anlamında bu platformların gelişimi ile ilgilenerek önemli fırsatlar ile tanışabilirsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bu platformda kazananlar olduğu kadar kaybedenler de mevcut. Hatta ne yazık ki bu aralar gözlemlerim kaybedenlerin çok daha fazla olduğu yönünde.</p></blockquote>



<p>Kişisel gelişime bu kadar katkısı olan kripto para ile ilgilenmenin dezavantaj yaratabileceği birkaç noktaya da değinmemek olmaz. İstanbul Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Haluk Zülfikar’ın gerçekleştirdiği araştırmaya göre Türkiye’de 14 milyon kişi kripto para ile ilgileniyor. Bu da birçok kişinin gün içinde kripto para piyasasına göz attığı gerçeğini ortaya koyuyor.  Doğası itibariyle güncel olarak da takip edebilmekte olduğunuz bu sistem ne yazık ki çalışanlar açısından önemli bir sorun doğuruyor: Odaklanma</p>



<p>Daniel Goleman, “Odak” isimli kitabında en odaklı kişilerin bile karşılaştıkları en büyük zorluğun kaynağının yaşamlarındaki duygusal karmaşa olduğunu belirtiyor. Dalgaların bu kadar keskin olabildiği bir piyasada her an “Acaba ne oldu? Düştü mü? Çıktı mı? Ne yapsam?” gibi sorular bu süreçte ciddi anlamda dikkat dağıtıcı ve duyguları yönetme açısından zorlayıcı olabilir. Piyasaların sunduğu fırsatların yanı sıra risk içermesi sürekli takip etmeyi zorunlu hale getirirken bir yandan stres yaratıyor bir yandan da zaman yönetimini olumsuz etkileyebiliyor. Bu gibi olumsuz durumları en aza indirebilmek için en doğrusu bir denge kurabilmek. Sorumluluklarımızın ve önceliklerimizin bilinciyle zamanımızı etkin bir biçimde kullanarak farkındalıkla adım atmak önemli. Bu farkındalıkla hareket edildiğinde fırsatlarının yanı sıra risklerine rağmen bu işlemlerden keyif almamanız kaçınılmaz. Herkese minimum riskli, bol kazançlı işlemler dilerim…</p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kripto-para-dunyasina-bir-yolculuga-var-misin/">Kripto Para Dünyasına Bir Yolculuğa Var Mısın?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bugün Hangi Kulüptesin?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bugun-hangi-kuluptesin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2021 15:47:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3061</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah gözünüzü açtınız… Kiminiz önce Twitter gündeminde yazılanlara göz gezdiriyor, kiminiz Instagram’da takip ettiklerinizin ‘hikaye’lerine göz atıyor, kiminiz Facebook’tan gelen mesajı yanıtlıyor… Gelgelelim, bu tablo değişimin arifesinde olabilir. Şu sıralar bu uygulamalar mekana giren yeni bir kovboy için kafalarını çevirip bakar vaziyetteler. Cep telefonlarımızdaki en popüler sosyal medya uygulamalarını, hadi ıskartaya çıkartacak demeyelim, daha geri [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bugun-hangi-kuluptesin/">Bugün Hangi Kulüptesin?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sabah gözünüzü açtınız… Kiminiz önce Twitter gündeminde yazılanlara göz gezdiriyor, kiminiz Instagram’da takip ettiklerinizin ‘hikaye’lerine göz atıyor, kiminiz Facebook’tan gelen mesajı yanıtlıyor… Gelgelelim, bu tablo değişimin arifesinde olabilir. Şu sıralar bu uygulamalar mekana giren yeni bir kovboy için kafalarını çevirip bakar vaziyetteler. Cep telefonlarımızdaki en popüler sosyal medya uygulamalarını, hadi ıskartaya çıkartacak demeyelim, daha geri plana atabilecek yeni bir sosyal medya mecrasıyla karşı karşıyayız: Clubhouse… <br>Sosyal medyanın son yıllarda ‘sosyal’ olmaktan çıktığı ve bir ‘ruh karartıcı’ya dönüştüğü pek çok kişi tarafından dillendiriliyor. Clubhouse sosyal medyayı yeniden ‘sosyal’ yapabilir mi, şu an bu konuşuluyor. Açıkçası, ufukta bir umut görünüyor.</p>



<p><strong>Aşk çocuğu Clubhouse!</strong></p>



<p>Clubhouse ilk kez 2020 ilkbaharında kullanıcılara sunuldu. Yaratıcıları yolları Google’dan da geçmiş Paul Davison ve Rohan Seth. İnsanlığın mevcut sosyal medya mecralarında tutturduğu yolun yol olmadığını onlar da görmüş olacaklar ki, Clubhouse’u çıkartırken kafalarında şu varmış: Öyle bir mecra yaratalım ki, odakta beğeni ve takipçiler değil, diyalog ve iletişim olsun. İnsanlar uygulamayı kapatırken, açtıkları zamana göre daha iyi hissetsinler. İnsanlarla tanışıp merak ettikleri konularda sohbet edebilsin veya bilgi edinebilsinler.</p>



<p> <br>Yine sabaha dönelim… Çok daha eskiden nasıldı? Gözünüzü açtınız… Bir radyo çalmaya başlardı… Bir şarkı veya bir DJ hemen kulağınıza hitap etmeye başlardı. Clubhouse biraz buna benziyor sanki. Sadece daha interaktif ve tamamen kulağa (ve elbette beyne) hitap ediyor. Görsellikle kafayı bozmuş son dönemdeki yaygın uygulamaların tersine, ses her şeyin merkezinde. Canlı interaktivite de onu podcast’ten ayıran başlıca unsur.<br></p>



<p>Yurtdışında şöyle bir tanımlama var: Ted Talks konuşmaları, Soho House muhabbetleri ve en sevdiğiniz podcast’in bir aşk çocuğu doğurduğunu düşünün. İşte Clubhouse bu!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Pandemi sürecinde mahrum kaldığımız şeylerden biri de bir mekana gitmek ve yeni insanlarla tanışıp sohbet etmek oldu. Clubhouse burada da imdadımıza yetişebilir gibi duruyor</p></blockquote>



<p><strong>Yaptığınız besteyi Metallica dinlese hoş olmaz mı?</strong></p>



<p>Daha başka? Şu an için ortam ‘biraz daha’ demokratik. Diğer sosyal medya mecralarında şöhretler, CEO’lar, girişimciler, müzisyenler, film yıldızları bir tıkla ulaşılabilir vaziyetteyse de interaktivite yine de çok yoğun değil. Clubhouse’da ise bu insanlarla aynı anda aynı ortamda bulunup dilerseniz karşılıklı fikir alışverişinde bulunabiliyorsunuz. Son yaptığınız besteyi Metallica’nın solistine canlı canlı dinletseydiniz hoş olmaz mıydı?<br></p>



<p>Bir iki ay önce komedyen Kevin Hart burada bir sohbet odasına katıldı. Sohbet odasının konusu “Kevin Hart komik mi?” idi. Hayli renkli bir sohbetten sonra Hart, Twitter hesabından şunları yazdı: “Clubhouse uygulamasında bugün harika bir sohbete katıldım. Gerçek insanlarla gerçek muhabbet… Şu an sosyal medyanın tutturduğu yol bu. Epey kafa açıcı!”<br></p>



<p>Bir odaya katıldınız, konu sarmadı mı? Sessizce çıkıp yeni bir sohbet konusuna yelken açabilirsiniz. Önünüzde sonsuz bir muhabbet olasılığı var. Yeter ki, açık fikirli ve saygılı olun. Tabii bir de şöhretli birileriyle karşılaşınca tepkinizin dozunu kaçırmayın!<br></p>



<p>Clubhouse’a davetiyeyle katılmak gerektiğini çoktan duymuş olmalısınız. Her kişinin yalnızca üçü kişiyi davet hakkı var. Buna rağmen üye sayısı şu sıralar katlanarak yüz bin yüz bin artıyor. Merakın da etkisi var tabii bunda. Eşinizden dostunuzdan davetiyeye kolayca ulaşabilmenize rağmen yakında bu davetiye meselesi biraz daha gevşer mi, göreceğiz.</p>



<p><strong>Aranan kan bulunmuş olabilir mi?</strong></p>



<p>Pandemi sürecinde mahrum kaldığımız şeylerden biri de bir mekana gitmek ve yeni insanlarla tanışıp sohbet etmek oldu. Clubhouse burada da imdadımıza yetişebilir gibi duruyor.<br></p>



<p>Şimdilik Clubhouse’un gördüğü müthiş ilgiyi düşünecek olursak, insanlık için aranan kan bulunmuş olabilir. Belki geçici, belki değil ama şu an için yeni bir meşguliyetimiz var. <br></p>



<p>Öte yandan, Netflix’te yayınlanan “The Social Dilemma” belgeselini izleyenler hatırlayacaktır: Like’lamak da dahil sosyal medya mecralarındaki her buton öncelikle iyi niyetle, insanları mutlu etme umuduyla yaratılmışlardı. Ne var ki, geldiğimiz noktada sosyal medyada ilgiden yoksun kalmak büyük bir mutsuzluk sebebine dönüşmüş durumda. Clubhouse buna merhem olabilecek mi, hep birlikte tanık olacağız. <br></p>



<p>Yeni insanlar tanışmak, farklı bakış açılarını öğrenmek, veri analitiğinden yapay zekaya, spordan müziğe kadar gibi birçok konuda farklı insanların neler düşündüğünü merak ediyorsan ve öğrenme tutkun varsa bir odadan bir odaya geçerek mecrayı keşfedebilirsin. Hem belki odalardan birinde turuncu bloggerlar ile karşılaşırsın<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bugun-hangi-kuluptesin/">Bugün Hangi Kulüptesin?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnovasyon Kasırgasının Peşinde Bir Platform: CoIN</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/inovasyon-kasirgasinin-pesinde-bir-platform-coin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kemal Gözbebek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 13:36:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz iş dünyasının belki de en popüler kelimesidir inovasyon. Küçük büyük demeden neredeyse tüm şirketlerin ya bir inovasyon ve ArGe departmanı var ya da iş yapış şekillerini inovatif diye adlandırdıkları yöntemlerle değiştirmenin peşindeler. Toplantılarda, seminerlerde veya son günlerin trendi webinarlarda en fazla kullanılan kelimelerden biri. Bunun altında son yıllarda teknolojinin etkisi ile sürekli değişen dünya [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/inovasyon-kasirgasinin-pesinde-bir-platform-coin/">İnovasyon Kasırgasının Peşinde Bir Platform: CoIN</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Günümüz iş dünyasının belki de en popüler kelimesidir inovasyon. Küçük büyük demeden neredeyse tüm şirketlerin ya bir inovasyon ve ArGe departmanı var ya da iş yapış şekillerini inovatif diye adlandırdıkları yöntemlerle değiştirmenin peşindeler. Toplantılarda, seminerlerde veya son günlerin trendi webinarlarda en fazla kullanılan kelimelerden biri. Bunun altında son yıllarda teknolojinin etkisi ile sürekli değişen dünya trendleri ve artık daha fazla katma değer yaratamayan klasik iş modelleri gibi iki farklı neden yattığını düşünüyorum.</p>



<p>İnsanların ihtiyaçları her gün bir öncekine göre farklılaşıyor. 10 yıl öncesine kadar cep telefonu ihtiyacımız varken, şu an cebimizde internete ihtiyacımız var. İngiltere merkezli mobil operatör O2’nin yaptığı bir araştırmaya göre akıllı telefon sahipleri telefonlarıyla her gün ortalama 2 saatten fazla ilgileniyor. Ortalama 128 dakikanın 25 dakikasını internette gezinmeye, 17 dakikasını sosyal ağlara, 13 dakikasını oyun oynamaya, 16 dakikasını müzik dinlemeye ayırıyorlar. Telefonda konuşma süresi (arama yapma) ise 12 dakikada kalıyor. Yani telefonun asıl amacı artık konuşarak iletişim kurmak değil. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>10 yıl öncesine kadar cep telefonu ihtiyacımız varken, şu an cebimizde internete ihtiyacımız var.</p></blockquote>



<p>Kişisel tercihlerimiz bu kadar hızlı değişirken, birçok sektörde yapılan işler, üretilen ürünler ise artık daha fazla değişemiyor, katma değer yaratamıyor. Hemen hemen her sektörde aynı kaliteyi sağlayabilen lokal ve global birçok alternatif bulunabiliyor. Bu da doğal olarak rekabeti arttırırken firmaların kârlılıklarını düşürüyor. Bu iki sebebin kesişmesi sonucu ortalamanın üzerine çıkmak isteyen şirket ve bireyler kendilerini inovasyon kasırgasının içerisine sokuyorlar.  Her yıl 100 milyon start-up’ın batıp, yerine 100 milyon yeni start-up kurulduğunu düşündüğünüzde bahsettiğim inovasyon kasırgasının ne kadar büyük olduğunu görebilirsiniz. </p>



<p>Bir Çin atasözü der ki “Değişim rüzgârı esince aptallar duvar örer, akıllılar yel değirmeni yapar”. Aslında değişimin çok zor olduğunu düşünmüyorum. İnsanları değişime koşulsuz inandıracak kadar heyecan yaratan fikir üretmek çok zordur. Ne kadar büyük inovasyon ekipleri kurarsanız kurun, ekibin ve/veya şirketinizin dışında kalan fikirleri yakalama şansını bulamazsınız. Bu sebeple son yıllarda farklı sektörlerden P&amp;G, Vallourec, ING, Toyota gibi global oyuncular kendi açık inovasyon (open innovation) platformları sayesinde şirket dışından gelebilecek fikirleri de toplayabilen bir inovasyon yönetimi yolunu şeçtiler.  Bu durum, firmaların yeni fikirler ve yatırım fırsatları bulma ihtimalini kuvvetlendirmenin yanında, fikir sahipleri için de ilerleme imkânı yaratıyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bir Çin atasözü şöyle der: Değişim rüzgârı esince aptallar duvar örer, akıllılar yel değirmeni yapar.</p></blockquote>



<p><strong>CoIN: Kolektif İnovasyon Platformu</strong></p>



<p>Bu motivasyon kaynağı ile biz de Borusan Mannesmann olarak bir <a href="https://coin.borusanmannesmann.com/">kolektif inovasyon platformu</a> kurduk. Bu hamledeki amacımız, farklı bakış ve fikirlere ihtiyacımız olan odak alanlarını dışarıya açmak ve hiç aklımızda olmayan potansiyel fikirleri toplayabilmek. Projeyi ele aldığımız ilk günden beri hep çelik boru özelinde belirlediğimiz odak alanlar üzerinde çalıştık: Yeni boru tipleri, boruya adapte edilebilecek ekipmanlar, farklı kaplamalar veya inovatif ileri işlem yöntemleri bulmayı hedefledik. Fakat proje ilerledikçe, her türlü yeni iş fikri veya iş modeline açık olmak ve kendimizi sınırlamamak gerektiğine karar verdik. Bu bakış açısıyla platforma odak alanları dışında, bağımsız fikir paylaşımı yapılabilecek bir modül ekledik.</p>



<blockquote class="wp-block-quote has-text-align-left is-style-large"><p>Proje ilerledikçe, her türlü yeni iş fikri veya iş modeline açık olmamız gerektiğine karar verdik</p></blockquote>



<p>Herhangi bir şirket, kendini mucit olarak nitelendiren bir birey, üniversite öğrencisi, akademisyen veya start-up’lar bizim potansiyel partnerimiz olabilir. Platformda yer alan odak alanlarımız ile ilgili fikri olan bir kişi, sitede yer alan formu doldurarak başvuru yapabilir veya isterse ilgilendiği odak alanı ile ilgili daha detaylı bilgi alabilir. CoIN bir yarışma veya kıyaslama platformu değildir. Her fikir değerlendirilir, sınıflandırılır ve fayda yaratabilecek fikirler üzerinde birlikte çalışmaya başlanır. Platform üzerinde odak noktalarımız ile ilgili bizim ne yapmak istediğimiz açık şekilde tariflenmemiştir. Başvuru sahibinin talep etmesi durumunda gizlilik anlaşması imzası ile paylaşılır. <br>Daha yarışma tarzında olan, bilginin tamamen paylaşıldığı açık inovasyon platformu modeli yerine, başvurana özel detaylı bilgi ve hedef paylaştığımız bir platform modelini seçmemizin nedeni de budur aslında. Başvuru yapan firmanın bilgilerini aldıktan sonra tam anlamıyla ihtiyacımızı anlatıyoruz. Böylelikle her tekrarda gelen farklı soruların bizi farklı düşündüreceğine inanıyoruz. Aynı zamanda tam adreslenmiş çalışma alanımızın da gizliliğini korumaya çalışıyoruz.</p>



<p>Tüm taraflar için kolektif inovasyonun tam karşılığı olan bir çalışma modeli hedefledik. Böylece her başvuran kişi veya kurumun bu ağdan alabileceği fayda farklı olabiliyor. Beklentileri, proje başında nasıl bir iş modeli ile ilerleyeceğimiz konusunda karşılıklı anlaşarak yönetmeyi planlıyoruz. Fikrin veya çözümün katma değerine göre patent alımı, ortaklık ve benzeri yöntemler de gündeme gelebilir. CoIN çalışma prensiplerini<a href="https://coin.borusanmannesmann.com/en/how-we-partner/"> websitemizde</a> detaylı olarak anlatıyoruz.</p>



<p>Platformun bir kısmını da <a href="https://coin.borusanmannesmann.com/en/for-students/">üniversite öğrencilerine</a> ayırdık. Farklı fikirler dışında, özellikle yeni boru tipleri ile ilgili fırsatları araştıran ve bize bildiren üniversite öğrencilerine, yarattıkları potansiyel doğrultusunda yüksek öğrenim bursu, dizüstü bilgisayar, yurt dışı tesislerimizde staj, yurt dışında fuar ve kongre katılımı gibi çeşitli fırsatlar sunuyoruz.</p>



<p>Küçük ekiplerden büyük kazançlar çıkarılabileceğinin en önemli ispatlarından olan inovasyon platformlarına başarılı bir örneğin gelecekte coin.borusanmannesmann.com olarak gösterilmesi dileği ile…  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/inovasyon-kasirgasinin-pesinde-bir-platform-coin/">İnovasyon Kasırgasının Peşinde Bir Platform: CoIN</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İvme Kazanan Dijitalleşmeyle Süper Siber Araç Satışı</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ivme-kazanan-dijitallesmeyle-super-siber-arac-satisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Kara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 19:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2396</guid>

					<description><![CDATA[<p>2020’nin Mart ayında Covid-19’un hayatımıza girişinden beri hayatımızdaki değişiklikler hakkında bu mecrada da olmak üzere hepimiz onlarca yazı okuduk, yetkilileri dinledik, videolar izledik. Bu değişikliklerin bazıları – özellikle tüketiciler için &#8211; zaten hayatımızın bir parçası olsa bile, bazılarına tamamen zorunluluktan adapte olduk. Özellikle iş hayatımızda belki de bundan beş ay önce söyleseler inanmayacağımız durumlar ile [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ivme-kazanan-dijitallesmeyle-super-siber-arac-satisi/">İvme Kazanan Dijitalleşmeyle Süper Siber Araç Satışı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2020’nin Mart ayında Covid-19’un hayatımıza girişinden beri hayatımızdaki değişiklikler hakkında bu mecrada da olmak üzere hepimiz onlarca yazı okuduk, yetkilileri dinledik, videolar izledik. Bu değişikliklerin bazıları – özellikle tüketiciler için &#8211; zaten hayatımızın bir parçası olsa bile, bazılarına tamamen zorunluluktan adapte olduk. Özellikle iş hayatımızda belki de bundan beş ay önce söyleseler inanmayacağımız durumlar ile karşı karşıyayız hepimiz. Bu sürede ofisi evimize taşıdık. Bunun artıları da eksileri de oldu fakat artık hayatımızın bir parçası. Bu transformasyonun da en büyük oyuncusu tabi ki de teknoloji; bir diğer adıyla dijitalleşme oldu.</p>



<p>Pandemi sürecinin başlarında dijitalleşme ile ilgili müthiş şakalar ve internet meme’leri ortaya çıkmıştı. Bu “meme”lerin en bilinirlerden bir tanesi bir test sorusudur ve şöyledir; “Kurumunuzda dijitalleşme gayret ve aksiyonlarınızın liderliğini kim yapmaktadır?</p>



<p>a- CEO <br>b- CTO <br>c- Orta kademe liderler <br>d- Çalışanlar <br> e- COVID-19</p>



<p>Çoğu sektör ve firma için bu sorunun cevabı tabii ki ‘e’ şıkkındaki Covid-19 virüsü oldu. Gerçekten de dijitalleşmeye ayak uyduramayacağını veya uydurmasının çok zor olacağını düşündüğümüz sektörler ve iş modelleri hayatta kalabilmek adına çok hızlı şekilde dijitalleşmenin yollarını aradılar ve buldular. Dahası bu organizasyonların müşterilerinin de beklentilerinin de çok üstünde hızlıca bu dijitalleşmeye adapte oldular.</p>



<p>Bu durumdan tabi ki kurumumuz Borusan Holding de nasibini aldı. Özellikle de İngilizce tabir ile “brick and mortar” (tuğla ve harç) kelimeleri ile tabir edilen daha geleneksel iş modeline ve “fiziki” temasa çok bağlı olan Borusan Araç İhale firmamız da.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Borusan Araç İhale’nin iş modelinde Covid-19 öncesinde aslan payı fiziksel ihaleler oluşturuyordu</p></blockquote>



<p>Borusan Araç İhale son 20 yıldır farklı isimler ile 2. el araç alım/satımında sektörünün kurucusu ve lideri olan bir grup şirketimiz. B2B sektörüne hitap eden ve yılda 15 bin adet üzerinde 2. el aracın açık arttırma platformları üzerinden Türkiye’deki 9 bine yakın üyesine satışını gerçekleştiren bir şirket.</p>



<p>Her ne kadar özellikle son senelerde “dijitalleşme” konusunda sektöründe öncülük edecek bir çok adım atmış olsa da müşterilerinin de profili ve de alışkanlığı sayesinde “fiziki” ihalelerin operasyonlarının aslan payını topladığı bir iş modeline sahibiz. Kur ve diğer ekonomik dalgalanmaların en çok ve ilk etkilediği sektörlerden biri olan otomotiv sektöründe olmasına rağmen Borusan Araç İhale ayda 1500 adet satışları yakalıyor ve bunun yüzde 90’ını fiziki ihalelerinde gerçekleştiriyor. Ya da Mart 2020’ye kadar gerçekleştiriyordu diyebiliriz.</p>



<p>İlk Covid-19 vakaları çıktığından beri tüm şirket olarak önce çalışanlarımızın, sonra müşteri ve tedarikçilerimizin güvenlik ve sağlıklarının her şeyden önemli olduğu düşüncesiyle tüm fiziki operasyonlarımızı durdurma kararı almıştık. Buna müşterilerimizin heyecanla ve keyifle her hafta Çarşamba günü geldikleri Fiziki İhalelerimiz de dahildi. Tabii ki bunun şirketimizin performansı ve devamlılığına olan etkileri bizi çok düşündürüyordu ama hiçbir şey Borusanlıların ve onların sevdiklerinin sağlığından daha önemli değil.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Araç tedariğinin iyice zorlaştığı bir dönemde tüm ihaleler dijital ortama taşındı</p></blockquote>



<p>Peki bu kararı alıp tüm ihaleleri – özellikle de araç tedariğinin iyice zorlaştığı dönemde – dijital ortama çekmenin sonucu ne oldu? Temmuz 2020 itibariyle pandemi öncesi satış adetlerimize yetişmiş hatta bazı haftalar geçmiş durumdayız. Hem de hiç fiziki ihale düzenlemeden! Dahası, <a href="https://www.otonakit.com/">Otonakit</a> adlı sayfamız ile de tüketicilerin araçlarını tamamen dijital ortamlarda fiyatlayıp ve randevu verip sonrasında satınalma operasyonumuzu da bu pandemi sürecinde hizmete soktuk. Bunu sağlayan şey tabi ki herkesin dijitalleşmeye mecburen alışması idi.</p>



<p>Şunu belirtmek lazım ki Borusan Araç İhale dijitalleşmeye yabancı bir firma değil. Fiziki ihalelerimizin canlı videolar ile özellikle İstanbul dışındaki müşterilerimize sunulduğu Simulcast ve tamamen dijital sistemler ile çalışan <a href="https://www.724ihale.com">724İhale</a> sayfalarımız bir kaç senedir operasyonel. Bu sistemleri sağlayan ve de ayakta tutan bir ekip de mevcut.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Temmuz 2020 itibariyle pandemi öncesi satış adetlerimize yetiştik; hatta bazı haftalar pandemi öncesi satış adetlerini aştık. Hem de hiç fiziki ihale düzenlemeden!</p></blockquote>



<p>Fakat, Covid-19’un belki de iş yapışımıza en “pozitif” etkisi müşterileri de bu sistemlere mecburen de olsa alıştırması oldu. Şu anda Türkiye genelindeki tüm müşterilerimiz ofis veya evlerindeki bilgisayarlardan istedikleri araca teklif verip aldıkları aracın tüm operasyonlarını birkaç tuş ile koordine edebiliyorlar. Hem de tabiri caizse “araca dokunmadan” ki otomotiv sektörü için aracı görüp “dokunmak” bu kadar önemli bir unsur iken.</p>



<p>Borusanlılar olarak zaten gerek toplantılarımızda gerek eğitimlerimizde gerek iş yapışımızda dijitalleşmeye yatkın idik. Fakat “konvansiyonel” iş modellerine alışık olan müşteri ve tedarikçilerimizin de bu kaçınılmaz gelişmeye ayak uydurmaları ve kabullenmeleri için neredeyse 6,000 km uzaktaki bir ülkede birinin yarasa çorbası içmesi gerekiyormuş.</p>



<p>Kültürümüzün en çok kullanılan “Her işte bir hayır vardır” sözü sanırım gerek şirketimizin gerekse bulunduğumuz sektörlerin dijitalleşmesinin bu pandemi ile paralel gitmesi ile tekrar kanıtlandı.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ivme-kazanan-dijitallesmeyle-super-siber-arac-satisi/">İvme Kazanan Dijitalleşmeyle Süper Siber Araç Satışı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknolojiyle Salgını Hackleyebilir Miyiz?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/teknolojiyle-salgini-hackleyebilir-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muammer Kızılaslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2020 13:43:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon & Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni normale adım adım ilerliyoruz. Her gün açıklanan rakamlarda umut verici gelişmeleri takip ederken, tedbiri elden bırakmamak gerektiği de aşikar. Öyle ki ofislere dönüşler kademe kademe başlamadan şirketlerde yoğun planlamalar yapıldı. Çalışma masaları, servisler, yemekhaneler mesafe kurallarına göre yeniden düzenlendi. Bu yeni normal iş yapış biçimlerimize, kültürümüze ve alışkanlıklarımıza daha uzunca bir süre meydan okuyacak [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/teknolojiyle-salgini-hackleyebilir-miyiz/">Teknolojiyle Salgını Hackleyebilir Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/05/teknoloji-ile-salgini-hackleyebilirmiyiz-muammer-kizilaslan-1254x836-1-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-2290" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/05/teknoloji-ile-salgini-hackleyebilirmiyiz-muammer-kizilaslan-1254x836-1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/05/teknoloji-ile-salgini-hackleyebilirmiyiz-muammer-kizilaslan-1254x836-1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/05/teknoloji-ile-salgini-hackleyebilirmiyiz-muammer-kizilaslan-1254x836-1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/05/teknoloji-ile-salgini-hackleyebilirmiyiz-muammer-kizilaslan-1254x836-1.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yeni normale adım adım ilerliyoruz. Her gün açıklanan rakamlarda umut verici gelişmeleri takip ederken, tedbiri elden bırakmamak gerektiği de aşikar. Öyle ki ofislere dönüşler kademe kademe başlamadan şirketlerde yoğun planlamalar yapıldı. Çalışma masaları, servisler, yemekhaneler mesafe kurallarına göre yeniden düzenlendi.</p>



<p>Bu yeni normal iş yapış biçimlerimize, kültürümüze ve alışkanlıklarımıza daha uzunca bir süre meydan okuyacak gibi görünüyor. McKinsey’nin son zamanlarda yayınladığı bir raporuna göre ikinci dalga en büyük endişe olurken, 2023’e kadar tam iyileşme beklenmiyor. Avrupa genelinde 60 milyon istihdamın yok olabileceği öngörülüyor. Bu durumda akıllara bariz soru düşüyor: İşlerimize ne olacak? Sağlığımızı korumak için işimizi, işimizi korumak için sağlığımızı riske atmadan çözümler bulabilir miyiz? Bu yeni düzende sağlığımızı korurken, iş sürekliliğimizi sağlamak için ne yapabiliriz?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yeni normal iş yapış biçimlerimize, kültürümüze ve alışkanlıklarımıza daha uzunca bir süre meydan okuyacak.</p></blockquote>



<p>Şimdiye kadar yaşadığımız deneyimden öğrendiğimiz bir şey varsa o da enfekte olmuş kişileri seri bir şekilde tespit etmek ve izole etmek, salgını kontrol altında tutmanın anahtarı.</p>



<p>Mesela ofise/tesise gelmeden önce risk potansiyellerini tespit edebilseydik neler olurdu? Ya evlerindeki çalışanlarımızla temasa geçip sonraki adımlar için destek ve tavsiye verebilseydik? Peki ya bazı kritik soruların cevaplarını baz alarak, tıbbi personelimiz aktif hale geçseydi, nasıl olurdu? Bu durumda insanların henüz daha semptom geliştirdiği sırada hastalığın yayılmasını önleyebilir miydik?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Salgını kontrol altında tutmanın anahtarı, enfekte kişileri tespit etmek ve izole etmek</p></blockquote>



<p><strong>ÇEVİK YAKLAŞIM</strong></p>



<p>Bu soruları tartıştığımız kriz yönetim grubu toplantımız sırasında bir mobil uygulama yapma fikri ortaya çıktı. Yüksek ateşi tespit etmek üzere termal kameralar kurmaya daha yeni karar vermiştik ve virüsün yayılmasını önlemek için başka etkili bir yöntem daha olabileceğini fark ettik.</p>



<p>Doktorlarımızla da bir beyin fırtınası gerçekleştirdikten sonra bunun etkili bir yol olacağına dair kendilerinden teyit aldık. Çalışma arkadaşlarımızla da görüşmeler yaptık ve bir uygulama yaparsak, virüse karşı mücadelede hangi alanlarda daha etkili olabileceğimizi anladık. Özellikle şu konular bizim üretim alanlarımızda aşmamız gereken zorlukları oluşturuyor:</p>



<ul><li><p>Covid-19 teyitli bir vakada, bu kişinin şirket içindeki yakın temasta bulunduğu kişileri tanımlamak çok zor.</p></li><p></p>
<li><p>Zorunlu maske takma, oturma alanlarının yeniden düzenlenmesi, yüzde 50 kapasitede çalışma, servis otobüsünün güvenli kullanımını sağlamak için genişletilmiş tedbirler uygulasak bile yine de 1,5 metrelik bir çalışan çemberini izole ediyoruz. Bu yüzden, bu kişileri de tanımlamak durumundayız.</p></li>
<li><p>Her çalışan için özel bir servis otobüsü ve koltuk belirlemek mümkün değil. Özellikle de ana üretim tesisimizin bulunduğu Gemlik’te kiralamak üzere yeterli araç bulunmuyor. Vardiya planındaki anlık değişiklikler koltuk belirleme işini daha da zorlaştırıyor.</p></li><li><p>Servis otobüsü destinasyonlarından bazıları yoğun olarak kullanılıyor; bu nedenle, bu güzergahlarda birden fazla otobüsün çalışması gerekli oluyor ve çalışanlar araçları rastgele değiştiriyor. Bir Covid-19 pozitif vakası durumunda birkaç kişinin izolasyonu gerekli olabiliyor.</p></li></ul>



<p>Bu bilgileri de göz önüne alarak, çalışmalarımıza başladık ve hızlı sonuçlar elde etmek için Agile (Çevik) çerçevesini kullanmaya karar verdik. Amacımız, aşağıdaki üç alanı kapsayacak şekilde bir cep telefonu uygulaması geliştirmekti: </p>



<ol><li><p>Evde erken semptom tespiti</p></li><li><p>Servis Otobüsü yönetimive koltuk takibi</p></li><li><p>Ofiste/tesiste yakın temas kurulan kişilerin takibi</p></li></ol>



<p><strong>SEMPTOMLARI EVDE TESPİT</strong></p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="400" src="https://www.youtube.com/embed/fZUQbcdsmj8" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p>Covid-19’un bilinen en yaygın semptomları ateş, kuru öksürük ve yorgunluk. Bazılarında ağrı ve sızı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı veya ishal görülebiliyor. Bu semptomlar genellikle hafif semptomlar ve yavaş yavaş görülmeye başlar. COVID-19 semptomları çok hafif olan insanlar bile virüsü bulaştırabiliyor. Bu nedenle, ateş, öksürük gözlenen ve nefes almada zorluk çeken insanlar tıbbi yardım almalı. Uygulama birkaç kritik soru sorarak erken belirtileri tespit etmek için bize yardımcı oluyor. Her çalışan bu soruları günlük olarak cevaplamalı. Sağlık personelimiz ufak belirtilerde bile bilgilendirilir ve daha fazla bilgi almak ve sonraki adımlar için tavsiyelerde bulunmak üzere ilgili çalışanla iletişime geçer.</p>



<p>İnsanlar ufak belirtilerde bile iyileşene kadar evde kalmalı ve kendilerini izole etmeli. Dolayısıyla da, doktorlarımız uygulama aracılığıyla iyileştiklerini onaylayana kadar bu tip çalışanlarımızın servis otobüsü kullanımına ve ofise/tesise girişine izin verilmiyor. Tesislerimize yapılan tüm girişler söz konusu çözüm ile bağlantılı.</p>



<p><strong>SERVİS YÖNETİMİ VE KOLTUK TAKİBİ</strong></p>



<p>Bizim için çalışmakta olan servis otobüslerinde bir barkod yer alıyor. Herkes araca girerken bu kodu uygulama aracılığıyla okutması gerekiyor. Giriş izni olmayanlar için bir bildirim görüntülenir ve Barkodun taranması önlenir. Giriş onaylandığı taktirde, ekranda bir koltuk numarası belirir ve sürücü tarafından kontrol edilecek bir yeşil ışık görünür.</p>



<p>Çalışanlar servisi rastgele kullandıklarından ve bazen kendi araçları ile ofise/tesise geldiklerinden, uygulama ertesi gün için servis kullanmalarının gerekip gerekmediğini sorar. Böylece algoritma, aynı arabada ve koltukta 1,5 m’lik bir çalışan çemberi belirleyebilmek amacıyla araç kullanımını ve koltuk tahsisini optimize eder (en az beş gün boyunca).</p>



<p><strong>OFİSTE/TESİSTE YAKIN TEMASLILARIN TESPİTİ</strong></p>



<p>Salgının yayılmasını önlemek için herkesle en az 1,5 metrelik bir fiziksel mesafeyi korumak zorunlud. Bununla birlikte, bu kural yakın alanlarda hızlı bir şekilde ihlal edilebilir. Tüm çalışma arkadaşlarımızı eğitmek ve uyarmak için uygulamaya yerleştirilecek bir Bluetooth çözümü üzerinde çalışıyoruz. Süre de dâhil olmak üzere bu kuralın tüm ihlalleri izlenecek ve kaydedilecek.</p>



<p>“Sağlık Olsun” ismini verdiğimiz mobil uygulamamızı hayata geçirmiş olmakla beraber, bluetooth çözümü ise henüz yapım aşamasında ve Mayıs ayında tamamlanmasını planlanlıyoruz.</p>



<p>Covid-19’un yayılmasının izlenmesinde teknolojinin taşıdığı rol gittikçe artmaya devam ediyor. Bütünsel bir yaklaşımla hareket ederek, yeni çözümler icat ederek bu dönemi hep beraber aşacağız.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/teknolojiyle-salgini-hackleyebilir-miyiz/">Teknolojiyle Salgını Hackleyebilir Miyiz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
