<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür &amp; Sanat konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Mar 2026 04:29:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Kültür &amp; Sanat konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/kultur-sanat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Koro’dan Kobe’ye: Bir Yüksek Gümüş Madalya Hikayesi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/korodan-kobeye-bir-yuksek-gumus-madalya-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Özdeş Çetinel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 04:29:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5193</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok sesli koro ile tanışmam 2005 yılına dayanıyor. Aslında müzik ile kendimi bildim bileli hep haşır neşirdim. Küçük yaşta piyano derslerine başlamıştım, ilkokul ve ortaokulda da okul korosundaydım, ama üniversitede girdiğim müzik kulübünün çok sesli korosu bana bambaşka bir ufuk açtı. Mezuniyetimle birlikte yedi yıl kadar müziğe ara verdikten sonra, repertuvarı söylemesi çok keyifli pop-rock [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/korodan-kobeye-bir-yuksek-gumus-madalya-hikayesi/">Koro’dan Kobe’ye: Bir Yüksek Gümüş Madalya Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çok sesli koro ile tanışmam 2005 yılına dayanıyor. Aslında müzik ile kendimi bildim bileli hep haşır neşirdim. Küçük yaşta piyano derslerine başlamıştım, ilkokul ve ortaokulda da okul korosundaydım, ama üniversitede girdiğim müzik kulübünün çok sesli korosu bana bambaşka bir ufuk açtı. Mezuniyetimle birlikte yedi yıl kadar müziğe ara verdikten sonra, repertuvarı söylemesi çok keyifli pop-rock eserlerden oluşan yeni bir koro ile tekrar şarkı söylemeye başladım. Tam güzel bir proje için kolları sıvamıştık ki 2020’de pandemi başladı. Sonra her şey gibi müzik de çevrimiçi çalışmalara döndü. Ekran karşısında dersler devam etti ancak süreç tek başımıza çalışmaya dönünce, işte o zaman anladım koronun benim için anlamını: Çok seslilik! Birbirinden farklı ne kadar çok ses olursa olsun, uyum içindeki bu çok sesin nasıl da tek ses olduğunu, o tının yarattığı hissin insanları nasıl da büyüleyip birleştirdiğini…Derken pandemi koşullarının hafiflemesiyle birlikte çalışmalarımızı yeniden bir araya gelerek yapmaya başladık, ilk buluşmamızın heyecanı tarif edilemezdi! Tam olarak bu heyecanla yarım kalan projeyi hayata geçirmeye niyetlendik ancak koşullar yine el vermedi ve koronun dağıtılacağı haberini aldık.</p>



<p>Bu koro sayesinde tanışan, çok sesliliğin büyüsünden, beraber şarkı söylemekten vazgeçemeyen 20 kişi bir araya gelerek kendi koromuzu kurma ve şarkı söylemeye devam etme kararı aldık. Ekip hazırdı, bizi çalıştıracak bir koro şefine ihtiyacımız vardı sadece. Bunun için şimdiki şefimiz Haluk Polat’ın kapısını çaldık ve o da beraber çalışmayı kabul etti. 2024’te kurduğumuz K’Orient Koro’yu, halihazırda çalıştırdığı We Play Choral korolar ailesine dahil etti.&nbsp;O günden bugüne, belki de koroyu kurarken hiç hayal bile edemeyeceğimiz şekilde hem yurt içi hem yurt dışı 4 festivale, yüksek gümüş diploma ile döndüğümüz 2 uluslararası koro yarışmasına katılmamıza vesile oldu.</p>



<p>Bizi ortak amaçta birleştiren müzik sayesinde her hafta bir araya geliyoruz. Korodaki her bir üyenin farklı işleri, farklı uğraşıları var. Kabin memurundan diş hekimine, profesöründen emlakçısına dek farklı insanlar, farklı sesler, farklı renkler! Hepsi bir araya geliyor ve farklı partisyonlar ve farklı notlar söyleseler de tek şarkı, tek ses olarak duyuluyorlar. İşte işin büyüsü burada bence. Aslında birbirimizden o kadar farklıyız ki. Hep beraber o uyumu yakalamak için birbirimizi dinlememiz, birbirimizi duymamız gerekiyor. Ne bir ses öbürünün önüne geçmeye çalışıyor, ne de biri diğerinden daha yüksek duyulmaya çalışıyor. Çünkü koro olmak bunu gerektiriyor. Başkalarını dinlemek, aynı tonu yakalamak ve tek şarkıyı hep beraber söyleyip o şarkının duygusunu vermek.</p>



<p>Peki, koro maceramız Kobe’ye nasıl mı evrildi?</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-659x1024.jpg" alt="" class="wp-image-5196" width="330" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-659x1024.jpg 659w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-193x300.jpg 193w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-768x1194.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot-988x1536.jpg 988w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_2-Kobe-Robot.jpg 1235w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /></figure></div>


<p>Ağustos ayında şefimiz tüm koroların olduğu ortak WhatsApp grubuna bir mesaj attı: “Ocak ortasında Japonya’da uluslararası koro yarışması var. Ben Japonya’ya gidiyorum, benimle gelen var mı?” Çok heyecanlandım. Japon kültürü, yemekleri, ülkenin kendisi her şeyiyle başlıbaşına ilgimi çeker zaten. Hele bir de koro ile yarışmaya katılmak, seyahat dışında bir amaç ile orada bulunma düşüncesi bende çok daha büyük heyecan yarattı. Hiç düşünmeden “evet” demek istedim ama aklıma takılan soru işaretleri vardı elbette. Seyahatin beş-altı gün gibi kısa süreli olması ve bunun iki gününün yolda geçecek <a>olması</a>, biletlerin pahalılığı, bu soruların en önde gelenleriydi. Bir süre bin tilki dolandı kafamda. Koro olarak durum değerlendirmesi yaparken içimizden biri bunun tamamını bir deneyim olarak görmemiz gerektiğini söyledi, baştan sona. İstanbul’da yapacağımız ilk provadan seyahate, Kobe’de yarışma için jüri karşısına çıkacağımız son ana kadar. Bu öyle çok yattı ki aklıma, dedim “Evet, bu bir deneyim, bambaşka bir ülkede bambaşka bir deneyim!”</p>



<p>Nitekim&nbsp; öyle de oldu. Şefimiz, yarışmaya We Play Choral olarak, K’Orient ve Sinope Koro üyelerinden oluşan 28 kişilik karma bir grupla gitmeye karar verdi. Birkaçı ile 2025 Ekim’de Belgrad festivali hazırlıkları sırasında tanışmıştım ama çoğu ile daha önce beraber hiç şarkı söylememiştik. Yarışma parçaları hepimizin bildiği şarkılardı, buna rağmen tüm şarkıları baştan çalışıp yeniden öğrendik diyebilirim. Burada sadece şarkıları değil, tek koro olmayı da öğrendik. “Sizin koro”, “bizim koro” söylemleri tamamen bir kenara bırakıldı. Çünkü bunlar ekip ruhunu yaratmaya engel olabilirdi. Birbirimizi tanıdıkça, “aynı sesi” vermeye çalıştıkça birbirimize daha da yakınlaştık. İşte böyle başladı bizim Japonya yolculuğumuz. Ortak hedef: Japonya’ya gitmek, orada Türk ezgilerini seslendirmek, ülkemizi temsil etmek ve yarışmada güzel bir derece alarak ülkemize dönmek.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft size-full is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik.jpg" alt="" class="wp-image-5198" width="380" height="291" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik.jpg 1000w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik-300x230.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_3-KobeBileklik-768x588.jpg 768w" sizes="(max-width: 380px) 100vw, 380px" /></figure></div>


<p>Peki nedir Kobe’nin özelliği? Belki işin magazinsel yanı olarak, dünyaca ünlü Kobe etini duymuşsunuzdur. Ama aslında Kobe’nin biraz hüzünlü bir hikayesi de var. Şehir, 1995 yılında yıkıcı, büyük bir deprem yaşamış ve zamanla yeniden inşa edilmiş. 2011 yılında Fukuşima bölgesinde yaşanan deprem ve tsunaminin ardından müziğin birleştirici ve iyileştirici gücünden destek alarak 2012 yılı itibariyle “Pray from Kobe” -yani Kobe’den dua et- konserleri yapılmaya başlanmış. Günümüzde ise dünyanın dört bir yanından gelen ekiplerin hem beraber şarkı söylediği hem de kendi eserlerini seslendirdiği “Sing from Kobe” -Kobe’den şarkılar söyle- uluslararası koro yarışmasının bir parçası olmuş. Bu yıl biz de o ekipler arasındaydık.</p>



<p>Gitmemize iki hafta kala bizi etkinliğin açılış konserine davet ettiler. Normalde yarışma ve dostluk konseri için hazırlanmıştık. Şefimiz şimdiye kadar katıldığı tüm yarışmalar içinde ilk kez açılışa davet aldığını ve bunun çok prestijli bir durum olduğunu söyledi. Bu da tabii ki hepimizi çok heyecanlandırdı. Hemen repertuvarımızdan açılış konseri için bir seçki oluşturduk. Haluk Şef’in düzenlemeleriyle <em>Divane Aşık Gibi, Çayeli’nden Öteye </em>ve <em>Dere Geliyor</em> parçalarına çalışmaya başladık. Konser programımızdan Japonya’daki büyükelçimizi ve başkonsolosumuzu da haberdar ettik. Nagoya Başkonsolosumuz Damla Gümüşkaya, açılış konserimize katılarak hem heyecanımıza ortak oldu hem de bizi onurlandırdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1920" height="960" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4.jpg" alt="" class="wp-image-5199" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4.jpg 1920w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-300x150.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-1024x512.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-768x384.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-1536x768.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_4-1600x800.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p>Açılış konseri sayesinde yarışma günü geldiğinde heyecanımız bir nebze dinmişti. Düzenlemeleri yine şefimize ait olan <em>Ah Bir Ataş Ver, Dut Ağacı, Hayde </em>ve <em>Cevriye Hanım</em> parçalarını seslendirdik. Türk ezgilerini çok sesli olarak Japonya’ya ve dünyanın dört bir yanından gelen dinleyicilere taşımanın heyecanı, sahne heyecanıyla birleşince ortaya harika bir performans çıktı.</p>



<p>Burada bir parantez açıp değerlendirmenin nasıl yapıldığını anlatmak isterim. Yarışmada çeşitli kategoriler bulunuyor: Yetişkin karma ses, çocuk, vokal grubu vb… Biz folklor kategorisinde yer aldık. Her koro kendi performansı üzerinden uluslararası kriterlere göre değerlendiriliyor, diğer korolarla kıyaslamalı ve sıralamalı bir yapı izlenmiyor. Dört kritere bakılıyor: Entonasyon-müzikalite-koronun özgünlüğü-sahne duruşu. Puan hesaplaması ise bu kriterler üzerinden, Bronz:0-10, Gümüş:11-20, Altın:21-30 puan aralığına göre yapılıyor. Jüride ise dünya genelinden seçilmiş üç koro şefi bulunuyor.</p>



<p>Yarışmaya 14 ülkeden 25 koro katılmıştı. Bunların çoğu müzik okulları ve konservatuvar öğrencilerinin oluşturduğu korolardı. Ödül töreninde koromuzu ve aldığımız puanı anons ettiklerinde sonuca inanamadık. Beklediğimizden çok daha iyi bir dereceyle, 20,33 puan alarak yüksek gümüş diploma ile ödüllendirildik. Tüm bu deneyimli kadroların arasında, asıl uğraşısı müzik olmayan bir ekip olarak, bu kadar kısa süre içinde yeni bir koro oluşturup elde ettiğimiz başarı ile gurur duyuyoruz.</p>



<p>Bambaşka diller konuşan insanlarla ortak dilimiz müzik sayesinde güzel bağlar, dostluklar kurduk. Cebimizde harika bir deneyim, elimizde yüksek gümüş diplomamız ile ülkemize gururla döndük. Hemen ardından “nice yarışmalara, nice ve hatta çok daha iyi sonuçlara” diyerek yeni projelerin hayalini kurmaya başladık.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1249" height="937" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5.jpg" alt="" class="wp-image-5200" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5.jpg 1249w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2026/03/korodan_kobeye_5-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 1249px) 100vw, 1249px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/korodan-kobeye-bir-yuksek-gumus-madalya-hikayesi/">Koro’dan Kobe’ye: Bir Yüksek Gümüş Madalya Hikayesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebedi Şehirden Turkuaz Sulara: Sardinya Maceram</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ebedi-sehirden-turkuaz-sulara-sardinya-maceram/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Çilo]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Roma üzerinden Sardinya&#8217;ya uçuşum, planladığım tatilin en heyecan verici geçişiydi – Ebedi Şehir&#8217;de geçirdiğim günler, adanın bekleyen güzelliklerini daha da değerli kıldı. Roma&#8217;ya &#8220;ebedi&#8221; denmesinin sebebi basit: Binlerce yılın bıraktığı izleri katman katman görebiliyorsunuz. İnsanlık tarihinin dönüm noktaları –Roma İmparatorluğu&#8217;ndan modern İtalyan yaşamına– bu şehrin hiç yaşlanmayan çekiciliğinde gizli. Roma detaylarını ayrı bir yazıya bırakarak, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ebedi-sehirden-turkuaz-sulara-sardinya-maceram/">Ebedi Şehirden Turkuaz Sulara: Sardinya Maceram</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Roma üzerinden Sardinya&#8217;ya uçuşum, planladığım tatilin en heyecan verici geçişiydi – Ebedi Şehir&#8217;de geçirdiğim günler, adanın bekleyen güzelliklerini daha da değerli kıldı. Roma&#8217;ya &#8220;ebedi&#8221; denmesinin sebebi basit: Binlerce yılın bıraktığı izleri katman katman görebiliyorsunuz. İnsanlık tarihinin dönüm noktaları –Roma İmparatorluğu&#8217;ndan modern İtalyan yaşamına– bu şehrin hiç yaşlanmayan çekiciliğinde gizli. Roma detaylarını ayrı bir yazıya bırakarak, Sardinya tatilime odaklanalım: Pratik ipuçları, muhteşem plajlar ve unutulmaz anlarla dolu bir rehber sizi bekliyor.</p>



<p>Sardinya Adası, Akdeniz&#8217;in kalbinde, İtalya&#8217;nın batı kıyılarının hemen açıklarında yer alan, büyüleyici bir mücevher. İtalya yarımadasından yaklaşık 200 km batıda konumlanan ada, Fransız Korsika Adası&#8217;nın güneyinde (sadece 12 km mesafede) ve Tunus&#8217;un kuzeyinde yer alıyor; bu stratejik konumu, onu tarih boyunca çeşitli kültürlerin kesişim noktası haline getirmiş. Akdeniz&#8217;in ikinci en büyük adası olan Sardinya, 24.000 km²&#8217;lik alanıyla, dağlık iç kesimleri, verimli ovaları ve muhteşem kıyı şeridiyle çeşitlilik sunuyor. Nüfusu yaklaşık 1,6 milyon olan bu özerk İtalyan bölgesi, antik Nuraghe taş yapılarının gizemli mirası, kristal berraklığındaki plajları ve zengin gastronomi kültürüyle ünlü – örneğin, pecorino peyniri ve yerel şarapları tatmadan dönmek olmaz. Bu doğal ve tarihi zenginlikler, Sardinya&#8217;yı huzur arayan gezginler için vazgeçilmez kılıyor. Benim maceram ise Roma&#8217;dan başladı; Ebedi Şehir&#8217;in büyüleyici atmosferinden ayrılıp, yaklaşık 1 saatlik kısa bir uçuşla Sardinya&#8217;nın turkuaz sularına indim, adanın çağrısına kulak vererek tatilime yeni bir soluk kattım.</p>



<p>Sardinya&#8217;da otobüs, tren veya feribot gibi çeşitli ulaşım seçenekleri olsa da, adanın gizli koylarını ve dağlık yollarını tam anlamıyla keşfetmek için araba kiralamak şart – biz de öyle yaptık! Tüm tatilimizi Cagliari&#8217;de geçirerek, her sabah bu canlı başkentten yola çıktık; günün planını değiştirerek yeni plajlar, köyler ve manzaralar peşinde koştuk. Cagliari, Sardinya&#8217;nın güney kıyısındaki en büyük şehri ve başkenti; yedi tepe üzerine kurulu antik bir liman kenti, Fenikelilerden kalma tarihiyle dolu ve yaklaşık 150 bin nüfusuyla adanın nabzını tutuyor. Bu stratejik üs, keşiflerimizi kolaylaştırdı ve her akşam şehre dönmek, günün yorgunluğunu yerel lezzetlerle atmak için mükemmeldi.</p>



<p>Yıllardır otel yerine ev konaklamasını tercih ettiğim için, bu tatilde de, deniz manzarası sunan balkonlu bir ev kiraladık.</p>



<p>Sardinya&#8217;nın muhteşem plajlarında, her bütçeye ve tercihe göre seçenekler mevcut – paralı beach club&#8217;lar kadar, parasız alternatifler de sizi bekliyor. Benim gibi özgür ruhlu gezginler için ideal: Kendi şemsiyenizi alıp beach&#8217;in hemen dibinde ücretsiz denize girebilir, dalgaların keyfini çıkarabilirsiniz. Eğer konfor arıyorsanız, şezlong veya şemsiye kiralamak da mümkün. En güzeli, ücretsiz alanda olanlar bile beach&#8217;e serbestçe girebiliyor; barından bir içecek alıp serinleyebilir veya duş imkanlarından faydalanabiliyor. Ücretli seçeneklerde ise ortalama 50 euro&#8217;ya 4 şezlong ve 2 şemsiye düşüyor – kişi başı yaklaşık 13 euroya geliyor, ki bu lüks bir gün için oldukça makul. Bu esneklik, Sardinya tatilimi hem ekonomik hem de unutulmaz kıldı!</p>



<p>İşte Cagliari’den keşfettiğim öne çıkan plajlar:</p>



<ul><li><strong>Poetto</strong>, 8 km’lik uzun sahiliyle Cagliari’nin canlı yüzü;</li><li><strong>Chia’daki Su Giudeu</strong>, bembeyaz kumu ve sığ sularıyla aileler için ideal;</li><li><strong>Tuerredda</strong>, V şeklinde eşsiz koyuyla güneyin incisi;</li><li><strong>Costa Smeralda’daki Liscia Ruja</strong>, lüksle doğayı harmanlayan altın kumsal;</li><li><strong>Golfo di Orosei’deki Cala Mariolu</strong>, küçük çakıllarıyla botla ulaşılabilen bir gizli cennet;</li><li><strong>Cala Goloritzé</strong>, zorlu bir trekkingle ulaşılan, el değmemiş doğasıyla meditasyon gibi bir deneyim;</li><li><strong>Calamosca Beach</strong>, Cagliari’nin hemen altında, tarihi liman manzarası ve sakin sularıyla huzurlu bir kaçış noktası;</li><li><strong>Villasimius</strong>, turkuaz suları ve bembeyaz kumsallarıyla doğanın eşsiz bir hediyesi, özellikle Porto Giunco ile öne çıkıyor.</li></ul>



<p>Sardinya’da bot turları, özellikle kuzey ve doğu kıyılarında popüler. 40-80 Euro arasında değişen fiyatlarda bu turlara katılabilirsiniz. Bizim güney sahillerinde olduğu gibi büyük teknelerle bu turlar yapılmıyor. 10 kişilik zodyak botlarla ve günde 2 sefer yapılıyor. Turlar genelde 4-8 saat sürüyor.</p>



<p>Cagliari’den veya yakınlarından çıkarak deneyimleyebileceğiniz turlar:</p>



<ul><li><strong>La Maddalena Archipelago Turu</strong>: Palau veya Cannigione’den kalkan botlarla, Spargi, Budelli ve Caprera gibi adalara uğrayan bu tur, pembe plajlar ve doğal havuzlarla harika bir deneyim sunuyor.</li><li><strong>Golfo di Orosei Bot Turu</strong>: Cala Gonone’den kalkışla, Cala Luna, Cala Mariolu ve Grotta del Bue Marino mağaralarını keşfedebilirsiniz.</li><li><strong>Costa Smeralda Katamaran Gezisi</strong>: Olbia veya Porto Cervo civarından, lüks bir katamaranla Tavolara Adası’na doğru, dalış deneyimi de yaşayabileceğiniz bir tur.</li><li><strong>Cagliari Körfezi Yelken Turu</strong>: Şehrin kendi limanından, Sella del Diavolo ve Cala Fighera gibi noktalara giden kısa ve daha sakin bir seçenek.</li></ul>



<p>Sardinya’da araba kiralamanın avantajını bir kez daha yaşadığımız bir gün, Cagliari’den günübirlik Olbia’ya doğru yola çıktık – yaklaşık 3 saatlik keyifli bir sürüşle kuzeyin büyüsüne ulaştık. Olbia, Sardinya’nın kuzeydoğusunda, Costa Smeralda’nın giriş kapısı gibi parlayan bir liman şehri; yaklaşık 60 bin nüfusuyla canlı bir atmosfer sunuyor ve adanın en önemli turistik merkezlerinden biri. Roma İmparatorluğu döneminden kalma kalıntılar ve Orta Çağ’dan izler taşıyan tarihi dokusu, modern marina manzaralarıyla harmanlanırken, sokakları renkli kafeler, hareketli pazarlar ve akşamları canlanan barlarla dolu bir enerjiye ev sahipliği yapıyor. Plajları, özellikle Pittulongu ve Lido del Sole, turkuaz sularıyla denize girmek için davetkar – biz de burada bir mola verip serinledik. Cagliari’den bu kısa kaçış, adanın kuzeyindeki lüks, doğa ve canlı atmosfer dengesini keşfetmemi sağladı</p>



<p>Sardinya tatilimin bir diğer yıldızı, adanın eşsiz yeme-içme dünyası oldu.</p>



<ul><li><strong>Culurgiones</strong>: Sardinya’ya özgü bu el yapımı makarna, patates, pecorino peyniri ve nane ile doldurulup ince bir hamurla sarılıyor .Genelde domates sosuyla servis ediliyor ve her köyde farklı bir varyasyon sunuyor.</li><li><strong>Fregola</strong>: Küçük, yuvarlak irmik taneciklerinden yapılan bu geleneksel yiyecek, deniz mahsulleriyle birleştiğinde (özellikle ahtapotla) olağanüstü bir lezzet sunuyor.</li><li><strong>Porceddu</strong>: Yavaşça odun ateşinde pişirilen süt danası, ada mutfağının yıldızlarından. Baharatlı sosu ve çıtır derisiyle, Cagliari’de bir yerel restoranda tattığım bu yemek, adanın pastoral ruhunu yansıtıyordu.</li><li><strong>Zuppa di Cozze</strong>: Taze midyelerle hazırlanan bu çorba, sarımsak ve beyaz şarapla zenginleştirilmiş; sahil kasabalarında denize karşı içtiğimde, Akdeniz’in tadını damarımda hissettim.</li><li><strong>Pecorino Sardo</strong>: Sardinya’nın meşhur koyun peyniri, olgunlaştıkça keskin bir aroma kazanıyor. Çeşitli yaşlarda tattım ve her biriyle şarap eşleştirmesi yapmak ayrı bir keyifti.</li></ul>



<p>Şaraplar ise adanın ruhunu tamamlıyor. <strong>Cannonau</strong>, kırmızı şarapların kralı; yoğun meyve aromalarısı barındırıyor. <strong>Vermentino</strong>, beyaz şarap sevenler için hafif ve çiçeksi bir seçenek; Tatlılarda ise <strong>Seadas</strong> beni mest etti: Bal ile kaplanmış, pecorino dolgulu bir hamur tatlısı – sıcak servis edilince balın akışı adeta bir şölen. Bir de <strong>Pabassinas</strong> var; kuru üzüm ve cevizle yapılan bu kurabiye, kahve yanında harika gidiyor.</p>



<p>Sardinya’nın turkuaz sularında yüzdüm, Cagliari’nin dar sokaklarında tarihe dokundum, Olbia’nın canlı atmosferinde şarap yudumladım ve her lokmada adanın ruhunu tattım. Roma’dan 1 saatlik uçuşla başlayan bu macera, araba kiralayıp özgürce keşfettiğim rotalarla bir ömür anıya dönüştü. Şimdi sıra sizde: Sardinya’nın gizli koylarını, lezzetli sofralarını ve ebedi güzelliklerini keşfetmek için bavulunuzu hazırlayın – çünkü bu ada, bir kez dokunduğunuzda sizi sonsuza dek çağırır!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ebedi-sehirden-turkuaz-sulara-sardinya-maceram/">Ebedi Şehirden Turkuaz Sulara: Sardinya Maceram</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kizildenizin-kalbinde-dahab-sina-dagi-ve-sarm-el-seyhe-bir-yolculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Betül Engez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 11:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=5085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizle kurduğum bağ, zamanla bambaşka bir derinliğe evrildi. Bu dünyayı derinlemesine keşfetmek için üç yıldır tüplü dalış yapıyorum. Suyun altına her inişimde zaman kavramı kayboluyor, yerçekimi yok oluyor, dünya susuyor. Bu kez, yıllardır hayalini kurduğum Kızıldeniz&#8217;deydim. İki arkadaşımla önce Dahab’a, ardından Sina Dağı’na ve son olarak Şarm El-Şeyh’e uzanan bir rota izledik. Arkadaşlarımla bu yolculuk, [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kizildenizin-kalbinde-dahab-sina-dagi-ve-sarm-el-seyhe-bir-yolculuk/">Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Denizle kurduğum bağ, zamanla bambaşka bir derinliğe evrildi. Bu dünyayı derinlemesine keşfetmek için üç yıldır tüplü dalış yapıyorum. Suyun altına her inişimde zaman kavramı kayboluyor, yerçekimi yok oluyor, dünya susuyor. Bu kez, yıllardır hayalini kurduğum Kızıldeniz&#8217;deydim. İki arkadaşımla önce Dahab’a, ardından Sina Dağı’na ve son olarak Şarm El-Şeyh’e uzanan bir rota izledik. Arkadaşlarımla bu yolculuk, sadece bir tatil değil; tam anlamıyla bir “mavera” oldu benim için.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="2048" height="1153" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5090" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3.jpg 2048w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-1024x577.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-1536x865.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_3-1600x901.jpg 1600w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></figure>



<p>Dahab’a ayak bastığım andan itibaren hissettiğim heyecan, daha önce hiç yaşamadığım bir merakla iç içe geçti. Her dalışımda keşfettiğim yeni bir resif, yeni bir canlı, “daha derine” gidip sualtı dünyasının ritmini yakalama isteğimi perçinledi. Kızıldeniz’in sunduğu manzara ne okuduğum kitaplarda ne de arkadaş sohbetlerinde anlatılan kelimelerle tam kavranabiliyordu.</p>



<p>Dahab’daki dalış noktalarından en etkilisi kuşkusuz Blue Hole oldu. Dünyanın en ikonik ve en tartışmalı dalış noktalarından biri. 110 metrelik dev bir mavi çöküntü. Yukarıdan bakınca rüya gibi, ama içinde dikkatle yaklaşılması gereken bir derinlik vardı. İki yıldızlı sertifikamla kontrollü bir dalış yaptım. Gözüm renklerdeydi: Mercanların arasında süzülen sarı, mavi, turuncu balıklar… Bazıları seninle göz göze geliyor, bazıları sadece geçip gidiyor. Dahab’da daha önce gittiğim Light House, bana sualtı yaşamının farklı tonlarını göstermişti; ama Blue Hole’ün sunduğu coşku bambaşkaydı. Daldıkça etrafımdaki resiflerin ve canlıların büyüsüne kapıldım. Derinliğin insanı çağırdığı, sonu görünmeyen o mavi boşlukta balıkların peşinden gitmek isterken dalış saatimin ötmesiyle fark ettim ki 43 metreye kadar inmişim. Dakikalarca o derinlikte kalmak, akciğerlerimdeki havayı nasıl kullandığımı yeniden düşünmeme neden oldu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-580x1024.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5091" width="290" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-580x1024.jpg 580w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-170x300.jpg 170w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-768x1355.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-871x1536.jpg 871w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-1161x2048.jpg 1161w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-1600x2822.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_5-scaled.jpg 1451w" sizes="(max-width: 290px) 100vw, 290px" /></figure></div>


<p>Zamanı bile durduran bu rengarenk dünyanın ardında aslında sessiz bir yok oluş yatıyor.</p>



<p>Ne yazık ki gerçekler bu kadar büyülü değil. Çünkü mercanlar artık ölmeye başlıyor.<br>Deniz suyunun sıcaklığı arttıkça ve sular daha asidik hale geldikçe, bu hassas ekosistem, sessizce yok oluyor. Mercanlar bir resif değil sadece, aynı zamanda deniz yaşamının temeli. Balıklar orada doğar, saklanır, büyür. Mercan öldü mü, ekosistem çöküyor.</p>



<p>Blue Hole ve çevresindeki mercanların bir kısmı şimdiden beyazlamıştı. Bunu görmek bir yandan büyüleyici, bir yandan iç burkucuydu. Çünkü orada sualtı sessizdi ama resifler bağırıyordu aslında: “Beni koruyun.” Turistik dalış aktiviteleri, kontrolsüz tekne geçişleri, kullandığımız güneş kremlerindeki kimyasallar, iklim krizi… Hepsi birer tehdit. Biz o gün çok dikkatliydik. Dalış sırasında her hareketimizi, her nefes alışımızı yavaş hesaplarken, suya karışan her damla temiz bilince eşdeğerdi adeta: Doğaya saygı, sürdürülebilirlik, bilinç…</p>



<p><strong>Sina Dağı’nda Sessizlik, Yıldızlar ve Bir Doğuş</strong></p>



<p>Dahab’dan ayrılırken içimde derin bir huzur, biraz da yorgunluk vardı. Ama gecenin içinde bir yürüyüş daha bekliyordu bizi. Yıldızların altından geçerek, Mısır’ın kutsal zirvesine ulaşacaktık. Sina Dağı. Binlerce yıldır yolculara ev sahipliği yapan, efsanelere karışmış bir yükseklik.</p>



<p>Gece 01.00’de yürüyüş başladı. Karanlık bir taş patikada, rehberimizle beraber yükseldik. Aramızda hiç konuşmayanlar da vardı, gözünü kapatıp dua edenler de. Kimse birbirine yabancı değildi, çünkü dağın eteklerinde herkes aynı sessizliğe teslim olmuştu. Soğuk içimize işliyordu ama gökyüzü hepimize battaniye gibi serilmişti. Her 100 metrede bir yıldız kaydı sanki, dilek tutmaya yetişemiyorduk.</p>



<p>Zirveye vardığımızda sabah ezanına daha vardı. Herkes sessizdi, birbirine sokulmuş battaniyelere sarılmış bekliyorduk. Sonra gökyüzü kızıllaştı. Sanki dünya yeni baştan doğuyordu. Ve biz, buna sessizce tanıklık ettik. Bu kadar büyük bir kalabalığın, bu denli susabilmesi, sanırım insanın doğayla kurduğu en saf bağlardan biri.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1600" height="1200" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5092" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_1-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p><strong>Şarm El-Şeyh’te Renkli Denizler, Sessiz Kıyılar</strong></p>



<p>Yolculuğun son durağı Şarm El-Şeyh, daha çok tatil köylerinin ve resort’ların olduğu bir kıyı kenti. Ama bu, deneyimi yüzeysel kılmadı. Aksine, sahildeki nispeten sığ sayılabilecek sularda bile gördüğüm resifler, rengarenk balıklar ve hatta deniz kaplumbağaları bana şunu hatırlattı: Kızıldeniz’in zenginliği sadece profesyonel dalışla sınırlı değil.</p>



<p>Dalış dışındaki zamanlarda şnorkelle bile su altı dünyasına tanıklık etmek mümkün. Özellikle sabah saatlerindeki kısa bir yüzme aktivitesi bile, adeta tropikal belgesel gibi geçiyor gözünün önünden.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-768x1024.jpg" alt="Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk" class="wp-image-5093" width="384" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-768x1024.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-225x300.jpg 225w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-1152x1536.jpg 1152w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-1536x2048.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-1600x2133.jpg 1600w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2025/06/kizildenizin_kalbinde_dahab_sina_sarm_yolculuk_4-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /></figure></div>


<p><strong>Mısır’da Gündelik Hayat, Yerel Tatlar ve Dinamikler</strong></p>



<p>Mısır’daki gündelik yaşamın bazı sürprizleri vardı. Taksi bulmak çok kolay çünkü herkes taksici. Pazarlık bu coğrafyanın bir dili gibi. Su, yemek, ulaşım fark etmeksizin ilk söylenen fiyatla son ödediğin arasında uçurum olabiliyor. Bu durum bazen komik bazen öğretici anlara sahne oluyor.</p>



<p>Yemek konusunda ise birkaç küçük lokantada harika tatlar yakaladık. Özellikle yerel mutfağı deneyimleme fırsatı buldukça o kültürle daha fazla temas kurduğumu hissettim. Tatil lüksten çok deneyime dönüştü.</p>



<p><em>Dahab’ın büyüleyici derinlikleri, Sina’nın sessizliği ve Şarm’ın renkliliği… Her biri başka bir yönüme dokundu. Suyun altında yerçekimsiz bir huzur, dağın zirvesinde evrensel bir dinginlik buldum. Ve bu yolculuk bana bir kez daha hatırlattı ki: Bazen nefes alabilmek için gerçekten derine inmek gerekiyor.</em></p>



<p></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kizildenizin-kalbinde-dahab-sina-dagi-ve-sarm-el-seyhe-bir-yolculuk/">Kızıldeniz’in Kalbinde: Dahab, Sina Dağı ve Şarm El-Şeyh’e Bir Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin En Güzel Kamp Alanları</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/turkiyenin-en-guzel-kamp-alanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2024 12:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi & Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4750</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehir hayatının karmaşasından ve gürültüsünden uzaklaşmak, doğayla iç içe huzurlu bir tatil yapmak isteyenler için kamp alanları, ideal bir kaçış noktasıdır. Türkiye; doğal güzellikleri, zengin biyolojik çeşitliliği ve eşsiz manzaralarıyla kamp severler için adeta bir cennettir. Ülkemizin dört bir yanına dağılmış, her biri kendine özgü güzelliklere sahip sayısız kamp alanı keşfedilmeyi bekliyor… Bu yazıda, Türkiye&#8217;nin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/turkiyenin-en-guzel-kamp-alanlari/">Türkiye&#8217;nin En Güzel Kamp Alanları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şehir hayatının karmaşasından ve gürültüsünden uzaklaşmak, doğayla iç içe huzurlu bir tatil yapmak isteyenler için kamp alanları, ideal bir kaçış noktasıdır. Türkiye; doğal güzellikleri, zengin biyolojik çeşitliliği ve eşsiz manzaralarıyla kamp severler için adeta bir cennettir. Ülkemizin dört bir yanına dağılmış, her biri kendine özgü güzelliklere sahip sayısız kamp alanı keşfedilmeyi bekliyor…</p>



<p>Bu yazıda, Türkiye&#8217;nin en popüler ve en güzel kamp alanlarını derledik. Her bir kamp alanı hakkında detaylı bilgiler ve ipuçları bulacaksınız. Böylece, hayalinizdeki kamp için mükemmel destinasyonu kolaylıkla seçebileceksiniz.</p>



<h3>Türkiye&#8217;de kamp kültürü ve popüler kamp yerleri<strong></strong></h3>



<p>Türkiye, masmavi denizleri, yemyeşil ormanları, yüksek dağları ve berrak gölleri ile kamp ve açıkhava aktiviteleri için adeta bir cennet sunuyor. Son yıllarda, doğayla iç içe olmak ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyen macera tutkunları için kamp yapmak giderek daha popüler hale geldi. Kamp kültürü, sadece bir tatil seçeneğinden öte, doğayla iç içe bir yaşam tarzını da beraberinde getiriyor.</p>



<p>Doğa yürüyüşleri, dağcılık, bisiklet turları ve su sporları gibi aktivitelerle bu kültür destekleniyor. Türkiye&#8217;nin coğrafi avantajıyla yılın farklı dönemlerinde her biri birbirinden güzel farklı bölgelerinde kamp yapmak için ideal fırsatlar sunuyor. İlkbahar ve yaz aylarında Karadeniz&#8217;in yaylalarına, Ege ve Akdeniz&#8217;in koylarına gidebilir, sonbaharda ise Kapadokya&#8217;nın eşsiz manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz. Bu kamp alanları hem yerli hem de yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görüyor.</p>



<h3>Karavan kamp alanları: karavan kampı için en iyi yerler<strong></strong></h3>



<p>Özgürce seyahat etmenin ve doğayla iç içe tatil yapmanın en keyifli yollarından biridir karavan&#8230; Türkiye de karavan kampı yapmak isteyenler için zengin bir seçenek sunuyor. Türkiye hayalinizdeki karavan tatili için mükemmel rotayı oluşturabileceğiniz alanlarına ev sahipliği yapıyor:</p>



<ul><li><em>Kapadokya, Göreme:</em> Kapadokya’nın büyüleyici manzaraları, Göreme’nin doğal kaya oluşumları ve tarihi kalıntıları, kamp deneyiminize mistik bir hava katıyor.</li><li><em>Yedigöller, Bolu: </em>Yedigöller Millî Parkı etrafında konumlanan kamp alanları, doğa tutkunları için mükemmel bir seçenek sunuyor.</li><li><em>Karagöl, İzmir:</em> Karagöl Tabiat Parkı, doğal çeşitliliği ve sakin atmosferi ile göz alıcı bir güzelliğe sahip.</li><li><em>Kuşadası, Aydın</em>: Deniz kenarında karavan kampı yapmak isteyenler için ideal bir destinasyon. Bölgede konumlanan camping alanları, deniz manzarası eşliğinde huzurlu bir tatil düşleyenlerin adresi.</li><li><em>Kızılcahamam, Ankara:</em> Kızılcahamam’da bulunan Şahinler Tabiat Parkı, doğal güzellikleri ve geniş kamp alanları ile dikkat çekiyor. Karavan kampı yaparak bölgede doğanın tadını en keyifli şekilde çıkarabilirsiniz.</li><li><em>Gökçetepe, Edirne</em>: Trakya’nın gözde kamp alanlarından biri olan Gökçetepe deniz manzarası ve doğal güzellikleri ile kampçılara keyifli bir deneyim vadediyor.</li><li><em>Selimpaşa, İstanbul: </em>Silivri bölgesinde yer alan Selimpaşa kamp alanları, şehirden kısa süreli uzaklaşmak isteyenler için yakın ve mükemmel bir seçenek.&nbsp;</li></ul>



<h3>İdeal çadır kamp alanları<strong></strong></h3>



<p>Türkiye&#8217;nin dört bir yanını keşfe çıkmak ve dilediğiniz yerde çadırınızla rüya gibi bir tatil deneyimi yaşamak isterseniz bunun için de değerlendirebileceğiniz pek çok kamp alanı bulunuyor. Bu özel destinasyonları sizin için sıraladık:&nbsp;</p>



<ul><li>Akdeniz’in turkuaz suları, muhteşem plajları ve tarihî dokusuyla ünlü Kaş’ta yer alan çadır kampları, deniz ve doğa ile iç içe tatil yapmak için oldukça iyi bir imkan yaratıyor.</li><li>Ege Denizi’nin incisi Cunda Adası, doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle çadır kampı için ideal bir ortam sunuyor. Cunda’da kamp yaparken sokaklarda bisiklet turu yapabilir, adanın tarihi dokusunu keşfedebilir ve masmavi kuzey Ege’nin serin sularında yüzmenin keyfine varabilirsiniz.</li><li>Edirne’nin doğal güzelliklerinden biri olan Gökçetepe, çadır kampı için de ideal bir yerdir. Deniz kenarında veya ormanlık alanlarda kamp yaparak doğanın tadını çıkarabilirsiniz.</li><li>Saros Körfezi&#8217;nin doğal güzellikleri ile çevrili harika bir kamp alanı olan Erikli, sahilin hemen yanında kamp yapma imkânı verirken geniş plajı ve temiz deniziyle kampçılara eşsiz bir deneyim yaşatıyor.</li><li>Edremit körfezinin büyüleyici doğa harikası Kaz Dağları’nda yer alan Akaleos kamp alanı, kuş sesleri ve su şırıltıları eşliğinde doğayla iç içe huzurlu bir kamp deneyimine davet ediyor. Ormanın içindeki bu alanda, kanoya binebilir, yürüyüş ve yoga yapabilir ya da sadece dinlenebilirsiniz.&nbsp;</li></ul>



<h3>En güzel deniz kenarı kamp alanları<strong></strong></h3>



<p>Hayalinizdeki kamp tatili nasıl olurdu? Masmavi bir denizin kenarında, kumsalda uzanmış, dalga seslerini dinlerken yıldızlara bakmak mı? Öyle ise, size deniz kenarında unutulmaz bir kamp deneyimi yaşatacak en güzel kamp alanlarına göz atabilirsiniz. Hazır olun, çadırınızla Türkiye&#8217;nin muhteşem kıyılarını keşfe çıkıyoruz.</p>



<ul><li>&nbsp;Kaş ile Kalkan arasında kalan ve turkuaz rengi denizi, incecik kumları ile ünlü Kaputaş Plajı, doğayla iç içe huzurlu bir kamp deneyimi sunar.</li><li>Fethiye’nin çam ormanları ile çevrili, koruma altındaki sakin Kabak Koyu’nda muhteşem bir deniz manzarası eşliğinde doğanın tadını çıkarabilirsiniz.</li><li>Gökova Körfezi’nde yer alan Akyaka’nın güzel denizinde yüzebilir, sahil boyunca kamp yapabilir ve Azmak Nehri’nde kano turlarına katılabilirsiniz.</li><li>Hem tarihî kalıntıları hem de muhteşem manzaraları ile dünya çapında ünlü Olimpos’un kamp alanlarında çam ormanları arasında denizin tadını çıkarabilirsiniz.</li></ul>



<h3>Türkiye&#8217;deki ücretsiz kamp alanları listesi<strong></strong></h3>



<p>Gündelik hayatın koşuşturmacasından ve stresinden uzaklaşmak için doğayla iç içe olmak gibisi yok. Bu keyfi yaşayabileceğiniz en güzel aktivitelerden biri de kamp yapmak. Türkiye’nin dört bir yanında hem denizin hem de ormanın tadını çıkarabileceğiniz ücretsiz kamp alanlarını keşfetmek için hazırsanız, işte size en güzel seçenekler:</p>



<ul><li>Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Yason Burnu, küçük bir yarımadada yer alıyor. Kilisesi ve deniz feneriyle ünlü bu bölge, dalga sesleri eşliğinde huzurlu bir kamp deneyimi sunuyor.&nbsp;</li><li>Sinop’un en kuzey noktasında yer alan Hamsilos Koyu, ormanla denizin buluştuğu bir cennet. Doğal güzellikleriyle ünlü bu koy, ücretsiz kamp alanları ile gezginlerin gözde mekanlarından.</li><li>Şile’de bulunan Akçakese Plajı, şehirden uzaklaşmak isteyen İstanbullular için ideal bir kamp yeri. Bölgede hem ücretli hem de ücretsiz kamp alanları bulunuyor.</li><li>Tekirdağ‘da İğneada’nın kuzeyinde, Bulgaristan sınırında yer alan Beğendik Köyü, keşfedilmemiş doğal güzellikleri ile kamp severlerden oldukça rağbet görüyor. Tertemiz denizi ve kamp alanları ile huzurlu bir dinlenme seçeneği.</li><li>Keşan ilçesinin Mecidiye beldesindeki İtalyan Koyu, Saros Körfezi’nin serin denizinin yanında ücretsiz kamp imkânı sunuyor. Tesis bulunmadığı için hazırlıklı gitmeniz öneriliyor.</li><li>Erdek’te yer alan Narlı Plajı, tesis bulunmayan sessiz ve izole bir kamp deneyimi sunar. Denize sıfır çadır kurarak huzurun tadını çıkarabilirsiniz.</li><li>Assos’un Sivrice Koyu, duş, tuvalet ve soyunma kabini imkânlarının da bulunduğu kamp alanı çadır ve karavan kampı için ideal bir ortam vadediyor. Ayrıca yakınında kafe ve restoranlarda da yer alıyor.</li><li>Foça belediyesine bağlı İngiliz Burnu, hem karavan hem de çadır kampçıları için popüler bir destinasyon. Gün batımında muhteşem manzaralar sunan bu bölgede, antik alanları da ziyaret etmek mümkün.</li><li>Çeşme’nin ünlü Delikli Koyu, özellikle yaz aylarında oldukça popüler. Ücretsiz olan bu koyda, kalabalıktan kaçmak için daha sakin noktalara kamp kurabilirsiniz.</li><li>Urla’nın güneyinde yer alan Altınköy Plajı, ilk kez kamp yapacaklar için uygun bir alan. Duş ve benzeri ihtiyaçlarınızı çevredeki plajlarda karşılayabilirsiniz.</li><li>Seferihisar’ın Sığacık sahilinde yer alan Ekmeksiz Tabiat Parkı, hemen önünde deniz bulunan ve arkasındaki ormanla kamp yapabileceğiniz bir alan.</li><li>Kıran Dağları’nın eteklerinde yer alan Akbük Koyu, Gökova Körfezi’nin kuzeyinde bulunuyor. Şehir merkezine ise 48 km uzaklıkta.</li></ul>



<p>Türkiye’nin her bir köşesine yayılmış tüm bu kamp alanları, doğayla baş başa huzurlu ve ekonomik bir tatil yapmanıza olanak tanıyor. Çadırınızı alın, ülkenin eşsiz zenginliklerini deneyimleyerek unutulmaz anılar biriktirin!</p>



<p>Doğal güzellikleri keşfetmenin ve unutulmaz bir tatil geçirmenin harika bir yolu kamp yapmak. Fakat kamp yaparken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar da var. Bu kurallara uyarak hem doğaya saygılı bir kamp deneyimi yaşayabilir, hem de kampınızın sorunsuz geçmesini sağlayabilirsiniz.</p>



<ul><li>En önemlisi planlama. Planlama, kampın altın anahtarıdır. Gitmeden önce mutlaka kamp alanını araştırın ve isteniyorsa gerekli izinleri alın. Kamp yapacağınız yerin imkanlarını, hava durumunu ve bölgeye özgü kuralları öğrenin. Bu sayede kampınız için en uygun şekilde hazırlık yapabilirsiniz.</li><li>Hava durumunu kontrol edin ve yanınıza buna uygun kıyafetler alın.</li><li>Kampın keyfini doyasıya çıkarmak için gerekli ekipmanlara sahip olmak gerekir. Gittiğiniz yerde herhangi bir tesis olmayabileceğini göz önünde bulunduran eksiksiz bir ihtiyaç listesi hazırlayın. Özellikle yanınızda yeterli yiyecek, su ve kamp malzemeleri olduğundan emin olun.</li><li>Güvenliğiniz için bir ilk yardım çantası bulundurun, farklı hava koşulları için yağmurluk, şapka, güneş kremi gibi kritik ihtiyaçlarla böcek ve sinek sokmalarına karşın losyon ve merhem bulundurmayı unutmayın.</li><li>Doğayla iç içesiniz. Doğa size güzelliklerini sunuyor ve siz de ona saygı gösterin. Çöplerinizi geride bırakmayın, ateş yakarken dikkatli olun, doğaya zarar verecek kimyasal ürünler kullanmayın.</li><li>Kamp yerlerinin ortak bir kullanım alanı olduğu hassasiyetiyle diğer kampçılara saygılı olun, gürültü yapmaktan ve sessizliği bozmaktan kaçının.</li><li>Ve elbette tüm bunlarla birlikte her nerede kamp yapıyor olursanız olun, içinde bulunduğunuz anın tadını çıkarın!</li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/turkiyenin-en-guzel-kamp-alanlari/">Türkiye&#8217;nin En Güzel Kamp Alanları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Perde Arkası Odisyonlar</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/perde-arkasi-odisyonlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dorsay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 04:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4623</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerika’da ırk ayrımcılığının orkestralardaki yansımalarından son derece rahatsız olan bir grup müzisyen bu duruma bir çözüm bulmaya çalışarak şöyle bir öneri sunar: “Ya odisyonlara kimin katılacağını bilmek mümkün olmasaydı?” Odisyonlarda ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmasını ortadan kaldırmak amacıyla ilk olarak 1970’lerde Amerika’da önerilen ve uygulanan bu yöntem, odisyona katılan adayların yalnızca yetenekleriyle değerlendirilmelerine fırsat tanımış [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/perde-arkasi-odisyonlar/">Perde Arkası Odisyonlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Amerika’da ırk ayrımcılığının orkestralardaki yansımalarından son derece rahatsız olan bir grup müzisyen bu duruma bir çözüm bulmaya çalışarak şöyle bir öneri sunar: “Ya odisyonlara kimin katılacağını bilmek mümkün olmasaydı?” Odisyonlarda ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmasını ortadan kaldırmak amacıyla ilk olarak 1970’lerde Amerika’da önerilen ve uygulanan bu yöntem, odisyona katılan adayların yalnızca yetenekleriyle değerlendirilmelerine fırsat tanımış olur.</p>



<p><strong>Borusan Sanat ve Perde Arkası Odisyonlar</strong>*</p>



<p>Bizler Borusan Sanat olarak 2011 senesinde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası özelinde yaylı çalgılara yönelik odisyon gerçekleştireceğimizi duyurmuştuk. Bir orkestra odisyonu benim için de yeni bir deneyim olacaktı. O dönemki sanat direktörü ve daimi şefimiz Sascha Goetzel, Avrupa’da ve dünyada seçkin orkestralar tarafından uygulanan perde arkası odisyonu <em>(blind auditions) </em>yapacağımızı söylediğinde bunun ne demek olduğunu bilmiyordum. Bu yöntem için bizler de hazırlıklarımızı yapmaya başladık. &nbsp;</p>



<p>Öncelikle odisyon alanındaki zemin, halıyla kaplandı. Bunun sebebi, topuklu ayakkabı sesi gibi cinsiyet belli edebilecek unsurları ortadan kaldırabilmek. Bugün kimi odisyonlarda topuklu ayakkabı giymeme şartı dahi koşulmaktadır. Halıyla kaplanan bu alanı büyük, siyah bir perdeyle ikiye böldük. Perdenin bir tarafına jüri için masa ve sandalyeler, diğer tarafına ise nota sehpası ve çalgı türüne göre viyolonsel için sandalye, kontrbas için bas taburesi yerleştirdik. Keman ve viyola çalan müzisyenler çoğunlukla ayakta çalmayı tercih ediyorlardı. Adaylar odisyon alanına geldiklerinde bir çanaktan rastgele rumuz veya numara, diğer çanaktan ise sıra numarası çekiyorlar. Bu sayede cinsiyet, isim veya yaş vb. bilgiler jüri tarafından anlaşılmadığı gibi adaylar, sıralarını da kendileri belirlemiş oluyor. Şeffaflığa ve adil bir seçime izin veren bu yöntemle sıra numaralarının önceden belirlenmediğini adaylar da böylelikle görebiliyor.</p>



<p>Adaylar, perde arkasında oturan jüriden gelen direktifler doğrultusunda sadece istenilen eserleri çalıyor ve konuşmadan yerlerine geçiyor. Irk, cinsiyet ve yaşa yönelik ayrımları ortadan kaldırabilmek adına katılımcıların hiçbir şekilde konuşmaması, hatta çalgılarının akortlarını bile jüri karşısına çıkmadan evvel yapmaları isteniyor. İki ya da üç tur eleme usulü ile devam eden bu odisyonlarda, orkestraya ya da orkestranın yedek listesine katılmaya hak kazanan kişiler belirlendikten sonra, yani sürecin son aşamasında perde kalkıyor ve adaylar jüri ile tanışıyor.</p>



<p>Perde arkasında çalmak, katılımcıların sakinleşmesine belki bir nebze yardımcı oluyordur. Çünkü heyecana dönük ifadeler, insanların yüzünden ve hareketlerinden mutlaka belli oluyor. Öte yandan jüride kimlerin olduğunu ve onların yüzlerindeki anlık tepkileri görmemek, müzisyenlerin daha rahat olmalarına da olanak sağlıyor.</p>



<p>Perde arkası odisyonlarda eseri kimin çaldığı değil, nasıl çaldığı önem kazanmış oluyor. Bu yöntem ile orkestramıza katılmaya hak kazanan müzisyenleri, yalnızca müzikal yetenekleri ile değerlendirip almaya özen göstermiş oluyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve fırsat eşitliğinin, sanatın her alanında da uygulanması ve savunulması dileğiyle&#8230;</p>



<p class="has-small-font-size">* Odisyona katılanların performanslarını bir perde arkasında gerçekleştirmesi, jürinin odisyona gireni görmeden dinlemesi anlamına geliyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/perde-arkasi-odisyonlar/">Perde Arkası Odisyonlar</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay ile “50. İstanbul Müzik Festivali’nin Ardından”</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/aydin-dorsay-ile-borusan-sanat-ve-50-istanbul-muzik-festivali-uzerine-bir-sohbet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[theMagger]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 11:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[50. istanbul müzik festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Bifo]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[borusan sanat]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul müzik festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3329</guid>

					<description><![CDATA[<p>İKSV’yle dostluğu ve İKSV festivallerine desteği elli yıl öncesine dayanan Borusan Sanat, 50. İstanbul Müzik Festivali’nin Festival Sponsoru olarak bu dostluk ve desteği sürdürüyor. Borusan Sanat müdürü Aydın Dorsay ile, festivalle ilgili anılarını ve bu yılki festivali konuştuk: Borusan ve İKSV’nin, elli yıla dayanan bir dostluğu var. Siz göreve gelmeden önce bir izleyici olarak Borusan [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/aydin-dorsay-ile-borusan-sanat-ve-50-istanbul-muzik-festivali-uzerine-bir-sohbet/">Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay ile “50. İstanbul Müzik Festivali’nin Ardından”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İKSV’yle dostluğu ve İKSV festivallerine desteği elli yıl öncesine dayanan Borusan Sanat, 50. İstanbul Müzik Festivali’nin Festival Sponsoru olarak bu dostluk ve desteği sürdürüyor. Borusan Sanat müdürü Aydın Dorsay ile, festivalle ilgili anılarını ve bu yılki festivali konuştuk:</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-1024x1024.jpg" alt="Borusan Sanat müdürü Aydın Dorsay" class="wp-image-3331" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-1024x1024.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-300x300.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-150x150.jpg 150w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat-768x768.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/borusan-turuncu-aydin-dorsay-Director-ofBorusan-Sanat.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Borusan ve İKSV’nin, elli yıla dayanan bir dostluğu var. Siz göreve gelmeden önce bir izleyici olarak Borusan Sanat ve İKSV etkinlikleriyle nasıl tanıştınız?</strong></p>



<p>Ben küçük yaşlardan itibaren, ailemin konser ve festivalleri takip etmesinden dolayı İstanbul’da ve Türkiye’de gerçekleştirilen konserlere ve festivallere katılmaya başlamıştım. Borusan Sanat etkinlikleriyle, Borusan Sanat Galerisi’ndeki sergiler, sonrasında orkestra konserlerini takip ederek tanıştım.</p>



<p><strong>Geçmişteki iş birliklerinden, konserlerden hatırınızda kalanlar hangileri?</strong></p>



<p>Son senelerde yaptığımız ortak iş birliklerinden, 2020 ve 2021 sezonu festival konserlerimizi içinde olduğumuz dönem özelinde gayet başarılı ve önemli buluyorum. Onun dışında zamanında Aya İrini Müzesi’nde verdiğimiz konserlerimiz hem program hem atmosfer açısından çok etkileyiciydiler.</p>



<p><strong>İki yıl önceki İstanbul Müzik Festivali, pandemi nedeniyle çevrim içi gösterimlerle gerçekleşebilmişti ve programda BİFO Özel konserleri de vardı. Klasik müziğin ve gösteri sanatlarının çevrim içine taşınması konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>



<p>Sanat içeriklerinin dijitale taşınmasının erişilebilirlik açısından sanatçı ve kuruma da takipçilerine de avantajlar sağladığı doğrudur. Ancak bu erişimin de bir sınırı olmalıdır. Kontrolsüz tüketim, kontrolsüz erişim ne yazık ki ortaya çıkan ürün ve sanat eserlerinin hızlıca tüketilmesine neden oluyor. Sonuçta dijital teknolojiler geliştikçe büyük ihtimalle beş duyuya hitap eden dijital deneyimler de yaşayacağız. Şu anda kişisel olarak dijitalden bir şey izlerken, ne yazık ki sadece arka planda kalıyor ve tam etkisini alamıyorum. Ancak fikir alabilmek ve bazen kaçırdığım bir projeyi, konseri görebilmek adına dijital kayıtlar önemli. Borusan Sanat olarak da hem fiziki hem radyo hem de borusansanat.tv konserlerimiz ile takipçilerimize farklı şekilde deyimler sunuyoruz.</p>



<p><strong>İstanbul Müzik Festivali programında yer alan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Borusan Quartet konserlerinden bahsedebilir misiniz?</strong></p>



<p>Konser tarihlerinin sırasıyla gidecek olursak, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda 8 Haziran günü, Borusan Quartet, arpçı Xavier de Maistre ile birlikte bir konser gerçekleştirdi. Xavier de Maistre, geçmiş senelerde de festivalde yer almıştı; Borusan Quartet ise bir arpçı ile ilk defa konser vermiş oldu. Programda iki eserin arp ve yaylı çalgılar dörtlüsü için olan düzenlemeleri ve Çaykovski’nin 3 no’lu Yaylı Çalgılar Dörtlüsü seslendirildi. BİFO, 22 Haziran günü AKM Türk Telekom Opera Sahnesi’nde, İstanbul Müzik Festivali ile birlikte ortak sipariş ettiğimiz Tan Dun’un İkili Konçerto’sunun Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi. Ayrıca yine bestecinin Pasacaglia, Stravisnky’nin Ateş Kuşu Süiti ve Fireworks eserlerini Tan Dun’un şefliğinde seslendirdi. 20 ve 21. yüzyıl müziklerinden oluşan bu gecede solist olarak Daniel Hope (keman), Alexey Botvinov’u (piyano) ağırladık. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/aydin-dorsay-ile-borusan-sanat-ve-50-istanbul-muzik-festivali-uzerine-bir-sohbet/">Borusan Sanat Müdürü Aydın Dorsay ile “50. İstanbul Müzik Festivali’nin Ardından”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2022 10:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi & Müze]]></category>
		<category><![CDATA[axel hütte]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Chronostasis]]></category>
		<category><![CDATA[efes vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavramsal ve minimalist eğilimleriyle günümüz çağdaş fotoğrafının önemli temsilcilerinden biri olan Axel Hütte’nin çalışmalarını, Borusan Contemporary’nin yeni geçici sergisi Chronostasis’te izledik. Sergi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun çağdaş fotoğraf sanatının önemli isimlerine verdiği sipariş projelerin üçüncüsü olarak hayata geçirildi. Axel Hütte’nin Ege ve Akdeniz coğrafyasındaki antik kentleri fotoğraflamak üzere, 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretlerinden [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-uzerine/">Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kavramsal ve minimalist eğilimleriyle günümüz çağdaş fotoğrafının önemli temsilcilerinden biri olan Axel Hütte’nin çalışmalarını, Borusan Contemporary’nin yeni geçici sergisi Chronostasis’te izledik.  Sergi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun çağdaş fotoğraf sanatının önemli isimlerine verdiği sipariş projelerin üçüncüsü olarak hayata geçirildi. Axel Hütte’nin Ege ve Akdeniz coğrafyasındaki antik kentleri fotoğraflamak üzere, 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretlerinden fotoğraflar sergi kapsamında izleyici ile buluşuyor. Sanatçının, Efes, Milet, Perge, Sagalassos, Hierapolis ve Afrodisias’ın da aralarında bulunduğu on dört antik kenti kapsayan rotada gerçekleştirdiği proje, Borusan Holding’in Efes Vakfı aracılığıyla Efes Antik Kenti kapsamındaki kültürel varlıkların korunması ve tanıtımına sunduğu katkıyı da belgeliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-1024x683.png" alt="Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine" class="wp-image-3322" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/1254.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İki bölümden oluşan serginin giriş katında, Axel Hütte’nin Ege ve Akdeniz’de bulunan antik yerleşimleri fotoğrafladığı dev boyutlarda 15 eser yer alıyor. Farklı bir gözle ve inovatif tekniklerle hayat bulan bu eserlerin yanı sıra, sanatçının 2005 ile 2009 yılları arasında çoğunlukla Almanya’da çektiği fotoğrafları içeren 8 eser de serginin üst katında gösteriliyor.</p>



<p>Biz de Turuncu Blog için Axel Hütte ile sanatını, son sergisi Chronostasis’in hikayesini ve antik kent gezilerini konuştuk.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="952" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-952x1024.jpg" alt="Axel Hütte" class="wp-image-3321" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-952x1024.jpg 952w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-279x300.jpg 279w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort-768x826.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/AxelHuettePort.jpg 1254w" sizes="(max-width: 952px) 100vw, 952px" /></figure>



<p><strong>Oluşturduğunuz geometrik kompozisyonlarla manzara fotoğrafçılığı alanında öncü bir isim olarak kabul ediliyorsunuz. Çalışmalarınıza zaman üstü bir nitelik kazandıran, zamansızlığı vurgulayan bir stiliniz var. Sanatınızı nasıl konumlandırıyorsunuz?</strong></p>



<p>Sanat akademisinde öğrenciyken çalışmalarımda mimariye odaklanıyordum, okulu bitirdikten sonra dünyayı gezmeye merak sardım ve ürettiğim farklı manzara fotoğrafı serileri böyle başladı. Manzaranın zamansız olduğunu düşünmek doğru değildir, yalnızca çeşitli estetik stratejiler yoluyla zamansızlık illüzyonunu yaratabilirsiniz. Tırtılların veya insanların fotoğraftaki varlığı gibi hikâye anlatıcılığına hizmet edebilecek her türlü öğeden uzak dururum. Fotoğraflarımda görüntünün kesilmiş olması onların kurgulandığına işaret eder. Hayal gücünü harekete geçirmesi açısından fotoğrafta görünmeyen şeyler görünenler kadar önemlidir. Çalışmalarımın büyülü gerçekçiliği içeren belgesel bir tarza sahip olduğunu söyleyebilirim.</p>



<p><strong>Borusan Contemporary ile yollarınız nasıl kesişti?</strong></p>



<p>Avusturyalı galerici Nikolaus Ruzicska sanatı sevdiği kadar müziği de sever, Ahmet Kocabıyık gibi… Birbirlerini tanırlar ve bana Türkiye’deki arkeolojik sit alanlarında çalışma fikriyle geldiler. Bu benim için eşsiz bir fırsattı. Avusturya devleti uzun bir zaman boyunca Türkiye’deki arkeolojik kazılara destek verdi ve fotoğraf yolculuklarıma başlamadan önce bazı temel bilgileri onlardan edindim. Ama temel olarak bu projenin gerçekleşmesini sağlayan şey Borusan Contemporary’nin muazzam desteği oldu.   </p>



<p><strong>Chronostasis’in hikayesini anlatır mısınız bizlere?</strong></p>



<p>Bir fotoğraf projesi, her zaman gerçekliği imgelerin şiirsel görünüşlerine dönüştürmek için yeni bir yol bulmak dışında özel bir amaç taşımayan bir yaklaşımla başlar. Aslında serginin hazırlık sürecinde ismi de değiştirdik. İlk başlık Harabeler ve İhtişam idi ancak küratörüm çalışmalarımı Chronostasis ismiyle sunmayı teklif etti. Başlık Latincede zaman anlamına gelen kronos kelimesinden geliyor ve statis ile birleşince yalnızca ilk bakışta oluşan ve zamanın durmuş gibi göründüğü bir algı yanılmasına işaret ediyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="819" height="1024" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-819x1024.jpg" alt="Axel Hütte, Hierapolis, Gece, 2017. 155 x 225 cm, İki Tonlu Baskı, Ed. 1/4. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu." class="wp-image-3323" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-819x1024.jpg 819w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-240x300.jpg 240w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-768x960.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-1229x1536.jpg 1229w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/06/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak.jpg 1254w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /><figcaption>Axel Hütte, Hierapolis, Gece, 2017. 155 x 225 cm, İki Tonlu Baskı, Ed. 1/4. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu. Photographed by Özge Balkan. </figcaption></figure>



<p><strong>Bu serginin odağında olan antik kentleri ziyaretiniz sırasında sizi en çok etkileyen şey neydi? Bu proje sizin için nasıl bir deneyimdi?</strong></p>



<p>Güneş tam ufukta belirdiği anda harabeleri büyülü bir ihtişamla aydınlattığı zaman orada bulunmak… Efes Teras Evleri’ni ziyaret etmek de benzersiz bir deneyimdi, bu antik yerleşimi yeniden görmeyi isterim.</p>



<p><strong>Bu sergiyi ziyaret etmek isteyenler için önerileriniz var mı?</strong></p>



<p>İstanbul’a gelecek olanlara şehirde geçirecekleri zamanı aceleye getirmemelerini öneririm. Görecek ve keşfedilecek çok şey var.  </p>



<p><strong>*Borusan Contemporary, yeni geçici sergisi Chronostasis 30 Nisan &#8211; 28 Ağustos 2022 tarihleri arasında Perili Köşk’ün 2 ve 4. Katlarındaki geçici sergi alanında izlenebilecek.</strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/axel-hutte-ile-zamani-durdurmak-uzerine/">Axel Hütte ile Zamanı Durdurmak Üzerine</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk.</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/borusan-holding-ve-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[theMagger]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 07:45:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bifo]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Quartet]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul müzik festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Rotary Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür sanat vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Eczacıbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3296</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Müzik Festivali ellinci yılını kutluyor! Bugün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bünyesindeki tüm festivallerin öncüsü olan festivaldeki ilk konser, bundan tam yarım asır önce, o zamanki adıyla İstanbul Festivali kapsamında 1973 yazında gerçekleşti. İTÜ Konser Salonu’nda müzik severlerle buluşan eser, Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu eseriydi. Yıllar içerisinde İstanbul Festivali, İKSV bünyesindeki farklı festivallerin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusan-holding-ve-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk/">Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk.</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Müzik Festivali ellinci yılını kutluyor! Bugün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bünyesindeki tüm festivallerin öncüsü olan festivaldeki ilk konser, bundan tam yarım asır önce, o zamanki adıyla İstanbul Festivali kapsamında 1973 yazında gerçekleşti. İTÜ Konser Salonu’nda müzik severlerle buluşan eser, Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu eseriydi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-1024x683.jpg" alt="Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk." class="wp-image-3298" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk1254.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yıllar içerisinde İstanbul Festivali, İKSV bünyesindeki farklı festivallerin oluşup İstanbullularla buluşmaya başlamasıyla klasik müzikle özdeşleşti ve İstanbul Müzik Festivali adını aldı. 50 yılda festival de müzik de değişti, fakat müziğin en büyük destekçilerinden biri değişmedi: Borusan Holding, bundan yarım asır önce çalınan o ilk notadan beri festivalin her adımında varlığını hissettirmeye çalışarak İstanbul Müzik Festivali’ne destek vermeye devam ediyor. 50 yıldır sanatı, müziği ve İKSV’yi destekliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="682" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-1024x682.jpeg" alt="BİFO &amp; Gürer Aykal" class="wp-image-3304" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-1024x682.jpeg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-300x200.jpeg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-768x512.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1-1536x1023.jpeg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Borusan Holding kurucusu Asım Kocabıyık, 1965’te İstanbul Rotary Kulübü’ndeki çalışmaları sırasında tanıştığı Nejat Eczacıbaşı’nın öncülüğünde 1972 yılında kurulan İKSV’nin de kurucu üyeleri arasında. Kocabıyık, Eczacıbaşı’nın çağrısına önce “Destekleyeyim, gereken maddi yardımı yapayım, kendi ölçüme göre yardımda bulunayım fakat ben pek müzikten anlamıyorum, benim size faydam olmaz” dese de, “Burada böyle bir teşebbüsün içinde bir işletmecinin de rolü vardır, faydası vardır.” diyen Eczacıbaşı’nın ısrarıyla vakfın yönetiminde yer almayı kabul etmiş. Daha sonradan 2002 yılına kadar vakfın yönetim kurulunda yer alacak Kocabıyık şöyle diyor: “Nejat Bey o vakit Türkiye’de bu işe yardımcı olabilecek kimseleri vakfın destekçisi olarak bir araya getiriyordu ve beni de davet etti. Nejat Bey, işin teşkilatlanmasında, yönetimin ne şekilde olmasının uygun olacağı konularında benimle istişare etti. Ben de elimden geldiği kadar yardımcı olmaya, Nejat Bey’in fikirlerine iştirak ettiğimi-etmediğimi ifade etmek suretiyle bu işe katkıda bulunmaya çalıştım” diyor. </p>



<p>Borusan Holding, İstanbul Müzik Festivali başladığından beri her yıl bir konsere sponsor oluyor. Kocabıyık, “Festival zamanı yabancı sanatkarlar gelince desteklemek icap etti ve içinden kendime göre uygun bulduğumu destekledim, böylelikle sponsorluğa başlamış olduk” diyor. <br></p>



<p>Asım Kocabıyık’ın İKSV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı sorumluluğunun ardından, görevi Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık devraldı.</p>



<p>Borusan Sanat’ın kurucusu olan ve Borusan’ın sanat yolculuğuna yön veren Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık ve Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi’nin kıymetli çabaları sayesinde Borusan bugün kültür sanat alanında önemli bir marka olarak konumlanıyor.  <br></p>



<p>Ahmet Kocabıyık, klasik müziği bir bireysel gelişim aracı olmanın ötesinde, toplumsal gelişmişlik göstergesi ve kültürleri birbiriyle kaynaştırma gücüne sahip yüksek bir sanat türü olarak kabul eden bir vizyon benimserken kurucusu olduğu Borusan Sanat, çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright is-resized"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-682x1024.jpeg" alt="BİFO &amp; Gürer Aykal" class="wp-image-3305" width="245" height="367" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-682x1024.jpeg 682w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-200x300.jpeg 200w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-768x1153.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2-1023x1536.jpeg 1023w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/Borusan-holding-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk-2.jpeg 1066w" sizes="(max-width: 245px) 100vw, 245px" /></figure></div>


<p>2006’dan itibaren on yıl boyunca festivalin ana sponsorluğunu üstlenen, sonraki yıllarda yüksek katkıdaki gösteri sponsorluklarını sürdüren Borusan Holding, bu yıl yeniden Festival Sponsoru olarak İKSV’yle yoldaşlığına devam ediyor. Borusan Holding’in festivale desteği sürüyor. Üstelik bu destek yalnızca maddi değil; uzunca yıllar festivalin yerleşik orkestrası unvanını da üstlenen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ve oda müziği konserlerinde festivalin sık sık konuğu olan Borusan Quartet’in festivalle köklü ve sürekli bir ilişkisi var. 2000 yılından itibaren İstanbul Müzik Festivali’nin ayrılmaz bir parçası olan BİFO, aynı zamanda 2006 yılından itibaren Leyla Gencer Şan Yarışması’nın ana destekçilerinden biri. <br></p>



<p>Her iki topluluk da bu yıl 6-24 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin konukları arasında yer alıyor. 5 Haziran’da Haliç yüzen platformda Murat Cem Orhan yönetimindeki BİFO unutulmaz bir konsere imza atarken Borusan Quartet’in arp sanatçısı Xavier De Maistre’ye eşlik edeceği Festival Buluşması, 8 Haziran’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleşiyor. </p>



<p>Bitmeyen kış günlerinin ardından yazı klasik müzikle birlikte bu köklü festivalde karşılamayı, tüm sanat tutkunları sabırsızlıkla bekliyoruz!  </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/borusan-holding-ve-iksv-elli-yillik-destek-elli-yillik-dostluk/">Borusan Holding ve İKSV: Elli yıllık destek, elli yıllık dostluk.</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2021’in En Çok Okunan Turuncu İçerikleri</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/2021in-en-cok-okunan-turuncu-icerikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Borusan Turuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 10:53:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Turuncu Listeler & Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[en çok okunanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimiz, daha iyi, daha mutlu ve belki de en önemlisi daha sağlıklı bir yıl umuduyla 2022 yılına başladık. 2021’e her şeye rağmen keyifle hoşça kal derken 2022’yi en iyi temennilerle kucakladık. Güzel başlangıçlara hazırlandığımız bu günlerde sizleri; iyi hissettiren, motivasyonumuzu arttıran, enerjimizi yerine getiren Turuncu Blog yazılarımızla bir kez daha buluşturmak istedik. Şimdi gelin, 2021’de [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/2021in-en-cok-okunan-turuncu-icerikleri/">2021’in En Çok Okunan Turuncu İçerikleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hepimiz, daha iyi, daha mutlu ve belki de en önemlisi daha sağlıklı bir yıl umuduyla 2022 yılına başladık. 2021’e her şeye rağmen keyifle hoşça kal derken 2022’yi en iyi temennilerle kucakladık. Güzel başlangıçlara hazırlandığımız bu günlerde sizleri; iyi hissettiren, motivasyonumuzu arttıran, enerjimizi yerine getiren Turuncu Blog yazılarımızla bir kez daha buluşturmak istedik.</p>



<p>Şimdi gelin, 2021’de en çok neleri okuduk, hep birlikte bakalım. Tüm yıl herkesin gündeminde olan sürdürülebilirlik gibi, dünyaya olan borcumuzu ödemenin zamanının geldiğini vurgulayan içeriklerin yanı sıra 2021’de en çok okunan içerikler arasında sanattan eğlenceye, Borusan deneyimlerinden sosyal medya gelişmelerine birçok farklı konuyu bir arada bulmak mümkün…</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/site_banner_1200x800-1024x683.png" alt="2021’in En Çok Okunan Turuncu İçerikleri" class="wp-image-3236" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/site_banner_1200x800-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/site_banner_1200x800-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/site_banner_1200x800-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/site_banner_1200x800.png 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/sanat-oturma-odamizda/">1-Sanat, Oturma Odamızda</a></strong></p>



<p>Ne yaşarsak yaşayalım ne kadar kötü günler geçirirsek geçirelim sanat her zaman kurtarıcımız oluyor! Pandemi koşullarının insanların kalabalık olarak bir arada bulunduğu kamusal pek çok mekan gibi galeri, müze ve sanat merkezlerinin de kapılarını kapatmasına neden olduğu bir dönemde Borusan Contemporary sanatı evlerimize taşıdı. mentalKLINIK sanatçı ikilisinin, COVID-19 koşullarının değişime zorladığı sanat dünyasında yüzleşilmesi gereken kaçınılmaz durumlara işaret ettiği ACI REÇETE #02 sergisi, Borusan Contemporary internet sayfasından ve İstiklâl Caddesi üzerinde yer alan Borusan Müzik Evi’nin vitrinine yerleştirilen ekrandan kesintisiz ve canlı olarak yayınlandı. Yavuz Selim Elmas da sergiyi galeri mekânında ziyaret edip izlenimlerini bizlere aktardı.</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/bugun-hangi-kuluptesin/">2-Bugün Hangi Kulüptesin?</a></strong></p>



<p>2021 yılı sosyal medyada birçok yeniliği de beraberinde getirdi. Bunlardan en çok ses getireni ise kuşkusuz yılın daha ilk aylarında hayatımıza giren “Clubhouse” oldu. Pandemi sürecinde mahrum kaldığımız şeylerden biri olan bir mekana gitmek ve yeni insanlarla tanışıp sohbet etmek ihtiyacını giderecek gibi görünen ve bir anda oldukça ilgi gören Clubhouse hakkında merak edilen soruları yanıtladığımız içeriğimiz de yılın en çok okunanlarından biri oldu.</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/tum-krizleri-asan-baska-bir-sey/">3-Tüm Krizleri Aşan “Başka Bir Şey”</a></strong></p>



<p>Tüm insanlığı etkileyen ve ilk kez insanlığın bu çaresizliğini hep birlikte yaşadığımız pandemi koşullarına rağmen Borusan sanattan hiç vazgeçmedi ve sanatın iyileştirici gücünü birçok insana ulaştırdı. Borusan Kocabıyık Vakfı Genel Koordinatörü Ahmet Erenli, pandemi koşullarına rağmen Borusan Sanat’ın devam ettiği çalışmalarını, bu çalışmalar için alınan önlemleri ve sanatın neden kriz dönemlerinde daha önemli olduğunu anlattı. Çareyi sanatta arayan herkes de bu içeriği çok sevdi!</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/">4-Ailece İzlenecek 10 Anime Film</a></strong></p>



<p>“Hayal gücümü tetikleyen bir yakıt olarak beynimin bir kısmını animeler işgal ediyor.” diyen Serpil Şahin’in hazırladığı ve tüm aile severek izleyebileceğiniz anime filmler listesi, evlere kapanıp sıklıkla ekran başında vakit geçirdiğimiz dönemde oldukça ilgi gördü. Animelerin hayal gücü üzerindeki etkisini, çocukluktan yetişkinliğe hayatımızı nasıl etkilediğini anlatan içerik, sunduğu bu türdeki film önerileriyle en çok okunanlardan biri oldu.</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/dunyaya-faydali-olma-sozumuz-var/">5-Dünyaya Faydalı Olma Sözümüz Var!</a></strong></p>



<p class="has-text-align-left">Sürdürülebilirlik tüm dünyanın olduğu gibi yıl boyunca Borusan Grubu’nun da gündemindeydi, tabii Turuncu Blog’un da… Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Spor Kulübü İcra Kurulu Başkanı olan Levent Kocabıyık tarafından kaleme alınan içerik, Borusan’ın sürdürülebilirlik stratejisi hakkında verdiği bilgilerle oldukça dikkat çekti. “Dünya Günü” özelinde hazırlanan içerikte “Hepimizin gittiği yol, seçtiği yöntem, almaya hazır olduğu sorumluluk farklı. Ama amacımız ortak: Sadece kendimiz için değil, gelecek nesiller ve tüm yaşam öğeleri için de dünyaya faydalı olmak!” diyerek tüm Borusan Grubu’nun sürdürülebilirlik çalışmalarını özetledi…</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/gezegenimiz-bizi-uyariyor-dunyadan-ilham-alip-gelecege-ilham-veriyoruz/">6-Gezegenimiz Bizi Uyarıyor! Dünyadan İlham Alıp, Geleceğe İlham Veriyoruz!</a></strong></p>



<p>Sürdürülebilirlik yıl boyunca değişmeyen tek gündemimiz oldu! Borusan Holding Grup CEO’su Erkan Kafadar’ın “Dünya Çevre Günü” kapsamında kaleme aldığı yazısı da bu gündemin tam ortasında oldukça ilgi çekti. Herkesi yeni bir dünya hayal etmeye ve zararları onarmaya davet eden yazı, Borusan Grubu’na; “Elimizdeki tek gücümüz ise bu gezegene olan sevgimiz ve sorumluluğumuz. Tam da Dünya Çevre Günü’nde bu sevgiden aldığımız ilhamla yeniden başlamamız mümkün!” sözleriyle okuyuculara seslendi…</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/mandali-koyun-kavalcisi/">7-    Mandalı Köyün Kavalcısı</a></strong></p>



<p>Burçak Gönül’ün kaleme aldığı; doğayı, biyolojik çeşitliliği, doğal beslenmeyi, kırsalda ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirlikten geçtiğini anlatan Mandalı Köyün Kavalcısı bu yılın en sevilen içeriklerinden oldu. Uluabat Gölü Sulak Alanı’nın yanı başında, yaklaşık 900 insan ve 1.300 mandaya ev sahipliği yapan, büyük şehre çok yakın olsa da kendine has özelliklerini yitirmemiş, şirin ve mütevazı bir köyde geçen bu masalsı hikaye doğaya dönmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde hepimize farklı bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi.</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/is-yasaminda-kaybolmamak-icin-alpha-olmak-gerekiyor/">8-    İş Yaşamında Kaybolmamak İçin “Alpha” Olmak Gerekiyor!</a></strong></p>



<p>Borusan Mannesmann Boru, Sürdürülebilirlik Alpha Stajyeri Sunay Yaşar tarafından yazılan ve Borusan’da “Alpha Stajyer” olma deneyimini anlatan içerik de Turuncu Blog okuyucuları tarafından çok sevildi. “Daha eşit ve adil bir hayat ne kadar mümkündü bilmiyorum fakat bu alanda yapılacak çok şey olduğunu gördüm. Ve bunun ancak bir kurumun gücü ve arkasındaki 1.000 kişiden oluşan gönüllü çalışanları ile mümkün olduğunu deneyimledim.” sözleriyle özetlenen staj deneyimi birçok gence yol göstermeye aday!</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/gelecegimiz-ruzgar-enerjisinde/">9-    Geleceğimiz Rüzgar Enerjisinde</a></strong></p>



<p>Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı’nın kaleme aldığı “Geleceğimiz Rüzgar Enerjisinde” içeriği de bu yılın en çok okunan içeriklerinin başında geliyor. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve pandemi ile birlikte daha da önemli hale gelen küresel iklim krizinin çözümünde yeşil enerjinin önemini anlatan içerik Turuncu Blog okuyucuları tarafından çok sevildi. Yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir bir gelecek için ne kadar önemli olduğunun ve bu konuda herkesin elini taşın altına koyması ve yaşanabilir bir dünya için gerekenleri yapmasının önemini vurgulayan içerik tam ihtiyacımız olan dönemde hepimize bir çözüm sundu…</p>



<p><strong><a href="https://borusanturuncu.com/dunyayi-birlikte-kurtarabiliriz-ama-nasil/">10-    Dünyayı Birlikte Kurtarabiliriz, Ama Nasıl?</a></strong></p>



<p>Dediğimiz gibi gerçekten de sürdürülebilirlik tüm yıl hepimizin gündemindeydi. Çoğumuz dünyamız için bir şeyler yapmak istiyor ama tam olarak nasıl yapacağımızı bilmiyorduk. Tam da bu noktada Evrim İnce’nin kaleme aldığı içerik imdadımıza yetişti. Hayatımızda yapacağımız basit değişikliklerle nasıl dünyamızı kurtarabileceğimizi, insanların bugüne kadar verdiği zarar nasıl telafi edebileceğimizi anlatan içerik hepimiz için adeta bir rehber niteliği taşıdı, bu yüzden de çok sevildi! </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/2021in-en-cok-okunan-turuncu-icerikleri/">2021’in En Çok Okunan Turuncu İçerikleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailece İzlenecek 10 Anime Film</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serpil Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 15:35:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film & Sinema & Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[anime]]></category>
		<category><![CDATA[Summer Wars]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Takvimler 1979’u gösterdiğinde Türkiye’deki ilk anime TRT ekranlarında boy gösterdi; sarışın, iri gözlü ve saçlarını ikiye ayırmış yetim bir kızın hikayesi konuk olmuştu ekranlara. Bu yapımın adı Şeker Kız’dı. Orijinal adı ise Candy Candy. Sonrasında Candy’e benzer başka kızlar da ekranda boy gösterdi: Lady Oscar, Lady Georgie… Bu güzel ve koca gözlü kızların arasına kırmızı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/">Ailece İzlenecek 10 Anime Film</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-1024x576.jpeg" alt="Ailece İzlenecek 10 Anime Film" class="wp-image-3090" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-1024x576.jpeg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-300x169.jpeg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80-768x432.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/1285962-0-q80.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Takvimler 1979’u gösterdiğinde Türkiye’deki ilk anime TRT ekranlarında boy gösterdi; sarışın, iri gözlü ve saçlarını ikiye ayırmış yetim bir kızın hikayesi konuk olmuştu ekranlara. Bu yapımın adı Şeker Kız’dı. Orijinal adı ise Candy Candy. Sonrasında Candy’e benzer başka kızlar da ekranda boy gösterdi: Lady Oscar, Lady Georgie… Bu güzel ve koca gözlü kızların arasına kırmızı yanakları, çıplak ayakları ve gerçek yaşamdan esinlenen hikayesi ile İsviçre’den Heidi, kramponlu ayakları ile 20 km gibi algılanan sahanın ortasından vurduğu şutu filelerle buluşturan Captain Tsubasa ve savaş uçaklarının robot savaşçılara dönüştüğü Robotech dahil oldu. Üniversite yıllarında ise Robotech’in The Super Dimension Fortress Macross, Super Dimension Cavalry Southern Cross ve Genesis Climber Mospeada isimli animelerin görüntülerinin birleştirilip yeniden kurgulanmasıyla yaratılmış Japonya ve ABD ortak yapımı bir anime olduğunu ve bu kategorideki animelere ‘mecha’ dendiğini öğrenecektim.</p>



<p>80’lerin ortasında doğmuş biri olarak TRT’nin bu altın çağlarına ucundan yetişebildim ve 90’ların özel kanal dünyası ile birlikte neredeyse her kanalda Japonya’dan ithal ettiğimiz bu çizgi dizileri izleme şansına sahip oldum. Okuldan önce, okuldan geldikten hemen sonra tüm aile ekran başına kilitlenir ve haberlere kadar bu renkli dünyalara dalardık. Sadece çocuklara hitap eden öyküleri yoktu bu yapımların; Candy, annemin izlediği Brezilya dizilerinden daha çok entrika içeriyordu ve bu, diziyi birlikte izlememize engel değildi. Evet ailelerin ekran detoksları ya da kısıtları yoktu o zamanlar; gördüğümüz her şey çok yeni ve taşıdığı risklere rağmen keşfedilmeye değerdi. </p>



<p>Lise döneminde çizgi dizilerle arama kendimle, çevremle ilgili daha keyifli keşifler girdi; yazmayı, okumayı ve çizmeyi daha bir sever olmuştum ama yine de yazdıklarımda, çizdiklerimde o koca gözlü karakterlerden ve hikayelerinden parçalar buluyordum. Hatta ergenlik bunalımlarımda bile onlardan izlere rastlamak mümkündü. Derken üniversitede yolum kopmamak üzere animelerle bir kez daha kesişti. Eskisi kadar sık izleyemiyordum, ama disklere ya da vcd’lere kayıtlı olan belirli başlı yapımları izleyebilme şansım oluyordu. İnternette anime yayını yapan fazla site yoktu, olanlarda ya dublajlıydı ya da orijinal dilde bölümün çok kısa görüntülerinden oluşan özetlerdi. Bu kısır döngü altı-sekiz yıl kadar sürdü, sonrasında şükür ki stream sitelerinin sayısı arttı. 2010 yılında animeleri orijinal dilinde Türkçe alt yazı ile izleme şansına erişebileceğimiz bir platform da hayata geçti. İş dünyasının getirdiği yoğunluktan dolayı çocukluğumdaki gibi dolu dolu anime izleyemiyor olsam da 100 yıldan uzun geçmişe sahip bu yapımlar, hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Ağırlıklı olarak manga, hafif roman, oyun gibi kaynaklara dayansa da aralarında herhangi bir kaynağı olmayan orijinal yapımlar da var. Hatta bu yapımlar sayesinde Japon kültürünü, tarihini, coğrafyasını ve kısmen dilini de öğrenme şansına eriştim. Özellikle hayal gücümü tetikleyen bir yakıt olarak beynimin bir kısmını animelerin işgal ettiğini söylesem hatalı bir beyanda bulunmuş olmam. </p>



<p>Bugün sizlere ailenizle birlikte de keyifle izleyebileceğiniz anime filmlerden bahsetmek istiyorum. Umarım keyifli bir seyir olur ve sizlerin de bu dünyayı keşfetmenize vesile olabilirim.</p>



<p><strong>1-    Sen to Chihiro no Kamikakushi</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="640" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-1024x640.jpg" alt="Sen to Chihiro no Kamikakushi" class="wp-image-3077" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-1024x640.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-300x188.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi-768x480.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Sen-to-Chihiro-no-Kamikakushi.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hayao Miyazaki <br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 2 saat 5 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>2003 yılında Oscar kazanan ilk ve tek anime olma unvanını elinde bulunduran Sen to Chihiro no Kamikakushi’nin (ülkemizde de Ruhların Kaçışı adıyla vizyona girmiştir) hikayesine kısacık değinecek olursam: Chihiro, babasının iş değişikliği nedeniyle bulunduğu şehirden taşınmak zorunda kalan üzgün ve biraz da hırçın bir kız çocuğudur. Chihiro ve ailesi, yeni evlerine doğru yol alırken yanlış bir yola girerler ve kendilerini beklenmedik maceraların içinde bulurlar.</p>



<p><strong>2-    Karigurashi no Arrietty</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="549" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-1024x549.jpeg" alt="Karigurashi no Arrietty" class="wp-image-3094" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-1024x549.jpeg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-300x161.jpeg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-768x412.jpeg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty-1536x824.jpeg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/2-Karigurashi-no-Arrietty.jpeg 1568w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi<br>Stüdyo: Studio Ghibli <br>Süre: 1 saat 34 dakika<br>Kaynak: Roman</strong></p>



<p>Konusunu 1952’de yayımlanan Mary Norton’un yazdığı ‘The Borrowers’ adlı romandan alır. Daha önce 2 adet filmi ve dizisi çekilen roman, bu kez Miyazaki’nin ilgisini çeker. Orijinal hikaye, 2010 Japonya&#8217;sına uyarlanmış olup boyları 10 cm civarı olan aşırıcıları konu alır. Bu küçük varlıklar, insanların evlerine yerleşip dikkat çekmeyecek miktarda ihtiyaçları olan besin ve malzemeleri çalarak (aşırarak) hayatlarını sürdürmektedirler. Filmde Arrietty isimli aşırıcı genç bir kızın eve yeni gelen Shu isimli çocukla tanışması ardından yaşadıkları anlatılır.</p>



<p><strong>3-    Tonari no Totoro</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-1024x576.jpg" alt="Tonari no Totoro" class="wp-image-3079" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Totoro.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hayao Miyazaki <br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 1 saat 26 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Tonari no Totoro bizim daha çok bildiğimiz adı ile My Neighboor Totoro; anneleri hastayken köye taşınan Satsuki ve kız kardeşinin başına gelenleri konu alır. Taşındıkları ev perili gibidir ve orman doğaüstü varlıklara gebedir. Yaramaz Mei, babası iş başında ve ablası da okuldayken bahçede küçük Totoro’larla karşılaşır ve onları ormanın derinliklerine kadar takip eder. Okuldan gelen ablası Mei’yi bulamayınca çılgına döner ve babasıyla birlikte Mei’yi evin hemen yanındaki dev ağacın dibinde bulurlar. Mei, başına gelenleri anlatmakta ama olanları bir türlü ispat edememektedir. Arkadaşlığın, kardeşliğin ve ailenin ne demek olduğunu bizlere anlatan Tonari no Totoro içinizi açacak yapımlardan biri.</p>



<p><strong>4-    Bakemono no Ko</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="539" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-1024x539.jpg" alt="Bakemono no Ko" class="wp-image-3080" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-1024x539.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-300x158.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko-768x404.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Bakemono-no-Ko.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Mamoru Hosoda<br>Stüdyo: Studio Chizu<br>Süre: 1 saat 59 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Çok farklı hayatlar yaşayan iki ruh, kendi dünyalarında toplumdan izole ve yalnızdırlar. Dokuz yaşındaki Ren, kendisine nezaketle yaklaşan son kişiyi de kaybetmiş ve ailesinden arda kalanlar tarafından dışlanmıştır. Ebeveynleri, gerçek ailesi ve gidecek yeri olmayan Ren, Shibuya&#8217;nın karmaşık sokaklarına vurur kendini ve kaybolduğunu sandığı bir anda karşısına Canavar Krallık’ın sakini Kumatetsu çıkar. Kumatetsu, Canavar Krallık’ının en güçlü savaşçılarından biridir ve kendi dünyasındaki baş düşmanı Iouzen’i alt edebilmek için dokuz yaşındaki Ren, kendisine hiç düşünmediği kadar yardım edecektir. Bir çocuk ve bir canavar arasında farkın gitgide kapandığı Bakemono no Ko’da aile olmayı farklı bir bakış açısı ile izleyeceksiniz.</p>



<p><strong>5-    Little Witch Academia</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-1024x576.jpg" alt="Little Witch Academia" class="wp-image-3081" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Little-Witch-Academia.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: You Yoshinari<br>Stüdyo: Trigger<br>Süre: 26 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Harry Potter sevenlerin seveceği ve dizisi (Little Witch Academia TV, 25 bölümden oluşan bir dizidir) ile daha da keyifleneceği yapımın hikayesinde Akko adında genç bir kız vardır. Akko, Shiny Chariot isimli cadının gösterisini izleyip cadı olmaya karar verir ve bu işi kafasına koyar. Shiny Chariot&#8217;un da gittiği cadı okulu Luna Nova Akademisi&#8217;ne kaydolur. Okulla birlikte yeni bir şehre de yerleşir ve yeni arkadaşlar edinir. Akademide süpürgeye binmekten büyü yapmaya kadar pek çok şey öğrenmeye başlayan Akko ve arkadaşları Lotte ile Sucy, kendilerini bir anda karmaşık olayların içinde bulurlar.</p>



<p><strong>6-    Momo e no Tegami</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="819" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-1024x819.jpg" alt="Momo e no Tegami" class="wp-image-3082" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-1024x819.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-300x240.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami-768x614.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Momo-e-no-Tegami.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hiroyuki Okiura<br>Stüdyo: Production I.G.<br>Süre: 2 saat<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Momo 11 yaşında babasını kaybetmiştir. Babasının vefatı nedeniyle, Momo ve annesi Tokyo&#8217;dan ayrılmış ve Setouchi isimli küçük bir adada bulunan eski aile evine taşınmışlardır. Momo, rahmetli babası tarafından yazılmış ama bitmemiş bir mektup alır. Mektupta sadece &#8221;Momo&#8217;ya&#8221; yazmaktadır. Momo&#8217;nun aklı, babasının ne anlatmak istediğiyle doludur ve sorularla boğuşması yetmiyormuş gibi adadaki hayata da alışamamıştır. Ancak Momo, kaldığı evin tavan arasında bir kitap bulur ve bu kitap, onu macera dolu yeni bir dünyaya götürür.</p>



<p><strong>7-    Summer Wars</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="768" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-1024x768.jpg" alt="Summer Wars" class="wp-image-3083" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Summer-Wars.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Mamoru Hosoda<br>Stüdyo: Madhouse<br>Süre: 1 saat 54 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>İnternete bağlı sanal bir dünya olan OZ, kullanıcı tarafından oluşturulan ve özelleştirilen avatarlar aracılığıyla insanların spor yapmak veya alışveriş yapmak gibi çok çeşitli aktivitelerde bulunabileceği bir nokta olarak dünya çapında son derece popüler hale gelir. OZ ayrıca güçlü şifrelemesi sayesinde neredeyse aşılmaz bir güvenliğe sahiptir ve ağlar aracılığıyla iletilen tüm kişisel verileri, kullanıcıları için güvende tutar. Kullanışlı uygulamaları nedeniyle, toplumun çoğunluğu simüle edilmiş gerçekliğe büyük ölçüde bağımlı hale gelir. </p>



<p>Kenji Koiso, sevgilisi Natsuki Shinohara tarafından bir yaz gezisine davet edilen 17 yaşında bir matematik dehası ve yarı zamanlı OZ moderatörüdür. Büyük büyükannesinin 90. doğum gününe hazırlanan Natsuki, Kenji’den sevgilisi rolünü üstlenmesini ister ve onu ailesinin malikanesine götürür. Malikaneye vardıktan kısa süre sonra, Kenji’nin cep telefonuna, garip ve kodlanmış bir mesaj gelir. Bu, bir meydan okumadır! Kenji kodu çözer ama o esnada bilmediği şey; matematik uzmanlığının dünyayı büyük bir tehlikeye attığıdır.</p>



<p><strong>8-    Tenkuu no Shiro Laputa</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="575" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-1024x575.jpg" alt="Tenkuu no Shiro Laputa" class="wp-image-3084" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-1024x575.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa-768x431.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tenkuu-no-Shiro-Laputa.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hayao Miyazaki<br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 2 saat 5 dakika<br>Kaynak: Orijinal</strong></p>



<p>Miyazaki’nin bu eseri, pek çok başarılı anime yönetmeninin favori yapımları arasındadır ve Ghibli’nin ‘doğa’, ‘güçlü kadın karakterler’ konusunda barındırdığı felsefesini en net yansıtan filmlerden biridir. Ghibli’de her zaman bir kadın karakter merkezdedir ve bu kadın karaktere destek olan erkek karakterler vardır. Sevgili Miyazaki’nin de dediği gibi: “Kadın ve doğa güçlendiğinde insan da güçlü olacaktır.” </p>



<p>Kısaltılmış adı ile Laputa, Sheeta isimli küçük bir kızın esir edilme hikayesini konu alır. Sheeta, uçan bir gemide askerler tarafından esir tutulmuşken gemi korsanların saldırısına uğrar. Sheeta bu fırsattan yararlanarak kaçmaya kalkar ancak gemiden aşağı düşer. Boynundaki sihirli taş onun hayatını kurtarır ve Pazu adında küçük bir çocuğun kollarına usulca iniş yapar. Askerler ve korsanlar arasında sıkışıp kalan bu ikili birlikte pek çok maceraya atılır. En önemlisi de Sheeta &#8216;nın boynundaki kolye, Laputa adındaki gizemli bir uçan adanın yerini göstermektedir.</p>



<p><strong>9-    Mary to Majo no Hana</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="576" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-1024x576.jpg" alt="Mary to Majo no Hana" class="wp-image-3085" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-1024x576.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-300x169.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1-768x432.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Mary-to-Majo-no-Hana-1.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi<br>Stüdyo: Studio Ponoc<br>Süre: 1 saat 42 dakika<br>Kaynak: Roman</strong></p>



<p>Studio Ghibli’den ayrılanların kurduğu Studio Ponoc’un ilk uzun metraj filmi olma özelliğini de taşıyan Mary to Majo no Hana; Mary Smith adında vahşi, kızıl saçlı ve biraz da beceriksiz bir kızı konu alır. Büyük Teyzesi Charlotte&#8217;un yanına taşındıktan sonra Mary kendini yalnız ve sıkılmış bir halde bulur, ta ki her gördüğünde rengi değişen siyah bir kediyi görene dek. Merakı onu yener ve kediyi ormana kadar takip eder. Kedi onu, ormanın derinliklerindeki ölü ağaçlar ve kahverengi çimlerin olduğu açıklığa götürür. Bu açıklıktaki tek yaşam belirtisi Mary&#8217;nin daha önce hiç görmediği gizemli mavi çiçeklerden oluşan bir demettir. Mülkün bahçıvanı daha sonra ona bu nadir türlerin &#8220;Gece Uçuşu&#8221; olarak adlandırıldığını ve inanılmaz büyülü gücü nedeniyle cadılar tarafından arandığını söyleyecektir.</p>



<p>Garip kedi, Mary’e bir kez daha göründüğünde onu yine ormana sürükleyecek ama bu kez budaklı bir ağacın arkasına gizlenmiş eski bir süpürgeye ulaşmasını sağlayacaktır ve karşılaştığı o mavi çiçek, Mary’i hayal bile edemeyeceği dünyalara götürecektir. </p>



<p><strong>10-    Tonari no Yamada-kun</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="575" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-1024x575.jpg" alt="Tonari no Yamada-kun" class="wp-image-3086" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-1024x575.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-300x168.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun-768x431.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/03/Tonari-no-Yamada-kun.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Yönetmen: Isao Takahata<br>Stüdyo: Studio Ghibli<br>Süre: 1 saat 44 dakika<br>Kaynak: 4-kama manga (kısa manga)</strong></p>



<p>Miyazaki’nin Ghibli’deki ortağı, en yakın rakibi ve yakın bir zamanda kaybettiğimiz Takahata’nın aile komedisini ele aldığı çok eğlenceli bir filmle listemizi tamamlıyoruz. </p>



<p>Takashi Yamada ve ev işlerine yeteneği olmayan son derece ilginç karakterli eşi Matsuko, onlarla birlikte yaşayan keskin dilli bir büyükanne, daha havalı bir ebeveyni olmasını dileyen genç bir oğul ve kendisinden beklenmeyecek derecede yüksek sesi olan küçük bir kız… İş, evlilik ve aile hayatının iniş çıkışlarında ilerleyen bu ailenin köpeğinin bile sorunları var! </p>



<p></p>



<p> </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ailece-izlenecek-10-anime-film/">Ailece İzlenecek 10 Anime Film</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
