<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi Yaşam konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/iyi-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/iyi-yasam/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Mar 2025 16:26:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>İyi Yaşam konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/iyi-yasam/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadınlar için Güçlenme Atölyesi: Wen-do</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kadinlar-icin-guclenme-atolyesi-wen-do/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2025 16:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazarlar: Günümüzde “Wen-do” kadınların kendilerini güvende hissetmelerini, karşılaşabileceği olası şiddet durumlarına karşı kendilerini koruyabilmelerini sağlamayı amaçlayan önemli bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. 1960&#8217;larda Kanada&#8217;da geliştirilen ve zamanla farklı katkılarla bugünkü halini alan Wen-do, kadınların güçlenmesine odaklanarak onların fiziksel ve psikolojik sınırlarını keşfetmelerine yardımcı oluyor. Bu program, kadınların &#8220;yapabilirim&#8221; duygusunu deneyimleyerek öğrenilmiş çaresizliklerini aşmalarını ve içsel [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kadinlar-icin-guclenme-atolyesi-wen-do/">Kadınlar için Güçlenme Atölyesi: Wen-do</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Yazarlar:</strong></p>


    <div class="" data-nc-gutenberg-section="true" data-nc-gutenberg-section-type="block-users-grid" data-nc-gutenberg-section-api="{&quot;blockName&quot;:&quot;nc-block-user-grid&quot;,&quot;graphQLvariables&quot;:{&quot;variables&quot;:{&quot;include&quot;:[151,150]},&quot;queryString&quot;:&quot;GQL_QUERY_GET_USERS_BY_SPECIFIC&quot;},&quot;hasSSrInitData&quot;:{&quot;hasSSrInitData&quot;:true,&quot;initUserIDs&quot;:[151,150]},&quot;settings&quot;:{&quot;userCardName&quot;:&quot;card2&quot;,&quot;gridClass&quot;:&quot;grid-cols-2 sm:grid-cols-3 md:grid-cols-2 lg:grid-cols-3 xl:grid-cols-4&quot;,&quot;gridClassCustom&quot;:&quot;grid gap-x-2.5 gap-y-4 sm:gap-6 2xl:gap-8 grid-cols-2 sm:grid-cols-3 md:grid-cols-2 lg:grid-cols-3 xl:grid-cols-2&quot;,&quot;heading&quot;:&quot;&quot;,&quot;subHeading&quot;:&quot;&quot;,&quot;hasBackground&quot;:false,&quot;blockLayoutStyle&quot;:&quot;layout-2&quot;,&quot;expectedNumberResults&quot;:2}}"></div>



<p><strong>Günümüzde “Wen-do” kadınların kendilerini güvende hissetmelerini, karşılaşabileceği olası şiddet durumlarına karşı kendilerini koruyabilmelerini sağlamayı amaçlayan önemli bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. 1960&#8217;larda Kanada&#8217;da geliştirilen ve zamanla farklı katkılarla bugünkü halini alan Wen-do, kadınların güçlenmesine odaklanarak onların fiziksel ve psikolojik sınırlarını keşfetmelerine yardımcı oluyor. Bu program, kadınların &#8220;yapabilirim&#8221; duygusunu deneyimleyerek öğrenilmiş çaresizliklerini aşmalarını ve içsel güçlerini yeniden keşfetmelerini sağlıyor, potansiyellerini ortaya çıkarmaları için onlara destek oluyor. Wen-do’yu tüm ayrıntılarıyla Wen-do Uzmanı Yıldız Koca ile konuştuk.</strong></p>



<p><strong>Söyleşi: Doç. Dr. Özgün Biçer &amp; Wen-do Eğitmeni Yıldız Koca</strong></p>



<p><strong>Kadınların kendilerini savunma ve güvende hissetme konusunda doğuştan gelen içgüdüleri ve potansiyelleri nelerdir? Wen-do bu potansiyeli nasıl ortaya çıkarıyor ve kadınlara ne gibi faydalar sağlıyor?</strong></p>



<p>Biz dünyaya hayatta kalmak üzere programlanmış canlılar olarak geliyoruz. Kendimizi koruma reflekslerimiz çok güçlü. Fakat kız çocuğu olarak yetiştirilirken doğuştan var olan bu gücümüz elimizden alınıyor. “Aman sakın öyle söyleme!”, “Sesini yükseltme!”, “O öyle demek istemedi!”, “O öyle yapmak istemedi.”&nbsp; “Gülümse, bir öpücük ver!” Çocukluktan itibaren sınır ihlalleri başlıyor.</p>



<p>İnsanın varoluşu gereği hayatta kalma içgüdüsü, bir iç sesi vardır. Temeli o oluşturuyor. Çocuk da olsa yetişkin de olsa “duyguna güven!”. Bu benim atölyelerimde üzerine çok çalıştığım bir konu. Hep şunu söylüyorum. “Eğer bir durumla ilgili içinde bir soru işareti oluşmuşsa, küçük bir huzursuzluk varsa onu her zaman dikkate al ve ona göre davran. Bütün dünya aksini söylese bile sen o duyguyu dikkate al ancak duygularını sağlıklı bir değerlendirme sürecinden geçirerek hareket et. Bütün dünya aksini söylese bile hissettiğin duyguyu göz ardı etme. Çünkü o senin en temel hayatta kalma mekanizmanla ilgilidir.” Dolayısıyla Wen-do&#8217;yu özel yapan kadınların birebir hayatlarının içinde yaşadıklarıyla ilgileniyor olması. Wen-do, zaten sahip olduğun o güçlerini tekrar açığa çıkarabilmeyi, hatırlayabilmeyi sağlıyor. Bilmediğiniz bir şeyi öğrenmiyorsunuz. Kendi gücünü tekrar görebiliyor, onu hissedebiliyor ve yaşayabiliyorsunuz.</p>



<p><strong>Yeni dönemde etrafa baktığımızda kadınları odağa alan savunma sporları ile daha çok karşılaşıyoruz. Ama anladığım kadarıyla Wen-do&#8217;nun en temel farkı burada. Wen-do bir spor değil. İçsel gücü açığa çıkarıyor.&nbsp; Böyle bakınca sadece fiziksel uygulamaları konuşmuyoruz, bu aynı zamanda psikolojik bir savunma ve güven hattı yaratıyor. Yani şiddetin farklı türlerine ekonomik, psikolojik, duygusal ve cinsel şiddete karşı mücadele edebilme kapasitesi sağlıyor.</strong></p>



<p>Bize unutturulan güçlerimizi yeniden kazıyoruz. Bu metafizik bir şey değil. Çok somut bir şey. Katılımcı olarak pasif olunan değil, çok daha aktif olunan bir yöntemle ilerliyor. “Hayır” demeyi bir pratiğin içinde deneyimliyoruz. En basitinden en karmaşığına kadar bütün sınır ihlallerinde hayır demekte aşırı zorlanmak, doğuştan getirdiğimiz bir kişilik özelliğimiz değil. Literatürün de bize söylediği gibi, neredeyse dünyadaki bütün kadınlar hayır demekte zorlanıyor. Hayır demememiz öğretildiği için&#8230;</p>



<p>Bütün kadınlar şöyle dönüp hayatlarına baktıkları zaman görecekler ki sayısız kez neyi yapamayacaklarını duymuşlardır. Ama neyi yapabileceğimizi, “yap” dendiğini nadiren duyarız. Wen-do ile neleri yapabileceğimizi deneyimleyerek görüyoruz. Bu hem zihinsel hem de bedensel bir çalışma.</p>



<p><strong>Bundan yaklaşık bir yıl kadar önce ben de Wen-do ile tanıştım. Bu deneyimin beni değiştirdiğini söyleyebilirim. Atölyeden kendi sınırlarının farkında olarak ve sınır ihlalleri durumunda karşınızdaki kişiye “dur” diyebilen, içinde bu gücü bulabilen biri olarak çıkıyorsunuz.</strong>&nbsp;</p>



<p>Zihindeki idrakin kas hafızasına da yerleştiği bir çalışma. Etkili olmasının sebeplerinden bir tanesi kadınların ve kız çocuklarının birebir hayatlarıyla çok alakalı olması. İkincisi ise kas hafızasında zihin ve beden bütünlüğünün sağlanabilmesi.</p>



<p>Toplum reflekslerimizi belirliyor. Senin doğuştan getirdiğin refleks aslında bebekliğimizden itibaren hayatta kalmak üzerine. Düşünsene bebek hiçbir şey yapamıyor ama ağlayarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bunlar ve o hayatta kalma becerileri alınıp yerine duyguna güvenmeme konuyor.</p>



<p><strong>Okuyucuların atölye sürecini daha rahat anlayabilmeleri için modüllerin aşama aşama nasıl ilerlediğini anlatır mısın?</strong></p>



<p>İlk aşama, çeşitli tekniklerle kendi sınırımızın farkına varmayı çalışıyoruz. Şiddet fiziksel boyuta gelmeden durdurma tekniklerini çalışıyoruz. Sınır ihlalindeki birinci kural zaten kendi sınırının farkına varmak. Çok basitmiş gibi görünen bir sürü yerde karşımıza çıkan bir cümle ama uygulaması o kadar kolay olan bir şey değil. Sonrasında da bu sınırın farkına vardığımız zaman iletişimini nasıl etkili bir şekilde yapacağımızı, bunu karşımızdaki kişiye nasıl ifade edeceğimizi çalışıyoruz.</p>



<p>Üçüncü aşamada donup kalmaya odaklanıyoruz. Kadınlar, sınır ihlallerini çoğunlukla kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerde yaşarlar. Hep söylediğimiz bir şey; sınırlarımızı ihlal eden insanlar kötü insanlar ve bize kötülük yapmaya çalışan insanlar olmak zorunda değil. Evde, okulda, iş yerinde ya da sevdiğimiz insandan da gelebilir. Böyle bir durumda o an için donup kalmanın üstesinden gelecek teknikleri çalışıyor ve hazır cevap çalışması yapıyoruz. Hazır cevap çalışması dediğimiz beden dilini içeren bir teknik. İletişimin %70&#8217;i beden, %30&#8217;u ise konuşma dilinden oluşuyor. Böyle bir sınır ihlalinde ne söylediğiniz ve en önemlisi de nasıl söylediğiniz üzerinde çalışıyoruz.</p>



<p>Beden teknikleri atölyenin önemli bir parçasını oluşturuyor. Eğer şiddet fiziksel boyuta gelmişse hiçbir dövüş sporu tecrübeniz olmasa dahi uygulayabileceğiniz teknikler öğretiyoruz. Mesela atölyelerimde katılımcılardan zayıf noktaları saymalarını istiyorum. Daha bugüne kadar bir kişi bile doğrusunu sayamadı. Kadınlardan ve erkeklerden yumruk yapmalarını istediğimde farkı net olarak görüyorum. Erkekler doğru yumruk yapıyor ama kadınlar yumruk yapmayı bilmiyor. Oğlan ve kız çocuklarında da bu ayrımı çok net görebiliyoruz. Yola yumruk yapmayı öğrenerek başlıyoruz.</p>



<p>En önemli konulardan biri biz kadınlar, bize söylendiği gibi fiziksel olarak güçsüz değiliz. Bu öğretilmiş, beynimize kazınmış bir çaresizlik. Bedensel olarak olağanüstü bir sürü gücümüz var ama farkında değiliz. Birçok durumda işe yarayan, çok kolay öğrenilebilen ve uygulanabilen beden teknikleri var ve bunları da çalışıyoruz.</p>



<p><strong>&#8220;Wen-do atölyeleri kadınların &#8216;yapabilirim&#8217; duygusunu nasıl güçlendiriyor ve hangi somut çalışmalarla bu özgüveni destekliyor?&#8221;</strong></p>



<p>Karmaşık gibi görünen şeylerin çok basit ve etkili çözümleri olabiliyor. Hani böyle hayatta yönetilmesi pek kolay olmayan durumlar çıkıyor ya karşımıza,asla oralara bir şeyler yapamazmışız asla dokunamaz, değiştiremezmişiz gibi. Atölyede 20 dakikalık bir çalışma bu algıyı kırıyor. “Ben bunu yapabiliyormuşum” diyorsunuz. Örneğin bir kararlılık çalışmamız var. Kararlılık çalışmasında başta bütün kadınlar içinde büyük bir korku oluşuyor. Ben bunu asla yapamam diyorlar.</p>



<p>Her zaman söylendiği gibi, “eğer kendine inanırsan yaparsın!” Burada yaptığımız çalışma ile somut olarak deneyimliyoruz. Kararlılık çalışmasında elimizle bir tahtayı ortadan kırıyoruz. Bu tahtalar yaklaşık üç cm kalınlığında. Çıplak elimizle sadece kendimize güvenerek kırabiliyoruz.</p>



<p><strong>Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet iş yaşamında da farklı farklı biçimlerde, psikolojik taciz, fiziksel taciz veyahut siber şiddet şeklinde de olabiliyor. Wen-do tüm bunlara karşı koymada bize ne kazandırıyor?</strong></p>



<p>Birçok kadın kendi sesiyle konuşmaz, çok daha küçük bir sesle konuşur. Diyaframdan konuşan, gürül gürül konuşan kadın sayısı azdır. Çünkü bu ayıplanan, yadırganan ve istenmeyen bir durumdur. Örneğin, sırf bu örneğin kendisi bile, iş hayatındaki çok fazla şeyi belirliyor. Şahane bir fikrin var ve onu dile getirmen gerekiyor. Beden dilinle, ses tonunla, onu ifade ediş biçimin, ne söylediğinden çok nasıl söylediğin belirleyici oluyor. Bu konulardaki özgüvensizliğin en nihayetinde sesinin duyulmamasına sebep oluyor.</p>



<p>Örneğin çalışma hayatında çok yaşanan bir diğer konu: Tükenmişlik sendromu. Neden yaşanıyor? Sınır koyamamaktan&#8230; Sadece kişiyle ilgili değil, yapılarla da ilgili tabii ki. Fakat bizim bu yapıların içinde de bireysel olarak alabileceğimiz önlemler var. Gerçekten kendi sınırınızın farkına vardığınız, kendinizi önemsediğiniz, özgüveninizi ve kendi özdeğerinizi arttırabildiğiniz zaman, bu tükenmişlik sendromu gibi durumları yaşama olasılığınız da düşüyor. Kendinizi iyi hissettiğiniz, iyi ifade edebildiğiniz bir alandaki veriminiz de artıyor. Yani projelerde, fikirlerde, önerilerde sunduğunuz katkı da artıyor.</p>



<p><strong>Wen-do atölyesi kolektif hareketi nasıl etkiliyor?</strong></p>



<p>Bu atölyeler bir kişiyle yapılmıyor. Belli bir sayıdaki kadınla yapılıyor. Atölye sırasında bir ortaklık kuruluyor. Birlikte bilinç yükseltme, paylaşma, birlikte güçlenmeyi deneyimleme ve ittifaklar kurma amaçlanıyor. Örneğin sınır ihlali çalışmasının ilk aşamasında katılımcıların davranışlarına baktığımda önce herkes birbiriyle iletişim kurmadan tek başına çözmeye çalışıyor. Sonra buna dikkat çektiğimde davranış değişiyor ve ittifaklar kuruluyor. Wen-do özellikle birlikte hareket edebilmek, birlikte düşünebilmek ve ekip olabilmek konularında destekleyici niteliğe sahip.</p>



<p><strong>Yıldız, senin Wen-do ile tanışıklığın on altı yıl olmuş ve eğitmen olarak ise on üç yıldır aktif olarak çalışıyorsun… Wen-do çalışmaya sen nasıl karar verdin?</strong></p>



<p>Üniversiteyi bitirdikten sonra Almanya&#8217;ya gittim ve orada sivil toplum örgütlerinin çeşitli projelerinde çalıştım. Zaten ODTÜ’de sosyoloji okumuştum ve kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet alanında çalışıyordum. Bu alanda çalışırken Wen-do’yu bir arkadaşımdan duydum. Bana ısrarla gitmemi söyledi. Başlangıçta pek ilgilenmedim. Tesadüf oldu ki bir iş teklifi aldım ve bana teklifi yapan kişi bir Wen-do eğitmeniydi. Birlikte çalışmaya başlayınca atölyesine katıldım. Bu atölyeye katılan tüm kadınlar olarak olağanüstü deneyimlerle çıktık. Hayatına sürekli şiddet uygulayan insanları alan bir arkadaşımın hayatı değişti. Kendisiyle yüzleşme imkânı oldu. Ben kendi kişisel korkularımla yüzleştim. Şiddeti, sınır ihlallerini bu atölyeden sonra durdurabilen kadın sayısı çok çok fazla.</p>



<p><strong>Yıldız çok uzun süre Almanya&#8217;da eğitmenlik yaptın ve sonrasında Türkiye&#8217;ye geldin. Türkiye&#8217;de henüz o kadar yaygın değil. Umarım daha fazla kitleye ulaşır. Türkiye’deki deneyiminle Almanya deneyimini mukayese edersen en temel fark nedir</strong>?</p>



<p>Almanya’da kurumlar bu çalışmalara çok önem veriyor. Okullar, dernekler, vakıflar, şirketler bilfiil kendileri talepte bulunuyorlar. Çok ilginç bir başka nokta ise Türkiye&#8217;deki kadınlar Wen-do atölyesi boyunca yaptığımız ses çalışmasını daha çok seviyorlar. İlk başta komik gelen yüksek tonda konuşma, bağırma egzersizleri atölyenin devamında herkesin özgüven kazandığı pratiğe dönüşmeye başlıyor. Kız çocukları da aynı şekilde çok seviyorlar. Almanya&#8217;da öyle değildi. Bu bana çok ilginç geliyor. Bilmiyorum, galiba bizim ses çıkarabilmeye daha çok ihtiyacımız var…</p>



<p><strong>Wen-do, fiziksel engelleri olan kadınların kendilerini savunma ve güvende hissetme konusunda nasıl bir fark yaratıyor?</strong></p>



<p>Örneğin benim hocam düzenli olarak romatizma rahatsızlığı olan kişilerle çalışıyordu. Bu dernekte, tekerlekli sandalyede kolunu, bacağını kımıldatamayan kadınlarla Wen-do çalışması yapıyordu. Biz şunu da biliyoruz ki engelli kadınlar daha fazla sınır ihlaline maruz kalıyorlar. Dolayısıyla bir yandan daha fazla sınır ihlaline maruz kalırlarken bir yandan da daha fazla kendilerini koruyamayacaklarına inandırılıyorlar.&nbsp; Tekerlekli sandalyede oturan, kollarını ve bacaklarını kımıldatamayan bir kadın olabilirsiniz. Buna rağmen kendinizi korumanın önünde büyük bir engel teşkil etmiyor.</p>



<p>Kadınların bedenine ve beynine kazınmış refleksler var. Ve şiddeti uygulayan o refleksleri alacağı beklentisiyle hareket ediyorlar. Sizler onu bozacak bir şey yaptığınız anda o iktidar oyununu bozuyorsunuz.</p>



<p><strong>Wen-do 80 yaşındaki kadınla da çalışılabiliyor, 8 yaşında bir kız çocuğu ile de çalışılabiliyor. Kız çocuklarının Wen- do ile erken tanışmalarının bütün hayatlarına başka bir gelişim alanı açacağını düşünüyorum. Wen-do’da çocuklarla çalışıyor musunuz? Onların gelişimine nasıl katkı sağlıyor?</strong></p>



<p>Çocuklar üzerinde muhteşem etkisi oluyor. 6 yaştan başlayarak grup içerinde maksimum 2-3 yaş farkı olacak şekilde gruplar oluşturuyoruz. İçerikler onların yaşına göre tasarlanıyor. Çünkü 6 yaşındaki bir çocuğun ihtiyacı ile 10 yaşındaki bir çocuğun ihtiyacı farklı oluyor.</p>



<p>Kız çocuklarını henüz toplum o kadar şekillendirmediği için kız çocuklarının kendine güveni ve içlerindeki direniş noktaları hala duruyor. Bu sayede çocukların bunları hayata geçirmesi daha kolay olabiliyor. Daha en başında çocuk, gücünün ne kadar kıymetli bir şey olduğunu görüyor.</p>



<p><strong>Son olarak ne söylemek istersin? Wen-do deneyimlemek isteyen kadınlara bir mesaj vermek ister misin?</strong> </p>



<p>Bütün kadınların kendi iç seslerine, kendi duygularına güvenmeleri çok önemli. Bu çok hayat kurtaran bir şey. Kendi duygunuza güvenin. Çocuğunuzun duygusuna güvenin. Çocuğunuza kendi duygusuna güvenmeyi öğretin.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kadinlar-icin-guclenme-atolyesi-wen-do/">Kadınlar için Güçlenme Atölyesi: Wen-do</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursel Ölmez Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 09:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her bir insan onu eşşiz kılan bir yeteneği ile dünyaya geldi. Bize düşen ise, eşşizliğimizin kaynağı olan o yeteneğimizi aramak, bulmak. Bulduğumuz o yeteneği de azımsamamak onu farketmek, değerini bilmek. İşte parladığımız, diğerlerinden bize farklı kılan o yönümüz, bizim cevherimiz.&#160;&#160; Öyle günlerdeyiz ki; artık yetenekler olarak rekabetimiz birbirimiz ile değil, robotlar ile. Gen AI kavramını [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/">Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her bir insan onu eşşiz kılan bir yeteneği ile dünyaya geldi. Bize düşen ise, eşşizliğimizin kaynağı olan o yeteneğimizi aramak, bulmak. Bulduğumuz o yeteneği de azımsamamak onu farketmek, değerini bilmek. İşte parladığımız, diğerlerinden bize farklı kılan o yönümüz, bizim cevherimiz.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Öyle günlerdeyiz ki; artık yetenekler olarak rekabetimiz birbirimiz ile değil, robotlar ile. Gen AI kavramını biliyorsunuz. Bugüne kadar insanoğlunun kullanımına ondan daha hızlı giren bir teknoloji yok, 5 günde 1 milyon kullanıcıya ulaşarak rekor kırdı ve küresel ekonomiye değer yaratma potansiyeli gelişmiş bir ülke ekonomisi ölçeğinde öngörülüyor.</p>



<p>Gen AI’ın yetenekleri ise beni korkutuyor, iyi bir yazılımcı, tercüman, editör, iş analisti, danışman olmanın ötesinde iyi bir arkadaş, koç ve terapist olacağına dair sinyaller de ortada. Hayatımızı kolaylaştıracak, sevmediğimiz işleri yapacak, peki ama sevdiklerimizi de yapacak gibi duruyor. O zaman da şu büyük soru aklıma geliyor; biz ne yapacağız? Gençleri, çocuklarımızı hangi meslek alanlarına yönlendirmeliyiz? Hayatımızı anlamlı kılmak, o ulvi amaç duygumuzu beslemek için neler yapmalıyız? Ne kadar ilerde bilmiyorum ama Gen AI hayatımıza daha yaygın olarak girdiğinde bir günümüz nasıl geçecek, yaşamımız nasıl şekillenecek?</p>



<p>Bu soruların yanıtına dair öngörülerimiz farklı farklı olabilir ama bunun bir geçiş dönemi olduğunu düşünürsek yapmamız gerekenlere odaklanmak bana daha doğru geliyor. Neler bunlar derseniz bana göre aşağıdaki beş maddelik liste ortaya çıkıyor;</p>



<ol type="1" start="1"><li>Kişisel farkındalığını arttır, kendini tanı, <span style="text-decoration: underline;">yeteneğini keşfet</span></li><li>Yeni dünya için gereken yeni becerileri ve yetkinlikleri tanı, <span style="text-decoration: underline;">kendini geliştir</span></li><li>Teknolojiyi anla, senin dünyan için bu ne anlama geliyor, <span style="text-decoration: underline;">anlamlandır</span></li><li>Sana doğarken bahşedilmiş <span style="text-decoration: underline;">yeteneğin ile teknolojiyi harmanla</span></li><li>Bunu hemen yap, <span style="text-decoration: underline;">boşa geçecek vaktin kalmadı</span>!</li></ol>



<p>Amacım korkutmak değil, gelmekte olanı daha iyi kavramalı ve bu dönüşüme gerçekten iyi hazırlanmalıyız. Birlikte hayal edelim;&nbsp;</p>



<p>Bir ornitolog (kuş bilimcisi) ile tanışmışım. Kuşları ve doğada olmayı çok seven bu kişi, kuşları gözlemlemeyi, davranışlarını, nasıl beslendiklerini, yuvalarını nasıl yaptıklarını, yavrularını nasıl büyüttüklerini, nerelere göç ettiklerini merak eder, onları gözlemlemek ona keyif verir, bu sırada hiç sıkılmaz ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazmış. Kariyerinin bir noktasında (başında da olabilir veya kariyer değiştirmeye karar veren biri de olabilir) bu bilim dalına yönelmeye karar verir. Bu alandaki çalışmaları sırasında teknolojinin gücünü kullanarak gözlemlerini daha doğru verilere dayandırarak bilimsel çalışmalar yapar. Başarılı bir ornitolog olur, hem sevdiği işi yapar hem de bu işten gelir elde eder.</p>



<p>Bu örneklerin sayısız olduğunu biliyoruz, yeter ki “yeteneğim bu mu, bu bir yetenek mi?” diye azımsamayalım, fark edelim, değer verelim. Yeteneklerimizi keşfettikten sonra bu alanlara dair tutkumuzu ve ilgimizi beslemek, bu yeteneğin üzerine eğilmek ve geliştirmek de en az keşfetmek kadar önemli. Burada da yaşam boyu öğrenme kavramı bize yol gösterecektir.</p>



<p>Konfüçyüs&#8217;ün ünlü bir sözü ile bitirelim; &#8220;Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/yetenegin-zenginligindir-yeteneginin-farkina-var/">Yeteneğin zenginliğindir, yeteneğinin farkına var!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sadeligin-ve-samimiyetin-felsefi-hali-hygge/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyda Şabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2022 13:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hygge felsefesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığımız evin, insanlarla kurduğumuz güçlü ilişkilerin, fiziksel sağlığımız kadar mental sağlığımızı ve kendimizi iyi hissetme halimizi de etkilediğini hiç düşündünüz mü? Evimizin dizaynı, mobilyalarımızın konumu, işlevselliği, güneş ışığının salonumuza geliş açısı gibi detaylar evimizdeki huzur ve mutluluğumuzla doğrudan ilişkili. Dizayn ve estetikle birlikte sevdiğimiz insanlarla evlerimizde ya da kendimizi iyi hissettiğimiz yerlerde beraber vakit geçirmek [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sadeligin-ve-samimiyetin-felsefi-hali-hygge/">Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaşadığımız evin, insanlarla kurduğumuz güçlü ilişkilerin, fiziksel sağlığımız kadar mental sağlığımızı ve kendimizi iyi hissetme halimizi de etkilediğini hiç düşündünüz mü? Evimizin dizaynı, mobilyalarımızın konumu, işlevselliği, güneş ışığının salonumuza geliş açısı gibi detaylar evimizdeki huzur ve mutluluğumuzla doğrudan ilişkili. Dizayn ve estetikle birlikte sevdiğimiz insanlarla evlerimizde ya da kendimizi iyi hissettiğimiz yerlerde beraber vakit geçirmek de mutlu ve güvende hissetme halimizi son derece olumlu etkiliyor.</p>



<p>Maslow’un ihtiyaçlar piramidini duymuşsunuzdur. Piramit en alttan en üste doğru fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyaçları, sosyal ihtiyaçlar, benlik saygısı ve kendini gerçekleştirme olarak ilerler. Hygge yaklaşımından bahsetmeden önce, insanın en temel ihtiyaçlarının nasıl şekillendiğini ve en üst basamak olan kendini gerçekleştirme adımına nasıl ilerlendiğini kısa parantez açarak belirtmek isterim. Bu felsefenin kendini gerçekleştirme yolculuğunda bizlere nasıl ilham olabileceğini yazının sonunda düşünmenizi rica edeceğim.</p>



<p>Geçtiğimiz haftalarda Danimarka’ya turistik bir seyahat gerçekleştirdim. Hygge felsefesini daha önceden duymuştum ancak toplum nezdinde ne kadar yaygın olduğunu, insanların hayatlarının ne denli bir parçası olduğunu açıkçası bilmiyordum. Detaylarını öğrendikçe bu felsefe beni içine çekti ve seyahatimden dönerken, Danimarkalı yazar, Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü CEO’su Meik Wiking’in ‘’My Hygge Home’’ kitabını satın aldım ve merakla okumaya başladım.  </p>



<p>Hygge’nin Türkçe’de tam bir karşılığı yok, genel hatlarıyla ‘’rahatlık, sıcaklık, samimiyet’’ olarak çevirebiliriz. Telaffuzu ise (hu-gah) şeklinde. Bilindiği gibi her sene dünya genelinde yapılan mutluluk anketlerinde, genelde en mutlu ülkeler İskandinav ülkeleri olarak adlandırdığımız, Danimarka, İsveç, Norveç gibi ülkeler oluyor. Mutluluk seviyesini etkileyen birçok farklı etmen bulunmakla birlikte mutluluğun sadece tek bir etmene bağlı olmadığının da altını çizelim. Bu noktada bahsettiğimiz bu ülkelerin coğrafi olarak soğuk iklim kuşağında konumlanan, kış mevsiminde neredeyse hiç güneş almayan ülkeler olduğunu hatırlatmak isterim. Güneş ışığının ise mutlulukla çok yakından ilişkili olduğunu belirtmeme sanırım gerek yoktur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img width="1024" height="673" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-1024x673.jpg" alt="Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge" class="wp-image-4259" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-1024x673.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-300x197.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2-768x505.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/sadeligin-samimiyetin-felsefi-hali-hygge-2.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bahsettiğim İskandinav ülkelerinin en mutlu ülkeler listesinde sürekli başlarda olmasının önemli bir nedeni ise Hygge felsefesini içselleştirmiş olmaları. Günümüz modern hayatında hepimiz her an sürekli bir yerlere yetişme telaşı içindeyiz. Sürekli acelemiz var, yapılacaklar listelerimiz hiç bitmiyor. Hygge felsefesinde ise modern şehir hayatının yorduğu ve yıprattığı benliklerimizi iyileştirmek için evimizde bireysel olarak ya da sevdiğimiz insanlarla beraber vakit geçirerek, evimizi huzurlu ve güvenli limanımız haline dönüştürmek söz konusu.  Bunu da farkındalıkla yapmaktan bahsediyoruz. Evlerimizdeki her bir eşyanın bir işlevinin olması, bir amaca hizmet etmesi, işlevsiz olan eşyaları kaldırarak ya da başkalarıyla paylaşarak nefes alabileceğimiz alanları açmak da evimizdeki her bir nesne ile kuracağımız bağı güçlendiriyor. Minimalist yaşam tarzını teşvik ederek yüklerimizden arınmamızı ve hafiflememizi de kolaylaştırıyor. Ünlü devlet adamı Winston Churchill’in de söylediği gibi ‘’Evlerimizi şekillendiririz, sonra onlar bizi şekillendirirler.’’</p>



<p>Hygge felsefesinde, düzenli olarak ‘’çevrim dışı’’ olma zamanları var. Elektronik aletlerden, durmak bilmeyen maillerden uzaklaşılıp elektronik cihazlarla ilişki bir süreliğine tamamen kesiliyor. Bu şekilde anda kalmak kolaylaşırken vücudumuzun sirkadyen ritmi de korunmuş oluyor. (Vücut ritmimiz yapay ışıklardan ve elektromanyetik dalgalardan olumsuz etkileniyor.)</p>



<p>İster içe dönük ister dışa dönük olalım, hepimizin yenilenmeye, tazelenmeye ihtiyacı var. Herkesin yöntemi farklı olmakla birlikte, hayattaki küçük mutlulukları yakalamak, bunların hazzına ve keyfine varmak ise hepimize iyi gelecek olan yegane yöntem. Örneğin akşamları yapay ışık yerine zaman zaman mum yakmak, bu ambiyansta sevdiklerimizle sohbet etmek gibi eylemler, avcı toplayıcı dönemde ateşin başında oturup birbirine hikayeler anlatan atalarımızın izini takip etmemizi sağlıyor ve bize kendimizi iyi hissettiriyor. Evde kendi pişirdiğimizi yemek, rahat kıyafetler giymek, yumuşak kilimler, yastıklar barındırmak, doğal ve sarı ışık tercih etmek, eğer seviyorsak bitki yetiştirmek ve canlı, renkli aksesuarlar barındırmak Hygge tarzı yaşam stillerine uygun seçenekler. Tabii ki her bireyin zevkleri ve tercihleri farklı olacaktır. Bu noktalara göre bize neyin iyi geldiğini bulmamız gerekiyor. </p>



<p>Hygge felsefesinde evi sıcak bir yuvaya çevirme fikrine ek olarak, ev dışındaki hayatımızı da keyif alarak ve anlamlı kılarak yaşama amacı var. Doğada daha çok vakit geçirmek, fiziksel aktivitelerde bulunmak bizi rahatlatıyor. Sosyal sorumluluk ve gönüllülük faaliyetleri, yaşadığımız toplum ve dünya için anlamlı olan şeyler yapmak ise varlık bilincimizi güçlendiriyor. Evcil hayvan beslemek, sokak hayvanları için faaliyetlere katılmak, toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışmak, günümüzdeki en temel gündemlerden biri olan iklim krizi ve sürdürülebilirlik konularında grup ya da bireysel olarak sorumluluk üstlenerek daha yaşanılır bir dünya için mücadele etmek de Hygge felsefesinin toplumsal hayattaki tezahürleri. Hygge, temelini bazı değerlerden alan bir felsefe. Özgürlük, eşitlik adalet, tolerans, nezaket, sorumluluk duygusu, empati gibi değerlerin bu felsefeyi barındıran toplumlar nezdinde önemli yerleri olduğunu söylemek mümkün. Dolayısıyla bu felsefeyi içselleştirdikçe, daha iyi ve sağlıklı birer insan olacağımız, daha iyi insanlar oldukça daha iyi toplumlara evrileceğimiz bir dünya mümkün.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sadeligin-ve-samimiyetin-felsefi-hali-hygge/">Sadeliğin ve Samimiyetin Felsefi Hali Hygge</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüzgarla Dans: Bir Yelken Hikayesi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ruzgarla-dans-bir-yelken-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Kentkuran]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 13:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Yelken Takımı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha nefes alınabilir bir hayat olduğunu fark ettiğimde girdi yelken sporu hayatıma. Yaklaşık 5 sene önce doğum günümde kendime hediye ettiğim temel eğitim ile başladım. Derken üst üste alınan tam dört ileri eğitimden sonra bir takım ile yarışmanın vakti gelmişti. Marinaya her girdiğimde aynı öz, aynı his… İlk başta Borusan’dan önce çalıştığım şirkette bir takım [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ruzgarla-dans-bir-yelken-hikayesi/">Rüzgarla Dans: Bir Yelken Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Daha nefes alınabilir bir hayat olduğunu fark ettiğimde girdi yelken sporu hayatıma. Yaklaşık 5 sene önce doğum günümde kendime hediye ettiğim temel eğitim ile başladım. Derken üst üste alınan tam dört ileri eğitimden sonra bir takım ile yarışmanın vakti gelmişti. Marinaya her girdiğimde aynı öz, aynı his… İlk başta Borusan’dan önce çalıştığım şirkette bir takım kurduk. Sonrasında ise iki yıldan az tecrübesi olan ya da hiç tecrübesi olmayan ama denizde olmak için fırsat kollayan, sonrasında da eğitimlerini tamamlayanlar ile bilfiil yarıştım. Bir gün gelen bir telefon ile Borusan’a giriş hikayem netleştiğinde, hemen takıma girmek için başvuruda bulundum. İşte Borusan Racing Team ile tanışma serüvenim de tam burada başladı.</p>



<p>Boğazda yedi sene önce fotoğrafını çekip “Bir gün bu teknede yarışmayı çok isterdim” kadar umut dolu ve içten bir dileğin, yıllar sonra dönüp dolaşıp beni bulması tarif edilemez bir duygu. İlk antrenman öncesi heyecandan uyutmayan cinsten. Ne daha önce bindiğim teknelere ne de daha önce yarıştığım takımlara benzemiyor. Herkes yüreğini, zamanını, emeğini koymuş. Birlikte büyümüş bir aile gibi…</p>



<p>Gerçek bir yelken takımı olmak, bir şirketin çarklarının doğru dönmesi ile benzer şekilde işler. Tüm şirket ve departmanlardaki çalışanların kişisel başarısı, diğer bölümler ile entegre olmadıkça kümülatifte bir bütün ortaya nasıl çıkmıyorsa, yelken takımındaki görevler de birbiriyle uyumlu çalışmazsa tekne rotasını bulamaz. Biz de bu uyumu yakalamak adına kaptanımız eşliğinde haftanın tüm boşluklarını doldurmaya çalışıyoruz. Stres yönetiminden, belirsizlik anında kriz yönetimine, proaktif olmaktan, ekip ile iletişimi destekleyen birçok yetkinliği de her an deneyimlemiş oluyoruz. Sadece fiziksel değil, birçok farklı kasımız aynı anda çalışmayı öğreniyor.</p>



<p>Doğa ve denizin uçsuz bucaksız gizemi,  hükmedilemez olması, mücadele etmeden değişen tüm fiziksel duygulara adapte olarak manevi duyguları da yüceltmesi ve günün sonunda herkesin dışarı çıkmaya üşendiği, zorlu koşulların üstesinden başarıyla gelip, ofis yaşamından biraz da olsa uzaklaşmak isteyenler için biçilmiş kaftan diyebilirim. Bir antrenman veya yarışın sonunda karada sadece bazen selamlaşılan yüzlerle oturup vakit geçirmek ise kocaman bir ailenin içinde olduğumuzu gösterirken, ait olma hissini de en üst seviyeye çıkartıyor.</p>



<p>Borusan Yelken Takımı iki ayrı klasmanda, iki ayrı tekne ile ağırlıklı İstanbul’da, zaman zaman ise Türkiye’de düzenlenen diğer açık deniz yarışlarında yer alıyor. Yeri geliyor teknede sadece kadınların yarıştığı Deniz Kızı Yelken Kupası‘nda, yeri geliyor uzun bir transferin ardından Aegean Link Regatta için Çeşme’de ya da İstanbul boğazında gerçekleşen Bosphorus Cup‘ta buluyoruz kendimizi. Yelken sporunun bu kadar desteklendiği ve büyümek için her gün adım atan bir yerde çalışmak kadar gurur verici bir şey olamaz. Ne mutlu ki teknelerimiz hep de ön sıralarda yer alıyor. Bunu da ekibin azmi, öğrenme hevesimiz ve adanmışlıkla gelen uyum destekliyor.</p>



<p>Elbette zorlukları da yok değil. Bir kere her an her şey değişebiliyor. Rüzgar başına buyruk esmeye alışmış. Ama günün sonunda beni yelkene bağlayan, nefes aldıran şey de bu mücadele içinden daha güçlenerek çıkmak sanırım. Kenetlenmek ve tekneyle bütünleşmek daha da sıkı sarılmaya teşvik ediyor. Bazen tuzlu suyla yıkanmak da cabası. Karaya adım attığında bir sonraki seyir planlamasına geçmek için can atıyor insan. Yeri geldiğinde yunuslarla dans edip, yeri geldiğinde ise bir ekip olarak yağmur altında ıslanırken birbirimize bakıp takımın hangi hamleyi yapacağını gözlerden anlayabiliyoruz. İşte yelken sporu bunları size vaat ediyor. Halatları çekip rüzgarı yelkene doldurduğunuz an yepyeni bir hayata adım atıyorsunuz. Ve değişen, yerinde durmayan rüzgarı yakalamaya, en verimli şekilde kullanmaya çalışıyoruz ki rüzgar ile dansımız devam etsin. Altınızdaki yarış makinesinin istediklerini verdiğinizde, hayalleri süsleyen fakat çok az kişinin sahip olduğu duyguları tatmaya başlayabilesiniz.</p>



<p>Biliyorum bu bir tutku… Sizlere bu satırları yazarken sürekli gülümsediğimi fark ettim. Sizin için de dileğim, değerlerinize paralel tutkularınızı bulmanız, taçlandırmanız ve her daim yaşatmaya çalışmanız. Olur da yazıdan sonra esinlenip yelkene başlamak isterseniz biz hep BSK çatısı altında yeni ekip arkadaşlarımız için buradayız.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ruzgarla-dans-bir-yelken-hikayesi/">Rüzgarla Dans: Bir Yelken Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Ülke Arası Meis &#8211; Kaş Macerası</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/iki-ulke-arasi-meis-kas-macerasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Ünsal Güler]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 09:28:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[borusan yüzme takımı]]></category>
		<category><![CDATA[yüzme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzme sporunu düzenli olarak 10 yıldır yapıyorum. Borusan Yüzme Takımı kurulmadan evvel de düzenli antrenmanlarla 6 yıldır yüzüyordum. Borusan Yüzme Takımını kurma önerisi, gene Borusan Bisiklet Takım kaptanı arkadaşım Göktuğ Yılgenci’den gelmiş ve ben de memnuniyetle her aşamasında olmak istediğimi söylemiştim. O gün bugündür de Göktuğ ile birlikte aynı zamanda yüzme takımının menajerliğini yürütüyoruz. Borusan [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/iki-ulke-arasi-meis-kas-macerasi/">İki Ülke Arası Meis &#8211; Kaş Macerası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yüzme sporunu düzenli olarak 10 yıldır yapıyorum. Borusan Yüzme Takımı kurulmadan evvel de düzenli antrenmanlarla 6 yıldır yüzüyordum. Borusan Yüzme Takımını kurma önerisi, gene Borusan Bisiklet Takım kaptanı arkadaşım Göktuğ Yılgenci’den  gelmiş ve ben de memnuniyetle her aşamasında olmak istediğimi söylemiştim. O gün bugündür de Göktuğ ile birlikte aynı zamanda yüzme takımının menajerliğini yürütüyoruz.</p>



<p>Borusan yüzme takımını her seviyede yüzme bilen arkadaşlarımız için kurduk. Antrenörümüz, antrenmanlarımızda herkesin seviyesine göre gelişim alanlarını tespit ediyor ve uygun antrenmanlar oluşturuyor. Her hafta iki akşam antrenman yapan ekibin, kısa süre içerisinde hızla ilerlediğini görmek mümkün. Antrenmanlarızda isteyenlerle  birlikte her sene tekrar eden havuz ve açık deniz yarışlarını hedef olarak koyup bu yönde hazırlık yapıyoruz. Yarışlara birlikte katılmak, çabalamak, heyecanını yaşamak ise her gün yaşadığımız ofis hayatımızdaki kimliklerimizden sıyrıldığımız apayrı bir tecrübe. Bütün hafta boyunca “İş insanı Aslı Hanım” kimliği ile dolaşıp kısa bir süre için bile olsa “takım arkadaşım yüzücü Aslı” olmak harika bir duygu.</p>



<p>10 yıl evvel yüzme sporunu düzenli yapmak için yola çıktığımda, sağlık için bir adım atmıştım. Fakat zamanla yüzdükçe ve daha uzun mesafeler de gitmeye başladıkça yüzme benim için adeta bir tutku olmaya başladı. Günlük sorunlarımı yüzerken çözmeye, aynı zamanda meditatif etkisini de hissetmeye başladım. Bu süre zarfında ruh, zihin ve beden olarak güçlenmeye başladığımı hissettim. Ben yüzerken aynı zamanda değişiyordum. Bir zaman sonra düzenli yüzmeden yapamadığımı farkettim. Yani yüzme benim için artık sadece bir motivasyon aracı değil benim bir vazgeçemediğim disiplinim, hayatımdaki önemli parçalarımdan biri olmuştu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/meis-adasi-foto-asli-unsal-guler-1254-1024x683.png" alt="İki Ülke Arası Meis - Kaş Macerası" class="wp-image-3394" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/meis-adasi-foto-asli-unsal-guler-1254-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/meis-adasi-foto-asli-unsal-guler-1254-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/meis-adasi-foto-asli-unsal-guler-1254-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/09/meis-adasi-foto-asli-unsal-guler-1254.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Borusan Spor Kulübü Yüzme Takımı ise takım ruhunu yaşadığım, her seviyeden katılımcılarla birbirimize destek verdiğimiz, gelişimimizi gözlemlediğimiz, arkadaşlıklar edindiğimiz ve de yarışlara hazırlandığımız çok önemli bir ortam oldu.  Yüzme takımı kurulana kadar her ne kadar yüzme benim için bir tutku olsa da hiçbir zaman yarışlara katılmayı düşünmedim. Her zaman bu işi profesyonellerin yapması gerektiğini düşünmüştüm. Yanılmışım<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<p>Önce Corporate Games yarışları ve madalyalar, ardından Gelibolu Triatlon ve kadınlar takımında 1.cilik, iki defa katıldığım İstanbul Boğaz yarışının öncesindeki zorlu eleme faslını başarıyla geçebilme, Cunda yüzme yarışı ve nihayet 3 senedir girmek için uğraştığımız Meis-Kaş yarışı ve kadınlar yaş kategorisinde 3.cülük…</p>



<p>Meis-Kaş yarışı maceram 3 sene önce başladı. İlk sene pandemi nedeni ile yarış iptal edildi. İkinci sene sporcu vizemizi de almamıza rağmen son dakika Yunanistan tarafından yarış iptal edildi.  Nihayet bu sene yarış olacak mı olmayacak mı, son dakika iptal olur mu endişeleri ile o yarış yapıldı.</p>



<p>Kaş Limanı Gümrük kapısından kıyafetlerimiz ile pasaport kontrolünden geçip, Yunanistan’dan Türkiye’ye denizden yüzerek geçmek inanılmaz keyifli übir maceraydı. Yarışa 4 arkadaş katılmaya karar verdik ve 3 senedir bunun heyecanı ile bekledik. Meis adasına 20 dakikada tekne ile gidip suya aynı anda atlamak, yaklaşık 7200 metreyi 3 saat boyunca aralıksız yüzmek, aynı anda takım olarak birbirimizi kollamak hayatımda unutamayacağım güzel anılar olarak kalacak. Her yarıştan sonra bu yarışa tekrar gelinir derim ve Meis &#8211; Kaş da kesinlikle bu yarışlardan biri oldu.  Boğaz yarışından farklı olarak beni biraz daha zorlayan kısım ise kerteriz almanın zor olduğu ve yaklaşık 3000 metre kadar hiçbir yeri göremeden gittiğiniz açık deniz olması idi. Boşluğa doğru yüzmek farklı bir psikoloji.  Ekip olarak yarışlara girmek ve birlikte yüzmenin kendini iyi hissetmekte çok büyük bir etkisi var. O nedenle suya ilk atladığımda bu yarışı rahatlıkla&nbsp;bitirebileceğimi de bir yandan hissetmiştim. Yarışta kadınlar yaş kategorisinde üçüncülüğü almış olmak da bu yarışın diğer keyifli bir kazanımı oldu. Şimdi sıra tabii ki daha da uzun mesafe yarışlarda. Biliyorum ki yaşadığım süre boyunca ben hep yarışlara gireceğim ve hep daha zorlu yarışları deneyimleyeceğim…</p>



<p>Sözün özü tüm bu deneyimlerimden sonra yüzme, hayatıma anlam katan çok önemli bir spor oldu benim için. Beni anlatan önemli özelliklerimden birisi oldu 10 senedir. Herkesin tutku ile yapabileceği bir spor dalını keşfedebilmelerini dilerim. Onu bulduğunuz anda farklı bir siz ile tanışacağınıza, sınırlarınızı daha fazla zorlamaya gönüllü olacağınıza inanıyorum.  </p>



<p></p>



<p> </p>



<p></p>



<p>  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/iki-ulke-arasi-meis-kas-macerasi/">İki Ülke Arası Meis &#8211; Kaş Macerası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harekete Geçmeye Hazır Mıyız?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/harekete-gecmeye-hazir-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 May 2021 08:22:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sporun ne kadar önemli olduğunu, sağlıklı bir yaşam için kıymetini sürekli konuşup duruyoruz. Sadece yürüyüş yaparak bile hem fiziksel hem ruhsal olarak büyük bir değişim yaşayabileceğimizi artık hepimiz biliyoruz. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözüne hepimiz gönülden inanıyoruz. Ancak iş harekete geçmeye gelince bu bildiklerimizi uygulamak o kadar da kolay olmuyor. “Hiç olmazsa günde yarım [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/harekete-gecmeye-hazir-miyiz/">Harekete Geçmeye Hazır Mıyız?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sporun ne kadar önemli olduğunu, sağlıklı bir yaşam için kıymetini sürekli konuşup duruyoruz. Sadece yürüyüş yaparak bile hem fiziksel hem ruhsal olarak büyük bir değişim yaşayabileceğimizi artık hepimiz biliyoruz. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözüne hepimiz gönülden inanıyoruz. Ancak iş harekete geçmeye gelince bu bildiklerimizi uygulamak o kadar da kolay olmuyor.</p>



<p>“Hiç olmazsa günde yarım saat yürüyeceğim” ya da “Bu hafta kesin başlıyorum spora” gibi cümleleri sık sık kuruyor ama bir türlü aksiyon almayı çoğumuz başaramıyoruz. Özellikle hepimizin evlere kapandığı bu dönemde harekete geçecek gücü bulmak da giderek zorlaşıyor. Halbuki içimizdeki hep doğruyu söyleyen ses bize “asıl şimdi hareket etmenin çok daha önemli olduğunu” söyleyip duruyor.</p>



<p>Peki, harekete geçecek ilhamı bulmak gerçekten o kadar kolay mı? Pandemi koşulları, evden çalışmaya geçiş, dışarı çıkma saatlerindeki kısıtlamalar hepsi önümüzde birer engel gibi görünüyor değil mi? Ama aslında içten içe biliyoruz ki önümüzdeki tek engel kendimiziz. Bulduğumuz tüm bahaneleri kenara bırakmak, daha sağlıklı bir yaşam için harekete geçmek için bugün en doğru gün! Aradığımız ilham ise çok yakınımızda. Ünlü sporcuların, spor takımlarının hikayeleri size ihtiyacınız olanı vermeye hazır. Hem kim bilir belki de bu hikayeler yürüyüşten daha fazlasına hazır olduğunuzu anlamanızı da sağlar…</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/05/the-last-dance-New-Generation-Queens-Kick-in-iran-1024x683.jpg" alt="Harekete Geçmeye Hazır Mıyız?" class="wp-image-3108" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/05/the-last-dance-New-Generation-Queens-Kick-in-iran-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/05/the-last-dance-New-Generation-Queens-Kick-in-iran-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/05/the-last-dance-New-Generation-Queens-Kick-in-iran-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/05/the-last-dance-New-Generation-Queens-Kick-in-iran.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br><strong>The Last Dance<br></strong>Spor belgesellerinin belki de en meşhuru, efsanevi basketbol oyuncusu Michael Jordan’ın Chicago Bulls’la 1998 yılında elde ettiği 6. ve son şampiyonluğunu anlatan “The Last Dance”. Netflix ve ESPN Films’in ortak yapımı olan bu eşsiz belgesel, Chicago Bulls’un o sezonki oyuncularını ve saha dışında yaşananları oldukça heyecan verici bir dille anlatıyor. 10 bölümlük belgesel serisinde Michael Jordan’ın daha önce hiç bilmediğiniz yönlerini görmek, dönemin bilinmeyenlerini öğrenmek hem ilham verici hem de oldukça keyifli bir seçenek.</p>



<p><strong>New Generation Queens<br></strong>Gerçekten istediğinizin peşinden gitmek her zaman o kadar kolay olmuyor. Özellikle kadınlar için… Kadınların futbol oynamasının ahlaka uygun bulunmadığı Zanzibar’da bir kadın futbol takımı kurmak ise tahmin edilenin ötesinde bir zorluk. Spor ve kadını merkezine alarak ülkenin kültür ve tarihine ışık tutan belgesel, kadın futbolcuların zorlu mücadelesiyle herkese ilham oluyor. Toplumsal cinsiyet dayatmalarını yok sayarak Tanzanya ulusal takımına seçilmek için çalışan kadın futbolcuların bu meydan okuması ayağa kalkmak için ihtiyacınız olanı size vermeye hazır!</p>



<p><strong>Kick in Iran</strong><br>Konu spor olunca, cinsiyet ayrımcılığı daha da dikkat çeker bir hale geliyor. Bir kadın sporcu olarak spor yapmak için önce özgürlük mücadelesi vermeye hazır olmanız gerek! İran spor tarihinin en önemli isimlerinden biri olan İranlı kadın sporcu Sara Hoşcamal‐Fıkrî’nin 2008 Pekin Yaz Olimpiyatları’na uzanan yolculuğunu anlatan “Kick in Iran” da tam olarak bu özgürlük mücadelesini anlatıyor. Erkek egemen bir toplumda kadın sporcu olmanın zorluklarını gözler önüne seren belgesel, dünyanın birçok yerindeki kadınlar için ortak bir hikaye yazıyor.</p>



<p><strong>Losers</strong><br>Kazananların hikayelerine hepimiz aşinayız, peki ya kaybedenler? Birbirinin benzeri başarı hikayelerinden sıkılanlar için belgesel serisi “Losers”, hikayenin diğer tarafını anlatıyor. Kaybedenler, hayal kırıklığı yaşayanlar ama yine de vazgeçmeyenler… Gerçekten her kaybediş daha iyisi için atılan bir adım mı aslında? Tam olarak ne zaman kaybediyoruz, yarış bittiğinde mi, pes ettiğimizde mi? Animasyon bölümleriyle de dikkat çeken sekiz bölümlük belgesel serisi tüm bu soruların cevabını veriyor.</p>



<p><strong>Murderball</strong><br>Fiziksel engellerin engel olamadığı olağanüstü sporcuların hikayesinden başka nerede ilham bulabiliriz ki? Engelli sporculardan oluşan Amerikan rugby takımının başarı hikayesini anlatan “Murderball”, 2004’te Atina’da gerçekleşen Paralimpik oyunlarındaki mücadeleyi konu alıyor. Takım ruhunun ve kendine inanmanın önemini bir kez daha hatırlamamızı sağlayan bu duygusal hikaye, kendinizi sorgulamanız için en doğru seçeneklerden biri.<br>Her birinde farklı bir hikayeye tanıklık edeceğiniz, harekete geçmek isteyenin önünde hiçbir engelin duramayacağını gözler önüne seren bu belgeseller yeni bir yola çıkmak isteyen herkese rehber olacak. İyi seyirler!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/harekete-gecmeye-hazir-miyiz/">Harekete Geçmeye Hazır Mıyız?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kosmaya-nasil-asik-oldum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan METE]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2020 14:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[atletizm]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[koşu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Takvimler 2018 yılının yaz aylarına adım atmak üzere olduğumuzu gösteriyordu. Yaz gelmek üzere olduğundan mağazalar dolaşılmalı ve yeni tişörtler, şortlar alınmalıydı. Geçen seneden giyebileceğim hiçbir şey yok muydu diye soruyordum kendi kendime. Cevabı tabi ki vardı ama artık bir önceki sene giydiğim bu sene bana ufak geliyordu. Bir şeyler ters gidiyordu hayatımda. İşte o ana [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kosmaya-nasil-asik-oldum/">Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Takvimler 2018 yılının yaz aylarına adım atmak üzere olduğumuzu gösteriyordu. Yaz gelmek üzere olduğundan mağazalar dolaşılmalı ve yeni tişörtler, şortlar alınmalıydı. Geçen seneden giyebileceğim hiçbir şey yok muydu  diye soruyordum kendi kendime. Cevabı tabi ki vardı ama artık bir önceki sene giydiğim bu sene bana ufak geliyordu. Bir şeyler ters gidiyordu hayatımda. İşte o ana kadar yüzleşmekten kaçtığım kilolarımın artık farkındaydım.</p>



<p><strong>YÜZLEŞME ANI</strong></p>



<p>Aldığım şortun üzerime olmadığını ve bir üst bedene geçmem gerektiğini aynada gördüğüm manzara ile kavradığım an birinci kırılma noktasını yaşadım. Çok saçma ama bu ben miyim dedim kendi kendime. Kızdım, öfkelendim ve sinir oldum. Daha önce canım annem diyordu “kilo almışsın yine, bak göbeğin önden gidiyor, dikkat et.” Ama anne yüreği işte, biraz sonra bunu da yersin, bak bu tatlı çok güzel, bundan da tatmalısın… Anne kendi yemeden önce evladına yedirmek istiyor. Değişim zamanı gelmiş artık farklı bir bakış açım olmuştu. Aynaya baktığında gerçekle yüzleşmez isen başlayamazsın dedim. Tam o zamanda bir e-posta geldi.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Bu ben miyim dedim kendi kendime. Kızdım ve öfkelendim.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-1024x683.jpg" alt="Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?" class="wp-image-2939" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/1254x836_borusan_atletizm_spor_klubu.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Borusan Atletizm Kulübü kurulmuş ve Pazar günü Belgrat ormanına koşuya davet ediyordu. Kafamda deli sorular vardı? Koşabilir miyim? Nefesim yeter mi? Sabah nasıl kalkarım? Kimseyi tanımıyorum gibi deli sorular…Geçmişte spor deneyimim vardı ama uzun bir süre ara vermişim. Bununla beraber kararlıydım, “bu işin üstesinden gelebilirsin” dedim kendi kendime. O Pazar erkenden kalktım, buluşma noktasında Borusan ailesinin üyeleri, Kaptanımız Yasemin Hanım, Atletizm antrenörü Özkan hocam ile tanıştım. Ufaktan başladım koşmaya. Daha dün gibi birinci kilometrede ben bitmiştim, artık ne gidecek derman ne de bedenim vardı. Ama tamamlanması gereken 5 km daha varmış ki az koşar gibi yaptım ve yürüdüm o kalan yolu. Özkan Hocam bende bir şey gördüğünü ve benim bu parkuru bir gün hiç durmadan koşabileceğimi söyledi. “Ben inanıyorum, senin yanındayım, sen de inan Serkan” dedi. “Ok hocam senleyim” dedim. Bu ikinci dönüm noktası oldu benim için.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/11/Foto1-1024x768.jpg" alt="Borusan Atletizm Kulübü" class="wp-image-2938"/></figure>



<p> <strong>AŞKA DÜŞME</strong></p>



<p>Evet, artık ben de Borusan Atletizm Kulübü’nün bir üyesi olmuştum, her hafta aralıksız buluşma noktasına gidiyordum. Sevmek; sevdiğin şeylere zaman ayırmaktan geçer, boşlukları doldurmaktan değil. Bir önceki gün kaçta yattığımın, uykusuz kaldığımın, yorgun olduğumun bir önemi yoktu artık. O gün oraya gidilecek ve o antrenman yapılacaktı benim için. Günler geçtikçe ben ve çevrem bendeki değişimi görüyor ve bana bunu söylediklerinde daha bir moralli ve hırslı oluyordum. Artık yağmur yağdığı, soğuk olduğu sabah bile koşu iptal olmasın, ben yağmurda da koşarım diyordum. Koşmak artık bir aşk olmuştu benim için.</p>



<p>Artık koşarken içime huzur doluyor, mutluluk hormonlarım tavan yapıyor, kendime olan güvenim ve saygım artıyordu. Hayatımdaki boşlukları doldurmak yerine sevdiğim şeylere zaman ayırıyordum. Borusan Atletizm Kulübü’nde sadece koşmuyorduk. Borusan ailesinden yeni arkadaşlıklar edindim.Öyle arkadaşlıklar ki artık dostluk, kardeşlik oldu bizimkisi. Birbirimize destek olduk, moral olduk, enerji olduk. Yarışmalara katıldık hep beraber, finişi göremem diyen arkadaşlarımızın elinden tuttuk, hadi sen başarırsın senin yanındayım dedik. Sonra yarışmalarda başarılar kazandık adım adım…</p>



<p>Artık daha mutluydum, daha keyifliydim, daha zinde uyanıyor ve daha az yoruluyordum. Üzerimden büyük ama çok büyük bir yük gitmişti artık. Koşuya ilk başladığımda 107 kiloda biriydim ve arık yeni ben 83 kilo. Şimdi artık Belgrat ormanında bulunan 6 km parkuru durmadan 3 tur koşabiliyorum. Yemek konusunda da bir endişem yok, yemek yemeğe devam ediyorum. Ama ne yersem yiyeyim mutlaka onu koşarak yakıyorum. Artık ben bedenimi değil bedenim beni taşıyor.</p>



<p>Teşekkürler Borusan Atletizm Kulübü, Teşekkürler Özkan Hocam. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kosmaya-nasil-asik-oldum/">Koşmaya Nasıl Aşık Oldum?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Ercan Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 10:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Birleşmiş Milletler’in 1974’te çevre sorunlarına dikkat çekmek, politik yaklaşım ve aksiyonları arttırmak, bireylerin farkındalıklarını ve eyleme geçmelerini sağlamak için başlattığı ortak bir inisiyatifin yıl dönümü. Her çevre gününde olduğu gibi, bu gün için de odaklanmak üzere seçilmiş spesifik bir tema ve güne sahiplik eden ülke bulunuyor. Bu yıl tema [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/">Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Birleşmiş Milletler’in 1974’te çevre sorunlarına dikkat çekmek, politik yaklaşım ve aksiyonları arttırmak, bireylerin farkındalıklarını ve eyleme geçmelerini sağlamak için başlattığı ortak bir inisiyatifin yıl dönümü. Her çevre gününde olduğu gibi, bu gün için de odaklanmak üzere seçilmiş spesifik bir tema ve güne sahiplik eden ülke bulunuyor. Bu yıl tema biyolojik çeşitlilik ya da kısaca biyoçeşitlilik. Yerkürede varolan 1 milyondan fazla canlı türünün yok olma riskiyle karşı karşıya olması, yaşamın diğer yaşamları çekmesi, etkilemesi ve diğer yaşamlara dayanarak sürdürülebilirliği biyoçeşitlilik temasını fazlasıyla anlamlı kılıyor. Günü himaye eden ülke ise Almanya’nın desteği ile Kolombiya. Kolombiya’nın seçilişi de tabi ki tesadüf değil. Tek başına Amazon ormanlarının katkısı ile gezegenimizdeki biyoçeşitliliğin yüzde 10’unu temsil ediyor. Öyle ki kuş türleri ile gen ve tür çeşitliliği açısından en büyük iki çiçek familyasından birisi olan orchidaceae türlerinde dünyada ilk, bitki türleri, kelebekler, tatlı su balıkları gibi varlık çeşitliliğinde de ikinci sırada.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yerkürede varolan 1 milyondan fazla canlı türü yok olma riskiyle karşı karşıya.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-1024x683.jpg" alt="Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma" class="wp-image-2313" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/06/1254x836-canan-ercan-celik-pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-ic-hesaplasma.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Pekin Olimpiyatlarının öncesinde bir tür simülasyon deneyimlemiştik.  Pekin’deki dünyanın önde gelen metropollerinden 10 kat daha fazla kirli olan havanın temizlenebilmesi için 2 ay önceden sanayi tesislerinin faaliyetleri gibi kirlilik yaratan unsurlar askıya alınmıştı. Covid-19 pandemi sürecinde ise adeta dünyaca durakladığımız bu süreçte, havanın, suyun nispeten arındığını,vahşi yaşamın, doğanın doğal döngüsünde adeta kendini bulduğunu, karbon salımının kayda değer şekilde azaldığını 2 ay gibi kısa bir sürede gözlemleyebildik. İmkansız dediğimiz birçok hususu mecbur olunca hızla hayata geçirdiğimizde, yani 1.6 milyar öğrenci okullarına gidemeyince, 1.5 milyarı aşkın uluslararası yolcunun senaryolar bazında yüzde 60 ila yüzde 80’i sistemden çekilince, 2.3 milyar çalışan işyerlerine gitmez, araçlar kullanılmaz olunca, adeta bir süre için içimize kapanınca çevremiz kendine geldi. Şüphesiz ki bu durum kalıcı değil. Çin’de tekrar bilinen döngüye geçildiğinde hızlı kazanımların yine hızlıca kaybedildiğini de gördük. Ama olağanüstü bir deneyim kazandık. Neye muktedir olduğumuzu, aynı zamanda nasıl zarar verdiğimizi de görebildik. Artık riskleri yönetmek üzere eylemde bulunmanın yanı sıra, hayalini kurabildiğimiz bir dünya ve doğa olgusu ile baş başayız. Önceliklerin, neyin önemli olduğuna dair algımızın değişimini, doğanın dengesini bozduğumuzda bizim dengemizin alt üst olabileceğini, gözümüzde büyüyen çözümler uygulandığında yaratılabilecek büyük etkiyi ve görünmez ipliklerle birbirimize ne denli bağlı olduğumuzu kavrayabildik.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Covid-19 pandemi sürecinde görünmez ipliklerle birbirimize ne denli bağlı olduğumuzu kavradık.</p></blockquote>



<p>Biyolojik hayat zincirinin ana halkalarından biriyiz. Suda, karada yaşam süren tüm canlılar doğal dengenin, bütünün ayrılmaz parçası. Genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği, ekosistem çeşitliliği sürdürülebilir bir yaşam için hayati önemde. Oysa biz bütünden çok kendi ihtiyaçlarımız, haz duygumuz, maddi hırslarımızla geleceğimizi ipotek altına aldığımıza bakmadan döngüyü de, dengeyi de bozabiliyoruz. Ticari tüketim zincirine kattığımız vahşi hayvanlardan kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar bir uyarı. Pandemi seviyesine çıkışı ilk ama son olmayacak gibi. Şansla tekrar etmezse dahi, iklim mücadelesinde yine etkisiz olursak, kutuplardaki buzulların erimesine bağlı olarak ortaya çıkacak ve evrim sürecimizde hiç karşılaşmadığımız nice organizmaya bağlı enfeksiyon riskleri sırada. Kıyı şeritlerini, orman arazilerini talan ettikçe, kontrolsüz avlandıkça, karadaki, sudaki yaşamı korumadıkça, çevreyi kirlettikçe, iklim değişikliği ile mücadele etmedikçe, plansız kentleştikçe, bilinçsiz endüstrileşmiş tarım ve hayvancılık yaptıkça, enerji kaynaklarını yenilenebilir kılmadıkça, sorumsuzca tükettikçe yaşam zincirini zayıflatıyoruz.</p>



<p>Bu zihniyet sadece insanlık dışındaki türlere ve sistemlerin bütünlüğüne yönelik değil. Kendi içimizde de nice ayırımcılık, nice adil olmayan kaynak kullanımı, hesapsız tüketim, israf ve fırsat eşitsizliği var.</p>



<p>Tıpkı doğayı, dünyayı paylaştığımız canlıları “varlığınız varlığımıza armağan olsun” diye yok ederken, toplumları birlikte inşa ettiğimiz, dini, dili, ırkı, etnik kökeni farklı insanları etiketleyip, ötekileştirerek, hatta şiddet göstererek baskılayabiliyor, ölmelerine bile kayıtsız kalabiliyoruz. Bugün ABD’de olanlara tepki gösterirken, bir an durup içimize bakmak lazım “ilk taşı masum olan atsın” hesabı. Bu kibir ve kendini bilmezlik haliyle öyle katılaşmışız ki, dinlemiyor, duymuyor, birlikte var olmak için çabalamıyor, yetinmeyi bilmiyor, en kötüsü sevip sayamıyoruz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>ABD’de olanlara tepki gösterirken, bir an durup içimize bakmak lazım ‘ilk taşı masum olan atsın’ hesabı.</p></blockquote>



<p>Pandemi sürecine denk gelen Dünya Çevre Günü bize bir fırsat sunuyor. Dünyanın merkezinde olduğumuzu ve kontrol ettiğimizi sandığımız bir süreçte yaya kalmışken, hayata, kendimize, başkalarına, doğaya, bu düzeni bütünleyen tüm canlılara ve düzenin kendi içindeki akış ve dengesine başka bir gözle, daha çok gönülden bakma fırsatı. Sadeleşme, dayanışma ve bilim temelli hareket ederek başka bir gerçeklik yaratma fırsatı.</p>



<p>Unutmayalım bunca bedeli ve yaşananı. Boyun eğmeyelim dayatılan ve egemen anlayışa. Adil, aydınlık, sorumlulukla hareket eden bir düzen için, sürdürülebilir bir dünya, ortak ve daha güzel bir gelecek için kendimizi temize çekebiliriz.</p>



<p>Gün bu gün . </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/pandemi-gunlerinde-dunya-ve-kendimizle-bir-ic-hesaplasma/">Pandemi Günlerinde Dünya ve Kendimizle Bir İç Hesaplaşma</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karantina Döneminde Daha İyi İnsanlar Mı Oluyoruz Yoksa?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/karantina-doneminde-daha-iyi-insanlar-mi-oluyoruz-yoksa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Kayadeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 08:57:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness & Farkındalık & Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sabah kalkıp bilgisayarımın başına oturduğumda nedense hayatımda ilk defa düşüncelerimi yazıya dökmek geldi içimden. Biraz buruk, biraz endişeli, ama aynı zamanda yenileniyorum hissine kapıldım güneşe uyandığım bugünde. Bilinmezlik, deneyimlenmemiş bir durum, endişeler üst üste ama bir taraftan da “bu günler geçince” sağlıkla ve sevdiklerimle daha da güzel günler geçireceğime inanıyorum. Temiz bir defterin ilk [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/karantina-doneminde-daha-iyi-insanlar-mi-oluyoruz-yoksa/">Karantina Döneminde Daha İyi İnsanlar Mı Oluyoruz Yoksa?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sabah kalkıp bilgisayarımın başına oturduğumda nedense hayatımda ilk defa düşüncelerimi yazıya dökmek geldi içimden. Biraz buruk, biraz endişeli, ama aynı zamanda yenileniyorum hissine kapıldım güneşe uyandığım bugünde. Bilinmezlik, deneyimlenmemiş bir durum, endişeler üst üste ama bir taraftan da “bu günler geçince” sağlıkla ve sevdiklerimle daha da güzel günler geçireceğime inanıyorum. Temiz bir defterin ilk sayfasına yazmaya başlayacağım bir heyecan da var içimde tuhaf bir şekilde…</p>



<p>Evet evde hapis kalmaktan ve her şeye obsesif şekilde dikkat etme zorunluluğundan sıkılıyorum. “Bez-Sabun nerede? Dezenfektanı kim kaldırdı? Aaay ona da elim mi dokundu! Siparişime virüs bulaşmış olabilir mi?” gibi deli sorular geçiyor aklımdan. Aklım, gözüm, kulağım hep tedbir almakta. Annem ile birlikte yaşıyorum ve o benim için her şeyden, kendimden de önemli. Dün odamda çalışırken, çalan kapı zili ile evde duyduğum telefon sesi kafamda birleşince, arkadaşıyla telefonda sohbet eden kadıncağızın neredeyse ağzına kolonya şişesi dayamam benim için son radde oldu. O şaşkın, ben şaşkın, o sinirleri bozuk gülüyor, ben ise biraz utandığımı hissediyorum. Felaket senaryom şuydu: Kapı çaldı, marketten siparişini alırken kağıt paraya dokundu, eş zamanlı çalan telefonu ellerini dezenfekte etmeden açtı veeee işte evimize hoş geldin Korona kardeş. Yok bu kadar da olmaz dedim içimden, abartmak da bir yere kadar. Yine de siz beni anladınız diye düşünüyorum, sevdiklerimiz için içimiz titriyor her zaman.</p>



<p><strong>İÇİMİZDEKİ İYİLİĞİ KEŞFETMEK</strong></p>



<p>Gelelim içimdeki kıpırtılara, yeniden kendimi ve etrafımı bu kapalı kutuda keşfetme durumuma… Balkondan bakıp karşı camdaki komşuya günaydın derken, galiba o kadar da gıcık bir kadın olmadığını düşünüyorum. Sokakta köpeğini gezdiren gence özeniyor ve ilerleyen günlerde eve dört ayaklı bir dost almayı planlıyorum. Daha çok paylaşmayı ve yardım etmeyi istiyor, komşuya “dışarıdan bir ihtiyacın var mı?” diye soruyor, daha fazla insan olmaya çabalıyorum. </p>



<p>Psikolog Gündüz Vassaf’ın geçenlerde izlediğim bir röportajında değindiği gibi; kaç bin yıllık Konfüçyüs ahlakı ailene ve topluma karşı bir sorumluluk duygusu veriyor sana. Aynı zamanda da şu dönemde aile, insan olarak alışık olmadığımız bir ortamın içinde bulduk kendimizi. Geleceği virüsün değil de bizim belirleyeceğimiz bir dönem var önümüzde. Daha iyi bireyler olabilme sınavı, daha iyi anne-babalık yapabilme sınavı. Birçok şeyi yeniden inşa etmek için bir kırılma noktası bu süreç.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Daha iyi bireyler olabilme sınavı, daha iyi anne-babalık yapabilme sınavı… Birçok şeyi yeniden inşa etmek için bir kırılma noktasındayız.</p></blockquote>



<p>Öncelikle bizler için zor geçen bu günlerin en kısa zamanda sağlıkla ve sevdiklerimiz için normale dönmesini dilerken, ne zaman başlayacağını tam olarak bilmediğim bir tarih için planlar yapmak, notlar almak, sevimli hedefler koymak bana iyi geldi. İçimizdeki yaratıcılığı keşfetmek, bunu yaparken belki önce sosyal medyada gördüğün güzel bir şeylerden tetiklenmek, belki de önceleri sıkıntıdan bir konuya el atmak, ama sonrasında zaman içinde kendimizi, içimizdeki cevheri keşfetmek. Sizler de naçizane bir dost tavsiyesi olarak okuyun lütfen bu satırları, olur mu?</p>



<p>Bir de bu dönemde fark ettim ki; önceki hayatımda hep bir sonraki adımı planlayarak, hep sıradaki koşturmaca ne olacak diye bekleyerek yaşıyormuşum, içinde bulunduğum ana konsantre olamıyormuşum. Hep ardı arkası kesilmeyen to-do listeleriyle yaşıyormuşum özel ya da iş hayatımı meğerse… İnsan içine döndüğünde farklı keşif fırsatları bulabiliyormuş, sakin düşünmek, konsantre olmak, içine sindirmek gibi… Umarım koşturmalı günlerimiz geri geldiğinde, bu dinginliği kendim için korumaya devam edebilirim.</p>



<p>Özetle; T.C Sağlık Bakanlığı’nın Korona Virüsü ile bana verdiği yetkiye dayanarak; iyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta hem kendim hem de çevrem için çok daha iyi bir insan olacağıma söz veriyorum.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/karantina-doneminde-daha-iyi-insanlar-mi-oluyoruz-yoksa/">Karantina Döneminde Daha İyi İnsanlar Mı Oluyoruz Yoksa?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karantina Günlerinde Baba Olmak</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/karantina-gunlerinde-baba-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2020 14:16:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebeveyn - Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Covid-19 salgını hepimizin hayatında önemli değişikliklere yol açtı. Hastalığın bulaşıcı bir hastalık olması nedeni ile yayılma hızını kesmek için herkesin evde kalması en önemli tedbirlerden biri olarak ön plana çıktı. Hâlâ kimilerimiz işe gidip gelmek zorunda olsa da bir kısım evden çalışma düzenine geçti, çocuklar okula gitmiyor ve tüm aile evde. Bu olağanüstü bir durum [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/karantina-gunlerinde-baba-olmak/">Karantina Günlerinde Baba Olmak</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid-19 salgını hepimizin hayatında önemli değişikliklere yol açtı. Hastalığın bulaşıcı bir hastalık olması nedeni ile yayılma hızını kesmek için herkesin evde kalması en önemli tedbirlerden biri olarak ön plana çıktı.  Hâlâ kimilerimiz işe gidip gelmek zorunda olsa da bir kısım evden çalışma düzenine geçti, çocuklar okula gitmiyor ve tüm aile evde. Bu olağanüstü bir durum ve beraberinde birçok soruna yol açıyor.</p>



<p>Öncelikle evde kalınan bu süreçte anne ve babanın çocuklarla ilgili sorumlulukları eşit paylaşmaları çok önemli hale geliyor. Herkes evde, ev içi işler daha da artmış durumda, bu yük eşit paylaşılmadığında anne ve baba arasında çocukları da olumsuz etkileyecek başka sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz. Çocuklarla ilgilenmek, onların bakım ve beslenmesini sağlamak, ödevlerini takip etmek dâhil tüm ev işleri cinsiyet rolleri nedeni ile sadece annelerin üstüne kalırsa bu öncelikle kadınların kaldıramayacağı bir yükün altında ezilmelerine neden olur. Babalar çocukların bakımı beslenmesi, ödevleri gibi konular dâhil tüm ev işlerinde yükü paylaşırlarsa tüm aile bireyleri olumlu etkilenir.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Tüm ev işlerinin cinsiyet rolleri nedeni ile sadece annelerin üstüne kalması kadınların kaldıramayacağı bir yükün altında ezilmelerine yol açar.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/04/karantina-gunlerinde-baba-olmak-1024x683.jpg" alt="Karantina Günlerinde Baba Olmak" class="wp-image-2251" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/04/karantina-gunlerinde-baba-olmak-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/04/karantina-gunlerinde-baba-olmak-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/04/karantina-gunlerinde-baba-olmak-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2020/04/karantina-gunlerinde-baba-olmak.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Çocuğun gelişiminde ve iyilik halinde çocuğa sunulan ortamlar, gösterilen davranışlar kadar ev ortamının, evdeki diğer bireylerin birbirleri ile olan ilişkileri de son derece önemlidir. Yükün eşit paylaşılmaması başka gerginlikleri, çatışmaları da beraberinde getireceği için bu ortam çocukları da olumsuz etkileyecektir. Diğer yandan tek kişi bütün ev işlerini ve çocuklarla ilgili tüm sorumlulukları üstlendiğimde çocuklara ayırabileceği zaman kısılabileceği gibi bu zamanın verimliliği de azalacaktır. Çamaşırları asmak, sofrayı toplamak, ütü yapmak, yerleri süpürmek, toz almak, camları silmek, çamaşırları toplamak gibi işleri baba ile paylaşmak daha demokratik ve adil bir aile ortamına çok önemli katkı sağlayacaktır.</p>



<p>Öncelikle elbette sadece karantina günlerinde değil, her zaman çocuğun bakımında ve gelişiminde baba olarak kendimizi sorumlu görmek, rolümüzün ve önemimizin farkında olmak çok önemli. Çocuğunuzla kurduğunuz karşılıklı ve yakın ilişki her şeyin temelini oluşturur. Hele de böyle dönemlerde çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ve ona yakın olduğunuzu hissettirmek onun kendini güvende hissetmesi için çok daha önemli hale geliyor. <br></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Sadece karantina günlerinde değil, her zaman çocuğun bakımında ve gelişiminde baba olarak kendimizi sorumlu görmeliyiz. </p></blockquote>



<p>Çocuklarla birlikte olmanın en etkili yollarından biri birlikte bir şeyler yapmaktır. Peki, çocuklarla karşılıklı ve yakın bir ilişkiyi geliştirmek, evde sıkılmalarını önlemek, öğrenmelerini desteklemek ve farklı gelişim alanlarını desteklemek için ebeveynler olarak neler yapabiliriz? Size fikir vermesi açısından burada birkaç örnek verelim.</p>



<p>Ailece birlikte ve/veya ikili sohbetler edebilirsiniz, <br>•    Birlikte kitap okuyabilirsiniz,  <br>•    Masallar ve hikâyeler anlatabilirsiniz,<br>•    Birlikte ev işleri yapabilirsiniz, <br>•    Onun gelişim düzeyine uygun el becerilerini geliştirecek aktiviteleri birlikte yapabilirsiniz veya onun yapması için ortam sağlayabilirsiniz (tahta boyamak, maket yapmak, kâğıt katlamak, hamurdan şekiller yapmak, örgü örmek, dokuma yapmak, dikiş dikmek gibi)<br>•    Birlikte kutu oyunları oynayabilirsiniz.<br>•    Birlikte yemek pişirebilir, kurabiye denemeleri yapabilirsiniz<br>•    Farklı kutu oyunları oynayabilirsiniz,<br>•    Tüm aile birlikte uygun filmler izleyip üzerine konuşabilirsiniz, film seçiminde ortak karar vermeniz önemli.<br>•    Onların öğrenmeleri ve bilimsel meraklarını teşvik için birlikte çeşitli deneyler yapabilirsiniz. Basit bir internet araştırmasıyla birlikte yapabileceğiniz birçok deney olduğunu göreceksiniz,<br>•    Birlikte dans edebilirsiniz, kültürünüze ait halk danslarını, halk oyunlarını öğretebilirsiniz,<br>•    Atık malzemelerden yeni tasarımlar yapabilirsiniz,<br>•    Onların da merak ettikleri konuları (karetta kaplumbağaları nasıl ürerler, televizyon nasıl çalışır, insanlar ay ne zaman gitti vb. gibi) birlikte araştırabilirsiniz,</p>



<p>Elbette siz bunları evdeki imkânlar, aklına gelen farklı fikirler, çocuğunuzun ilgisi ve gelişim düzeyine göre çeşitlendirebilirsiniz. Bütün bunları birlikte yapmak hem çocuğunuzla ilişkinizi güçlendirecek, çocuğunuzla güzel vakit geçirmenizi sağlayacak hem de çocuğunuzun farklı becerilerinin gelişmesini destekleyecektir. Zaman zaman birçok şeyi birlikte yapabileceğiniz gibi onların kendi başlarına veya birbirleri ile oyunlar oynamaları, etkinlikler yapabilmeleri için ortam sağlayabilirsiniz. Böylelikle kendi başlarına da güzel ve verimli zaman geçirmelerini de sağlamış olursunuz.</p>



<p>Baba olarak çocuğun yıkanması, beslenmesi, kıyafetlerinin temizlenmesi vb. gibi çocuğun bakımı ile ilgili konularda sorumluluk alabilirsiniz. Çocukların bakıma ihtiyaç duydukları konular içinde bulundukları gelişim evresine bağlı olarak değişecektir. Ancak baba olarak çocuğunuz içinde bulunduğu gelişim düzeyine bağlı olarak ihtiyaç duyduğu bakım desteğinin sağlanmasında sizin de sorumluluk almanız çok önemli. Babanın bakıma katılması her şeyden önce çocukla baba arasındaki bağın ve yakınlığın gelişmesini sağlar, aralarındaki etkileşim kanlarını çeşitlendirir. Babanın bakım katılması aynı zamanda da ev içi işlerde eş ile yükün paylaşılmasını sağlar.</p>



<p><strong>ÇOCUKLARINIZ SİZİ ÖRNEK ALIYOR</strong></p>



<p>Her zaman olduğu gibi karantinaya bağlı olarak hep birlikte evde olduğumuz zamanlarda da çocukların nasıl zaman geçirdikleri çocukların çevrelerindeki yetişkinlere bağlı. Eğer çocuklar sürekli tablet, telefon, bilgisayar, TV gibi aletlerin başında tüm zamanlarını geçiriyorlarsa bu sadece çocukların seçimleri ile ilgili değil. Bu yetişkinlerin onlarla zaman geçirip geçirmemeleriyle, onlara farklı oyun ve etkinlikler için ortamı sağlayıp sağlamamalarıyla ilgili. Çocuklar çok uzun süre evde kaldıkları için uzun saatler ekran başında zaman geçirme olasılıkları artabilir. Ancak bunu önlemeye çalışırken etkili yol sadece onlara ekranı kapat demek değildir. “Kapat ekranı” demekten daha etkili olan onunla birlikte oyun oynamak, onu farklı bir etkinliğe yönlendirmektir. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Çocuklar sürekli tablet, telefon, bilgisayar, TV gibi aletlerin başında tüm zamanlarını geçiriyorlarsa bu sadece çocukların seçimleri ile ilgili değil. </p></blockquote>



<p>Yetişkinler uzun zamanlarını TV, telefon ve tablette geçiriyorlarsa, çocuklarında bu aletlere bağımlık geliştirme olasılığı artabilir. Sizin evde zamanınızı nasıl geçirdiğiniz çocuğunuz için örnek olacaktır. Evde birlikte geçireceğiniz bu zaman diliminde  çocuklarınızın hangi davranışlarınızı örnek almasını istiyorsanız öyle davranmaya özen gösterebilirsiniz.</p>



<p><strong>AÇIK İLETİŞİM, DEMOKRATİK İLİŞKİ</strong></p>



<p>Alınan tedbirler nedeni ile dışarı çıkamıyoruz ve bütün aile bir aradayız. Haliyle bir evin içinde uzun süre kapalı kalmak zaman zaman aile bireyleri arasında gerginliklere, çatışmalara neden olabilir. Bu çatışmaların, fikri ayrılıkların olması kaçınılmazdır. Sorun olan çatışmalar ve fikri ayrılıklar değildir. Sorun olan bu gibi durumlarda nasıl davrandığımızdır. Bu gibi durumlarda sakin kalmaya özen gösterebilir, uygun bir dille istek, ihtiyaç ve/veya rahatsızlığınız ifade edebilirsiniz. Unutmayın! Çocuklar sadece kendilerine yönelik davranışlardan değil çevresindeki yetişkinlerin birbirine olan davranışlarından da son derece etkilenirler. Evde bulunduğunuz sürece eşinizle karşılıklı, açık iletişime dayanan demokratik bir ilişki kurmaya özen gösterebilirsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Çatışma ve fikir ayrılığı sorun değil. Sorun olan bu gibi durumlarda nasıl davrandığımız.  </p></blockquote>



<p>Sizin ilişkinizin en yakın tanıkları çocuklarınızdır ve bu tanıklığın onlar üzerinde çok önemli bir etkisi olabilir.  Zaman zaman çocukların  bağırmaları, aşırı hareketlilikleri, birbirleri ile olan kavgaları sizi zorlayabilir. Çocukları uygun bir dille ikaz etmeye, onlara olumsuz sıfatlar kullanmak yerine doğrudan rahatsız olduğunuz davranışları ifade etmeye çalışın. Böylece çocuk hem neden rahatsız olduğunuzu anlayacak hem de ilişkiniz zedelenmeyecektir.</p>



<p>Hem ev içindeki yetişkinlerle hem de çocuklarla yaşadığınız zorlayıcı durumlarda karşı tarafın sizi rahatsız eden davranışını ve size olan etkisini uygun bir dille ifade etmeye çalışabilirsiniz. “TV’nin sesini çok açtığında, ben okuduğumu anlayamıyorum”,“Yediğin fıstıkların kabuklarını halının üzerine döküp sonra da bırakıp gittiğinde ben toplamak zorunda kalıyorum” şeklinde ifade ederseniz, hem hangi davranışın sizi rahatsız ettiğini hem de size olan etkisi karşı taraftan rahatça anlaşılacaktır. Böyle ifade ettiğimizde öncelikle karşı taraf da hangi davranışı değiştirmesi gerektiğini daha kolay anlayacaktır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Öfkelendiğinizde olumsuz sıfatlar kullanmak yerine, doğrudan rahatsız olduğunuz davranışları ifade etmeye çalışın. </p></blockquote>



<p><strong>ÇOCUĞUNUZLA ZAMANI PLANLAYIN</strong></p>



<p>Alınan tedbirler nedeni ile çocuklar artık okula gidemiyor. Online sistemler ve TV yoluyla eğitim öğretim yılı devam ettiriliyor. Bu çocuklar için yeni bir durum, buna uyum sağlamaları ve bu sistemler içinde geçirdikleri zamanın verimli olabilmesi için rehberliğinize, desteğinize ihtiyaç duyabilirler. Öncelikli olarak okulda devam eden zaman düzeni artık yok. Bu nedenle şimdiki durumda çocuğun belirli bir düzen kazanması için onunla birlikte bir zaman planı yapabilirsiniz.</p>



<p>Çocuğun bu yeni durumda verimli bir şekilde ders çalışma alışkanlığını kazanması veya sürdürmesinde gündelik düzenlerin oluşması etkili olacaktır. Bu düzenin oluşması için çocukla birlikte zaman planı yapabilir ve bu zaman planı oturana kadar takip edebilirsiniz. Örneğin, kitap okuyacakları, matematik çalışacakları, TV’den sosyal bilgiler dinleyecekleri, yemek yiyecekleri, fiziksel aktiviteler yapacakları, oyun oynayacakları gibi zamanları birlikte belirleyin. Bir düzen oluşana kadar siz takip edebilirsiniz. Elbette kendi planını kendi takip etmesi, kendi zamanını kendi planlaması en tercih edilen durumdur. Bunun olabilmesi için de giderek sizin geri çekilmeniz, sadece takip etmeniz onun kendi kontrolünü kazanması için önemli olacaktır.</p>



<p>Çocukla zaman planı yaparken planının uygulanabilecek, çocuğun ihtiyaçlarını dikkate alan ve gerçekçi olması da önemlidir. Ders aralarında mola vermelerine, oyun oynamalarına, sizinle zaman geçirmelerine, birbirleri ile zaman geçirmelerine, yalnız kalmalarına fırsat verin çünkü üst üste uzun saatler çalışmak çocuğu yoracağı gibi derslerden de bıktırabilir.</p>



<p>Çocuğunuz, okulun yönlendirdiği çevrimiçi kanallardan ders çalışmaya uygum sağlamakta zorlanabilir. Buralardaki yönergeleri, açıklamaları birlikte inceleyebilir,  sistemleri birlikte takip edebilirsiniz, öğrenme kaynaklarını çeşitlendirebilirsiniz. En önemlisi, baba olarak alınan tedbirler nedeni ile oluşan bu yeni durumda da çocuğunuzun eğitim ve öğrenimini takip etmeniz, ona destek olmanızdır.</p>



<p><strong>SINIRLARINIZI BELİRLEYİN</strong></p>



<p>Covid-19’a bağlı süreç uzuyor ve bazılarımız evden çalışmak ya da bazı işler takip etmek durumunda kalıyoruz. Eğer bu süreç nedeni ile evden çalışıyorsanız çocuklara bu durumu uygun bir dille açıklamanız ve çalışma alanınızı, zamanlarınızı, sınırları çocuklara bildirmeniz gerekir. </p>



<p>Artık sürekli ev içindesiniz ve planladığınız çalışma saatlerinde size yakın olmak isteyebilirler. İlgi göstermediğinizde de kendilerini dışlanmış hissedebilirler. Evde olduğunuz halde bu kadar uzak kalmanızı farklı yorumlayabilirler. Bunu başta uygun bir dille açıklamak, sınırları belirlemek belirsizliği azaltacaktır. Bunun yanı sıra evden çalışırken ihtiyaç duyduğunuz alanı ve sınırlarınızı uygun bir dille çocuğa ifade etmiş olsanız da bu yeterli yeterli gelmeyebilir. </p>



<p>Çocuğun da ihtiyaçlarını dikkate almalısınız, zamanınız ve sınırlarınızı buna göre planlayabilirsiniz. Gün içine aralar koyarak onlarla küçük şeyler yapabilirsiniz. Düzenli işe gidip geldiğiniz zamanlarda evde ne zaman olacağınız belliydi. Evden çalışmak nedeniyle bitiş başlangıç zamanlarınız çok ciddi şekilde kayabilir. Bu da çocuklara ayıracağınız zamanı olumsuz etkileyebilir, çocuklara ayıracağınız zamanı korumaya özen gösterebilirsiniz. Evden çalışırken, çalışmayı tüm güne yaymak yerine belirli bir saate bitirmek ve bunu çocuğun bunu bilmesi çocuk açısından çok önemli olabilir. Böylelikle çocuk hangi saatten sonra sizinle olabilecek, sizden bir şey isteyebilecek bunu bilir.  </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Elbet karantina bitecek ancak çocuklarınızla nasıl zaman geçirdiğiniz onların hatıralarında her zaman kalacak.  </p></blockquote>



<p>İster alınan tedbirler nedeni ile evde kaldığımız şu günlerde isterse her şeyin eski haline döndüğü normal zamanlarda olsun değişmeyen en temel kural çocuklar anne ve babaları başta olmak üzere yakın çevrelerinin onlara verdiği destekle gelişir. Bu nedenle de şu günlerde baba olarak çocuklarınızla yakın ilişki kurmanız, onlarla birlikte zaman geçirmeniz, onların bakımı ile ilgili sorumlulukları üstlenmeniz, birlikte farklı etkinlikler yapmanız, onların öğrenmelerine ve gelişmelerine farklı ortam ve deneyimler sağlamaya çalışmanıza hem çocuklara hem size hem de ilişkinize çok iyi gelecektir.</p>



<p>Elbet bu süreç bitecektir ancak bu süreçte çocuklarınızla nasıl zaman geçirdiğiniz onların hatıralarında her zaman kalacak. Onların hatıralarında nasıl kalmak istiyorsanız bu zamanı da öyle değerlendirin.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/karantina-gunlerinde-baba-olmak/">Karantina Günlerinde Baba Olmak</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
