<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fayda konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<atom:link href="https://borusanturuncu.com/borusan-x/fayda/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://borusanturuncu.com/borusan-x/fayda/</link>
	<description>Yolu Borusan&#039;dan Geçen Hikâyeler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Nov 2024 15:00:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-turuncu-blog-06-32x32.png</url>
	<title>Fayda konulu içerikler - Borusan Turuncu</title>
	<link>https://borusanturuncu.com/borusan-x/fayda/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsmin Kaderi</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/ismim-kaderim-mi-yoksa-engelleri-asmaya-uzanan-yolculugum-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Karaevli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 12:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ismin kaderi olur mu? Çocukluğumdan beri taşıdığım bu soru, dedemle olan benzersiz bağım sayesinde anlam kazanmaya başladı. Aynı ismi taşımamız, sadece bir gelenek miydi yoksa hayatlarımızın yönünü belirleyen bir kader mi? Bu sorunun cevabını ararken, müzik ve engellerin kesişim noktasında beklenmedik bir yolculuğa çıktım. Okyanus Gönüllü Borusanlılar ile Engelsiz Nota projesine uzanan bir maratona&#8230; [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ismim-kaderim-mi-yoksa-engelleri-asmaya-uzanan-yolculugum-mu/">İsmin Kaderi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Bir ismin kaderi olur mu? Çocukluğumdan beri taşıdığım bu soru, dedemle olan benzersiz bağım sayesinde anlam kazanmaya başladı. Aynı ismi taşımamız, sadece bir gelenek miydi yoksa hayatlarımızın yönünü belirleyen bir kader mi? Bu sorunun cevabını ararken, müzik ve engellerin kesişim noktasında beklenmedik bir yolculuğa çıktım. Okyanus Gönüllü Borusanlılar ile Engelsiz Nota projesine uzanan bir maratona&#8230;</strong></p>



<p>Ali’nin ata bakması için ve Işıl’ın da ılık süt içmesi için ısrarcı olduğum zamanlardaydık. Sırtımda kendimden ağır bir çanta ile kapıya güm güm vurdum. Annem kapıyı açtı, çantamı aldı ve işlerine devam etmek için oturma odasına doğru gitti. Bense bir yandan mavi önlüğümün düğmelerini açıyor, bir yandan evin içinde geziniyordum. Çevresindeki gizemli işaretleri ancak 6 yaşında çözebilmiş, çok şey kaçırmış olmanın telaşıyla gördüğüm her harfi ve kelimeyi okumaya çalışıyordum. Girişteki portmantoda yer alan telefonun hemen altındaki telefon rehberini elime aldım ve tek tek isimleri, numaraları okumaya başladım. Birkaç ismi okuduktan sonra heyecanla M harfini açtım ve Mustafa Karaevli ismini gördüm. Hemen yanında bir telefon numarası bile vardı. Elimde fihristle “Anneee” diye heyecanla oturma odasına doğru koşarken Arşimet’ten farkım yoktu. “Anne” dedim, “Bak benim de telefon numaram var.” Annem fihristi eline aldı, baktı ve gülerek yanıtladı: “O senin değil, dedenin numarası yavrum. Onun da adı soyadı aynı ya hani.” Puf diye söndü mutluluğum bir anda. Benden bir tane olmadığını fark ettiğim ilk an o andı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized" style="width:40%"><img src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_3-577x1024.jpg" alt="İsmin Kaderi" class="wp-image-4776" width="289" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_3-577x1024.jpg 577w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_3-169x300.jpg 169w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_3-768x1364.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_3-865x1536.jpg 865w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_3.jpg 1080w" sizes="(max-width: 289px) 100vw, 289px" /></figure></div>


<p>Köye her gittiğimizde koşarak yatağına atlayıp “Ben kimim, bil bakalım!” diye bağırışlarımızla hatırlıyorum dedemi. En keyifli, en trajikomik körebe oyunlarımızın başkahramanıydı. Gözleri görmediği için sesimizden, kokumuzdan tanırdı bizleri. Ömrü boyunca bizleri dünya gözüyle hiç görmese bile… Ellerinin ve parmaklarının yüzümüzde nazikçe gezinişini, yanaklarımızı sesli sesli öpüşünü, sakallarının yüzümüze batışını, “oy oy oy” diye sevişini unutamıyorum.</p>



<p>Bir yaz tatilinde deli gibi top oynuyorduk. Mahallenin çocukları olarak bisikletlerimize atlayıp buğday pazarından arakladığımız buğday, arpa, çavdar… ne tohumu bulduysak ceplerimize koyup mahallede top oynadığımız arsaya serpiyorduk. Yeşerip yemyeşil bir saha olacak zannediyorduk. Saçlarımızı İlhan Mansız’a, Ümit Davala’ya benzetmeye çalışıyorduk ama aileler devreye girince Hasan Şaş modelini sahiplenmek zorunda kalıyorduk. Ensemiz, ayakkabılarımızın tabanından daha karaydı. Arsa yeşermiyor ama biz toz toprak içinde oynamaya devam ediyorduk. Bir gün, gözlerim kaşına kaşına öğle vakti evde uyuyakaldım. Uyandığımda gözlerimi açtım ama göremiyordum. İçimi bir korku sardı. Dedemle aynı isme ve aynı soy isme sahip olmanın verdiği mutluluk, aynı kadere sahip olma ihtimalinin yarattığı tedirginliği örtemedi o an. “Göremiyoruuum!” diye ağlamaya başladım. Gözlerimi açtığımı zannediyordum ama alerji yüzünden gözlerim öylesine şişmişti ki göz kapaklarım o şişliği aralayamıyordu. Apar topar hastaneye gittik. İğnelerle, ilaçlarla toparladım ama o soru artık aklıma düşmüştü: İsmin kaderi olur muydu?</p>



<p>Dedem, 84 yıllık ömrünün son 23 senesini bir yörük kışlağında -bir evin bir odasında- yanı başındaki eski bir radyo ile geçirdi. Çocukken hep o radyoyla oynamak, bir şeyler dinlemek isterdim. Büyüdükçe o radyonun içinde olmak ve uzaklardan ona seslenmek istedim. Bir şekilde yayına çıksam ve benim adım okunsa dedem kendi adını duysa nasıl heyecanlanır, mutlu olur diye düşünürdüm. Ne yazık ki bu hiç kısmet olmadı. Bir ukde olarak içimde kaldı öylece.</p>



<p>Yıllar geçti, dedem göçüp gitti. O radyo hiç oldu, benim kafa radyom hiç susmadı. Türküler dinledim, söyledim ve enstrüman çalamadığım için hayıflandım durdum. Fark ediyorum ki ben; dedemin de bir enstrüman çalmak isteyebileceğini hiç düşünmemişim, ona hiç sormamışım. Onun o radyodan herkese seslenme ihtimalini aklıma getirmemişim. Bunun mümkün olup olamayacağını bile hiç düşünmemişm. Notaların, görme engelliler için metinler kadar kolay okunamadığını birkaç ay evvel <a href="https://www.engelsiznota.org/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Engelsiz Nota</a> projesi sayesinde öğrendim.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright size-large is-resized" style="width:40%;"><img loading="lazy" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_2-1-577x1024.jpg" alt="İsmin Kaderi" class="wp-image-4777" width="289" height="512" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_2-1-577x1024.jpg 577w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_2-1-169x300.jpg 169w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_2-1-768x1364.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_2-1-865x1536.jpg 865w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2024/11/ismim_kaderim_mi_2-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 289px) 100vw, 289px" /></figure></div>


<p>Engelsiz Nota, <a href="https://www.instagram.com/egitimdegormeengelliler/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Eğitimde Görme Engelliler Derneği</a>’nin yürüttüğü kıymetli projelerden bir tanesi. EGED’nin adını ilk kez 46. İstanbul Maratonu’nun bağış için koşanlar listesinde gördüm. Araştırdığımda, görme engelli öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitimde fırsat eşitliği elde etmeleri için çeşitli projeler, etkinlikler yürüttüklerini öğrendim. İşte o an, yıllar önce aklıma düşen ve ara ara kendini hatırlatan o soru tekrar kafamda yankılandı: İsmin kaderi olur muydu?</p>



<p>“Bu kaderi kırmalıyım.” dedim ve Okyanus Gönüllü Borusanlılar olarak katılacağımız İstanbul Maratonu’nda EGED’nin Engelsiz Nota projesi için koşmaya karar verdim. Günün en az 8 saatini müzikle geçiren biri olarak 100 müzik eserinin Braille alfabesi ile basılmasının maliyeti olan 60.000 TL’ye ulaşmayı hedef olarak belirledim. 3 Kasım Pazar günü koşuyu tamamladım fakat yalnızca 19 şarkının baskı miktarı kadar <a href="https://fonzip.com/eged/kampanya/engelsiz-nota-i-cin-kosuyorum-3" target="_blank" rel="noreferrer noopener">bağış</a> toplayabildim.</p>



<p>Bu sadece bir başlangıç oldu benim için. Ne coğrafya ne doğduğunuz ev ne de isminiz sizin kaderinizdir. Bunlar sığınılacak kaleler olmadığı gibi, kaçılacak bir kader de değildir. Ben kaçmıyorum. Mücadeleye ortak oluyorum ve daha iyi bir dünya için koşuyorum.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/ismim-kaderim-mi-yoksa-engelleri-asmaya-uzanan-yolculugum-mu/">İsmin Kaderi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Sermaye ve Dayanışma Kültürü</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/sosyal-sermaye-ve-dayanisma-kulturu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hamdi Erçelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4578</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat tarihinde gerçekleşen ve tüm ülkemizi derinden etkileyen sarsıcı depremler sonrasında, ülke çapında ve uluslararası düzeyde yardımlaşma ve dayanışmanın nasıl hızla oluştuğuna hep birlikte şahit olduk. Çeşitli sivil toplum kuruluşları organizasyonuyla kamu otoritesi koordinasyonunda kısa süre içerisinde&#160;birçok yardım kampanyası düzenlendi. Birçok gönüllü, depremzedelere; temel ihtiyaçlarını teminden psikolojik desteğe, çocuklara moral için oyun organizasyonundan farklı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sosyal-sermaye-ve-dayanisma-kulturu/">Sosyal Sermaye ve Dayanışma Kültürü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>6 Şubat tarihinde gerçekleşen ve tüm ülkemizi derinden etkileyen sarsıcı depremler sonrasında, ülke çapında ve uluslararası düzeyde yardımlaşma ve dayanışmanın nasıl hızla oluştuğuna hep birlikte şahit olduk. Çeşitli sivil toplum kuruluşları organizasyonuyla kamu otoritesi koordinasyonunda kısa süre içerisinde&nbsp;birçok yardım kampanyası düzenlendi. Birçok gönüllü, depremzedelere; temel ihtiyaçlarını teminden psikolojik desteğe, çocuklara moral için oyun organizasyonundan farklı şehirlerde evlerini açmaya kadar birçok farklı alanda elinden ne geliyorsa yapma gayretinde oldu. Yaklaşık iki ay süresince, toplumsal dayanışmanın hem yüksek seviyede olduğu hem de günlük sohbetlerden medyaya tüm iletişimin ana konusu olduğu bir dönem sonrasında, hızlı bir gündem değişimine uğradık. Artık günlük konuşmalarımızın da konsantrasyonumuzun da gündemi dayanışma değil diye düşünüyorum.</p>



<p>Bunun sebebini düşündüğümde ve afet psikolojisi/sosyolojisi üzerine yaptığım makale okumalarında toplumsal dayanışma ölçütü olarak sosyal sermaye kavramı ön plana çıktı. Sosyal sermaye aklımıza gelen sermaye türleri gibi emeğe/paraya çevrilebilen ve toplumun dayanışma seviyesini gösteren bir sermaye türü.</p>



<p>Kısaca aktarmak gerekirse sosyal sermaye, tanışıklık ve tanımaya dayalı olarak kurumsallaşmış, bir bireyin veya bir grubun hissesine düşen kaynakların bir toplamı olarak tanımlanıyor. Katılımcılık, iletişim, karşılıklılık, toplumsal sorunların çözümü, güven, kurallar, kolektif akıl, sosyal sermayenin miktarını ve sürekliliğini belirleyen unsurlardan bazıları. Bu unsurlarla birlikte doğan sosyal sermaye ise üçe ayrılıyor. İlki aile, yakın arkadaş gibi benzer durumlardaki insanlar arasında ortaya çıkan “<em>bağlayıcı sosyal sermaye</em>&#8220;. İkincisi kaybedilmiş arkadaşlıklar ya da iş arkadaşlıkları gibi insanların daha uzak bağlarını çevreleyen <em>“köprü kuran sosyal sermaye&#8221;. Üçüncüsü ise t</em>opluluğun tamamıyla dışında olan, bu yüzden üyelerini topluluğun içinde mümkün olanlardan ziyade, uzak geniş alanlardaki kaynaklara yönlendiren “<em>bağlantılı sosyal sermaye</em>”.</p>



<p>Afet karşısında, -hele ki son yaşadığımız geniş alanı ve büyük bir nüfusu etkileyen deprem afetinde- bağlantılı sosyal sermayenin kritik önemde olduğunu düşünüyorum. Toplumsal dayanışma için bu sermaye türün bilinçli bir şekilde nasıl arttırılabileceği üstüne düşünmenin önemine inanıyorum. Şirketimizde bu amaca hizmet ettiğini düşündüğüm iki inisiyatifimiz oldu. Bunları paylaşarak olası yeni düşünceler/uygulamalar için ufuk açma niyetim var, umarım ilham verici öğelere vurgu yapabilirim.</p>



<p>Depremin ilk günlerinde neredeyse tüm arkadaşlarımdan gelen talep; afet bölgesinde gönüllü olarak görev almak, orada olarak acıyı paylaşıp yaraları sarmada destekte bulunabilmekti. Bu talebi, bir an önce aksiyona geçerek yardım malzemelerini bölgeye ulaştırıp, sonrasında ne gerekiyorsa onu yapmak şeklinde ifade edebilirim. Bu ucu açık talebi, kalabalığı daha da kalabalıklaştıracak, sürekliliği olacak bir amaca hizmet edecek, temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağı kaygısı olmadan neşe ve yüksek enerjiyle gönüllü dayanışma projesine nasıl çevirebiliriz diye düşünürken önümüze deprem bölgesinde Ebru Baybara Demir ve ekibinin ürettikleri 30 bin öğün yemeğin Hatay genelinde günde 3 sefer dağıtımını yapmak, bir anlamda lojistik desteğini vermek ile ilgili bir ihtiyacı olduğunu öğrendik. Bu ihtiyaca yönelik operasyonumuzdan ayırabildiğimiz iki panel van tipi araçla 4 kişilik bir ekiple her bir ekibin 1 hafta süreyle gönüllü dayanışma hizmeti verdiği, sonrasında yeni ekiplerle bunu sürdürdüğümüz bir yapı oluşturduk. Faaliyetimiz hala devam ediyor. Farklı arkadaşımız bu gönüllü dayanışmada rol aldı ve hala sırada bekleyen onlarca arkadaşımız var. &nbsp;Hem gönüllü arkadaşlarımızdan, hem ortaklaşa hizmet ürettiğimiz geniş ekipten, hem de dayanışma içerisinde olduğumuz afetzede halkımızdan çok olumlu dönüşler aldık. Bu geribildirimler fayda odaklı çalışmalarımıza devam etmemiz için bizi motive ederken daha fazlasını yapmamız için de bizi teşvik etti. Bu dayanışma bana göre uzun soluklu sürekliliği, çok sayıda kişinin gönüllü katılımını içermesi, tek sefere mahsus olmaması, kaynakları etkili şekilde kullanması ve yeni etkileşimler kurma dolayısıyla gelecek için de bağlantılı sosyal sermeye biriktirme konusundaki etkisiyle iyi bir örnek oluşturuyor.</p>



<p>İkinci inisiyatif ise, farklı grupları bir araya getirerek dayanışmada dalga etkisi yaratması ile öne çıkıyor. “Sanatyapıyo” ve “iyilik için sanat” sitelerinde ağırlıkla deprem bölgesine yardım amaçlı, sanatçıların da gelirini yardım kuruluşlarına aktardığı eserlerden topladım. Bu hem aklımdaki maddi yardım hedefini dayanışma ile güçlendirirken hem de toplumu birleştirme, daha iyi bir gelecek için model oluşturma konusunda önemli rol üstlenen sanatla etkileşim içinde olma fırsatı verdi. Aralarında Ayberk Kuşhan, Pelin Dorlevi, Tuğçe Güvenman, Zeynep Bozdemir, Yusuf Erçin, Elif Yaman ve Gülhan Çetin’in olduğu 8 sanatçıya ulaşarak edindiğim 11 farklı eserle dayanışmayı devam ettirmek için, şirket içerisinde bir açık arttırma müzayedesi düzenledik. Neşeli, duygu dolu ve heyecanla geçen müzayede sonrasında eserler yeni sahiplerine geçerken bölge halkı için de bir yardım fonu oluşturmuş olduk. Her iki ayda bir yeni müzayede için sözleştik. Burada da aldığım&nbsp;geri bildirimler iyi bir amaç için heyecan ve ritüel içeren bir ortamda olmanın motive edici olduğu yönündeydi. Bana göre bu inisiyatif de farklı toplum kesimlerinin birlikteliği ve dayanışmasına örnek teşkil ederek bağlantılı sosyal sermaye birikimini destekliyor.</p>



<p>Afetlere hazırlık aşamasında da dayanışmanın sürdürülmesi önemli. Olası Marmara depremine yönelik farkındalık ve buna hazırlık için dayanışmada da sosyal sermaye önemli rol oynuyor ve oynayacak. Birbirine değer veren bireylerden oluşan, daha iyi bir geleceğe inanan ve iyilik için dayanışma içerisinde bir toplum özlem ve dileklerimle…<br><br>Sevgiler</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/sosyal-sermaye-ve-dayanisma-kulturu/">Sosyal Sermaye ve Dayanışma Kültürü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Hikâye Nasıl Başlar?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bir-hikaye-nasil-baslar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Evren Barın Egrik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 05:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=4283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen bir alıntı görüyoruz bir yerde, bir hikâyeden, nasıl da ilgimizi çekiyor, belki bize bizi anlatıyor. Bazen bir kitap görüyoruz raflarda, içini açıyoruz, arkasına bakıyoruz, belki bize dair bir şey var orada. Söylemek istediklerimiz, söyleyemediklerimiz bize bir mesafe dahilinde ulaşıyor, bir başkasının sözüyle. Hikâye, böyle bakıldığında kendimizle aramıza koyduğumuz biraz “büyük” bir mesafe… Bir kısmı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bir-hikaye-nasil-baslar/">Bir Hikâye Nasıl Başlar?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazen bir alıntı görüyoruz bir yerde, bir hikâyeden, nasıl da ilgimizi çekiyor, belki bize bizi anlatıyor. Bazen bir kitap görüyoruz raflarda, içini açıyoruz, arkasına bakıyoruz, belki bize dair bir şey var orada. Söylemek istediklerimiz, söyleyemediklerimiz bize bir mesafe dahilinde ulaşıyor, bir başkasının sözüyle. Hikâye, böyle bakıldığında kendimizle aramıza koyduğumuz biraz “büyük” bir mesafe… Bir kısmı bize dair ancak varlığı açısından bize uzak duran. Peki, bizim küçük hikâyelerimizin bir önemi yok mu? Bu hikâyeler yalnızca iç dünyamızın sessizliğinde mi yer buluyor?</p>



<p>Hikâyelerimizi oluşturan sözlerin söylenmeye ve duyulmaya ihtiyacı var. Sözün sese kavuşması, kendimizi ifade etmekte ya da başkasının ifadesini anlamamızda da önemli bir yerde duruyor. Söz, ne yazık ki söylenmedikçe unutulan, ifadeye kavuşmadıkça kendimize güvenimizi eksilten, zamanla hafızada bulanıklaşan, başkalaşan, ilk anılarımızın oluşmaya başladığı çocukluğumuzdan bugüne getirdiğimiz kendiliğimizin anahtarı…</p>



<p>Biz, Borusan Kocabıyık Vakfı olarak kendimize dair hikâyelerin başlangıcına odaklanan bir eğitim projesi başlatıyoruz. Bu projede hikâyeyi, kendini anlamanın ve ifade etmenin, kendi sesini duymanın, sesini başkalarına duyurmanın, başkalarının sözlerini, hikâyelerini ve seslerini duymanın, güveni geliştirmenin, en önemlisi farklı bir eğitim anlayışının zemini olarak kullanıyoruz. Önemsizmiş gibi, sıradanmış gibi, sorulmadıkça söylenmeyen hikâyelere pek de açık etmek istenilmeyen bir zamana, sözün artık ifadeye kavuştuğu çocukluk dönemine odaklanıyoruz.&nbsp;</p>



<p>Bu nedenle, kendine, başkasına, dünyaya karşı merakın en yoğun olduğu dönem olan 7-9 yaş aralığındaki çocuklara, öncelikle varlığımızı sürdürdüğümüz Beyoğlu bölgesinde ulaşmayı hedefledik. Okul-dışı zamanlarını geçirebilecekleri, eğitimi her çocuk için farklı kılan hafta içi ve hafta sonu gerçekleştireceğimiz bir dizi oyun atölyesi planladık.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" width="1920" height="1280" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik.jpg" alt="Bir Hikâye Nasıl Başlar?" class="wp-image-4308" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik.jpg 1920w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik-1536x1024.jpg 1536w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2023/01/bir_hikaye_nasil_baslar_2_evrenbarinegrik-1600x1067.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p>Bu projenin hikâyesi de böylelikle başladı; uzun dönem pandeminin kısıtlamaları altında okullarından, arkadaşları ve öğretmenleriyle kurdukları iletişimden uzak kalan çocuklarda yoğunlukla gözlemlenen anksiyete, duygulanım ve kaygı bozuklukları yaşandığını biliyorduk. Bir de Beyoğlu gerçeği vardı; yine o malum mesafeden kaynaklı olarak hikâyesi gayet renkli görünen semtin, karanlıkta kalan noktalarında yoğun göç alan bölgelerindeki okulları merkezimize aldık. Ama öncelikle biz, eğitim dediğimiz şeyi nasıl kavrıyorduk, çocuklara ne vaat ediyorduk, vizyonumuzu nasıl oluşturacaktık, bunları etraflıca konuşmamız gerekiyordu…</p>



<p>Dolaysız, özgürleştirici, hayale imkân tanıyan, bazen bir hayali gerçekleştirmeye yardımcı olan, sürdürülebilir, aktarılabilir, kategorileştirmeyen, farklı özellikleri tanıyan ve buna saygı duyan bir anlayış Borusan Kocabıyık Vakfı’nın eğitim çerçevesini belirleyen sınırlar olmalıydı. Eğitim örgün öğretimin dışına çıktığında, iletişimi daha sağlıklı, daha açık ve doğrudan kılan yapısıyla, isteğe ve rızaya bağlı olan ve bu ikisinin vazgeçilebilir olduğunu kabul eden, biçim vermeye çalışmayan, genelleştirmeyen, uzlaşmaya değil, anlamaya odaklanan bir perspektif sunmalıydı. Herhangi bir şeyi öğrenmemiz onu aynı zamanda keşfetmemiz anlamına gelmez mi? Öyleyse eğitim dediğimiz şeyi bir yolculuk olarak kavrayamaz mıyız ve bu yolculuk her bir kişi için, onun biricikliğini kavrayan, onun özelliklerine önem veren bir yapıda yeniden kurulamaz mı?</p>



<p>Çoğumuz ya duymuşuzdur ya şahit olmuşuzdur ya da bizzat yaşamışızdır. Okul öncesi bir yetenek, öğrenim dediğimiz sürece tâbi tutulduğunda genellikle körelir. Bu yetenek resimse örneğin, belirli kalıplara sokulmaya, müfredata uydurulmaya çalışılır; öğrenim öncesi o özgürlük alanı da sınırlar içinde daralmaya başlar, zayıflar, özgünlüğünü yitirir… Adeta o sözümüzü söyleme isteğinin hükmü küle dönmüş, o yanan ateşin üzerine su dökülmüştür. Eğitim oyunla birleştiğinde, kendini ve başkasını keşfetmeye yönelik merakın gelişmesine yardımcı olduğunda biricikleşir. Kavranması güç konular ancak gündelik hayatımızın örneklerinde can bulduğunda mesafeleri ortadan kaldırır ve nihayet kendilik dediğimiz alan önce kendi bakışımızda, daha sonra başkasının bakışında görülebilir olmamıza yol açar, bu da gayet önemli bir şeydir.&nbsp;</p>



<p>Buna olanak sağlayan bir eğitim anlayışıyla biz, bu yıl atölyelerimizde duyguları ele alarak, alanında uzman eğitmenleri bu projeye davet ederek yalnızca Borusan Hikâye Evi’ne özel olarak tasarlanmış eğitim modülleri hazırladık: Sözün ve ifadenin gücünü tüm yıla yayılan bir programda sunabileceğimiz, büyük titizlikle ve akademik bir perspektifle kurulmuş, eğitimin oyunla iç içe geçtiği, plastik sanatlar, dans, müzik gibi pek çok disiplini kullanarak, çocukların kendilerini ifade etmelerine destek sağlamayı amaçlayan Borusan Hikâye Evi, Beyoğlu’nda öğrenim gören 7-9 yaş arası tüm çocukları hafta sonunda ve hafta içi okul zamanında eğitim/oyun atölyelerine davet ediyor.</p>



<p>Özgüvenin gelişmesine destek vermek eğitimin en önemli parçası bizim için, oyun oynayarak ifadelerini özgür kılmaya yardımcı olmak gelişimin ilk adımı… Aynı bölgede bulunan birbirinden farklı ailelere doğmuş, farklı ekonomik sınıflara mensup ama oyunda birleşen çocuklar Hikâye Evi’mizle ilk defa 23-31 Ocak arası ara tatilde tanıştılar. Yıl boyunca mantık ile duygunun geleneksel çatışmasından uzak, kendi hikâyelerini ortaya koyabilecekleri atölyelerde sözünü özgürce söyleyebilmenin, seslerini duyurabilmenin dünyasında kim bilir bizlere neler anlatacaklar…</p>



<p>Tabii ki Hikâye Evi’nin amacı yalnızca çocuklara eğitim atölyeleri sunmakla sınırlı değil… Geçtiğimiz yılın Kasım ayında başladığımız, Mayıs’ın sonuna kadar sürdürmeyi planladığımız ve şimdiye kadar pek çok oturumunu gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımız var. Bu buluşmalarda öğretmenlerimize gidiyoruz; bulundukları okullarda mesai sonrası düzenli olarak yaptığımız derslerde çocuklar için yazılmış hikâyelerde ya da çocukların bizzat yazdıkları, anlattıkları hikâyelerde anlam, söylem, bağlam gibi aslında anlambilimin konusu olan, sosyal teorinin ağır meselelerine, okuma ve yazma eğitimi, aynı zamanda öğretmenlik deneyimi üzerinden bir yorum getiriyoruz.&nbsp;</p>



<p>Çocukluğumuzda okuduğumuz masallardan yola çıkıyoruz bu çalışmalarda; bu masalların bize ne söylediği, söylerken ne yaptığı ve söylemekle ne yaptığı gibi konuları tartışıyor; oluşturulan dünyanın anlamı nerede ve ne şekilde var ettiğine odaklanıyoruz. Bir anlam zeminini arıyoruz, nerede ve nasıl oluştuğuna bir mikroskobun ucundan bakıyormuş gibi uzunca gözlerimizi gezdiriyoruz. Mesajını okuruna “sarsarak” veren klasik masalların korkutucu ve ayrıştırıcı dünyasından, dramatik anlatıların siyah ile beyazı keskin çizgilerle ayıran atmosferinden sıyrılıp, dramatik sonrası metinlerin, özellikle çocuk edebiyatı için üretilen hikâyelerin güzergâhlarına bakıyoruz. Kendi çocukluğumuzu hikâyeler üzerinden anlarken, bugünkü çocukların bize ne söylediğini, bizim onlara ne söylediğimizi düşünüyoruz.&nbsp;</p>



<p>Ses temelli okuma öğretiminde, -önce harflerin sesleri ve sonra ses birleştirme aşamasında- anlamın nereye uçtuğunu arıyoruz. Çocukların okudukları hikâyeleri nasıl anladığına, nasıl kavramsallaştırdıklarına ve yorum yaptığına dair örnekleri paylaşırken hem öğretmen hem de geçmişin öğrencisi olarak kendi hikâyelerimize de değiniyor, bir çocuğun yalnızca yorumlarıyla değil, davranışlarıyla da ne söylemek, neyi anlatmak istediğini, anlatırken ne yaptığını ve anlatısının bizdeki etkilerini konuşuyoruz. Her okulda ayrı ayrı düzenlediğimiz Öğretmen Buluşmaları’nın bu kısmına geldiğimizde, bu yazıyı Borusan Hikâye Evi adına yazan, öğretmenlerimize bu oturumları veren ve bir akademisyen olarak çok uzun bir zamandır alanı anlambilim olan bana “siz herhalde ilkokulda çok çok iyi bir öğrenciydiniz” deniliyor; ben de tam o sırada kendi hikâyemden küçücük bir parça veriyorum: Ben, okumayı koca bir yıl boyunca sökemeyen, önlüğüne kırmızı kurdele iliştirilmeyen, ödevlerini anlamayan ve yapmayan, sorulan sorulara cevap veremeyen, tahtada tek ayak üzerinde dersler boyunca bekleyen, ailesinin sık sık okula çağrıldığı, öğretmenlerinin yaka silktiği, çevresinin geleceğinden umudunu kestiği “yaramaz” çocuk Evren.&nbsp;</p>



<p>Bizim hikâyemiz hikâyelerle başlıyor; çünkü bu küçük hikâyede olduğu gibi, bir hikâyeyi duymak birbirimizi anlamamızı, ifade etmek kendimize güvenimizi sağlıyor. Hikâye Evi’nde her hikâyeye yer var, yeter ki bu zemin eğitimin önemli bir parçası ve destekleyicisi olarak görülsün, çocuklar özgürce kendilerini ifade edebilsin, bulundukları ortamda etiketlemeye değil anlamaya dair bir iletişim gelişebilsin. İşte biz, bunun için yola çıktık, büyük gibi gözüken mesafeler aşılabilsin diye…</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bir-hikaye-nasil-baslar/">Bir Hikâye Nasıl Başlar?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/denizyildizlarini-kurtarmaya-ne-dersiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Özkaleli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 13:15:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık kendisine hayırsever denmesini istemez, yaptıklarının memlekete olan borcunu ödemek olduğunu söylerdi. Hepimize ilham olması gereken bu anlayış benim için de yol gösterici oldu. Bağış yapmak, yardımsever ve hayırsever olmak gibi sorumlulukların sadece şirketlere ait olduğunu düşünürken, onun bu düşüncesini beni çok etkiledi ve bireysel olarak bazı yardımlar yapmaya [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/denizyildizlarini-kurtarmaya-ne-dersiniz/">Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık kendisine hayırsever denmesini istemez, yaptıklarının memlekete olan borcunu ödemek olduğunu söylerdi. Hepimize ilham olması gereken bu anlayış benim için de yol gösterici oldu. Bağış yapmak, yardımsever ve hayırsever olmak gibi sorumlulukların sadece  şirketlere ait olduğunu düşünürken, onun bu düşüncesini beni çok etkiledi ve bireysel olarak bazı yardımlar yapmaya başlamamı sağladı. Özellikle eğitim, benim değişim yaratmak istediğim önemli bir konu olduğundan, bu noktada ihtiyaç duyan kişilere mümkün olduğunca yardımcı olmaya özen gösteriyordum.</p>



<p>Yaptığım yardımların daha geniş kitlelere ulaşmasının ve daha büyük sosyal değişimler yaratmasının önemini ise Borusan Holding’de profesyonel iş hayatına başladığımda kavradım. Başkalarına yardım etme ve bağış yapma konusunda yeni yaklaşımlar geliştirmeye de bu süreçte başladım. Bu yaklaşımlardan birisi olan kolektif yardımseverlik koşuları hayatıma 44 yaşındayken 2008 yılında girdi. Zaman zaman uzun yürüyüşlerde bile zorlandığım bir yaşta maraton koşmak çok zor olur diye düşünsem de araştırdığımda adım adım iyilik peşinde koşmanın yaşı olmadığını fark ettim.</p>



<p>Yurt dışında da örneği bulunan “Adım Adım” oluşumu 2008 yılından itibaren ülkemizde faaliyet göstermeye başlamıştı ve başta koşu olmak üzere yüzme ve bisiklet gibi dayanıklılık gerektiren sporlar aracılığıyla ülkemizin önemli sosyal sorumluluk projelerine maddi kaynak ve tanıtım desteği sağlıyorlardı. Koşucular sivil toplum örgütleri yararına koşuyorlar ve bağışlar oluşumun desteklediği farklı sivil toplum kuruluşlarının hesaplarına yatıyordu.  Sivil toplum kuruluşlarının bu oluşum içinde yer alabilmek için şeffaf ve bağışlarının izlenebilir olması, bağışçı hakları sözleşmelerini imzalamış olmaları ve her maraton için bir proje ve kampanya geliştirmeleri gerekiyordu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-1024x683.png" alt="Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?" class="wp-image-3280" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_v2.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tüm bu bilgileri öğrendikten sonra, 2012 yılında antrenörler ve sağlık ekibinin kontrolünde antrenmanlara başladım. İlk yardımseverlik koşumu ise 2015 yılında Koruncuk Vakfı yararına İstanbul maratonunda gerçekleştirdim. Elbette, haftada iki gün koşu parkında düzenli antrenman yapmak kendi vücut sağlığım için önemliydi. Ama asıl önemli olan yardımseverlik koşusu yaparak seçtiğim dernek veya sivil inisiyatife kaynak yaratmak ve onların farkındalıklarını arttırmaktı. </p>



<p>İlk koştuğum İstanbul maratonunun büyüsü beni çok etkiledi. Yıllardır üzerinden araç ile geçtiğimiz köprüden koşarak geçmek muhteşemdi. Hele bitiş noktasına yaklaştıkça sivil toplum kuruluşlarının ve maratonu izleyenlerin motivasyonları inanılmazdı. Yaş kategorilerinde binlerce kişi içinden ilk yüz içine girmek dışında hiçbir derece elde edemedim belki ama o yaşta maraton koşabilmek ve bitişi görmek benim için zaten en iyi dereceydi. Asıl ödül ise seçtiğim dernek için yarattığım kaynak ve o derneğin farkındalığının artmasına sağladığım katkı oldu. </p>



<p>Bugün, düzenli antrenmanlar ve sağlık kontrolleri sayesinde yılda iki üç kez 10 veya 15 km koşabiliyorum. Bu güne kadar “Çocuklarımızın Kalesi Aile Evi İnşaatı” projesi ile Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (Kaçuv), “Koruncuk Kahramanları” projesi ile Koruncuk, “Her Adım Bir Hayat” projesi ile Akut, “Adımlarımız Otizmli Çocuklarımız İçin” projesi ile Tohum Otizm, “Söz Konusu Eğitimse Yardıma Koşarız” projesi ile Darüşşafaka, “Anadolu da Bir Kızım Var” projesi ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, “Hataya Bağlayan Dilekler” projesi ile Bir Dilek Tut, “Oyunla Büyüsün Çocuklar” projesi ile Gönüllü Hareketi Derneği, “Ağaç Kardeşliği” projesi ile Tema ve adını sayamadığım diğer projeler için koştum ve binlerce liralık kaynak yaratılmasına, saydığım dernek ve vakıfların tanınmasına katkı sağlamaya çalıştım.</p>



<p>Bugüne kadar Otizm’in bir hastalık değil farklılık olduğunu anlatmak için koştum. Down sendromunun tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu göstermek için koştum. Eğitimde fırsat eşitliği yaratmak için, daha çok kız çocuğu okula gitsin diye koştum. Ve tüm bu yardımseverlik koşularını yaparken ben de birçok şey öğrendim. Örneğin; çocuk onkolojisi ile ilgilenen hastanelerin %90 İstanbul’daymış. Anadolu’dan gelen kanserli bir çocuğun ailesinin İstanbul’da bir akrabası veya otelde kalabilecekleri ekonomik güçleri yoksa nerede kalırlar, çocuklarının tedavilerine nasıl devam ederler hiç düşünmemiştim ve bilmiyordum. İşte Kaçuv bu durumdaki aileleri, çocuklarının tedavileri bitinceye kadar aile evlerinde ücretsiz olarak misafir ediyor. Sadece misafir etmekle kalmıyor diğer dernekler ile de iş birliği yaparak çocukların eğitimlerinden geri kalmamaları için aile evlerinde eğitimlerine devam etmelerini sağlıyor ve çocukların rehabilitasyonları ile ilgileniyorlar. </p>



<p>Biliyoruz ki iyi değerler, sahip olunan imkânlar paylaştıkça çoğalacaktır ve gönüllülük, bunu kendine görev edinen, girişimde bulunma cesaretini  ve olgunluğunu gösteren, vericiliği seçen güzel yürekli insanların ortaya koyabileceği bir davranış biçimidir. Bireysel sorumluluklarının farkında olan birisinin yapabileceği o kadar çok şey var ki…  Daha okyanusa atmamız gereken birçok denizyıldızı var! O yüzden bugün hep birlikte başlayalım, yarın çok geç olmadan bugün o ilk adımı atalım… </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/denizyildizlarini-kurtarmaya-ne-dersiniz/">Denizyıldızlarını Kurtarmaya Ne Dersiniz?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayata Atılan İmza!</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/hayata-atilan-imza/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Bayram]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2022 06:49:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Hayvanları Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatının büyük bir kısmını hayvanlara adamış biri olarak sosyal medyada da hayvanlarla ilgili haber, paylaşım, güncel bilgileri takip ederim. Yine böyle bir sosyal medya gezisi esnasında o zamanların İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Yasemin Babayiğit’in (şu an üye olarak devam ediyor) 2017 yılındaki bir paylaşımına rastladım. 6 tane yavru köpek Ağrı’nın o soğuğunda [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hayata-atilan-imza/">Hayata Atılan İmza!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hayatının büyük bir kısmını hayvanlara adamış biri olarak sosyal medyada da hayvanlarla ilgili haber, paylaşım, güncel bilgileri takip ederim. Yine böyle bir sosyal medya gezisi esnasında o zamanların İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Yasemin Babayiğit’in (şu an üye olarak devam ediyor) 2017 yılındaki bir paylaşımına rastladım.</p>



<p>6 tane yavru köpek Ağrı’nın o soğuğunda annesiz kalmışlardı. Hatta biyolojik olarak bile kardeş değillerdi ama ortak yaşama tutunma mücadeleleri onları kardeş yapmıştı. Köyün yerlilerinden zarar gören köpekleri 2 çocuk annesi Zekiye Hanım koruma altına almaya çalışıyordu ama onun da imkanları sınırlıydı. Bu sebeple Yasemin Hanım’a ulaşmış ve kendisinden sahiplendirme desteği rica etmişti.</p>



<p>Ortak noktanız hayvanlar olunca doğal olarak samimi bir iletişim kuruyorsunuz… Yasemin abla ile çocukların durumunu öğrenmek için sürekli iletişim halindeydik. Ben de çevremdekilerle görüşüp sahiplendirmeye çalışıyordum ama gün geçtikçe çocukların bünyesi iyice zayıflıyor, Zekiye Hanım’ın da imkanları daralıyordu. Çok daha hızlı hareket etmemiz gerekiyordu ancak bir engele daha takılıyorduk. Güven… Travma yaşamış çocukları sahiplenmek isteyen kişilere tam anlamıyla güvenmeden nasıl emanet edecektik? Yasemin abla, ince eleyip sık dokuyarak kardeşlerden 3 tanesini farklı illerden hayvan severlere sahiplendirebildi fakat geriye 3 tane daha kalmıştı… </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_4Nisan_sokak_hayvanlari_gunu-1024x683.jpg" alt="Hayata Atılan İmza!" class="wp-image-3274" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_4Nisan_sokak_hayvanlari_gunu-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_4Nisan_sokak_hayvanlari_gunu-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_4Nisan_sokak_hayvanlari_gunu-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/04/1254_4Nisan_sokak_hayvanlari_gunu.jpg 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Babamın başkanı olduğu mahalle spor kulübünün küçük de olsa bahçesi vardı. Neden olmasın diye düşündük. Neden geçici yuva olmayalım dedik ve diğer 3 kardeşin geçici yuvası olmaya karar verdik. Yine hayvan severlerin desteği ile pet nakil aracıyla İstanbul’a geldi yavrular. O kadar yorgun, kırgın ve kırılganlardı ki… Özellikle Hayalet, kendisine dokunmamıza izin dahi vermiyordu. Sürekli bizden kaçarak ablalarına sığınıyordu. Hayaletin zamana, bizim de sabra ihtiyacımız vardı. Kardeşlerden bir tanesi kangal olduğu için sahiplendirmemiz çok da zor olmadı. Metropolde yaşıyor olmanın avantajlarından bir tanesi de bu tabii. Ama diğer 2 kardeş kangal kırması oldukları için yeni aileler bulmamız pek de kolay değildi…</p>



<p><strong>Sancılı gençlik hastalığı süreci</strong></p>



<p>Farklı illerden sahiplenilen diğer yavrulardan kötü haberler gelmeye başlamıştı. Gençlik hastalığına yakalanmışlar ve tedaviye yanıt vermemişlerdi, tek tek kaybetmiştik yavruları…  Yaşama tutunmaları için verilen o kadar emek, umut, bekleyiş, çırpınış kayıpla sonuçlanınca insanın içinde hissettiği kocaman boşluğun yavaş yavaş yanardağa dönüşmesi tarif edilemez bir duygu…</p>



<p>2 kızımız için korkmaya başladık. Gözümüzü ayırmadan yedikleri, içtikleri, hal ve hareketleri hatta dışkılarına varana kadar kontrol ettik. Fark ettiğimiz anormallik üzerine hemen veterinerimize koştuk. Ne yazık ki gençlik hastalığına yakalanmışlardı. Hepimiz için uzun ve sancılı süreç başladı. Klinikte tedavi gördükleri iki hafta boyunca, tedirginliğimiz her geçen gün daha da arttı.</p>



<p>Veterinerde kaldıkları süre zarfında, önceki yaşantısı sebebiyle bize hiç yaklaşmayan, sevdirmeyen Hayalet dahi ne kadar korksa bizi çok sevmiş ve çok özlemişti… Kafesin içine uzattığım elimi yaladı ve kendini sevdirmek istedi. Hem güven vermiş olmamın sevincini hem de kaybetme ihtimalimin derin acısını kalbimde hissettirdi. </p>



<p>Nihayet karanlık günlerin sonu gelmişti, veteriner hekimlerimizin büyük emekleri ve desteği ile 2 haftanın sonunda Çaki ve Hayaleti klinikten çıkardık. kocaman bir sarılışla tekrardan hoş geldiniz dedik, Hayalet de dahil!</p>



<p>Üst üste yaşadığımız zorlu süreçlerden sonra birbirimize kenetlenmiş şekilde ailemizi genişlettik, spor kulübümüzün bahçesine 10 kedi daha geldi ve kedi köpek kardeşliğini biz de mükemmel bir şekilde deneyimledik.</p>



<p>Ancak spor kulübümüzde çıkan yangın sebebiyle maalesef yuvamızı kaybettik ve geçici olarak özel bir okulun inşaatına almak durumunda kaldık. Okul faaliyete geçince çocuklarla da çok güzel iletişim kurdular ve belli bir süre okulda kalmaya devam ettiler. Ama artık kalıcı bir yer bulmamız gerekiyordu. </p>



<p><strong>Supsanlı Olma Hikayemiz</strong></p>



<p>Görme engelli kedilerimize yaptığım annelik yöneticilerimizin de dikkatini çekti ve hayvanseverlik üzerine sohbetler etmeye başladık. O dönemde yaşadığım sıkıntıdan bahsedince Supsan’da Çaki ve Hayalet için bir yer ayırma fikri ortaya çıktı. 2020 yılında yöneticilerimizin ve çalışma arkadaşlarımın desteği ile hızlıca bir yaşam alanı yaptık ve kızlarımızı fabrikaya getirdik. Herkes tek tek onları sevmeye geldi, büyük ilgi ve alaka ile karşılaştık. Hikayemizi öğrendiklerinde daha çok yanımızda oldular ve hiçbir şeyimizi eksik etmediler. “Hayalet” müthiş zıplar, öyle ki yuvasından dahi tırmanarak çıkabiliyor. Yuvanın üstünü tellerle kapatmaktan yeni yuva yapmaya, yokluğumda veteriner hekim ile ilgilenmekten gezdirmeye varana kadar herkes tüm işin içindeydi. Üstüne bir de güvenlik ekibimize sağladıkları destekle artık kızlarım da Supsanlı olduklarını resmileştirdiler!</p>



<p>Çaki ve Hayalet’ten o kadar çok kızlarım diye bahsediyorum ki başta Genel Müdürümüz Atınç Bey olmak üzere diğer çalışma arkadaşlarım da Çaki ve Hayalet’ten kızlar diye bahsetmeye başladı. Atınç Bey, her gün ziyaret ediyor , çalışma arkadaşlarım da fırsat buldukları anda oyun oynamak ve yemek vermek için yanlarına gidiyorlar. </p>



<p>Supsan’ın kızları olarak hem annelerinin yanında olmaları hem güvenli ve korunaklı yaşam alanlarının olması hem de müthiş sevgi gördükleri bir yerde hayatlarına devam etmeleri bakışlarına ve hareketlerine o kadar çok yansıyor ki, şahit olduğumuz şey karşısında mutluluğu yaşamamak elde değil. </p>



<p>Bize bu imkânı veren Supsan ailesine çok teşekkür ederiz, iyi ki Supsan’dayız, iyi ki Supsanlıyız!</p>



<p>Sokak hayvanlarına göstereceğiniz sevgi, önem, özen ve koruma ile hayatlarını değiştirebilirsiniz.  Tek başımıza etki alanımızı genişletemeyiz belki ama birlik olup, imkanlarımızı birleştirdiğimizde birçok değişime imza atabiliriz. <strong> </strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/hayata-atilan-imza/">Hayata Atılan İmza!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalpten Yapılan Yolculuk</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/kalpten-yapilan-yolculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selcan DOĞAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 07:17:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun zamandır bir arayış halindeydim. İnsan olarak biz neyiz, neden yaşıyoruz, bir gün doğuyor ve bir gün ölüyoruz; bu aradaki sürede ne oluyor sorularına sürekli cevaplar arıyordum. Kendime sürekli kalbimi ısıtan, beni neşelendiren, enerjiyle dolduran şey nedir diye soruyordum… Tüm bu sorulara bir cevap aramak için çıktım anlatacağım yolculuğa. Hayatımın her alanında olanı daha iyi [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kalpten-yapilan-yolculuk/">Kalpten Yapılan Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzun zamandır bir arayış halindeydim. İnsan olarak biz neyiz, neden yaşıyoruz, bir gün doğuyor ve bir gün ölüyoruz; bu aradaki sürede ne oluyor sorularına sürekli cevaplar arıyordum. Kendime sürekli kalbimi ısıtan, beni neşelendiren, enerjiyle dolduran şey nedir diye soruyordum…</p>



<p>Tüm bu sorulara bir cevap aramak için çıktım anlatacağım yolculuğa. Hayatımın her alanında olanı daha iyi hale getirmek, güzelleşmek, güzelleştirmek ve biz olabilmek için çıktım… Elbette hepsinin cevabını bulduğumu söyleyemem, arayışım ve yolculuğum hala devam ediyor ve biliyorum ki var olduğum müddetçe de devam edecek. Ancak çıktığım bu yolculuk bana birçok şey öğretti, birçok soruma cevap oldu ve beraberinde hayatıma yeni sorular da getirdi. </p>



<p>Özellikle son dönemlerde yaşadığımız bu pandemi koşullarında bizlere umut verecek, içimizdeki yaşama sevincini harekete geçirecek hikayelere ihtiyacımız var. Tüm insanlığa iyi gelmek için çalışarak ve onların da bize iyi gelmesini sağlayarak bir arada olma duygusuna yeniden kavuşabiliriz. Yapma halinden olma haline geçmek yaratıcılığı da beraberinde getiriyor. Ben de bu yolculuğu bana iyi gelenin başkasına da iyi gelmesi umuduyla anlatıyorum…</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254-1024x683.png" alt="Kalpten Yapılan Yolculuk" class="wp-image-3265" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254-1024x683.png 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254-300x200.png 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254-768x512.png 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/03/1254.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Doğanın Çağrısı</strong></p>



<p>Arkadaşımın, “İda’nın eteklerinde ateş başında, su kenarında, toprak ananın kucağında şarkı söyleyip, dans edip, masallar anlatalım mı?” çağrısını kalpten kabul etmemle başladı yolculuğum. Görevlerimin ötesinde sadece doğayla ve kendimle olabileceğim bir zamana ihtiyacım vardı. Kabul ettim, koyuldum yola ve farklı tutkuları olan yirmi can kadınla bir araya geldim. </p>



<p>Sadece kendim için değil, içinde bulunduğum ekosistemi de daha canlı hale getirebilmek istiyordum ve bunun yolu da kendimle temas etmekten geçiyordu. Kalbimin sesini duymak, zihnimi terbiye edebilmekten. Tüm bu duygularla çıktığım yol beni enfes bir doğanın içinde kurulu olan Kazdağları Hızır Kampa götürdü. Bu kamp, doğayı katletmeden uyum içinde kurulmuş; ağaçların sarıp sarmaladığı ahşap kulübelerin olduğu, telefonun, internetin çekmediği bir yer. </p>



<p>Burada beş gün boyunca doğayla iç içeydim. Bedenim ve ruhum sonunda uyum içindeydi. Burada, hiçbir canlıyı reddetmediğim gibi hiçbir duygumu da reddetmiyordum. Doğanın bilgeliğine teslim oldum ve artık kendimi özgür hissediyordum. </p>



<p>Çünkü burada her canlı ahenk içinde yaşıyordu; insanlar, hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, nehir, dağlar ve rüzgar. Her şey konuşuyordu kendi dilinde. Hiçbir şey olmaya çalışmadan sadece var olmanın keyfini çıkararak.  Asfalttan, betondan, standart yaşamdan, pırıl pırıl yüksek binalardan, suni telaştan uzak ve yıldızlara yakın bu kampa ben de uyum sağladım ve adeta kalbim yeniden doğru. Artık, hayal kurabiliyordum, en son ne zaman kurduğumu hatırlamadan. Dua edip şükrediyordum bu güzelliklerin varlığına ve ona dahil olma şansına. Her şey olması gerektiği yerde, olması gereken biçimdeydi ne fazla ne eksik…</p>



<p>Görmezden gelmeye çalıştığım, üzerini kapattığım karanlık yanlarıma baktım ateşin başında, içimdeki ses cesaret dedi, elimi tuttu. Bir çemberde ruhuma masallar anlatıldı, kendi kayıp yanlarımı fark ettim, elimden tuttum, tüm kabile kendimizi aramaya çıktık el ele.</p>



<p>Bir başka çemberde yasın kapısındaydık; zorlayıcı, paslı ve nemli bir kapı. Girmek istemediğim bir kapı. Ama yasın başka bir kapısı daha varmış bilmediğim. Meğer ne çok şey varmış kendimde beğenmediğim, uygun bulmadığım, bana yakışmaz, fedakar anne kimliğime yakışmaz, insanlar ne der, beğenilmez, onaylanmaz diye benliğimin gölgelerine attığım ve kapıyı sıkıca kapattığım, yok saydığım yanlarım…</p>



<p>Yunus’un sözleriyle ‘Bir ben vardır bende, benden içeri’ diyerek kadınların birbirine desteği ile araladık o kapıyı, yaralarımızı sardık, yaralar sarılamadığında sevginin de yaşayamayacağını fark ettik… Aşk ile yasın kardeş olduklarını yaşayarak anladık. Doğanın bilgeliğinde yaşamın sürekliliğini gördüm, neşe içinde. Hava, toprak, su ve ateş her birini bedenen ve ruhen deneyimlemek kendime daha fazla şefkat göstermemi sağladı. İnsan kendini her yanıyla kabul edip şefkat gösterebildiğinde, herkese aynı anlayışı gösterebilirmiş bunu gördüm. </p>



<p>Aslında kendimizi bulmak, ruh sesimizi duymak için ne çok uzaklara gitmeye ne de çok büyük paralar harcamaya gerek var. Önemli olan tek şey kalpten gelen sesinizi dinlemeniz, kendinizi kabullenip şefkat gösterebilmeniz belki de…</p>



<p>Hastalığına deva arayan insan köyün şamanına gitmiş. Şaman sormuş : </p>



<ul><li>En son ne zaman sessizlikte oturdun?</li></ul>



<ul><li>En son ne zaman dans ettin?</li></ul>



<ul><li>En son ne zaman şarkı söyledin?</li></ul>



<ul><li>En son ne zaman bir hikaye dinledin?</li></ul>



<p></p>



<p>Aslında ruhunuzu yoran size kendinizi unutturan birçok sorunun çözümü de bunlarda, kendinizle kalmak, kendinize vakit ayırmakta…</p>



<p>Bana gelince, çok zaman geçmişti, böylesi bir aidiyet hissetmeyeli; doğaya, ağaçlara, toprağa, bedenime, ruhuma ve tüm kız kardeşlerime. Bu yolculuktan bir taraflarım ölürken, başka yerlerden canlanarak çıktım. Kısacık bir seyahatin sonunda, kalbimden o dağlara bağlanmış olarak, ağaçların yeşilini, doğanın güzelliğini ve insanların her birini içimde taşıyarak döndüm evime. Hayat, ölüm, hayat enerjisiyle.</p>



<p>“<em>Vahşi yuvaya dönmenin mucizesi ve acısı şurada yatar: Uğrayabiliriz ama kalamayız.<br>En derinlerdeki ev ne kadar güzel olursa olsun, orada sonsuza kadar kalamayız.<br>Yeni hayat enerjisiyle aşılanmış olarak dünyevi hayatlarımıza geri döneriz.</em>”</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/kalpten-yapilan-yolculuk/">Kalpten Yapılan Yolculuk</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bize Sunulan Fırsat: Gönüllülük</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/bize-sunulan-firsat-gonulluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İpek KAYA OBAKAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jan 2022 15:29:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Okyanus Gönüllüleri]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülük]]></category>
		<category><![CDATA[omurilik felçli çocuklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3220</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 senedir Borusan’da çalışıyorum ancak tüm hayatım üzerinde büyük bir etkisi olan Okyanus Gönüllüleri ile ilk tanışmam 2015 yılında Satış Operasyonları görevinde çalışırken aldığım mail ile oldu. Sadece gün içinde belli bir adım hedefini tutturarak ve çeşitli aktivitelerle bağış toplayarak omurilik felçli çocuklara maddi destek sağlayabileceğimizi anlatan bu mail harekete geçmemi sağlayan ilk adımdı. Aslında [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bize-sunulan-firsat-gonulluluk/">Bize Sunulan Fırsat: Gönüllülük</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>10 senedir Borusan’da çalışıyorum ancak tüm hayatım üzerinde büyük bir etkisi olan Okyanus Gönüllüleri ile ilk tanışmam 2015 yılında Satış Operasyonları görevinde çalışırken aldığım mail ile oldu. Sadece gün içinde belli bir adım hedefini tutturarak ve çeşitli aktivitelerle bağış toplayarak omurilik felçli çocuklara maddi destek sağlayabileceğimizi anlatan bu mail harekete geçmemi sağlayan ilk adımdı. Aslında daha önce pek çok sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmuştum ancak “gerçekten” eyleme geçen tarafta hiç olmamıştım. Tam da bu yüzden bu fikir beni gerçekten heyecanlandırdı. İnsanın kendisinden ve yakın çevresinden başka, hatta belki hiç tanımadığı birilerine dokunarak onları mutlu etmenin daha farklı, daha kutsal bir duygu olduğunu tahmin ediyordum ve şimdi bu kutsal duyguyu yaşama fırsatım vardı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="768" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/sokak-hayvanlari-barinak-projesi-1200x-900-1024x768.jpg" alt="Bize Sunulan Fırsat: Gönüllülük" class="wp-image-3229" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/sokak-hayvanlari-barinak-projesi-1200x-900-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/sokak-hayvanlari-barinak-projesi-1200x-900-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/sokak-hayvanlari-barinak-projesi-1200x-900-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/sokak-hayvanlari-barinak-projesi-1200x-900.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu mail üzerine şirket içinde benimle aynı duyguları paylaşan ve gönüllülük projeleri düzenleyen ekibi tanıma fırsatım oldu ve ben de mutlaka bu ekibin parçası olmalıyım dedim. Böylece Okyanus Gönüllülerinin bir üyesi olarak bu güzel sürece başladım. Okyanus gönüllüleri gibi platformların ayrıştırmadan kapsayıcı ve birleştirici bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Tek başımıza yaratamayacağımız etki, bir araya geldiğimizde çok güzel bir sinerji ile ortaya çıkıyor. Ayrıca bu projelerde çalışma arkadaşlarımızla iş dışında da ortak bir noktada buluşmuş oluyoruz ve oldukça keyifli vakit geçiriyoruz.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="768" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x900-1-1024x768.jpg" alt="Borusan Otomotiv Okyanus Gönüllüleri" class="wp-image-3226" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x900-1-1024x768.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x900-1-300x225.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x900-1-768x576.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x900-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Borusan Otomotiv Okyanus Gönüllüleri denince ilk akla gelen, her yıl düzenlediğimiz kütüphane projemiz ve son üç senedir benim de liderlik ettiğim Steptember projelerimizden bahsetmeden olmaz. Ülkemizin pek çok yerinde maddi ve lojistik yetersizliklerden dolayı, öğrencilerin bilgiye erişiminin kısıtlı olduğu okullar var. Her sene farklı bir şehrimizden bir okulumuzu seçerek kitap bağışında bulunuyoruz. Yıllar içerisinde bağışta bulunduğumuz okullardan aldığımız fotoğraflar, geri bildirimler bizi daha fazla ne yapabiliriz diye düşündürdü. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1-1024x683.jpg" alt="Yıllar içerisinde bağışta bulunduğumuz okullardan aldığımız fotoğraflar" class="wp-image-3225" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bazı okullarda, öğrencilerin gönderdiğimiz kitapları bile sessizce okuyacakları, kitap araştırmasında bulunacakları bir kütüphaneleri yoktu. İşte bu sebeple son iki senedir rotamızı tam da böyle okullara yönelttik. Kütüphane ile birlikte öğrencilerin sosyalleşebilecekleri, arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirebilecekleri, oyunlar oynayabilecekleri alanlar yarattık. Öğrenciler ile el ele verip kütüphaneyi yerleştirirken zaman zaman hüzünlendik ama yüzlerindeki mutluluğu gördükçe onlarla birlikte mutlu olduk. O küçük çocukların gözlerimizin içine bakarak bizi çok beklediklerini söylediklerinde ne kadar doğru bir şey yaptığımızı ve çok önemli bir şeyin parçası olduğumuzu bir kez daha anladık. Elbette biz ekip olarak belki daha ön planda ve görünürdük ama arkamızda, bizi her projemizde destekleyen çalışma arkadaşlarımız olmasa bunu başaramazdık. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Gönüllülük aslında bize verilmiş olan bir fırsattır. Çünkü biz birilerinin hayatına dokundukça bizim de hayatımız güzelleşiyor. İhtiyacı olan bir insanın yanında olabilmek daha önce hiç hissetmediğiniz kutsal bir duyguyu tatmanızı sağlıyor.”</p></blockquote>



<p>Steptember ise her yıl eylül ayında Okyanus Gönüllüleri olarak katıldığımız artık gelenekselleşmiş diyebileceğim bir diğer projemiz. Son üç yıldır bu projenin en başından sonuna kadar tüm sürecine dahil oluyorum. Ekiplerimiz tatlı bir rekabet içinde, yaratıcılıklarını ve yeteneklerini de ön plana çıkararak ortak bir amaca birlikte yürüdü. Her yıl daha çok bağışı nasıl toplarız diye düşündük ve bunun sonucunda çok fikirler çıkardık. Örneğin bir sene bir arkadaşımız dans dersleri vererek en çok bağış toplayan ekip finalini göğüslemişti, bir başka yıl çalışma arkadaşlarımızdan bir ekip konser vererek hem bağış toplamış hem de bizlere keyifli bir zaman yaşatmıştı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="683" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1024x683.jpg" alt="Borusan Otomotiv Grubu Okyanus Kütüphanesi" class="wp-image-3224" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-1024x683.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-300x200.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1-768x512.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2022/01/borusanturuncu-ipek-obakan-bize-sunulan-firsat-gonulluluk-1200x800-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Okyanus gönüllüleri bunlarla da sınırlı değil. Planlı projelerimizin yanı sıra gündemin gerektirdiği durumlarda da harekete geçmemiz gerekiyor. Örneğin; dünyaca yaşadığımız pandemi sürecinde hastanelere maske ve ülkemizde yaşanan orman yangınlarında bölgeye içme suyu tedariki sağlayarak da varlığımızı gösterdik, ihtiyacı olanların yanında olduk. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ile yapılan iş birlikleri ile eğitimden kültür-sanata, çevre ve sağlıktan insan haklarına kadar farklı alanlarda projeler hayata geçirdik.</p>



<p>Sonuç olarak, gönüllülük aslında bize verilmiş olan bir fırsattır. Çünkü biz birilerinin hayatına dokundukça bizim de hayatımız güzelleşiyor. İhtiyacı olan bir insanın yanında olabilmek daha önce hiç hissetmediğiniz kutsal bir duyguyu tatmanızı sağlıyor. Kendi adıma şirketimin bana sunduğu bu fırsat için teşekkür ediyorum ve bu yazı ile ulaştığım herkesin daha aktif olarak çalışmalarımızın içinde yer almasını diliyorum. Hep birlikte bir kişinin daha hayatını değiştirebiliriz!</p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/bize-sunulan-firsat-gonulluluk/">Bize Sunulan Fırsat: Gönüllülük</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Supsan&#8217;ın Patili Çocukları</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/supsanin-patili-cocuklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Bayram]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Oct 2021 07:35:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[EFODER]]></category>
		<category><![CDATA[engelli hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[engelli kedier]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Supsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=3188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her insanın dünyaya gelişinin bir sebebi olduğuna inanırım. Belki bu sebebi çoktan bulduk belki de farkında bile değiliz ama yaptığımız her hareket evrende bir yerlere ulaşıyor ve sonra bizlere geri dönüyor. Ve farkında olunarak gerçekleşen her eylemin kalpte bıraktığı derin bir iz var bence. Benim kalbimde ise bir sürü pati izi var… Çocukluğumdan bu zamana [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/supsanin-patili-cocuklari/">Supsan&#8217;ın Patili Çocukları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her insanın dünyaya gelişinin bir sebebi olduğuna inanırım. Belki bu sebebi çoktan bulduk belki de farkında bile değiliz ama yaptığımız her hareket evrende bir yerlere ulaşıyor ve sonra bizlere geri dönüyor. Ve farkında olunarak gerçekleşen her eylemin kalpte bıraktığı derin bir iz var bence. Benim kalbimde ise bir sürü pati izi var…</p>



<p>Çocukluğumdan bu zamana kadar; her hayvana sarılmak, yaralarını sarmak, onlara sıcak bir kucak olmak içimde gün geçtikçe büyüyen güçlü bir duygu olmuştur. Kedi, köpek, ördek, kuzu, kaplumbağa, muhabbet kuşu, güvercin, balık… Hayatıma dokunmuş, hatıra köşemde kalbimi şenlendiren nice evladı sığdırdım 26 yıllık yaşantıma.</p>



<p>Senelerce birçok hasta hayvanı iyileştirerek hayata dönüşlerine şahit oldum ama çalıştığım şirket olan Supsan ile çok daha farklı bir duygu deneyimledim. Çünkü, 2019 yılında Borusan Okyanus Gönüllüleri olarak EFODER ortaklığı ile yolumuz görme engelli çocuklarımız ile kesişti. Birçok küçük dostumuzu iyileştirmeye, rehabilite etmeye, yuva bulmaya çalışan insanlar ile bir araya geldik ve Supsan olarak görme engelli kedileri sahiplemeye karar verdik. İyi ki de vermişiz bu kararı… </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="536" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-borusan-turuncublog-1024x536.jpg" alt="Supsan'ın Patili Çocukları" class="wp-image-3192" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-borusan-turuncublog-1024x536.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-borusan-turuncublog-300x157.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-borusan-turuncublog-768x402.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-borusan-turuncublog.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Turuncu Blog’da yayınlanan “<a href="https://borusanturuncu.com/supsanin-patileri/">Supsan’ın Patileri</a>” videomuzda kedilerimiz ile tanışma hikayemizi ve sonrasında kurduğumuz güçlü bağı anlatmıştık. Şimdi ben bu canların benim hayatımı nasıl değiştirdiğini anlatmak istedim…</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Ne mutlu ki aynı hassasiyeti gösteren Genel Müdürümüz, yöneticilerimiz ve çalışma arkadaşlarımızın sayesinde Supsan’ın Patileri hiçbir şeyden eksik kalmadı, kocaman bir aile artık onların yanındaydı…</p></blockquote>



<p><strong>“Onların Bana Değil Benim Onlara İhtiyacım Var”</strong></p>



<p>Görme engelli kedilerimiz ile karşılaştığım daha ilk anda içimde kopan fırtınanın şiddetine kapıldım. Evet, bu sefer çok farklıydı. Bu sefer onları iyileştiremeyecektim… Bu, hikâyenin en gerçek ve bir o kadar da acı veren tarafıydı. Hayatım küçük dostlarımıza en konforlu ve güvenli alanı sunmakla geçmişti ama şimdi daha fazlasını yapmam gerekliydi. İçimde yaşadığım üzüntüyü bir kenara bırakmam, bu zamana kadar ne yaptıysam daha fazlasını yapmaya odaklanmalıydım. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="536" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-2-borusan-turuncublog-1024x536.jpg" alt="Supsan'ın Patili Çocukları" class="wp-image-3190" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-2-borusan-turuncublog-1024x536.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-2-borusan-turuncublog-300x157.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-2-borusan-turuncublog-768x402.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-2-borusan-turuncublog.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hikayelerini bilmiyordum ama az çok tahmin edebiliyordum. Vücut dirençlerinin evdeki çocuklarımınki gibi olmadığının da farkındaydım. Her zaman daha sağlıklı bakım, daha çok ilgi, daha çok sevgi ve daha çok gözlem gerekiyordu. Bu süreç beni korkutmadı, en iyisini yapabileceğimi biliyordum ama yalnız yapamayacağım da gün gibi ortadaydı. Manevi kadar maddi anlamda da eksik kalmamaları gerekiyordu çünkü ve benim bunu tek başıma yapmam hiç de kolay değildi. Ne mutlu ki aynı hassasiyeti gösteren Genel Müdürümüz, yöneticilerimiz ve çalışma arkadaşlarımızın sayesinde Supsan’ın Patileri hiçbir şeyden eksik kalmadı, kocaman bir aile artık onların yanındaydı…</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" width="1024" height="536" src="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-4-borusan-turuncublog-1024x536.jpg" alt="Supsan'ın Patili Çocukları" class="wp-image-3191" srcset="https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-4-borusan-turuncublog-1024x536.jpg 1024w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-4-borusan-turuncublog-300x157.jpg 300w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-4-borusan-turuncublog-768x402.jpg 768w, https://borusanturuncu.com/wp-content/uploads/2021/10/supsan-patili-cocuklari-1200x628-4-borusan-turuncublog.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Görmeden güvenen, ayak sesimi tanıyıp hareketlenen, sesimi duyduğu anda o kapkaranlık dünyasının aydınlandığına şahit olduğum evlatlarım ile geçirdiğim her anın tarifini yapmak oldukça güç ama yaşamak müthiş bir deneyim. Bir hayvana annelik yapmayan birisi için anlaması zor olsa da bu müthiş deneyim belki de bana anneliği öğretti. Hasta oldukları zamanki endişem, iyileşme süreçlerindeki uzun bekleyişlerim… Bu hissettiğim annelik değil miydi? Ben artık, sorumluluğuna ve çocuklarına sıkı sıkıya bağlı, resmi tatil, yıllık izin, hafta sonu tatili dinlemeden soluğu çocuklarının yanında alan genç bir anneydim.</p>



<p>Bugün yaşadığım tüm bu deneyimin sonunda söylemeliyim ki artık karşılıksız ve nedensiz, görmeden beni seven Depres, Şans, Mırmır Kız, Diablo, Kaptan ve Biricik’in bana değil, benim onlara ihtiyacım var… </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Yaptıklarımız dünyayı değiştirmez belki ama dünyamızı değiştirir. Ve birlik olarak değiştirdiğimiz dünyalarımız, dünyayı kökünden değiştirir!</p></blockquote>



<p><strong>“Hayvanlara Olan Borcumuzu Ödeme Zamanı”</strong></p>



<p>Supsan olarak engelli çocuklarımıza sahip çıkarken dışarıyı da unutmadık elbette. Çünkü biz insanlar, çocuklarımızın geleceğinden, hayvanların yaşam alanlarından ve dünyadan alabileceğimiz ne varsa arkamızda dahi bakmadan almıştık. Ülkemizde yaşanana yangınlar da gösterdi ki kendimiz, çocuklarımız, yaşam alanını paylaştığımız hayvanlar için durup düşünme vakti geçmiş, eyleme geçme vakti gelmişti…</p>



<p>Yangınlarda hayatını kaybeden, yaralanan birçok hayvan oldu. Bizler elimizden geldiğince yardıma koşsak artık daha büyük adımlar atmanın, dünyaya, çocuklara ve hayvanlara biriken borcumuzu ödemenin tam zamanı olduğunu da görmüş olduk! Yaptıklarımız dünyayı değiştirmez belki ama dünyamızı değiştirir. Ve birlik olarak değiştirdiğimiz dünyalarımız, dünyayı kökünden değiştirir! </p>



<p> </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/supsanin-patili-cocuklari/">Supsan&#8217;ın Patili Çocukları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memleketimizden Bursiyer Hikayeleri</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/memleketimizden-bursiyer-hikayeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 07:45:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen öyle karşılaşmalar yaşanır ki, içinizde tutamazsınız, etrafınızdakilere anlatmak, paylaşmak da yetmez. Daha çok kişiye ulaşmak istersiniz. İşte o zaman sesinizi duyurabileceğiniz mecralarda yazmak gerekir. Ama o noktada bir düşünce tutar… Nasıl yazacaksın? İçindeki heyecanı aktarabilecek misin? Cümleler düşük mü olur? İmla kuralları derken, bir durursun; sonra başlarsın yazmaya. Kervan yolda düzülür. Borusan Kocabıyık Vakfı [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/memleketimizden-bursiyer-hikayeleri/">Memleketimizden Bursiyer Hikayeleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazen öyle karşılaşmalar yaşanır ki, içinizde tutamazsınız, etrafınızdakilere anlatmak, paylaşmak da yetmez. Daha çok kişiye ulaşmak istersiniz. İşte o zaman sesinizi duyurabileceğiniz mecralarda yazmak gerekir. Ama o noktada bir düşünce tutar… Nasıl yazacaksın? İçindeki heyecanı aktarabilecek misin? Cümleler düşük mü olur? İmla kuralları derken, bir durursun; sonra başlarsın yazmaya. Kervan yolda düzülür.</p>



<p>Borusan Kocabıyık Vakfı bu yıla kadar yeni bursiyerlerini, üniversitelerin burs ofislerinin belirlediği ihtiyaç sahibi öğrencileri arasından seçiyordu. Böyle olunca da aday havuzunu görme, kendi içinde değerlendirme imkânımız olmuyor, birebir görüşme fırsatlarımız da seçim sonrasında çok kısıtlı kalıyordu. İstanbul’daki öğrencilere kısmen ulaşsak dahi, Ankara, Gemlik, Afyon’dakiler kapsam dışı kalıyordu.</p>



<p>Bu yıl pandemi sürecindeki gelişmeleri de değerlendirerek Vakıf Genel Sekreteri Canan Ercan Çelik’in öncülüğünde, eğitim alanındaki yöneticimiz Ayşen Zülfikar’ın katkısıyla burs sürecini dijital bir platforma taşımaya ve başvuruları da doğrudan almaya karar verdik. Bu alanda Türkiye’nin en gelişmiş platformu olan E-bursum ile iş birliği yaparak bu hedefi hayata geçirdik.</p>



<p>Bursiyer seçimleri, Vakıf Senedimizde tanımlı olan üniversitelerdeki belirli bölümleri kazanan ya da halen okumakta olan ihtiyaç sahibi öğrenciler arasından yapılacak; kendi içlerindeki sıralama, en başarılı ve en çok ihtiyaç sahibi kıstaslarına göre yukardan aşağıya doğru devam edecekti. Bu şekilde kurgulayarak yeni süreci heyecanla başlattık. Daha sistemi test ettiğimiz ilk günde 300 öğrenci başvurmuştu.</p>



<p><strong>GELECEĞE UMUTLA BAKAN GÖZLER</strong></p>



<p>İlk sırada Ayşe vardı. Hemen açıp formu okumaya başladık. Ayşe, Urfa İmam Hatip Lisesi mezunu ve üniversite sınavında 548. olarak Boğaziçi Üniversitesi elektronik mühendisliğini kazanmıştı. Çok şaşırmıştım. Sonra ihtiyaca baktım. Anne baba işsiz. Baba %90 engelli, 5 ve üzeri kardeş. İçimiz rahat etmişti, kurduğumuz sistem ve algoritmalar düzgün çalışıyordu. Daha sonraki günlerde Ayşe sıralamada 7. sıraya düştü.</p>



<p>15 günün sonunda başvuran öğrenci sayısı 3900 olmuştu. Az sayıda üniversite ve bölüm öğrencisi kapsama girebildiğinden bu sayı beklediğimizin ötesinde idi. Sıralama dahilinde mülakatlara başladık. İlk 4 bursiyer adayı üniversite sınavında ilk 1000 öğrenci arasına giren, Hatay, Antep, Tokat ve İstanbul’dan, hayatta olmayan ya da olsa da destek vermeyen babalarla, kahraman annelerin yoktan var ettiği şartlarda yetişmiş kız öğrencilerdi. Pırıl pırıl gözlerle bütün zorluklara rağmen hayata umutla bakıyorlardı. Adaylardaki bu ortak özellik, mülakatların çoğunda gözlemlediğimiz en önemli faktör oldu. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Burs mülakatlarındaen çok gözlemlediğimiz adayların pırıl pırıl gözlerle bütün zorluklara rağmen hayata umutla bakmalarıydı.</p></blockquote>



<p>Bir başka ortak husus, bugüne kadar kazandıkları üniversiteyi ve bulunduğu şehri hiç görmemiş olmalarıydı. Yaşadıkları şehrin dışına çıkıp çıkmadıklarında meçhuldü. 5. Sıraya geldiğimizde Sevda vardı. Bir alt sırada ile yine onun adresi ve aile özellikleri benzer bir isim yer alıyordu. Mükerrer olduğunu düşünüp bu görüşmeden sonra beklenmedik bir ara olacağına düşünerek mülakata başladık. Sevda, Kayseri’den; üniversite sıralamasında 514. olmuş. Anne ev hanımı, baba %60 engelli emekli memur; kardeşlerini sorduk. Bir yaş büyük ağabeyinin Boğaziçi Endüstri Mühendisliği’nde bir başka kurumdan bursla okuduğunu diğer kardeşinin, daha doğrusu ikizinin de bu yıl üniversite sıralamasında 903. olup Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandığını öğrendik.</p>



<p>Listede bir mükerrerlik yoktu, alt sıradaki de ikizi Sevda idi. Sonra sıra yine Ayşe’ye geldi. Açıkçası heyecanla bu görüşmeyi bekliyordum. Ayşe esmer, zayıf bir genç kız. Ailesi o doğmadan önce Afganistan’dan Türkiye’ye mülteci olarak gelmiş. Önce Van’da bir süre yaşamışlar, Ayşe orada doğmuş. Sonra Güney Doğu Anadolu’da daha büyük bir şehre göçmüşler. 10 Kardeşler; üçü Türkiye’nin dört bir yanında tıp, mühendislik okuyor. Diğerleri de okuyor, yardım ve burslarla geçiniyorlar. Uzaktan erişimle eğitim hepsi bir evdeyken zor mu zor geçiyor. Bu kadar yoklukta sonuca bakar mısınız? Ayşe pandemi bittiğinde ilk defa İstanbul’a gelecek.</p>



<p>Günlerce sürdü mülakatlar; adayları, ailelerini, başarı hikayelerini dinledik. Yaşadıkları imkansızlıkları gördüğümüzde zorlandık, ama sonra hedeflerini, hayallerini dinlerken gözlerindeki ışıkla, umutlarını dinlerken seslerindeki heyecanla yeniden tazelendik. Hemen hepsinde yurtdışına gitme hayalinin olmasına şaşırmadık ama biraz içimiz buruldu. Gelecekten yana ümitli oldukları kadar kaygılı olduklarını da duyduk. Cevaplarını aradıkları sorular sordular: İş bulabilecekler mi, liyakat düzeni kurulabilecek mi, ekonomik şartlar iyileşecek mi? Hepimiz adına daha da büyük sorumluluk hissettik.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Hemen hepsinde yurtdışına gitme hayalinin olmasına şaşırmadık ama biraz içimiz buruldu.</p></blockquote>



<p>Kendilerine örnek aldıkları birileri olup olmadığını sorduk. Babasız olanların hemen hemen tamamı annelerini kahraman olarak görüyor. Doğrusu ben de…Yollarının kesiştiği bir öğretmenin ya da yakın çevrelerinde okuyup ışıldayan birisinin nasıl bir çekim etkisi yarattığını gözlemledik. Ama bir tanesi vardı ki, ona ilham veren kişiyi sorduğumuzda kollarını açarak “tabii ki Atatürk” diye öyle bir bağırdı ki bizi bizden aldı.</p>



<p>Bir de yazmadan geçemeyeceğim bir kızımız daha vardı.  Çorum’da okuyabileceği en iyi okul olan Çorum Fen Lisesini 3. sınıfta bütün ailesine karşısına alarak bırakıyor. Çünkü orada okurken istediği başarıya ulaşamayacağını düşünüyor ve son sene açık öğretim lisesine geçiyor; üniversite sıralamasında 448. olarak Boğaziçi işletmeye giriyor. Hayali ne? Bu ülkenin cumhurbaşkanı olmak !!! İçimden güçlü bir “Oh ya, olsun tabii” çektim.</p>



<p>Bu sene Borusan Asım Kocabıyık Meslek Teknik Lisesi birincisi olan öğrencimizin ODTÜ Mühendislik bölümlerinden birisini kazanmış olması da hepimizi mutlu etti doğrusu,  gurur duyduk. Daha onlarca gencin sizlerle paylaşabileceğim hikayesi ve onca yokluk, yoksunluk içinde eriştikleri başarı öyküleri var.</p>



<p>Ve ne mutlu ki, bu pırıl pırıl gençleri destekleyen, “Benim bu ülkeye borcum var.” diyen değerli büyüğümüz Asım Kocabıyık’ın kurduğu Vakfımız gibi birçok vakıf ve iyilik sever insanlar var.Onlar var oldukça umutlarımız yeşermeye devam edecek.</p>



<p>İyiliğin ve umudun ne kadar bulaşıcı olduğunu, çoğaldıkça katmerlenerek büyüdüğünü ve ne kadar güçlendiğini bir kez daha gördüm.</p>



<p>Tanıdık geldi mi?</p>



<p><em><strong>*KVKK nedeniyle isimler ve şehirler değiştirilmiştir.</strong></em><strong> </strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/memleketimizden-bursiyer-hikayeleri/">Memleketimizden Bursiyer Hikayeleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Steptember’a Davet, Özgürlüğe Destek</title>
		<link>https://borusanturuncu.com/steptembera-davet-ozgurluge-destek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğba Erbilen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2020 14:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BorusanX]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Cerebral Palsy]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://borusanturuncu.com/?p=2386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandeminin hepimize en iyi hatırlattığı şeylerden biri “özgürlük” oldu. Özgürce ve rahatça gezmek, dolaşmak, arkadaşlarımızla buluşmak, alışveriş yapmak, sağlık ihtiyaçlarımızı karşılamak, sinemaya ya da eğlenmeye gitmek, okulda-kursta öğrenmek, yolculuk yapmak… Hepsini ne kadar çok özledik ve bizim için ne kadar da değerli olduğunu fark ettik. Peki, özgürlüğünüzün daha da yakından kısıtlandığını hayal edebiliyor musunuz? Hiç [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/steptembera-davet-ozgurluge-destek/">Steptember’a Davet, Özgürlüğe Destek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Pandeminin hepimize en iyi hatırlattığı şeylerden biri “özgürlük” oldu. Özgürce ve rahatça gezmek, dolaşmak, arkadaşlarımızla buluşmak, alışveriş yapmak, sağlık ihtiyaçlarımızı karşılamak, sinemaya ya da eğlenmeye gitmek, okulda-kursta öğrenmek, yolculuk yapmak… Hepsini ne kadar çok özledik ve bizim için ne kadar da değerli olduğunu fark ettik.</p>



<p>Peki, özgürlüğünüzün daha da yakından kısıtlandığını hayal edebiliyor musunuz? Hiç düşündünüz mü mesela evinizin içinde de yüzde yüz özgür olamasaydınız ne olurdu? Despot bir babanız olsaydı mesela, her işinize burnunu soksaydı? Ya da aile içinde şiddete maruz kalsaydınz? Hatta belki de kaldınız ve bu satırları en iyi anlayanlardan biri sizsiniz.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Pandemi bize özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı.</p></blockquote>



<p>Veya bir kazaya uğradığınız, hastalığa yakalandığınız, gerekli tedavilere ulaşamadığınız, gerekli teçhizatlar size sağlanamadığı için vücudunuzun özgürlüğü kısıtlanmış olsaydı? Kahve yapmak, üzerinizi değiştirmek veya duşa girmek için birilerinin yardımına ihtiyacınız olsaydı?</p>



<p>Kontrolü kendinde olmayan bir şeyin içinde yaşamaktır engelli olmak. Ve kılıf, kap, vücut değiştirmeniz mümkün değildir. Aynı pandemide mekan değiştiremediğimiz gibi, ama onun çok daha uzun süreninden. Aldığınız destekler ve çabalarınızla, özgürlük kısıtlarını yavaş yavaş genişletebilirsiniz. Bunun için kaya gibi sağlam bir iradeniz ve her düştüğünüzde geri kalkacak içsel motivasyonunuz olmalıdır.</p>



<p>Ben bunları bir Cerebral Palsy’li olarak bizim açımızdan yazdım ama diğer engel gruplarının tamamımda da durum aynı kapılara çıkıyor aslında. Engelliler bedensel kısıtlılıklarının yanında toplumun koyduğu özgürlük kısıtlayıcılarla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Erişilebilir olmayan mimari yapılar, sınıfta dışlanan, okuldan atılmaya kalkılan engelli çocuklar, engelli olmayanın tercih edildiği çalışan adayları vs. vs. Hepsi engellilerin özgürlüklerini kısıtlıyor. Okuma, çalışma, eğlenme, hayata karışma özgürlüklerini…</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Engelliler bedensel kısıtların yanı sıra, toplumun koyduğu özgürlük kısıtlarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.</p></blockquote>



<p>Özgürlüğün kıymetini çok daha iyi anladığımız şu günlerde gelin hep birlikte STEPtember Projesi’ne katılalım. En azından Cerebral Palsy’li çocukların kendi özgürlük alanlarını genişletebilmeleri için yeni fırsatlar oluşturalım.</p>



<p><strong>STEPTEMBER SENİ BEKLİYOR</strong></p>



<p>Steptember, 2011 yılından beri 5 ülkede Eylül ayında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen uluslararası bir gönüllülük projesi. Amacımız 1-30 Eylül tarihleri arasında günde 10.000 adım atarak bireysel sağlığımızı korumaya ve yapacağımız bağış çağrıları ve düzenleyeceğimiz bağış aktiviteleriyle Cerebral Palsy’li çocukların yaşam boyu ihtiyaç duydukları özel eğitim, hidroterapi ve fizyoterapi masraflarına destek olmak.</p>



<p>Cerebral Palsy, Türkçe’de serebral palsi olarak anılır ve beyin felci anlamına gelir. Halk dilinde spastik kelimesinin kullanıldığını da duymuşsunuzdur. Doğum öncesi ile 3 yaş arasında herhangi bir nedenle beynin ya da beyinciğin zarar görmesi sonucu oluşur. Çocukluk döneminde görülen en yaygın görülen fiziksel engellilik durumudur. Hamilelikte kullanılan ilaçlar, kan uyuşmazlığı, düşmek, erken doğum, kordon dolanması, trafik kazası, havale geçirmek, bebeğin kafasına alabileceği bir darbe, bir şey yutmak sonucu nefessiz kalmak gibi çok çeşitli sebeplerle meydana gelebiliyor.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-style-large"><p>Cerebral Palsy, çocukluk döneminde en yaygın görülen engellililik durumudur</p></blockquote>



<p>Bu olaylar sonucunda beyinde zarar gören hücreler; kasların olması gerektiği gibi kasılıp gevşeme işlevini yerine getiremiyor, fiziksel dengeyi sağlayamaz oluyor. Bu durum yürüme, zıplama, tutma, kaldırma, yemek yeme, konuşma gibi günlük hayatta yaptığımız hareketlerde kısıtlılık meydana getiriyor. Konuşma zorluğu yaşamaları CP’lilerin zihinsel engelli zannedilmelerine sebep oluyor; oysa ki konuşmayı sağlayan organlarımız da bir kas bütünü…</p>



<p>Borusan olarak bu yıl 6.kez Steptember’a katılıyoruz. 5 yılda toplamda 336.253 TL Bağış topladık. Geçen yıl ülke çapında en çok bağış toplayan 3. kurum olduk. Topladığımız bağışlarla Cerebral Palsy’li çocukların alacakları fizik tedavi, rehabilitasyon ve özel eğitim desteği ile özgürlüklerine destek olduk. Bu yıl da projede yeni başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum.</p>



<p>Bana gelecek olursak; son 2,5 yıldır Dünya Cerebral Palsy Günü Türkiye Temsilcisi’yim. Pandemiden önce okullara, üniversitelere, kamu ve özel kurumlara gidip Cerebral Palsy’nin ne olduğunu anlatıyor, bilinirliğinin artması için çeşitli çalışmalar yapıyordum. Hatta TEDxReset’te bile anlattım. Pandemi sürecinde ise Instagram canlı yayınlarıyla devam ediyoruz. (Laf aramızda kalsın, pandemide en çok sahneyi özledim.)</p>



<iframe loading="lazy" width="700" height="450" src="https://www.youtube.com/embed/CTD58JMEExo" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p>Tüm Borusanlıları takım kurarak, sosyal medya paylaşımlarıyla ya da bağış toplama aktiviteleri ile yapacakları ve toplayacakları bağışlarla projemize destek vermeye bekliyor, Borusan olarak Steptember’da ipi göğüslemeyi hedefliyoruz!<strong> </strong></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com/steptembera-davet-ozgurluge-destek/">Steptember’a Davet, Özgürlüğe Destek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://borusanturuncu.com">Borusan Turuncu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
